Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4337)

10-07-2007 20:07

Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Levh-i mahfuz nedir ?

olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır.

muhammede göre, tanrısının kuralları önceden belirlenmiş işleyen bir kainat programı var.
bu program sayesinde olmuşlar ve olacaklar önceden tayin edilmiş, buraya kadar güzel.

şimdi ecel hakknda bir kaç ayet sunalım

Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. * (AL-İ İMRAN SURESİ / 145)

Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. * (EN'AM SURESİ / 2)

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) * (A'RAF SURESİ / 34)


bakınız ali imran 145 de ne diyor, allahın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölüm yoktur, yani
tüm kainat ve tüm canlılar Levh-i mahfuz programına dahil olduğu için allah istemedikçe
kimse ölmeyecektir.

şimdi gelelim çelişki kısmına, bakınız ne diyor ayetler

ali imran157 - Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

''öldürülür ve ölürsenir '' ee hani program, hani allah istemedikçe kimse ölmezdi, öldürülür ve
ölürseniz diyorsa allah demekki olacakları bilmiyor, demekki bir öngörü yok.

Süphesiz hicret edenlerin, yurtlarindan çikarilanlarin, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpisanlarin ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altindan irmaklar akan cennetlere sokacagim. Bu Allah katindan bir karsiliktir. Karsiligin en güzel olani Allah katindadir." (Ali Imran, 3/195)

ve bol ödüllü ayetimiz, şehitlik mertebesine ermek için kişi kendi özgür iradesi ile ölüme koşmalı
yani tanrının kulunu sınaması için, tanrının da kulunun kendini feda edip etmeyeceğini bilmemesi
lazım. ama kainat programına göre o insanlar o zaten öleceklerdir, o halde ortada bir adam kayırma var, zaten ölecek olan bir adam neden cennete herşey dahil tatil hakkı kazanıyor,
zaten ölecekse neden adamın iradesini kırmak için onca başdöndüren vaad, ortada *adam kayırma yokmu.


"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)


"Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onlari muhakkak güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah rizik verenlerin en hayirlisidir." (Hacc, 22/58)

eğer program işliyorsa, herşey önceden tayin edilmişse, * özgür irade yoktur, ve dolayisiyle şehid de yoktur.

Aliminyum 10-07-2007 20:34

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
sen klasik ya da modern mantığı hangi kitaplardan okudun?

10-07-2007 20:46

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
siz müslümanların klasik savunması, sıkıştığınızda cevap veremediğinizde hemen belden
aşağı vurursunuz

-sen kaç yaşındasın !

- sen ne mezunusun !

- sen klasik ya da modern mantığı hangi kitaplardan okudun?

- babandan şiddet gördünmü

eee başka, benim hakkımda başka neler merak ediyorsunuz

InVitatio 10-07-2007 21:11

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Degerli Gandalf
sanki "siz" ateistler cok farklisiniz ;)
bak sana bir örnek vereyim .....tikla kendin oku özgür beyin dostumuzu benim hakkinda neler ilgilendiriyormus :)

http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=6333

iste sorun da burada dostum....
bizler yani imanli imansiz olarak hepimiz
ne söylendigine degil....kimin söyledigine öncelikle bakiyoruz
sonra kendi cizdigmiz sablon icine bir yorum gelistirip
bu yorumu "tek gercek" diye ipotek altina aliyoruz.....

Aliminyum 10-07-2007 21:28

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
yok gözüm alınma, ciddi ciddi soruyorum. Herhangi bir mantık disiplini eğitimi gördün mü ya da buna dair kitaplar okudun mu?

10-07-2007 22:26

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
sn aliminyum kelime oyunlarını bırakın, mantık çelişkimi ortaya koyun, ben sizin
peygamberinizin çelişkilerini ortaya koydum, *tahsilimi imtihan etmek haddinize değil
başlığa cevap verin yada polemiği bırakın.

NedimYilmaz 10-07-2007 22:39

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
sanki "siz" ateistler cok farklisiniz

"Siz" ateistler mantığına şiddetle karşı çıkıyorum, bu Bir !

Sevgili Aliminyum kardeşimizin yaptığı ayıp. O cümlelere yorum yapmak yerine kişisele başvurmuş burası yanlış..

Fakat benim sitede bir sürü "ateist" kullanıcıda gördüğüm aynı hareket var, Bel altı vurmak!

