Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Cahiliye devrinde Allah'ın izleri (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3448)

dilaver 21-01-2007 10:03

Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Eski Arap şiirinden bazı örnekler verecegim burada. Bu örnekler İslam öncesinde Allah inancının çok yaygın oldugunu göstermekte. Arapların islamiyete kadar olan edebi uygulamalarının agırlıgını şiir temsil ettigi için Kur'an da eski şiir dilinde yazıldıgı için çarpıcı olabileceklerini düşünüyorum. Bu şiirlerdeki And olsun hitabının Kur'an da sıkça geçtigini ve aşşagıdaki şiirlerle karşılaştırılınca bunun bir Arap şiir tarzı olabilecegini ve Allah'ın kelamından ya da hitabından çok bir şiir süslemesi olabilecegini düşünmemek için bir sebep görmüyorum.
İlk Örnek Yedi Askı şairlerinden Züheyr'den ( öl 608 ). Kabe ile ilgili :

* * * *Andolsun çevresinde dolaşılan eve
* * * *Kureyş ve Cürhüm erlerinin yaptıgı * * * * * * *İsmet Zeki Eyüpoglu- Yedi Askı sf 57

* gene aynı şairin takip eden mısralarında, Ad kavminin Kur'ana özgü olmadıgını görüyoruz :

* * * *Ugursuz ogullar verir size
* * * *Emzirir, büyütür Ad oymagında oldugu gibi * * * * * * *age *sf *58

* Takip eden mısralar el-Bekri'nin Cahiliye Arapları adlı eserinden

* El-Tezidiyye denilen Arap kabilesi ne Türkler baskın düzenliyorlar. Arapları esir ediyorlar. Amrb.Malik b.Züheyr'in sözleri şöyle :

* * * * Allah'a and olsun ki ogece
* * * * Uzagımızdaki kınalılar sebebiyle hiç uyumadık. * * *sf *43

* Bu grubun başkanı olan Malik b.Züheyr Hire'yi yerleşim yeri yapar. Sabür el-Ekber onlara saldırır. Saburla savaşırlar. Parolaları ya le Ibadellah idi. * * * * sf *44

* * * *Gene bir kabile savaşında Amr b. Ma'dikerih Cerm'in Zübeyd'in yanından kaçışını şu şekilde dile getirir :

* * * * * *Allah *Cerm'i zayıflattı
* * * * * *Güneşin her doguşunda köpekler hırlar ve bitkiler büyür * * * *sf *62

* * * *Vabera b. Tağlib b. Hulvan b. Imran b. el-haf b. Kudaa çok şiddetli bir hastalıga tutuldu. Semaya ellerini kaldırarak " ey Allahım . Bizi Nehd'e üstün kıl. Ogullarımı Nehd'in ogullarına hakim kıl" dedi. * * * * * *sf * 71

* * * *Amr b. el-Husarim Has'amlıları Serat'tan kovuşlarını zikrederek şöyle der :

* * * * * *Onlar sürekli zenginlere yalvarırlar
* * * * * *Allah'a and olsun ki biz şedit insanlarız.
* * * * * *Sevgili... Kasr kabilesinden cesur bir kadın * * * * *sf *83

* * * *Onlar, bir gece karanlıgında dagın başında birinin "Ey insanlar. Yüksekteki Mudar topraklarına göç edin. Fesad sardı her tarafınızı. Sindad topraklarını boşaltın. Tıhame'de Ma'addan kimse yok. Allah onlara Nu'ha denilen bir hastalık verdi. " dedigini söylüyorlardı.Bir günde onlardan yüz-ikiyüa kişi birden ölüyordu. İçlerinden salih birisi " Ey İyadlılar. Allah kardeşlerinizine isyanınızdan dolayı gördügünüz bu işleri başınıza sardı. Bu topraklardan uzaklaşın. Bu daha önce size emredilmişti. Allah size azab etmesin " dedi. * * * sf *92

* * * * Lakit bir kaside yazıyor ve kasidesinde şu sözler geçiyor :

* * * * * * Görüş sahibi olan iyi işiten ve düşünen bunu anlar
* * * * * * Kılıçlarınızı kuşanın ve işinizi Allah'a havale edin * * * * *sf 98

* * * *Kassiy, taif'le övünerek onun faziletlerini şöyle sıralıyor :

* * * * * * *Sanki Allah bize hiç ihsanda bulunmamış
* * * * * * *Yeryüzü nimetlerini parça parça veriyor
* * * * * * *Anladık ki, avuçlarımızın içindeki nasibimiz
* * * * * * *Vecc'e dogru meyleden topraklardadır * * * * * * * * *sf * 102


* * * * Bu anlatımlar bana pek yabancı gelmiyor, siz ne dersiniz.


* * * * *saygılarımla

hiramusta 21-01-2007 13:20

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Bu anlatımlar bana da yabancı gelmiyor Dilaver.

Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; "Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı" derler. Zuhruf *9 *
Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette "Allah" derler. O halde nasıl (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar? Zuhruf *87 *
Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, elbette "Allah'tır" derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanırlar. Zümer *38 *
Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah..." derler. De ki: (Öyleyse) övgü de yalnız Allah'a mahsustur, ama onların çoğu bilmezler. Lokman *25

Cemal 21-01-2007 13:39

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
hİram abim*wallaçok güzel açıklama yapmışın.Neden dersen? bu yukardaki Dilaver amcanın açıklamaları benim aklımı burkmuştu.Eskidende böle konular arada geçiyodu.Benim aklımdada sorum oluyodu.
Demeki arapLar*eskidende- ALLAHa inanıyolardı.Yanı Kuran*ilk defa ALLAH adını ben sölüyom*demiyo.
Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette "Allah" derler. O halde nasıl çeviriliyorlar? Zuhruf *87
şindi bu ayette *hem Allaha inandıkları*Allahı kabul ettikleri annaşılıyo* hemde*Allahtan vazgeçtiklerimi? söleniyo.Bunun manasına açıklarmısın*?
Burda belirtilen hemALLAHa inanmak*hem *Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, nası oluyo.

cml.

hiramusta 21-01-2007 14:05

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Sevgili Cemalim,tabiki Peygamberden öncede oradaki insanlar Allah'a inanıyordu.Ama onlar inançlarına şirk bulaştırmışlardı.Şirk ortaklık demektir (şirket şirkten türemiştir) Allah'a atfedersen,Allah'a ortak koşmak manasına gelir.Allah'a ortak koşanlara da müşrik denir.Allah'a tapmak veya O'na kulluk etmek demek,dini yalnızca Allah'a has kılarak yani Allah ile aramızdaki bütün şefaatçileri (aracıları) ortadan kaldırarak direk O'na bağlanmak demektir.Şirk inançlarında ise Allah'a direk kulluk yapamayacağımız,O'na bağlanmak için arada mutlaka aracıların (bu aracılar birtakım semboller olabileceği gibi insanların atadığı Allah'ın sevgili kulu diye adlandırılan şahıslar da olabilir) olması gerektiği ve Allah'ı razı etmek için bu putların razı edilmesi gerektiği anlayışı vardır.İşte Allah'a bu anlayışla tapan kimseler,yalnız Allah'a tapmayı bırakıp,Allah'tan yüzçeviren kimselerdir.Allah yalnızca kendisine kulluk edilmesini istemektedir.Zira Allah'a şirk koşturanlar sömürerek zulmederler,şirk koşanlar da sömürülerek zulme uğrarlar.

simonuniti 21-01-2007 14:45

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Hiramusta,

Alıntı:

tabiki Peygamberden öncede oradaki insanlar Allah'a inanıyordu.Ama onlar inançlarına şirk bulaştırmışlardı
Ama kendilerine daha once kitap verilmeyen,uyarici gonderilmeyen topluluk degil miydi araplar?Allah inancini nerden ogrenecekler,soyler misin?

Siirlerde direk olarak Allah kastediliyor....

21-01-2007 14:47

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 

Sevgili hiramusta ;
Kabe'yi yükseltenlerin kim olduğu konusundaki verilere ve Kur'andaki "Babanız İbrahim'in milletine" "Babanız İbrahim'in dinine" "Kim İbrahim'in dininden yüz çevirebilir" sözlerine dikkat edildiğinde o yörede bırakılan dini miras'ın kimden geldiği anlaşılmaz mı ?
Psikolojinin önemli konularından birisi zemin şekil ilişkisidir.Bu olayın dinsel yansıması ise "Eski dostun yeni kılıkta tanınması" olarak telakki edilir.
Gelişmiş iletişim araç ve gereçlerinin bulunmadığı bir dönemde "O ehli kitap seni kendi özçocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar" ifadesi ise;
Çağrı filminde habeş kralının,Mekke'den kaçan Müslümanların kendisinden "Bunlar bizim kaçan kölelerimizdir" denilerek geri istendiğinde,Müslümanların okudukları Kur'an ayetlerine karşı,elindeki asası ile yere çizdiği bir çizgiyi göstererek "Bu insanların anlattıkları ile bizim bildiklerimiz arasında işte şu incecik çizgi kadar fark vardır" demesi ile anlatılamazsa aklın,mantığın.insafın neresine sığar.
Tabi ki sevgili dilaver'in sorduğu soru bu minvalde kimseye yabancı gelmeyecektir bundan daha doğal ne olabilir ki ?
Seninde vurguladığın gibi "Hiramusta'nın yazıları(yazılarındaki bakış,duruş,anlayış)bizi bağlamaz "diyenler bu başlıktaki özü iyi düşünüp taşınıp gerçekten Allah'a inanıp inanmadıklarını bir kez daha check ederlerse "Ondan başka veli olmadığını" anlayabilecekleri umud edilir.

Sevgilerimle hoş ve esen kalınız.

dilaver 21-01-2007 15:05

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Burada benim işaret etmek istedigim iki nokta var.

* * * Birincisi İslamiyet'in yeni bir şey olmadıgı ve yeni bir şey getirmedigi. En temel olan Allah inancının bile zaten bilindigi ve inanıldıgı. Sadece devletin teşkil edilmesi için gereken düzenleme ve bir nevi anayasa oldugu.

* * * İkincisi ve oldukça önemlisi, bu And Olsun meselesidir. Şiir dili olarak bu ibarenin bir tür deyim ya da bir şiirsel biçim oldugu anlaşılıyor. İslamiyet öncesi de yaygın olarak kullanılıyor.

* * * Kur'anın dilinin şiir dili oldugunu biliyoruz. Bu yüzden de bir tek ayetinin bile yapılamıyacagı iddia edilmiş. Yukarıdaki şiirleri Hiram Usta'nın ayet alıntıları ile *karşılaştırtıgımızda ayetin yapılmış olabilecegi *ortaya çıkabiliyor.

* * * *Bunu da bir kenara bırakırsak, And olsun ibarelerini, Kur'ana kim koymuştur. Bizzat Allah yaygın bir Arap şiir kullanımını Araplardan kopye ederek Kur'ana mı almıştır. Yoksa Kur'an yazıcıları bu yeni ögretinin etkinligini arttırmasını saglamak için Arap şiirinin geleneksel biçimine yer mi vermişlerdir.

* * * * Kur'anda defalarca geçen ve bizim tarafımızdan sıklıkla Tanrı ant içer mi diye eleştirilen bu önemli ibarelerin de Allah yapısı degil kul yapısı oldugu ortaya çıkıyor. Demek ki Kur'anın bazı kelimeleri başkaları tarafından önce yapılmış ve yapılabiliyor.

