![]() |
Allah'ın baldırı !..
Alıntı:
Eh, dediğiniz gibi olsun efeeemm. :D Mâdem rivâyeti beğenmediniz; Âyet verelim. Alıntı:
Yaşar Nuri de dâhil, atılan taklaları saymak mümkün değil. Sadece Harun Yıldırım isimli zat, âyeti olduğu gibi çevirmiş. "Paçaların tutuşacağı" diyeni mi arasın; "Bacakların titreyeceği" diyeni mi... Âyet'in orjinalinde ne "tutuşmak" kelimesi geçiyor, ne de "titremek" Görünen o ki birilerinin "paça" o denli tutuşmuş, bacakları o kadar titremiş ki durum aynen meallere yansımış. |
Bu baldır mevzusunu arada bir duyuyordum da Kuran'da yer aldığını hiç bilmiyordum, sahiden varmış :)
Alıntı:
Alıntı:
|
Bu baldır konusunda birşeyler yazmıştık ama güncelleyelim..
Kuran'da antik Yunan'ın ne işi olabilir?Olmaz değil mi?Olur,olur:) Bu baldır konusu şöyle.. Meşhur Zeus'umuzun önünde sevgilisi(cariyesi) Semele yanarak ölür..Zeus,yanan küllerin içinde Semele'nin çocuğunu alır ve baldırına/uyluğuna koyar..Çocukta altı aylıktır..Bu da çok önemli..Sonra baldırını iyice diker ve çocuğu kendisi doğurur.. Çocuğu doğuran Zeus,babadır..Hristiyanların babası..Bu baba,aynı zamanda islamın Allah'ıdır..''Tanrı'' denilen şey budur.. Baldırdan/uyluktan doğan çocukta rabtir..Oğuldur..''Uyluktan doğan oğul'' veya ''tanrıdan doğmuş rab'' denir..Adı da DİONYSOS'tur.. Bu Dionysos,sayın Vefik Sami'nin inandığı İsa'dır..Müslümanların inandığı Muhammed'dir.. Hadi iyi geceler:) |
Alıntı:
http://www.theoi.com/image/K12.13Dionysos.jpg |
Allah seksi midir acaba, mini etek giyer mi?
|
Hadisin sözünü ettigi "Rabbimiz baldirini açar"daki sâk "rabbimiz (?)"in baldiridir;
Kalem 42'nin sözünü ettigi "Baldirdan açilacagi gün"deki sâk ise herkesin baldiri. (Her seyin paçadan döküldügü gün) Her seyin baldirdan açiga çiktigi gün Yevme yukşefu an sâk Bize onlarin elleri konusur o gün, ayaklari taniklik eder teşhedü ercülühüm (Yâsin 65). Kisacasi Kalem 42'de Allah'in "sâk"ı mâkı geçmiyor, ayette söyleneni o uyduruk hadiste söylenene emsal gösterip Kuran'a pislik sivastirmayin. Kalem 42'deki sâk, açik ve net, telaşla "ayaklarin bir birine dolanip bildiklerini ortaya döküvermesi"ni dile getiren bi DEYiM. Tipki Kıyâme 29'daki gibi: Ayak ayaga dolanmistir Velteffetis sâku bis sâk Bakin Kalem 42'deki sâk ta Kiyâme 29'daki sâk ta aynı kelime. DEYiM nedir biliyoruz degil mi. |
Bacakların dolanması anlamına gelen "baldırın açılması" diye bir deyim mi var Arap lisanında :) ayetten böyle bir anlam üretmeniz saçma.. Ayrıca zaten ayette keşf sözcüğü var, yani baldırın keşfolunması, "dolanması" veya "titremesi" değil.. Bu halde (sizin mantığınıza göre) "insanların" bacaklarının keşfolunmasıyla/açılmasıyla, secdeye davet edilmeleri arasında ne gibi bir anlam ilişkisi olabilir? Kolayca anlaşıldığı gibi bacak, İlah'ın bacağı; keşf-u sak, baldırın/bacağın keşfolunması, açılması, içinin gözükmesi, yani gizlenenin "açığa çıkması" anlamında, ki yukarıda Ahlaksız'ın da belirttiği gibi bu açılan bacak hikayesi orijinal birşey değil, antik Yunan kökenli, "ikinci doğum" kavramını betimleyen bir mitos. Kuran'da bu tip pek çok kültürel ç-alıntı görebiliyorsunuz, dolayısıyla Arapların, döneminde ağızdan ağıza dolaşarak dejenere olmuş bu hikayeleri kendilerine göre tekrar yorumladıklarını düşünmek gayet makul. Bir de Yasin 65''te "sak" sözcüğü geçmiyor, niçin onu örnek verdiniz ki? |
Alıntı:
Âyet'te, "Herkesin Allah'ı" yok ise "Herkesin baldırı" nerede ? Mâdem Allah yok, âyetin devamında bahsedilen "secde" kime-neye ? "Baldır" tekil, çoğul değil. "Baldırlar açılır" olsaydı, yaptığınız güncelleme bir anlam kazanırdı. Eğer Arap'ın İlahı gerçekten var ve bir gün hesap soracaksa ben inanmadığımın hesabını vereceğim. Sen ise hem inanıp, hem de Allah'a konuşma öğretmekten yargılanacaksın. Buna İslâmi literâürde 'Şirk' diyorlar. Senin suçun daha ağır. :D Alıntı:
Yâsin: 65 "Ağızları mühürleriz, uzuvlar konuşur"u anlatıyor. Kalem: 42 "Baldır açılır" diyor. Alıntı:
Pislikle uğraşmam. Bu ithamı, Kur'andaki çelişki ve anlamsızlıkları perdelemek için kelimelerin değişik anlamlarından "medet" umarak, Kur'an'ı güncelleyen ve bunun için hadsiz-hesapsız taklalar atan sirk palyaçoları için yapacaksın. Alıntı:
Bir itirâzım yok. Fakat; Kıyâme:29'da "deyim" çok net anlaşılıyor. Tefsire ihtiyaç yok. Kalem: 42'de "deyim" nerede ? Arap kültüründe "Baldırı açılmak" şeklinde bir deyim olsa ve bu gizli olan her şeyin açığa çıkması şeklinde anlam kazanmış bulunsaydı siz haklı olurdunuz. Kalem: 42"Baldır açılır" diyor. Kıyâme 29, "Ayakların birbirine dolanması"ndan söz ediyor. Öte yandan, Arap dili ve edebiyatına, tarihine ve kültürüne vâkıf bir kimse için Kur'an âyetlerini anlamanın iki önemli düsturu vardır. 1 - Sebeb- nüzûl 2 - İlgili âyetin öncesi ve sonrası (Siyak-sibak) Siz birincisini kabul etmezsiniz. Çünki âyetleri hâkim kültüre uydurmak için size gereken hareket alanını daraltır. Hadi bunu anladık da. Kıyâme:29 ile Kâlem:42'yi anlam açısından nasıl bir araya geitirdiniz; bunu anlamak epey zor. Kabul edelim "Hokus-pokus"da uzmanlaşmışsınız. İddianızın doğru olması için Kalem: 42 şöyle olmalıydı. "Baldırın, baldıra dolandığı gün secdeye davet edilirler ama; güç yetiremezler." Sn. Akçay, Evvelce yazdıklarınıza katılmasam da sizi, büyük bir ciddiyetle tâkip ederdim . Ama; artık, iyice komik olmaya başladınız. Alıntı:
|
Alıntı:
Benim o kadar iyi değil, hatta hiç değil, gerekince alternatif kaynaklara da bakarım, zira adamlar doğru mu diyor, yanlış mı diyor? onun ayırdında olabilecek bir bilgim yok. İlmen kıyaslama yapabilecek kapasitede değilim, o yüzden de araştırırım, kimseye güvenmem. İstesem de güvenemem zira bilmiyorum ki. Bilmediğim için doğruda olsa yanlışta olsa iş "şansa" kalır, "kumar" yani. Arapçanın fi tarihlerde 1 ay kadar kursuna da gitmiştim, saçma bir dil olduğu içinde bırakmıştım. Tabi araştırma yapabilecek kadar da tanıyorum Arapçayı, bende bir Lugât var, baktım "Sakk" kelimesine aynen yazanlar. Sakk"Baldır" diye verilen anlam zaten kafadan yanlışmış, adamlar hiç lugâta da bakmamışlar anlaşılan, tebrik etmek gerekir bu elemanları. "sakk" a ancak "incik" denilebilir, tabi o da anca 2. anlâmda. 1. anlâm verildiğinde yorumlama çok daha başka olur. Baldırı görmek, resmen takım taklavatı görmek anlamına gelir yahu, incik gene ayak fetişizmiyle filan açıklanabilir. :D Arabi de Tevilat tefsirinde "İncik" olarak almış ama yorumlarken de "Şiddet" mecazî anlamına göre yorumlamış, yoksa ayette direk şiddete dair bir şey geçmiyor, ama tabii "Sakk" kelimesinde bu anlâm da yüklüymüş. O yüzden de Arabi şiddeti işlemiş. 42- O gün, incikler açılır ve secdeye davet edilirler fakat güç yetiremezler.Görünen o ki bu baldır meselesi zoraki girmiş, mitolojik zeminide @Ahlaksız'ın dediğine görede zaten varmış, öyleyse bu baldırdır diye düşünmek, düşünmek olmasa gerektir. Baldır ve incik farklı zaten, madem öyle komple bacak deyinde olsun bitsin, insanların rontgencilik hayalleri tavan yapsın, Allahlarının takım taklavatını görmek çılgınca bir hayal. Bu Arapların kafası hep şeye çalışıyor galiba :D ama hepside öyle olmasa gerektir. Helede "yukşefu" gibi bir kelimeden sonra baldır demek, hatta incik demek bile yanlıştır. İnsanlar baldırı mı keşfedecekmiş? Müthiş gerçekten... Belkide otopsi de yaparlar. Gerçi niyet çok daha başkaya, neyse. :D Özetle Arapçam iyi değildir, bunun "farkındayım" iyi olduğum konuysa kimseye güvenmemektir, bunun da "farkındayım" İki farkındalıktan oluşan şeyleri yazdım o kadar. Yalnız bu baldır meselesini hiç bilmiyordum, acayip meseleymiş. :biggrin1: Sevgiler |
Alıntı:
İlgili meal sitesinde 41 kişiye âit meal var. 40 tanesi aynı, benim alıntıladığım farklı olsaydı, iddianızda haklı olurdunuz. Diğerleri de kendi aralarında farklı. Ayrıca gramer bilgisi denen bir şey var. Tekil, çoğul, zamir, isim, sıfat vs. bunların kullanımı her dilde aynıdır. Aksi takdirde çeviri olmazdı. Alıntı:
Ama daha Arapçayı öğrenmeden "saçma" olduğunu kavramak da ayrı bir "yetenek" olsa gerek. Haklısınız. Ben sizin kadar "yetenekli" değilim. Alıntı:
O zaman Kıyâme. 29'u mealleyin bir zahmet. "Velteffetis sâku bis sâk" Buradaki meallerin tümü "yanlış" görünüyor. Ya da Allah uygun kelimeyi bulamadığından olsa gerek, "sâk" kelimesinin ikinci anlamını seçmiş. Ama; siz, doğrusunu bildiğinize göre hikmetini de açıklarsınız artık. Ricâ edelim !.. Bu arada mevzûyu "takım-taklavat"a ya da "Ayak fetişizmi"ne kadar tafsilâtlı hâle getirmenize bakarak, bu konuda sizinle bir tartışmaya giremiyeceğimi de kabul etmiş bulunmaktayım. |
İngilizce tercümelerde sak, incik-bacak anlamlarına gelen "shin" veya "shank" olarak karşılık bulmuş, ayrıca sözcük tekil, sanıyorum çevirenlerin çoğunun anadili de Arapça.