Örneğin bir müslüman arkadaşımız siteye geliyor, daha yeni giriyor, bir başlık açıyor merak ettiğini sormak için.

Bizim bazı kendini bilmez ateistler hemen kalkıyor;

- Bu sorulara cevap vermeye değmez.

- Ya böyle sorular sorup durmayın !

- İşte ancak böyle sorular sorarsınız.

vs vs..

Yani Ateist kesim de sütten çıkmış ak kaşık değildir. Hatta bir keresind eunutmuyorum ben bir müslüman arkadaşımız sorular sorupda, uzun uzun cevap verdiğimde ;

Ya Nedim kardeşim, bu gelen kişii kaale alıp cevap vermen çok büyük mütevazilik

yanıtını almıştım. Ne kadar üzücü bir durum.

İnsanlara soru soruluyorsa, cevap verilmelidir. Eğer veremiyorsa da çekip gitmelidir! İlla yorum yazmak için yazılmamalıdır. Cevabın yoksa susmak en erdemlisidir.

Bir söz vardır;

* Biliyorsan söyle alim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar

Bu eleştirim Hem müslüman hem ateist, hem deist, hem agnostik, hem panteist, hem pan-enteist kardeşlerimedir.

Aliminyum 10-07-2007 23:23

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
ya harbiden kötü niyetle sormadım, eğer belli bir mantık disiplinine tabi ise o mantık disiplininin ilkelerine göre yazacaktım, niyetim buydu.

bir defa çelişki nedir ona bakalım; tutarsızlıktır en basit ifadeyle, doğru mu? doğru.
neyin tutarsızlığı;
1) birşeyin kendisiyle
2) ilişkilendirildiği şey ile tutarsızlığı

ikincisinde önemli ilişkilendirilen şeyin hangisinin doğru kabul edildiğidir. a ile b'yi ilişkilendirdin ve a'yı doğru kabul ediyorsan b'de ona aykırı şeyler buluyorsan b a'ya uymuyor demektir, a b'ye uymuyor diyemezsin. çok basit, anlatmak istediğim bu.
gandalf'ın yaptığı ise ilkesiz bir akıl yürütmeden başka birşey değil.
ne yapıyor gandalf?
levh-i mahfuzun tarifini her şeyin önceden belirlendiği ya da yazıldığı ilahi bir levha bağlamında veriyor. güzel anladık. bir nebzeye kadar doğru bir tarif diyebiliriz.

peki sözde çelişkiyi örneklemeye çalıştığı ayetlerin levh-i mahfuz kavramının ortaya koyduğu yasa ile çeliştiği yönleri ne olarak ve nasıl göstermeye çalışıyor?
Sadece ve sadece kavramları görmek istediği şekilde görmesinden hareket ederek.
bu yöntem eğer senin temel yöntemin ise vay haline.
biraz daha açmaya çalışayım.

"öldürülür ve ölürseniz" ifadelerinden; "ben bilmem, hani haberim olmadan ölür mölürseniz" gibi gündelik sığ bir anlayışa ulaşmak hiçbir ilkeyle bağdaşmaz.

bol ödüllü ayet dediği Ali İmran 195'te müminlere salık verilen teşviki hangi yöntemle bahsettiğin şekilde algıladın, nasıl yaptın da o anlamı çıkardın bilmiyorum. yani anlayamadım açıkçası.

herşey önceden belirlenmişse özgür irade yoktur"

bu cümleyi bir önerme olarak değerlendirelim hadi.

önceden belirlenmişlik belirlenime uygunluğu gerektirir.
belirlenime uygunluk özgürlüğe aykırıdır.

hadi burada işin biçimselliği aşmaya çalışalım ve içeriksel doğruyu sorgulayalım. önceden belirlenmişlik dediğin levh-i mahfuz ise katiyen yanlış düşünüyorsun. neden? Belirlenmişlik, programlanmışlık ile özgür irade birbiriyle çelişen şeyler değildir. 50 sefer söyledik gene söylüyoruz ki ilim maluma tabidir, malum ilime tabi değildir. yani bilmek edimi bilinen şeye tabi olmak zorundadır, bilinen şey kendini bilene göre şekillendirmez, o, bizzat kendinde şekillenir ya da zaten şekillidir.

levh-i mahfuz tabiri caizse bir programlama aygıtı değildir, bir bilgi deposudur. olacakları belirleyen bir plan tahtası değil,

inşallah anlaşılmıştır.

beelzbb 11-07-2007 03:09

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Alıntı:

gandalf";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 82402)
Levh-i mahfuz nedir ?

olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır.

muhammede göre, tanrısının kuralları önceden belirlenmiş işleyen bir kainat programı var.
bu program sayesinde olmuşlar ve olacaklar önceden tayin edilmiş, buraya kadar güzel.