* * * * *Burada düşünülmesi ve tartışılması gereken nokta Allah'ın bu ibareleri neden Arap şiirinden kopye ettigi. Madem tek kelimesi bile yapılamıyor, o halde neden özgün bir dil kullanamıyor. Yoksa benim düşündügüm gibi bu iş Kur'an yazıcılarının eseri mi .

* * * * *Allah ise bilinen yeni hiç bir şey ortaya koyamıyor, dili bile yeni ve özgün bir şey degil. Bu arada islamiyetin geldigi zaman Mekke'deki okur yazar sayısının da 15-16 kişi oldugunu hatırlatalım.


* * * * * saygılarımla

21-01-2007 15:18

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Alıntı:

hiramusta-Sevgili Cemalim,tabiki Peygamberden öncede oradaki insanlar Allah'a inanıyordu
işte olay budur, hiramusta tebrik ederim, birkaç eski topic te kurban, kabe hac ve diğer islam geleneklerinin eski cahiliye devri diye kesip attığınız devirde de var olduğunu yazmıştım, zaten 40 küsür yaşına gelmiş bir insanın inançlarını bir çırpıda kesip atmasının beklemek abesle iştigaldır.

muhammedin hatice ile evliliğinden sonra monoteist din kültürü ile tanıştı, yani aslında islamı haticeye borçlusunuz bir yerde *:) bu tek tanrılı din kültüründen fazlasıyla etkilenmesine karşın eski inaçlarını bir tarafa bırakamadı, ee sonuç ortada. bu itirafı bir muslümandan duymak hoş,
tşk kurler hiramusta.

beelzbb 21-01-2007 20:06

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Allah birdir.Elohi,Eli,Yehova ya da diğer adlandırmalar üzerinde oynanan sürekli bozulagelmiş üretimler olmaktan öteye gidemez.Hak peygamberler ve hak kitaplar gelmiştir.Allah hiç bir kavmi başıboş bırakmamıştır ve varlığı ve birliğinden haberdar kılmıştır.

Kuranda da bu husus belirtilir.4 büyük kitabı zaten red edemez bir müslüman.Ancak beşer kelamı doldurulmuştur.İncil(müjde), İznik konsülündeki pagan(büyü,doğaya tapınma vb.) inanışına ait saçmalıklarla doludur.

Her peygamber tabi olduğu kavmini Allah gerçeği ve onun hakkımızda diledikleri ile uyarmıştır.Her devirde olduğu gibi red edenler ve kabul edenler olmuştur.Bunun sancılarını ise tartışmaya gerek yoktur.Hiç bir peygamber ücret talep etmez bu uyarı için.Yaşam şekilleri itibarı ile de örnek teşkil ederler.yoksa bünyelerinde hegomonya barındırmış olsalar günümüze kadar gelmezdi.Alt olur giderlerdi.

Put ticareti yapan ve geçim kaynağı buna dayanan birinin Allah'ı kabul etmesi zaten beklenemez.İnanabilir ancak hükümleri onu bağlamaz.Vardır ancak beni bağlamaz der.Günümüzde hırsları ile paraya tapanları görüyoruz zaten.Varlığına inanıyor ancak kabul edemiyor çünkü işlerine gelmiyor.

21-01-2007 21:27

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Muhammed'in eski Arap inanç ve geleneklerinde yaptığı tek büyük değişiklik tüm putlar içinde Al-lah putunu bırakıp diğerlerini kırması olmuştur. Muhammedin diğer konulardaki değişiklikleri fazla önemsenmeyecek ayrıntılardır.

Çok büyük ihtimalle Muhammed'in genç yaşlarında Suriye'ye yaptığı ticaret gezisinde, o bölgelerdeki hakim tek tanrı inancını kendi memleketinde de uygulama ihtirasıdır bu değişikliklere yol açan. Muhammed'i yakın geçmişimizde avrupaya gidip gelen, dönüşünde orada gördüğü olumlu uygulamaları Türkiye'de de uygulamaya çalışan kişilere benzetebiliriz.

Muhammed'in tüm putları kırıp sadece Kabe putunu bırakması anlamlıdır. Kabe'yi de yıkması, buradan geçimini sağlayan Mekke halkı için yıkım olacaktır. Mekke halkının tüm direncine rağmen sonunda İslamı benimsemesi de, Kabe putunun ayakta kalcağına iyice inanması, hac ve ümre ziyaretlerinin gene kendilerine kar getireceğine inanmalarından sonradır.

simonuniti 21-01-2007 23:13

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
"sairlere ancak azginlar uyar." 26/224.

Vay azgin muhammed seni.


beelzbb kardes,

Kuran demiyor mu Araplara size daha once ne peygamber indirdik ne de kitap.Muhammede bile diyor "sen saskin bir sekilde geziyordun dunyada" diye.

Dilaver abimin isimlerinie verdigi Bu sairler nerden biliyorlar Allah inancini soyle nerden?

Kaldi ki siirleri okurken ,kurani okumus gibi oldum.

Sana da tavsiyem anlamli okumaya calis.

simonuniti 21-01-2007 23:19

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Dilaver abim, cok guzel bir baslik acmissin.

Bunlara *bir cevap getirebilecek yok sanirim.Bu verdigin siirler gunumuze ulasabilenler ancak.Belki bunlardan niceleri vardi da yok edildi islam tarihinde.Hz omer degil miydi Iskenderiye kutuphanesini yok edip de yuzlerce yillik birikimleri heba eden.

onur 22-01-2007 07:40

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Simo .İskenderiye masalını şu an atlayarak konuya giriyorum.Bana daha sonra hatırlatırsan sana ayrıntılı bir biçimde anlatırım.Ama şu an konu bu değil...

Sevgili Dilaver abi hayırlı olsun yeni başlığın.Güzel ve anlamlı olmuş.Sizlerin yaptığı tenkitler biz inananların bilgilerini pekiştirmesine vesile oluyor.Gelecek kuşaklara geçmişte yapılmış tenkitlerin tahlili ve tutarsızlıklarının neler olduğu adı altında dökümanlar kalmasını sağlayacak umarım bütün bunlar.Bu açıdan sizler önemlisiniz.

*Anlatımların Araplara olduğu kadar *elbette çevirisi olarak bize de yabancı ve ya farklı gelmeyecek.Dilerseniz bunu kendi bilgi birikimim ile izah etmeye çalışayım:

YÛSUF SURESI: *2 Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

ŞUARA SURESI: *195 Açık-seçik Arapça bir dille indirdi.

ZÜHRUF SURESI : *3 Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an yaptık.


Ayetleri okurken sözün nereye geleceğini az çok kestirmeye başlamışsınızdır.

Arapça konuşan ve arap kültürü içerisinde yaşayan bir topluma onlara yabancı bir uslüp şekili ile başka nasıl hitap edilebilirdi sizce.

Şimdi bizi yanıltan olaya gelelim.Dilaver bey *üç beş kelimenin çevrilip Kuran dakinin aynısı diye yansıtmak bence doğru bir davranış değil.Kaldı ki bırakın bu şiirleri hadisleri bile ayete benzetsek arasındaki farklılıklar anlaşılır.Bunu anlayacak kişiler arapça tercümelerden bu işi yapacak bizlere kaldıysa iş daha da farklılaşır.Çünki Arap edebiyatçısı ve arap filologları bu işi *açıklayabilecek kişiler olduğu kanaatindeyim.Yani ilk önce bilmemiz gereken acaba kendine has özellikler ihtiva eden lafızlar varmı?Harfi ve lafzi tercümeler ile ne kadar sağlıklı anlamlar çıkartılabilir yukarıda verdiğiniz örnek ile Kuran *arasında?İlk bakışta hepimiz öyle görebiliriz fakat işin özü böyle değildir.



Bu konu açılmışken şunu da altnı çizerek belirteyim bari:Peygamber Kuran ı kendisi uydurduysa *bir yerlerden kopya ettiyse *Kuran ayetlerini Allah a isnad ederken hadislerini özellikle ayetlerden ayırması ve sahabelere onların ayrı tutulmasını emretmesi nasıl izah edilebilir.Tabi şimdi de *sözlerinin daha tesirli olacağı düşüncesi ile onları Allah a nispet etme akıllılığına gittiğini söyleyebilirsiniz.O zaman da neden resulullah bütün sözlerini ona nisbet ederek Allah ın kelamı olduğunu söylememiştir şeklinde bir soru sorabilirm değil mi?

Yani Dilaver bey burada zannedersem Arap edebiyatıda bilen Arap filologları yok bu yüzden ben sizin yukarıda vermiş olduğunuz şiirlere örnek olarak Türk edebiyatından bile örnekler verebilirim.

Her zaman diyorum ya zamanında Turan Dursunlar şimdide sizler aynı duruma düşüyorsunuz.Kuran a atılan iftiraların en büyüklerinden biride ona şiir denmesidir.Bu iftiranın başlangıç tarihi ise 1400 yıl öncedir.Yani masallar aynı masallar.İddalar aynı iddalar.

*İnşallah doğru anlamışımdır tartıştığınız konu İslam öncesi Araplarda tanrı kavramı değil dimi?Başlık bir tane de.Nar gibi dışardan bir içinde.....

spartacus 22-01-2007 14:10

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Merhaba

Bu konular aslında ALLAH'ın Adı başlığında işleniyor. Kısaca sonuç Cem'in dediği gibi. Dini tarih yazımı ise yanlıdır. Yani objektif olamaz, olduğunda keseri kendi köküne vurmuş olur.
http://www.turandursun.com/modules.p...4508&start=120

El-İlah, Fenikelilerin Boğa Tanrısıdır. Onun eşdeğeri, Babilde Baal-Marduk, Yunan'da Zeus, Hitit'de Taru'dur.

İbraniler Babil Tutsaklığından kurtulduklarında, Babil din adamlarına, Baal peygamber ve rahiplerine karşı acımasız olmuşlardır.

15-18 Kenan ilk oğlu olan Sidon`un babası ve Hititler`in, Yevuslular`ın, Amorlular`ın, Girgaşlılar`ın, Hivliler`in, Arklılar`ın, Sinliler`in, Arvatlılar`ın, Semarlılar`ın, Hamalılar`ın atasıydı. Kenan boyları daha sonra dağıldı. Nuh Oğullarının Soyu... Yaratılış 10:15-18

"Şaul ölünce, yerine Akbor oğlu Baal-Hanan geçti.
Yaratılış 36:38"

MÖ 1030 lu yıllar, İsrail(Kenansoyu) Krallığının kuruluşu.. Ondan sonra Tahta, Kral Davud(peygamber: ) ) ondan sonrada Oğlu Kral Süleyman(Solomon) geçiyor, bu bilgiler tarihi bilgilerdir. Saltanat krallığı(Monarşi) başlıyor..
Burada dikkati çeken Baal-Hanan ile aşağıdaki Hadat ismidir.
Baal, Babil Rabbi, Hadat ise Orta Asur dönemi MÖ 1000 ler, Adad olmalı. Adad kim, işte Adad'da, Aynen, Enlil(Sümer), Baal-Marduk(Babil), Taru(Hatti-Hitit), Zeus(Yunan), El(Fenike) Tanrıları gibi, Fırtına ve Yıldırım Tanrısıdır. Ana Tanrı aslında bunlar değildir, bunlar hakim yani kral tanrılardır. Orta Asur döneminde Adad ön eki almış krallar vardır, o döneme tekabül ederler.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Asur_Kr...ur_D.C3.B6nemi

"Akbor oğlu Baal-Hanan ölünce, yerine Hadat geçti. Kentinin adı Pau`ydu. Karısı, Me-Zahav kızı Matret`in kızı Mehetavel`di.
Yaratılış 36:39"
http://tr.wikipedia.org/wiki/An *(adad->fırtına)

İbraniler nasıl Yeni Babil tutsaklığından kurtuldu?! Pers İmparatorluğunun Yeni Babil'e son vermesi ile kurtuldu.
Pers İmparatorluğu ve devam kültürü nedir? Zerdüştlüktür. Kutsal Kitapları vardır ve tek Tanrılı bir dindir. Persler İbranilere nasıl davrandı, Eski Fenike(kenani) yerleşim birimlerinde ÖZERKLİK tanıdı, Süleyman tapınağı yeniden inşaa edilebildi. Bu sayede TEVRAT yazılmaya başlandı, MÖ 6. YÜZYIL(Pers etkisi!)...