Bazı çevirilerde "işin aslı" kullanılıyor ancak kelimenin anlamı bacak, yani "işin aslı" sadece bağlamsal bir tefsir, "sak" (سَاقٍ ) sözcüğünün imlediği şey değil.. Google Translate: http://i.imgur.com/d0t91qX.jpg http://en.noblequran.org/quran/surah-al-qalam/ayat-42/ Mealler: Mohammed Habib Shakir Ahmed Raza Khan Barelvi Talal Itani |
Alıntı:
Orada ki adamlarda bu işi çok iyi biliyor değiller, çoğu zaman salıyorlar. Herkes meal çıkartabilir, isim değiştirin yayınlayın, bu zor bişi değil. Alıntı:
Alıntı:
Bu dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir. Benim dediğim sadece kimseye "güvenmemek", bunun araştırmasını her okur/yazar kendince yapar zaten. Zaten mesele banada güvenmemeniz, ben kimseye güvenmezken, bana güvenin demem, bunu beklemem SAÇMA olmaz mı? Bunu bilahare kendiniz araştırmalısınız. Ben sadece alternatif bir bakışla baktım konuya, örnekledim o kadar. Alıntı:
Dediğim gibi ben bu meseleyi hiç duymamıştım, adamların hayal güçlerine hayran kaldım. :third: |
Alıntı:
Allahın aklı böyle çalışıyor demek ki ! Allahın baldır sıfatı ! |
Alıntı:
Çoğul yapınca bu problem kalmıyor. Alıntı:
Bacak, baldır, incik keşf olmaz ki anca bakarsın, seyredersin. Allahın bacağını, baldırını, inciğini keşfettim demek, Allah dururken çok komik kaçıyor. Kaldı ki Allah bile olsa keşfedilmez, benim mantık bunu söylüyor. Yabancı tefsirlerde "şiddet" diye işleyen olmuş mu? zira kelimenin mecazında bu da varmış, Arabi de böyle işlemiş çünkü. Gerçi şiddet bile keşfolunmaz, anca ortaya çıkan bir şeydir. Keşf bu anlamda da kullanılabilir. |
Alıntı:
Kıyâme: 29 okunduğunda oradaki deyim çok net görünüyor. Ama; Kalem: 42'den benzeri veyâ aynısı çıkmaz. Bunu yapmaya çabalayan, anlam sınırlarını zorluyor demektir. Halbuki Allah, Kur'an için "Kitâb-ı Mübîn" der. Alıntı:
Ben hiç bir mesajımda kişiselleştirmeyi "ilk seçenek" yapmam. Alıntı:
Ben yazılanları anlamaya çalışıyorum. Okuduklarımın genelde doğru olduğuna kanâ'at getirmişsem o zaman onları esas alıyorum. Yanıldığım da oluyor tabii Bir münakaşada samimiyet ve üslup düzgünlüğü varsa, bilgim ölçüsünde o münâkaşayı sürdürmeye çabalarım. Ciddiyetten uzak, muhatabı "ti"ye alma modunda veya sinkaflı mesjları gördüğümde cevap vermem. Alıntı:
Ama; başkalarına "ahlak" telkini aslâ haddim değil. Sâdece, konunun ana mecra'ından sapmaması noktasında bir hassâsiyet taşıdığım için öyle bir cümle kurdum. Saygılar. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hatta sevgili Pyrrhon yaptığı gibi, varsa yabancı kaynaklara da bakmak gerekir ki TEREDDÜT kalmasın, yok densin. Öteki türlü tereddüt yok demek bile zaten tereddüttür. Gerçek bir kitap kurdu böyle davranmaz, ben bu yüzden akademik kitaplara bakmaya bayılıyorum, zira tereddütler konusunda dip notlar, açıklamalar ekliyorlar ki yorumu okuyucu yapsın diye, bir "seçenek" sunuyorlar. Kuran tefsirlerin de bu yok. Ama tabi olmaması bunun uygulanmayacağı anlamınada gelmiyor. Müfessirler bu Lûgât ilmine de oldum olası karşı çıkarlar, çünkü kafalarında ki şeyle Lûgât çoğunca uyuşmaz ve efendim Kuranın termini böyledir filan diyerek, hayallerin de ki anlamı montelerler. Kuranmeali.org ta ki yazarlarında her biri farklı mezhep, tarikat vs. dir. O yüzden tereddüt varsa, netlik çok mümkün değildir. Alıntı:
Neticede ana dilimiz değil, öyle bile olsa bu seferde İMAN denilen şey, ana dilin önüne geçer. Hatta İNKAR da geçer. Namazın şekli tarifi zamanı vs. leri yokken, bir sürü yere namaz montelenir. Sevgili World'de demiştim, kuranın iman ve inkar yönü vardır, yarı yarıyadır bu. İmanla bakan imanını, inkarla bakan inkarını görür, bir nevi ayna gibidir. Tevratta bu var mı demiştim, bilmediğini söylemişti. Bunun zaten böyle olduğu da bu forumdan bile bellidir. İnsanlar yanlış görmüyorlar, doğrudur bu görülenler. Tabi bütüne dair bir analiz de zordur, o yüzden bu meselede ki çeşitlilik ÇOKTA yerindedir. Ben ilgiyle takipteyim, verdiğin bilgiler içinde teşekkür ederim. Sevgiler |
Alıntı:
Baskasina saçmalama diye diye saçmalamak iste budur. Kalem 42'de "baldırın açılması" yok, namevcut; namevcut bir seye "Böyle bir deyim mi var?" demektir saçmalamak. Kalem 42'de şu var: (Açiga çikarilacak olan her ne ise onun, onlarin) baldırdan açiga çikarilmasi -yukşefu an sâk Deyim bu. Baldirdan açiga çikarilmak baldirdan açiga çikmak. Hesap günü.. yani hesaplarin baldırdan açiga çikarildigi ve herkese secde çagrisi yapildigi gün Yevme yukşefu an sâkın ve yud'avne ilâs sucûdi... (Bazi kimselerin) iste buna gücü yetmeyecek -fe lâ yestetîûn. Çok geç artik. Bunu Allah'in baldırı diye çarpitmak ise ayri bi saçmalik, secde etmekte çok geç kaldigi için secde edemeyecek olan Allah midir ki Allah'in açiga çikarilacak neyi varsa o, onlar Allah'in baldirindan açiga çikarilsin -yukşefu an sâk? |