şimdi ecel hakknda bir kaç ayet sunalım

Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. * (AL-İ İMRAN SURESİ / 145)

Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. * (EN'AM SURESİ / 2)

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) * (A'RAF SURESİ / 34)


bakınız ali imran 145 de ne diyor, allahın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölüm yoktur, yani
tüm kainat ve tüm canlılar Levh-i mahfuz programına dahil olduğu için allah istemedikçe
kimse ölmeyecektir.

şimdi gelelim çelişki kısmına, bakınız ne diyor ayetler

ali imran157 - Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

''öldürülür ve ölürsenir '' ee hani program, hani allah istemedikçe kimse ölmezdi, öldürülür ve
ölürseniz diyorsa allah demekki olacakları bilmiyor, demekki bir öngörü yok.

Süphesiz hicret edenlerin, yurtlarindan çikarilanlarin, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpisanlarin ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altindan irmaklar akan cennetlere sokacagim. Bu Allah katindan bir karsiliktir. Karsiligin en güzel olani Allah katindadir." (Ali Imran, 3/195)

ve bol ödüllü ayetimiz, şehitlik mertebesine ermek için kişi kendi özgür iradesi ile ölüme koşmalı
yani tanrının kulunu sınaması için, tanrının da kulunun kendini feda edip etmeyeceğini bilmemesi
lazım. ama kainat programına göre o insanlar o zaten öleceklerdir, o halde ortada bir adam kayırma var, zaten ölecek olan bir adam neden cennete herşey dahil tatil hakkı kazanıyor,
zaten ölecekse neden adamın iradesini kırmak için onca başdöndüren vaad, ortada *adam kayırma yokmu.


"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)


"Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onlari muhakkak güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah rizik verenlerin en hayirlisidir." (Hacc, 22/58)

eğer program işliyorsa, herşey önceden tayin edilmişse, * özgür irade yoktur, ve dolayisiyle şehid de yoktur.

gandalf ne tesadüftür ki 12 yaşında bir yeğenim var yazınızı o da okumuş aynen şunu dedi ''yaw ne saçmalık adama bak heşeyi önceden bilen yaratan bizim de bilmemizi istiyor ve yaşatarak bildiriyor kimini ödüllendirecek kimini de cezalandıracak bukadar basit.ben bu yaşımda kavrayabiliyorum ne salak adammış bu yaw'' dedi. aynen böyle...


SAYGILAR

11-07-2007 12:17

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
belzb terbiye sınırlarını aşıyorsun, ortlama bir müslüman zekasının sınırları ölçüleri
bellidir, bu inanış biçimi daha çocukken beyinlerinizi çürütmüş, o yüzden anlamanızı
hoş karşılıyorum.

sn aliminyum *levh i mahvuz *hakkında bu link i inceleyin lütfen

http://www.allahvesistemi.org/ahmedh...vramlar/L1.htm

ortaya koyduğum çelşkiyi site yazarlarının yorumuna bırakıyorum, haklımıym, haksızmıyım


baknınız ecel hakkında ayet ne diyor

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) * (A'RAF SURESİ / 34)

ayete göre her insan için ölüm zamanı tanrı tarafından belirlenmiş, ne bir saat öne alınabilir ne geriye, yani tanrının önceden belirlenmiş bir sistemi var, inanlar buna levh i mahfuz *diyorlar.

demek istediğim talha nın uhud da kimin kılıcı ile ne zaman ne şekilde öleceği zaten belliyse
zaten önceden tayin edilmişse, eceli o gün o satte ise, talha nasıl olurda şehit olur, demekki
talha nın şehit olacağı da önceden belli, o zaman talha nın iradesini kırmak için verilen vaad lerin
gereği ne, üstelik bu vaad ler bizzat sistemin sahibi tanrı tarafından veriliyor.