İbranilerin Babil tutsaklığında zorunlu ana Tanrısı kimdi Baal'di. Asıl ata tanrıları kimdi EL idi(Fenikeliler). El kimdi, Sümerler, Akadlar, Asur, Mısırlılar, Hititler, *Babil, Yunanlar... da olduğu gibi, Tanrılar PANTEONUnun kralı. Birinci Babil tutsaklığında çıkışta Tekrar Baal'den, EL-İlaha(El-Elohe) dönüş vardır.

"Samiriye peygamberleri arasında Şu iğrençliği gördüm: Baal adına peygamberlik ederek Halkım İsrail`i baştan çıkarıyorlar.
Yeremya 23:13"
Oysa ataları Fenike olan bunlar aksine, bir zamanlar Babil'e tutsaktılar, Asur akınları ile Birinci Babil çöktü(MÖ 1100 ler), İsrail krallığının Kuruluş tarihine dikkat edin MÖ 1030 lu yıllar!!... MÖ 1100 lerde ise Fenike denzicileri, Asur tarafından vergiye bağlanmıştır(burada bir özerklik görüyoruz)...

"Ataları nasıl Baal yüzünden adımı unuttuysa, onlar da birbirlerine düşlerini anlatarak halkıma adımı unutturmayı tasarlıyorlar.
Yeremya 23:27"

Düşlerini anlatarak kelimesi ne kadar ilginç, oysa Bunların Atalarıda hep düşle anlatmıyormu herşeyi(rüya görüp ona göre davranmıyorlar mı?!)

Orada bir sunak kurarak El-Elohe-İsrail adını verdi.
Yaratılış 33:20

İsrael = Tanrı ile güreşen.
El Elohe israel ise, anlamı: İsrail'in Tanrısı..

Asur'dan sonra Babil tekrar ayağa kalkıyor ve Yeni Babil dönemi başlıyor, Babil tekrar egemen oluyor Yeni Babil ne yapmıştır, Süleyman(Solomon) Tapınağına kadar yıkmış, Kudüs'ü feth etmiştir. MÖ 6. Yüzyıl. Yeni Babil'e ise Persler MÖ 600 lerde son veriyor... Özerklik başlıyor, Süleyman Mabedi yeniden inşaa ediliyor...

Süleyman'dan sonra(MÖ 900-1000) yahudi Krallığı ne olmuştur,2 ye bölünmüş, birisi Yahuda Krallığıdır. *Asur dönemi Özerklik kazanmış, Yeni Babil dönemi tekrar tutsak olmuştur, Persler yeni Babil'i yıkınca Özerk olmuş, sonra Büyük İskender Persleri yıkınca Roma kapıları açılmış tekrar tutsak olmuş..Burası neresidir Yahuda Krallığıdır. Bu krallık Ne zamana kadar sürdü, ara tutsaklıklar ile MS ve İsa dönemine kadar sürdü. Yahuda krallığının Kudüs'te neleri vardır Putları vardır. Macerasından kimler gelip geçmiştir;
Sümer, Akad, Fenike, Pers, Babil, Mısır, Asur, Elam, Med(Pers), Roma....

Cahiliyye dönemi diye adlandırılan dönemlerde ismi Geçen Allah, El-İlah'ın ta kendisidir. 3 Tanrıça kızı vardır, Tanrılar Panteonunun başındaki Tanrıdır, bu tanrıça kızları, El-Lat(Al-Lat), El-Menat(Al-Menat), El-Uzza(Al-Uzza)'dır, çeşitli doğa işlerinden sorumludur ve Bereket Kültünden dolayı, yağmur dan dolayı çok, çok önemli görevi olan tanrıçalardır. Babil Tanrısı Baal'inde 3 kızı vardır**, oradan alındığı su götürmez.. El-İlah(Al-İlah, Ul-İlah-Allah, Ullah) Baş ve tek Tanrı yapılacak diğer tanrı ve tanrıçalardan ise, görevi melekler alacaktır... Allah yeni bir isim değildir, İslamiyetede ait değildir...
Sevgili Dilaver Muhammed Şairleri sevmezdi, şu verdiğin örneklere baktığımızda kim rakibini sevebilir ki, değil mi? Çünkü şair demek, Şaura yani, *insan üstü farkındalık sonucunu verir, kısaca Şairlere Cinler, Melekler söyletir, ilham denir, vahiyde denebilir..


**Baal'in 3 Kızı.
"Baal" ise Sümerlilerde An, Akatlarda Anu olan, Gök tanrısının karşılığı. Baal'in üç kızı var, Pidai(ışık), Arsal(yer ve toprak), Tallai(nem ve toprak). Bunlar, İslamdan önceki Araplara Allah'ın(El İlah, El Eloah-Tevratda geçer- b.n) kızları, Lat, Uzza, Menat olarak geçmiş.(M.I.ÇIĞ, İbrahim Peygamber, s:130)

Tanrılar ve inançda ve inancın nedenleri, nasılları, niçinlerinde değişiklik olmuyor, değişiklik, zaman ve uygarlıkların gelişimine göre Tanrıların, özelliklerinde yapılıyor. Tanrı özelliği değişirken, inanç ve gerekçeler hatta ibadet bile neredeyse aynı düzlemlerle gidiyor. Yağmur'u bir zamanlar Baal yağdırıdı, Sonra Zeus, Sonra El-İlah(Al-İlah), sonra bilmem başka Tanrı. Burada yağmuru birilerinin yağdırdığına olan innaç değişmiyor, kimin yağdırdığı değişiyor, yaratılış ve her şeyin mülkü yerlerin ve göklerin hakimi inancıda aynı kalıyor, hatta göklerdeki Tanrı Tahtı(kral tahtı) bile değişmiyor..

simonuniti 22-01-2007 16:34

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Alıntı:

Simo .İskenderiye masalını şu an atlayarak konuya giriyorum.Bana daha sonra hatırlatırsan sana ayrıntılı bir biçimde anlatırım.
sagol onur kardesim ben almayayim.Senin birbirinin benzeri yuvarlama laflarla ugrasamam cunku bir yere varamiyoruz.

lutfen cevap yazma,bana cevap hakki dogar,sonra da mesaj kirliligi yaratmiyalim.

saygilar.

onur 22-01-2007 17:20

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Tamam simo sana cevap yazmayacağım yeterki sen anlama ve üzülme...

Sevgili spark.kısaca sonuç Cem beyin dediği gibi nasıl olur anlamadım ?Kabe putmudur ? Kabe Allah mıdır yaw ?Kabenin çevresinde ben put göremiyorum Allah budur denilen.Hacerül esvet dersen ne değeri vardır.Örtüsü desen ne kutsallığı vardır sana sorarım.Müslümanlık inancında kabeye mekan olarak tapınılmaz.Orası sadece tüm inananların birleştiği ve yılda bir kere buluşup toplu ibadet ettikleri yerdir.

Diğer iddalarınıza gelince siz nasıl Kuran ın uyarılarını ve tenkitlerini göz önünde bulundurmuyorsunuz ki?Kuran ın iddasında dinde saptırmalar ve insanların dini parçalaması da vardır.Elbette yaratıcı kimseye ait veya kimsenin inancını özel tanrısı değildir.Kuran da geçen 99 tane olan isimlerinin anlamları ise bellidir.Bunların arasında çok güzel bağ kurabiliyorsunuz ama *hiç bir zaman insanların Allah ın dinini saptırdığını değiştirdiğini söylemiyorsunuz nedense.

Alıntı:

Sevgili Dilaver Muhammed Şairleri sevmezdi, şu verdiğin örneklere baktığımızda kim rakibini sevebilir ki, değil mi? Çünkü şair demek, Şaura yani, *insan üstü farkındalık sonucunu verir, kısaca Şairlere Cinler, Melekler söyletir, ilham denir, vahiyde denebilir..
* Sevgili Spark Arap Edebiyatını biliyormusunuz veya Arapçayı?Sevgili Dilaver beyin verdiği *şiir örnekleri Kuran a benziyor iddasını size İslamın kendi içerisinden vereyim.

*Şimdi size ayet olup olmadığı tartışılan bir metni vereceğim.Bu güya recm ayeti diye geçmektedir.

*''Evli erkek ve evli kadın zina yaptıkları zaman Allah tan bir ceza olarak muhakkak onları recmedin.Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir''

Şimdi Türkçe olarak bakıldığında besbelli Kuran ayeti diyebiliriz.Ama...Arapça Kuran ın alışılan nazım türüne benzemediğini belirten Mustafa Sadık er-rafii:''Bu söz Kuran lugatının sağlamlığına ,nazmının letafetine,binasının kuvvet ve akıcılığına benzemeyen ham bir sözdür''diyerek bu ifadenin Kuran üslubuna uymadığını dile getirmektedir.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *er-rafii,İcaz'ul-Kuran,s29

Önceki yazımda vurguladığım gibi hadisler de Allah sözü değildir.Ama ayetlere mana yönünde benzeyebiliyor.Dilaver beyin verdiği metinlerde biz mana yönünden benzemeyi görüyoruz.Ama orjinalinin Arap filologları tarafından çok rahat bir şekilde ayırdedilebildiği kanaatindeyim.1400 yıl öncesinin '' Muhammed in şair Kuran ın ise şiir ''olduğu iddası yeni birşey değildir.Allah hadi öyleyse onun gibi ayetler getirin diyor.Bizde tabi hemen kalkıp Türkçe 3-5 bişey karalayabiliriz diyoruz .Ama gerek Kuran nazımı gerekse lafzi ve harfi *konusunda bilgi sahibi olmadığımız için ileri geri atıp tutabiliyoruz.

Örneğin Dilaver beyin verdiği * İsmet Zeki Eyüpoglu- Yedi Askı dan örnek şiirlerin metinleri Kuran metinlerine göre karşılaştırıldımı?Cahillik yapmamak lazım işi bilenine götürüp bu şiirler ile Kuran ayetlerinin nazımı lafzı karşılaştırılması lazım.He ondan sonra her şey birebir aynı olsun bunlar tartışılabilir.