Alıntı:
Alıntı:
Önceki iletinizde "ayakların birbirine dolanıp bildiklerini ortaya döküvermesini dile getiren bir deyim" demişsiniz, şimdi takla kipini değiştirip "insanların baldırlarından açığa çıkacak hakikatler" diyorsunuz. Peki , insanın baldırından ne hakikati ortaya çıkabilir, yeryüzünde böyle bir ifade biçimi mi var :) Hani sizin kastettiğiniz anlamda "yüreklerin açıldığı /keşfolunduğu gün" falan denmiş olsa bu kabul edilebilir , insanın "baldırının keşfolunması" ne çeşit bir deyim ola ki? Baldırlar ya da incikler mi topluyor amelleri? Arap kültüründe böyle bir kavram mı var, yani var mı başka bir örneği? Alıntı:
|
Baldırda ki keramet , tabiki KAS tır.
Müminler secde ederken bu kası ne kadar çalıştırırsa o kadar mümin oldukları belli olur. Araplar o dönem kılıç ile pazu çalıştırmaktan fazla , namaz da BALDIR çalıştırırlardı. Muhammed namaz kılanları BALDIRLARINDAN tanıyacak ve Kendi baldırını onlara göstererek , işde benim de namaza dair ispatım bu diyecek. Tanrı dediklerinin baldırı ne ayak bilemedim. |
Alıntı:
Şaka mi bu? "Tecahül-ü arif"lik mi yapiyorsun aklin sira? Kardesim, insanin ibaldırının keşfolunmasi degil, DEGiL, degil! Keşfolunacak ne varsa onun insanin baldirindan keşfolunmasi yukşefu an sâk Deyim bu. Hesap günü ne olacagini dile getiren bi deyim. Bedenin bir parçasi olan baldirla lafzen ilgisi yok bu "sâk"ın. Tipki "Velteffetis sâku bis sâk"taki "sâk"ın bedenin bir parçasi olan baldırla lafzen nasil ilgisi yoksa. Biz Türkçe konusanlar "Baldır baldıra dolanmıştır" demeyiz, "Ayak ayaga dolanmistir" deriz. Kuran'daki dili konusanlar "baldır baldıra dolanmistır" diyor. Yani "sâk"ın lafzen ayakla da ilgisi yok baldırla da. |
Baldırın keşfolunması dediğimde baldırın içinden çıkacak-görünecek şeyden bahsediyorum zaten, baldırın kendisinden değil, abuk subuk ve gereksiz laf kalabalıklarıyla neye varacağınızı düşünüyorsunuz , okuma zahmetine girseydiniz keşke, ben konudaki ikinci iletimde ayette geçen ifadeyi zaten "baldırın içinden", yani sizin deyiminizle "baldırdan çıkacak şey" olarak açtım,
Alıntı:
O halde soruma cevap verin, böyle bir deyim mi var Arapça'da? İnsan baldırının içinde keşfolunmayı bekleyen hakikatler mi gizli? İnsanın "baldırından keşfolunmasına" dair ikinci bir örnek bekliyorum... |
Neyin dogru oldugundan eminsem onu söyleyerek
daha önce cevap verdim. Ama sen tatmin olmadin ki "Cevap ver!" diyorsun yine. Hayir. Bi daha bi daha yok, benden bu kadar. Bütün sorun "Allah baldırını açtı" zırvası olup dururken "Yukşefu an sâk"a eger sen bir yerde "baldırın keşfolunması" dedigin halde baska bir yerde "baldırdan çıkacak şey" diyebiliyorsan sana meramimi anlatamam. Kaldi ki "Saçma!" denerek, meydan okunarak yapilan bu kayikçi kavgasindan rahatsizim, empati yapmani istedigim için senin üslubunla cevap yazdim. Devam edemem. |
Alıntı:
İnsanların baldırlarından, ne, nasıl keşfolunacak dedim, cevap vermiyorsun, böyle bir deyim mi var, ikinci bir örneği var mı dedim, laf kalabalağı yapıyorsun. Açık ki baldır, Allah'ın baldırı ve sahih hadis de cabası. Alıntı:
|
Ya bu hadisler uydurma veya tevile muhtaç.Said nursi risaleler de buna benzer bazı hadisleri tevil etmiştir. Mesela arzın öküzün ve balığın üzerinde olması hadisi gibi.(tarlaya sürülen öküz yani tarımcılık, balık avı gibi benzeri deniz ticaretiyle hayatın devamı bu hadisin tevili )
|
Allah Ahirette Baldirini Peygamberlere Gosterip Iliskiye Davetmi Ediyor
"Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir." (Müslim İman 302, Buhari 97/24,10/29, Müsned, 3/1)