bir adam düşünün, açıyor kuranı şehitlik ile ilgili ayetleri okuyor, ve şehit olmak için beline
bağlıyor dinamitleri giriyor yahudi askerlerin içine ve ölüyor. bu adamın kendi özgür iradesidir.
ancak olacakların hepsi tanrı tarfından önceden belirlenmiş bir sisteme göre işliyorsa o adam
özgür iradesiyle değil tanrının işleyen sistemine göre o gün oraya gitmesi gerektiği için gitmiştir

o halde diyorumki şehitlik nerde kaldı, bu adam işleyen sisteme göre, kaderinde beline dimamit
bağlayıp yahudi askerlerin içine girip ölmesi önceden tayin edilmişse bu adam şehit olmamıştır.

mantık çelişkim nerde, lütfen yazınız.

mhmd 11-07-2007 13:02

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Bir film seyretmiştim, zamanın birinde.
Bir adam her sabah aynı güne kalkıyordu.
Aynı kişiler ile aynı karşılaşmalar, aynı olaylar yaşanıyordu. Ve sonu her zaman kötü bitiyordu. Her kalktığı yeni günde, bir önceki hatasını fark edip onu değiştiriyor. Değişen olayın seyri ile sonrakiler etkileniyor ve yeni sonuçlar adamın değişikliği ile ortaya çıkıyor.
Uzatmayayım; birkaç uyanmadan sonra ancak o kötü sonucu değiştirebilmişti!

Sn. gandalf ın anlatmak istediği; yazılan yaşanan ise yaşamın anlamı ne?
Sn. Aliminyum un anlatmak istediği ise; yazılan değil bilinen yaşanmakta, yaşam değerlendirilmekte.

Püf noktası dönüp dolaşıp levh-i mafhus un yazılan mı? (ki burda da şu soru çıkar bilindikten sonra yazılan mı? Yazıldıktan sonra yaşanan mı?) Bilinen mi olduğu?

Tam da bu noktada Sn. psikokemoterapi nin yazısı geliyor hatırıma.
Bizi yaratan Tanrı bizim yarattığımız Tanrı, kavramlarındaki çelişkiler.
Zannımca Sn. gandalf ın çelişkisi buradan kaynaklanmakta...

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

degisim 11-07-2007 13:37

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Olaya bende farklı bir yaklaşım getirmek istiyorum başka bir siteden alıntı yaparak eğer müsaade ederseniz ve o değerli yorumlarınızı *eklerseniz bilgiden uzak kalmamış olurum;

MELEKLER GAYB'I BİLİR Mİ?

Bakara suresinde Adem'in yaratılışı ile ilgili bölüm şöyledir;

2/30. Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak,kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.'

Allah sadece 'ben yeryüzünde bir halife var edeceğim' diyorken,Melekler 'Orada bozgunculuk edip,Kanlar dökecek birini mi?' diyor.
Melekler,Gayb ı bilemez,yani geleceği bilemez.
O halde,nasıl oluyor da,
Adem'in dünyaya gönderileceğini,
İnsanoğlu’nun bozgunculuk edeceğini,
Vücudunda Kan olduğunu,
Kan'ın dökülecek bir sıvı olduğunu,
Dökülmenin,ancak yerçekiminde olabileceğinden, yerçekimi olduğunu?
Kan dökme'nin kötü bir şey olduğunu,
Ve insanın kan dökeceğini,bilebiliyorlar.

Allah' Gayb ı sadece ben bilirim' demiyor mu?

Melekler aşağıda göreceğiniz gibi 'Biz ancak senin öğrettiğini bilebiliriz' demiyor mu?

O halde Melekler nasıl olur da geleceği bilir?

2/31. Ve Adem'e bütün isimleri öğretti, sonra eşyayı meleklere gösterdi. "Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin" dedi.

2/32. Cevap verdiler "Sen münezzehsin, öğrettiğinden başka bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen hem bilensin, hem Hakim'sin".

Melekler,görüldüğü gibi eşyaların ismini bilemiyor,fakat Kan'dan bahsedilmediği halde,ne olduğunu,ne işe yaradığını vs biliyorlar.

Meleklerin söyledikleri doğru çıkmıştır.
İnsan'da Kan vardır,insan Kan döker,bozgunculuk yapar vs.

Demek ki,Melekler geleceği görebiliyor,
Hem de oldukça doğru.
Hicr;
32- Allah buyurdu ki: "Ey İblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun?"