22-01-2007 17:49

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
(yinelenen mesaj:deleted)

22-01-2007 17:50

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
dilaver:


Alıntı:

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
Mekke islamı öncesi araplarda *Allah'ın izleri , mekke islamıyla dayatılan allahtan daha tutarlı ve daha doğrudur. *

sn dilaver burada bir hata yapıyor, herkes gibi, tüm müslümanlar gibi. Kurandaki cahiliye sözünden kastın, mekke muhammed öncesi devir olduğunu sanıyor. ilhan arsel ve *turan dursun da öyle sanıyor.

cahiliye, mekke islamı öncesi arap devri değil, mehdi öncesi bu islam toplumu deemktir. yani biz, bizim halkımız, bizim müslümanlarımız, bizim camilerimiz, bizim diyanet.

ilhan arselin cahiliyye kitapçığındaki büyük mesaja sahip olan put heykeli bile, mekke öncesi arapların, ne denli yüksek bir din kültürüne sahip olduğunu göstermektedir.

hem , orada yahudiler var , hristiyanlar var, allah , ya da tanrı nasıl olmazmış. hristiyan habeş kralından bahsediliyor, heralde arabistanı atlayıp da abeşe gitmedi bu din.

Alıntı:

*hiramusta: Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette "Allah" derler
Bu ayettekiler, mekke islamı öncesi araplar değil, mehdi zamanı müslümanlardır, yani siz, biz, camiye gidenler, tayyip, erbakan, fetulladır.





Hiramusta,
Alıntı:

Quote: *‹ Select › *
tabiki Peygamberden öncede oradaki insanlar Allah'a inanıyordu.Ama onlar inançlarına şirk bulaştırmışlardı *
inanca şirk bulaştırmak diye bir şey yoktur. şirk demek, mehdiye inanmamak demektir, türlü türlü bölünmek demektir, para pul, aşırı sefahat, namussuzluk vb ne tapmak şirktir. tanrıları çoklamak şeklinde bir şirk yoktur. ayrıca tanrı zaten çoktur, kuran kendisi demezmi, "biz" evrenleri 6 günde yarattık, biz... yaptık, vs; *çoğul kullanır. demektir tanrılık kürsüsü çoğuldur. kuran da bu zaten görülür.



simonuniti
Alıntı:

Ama kendilerine daha once kitap verilmeyen,uyarici gonderilmeyen topluluk degil miydi araplar?Allah inancini nerden ogrenecekler,soyler misin?
sn simonuniti (edit Spartacus, Uyarı:1),

bunu da nereden çıkarttınız. her normal insan uyarıcı olsun olmasın, rab bilincine sahiptir. uyarıcı müşriklere gönderilir, kafirlere ve sahtekarlara ve ilkel aklını işletemeyenlere gönderilir. oradaki kendilerine kitap verilmeyen topluluk, türklerdir öncelikle. sonra msülümanlardır. Hatta arapları israilden sayarsak eğer, kuranın muhataplarından olmadıklarını bile söyleyebiliriz. ALLAH İNANCI uyarıcıyla *mıdır? her insanın aklı , bedeni ve duyguları ve ruhu da bir kitap hükmündedir.

Alıntı:

O ehli kitap seni kendi özçocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar"

psikokemoterapi
bu siyonların ve hristiaynların öz çocukları gibi tanıdıkları peygamber, mehdidir. mekkeli hz muhammed değildir. muhammed ayetlerini mekkeli hz muhammede uyarladıkça kuranı anlayamazsınız. zaten onun olmadığı kurandan bellidir. caddelerde gezer diyor kuran, mekkede cadde mi varmış? *peygamberin savaşları da hep yalandır, sahtekarlıktır. bunlar tevratta armageddon olaral ve megido olarak anlatılan ahir zaman savaşlarıdır. adamlar mekkeli hz muhammedi ahir zaman peygamberi icad etttikleri nedenle, ahir zaman savaşları icad etmişler, ve çingene hırsız kavgalarına ve eşkiya baskınlarına savaş süsü vermek zorunda kalmışlardır, uhudmuş, hendekmiş. hAHAHAHAHHAHAHAHAHA...



DİLAVER:
Alıntı:

Birincisi İslamiyet'in yeni bir şey olmadıgı ve yeni bir şey getirmedigi.
sn dilaver, mekke kripto islamı , türklere yeni hiçbir şey vermediği gibi, türkleri sahte cihatlara sürmüş, türkler kırım kırım kırılmış, türklerin anası tikilmiştir, bu islam dini altında. bu islamı savunanlar kesinlikle türkler değildir, bunlar türkleri yoketmek isteyen kripto düşman ajanlarıdır. işte tc şeriatçıları, hepsi israile oturuyor. Bunlara Atatürk büyük darbe vurmuştur, bu nedenle atatürke deccal yani en büyük din düşmanı derler. bunu yapan israil ve abddir.

Alıntı:

bizim tarafımızdan sıklıkla Tanrı ant içer mi diye eleştirilen bu önemli ibarelerin de Allah yapısı degil kul yapısı oldugu ortaya çıkıyor
sn dilaver, allahın and içmesi, yemin amaçlı değildir, insan ve kozmozda bazı köşetaşlarına işaret edilmek istendiği zaman and içilir. mesela asr a andolsun, derken o asr denen zamanda kesin bir olay olacağına ifade etmek içindir. fakat dediğiniz gibi, insanlar wahyi alamamışlardır. mesela, elçi melek demiş, ama mekkede bunu okumaya çalışanlar, bunu kuş yapmışlardır. mafyayı, karınca kavmi demişlerdir. zaten kuran wahyini mekkeliler alamaz, çünki mekkeliler gerçek kuran muhatabı değildir, kuran peygamberi gerçek muhammed de mehdi dedikleridir. fakat bunlar resulu , oğullarını tanıdıkları gibi tanıyorlar, kendilerini mehdi nebiye uydurmuşlardır, ve kitabı okumuşlardır, ancak, okuyup dururlar, daha inmemişştir: "onlara okunup duran kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?: ankebut 51.


Alıntı:

Şiir dili olarak bu ibarenin bir tür deyim ya da bir şiirsel biçim oldugu anlaşılıyor. İslamiyet öncesi de yaygın olarak kullanılıyor.
sn dilaver bu da yalandır, mekke uydrumalarından birisidir, kurana uyarlamadır.

sn simonuniti,

şiir şair bağlamı şudur: biliyorsunuz, insanoğlu için şu devirde şarkı çok önemlidir, ve şarkı hormonları düzenleyen bir faktördür, işitme yoluyla vicudun pek çk organı terapi edilir. şarkı dinleme nedenimiz budur.

işte bunu bilen yaradıcı size bir şarkılar şarkısı: allahın şarkısı olarak kuranı indirmiştir. daha kuran henüz okunmaya başlamamıştır. kuranın notaları döküldüğü zaman, bu vicudun bazı organlarını tetikleyecek ve organlar fevkalade iyi çalışacaktır.

şairlere gelince: şüera: şüera demek, politikacılar demektir, mehdi zamanı olan ahir zamanda , her namusuz , şarlatan sahtekarpolitikacı(şair), her vadiye,(meydana) inip, şiir okurdu(maval okurdu) . işte şair demek politikacı ipnelerden başkası değildir (ecevitler ve şu aşamada perinçeki tenzih ederim)

mekkeliler, politikacı , meydan , topluluk bulamayınca, bu tür bir uyarlama yapmışlardır, neymiş, mekkede araplar çok iyi şiir okurlarmış, yalan tabii ki, varsa koysunlar ortaya, yoktur, olan da uydurmadır, çünki arabistan arapları sahtekar şarlatan , hain bir millettir, bu nedenle sahtekarlık oradan yayılmıştır. aramageddonda nların da ifadesini alacağız.(yiğit nebukednezzar saddamı tenzih ederim. O da zaten aslen hristiyan maruni bir şeydir.)

kuran sadece arapça değil, öncelikle rabcadır.

rahman ve rahim olan allah demek: ra man ve ra hymm olan demektir: yani allah Amon-ra ve Hymm Ra nın, yani Man Ra ve Ra hymm in barışı demektir. yani erkek tanrı ve kadın tanrıçanın barışı: rahim vajina demektir, ingilizcede de Hymm vajina demektir. Ra Hymm vajina tanrısı , yani kadınlığın tanrıçası demek olur. Ra(h) Man da, Ra Amon, Ra Man demektir, yani Man tanrı, yani Adam TAnrı.

hani cennetten düşman kovulmuştuk, o hikayenin sona erişi ve halifetullaha vasıl oluş .

gandalfcığım:[quote]monoteist [/quote] sn kandalf, bu monoteizmin klasik tektanrıcılık söylemiyle alakası yoktur, hatta klasik tektanrıcılık ayakları kazmalıktan başka bir şey değildir. bak kuran ve allah hem yahudilere hem de hristiyanlara kendi dininize uyun der. kurancı olun filan demez, gerek de yoktur. monoteizm, selam dinine gelmektir, barış dinine gelmektir. fıtrat dinine gelmektir. zulüm, gaflet ve küfr ü terketmektir, faşistliği bırakmak, yobazlıktan dönmek, alevilere bunlar mumsöndü yapıyor ipneliği ve iftirasını bırakmaktır.

sn beelzebub , sn cem, bu din kripto roma dinidir, yunan , roma -germen ajanları çıkartmıştır. acab bu dini eyub sultan kriptosu mu çıkarttı, ve istanbuyla geri döndü sonra., ve orada onuruna türbe yapıldı. neden eyubu yunanlı gladyatörler, kim lan bu arap " diye lime lime doğrayıp, en kıymetli yerini arenadaki aç aslanlara vermediler de, istanbul şehrinde adama türbe neyin yaptılar?

kabe yi bırama nedeni, kabenin 4 köşeli olması hasebiyle 4 ün sırrını taşıması idi? neden halife osman, mosman , omar , mommar halife sahtekarlığı yapılmış sanıyorsunuz, neden 4 halife? çünki, gerçek 4 halife mekkeli hz muhammedin değil, gerçek peygamber mehdinin yanındadır, gerçek 4 halifeyi bulamayınca, kabedeki 4 köşeli sırrı sembol eden, o evi seçmiş, yalandan kutsallık atfetmişler. Hahhahaahahahhaa.

Kutsal topraklar anadoludur: gaptır, Ameddir, Diyarbakırdır: mah ay demektir, Amed de Amed: mah amed ise: amed ayı, amed zamanı demektir: yani işte israil ve emperyalizmin gapa saldırış znedeni ve zamanı: Mah-Amed. Yani, Kürt kırması Türk Mehdi Hazretleri :))))
Ona *her daim salat ve selam getirin, her daim dstekleyin onu.

tewderi 22-01-2007 18:07

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Kultigin nerden buluyorsun bukadar savuracak şeyi ,
Td Kitabında Muhamed(övülmüş )'in ne demek olduğunu açıklamış
onun gerçek isminin bile muhamed olmadığını neredeyse idia ediyor.

22-01-2007 19:13

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Alıntı:

tewderi";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 62863)
Kultigin nerden buluyorsun bukadar savuracak şeyi ,
Td Kitabında Muhamed(övülmüş )'in ne demek olduğunu açıklamış
onun gerçek isminin bile muhamed olmadığını neredeyse idia ediyor.

sn tewderi,

neden attığımı düşünüyorsunuz? turan dursun onun gerçek isminin muhammed olduğunu neredeyse iddia ediyormuş. Bu bilgi çok mu yeni bir şey. Sonra bu bilginin , benim tezlerime nesi aykırı. tabii ki Mekkeli hz muhammedin gercek adı muhammed olmadğığı gibi , gercek kuran muhammedi değildir.

gercek kuran muhammedi olan "mehdi" denen peygamberin adı da muhammed değildir.

muhammed bir olgudur. insanlığın ve mehdist halkın mehdi zamanında ulaştığı evrimin adıdır muhammed olmak .

vakıa, muhammed değil, mahamed dir: yani, amed ayı, amed zamanı demektir mahamed, yani diyarbakır bölgesinin, gap elinin zamanı demektir mahamed.

turan dursuna inanıyorsun da bana inanmıyor musun. kuran üzerinden uydurulmuş sahte bir dini (kaldı ki, kuran zaten bu sahte islamı kaldırmak için inecektir, bunu kuran söyler) *anladığı için turan dursunu mu put yapıyoruz şimdi de.

tewderi 22-01-2007 19:25

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Sn kültigin ,
Medler de Diyarbakır'ın eski ismi amed değil Amid'ir Kawa döneminden beri bu böyledir.
Eğer öyle düşünürsek o zaman mahimid oluyor ismi ?

simonuniti 22-01-2007 19:28

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Kultigin abicim habire sallayip duruyon.