"Ebu Said (ra) anlatıyor. Resulullah (aleyhisselatu vesselam)'ı dinledim, "Baldırların açılacağı, kendilerinin secdeye davet edileceği gün…(Kalem 42) mealindeki ayetle ilgili olarak" şöyle diyordu: "Rabbimiz baldırını açar, her mümin erkek ve her mümin kadın O'na secde eder. Dünyada iken kendisine riya ve gösteriş olarak secde edenler geri kalırlar. Onlar da secde etmeye kalkarlar, ancak sırtları bükülmeyen yekpare bir tabakaya dönüşür (ve secde edemezler.)" (Buhari, Tefsir, Nun vel Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Müslim, İman 302. (183) Konuyu tasvir eden ayet 68/42 nolu ayettir. Arapçası ve meali aynen şöyledir: "Yevme yukşefu an sâkın ve yud'avne iles sucûdi fe lâ yestetîûn" Arapça "O gün bacak keşfolunur ve secdeye davet edilirler ama güç yetiremezler." Türkçe Burayet de müslümanların, milletin gözünden kaçırmak için binbir takla attıkları, mealcilerin gerçek anlamını örtmek için binbir sahtekarlığa başvurdukları bir ayettir. Kimi mealci bacak yerine perde demiş, perde açılacak diye anlam vermiştir. Halbuki "sak" apaçık bacak demektir. Bunu kanıtlamak çok kolay. 75/29 nolu ayette "bacak bacağa dolanır" şeklinde ölüm anını anlatır. Burda hiç bir uyanık mealci perde perdeye dolanır filan demez. Kelime aynıdır. "Velteffetis sâku bis sâk(sâkı)." (75/29) Arapça "Ve bacak bacağa dolaşır. " (75/29) Türkçe İşin içinden bu kadar ucuz çıkılmayacağını bilen daha akıllı mealciler, açılan bacağın insanların olduğunu iddia ederler. Bu ise anlamı iyice saçma hale getirir. Çünkü İnsanların bacağının açılmasıyla secdeye davet edilmelerinin hiç bir alakası olamaz. Böyle olsa deli saçması olurdu. "Bacak açılır, otomobil ani bir frenle durur" cümlesi bir anlam ifade der. Ama "bacak açılır, güneş tutulur" diye bir cümle alakasız bir saçmalamadır. O yüzden açılan bacak allahın bacağıdır, başka türlü yorumlanamaz. Allahın bacağını görünce millet öyle şok oluyor ki, secdeye de varamıyorlar! Artık nasıl bir bacaksa! Bir de destekleyen sahih denen kitapta hadis var. İlk manevra Elmalılı'dan gelmiştir. Bu acayip ve komik anlamı örtmek için aynen şöyle meal vermiştir: "Bir sak keşfolunur"!!! Aslında daha komik olanı da var. O da Tekin meali:"İşlerin güçleşip, herkesin paçalarını sıvayıp kaçacak yer aradığı (paçalarının tutuştuğu) gün…." Sanırsın adamlar dereye dalacak! Ne paça sıvaması? "Paçaları sıvayıp sıvışacak delik aradıkları" deseydin bari! Nasıl bir iştir bu mealcilik? Cinsi Sapiklik Allah`tanmi Geliyor? Yoksa Islamin sapiklik uzerine kurulmasindan dolayimi ortaya cikiyor? |
İşte böyleee.
Gerçek TANRININ BALDIRI olmazda Yalancı Tanrının herşeyi olur.Maldırı,ayağı çükü,ehterisi ,devesi,bir sürü garısı,ceriyesi neden olmasın.Kıtabı yazan kendisi beş öğretmeniyle birlikte. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Güzel insan, adem oglu. Tüm dünya milletlerine tek dilde arapca kitap gönderen inandigin allah ayni mantik üzerinden ayni hataya düsmüs olmuyormu? Bundan 100 sene önceye kadar kim arapca kurani, araplardan baska okuyup anlayabiliyordu? Malum evrensellikten yana iddiasi olan bir kitapdan söz ediyoruz. Simdi bir empati kurup olayi aciklayiver sana zahmet. Ha birde su mecaz dedigin kuranda kac ayet vardir, bunlarin sayisini verebilirmisin? böyle bir ayirt etme yapilabilmismidir bu güne kadar. Neye göre, kime göre ayetleri mecaz kabul ediyorsunuz? |
Alıntı:
Kuran'da belki 10, belki 100, belki 500 mecaz vardır, hiç bir fikrim yok. Ama benim merak ettiği şey ise, "Allah'ın ipi" denildiğinde sizin ne anladığınız. vereceğiniz yanıta göre "baldır" dan ne anladığınız da belli olur zaten. Saygılar, |
Alıntı:
mesele kurani okuyan herkezin ayni mesaci almasi esas olmali. Malesef bu konuda binlerce farkli anlayis ortaya cikmis. Böylesi bariz anlam farkliliginin olusmasinin sebebi ne ben, nede bir baskasi olabilir. Keske kitabin mimari kimse ona sorma imkani olsaydi. Kulaklari cinlasin sayin mcdragon ´un tanri 1400 senedir sessiz, dilsiz derdi. Kurani okurken kimin ne anlamasi gerektiginin yazari"larin" umrunda olmadigini görüyorum. Kim kaleme aldiysa anlatmak istedigini yazmis okadar. Konu ilahi bir kitapsa, böyle bir karma karisikligin olmamasi gerekiyordu. Yoksa ayni zamanda böyle kula kullugun önüde acilmis oluyor. Allah bizlere ne demisi anlamak icin ya hasana, ya hüseyine vs. inanmaktan geciyor. Bu yöntem zar atmaktan farkli degil, ya tutarsa!? Benimle olasi bir yaraticinin arasinda, yaratilmislarin ne isi var, niye gerek olsun gibi bir cok soru olusuyor. Ele aldigimiz herseyin yaraticisi oldugunu iddia eden bir tanri icin cok ama cok basit bir kitap durumunda. Yoksa herkezin okudugunu anlamasi istenseydi bu tanri icin gayet basit olurdu. Yok olmuyorsa, ozaman herseye kadir denmemesi gerekiyordu. Sorunuza cevap vermeyi isterdim ama, inanin ne anladigim konusunda bile emin olamiyorum. Zaten tek ayet üzerinden mesele cözülseydi, emin olun bir mutabiklik saglanirdi. Malesef yüzlercesiyle dolu bu ve