33- İblis şöyle dedi: "Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir insana secde edemezdim."

34- Allah şöyle buyurdu: "Öyle ise oradan çık! Sen, artık kovulmuş birisin."

35- "Kıyamet gününe kadar lanet senin üzerindedir."

36- İblis: "Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver" dedi.

37- Allah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin."

38- "Allah katında bilinen vaktin gününe kadar..."

39- İblis şöyle dedi: "Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!"

İblis geleceği gayet güzel biliyor. Neleri biliyor?
. Ademin ve eşinin cennette ikamet edeceklerini
. Ademin ve eşinin yasak meyve konusunda uyarılacaklarını
. Ademi ve eşini kandıracağını
. Ademin tevbe edeceğini
. Tevbesinin kabul edileceğini
. Cennet yurdundan indirileceklerini
. Bir vakte kadar imtihan edileceklerini

İmtihan olacağını biliyordu ki "dosdoğru yolunun üzerine oturacağım ve onları saptıracağım, yeryüzünde günahlarını süsleyeceğim" diyor. Daha Allah Ademe "sen ve eşin cennette otur, şu ağaca yaklaşma" bile dememişken...

Bir de şu *tutarsızlıklara dikkat çekelim:

1.Allah yeryüzüne Halife yaratacaksa niye cennete koyuyor.
2.Halife artçıl demektir.İLK yaratılacak insan kimin artçısı veya halifesidir.
3.Meleklere sadece 'Ben yeryüzüne halife yaratacağım ' dediği halde,Melekler bu halife'nin Vücudunda KAN olacağını nereden biliyor ki 'Kan Dökecek' birinden bahsediyor.
4.Melekler haklı çıktı,insan vücudunda kan var ve insan kan döküyor(Kabil'in Habil'i öldürmesi)
5.Melekler gayb ı biliyorlar mı?
6.Melekler 'Ya Rab ! Senin bize bildirdiğinden başka bilgi mümkün değildir'(Bakara 32)dediklerine göre olacakları nasıl bilmiş olabilirler?
7.Çaktırmadan Levh-i Mahfuz'u mu okuyorlar acaba ?
8.Melekler hiç bir şeyin ismini bilemezken,daha yaratılmadan,kan'ın ne olduğunu,kan'ın ismini ve kan dökme' nin kötü bir şey olduğunu nasıl bilebiliyorlar ?

degisim 11-07-2007 13:59

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Aslında burada şöyle *bir başlık açmak lazımdı ''Allah’ın Kaybettiği Oyun'' diye ama konu aynı yerden gidiyor nasıl olsa, o yüzden yeni başlığa gerek yok.

Şimdi başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum burada Allah şeytanla insan üzerine zar atıyor yada bir biçimde iddaaya tutuşuyor

hicr

36- İblis: "Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver" dedi.

37- Allah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin."

38- "Allah katında bilinen vaktin gününe kadar..."

Dünya nüfusu 6.5 milyar

Fransa’nın Milli Demografik Çalışmalar Enstitüsü (INED), dünya nüfusunun 6.5 milyarı bulacağını açıkladı.

PARİS / TOKYO – AFP ’ye açıklama yapan enstitü yetkilisi Gilles Pison, BM istatistikleri baz alınarak yapılan çalışma sonucu, 19 Aralık’ta doğacak bir bebekle birlikte dünya nüfusunun tam 6.5 milyar olacağını,bu bebeğin büyük olasılıkla Asya kıtasında doğacağını söyledi.

http://www.ntvmsnbc.com/news/354117.asp

hatta daha fazla bilgi için güzel bir çalışma;

http://www.neleryokki.com/biliyormus...unyanufusu.htm

Dünya nüfusuna göre

Dinler Hakkında İstatistik !

Geleneksel inançların en fazla olduğu ülke %62 ile Benindir. Bu ülkeyi Sierre Leone (%52) ve Çad (%24) izlemektedir.

Ateistlerin genel nüfus dağılışında en yoğun oldukları ülkeler Kore (%68) , Bulgaristan (%65)dir.

Dünyanın %12 si Hindistan ın %39 u Hindu Dinine inanmaktadır.

Kampoçya,Birmanya,Nepal ve Sri Lanka Budistlerin en yoğun yaşadıkları ülkelerdir.