Biraz referans goster yaw.O kucumsedigin muslumanlar bile bir kaynak falan gosteriyorlar o da olmazsa kuran gosteriyorlar.Ayni seyleri tekrarlayip duruyon.Biraz bilgilendirici ol,sallamaci degil.bu dediklerini nerde ogrendiysen kaynak ver.Bir tarikata falan uyeysen soyle kizmayacagiz.

spartacus 22-01-2007 19:48

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
"sn simonun iti, "

Kültigin seni uyarıyorum, ya konularına ciddi yaklaş yada böyle ciddiyetsiz şeylere başvurma, başvuracaksan ciddi ciddi oturup yazma, birisinden birisini tercih et. 24 Saat içinde bu kelime düzelmez ise, savurganlıkta sınır tanımayan yazın Sandık Odasına gidecek haberin olsun!

22-01-2007 20:08

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Alıntı:

Süleyman tapınağı yeniden inşaa edilebildi
tarihteki süleyman tapınağı sahtedir, yapılmamıştır öyle bir tapınak.

süleyman tapınağı denen mabed, ahir zamanda mehdi ile kurulacak olan kuranın selam-islam mabedi-dinidir. bu nedenle masonların piri süleymandır. masonlar bilir bunu. *bu nedenle kuran okumalarına süleymana ait olan besmele ile başlanır.

Alıntı:

Fenikelilerin Boğa Tanrısıdır. Onun eşdeğeri, Babilde Baal-Marduk
Boğa tanrısı ne demektir, harbi boğa mıdır? neden boğayı astrlojik bir terim olarak değerlendirmiyorsunuz? dünya öküzün boynuzundadır, deyimini hatırlayın. bak teorim mardukla ve mardukun çağı olan mehdi çağına -astrolojisine doğru gidiyoruz: yeni dünya ,yeni düzen, günesin batıdan doğması, dünya ivmesinin kayması. :))

Alıntı:

İsrael = Tanrı ile güreşen.[/b]
Abi bu promete promete !!! İsrail !!!

Alıntı:

Muhammed Şairleri sevmezdi, şu verdiğin örneklere baktığımızda kim rakibini sevebilir ki, değil mi? Çünkü şair demek, Şuera yani, *insan üstü farkındalık sonucunu verir, kısaca Şairlere Cinler, Melekler söyletir, ilham denir, vahiyde denebilir..
abi ne şairi ya, yiiim bütün şairleri. şüera demek , politikacılar demektir, bu sığırlar her vadide, (meydanda) şiir (maval) okurlar.

spartacus 22-01-2007 20:37

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Kültigin Şuara, orada bir harf hatası yapmışım, Şüera değil, Şuara.
Şuara, Şairler demektir, anlamı ise politika molitika değildir..

"Şuara Suresi
221. Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
222. Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.
223. Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
224. Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.
225, 226. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler."

Sureye adını veren 224 nolu ayettir. Kısaca şairlerde, yassaklılardan. Şeytanlar-Cinler vs, zaten o zamanki inançda böyle, şair dedinmi muhakkak bir Cin'i olan birisidir, Muhammed'in Cinide buna göre tabiki Cebrail'dir..
Senin Cinin sana benim Cinim bana Kültigin, ilişme.

Mahamed'e gelince,

Bak hikaye burada yazılıyor.
promete promete !!! Mahamed !!!
http://www.hz-muhammed.net/site/data...mmed/01/09.asp

dilaver 22-01-2007 23:15

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
--
* * Onur, bir şeyi karıştırmamak gerekiyor. Fazla da dagıtmamak gerekiyor.

* * *Kur'an'ın şiir oldugu, şiir diliyle yazıldugı çokça iddia edilmiştir ki bizim düşüncemiz de budur, en azından benim; ancak burada benim tartışmaya çalıştıgım mesele bu degildir.

* * *El-Bekri'nin kitabı bir islami yayınevi tarafından yayınlanmış. İz Yayınları. Kitapta geçen Allah ve And olsun kelimelerini ben de düşündüm. Allah yerine başka bir şeyi mi tercüme ettiler ya da Rab, Yhv vs yerine Allah mı dediler diye düşündüm ama buna bir gerekçe bulamadım. Belki islami olmayan bir yayınevi ya da kişinin tercümesi olsa bu kuşku gerçekçi olabilirdi ama bu koşullarada ayakları havada kalıyor.

* * *Nitekim El-Bekri nin önsözü şöyle başlıyor: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla . Razı olacagı bir hamd ile Allah'a hamdederim. Seçtigi ve risaletini tebligi için teyit ettigi resulü Muhammed'e selat ve selam olsun."
Bu sözlerle yazarın, yayınevinin ve çevirenin islami yapıları ile ilgili bir kuşku duymaya mahal olmadıgı anlaşılıyor.

* * *Benim dikkatimi çeken ilk nokta Allah inancının çok dogal ve yaygın oluşu. Son derece akıcı bir biçimde ve dogal, serbestçe dile getiriliyor. Kitapta yer alan şiir söyleyenlerin hiçbirinin başka bir tanrıdan bahsettiklerine şahit olmuyoruz. Yalvarırlarsa Allah'a yalvarıyorlar. Buna karşılık Bekr b. Vail'in Avd denilen bir putu oldugunu ögreniyoruz ve Avd topraklarında oturuyor.Kelb kabilesinin ise Vedd putu oldugunu ögreniyoruz. Ama şiir ya da veciz söyleyenlerin Allah'ı muhatap aldıklarını görüyoruz. Bunu ilginç buldugumu belirtmek istiyorum.

* * * Bu şiirlerde yogun olarak şairlerin and olsun tabirini kullandıklarını görüyoruz. Bu bir yemin şekli. Arapların anlaşmaya sadakat göstermeye son derece önem verdiklerini biliyoruz. Bildigimiz bir başka şey de Persler'in de anlaşmalara son derece önem verdikleri ve Bir zamanlar baş Tanrı olan, sonra Zerdüşt dininde Ahura Mazda'nın yargılamada yanında bulunan varlık olan Mitra'nın da güneş tanrısı olmanın yanısıra, antlaşmaları koruyan Tanrı olması.

* * * Eski çoban topluluklarında göçebe niteliklerinin yanısıra misafirperverlige ve söze, sözün tutulmasına çok önem verildigini de tüm bu toplumların ortak özelligi olarak görüyoruz. Demek ki eski Arap toplumunda söz ve yemin çok deger verilen bir nitelik. Bu şiirlere yansıyor ve çok büyük önem atfediliyor. Bir ahlaki deger vasfını taşıyor.

* * * *Kur'an'ın bana göre yazılış, sana göre iniş zamanı bu şairlerden sonraya denk düşüyor. Kur'an'ı eski kutsal metinlerle karşılaştırırsak bildigimiz hiç bir metinde bu and olsun ibaresi nin bu kadar sık tekrarını göremiyoruz. Hiç göremiyoruz diyemiyorum çünkü bunu söylemem için Tevrat'ı baştan sona bir kere daha gözden geçirmek gerekiyor. Buna zaman ayırmayı gereksiz buldugum için sık tekrarını diyorum belki de hiç geçmiyor. Ama bu ibare şimdilik konumuzu tanımlaması açısından yeterli.

* * * * Burada benim ilgi ve dikkatimi çeken, bu ibarenin Kur'an dışında bu kadar yaygın olarak kullanıldıgı tek yer, eski Arap şiiri. O halde düşünmek ve sormak gerekiyor. Şairler Kur'an dan eski olduguna göre kim kimi lafzıyla etkilemiştir. Allah neden eski şairlerin bu sözlerini devamlı Kur'ana alarak bu kadar sıklıkla kullanmak geregini duymuştur. Kutsallıgı bir kenara bırakıp düşündügümüz zaman Kur'anın bu ibarelerinin, eski şairlerden esinlenebilecegini düşünmek için hiç bir engel olmadıgını görebiliyoruz.

* * * * * Bu varsayım dogruysa şayet Allah kopya çeker mi diye bir soru aklımıza geliyor. Bir tek kelimesini bile yaratamazsınız diyen bir Allah'ın artık deyimleşmiş ve daha evvelce onlarca kere kullanılmış bu sözleri, vahyına alıp *söylerken neye dayandıgı da, bir vakıa olarak karşımıza geliyor.

* * * * * *Klasikleşmiş Arap şiir formunun bu ibarelerini de Kur'an'ın içinde bulunca ve bunların eski Arap toplumunda çokça bilinen ve kullanılan biçimler oldugunu görünce, Kur'an'ın içinde eski Arap toplumuna yabancı ve yeni hiç bir şeyin bulunmadıgı savımız daha bir gerçeklik kazanıyor.


* * * * * * saygılarımla

mehmetk_kk 22-01-2007 23:55

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
selamlar
kültigin kardeş mehdi diyarbakırlımı?apo olmasın sakın. :lol:

kardeş devam et en büyük hayranınım.fan club kuracağım senin adına.bakarsın ilerde talk show falanda yaparız ha ne dersin.Yani şey için söyledim senin mehdi gelince para falan lazım olur hazırlık yapalım dimi ama.

23-01-2007 01:24

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
tewderi:
Alıntı:

Sn kültigin ,
Medler de Diyarbakır'ın eski ismi amed değil Amid'ir Kawa döneminden beri bu böyledir.
Eğer öyle düşünürsek o zaman mahimid oluyor ismi ?
sn tewderi,

ibranicede, aramicede ve arapçada bu "mhmd" dir. bunu mahmud ya da mehmed dahi okuyabilirsiniz. tabi ki mahimid ya da meh-amid diye okumak da mümkiyndir. arapça yazılış şekli değişmez. ve evet, saptadığınız gibi, harekesi yanlış konan pekçok ayet vardır kuranda. bu kuranın harekesi de tümüyle değişecektir ilerde.

fakat kawa dönemi diye bir dönem yoktur , hiç olmamıştır. kawa , prometedir. kawa da hem kuranda ve hem her din de vardır. o lordlar lordudur. kawalık olgusu vardır, muhammedlik olgusu gibi. bunlar insanlığın evrim aşamalarıdır.kawa, türkler gibi günahkar ve ilkel kawimleri, yaşamlarımızı zillete çeviren sekonder tanrılardan kurtaran kahramandır.


simon...:
Alıntı:

1-Biraz referans goster yaw.2-O kucumsedigin muslumanlar bile bir kaynak falan gosteriyorlar o da olmazsa kuran gosteriyorlar.Ayni seyleri tekrarlayip duruyon.Biraz bilgilendirici ol,sallamaci degil.bu dediklerini nerde ogrendiysen (3)kaynak ver.Bir tarikata falan uyeysen soyle kizmayacagiz.
sevgili kardeşim simon...,

1-referansım kurandır, dinlerdir, wahiydir, ve bizzat kendim referans konumundayım biiznillah ve inşallahu teala.