benzer mecaz ayetler. Bir önceki iletimde de belirttigim gibi, yabanci bir dilde tüm insanliga gelen bir kitabi birakin icerigini anlamayi, daha dilini bile bilmiyor cogunlukda olan insanlar. Hal böyleyken, siz ancak kurandan hesaba cekileceksiniz gibi bir ayetin kitapda olmasi isi oldugundan dahada karmasik hale getiriyor. Kisaca, anlamassaniz anlamayin "tanri anlasilmadigini biliyor olmali" hepinizi kurandan hesaba cekecegim denmesi anlasilir bir sey degil. Gerci o ayetde tüm insanliga degilde, muhammed kavmine seslendigi de söyleniyor. Kuranin sadece yerel mekke halkina hitap ettigi vurgulaniyor. Yani, kim neyle anlarsa öyle inaniyor yada inkar ediyor, yorumluyor. Sonuc itibariyle benim allahin ipinden ne anladigimin bir önemi kalmiyor. Allah ne anlatmak istiyor, önemli soru bu olmali. Saygi benden... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu yazi sana ayit@ size ayetler üzerinden örnek vereyim mesela Allahın ipine sarılın demek Allahın öğütlerine yani ayetlerine sımsıkı sarılın demektir yoksa Allah uzaydan ip aşağı dünyaya sarkıtıyor anlamına gelmez :)))) Bak arkadasim, isin özünde anlatmak / anlamak varsa, sen bile anlatmak istedigini kuranin allahindan daha iyi / net anlatmissin. Ne mecaz, ne celiskiye mahal verecek sekilde her okuyanin anlayacagi dilde yazivermissin :) Bu ayetde bir kere neden mecaz olsun, gayet citti bir mesac / buyruk var, bunu gayet iyi anliyoruz. Yanlis anliyorsun beni, tanri / allah bizim anlayacagimiz seviyede ayet göndermesi elbetde sorun degil, tam aksine en dogru olani bu zaten, lakin mecaz nedir? seninde allahin ipini anlatirken daha anlasilir cümle kurdugunun farkinda degilmisin..? Simdi bu mecaz konusu gercekten sorunlu bir konu, cünki bir ayet degil, bircok ayet varki, bu mecaz denen ayetlerde, mecaz oldugu söylenirken farkli farkli anlam yükleyen alimler / ulemalar var. Sen bizleri (ateistleri) kuran uslubunu bilmemekle itam ediyorsun etmesinede, diyelimki bu uslup konusunda haklisin, iyi ama sorun sadece ateistlerin uslup anlayisinda degilki, islam aleminin ta kendisinde var bu sorunlar. Bu site olsun baska islami sitelerde olsun, ve hatta kitaplarda ve güncel hayatda sabah aksam bu ayetlerde allah ne demek istiyor diye asirlardir soluksuz tartismalar / aciklamalar oluyor, peki neden böyle oldugunu hic düsündünmü? Sana göre allah tamda biz insanlarin anlayacagi sekilde mecazi aciklamalarda bulunmustur diyorsun. Bu ifaden dogru olsaydi, bu örnekledigim olaylar yasanmazdi. Ifade etmeye calistiginla gercekler tam aksi yönde isliyor. Farkindamisin bilmiyorum ama, kendinle celisiyorsun. Su tip profesör örnegini verdiginde sana bir önceki iletimde bir kac soru sormustum, yine o örnegi kullanmissin. Iletimi asiyorum buraya, sende akla / mantiga uygun, tip profesörü icin yanlis gördügün örnekten, kuran ve allah icin dogruyu cikarip cevaplayiver. @Güzel örnekler vermissiniz vermesinede, benim aklima takilanlar var. Su tip doktorunun latince diliyle birseyler söylediginde kimsenin anlamayacagi meselesi. Güzel insan, adem oglu. Tüm dünya milletlerine tek dilde arapca kitap gönderen inandigin allah ayni mantik üzerinden ayni hataya düsmüs olmuyormu? Bundan 100 sene önceye kadar kim arapca kurani, araplardan baska okuyup anlayabiliyordu? Malum evrensellikten yana iddiasi olan bir kitapdan söz ediyoruz. Ha birde su mecaz dedigin kuranda kac ayet vardir, bunlarin sayisini verebilirmisin? böyle bir ayirt etme yapilabilmismidir bu güne kadar. Neye göre, kime göre ayetleri mecaz kabul ediyorsunuz? Sukadarinida söyleyim sana, yeni üyesin, burada senin gibi cok kisi geldi, gitti ve halen aktiv olan üyelerde var. Bu sitede bu konular ve cok fazlasi defalarca her acidan tartisildi, hic birinde islami biliyorum diyen ne kendi bilgisini, nede inandigi dini yeterince savunamadi. Her yeni gelen üyeye sil basdan birseyler anlatmak gercekten zamanla üyeleri usandiriyor, buna ragmen tek tükde olsa katilimlar oluyor. Ateistlerin bilgisini, donanimi belliki cok hafife aliyorsun zamanla, okudukca sende bunun böyle olmadigini anlayacaksin. Ögrenmeye ve objektif bakisa aciksan bildigin ne varsa yeniden, basdan sorulayip bilgi sahibi olacaksin. Burasi bir akedemi kadar bilgi ve donanima sahip üyelerle dolu. Sunuda unutma, bu sitede bircok ateist üye zamanla dini bizzat merkezinde yasayan insanlardi, yoksa bir sabah uyanip ben acaba ateistmi olsam diyen birini mumla arasan bulamassin. Her dalda uzmanlasmis üyeler yumagina hosgeldin :) |