Şintoistlerin en fazla nüfusa sahip oldukları ülke Japonyadır.Japonyanın % 93.7 si Şintoisttir.

Hıristiyanların Katolik, Ortodoks, Protestan mezheplerinin dağılımı ülkelere göre değişir. Yunanistan da Ortodoksların oranı %98 iken Paraguay ‘da Katoliklerin oranı % 92 dir.

Din dışı yaşayışı benimseyenlerin en yoğun olduğu ülke Çin dir (%59).Bu ülkeyi sırasıyla Hollanda %35 ve İtalya %14 le takip eder.

Museviliğin en yoğun olduğu ülke İsraildir (%84) Bu ülkeyi %3.7 ile ABD izlemektedir.

Yeni Dinlerden Moonculuğun en yaygın olduğu ülke (yaklaşık 400.000 kişi) Güney Kore dir.

ABD ‘nin Utah Eyaletinin başkenti olan yaklaşık 450.000 nüfuslu Salt Lake City Mormonlar tarafından kurulmuş ve günümüzde % 65 Mormonlar dan meydana gelmektedir. Bu haliyle gerçek bir Mormon cennetidir.

Hinduizmin kutsal destanı Muhabharata Destanı 240.000 cümleden oluşmaktadır ve dünyanın en uzun destanı olma özelliğine sahiptir

Türkiye de 1933 de 5, 1950 de 60 kişi olan Yehova Şahitlerinin sayısı 2002 de 1.600 kişiye ulaşmıştır. Yehova Şahitleri en fazla ABD (945.000) de yaşamaktadırlar.

Zerdüştlerin sayısı Bugün 40.000’ni İran 100.000’i Hindistan’da olmak üzere yaklaşık 200.000 kadar olup geriye kalanların büyük bölümü İngiltere, ABD, Pakistan ve Kanada da yaşamaktadır

Ülkemizde Osmanlıların son zamanlarında 1912'de yapılan nüfus sayımında 37.000, 1923'teki sayımda 18.000 olarak tespit edilen Yezidilerin sayısı ülkemizdeki bazı çevrelerin baskılarından kaynaklanan göçlerden dolayı azalmış olup; günümüzde Türkiye'deki sayılarının 3.000-4000 civarında olduğu tahmin edilmektedir

Japonya da yaklaşık 100.000 Şintoist Mabedi bulunmaktadır. Bunların en önemlisi ; İse’deki Amaterasu (Güneş Tanrısı ) adına yapılmış olanıdır.

Yeni Dinlerden Bahailiğe göre ilk insan Adem’den başlayan Nebiler devri 1844 yılında Bâb (Seyyid Ali Muhammed'dir) ile sona ermiş ve Bahâi devri başlamıştır.Bu devir de en az 500.000 yıl devam edecektir.

Tüm dünyada sayıları 30.000 den az olan Sabiiler’in (Mandaen) büyük bir kısmı Irak’ın Dicle ve Fırat Nehri Kıyılarında yaşamaktadır.

Dünya nüfusunun yaklaşık %1,5 ‘ini oluşturan Taoist’ler günümüzde en çok sırasıyla Çin ve Kore’de yaşamaktadırlar.

İslamiyet ; Türkiye, Afganistan, Endonezya, Cezayir, Irak, Malezya, Sudan, Somali, Komorolar, Pakistan ve Mısır gibi ülkelerde %53 ile %99 arasında değişen oranlarla çoğunluğun inandığı din konumundadır. Tüm dünyada ise % 20 civarında taraftar sayısına sahiptir.

http://www.foryouforum.com/showthread.php?p=18228

Yukarda verdiğim istatistikler nette bir çok yerde var herkes ulaşabilir ve doğru kabul edebiliriz.

Allah Levh-i Mahfuz'u kendi yazıyor yada biliyor ama şeytanın işine yarayacak şekilde, dünyada insanların *%80 'inin kaybetmesini istiyor gibi Tanrı, yoksa ben mi yanılıyorum ? O zaman ne gerek vardı şeytanla anlaşma yapmaya ? Hiç Tanrı kendi yarattığı ve lanetlediği bir şeye niye kaybetsin,Veya niye aciz duruma düşsün kaldı ki şu an görünen açıkça odur.Dünya nüfusu olmuş 6,5 milyar, mevcut kaynaklar tükenmekte ve insanoğlunun da *sonu gelmekte bundan sonrada Müslümanlığın dünya üstündeki hükmünün olması çok çok zor.