2-ben kimseyi küçümsemiyorum, Allaha sığınırım. fakat müslümanları kuran küçümsemenin ötesinde uyarmakta ve tehdit etmektedir. kafir (kafirun), gafil , ve namazınıza yuh(maun), ankebut ve enfal (azabı tadacaklar) , cahil (cahiliye devri insanları ), ve gerçek kuran nebisi mehdi peygambere asi (muhtelif ayetler)vb şeklinde kuran ve allah tehdit etmektedir.

3-kaynak hep verdim, her yazım kaynaklıdır.

yüce spartacus:

Alıntı:

"sn simonun..., "

Kültigin seni uyarıyorum, ya konularına ciddi yaklaş yada böyle ciddiyetsiz şeylere başvurma, başvuracaksan ciddi ciddi oturup yazma, birisinden birisini tercih et. 24 Saat içinde bu kelime düzelmez ise, savurganlıkta sınır tanımayan yazın Sandık Odasına gidecek haberin olsun!
yüce spartacus, inan şaka olsun diye simon... kardeşin benimsediği niki ayrı yazdım. hakaret kastıyla değil. eğer öyle algıladıysanız, başta simonun... kardeşimden çok özür dilerim. sadece şaka yapmak istedim. zaten simon... kardeşim bunu hissetmiş, bana kızmamış:))

ama konularımın ciddi olmadığını nasıl söyleyebiliyorsun, turan dursun ciddi de ben değil miyim yani? kalbimi kırdın bir kere:( yazan: Kültigin iti) : (kısasta hayat vardır :)))

mehmetKKK(Kara Kuvvetleri Komutanlığı)

Alıntı:

selamlar
kültigin kardeş mehdi diyarbakırlımı?apo olmasın sakın
sevgili mehmet kkk,

apo zaman zaman mesiyanik müessesenin kendisi olduğuna dair atraksiynlar yapmaktadır, bu yönde ve peygamberani mesajları çk fazladır. allahü alem vesselam.

(sn spartacus ve adminler, uyarı verdiğiniz imlayı düzeltecektim, ama adminler zaten düzeltmişler, tşk ederim, tekrar sevgiler, sadece şaka yapmak istedim, özür dilerim simondan tekrar)

onur 23-01-2007 01:55

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Sevgili Dilaver abi zaten O bir şair diye iftira atmıyorlar mı?Bak yukarı da da yazdım.Ama Kuran ın kendine has ayrı bir nazım şekli olduğunu vurgulamak isterim.Şairlerin Kuran dan etkilendiklerini görüyoruz onların inat etmelerinden.İnanmayanlar iki seçenekten birini kabul edeceklerdi.Birincisi ya Muhammed yalan söylemiyor bunlar Allah ın kelamı.Ya da Muhammed bir şair.Şimdi o güne kadar Muhammedin şiir yazdığından veya şairliğinden söz edilemiyor.Öyle olsa idi Muhammedin ortaya bu şekilde çıkması ahmaklıktan başka bir şey olmazdı.Kaldıki onun şair olduğunu destekler tek bir kanıt bulamazsınız.İnkarcıların iftiraları dışında.


*
Alıntı:

*Bu varsayım dogruysa şayet Allah kopya çeker mi diye bir soru aklımıza geliyor. Bir tek kelimesini bile yaratamazsınız diyen bir Allah'ın artık deyimleşmiş ve daha evvelce onlarca kere kullanılmış bu sözleri, vahyına alıp *söylerken neye dayandıgı da, bir vakıa olarak karşımıza geliyor.
*Yaratıcının yarattıklarına onların anlayışları ile hitap etmişse bunda saçma olan ne var onu anlamıyorum.Deyimleşmiş olması bir olayı anlatırken insanların daha iyi anlamasına ve kavramasına yol açmazmı zaten.Kaldıki siz anlayabilesiniz diye size ayetleri tek tek açıkladı diyor onca yerde.Sonuç olarak Kuranın özellikle Türkçesi hiçbir zaman Allah ın ifade etmek istediklerine tam karşılık olarak gelemeyeceği kanaatindeyim.Ben bu yüzden çok dikkat ederim.Ayetlerin manalarını dondurmamaya onları bir kalıba sokmamaya çalışırım.Sanırım yorum farklılıllarıda bu yüzden sakız gibi her yere çekilmeside bu yüzden meydana çıkıyor.Bu yüzden ister and olsun kelimesi isterse insanların önceden de bildiği bir deyim de olsa bu insanlara açıklamanın en güzel yoludur.Onlara bildiği şekilde açıklamak en mantıklısıdır.Eğer böyle olmasa idi insanlar onu anlayamıyoruz diye mazeret öne sürebilirlerdi.

*O şiirlerin nazımları ile Kuran nın kendisinin çok ayrı olduğu kanaatindeyim.Araştırmak ve bilenlere sormak gerekir diye düşünüyorum.Türkçe tercümeler ile bu tür iddaalara kalkışmak çok yanlış sonuçlar doğurur.

sodomo-- 23-01-2007 02:00

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Sevgili Dilaver

Kurani üslubun Cahiliyye dönemi Arap şiir ve belagat sanatında kullanılıyor olması hakkında verdiğin bilgilerden dolayı teşekkür ederim. Aynı şekilde Huruf-u mukatta harflerinin de kullanıldığını Diyanet Vakfı tefsirinden öğreniyoruz. Bu tip Cahiliyye dönemine ait çalışmalarına devam edersen bizlere çok faydan olur. Bazı konuları "bilinmezlik" çukurundan çıkartıp tarihsel, kültürel, antropolojik ve dahi sosyolojik *bir perspektifte konulara bilimsel bir açıklık getirmek bizleri ilahiyat profösörlerinin önümüze koymak istediği "gizemli" ve "tabiat üstü" havadan kurtaracaktır.

Ayrıca bu yazdığın metni yakında kuracağım bloguma almak istiyorum eğer müsade edersen. Saygılar, sevgiler

dilaver 23-01-2007 02:07

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
..

* * *Sevgili Sodomo

* * *Benim bir yazımın senin blogunda yer alması bana onur verir. Kaldı ki buraya yazılmış herhangi bir yazı artık anonim olmuştur demektir. Onu da geçelim bir kenara, isminin altındaki paye her türlü yazıyı kullanma dogal hakkını zaten veriyor sana.


* * * sevgilerimle


* not : muhammedin savaşlarını tamamlamayı şart koşmuyorum o konuda zaten sözün var *:D

sodomo-- 23-01-2007 02:30

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Eyvallah Dilaver, sağolasın varolasın. Muhammed'in savaşları, Muhammed'in cinayetleri, Muhammed'in zevceleri ve Muhammed'in kölelerini tamamlayıp vereceğim sana dostum. Özellikle "zevceleri" yarım kaldı öncelikle onu bitireceğim ama şu anda Kuran'ın yazılışı ile iştigal ettiğim için biraz zaman alacak kusura bakma. *Bittiğinde senindir hepsi. Sağolasın varolasın.

dilaver 23-01-2007 04:01

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Onlara bildiği şekilde açıklamak en mantıklısıdır.Eğer böyle olmasa idi insanlar onu anlayamıyoruz diye mazeret öne sürebilirlerdi.

-------------

* * *Sevgili Onur

* * *Zaten bu mazaret yeteri kadar ileri sürülmüyor mu. Daha dogrusu tüm bu patırtı bu yüzden kopmuyor mu. Şimdi Kur'anı onların bildigi şekilde açıkladıysa bir tek and olsun u mu açıkladı. Peki tüm külliyat üzerindeki bunlarca tefsir ne olacak. Bildigi şekilde açıklıyorsa tefsire ne gerek var. Burada ve diger başlıklarda sayfalarca tartıştıgımız şey ve sizlerin iddiası Kur'anın oldugu gibi açıklanmadıgı. Bu yüzden tefsire gerek var diyorsunuz. Her ne hikmetse bu kelimede tefsire gerek olmuyor.

* * * *Bu tefsir işine neye göre karar verecegiz. İşimize gelene göre mi. Bu kelimeyi onların bildigi şekilde açıklıyor ama başka şeyleri onların bilmedigi şekilde yazıyor ve tefsircilere gerek duyuluyor. En mantıklısı bu demişsin. Aynı şeyi diger ayetler içinde söyleyebiliyorsan evet, en mantıklısıdır. Yok diger ayetler tefsire muhtaçtır diyorsan tahmin ediyorum şimdiye kadar yazdıgın en mantıksız şey bu oluyor.

Yaratıcının yarattıklarına onların anlayışları ile hitap etmişse bunda saçma olan ne var onu anlamıyorum

* * * * *Bunda hiç bir şey yok ve tamamen haklısın zaten Kur'anın bana göre hitap tarzı da budur ve bu yüzden doga üstü bir yaratı degildir. Bunu tekmiline uyguladıgımız takdirde tabii ki.

* * * * * Suları birbirine karıştırmayız diyen ayet, önceleri yer ile gök olarak tefsir ediliyor, Süveyş kanalı kazıldıktan sonra bir mucize oldugu ve bunun Süveyş kanalını işaret ettigi tefsir ediliyor; daha sonra Kaptan Custo Cebelitarık incelemelerini yapıyor, sonuçları yayınlıyor ve ahir zaman tefsircilerimiz yeni bir mucize tefsir ediyorlar. Hani anlayışlara göre hitap ediliyordu.

* * * * * *Örnekleri sıralamak çok kolay. Ama bana hiç inandırıcı gelmiyor. Affına sıgınarak İsmet İnönü'nün meşhur sözünü tekrar etmek istiyorum :
Hadi canım Sende.


* * * * * * saygılarımla

23-01-2007 05:36

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
sodomo said:

Alıntı:

Kurani üslubun Cahiliyye dönemi Arap şiir ve belagat sanatında kullanılıyor olması hakkında verdiğin bilgilerden dolayı teşekkür ederim. Aynı şekilde Huruf-u mukatta harflerinin de kullanıldığını Diyanet Vakfı tefsirinden öğreniyoruz. Bu tip Cahiliyye dönemine ait çalışmalarına devam edersen bizlere çok faydan olur. Bazı konuları "bilinmezlik" çukurundan çıkartıp tarihsel, kültürel, antropolojik ve dahi sosyolojik *bir perspektifte konulara bilimsel bir açıklık getirmek bizleri ilahiyat profösörlerinin önümüze koymak istediği "gizemli" ve "tabiat üstü" havadan kurtaracaktır.
sn sodomo,

kuran öncesi arap devrini, cahiliye olarak adlandırıyorsunuz. Eğer bunu Kuranın atıfta bulunduğu temelde yapıyorsanız, yanlış yoldasınız. Kuranın cahiliye dediği devir, mekke islamı öncesi devir değil, bu islam devridir. Cahiliyeden sonraki devir de mehdi islamı , yani gerçek kuran islamı olmaktadır. Kuran mehdi dini öncesi dine, yani bu dine "batıl" larak da atıfta bulunur.

diyelim ki kuran o önceki devir belagat ve şiir sanatına benziyor olsun. tanrı wahyini anlamak için akıl vermiştir, ve anlayış vermiştir. tanrının size orion belagat sanatıyla bir kitap yollamasını mı bekliyordunuz?

neden bu denli basit bir yaklaşımla yaklaşıyorsunuz, dilaver sizi önemsediğine göre, konulara da vakıfsınız: Siz bir şeyleri, ya da kurandaki bir şeyleri, sizden kaynaklanan *herhangi bir nedenle bilemediğiniz zaman o yalan, sahte, uydurma, gizem uydurma mı oluyor? Bu mantık doğru bir mantık mı? Siz sanıyorum, Kuranın kafir , gafil vb dediği "kuran okuyan, namaz kılan kafirler"e bakarak sanırım Kuranı iskat etme çabasına girişiyorsunuz, ki bu hem yanlış ve sizin açınızdan da tanrı ile olan iletişiminiz ve kendi gelişiminiz ve gerçeği arama çabanız açısından sakıncalıdır, diye düşündüm.