Alıntı:
Bu düşünceniz, genelde diğer ateist arkadaşlarında ortak düşüncesiyse eğer, ateistlerin, hayatlarının hiç bir döneminde, gerçek anlamda bir inanan olduğunu sanmıyorum. Bu yüzden aynı kitaba bakıp farklı şeyler görüyoruz. Saygılar, |
Sn Rolling stones
" Gerçek anlamda bir inanan " konusunu açarmısınız. Ayette ki Baldır mealini atalım , ayete ki başka yerlere bakalım. Genelleme yaparak itham ettiğiniz için dahil oldum. (............) açılacağı o günde onlar secde etmeye davet edilecekler de, buna güç yetiremeyecekler " Davet "nazik bir davranış biçimidir. Sonrasında ki söylem " güç yetiremeyecekler " Bu iki tavır , insani bir tavır değil mi ! Baldırı olsa ne olaca ki? |
Profesörün biri dünyanın bütün insanlarına evrensel bir konuşma yapacakmış. Konuşmasını yaparken insanlar söylediklerimi daha iyi anlasın diye doğup kültürünü aldığı Yozgat'ın Yerköy ilçesinde sık kullanılan deyimlerden ve mecazi ifadelerden yararlanmış. Hatta konuşmasını Türk edebiyatının nadide edebi söylemleriyle de zenginleştirmiş. Konuşmasını da "Gönül dağı yağmur yağmur boran olur." diyerek bitirmiş.
Yukarda anlatılan örnek olayda Profesör gayet evrensel dilde konuşmuştur ve herkes anlamıştır diyene ne derler? Abi derler :) Adam önce örnek veriyor sonra bu örneğin doğruluğuna ve konuyla bağlantılı olduğuna kendini o kadar inandırıyor ki bütün konuşmasını bu verdiği örnek üzerine inşa ediyor. Badem bıyıklı abilerin sık sık başvurdukları yöntemdir bu. Ama arkadaş farkında değil inandığı kitabı inkar ediyor. Yok kitapta mecazi anlatımlar var derler ama hangileri mecazi, imgesel veya deyimdir söylemezler. Taki ateistler tarafından çelişki bulunup dillendirilinceye kadar. Kuranı anlamak için yok şöyle okumak lazım, yok şu ilimlere sahip olmak lazım, yok bu bilimleri bilmen lazım...Bakalım gerçekten de öylemiymiş. Bakara/99: Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. Kamer/17: Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? Bakara/118: Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: "Allah bizimle konuşsaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya!..." Onlardan öncekiler de aynen onların dediği gibi demişti. Kalpleri birbirine benzemiştir. Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır. Bu kadar açık, anlaşılır, ayrıntılı anlatılmış olduğunu söyleyen bir kitaba bu kadar mecazi anlam, imgeler ve deyimler yükleyenlere tek lafım "Allah sizi ıslah etsin." Aslına bakarsanız kitabın evrensel olma gibi bir niyeti de yok. Dar bir alanda, aynı kültüre sahip, aynı dili konuşan insanlar arasında anlaşılır olduğunu düşünmüş. Tıpkı bizim Yozgatlı profesör gibi. Burda sıkıntı bizde. Kendi kendimize gelin güveyi olmuşuz. Ümmet ümmet diye yırtınıyoruz ama bakın kitap ne diyor: En'am/92: Bu (Kur’ân-ı Kerim), elleri arasındakini tasdik eden ve ahirete ve ona inanan, şehirlerin anası (olan Mekke’de) ve onun etrafında olan kimseleri uyarman için indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır. Onlar, namazlarını muhafaza ederler (devam ederler). Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Adam dağların diş gibi kökü vardır diyor ya :))) Ya arkadaş git de dağlar nasıl oluşur biraz araştır mübarek. Basit lise coğrafyası ya |
Alıntı:
şimdi gelelim allahın ipi konusuna insanlar mesela tasvip etmedikleri kişiler hakkında ne diyor aman ha şu adamın ipiyle koyuya inilmez ! burda kastedilen ip nedir ? adamın sözleri davranışları aklı vs.... peki kuranda ki Allahın ipi deyiminin anlamı ne ? Allahın öğütleri ayetleridir ! bunda anlaşılmayacak birşey varmı ? yok Yine sizin anlamadığınız konu benim tıp profesörünün latince konuşması örneğin evet doğru örnek verdim profesörün latince tıp terimleri ile konuşmasını ancak kendi ayarı düzeyinde ki doktorlar anlar peki Tanrı sonsuz bilgisi ile bize birşeyler anlatsa ne anlayacaktık ? hiçbirşey ! tıpkı bir bilim adamının kuantum fiziğini karmaşık formüller terimlerle anlatması gibi konuyu bilmeyenler bön bön bakacaktır :)))) Güzel kardeşim 100 yıl önce kim arapça biliyordu diyorsunda binlerce yıl önce pek çok kavimde birçok dil bilen öğrenen insanlar vardı mesela bak eski Türk yazıtlarına orada Türk hakanlarının Türk tercümanlar aracılığı ile çinli hükümdarlarla olan konuşmaları yazışmaları yer alır :) yine orta doğu bölgesi geçmiş dönemlerde tam bir insanlık mozaiği olduğu için ticaret