Turan dursunun savaştığı mekke kaynaklı din sahteciliğine, Kuran, batıl ve cahiliye demekte, ve bu meyanda dincilik ve erdemsizlik *sergileyenleri çok sert uyarmaktadır.

aklıma gelen 3 ayeti yazıyorum tekrar, lütfen bir bakınız:

maun (way o namaz kılanların haline ki, dini yalanlarlar)

kafirun(buradaki kafirler, mehdi zamanı müslümanlarıdır en başta, yani şimdiki camiye giden sıkı dinciler, islamı öne çıkararak yaşayanlardır)

el enfal: kabe indinde namaz kılanların namazı hile/hısıltıdır. azap göreceklerdir.

ankebut:
51 Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.(Kuran şimdi okunup duruyor, mehdiye inecektir)
52 De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Göklerde ne var, yerde ne var biliyor O. Bâtıla iman edip Allah'ı inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğramışların ta kendileridir." (işte müslümanlar batıl yani sahteye inanmakla hüsrana uğrayacakları ifade ediliyor.)

23-01-2007 06:04

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Alıntı:

sodomo--";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 62912)
Eyvallah Dilaver, sağolasın varolasın. Muhammed'in savaşları, Muhammed'in cinayetleri, Muhammed'in zevceleri ve Muhammed'in kölelerini tamamlayıp vereceğim sana dostum. Özellikle "zevceleri" yarım kaldı öncelikle onu bitireceğim ama şu anda Kuran'ın yazılışı ile iştigal ettiğim için biraz zaman alacak kusura bakma. Bittiğinde senindir hepsi. Sağolasın varolasın.

sn sodomo, ben kuranın roma , yunan ya da siyon tarafından şimdi müslüman olan kavimleri gütmek için uydurulduğunu , ancak onlar uydururken, Tanrı tarafından wahyedildiğini düşünüyorum.

muhammedle ilgili çalışmaları yapalım , fakat onun kurandaki muhammed olmadığını da bilelim, ki yanılgıya düşmeyelim, ve Turan Dursunun düştüğü yanılgı gibi, Kurani iskat etme çabasına düşmeyelim, diye paylaşmak istiyorum sizinle.

Dilaver said:
Alıntı:

Suları birbirine karıştırmayız diyen ayet, önceleri yer ile gök olarak tefsir ediliyor, Süveyş kanalı kazıldıktan sonra bir mucize oldugu ve bunun Süveyş kanalını işaret ettigi tefsir ediliyor; daha sonra Kaptan Custo Cebelitarık incelemelerini yapıyor, sonuçları yayınlıyor ve ahir zaman tefsircilerimiz yeni bir mucize tefsir ediyorlar. Hani anlayışlara göre hitap ediliyordu.
sn dilaver, *yine kuranın ve allahın en sert şekilde uyardığı kafir, gafil ve batılla iştigal eden müslüman ve müslümanlıkla iştigal ederek, kuranı eleştirmek ve iskat etmek çabasına giriyorsunuz, Turan Dursunun düştüğü yanılgıya düşüyorsunuz.

su meselesini de açıklayayım: birbirine karışmaan iki su, tuzlu deniz suyu ve tatlı içme suyu kaynaklarıdır. bunu anlamayacak ne var. bu ayet cebelitarık olayı kesinlikle değildir. çünki cebelitarık zaten çok basit bir fizik kuralıdır, onu açıklamak için ayet göndermeye gerek yoktur. ama şüphesiz , deniz ve içme sularının birbirine karışmaması, Allahın kudretinden ve lütfundandır. ve Allahın hikmeti ile birbirine karışmamaktadır. Elbetteki, her yatein derin tevilleri de vardır.

sn dilaver insanların hata ve zulümlerini neden Kurana yamıyorsunuz ki? Zaten kuran kendisi, bu msülümanları en ağır dille eleştiriyor. neden bu önyargı? Kuranda varsa hata , lütfen onu eleştirin. örnek verdiğiniz ayete bakalım: "iki su, biri tatlı (içersiniz), biri tuzlu; biribirlerine karışmazlar, aralarında hikmetten perde vardır", (sanırım böyle idi ayet). şimdi bu ayette eleştirecek ne var, aklını işletmeyenler, batıl , sahteci, hatta kurana göre kafir müslümanlar ayetleri anlamayıp yamultuyorsa, Allahın ve Kuranın bunda suçu nedir? *

bak siz de yanlış bir davranışla, Nötr bir söze eylem yapıyorsunuz. Müslümanlar kafirse, zalimse, siz de zulmetmiş oluyorsunuz.

Fakat , diğer taraftan size hak veriyorum; *acılar ne olacak, tanrıdan sorulmayacak mı? tanrı neden yaradılışı "kaos" üzerine bina etti, "halife" yaratmak neden kaos ile kaim oldu, kaosun kurbanları Tanrıya isyan etmeyecek mi?

tewderi 23-01-2007 10:19

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Alıntı:

mehmetk_kk";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 62894)
selamlar
kültigin kardeş mehdi diyarbakırlımı?apo olmasın sakın. :lol:

kardeş devam et en büyük hayranınım.fan club kuracağım senin adına.bakarsın ilerde talk show falanda yaparız ha ne dersin.Yani şey için söyledim senin mehdi gelince para falan lazım olur hazırlık yapalım dimi ama.

Apo diyarbakırlı değil urfali hilvanlı :D

olsa olsa bu bizim dengbej lerden biri olur

spartacus 23-01-2007 11:29

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Madem konu şair ve şiirden açıldı yöntem üzerine bir kaç şey söylemekte fayda var.

Şiir 2 türde ele alalım..
1. Somut Şiir
Somut şiir, içine bulunduğu koşul ve zamana göredir. Yani dönemseldir. Dönemsel şiirler dönemi dahilindeki nesillerce anlaşılırlar, çünkü olaylara tanıktırlar, dönemin özellikleri ve koşulları ortadan kalktıkça, somut anlatımda anlamsızlaşır ve kaybolur, çünkü dönemine ait cevaplar üretebilirken, dönemi sonrasına hitap edemez hale gelir.
2. Soyut Şiir
Her dönem ve koşulda olabilecek, olması muhtemel koşullara-ilişkilere göredir. Kısaca evrenseldir, bazen döneminden dahi daha ileride olabilir.

Kur'an'ın büyük çoğunluğu, rutin sembol kelimeleri dışta bırakır isek, Muhammed'in ve eşrafın karşılaştığı sorunlar ve kendi pozitif yönünde çözümleri üzerinedir. Anlatım yazılı bir belge için fakir denemeyeck kadar fakirdir, olaylar, zaman, yer, kişiler, neden, niçinlerden yoksundur. Kısaca SOMUT anlatımdır. Bu gün bu somut anlatımlardaki olayları hiçbirimiz yaşamıyoruz, kısaca dönemseldi, dönemi bitti...

Şimdi bir örnekle, bu gün kimse Kıbleyi Kudüs yapıp namaz kılmıyor. Ancak o zaman Hicret sonrası bu yapılıyor ve doğrusu hakim kişi(Muhammed) tarafından bu bir sorun teşkil ediyor. Sözü dinlenmemektedir, biatda çatlaklar vardır. Buna dönük ve çözüm ayetleri ise somut olarak yazılıyor, olaylar, yerler, kişiler anlatılmadan, Oraya dönüp namaz kılanlar şudur, budur deniyor, amaç bu ayetleri duyanların(iletilmesi ile) etkilenmesi, sürdürülen şeyden (biatsızlık-isyani).vazgeçilmesini sağlamak. *Dönem kapanıyor, yıllar geçiyor, artık olayın tanıklarıda, bu sözlerle hedeflenen sonuçda geçmişte kalıyor. Somut dönemine dönük bir anlatım olduğu içinde, bu sefer her şey arap saçına dönüyor. *Tabu olduğu içinde her dönem yaşatılmak isteniyor fakat içerik buna yapısıyla(örgüsüyle) müsait değil. Ne yapılacak
1. Tefsirler ile olay şuydu, buydu, şurada şuraya gidiliyordu, O'nun için söylendi diye devam ederken, tarihsel etiğiede sığmayan, yanlı yontma ve hasıraltılar başlayacak, kişi bilgiyi, inancına göre işleyerek eritecek.... Yani istesede içeriği ve döneminden dolayı evrensel olması mümkün olmayan bir şey için uğraşılıp durulacak.
2. Bakın Kuran müslümanlara vay halinize diyor... (Kültigin'in sonuçları gibi)

Kur'an çoğunlukla Muhammed'in ve eşrafının güncel Politikada yaşadıkları sorunlar ve çıkış politikiları üzerinedir. Bu gün ne bu politikalar var ama nede çıkış için aynı koşullar. Kanlı, canlı tanıklarda yok artık, yani olaylar ve döneme göre hitap edilen kişilerde, koşullarıda, amaçlarda yaşamıyor. Somut bir olay, somut bir anlatım, kapanan dönem, kalmayan tanıklar.... Ve tabu..

Şairlerin önemine gelince, Cinlerin söylettiği ve Şuar, Şaur kökenden türetilmiştir. Anlamı farkındalıktır. Yani bir şeyin farkında olmak anlamı ile, Şair farkında olan demektir. Bu gün biz şiir ile bütünleştiriyoruz, kelime anlamı temelinde kullanımdan çok, bir adlandırma olarak kullanıyoruz. Şairler o dönemler çok önemlidir, önemlidir çünkü yazın yoktur, şair okuma yazmada bilmez ama duyguları ile söyler, dilden dile gezer. Ayrıca Kutsal metinlerde Şiire yazılır, kısaca bir yerde şiir kitap görevi görmektedir. Dilden dile, ilden ile söylenen ve çoğunlukla saray tarafından kılıç hedefi olan halk Şiirleri gibi.. *
İlahi vazgeçilemez kutsal metinlerdir, bu gün Kur'an'a verilen önem ne ise, o gün şiir(ilahi) ve şaire verilen önemde öylesine önemlidir.

Şairlere ilhamı ilkel dönelerin her döneminde doğaüstü güçlerin verdiğine inanılır, çünkü söyledikleri çoğunlukla meslek haline gelmiş ilahidir. Yazının kullanılamadığı dönemlerde en önemli dildir, daha sonra yazı bulunsada, uzun yıllar basın yayın sorunu, neye yazılacağı nasıl dağıtılacağı sorunları İlahi'yi ve uyduranı binlerce yıl diri tutmuştur. Sümer yada başka onlarca uygarlığın destanları, ilahileride aynı yöntemledir....

"Şuara Suresi
221. Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
222. Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.
223. Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
224. Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.
225, 226. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler."

Bu surede işe şeytanlar giriyor, görüldüğü gibi, Şair ile Doğaüstü bir gücün etkileşimi var. Her şairin bir Cin'i vardır görüşü, dönemin görüşüdür. Bu gün böyle diyormuyuz demiyoruz ama bizim böyle demiyor olmamız o günkü mantığı anlayamayacağımız anlamına gelmez.

Ayet ne diyor, Şeytanlar Günahkar yalancıya iner. Sonucu nasıl bağlıyor, şairlere uymanın kötülüğünü söylüyor, o yalancılar şairlerdir diye bağlıyor, nasıl, yapmadıkları şeyleri söylerler diye.

Kur'an şairane bir dille yazılmamıştır diyelim, ancak kutsal metinlerin kaynağı İlahilerdir ve İlahi ile söyleyiş açısından yöntem olarak bağdaşırlar. Hamurun yapıtaşı gibidir, su ve un.
Şairlerin neredeyse toptan şeytan edilmesi zaten onlara doğaüstü güçlerin(Cin) söylettiğine inanan toplum için, hiçde zor olmayacaktır. Yine bir noktada görürüzki, Muhammed'de bir doğa üstü güçten vahiyler aldığını söyleyerek başlar işe, bu gün böylesi şeyleri ciddi, ciddi öne sürenler tabu ve hurafelerden kurtulunduğu ölçüde Tedaviye alınıyor. İncil'i yazanlarında, Tanrı ilhamı olduğunu söylemeleri gibi.- İlhamda başlı başına doğaüstü bir kelimedir, alınan bir şeyler olarak ifade bulur. Yine o dönem topluma yabancı bir argüman değildir, ona(Muhammed'e) inanmayanlarda, Cebrail yerine Cin deselerde farklı bir şey yapmamış olacaklardır. Çünkü inanca göre bu tür şeyleri insan söylemez, birileri söyletir, şairde alır (ilham).

Muhammed şairleri sevemezdi, çünkü şairler Allah(Al-İlah) diyorlardı, çünkü şairlerin kutsal ilahileri yine dine dönük argümanlar içeriyordu, kitap ilahileirn ta kendisiydi. Bu dine bu gün tanımlamada köken olarak Kenani Dini diyoruz ancak gelişim ve süreç, etkileşimle, bir çok kültür ve uygarlıktan geçmiş, dışa kapalı bir çöl coğrafyasında, ticaret ile dünyaya açılan kapalı bir alana, Al-İlah ne verdiyse taşıyan bir toplum hatta Putunu bile(Hübel). Bilhassa binlerce yıl önem arzeden Akdeniz ve İran-Hindistan ticareti, İsrail, Suriye(Fenike) etkileri, Babil, Asur, Pers etkileri ve dilden dile, kültürden kültüre ilahiler vasıtasıyla taşınan, söylenegelen kutsal metinler... Bilhassa Sümer, Babil uygarlıklarında ilahilerin vazgeçilemez önemi..

Muhammed resimide sevmezdi, ressamlarıda, çünkü evvel Din ilkel atası dinlerden dolayı yazının olmadığı dönemlerde gıdasını ilahiler gibi sembollerden almaktaydı. Tanrılar o kadar meşgüldü ki milyonlarca insanın duasını dinleyip kabul edemezdi, yani her kişi Tanrıya erişemezdi, burada aracı kurumlar devreye girerdi, bu kurumlar, Rahipler(aracılar), Semboller(Heykeller(putlar) yada tanrı Evleri-aracılar) ve tabiki şairler(ilahi yazıncıları, tanrılardan ilham alanlar-vahiy gibi!).

El-İlah da, El-Menatda, El-Lat ve Uzza ve diğerleride ilahiler ile konuşur, semboller ilede temsil edilirdi. Yöntemde zamanla 2 değişiklik görülüyor, İlahi ve Sembollerin yerini Kitap, Tanrılar ailesindeki baş tanrıdan gerisini Melekler(Can alma, Hayat Verme, Doğa işleri, öbür alem işleri), şeytanlar alıyor. Şairler ve Rahiplerin yerini kendine Peygamber diyenler dolduruyor. Bu halde eski ile yeninin bir savaşı olacaktır, bu savaşta tabi rollerini oynayanlar arasında ve silahları ve araçları ile sürecektir. Şairlerin toplum üzerindeki etkisini kırmanın en iyi yolu, şairane bir dil, etkili ünlemli, gizemli, şaşakalınan, korkutan, sevindiren, bağlayan bir dil kullanmak olsa gerek. Öncelikli rakiplerden birisidir şairler, o yüzden, Kur'an'ın *bir benzerini yazında görelim denenler bizzat şairlerin(önemi ve nedenleri üzerinde yukarıda durdum) ta kendisidir.

Eşref Oğlu Ka'b, genç bir şairdi. Peygamberi ve inanışlarını eleştiriyordu(!). peygamber bir gün arkadaşlarına, "Bu adamı öldürebilecek kimse var mı?" diye soruyor, Mesleme Oğlu Muhammed ortaya atılıyor, Ben varım! diyor(DERİN DEVLET yine işbaşı yapıyor, çokca yaptığı gibi bu sefer asıl rakip şairlere gözdağıda verilecektir).

Nasıl yapılıyor.
1. HİLE; Mesleme B Muhammed, Muhammed'e diyor ki, bu adama gittiğimde senide kötülememe izin var mı? (Yani yılanca yaklaşayım), izni alıyor.
2. HİLE; 1 Nolu şey, uygulanıyor, gidenlere Eşref Bin Kab'a, Muhammed'den kurtulmak istiyoruz, bizden sadaka alıyor, ancak dardayız, 2 Deve hurma ver diyor. Eşref B Ka'b, rehin bir şeyler bırakmalarını istiyor. Anlaşıyorlar(zırh ve kılıçlar rehin olacak)
3. HİLE, Baskın, dostça yaklaşım.
4. OLAY, Hilece saçı koklanıyor, katlediliyor.
5. Kesik Başın Peygambere delil olarak götürüldüğü kimi aynaklarda geçer..

http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/4220.html
http://hadis.ihya.org/buhari.php?t2=hadis&sn=83

"Kaynak:Buhari, Cihad/158/1, Rehn/3, Tecrid, hadis no: 1578; Müslim, Cihad/119, hadis no:1801; Ebu davud, Cihad/169, hadis no: 2768"

Daha ne gözleri oyulup, ateşe atılmalar, kesilen başlar var... Gerekçe ise muhalefet...
En çok muhaliflik ise, İlahi(müzik), Sembol(Resim, heykel), Şiir(şair)... Bu etkilerin kırılması en önemli engellerden birisini teşkil ediyor.

Sevgili Dilaver, Arap şiiri Cahiliye denen dönemde gerçekten çok verimli imiş, etkinmiş ve çevresini etkiliyormuş. Gerçekten menfii eksenlerde yokedilmiş, yeniden ve sürekli kötülenerek çıkar eksenli sündürmeler üzerine bu kültüre gasp uygulanmış. Melekleşen tanrılarından, Al-İlah(El-İlah)'ına kadar... Şairler bence vazgeçilemez tanıklardır..

hiramusta 23-01-2007 12:47

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Alıntı:

gandalf";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 62756)
Alıntı:

hiramusta-Sevgili Cemalim,tabiki Peygamberden öncede oradaki insanlar Allah'a inanıyordu
işte olay budur, hiramusta tebrik ederim, birkaç eski topic te kurban, kabe hac ve diğer islam geleneklerinin eski cahiliye devri diye kesip attığınız devirde de var olduğunu yazmıştım, zaten 40 küsür yaşına gelmiş bir insanın inançlarını bir çırpıda kesip atmasının beklemek abesle iştigaldır.

muhammedin hatice ile evliliğinden sonra monoteist din kültürü ile tanıştı, yani aslında islamı haticeye borçlusunuz bir yerde :) bu tek tanrılı din kültüründen fazlasıyla etkilenmesine karşın eski inaçlarını bir tarafa bırakamadı, ee sonuç ortada. bu itirafı bir muslümandan duymak hoş,
tşk kurler hiramusta.

Sevgili Gandalf,hiçbir düşünce,anlayış,inanç %100 yanlış değildir.Muhammed Peygamberin yaptığı,kendisine ilka edilen vahiy doğrultusunda,toplumundaki inanış,anlayış,düşünüşlerin ve davranışların yanlış olanlarını veya yanlış olan taraflarını kaldırmak yerine doğru olan olguları oturtmak olmuştur.İslam hiçbir doğru ve güzel inanç ve davranışları reddetmez.Cahiliyeden ve ehl-i kitaptan kalan doğruları tasdik etmesi hem bunun hem de evrenselliğinin delilidir.

O kullarım ki, onlar sözü dinlerler,sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.Zümer 18

tewderi 23-01-2007 13:51

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
HiramUsta
İslam hiçbir doğru ve güzel inanç ve davranışları reddetmez.Cahiliyeden ve ehl-i kitaptan kalan doğruları tasdik etmesi hem bunun hem de evrenselliğinin delilidir.


Cidimisin abi aşağıdaki hadisler acaba ne kadar ilmi ve doğru ?

3380 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim eceli gelmeyen bir hastayı ziyaret eder v yanında şu duayı yedi kere okursa, Allah ona bu hastalığından mutlaka şifa verir: Es'elullahe'l-azime Rabbe'l-Arşi'l-azimi en yeşfike. (Büyük Arş'ın Rabbi olan Allah'tan senin için şifa taleb ediyorum.)"

3870 - Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur."
Kuttubi sitte 'deki hadisler

hiramusta 23-01-2007 16:01

Re: Cahiliye devrinde Allah'ın izleri
 
Sevgili Tewderi,onlar Peygamberin değil uyduranların sözleridir.Bununla birlikte hasta için Allah'tan şifa istemek hele hastanın yanındayken güzel bir davranıştır.En azından hasta ile aranızdaki bağlar kuvvetlenir ve hastaya psikolojik destek sağlamış olursunuz.Gerçek anlamda hastalık için dua etmek demek,hastanın hastalığına şifa olanak unsurları temin etmeye çalışmak demektir.Bir başka ifade ile dua,ihtiyaçlar için gerekli olan şeyleri elinden geldiği kadar yerine getirip takdiri Allah'a bırakmak demektir.Mesela başarılı bir öğrenci olmak istiyorsanız bunun duası derslerinize iyi çalışıp takdiri Allah'a bırakmaktır.Bir başka örnek;iyi bir insan olmanın duası,erdemli,iyi ve doğru davranışlarda bulunup takdiri Allah'a bırakmaktır.Bazı arkadaş biz Allah'a inanmıyoruzki takdiri Allah'a bırakalım,diyebilirler.Bir inancınız olsa da olmasa da,Allah mutlaka sizi davranışlarınıza göre takdir eder.

Sinek olayına gelince,bununla ilgili rivayetin kendisi bağıra çağıra ben uydurmayım diyor.Allah sizin için yarattığımız rızıkların temiz olanlarından yiyin diye bize vahyetmektedir.Sinek pistir,hertürlü b.ka konar.Dolayısıyla içine sinek düşen süt kirlenmiş olur.Bir bardak veya bir tas süte sinek düşşe,ben benim burdaki davranışım onu dökmek olur ama bir kova veya bir kazan süte sinek düşerse,okadar sütü dökmem sadece sineğin düştüğü bölümü bir kepçe veya tas miktarınca dökerim.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:35 .