kervanlarının geçiş güzergahı olduğu için her milletdne insan karışık şekilde yaşıyordu ve insanlarda farklı dilleri öğreniyor hatta farklı kültürlerden etkileniyordu her manada ... Gelelim kuranda hangi ayetler mecaz deyim içerir hangileri içermez zaten mecazi teşbihi deyimlerin ne olduğunu bilen insan bunu hemen anlar hatta karşısında ki insanın kurduğu cümlelerden bile o cümle içinde deyim teşbih mecaz varmı ata sözü kullanmışmı hemen anlayabilir ki kuranın zaten Türkçe tefsirini okuyoruz herkes arapça bilmek zorunda değil zaten avrupada amerikada sonradan müslüman olanlar kuranı okumak için arapça öğrenmiyor ingilizceye veya almancaya fransızcaya tefsir edilmiş kuranı okuyorlar hatta sonradan müslüman olan bir ingiliz asıllı sanatçı vardı CAT STEVENS ( YUSUF İSLAM) bu adamın çok güzel bir sözü vardır diyor ki ; ben islamı kurandan okuyup müslüman oldum eğer önce müslümanların haline baksaydım asla müslüman olmazdım ! durumu çok güzel izah etmiş çünkü mükemmel olan Tanrının dinidir insanların yaşayışları değil insanların bir kısmı dini bilmeden kafasına göre yaşar kimisi dinin hükümlerinin bazılarına uyar bazılarına uymaz kimisi hiç uymaz ama sorsan müslümandır ! insanlar dine uymuyor diye Tanrı din suçlanmaz tıpkı insanlar hukuka kanuna uymuyor diye kanunun hukukun suçlanamayacağı gibi ! şimdi teşbih deyim ve mecazlar nasıl anlaşılıra geri dönelim edebiyat konusunu az çok bilen ve konuştuğu dile tam hakim olan yetişkin insan hatta çocuklar bile rahatça anlayabilir bunu örneğin ben sizinle konuşurken dedim ki ; yolda yürüyen adam yere tükürdü ula eşek kadar herif utanmıyoda ... dedim şimdi cümlede ki eşek kadar herif bir teşbihtir eşek benzetmesi adamın yetişkin olgun büyük biri olduğunu bildirir .... başka bir örnek vereyim ; güneş batınca sokaklardan insanlar elini eteğini çekiyor ... bu cümlede ki güneşin batması deyimdir insanların elini eteğini çekmeside deyimdir yani insanlar sokaklardan çekiliyor sokak boşalıyor anlamındadır ... kurandan da örnek vereyim bir ayetde diyor ki zulkarneyn güneşin balçığa battığı yere kadar gitti ... şimdi güneşin balçığa batması bizim Türkçede ki güneşin batması ile aynı ama bu deyimi birebir alırsanız güneş balçığa çamuramı batmış derse bir insan saçma bulursunuz halbu ki ayetde saçmalık yok saçmalık bu deyime dümdüz mantıkla bakan anlamayan insandadır :) |
Alıntı:
Yanlış gözlemler sonucunda dillere yerleşmiş bir kelimenin hep mecazi olduğunu idda etmek saflıktır. Kuranda mecazi olarak yazmamıştır zaten bunu. Kuranı yazan da insan olunca aynı yanlışa kuran da düşmüş oluyor haliyle. Güneşin balçığa batmasını gören Zulkarneyn güneşin doğduğu yere gitmiş ve bakın ne görmüş Kehf/90:Güneşin doğduğu yere ulaştığı zaman onu (güneşi), ondan (güneşten) korunacak bir örtü yapmadığımız bir kavmin üzerine doğarken buldu. Güneşin bir kavim üzerine doğması mı? Yaratıcı örtü de koymamış güneşle kavim arasına. Ben otistiğim demek ki burada mecazi hiçbir ifade göremiyorum. Sen görüyorsan o zaman bu ayetin ne anlatmak istediğini anlat bize. Zulkarneyn batıya gitmiş doğuya gitmiş eee ne mesaj var şimdi insanlara bu ayette. Ayetten çıkardığın dersi söyle bakalım madem mecaza teşbihe bu kadar hakimsin. O dönemin insanları için zaten gerçek olan şey güneşin gerçek anlamda batması ve doğmasıdır. Kuranın açıklayıcısı dediğiniz sahih hadisler ne demiş bakalım bu konuda: Kutubi sitte hadis no. 1665 - Hz. Ebu Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Güneş batarken Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte mescidde idim. Bana: "Ey Ebu Zerr, biliyor musun bu Güneş nereye gidiyor?" diye sordu. Ben: "Allah ve Resûlü daha iyi bilirler!" dedim. "Arş'ın altına secde yapmaya gider, bu maksadla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip, izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: "Geldiğin yere dön!" denir. Böylece battığı yerden doğar. Bu durumu Cenâb-ı Hakk'ın şu sözü haber vermektedir. (Mealen): "Güneş, duracağı zamana doğru yürüyüp gitmektedir. Bu aziz ve alîm olan Allah'ın takdiridir"(Yâsin 38). Buhârî, Tefsir Yâ-sin 1, Bed'u'1-Halk 4, Tevhid 22, 23; Müslim, İmân 250, (159); Tirmizî, Tefsir, Yâ-sin, (4225) Sana göre bu sahih hadis, kuranda mecazi bir ifadenin mecazi bir üslupla açıklamasıdır heralde. Çok biliyosun sen her şeyi |
Alıntı:
O dönemde böyle bir bedevi. Bu çok iyiydi :) |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:32 . |