Hicr 39- İblis şöyle dedi: "Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!"

Maalesef dünyanın %80 'ni, şeytana uymuş durumda *:D

Yukarıdaki dünya insanlarının inandıkları din istatistikleri *ortada yani Muhammed'in Tanrısı kaybetmiş gözüküyor sizce de böyle *mi ? *:D

Aliminyum 11-07-2007 23:49

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
bu başlık altında son kez yazacam çünkü gına geldi artık. Kellim Kellim Lâ Yenfeâ. Durup durup aynı yere geliyoruz.
Yahu "İLİM MALUMA TABİDİR, MALUM İLİME TABİ DEĞİL..." diyoruz, 2 dakika bu lafın üzerinde düşünmeden hala aynı kalıplaşmış formlara devam ediyorsunuz. Hiç olmazsa bu söz üzerine birkaç kelam etseydiniz de konuşmaya değer bir konu haline getirseydik bu işi. Neyse son diyeceklerim artık şundan ibaret;

Kazâ, Levh-i Mahfûz’da, yani Ana Kitap’ta Allah’ın (cc) takdir buyurduğu hükümlerin, mevsimi gelince kulun da irâdesiyle edâ ve icra edilmesi, yani takdirin infâzıdır.

Atâ, ‘verme’ kökünden Arapça bir kelime olup, Cenâb-ı Hakk’ın vergisi, ihsanı, lütuf ve bahşişi demektir.

Levh-i Mahfûz’dan ayrı olarak, Allah'ın (cc) bir de Levh-i Mahv ve İsbat’ı vardır. ‘Levh-i Mahfûz’, daha önce sözünü ettiğimiz gibi ‘İmam-ı Mübin’ veya ‘Ümmü’l-Kitab’ olup, kendinde değişme ve silinme olmaz. Levh-i Mahv ve İspat ise, “Allah dilediğini siler, mahveder; dilediğini de yerinde bırakır; Ana Kitap O’nun katındadır” (Ra’d, 13/39) âyetinde ifâde olunduğu üzere, Allah'ın (cc) ‘atâ’ kanunuyla takdiratından bazısını değiştirip, infaz buyurmadığı kitabının adıdır.

Atâ kanunu kazâyı bozar. Meselâ, hakkındaki takdirin infaz edilebileceği, yani kazâ buyurulabileceği herhangi bir kul, kendine has bir lâtifeyi kullanarak Allah’la (cc) münasebete geçer, kurbiyet kazanır.. veya dua ve sadaka gibi Cenâb-ı Hakk’ın hoşuna gidecek bir amelde bulunup, O’na yaklaşır ve kazandığı bu kurbiyetten dolayı Allah (cc) kendisine husûsî bir atâ-yı şâhânede bulunur ve hakkındaki bir kazâyı infaz etmeyip, lehinde değiştirir.

Meselâ, kul bir günah yerine gitmek niyet ve meyliyle evden çıkar.. o bu niyetle irâde düğmesine dokunduğu için, Allah da meylinin neticesini yaratacak ve onu irâde ettiği yere götürecektir. Fakat, o kulun güzel bir hali, Allah'ın (cc) hoşuna gidecek bir tarafı, sözgelimi gecesinin zülüfünde iki damla gözyaşı ya da arabasıyla bir-iki arkadaşını bir sohbete götürüşü vardır da, bunlar Rahmet-i İlâhî'yi ihtizaza getirmiştir ve Allah (cc) da yolda o kulun karşısına kendisini günah mahalline değil de gülzâra götürecek bir arkadaş çıkarır ve kulun iradesiyle hak ettiği hükmü değiştirir. İşte, Allah'ın (cc) sebepli sebepsiz kulu hakkındaki bir hükmü veya bir kazâyı onun lehinde değiştirmesi, O’na ait bir atâdır.

Bu değiştirmesinden dolayı Allah’a (cc), “Niyet ettiği halde, neden o kulun meyhaneye gitmesine müsaade etmedin?” Neden hakkındaki kazâyı atâ ile değiştirdin?” diye sorma hakkımız yoktur. O, dilediğini dilediğine dilediği kadar lûtfeder; dilediğini hidâyete, dilediğini dalâlete sevk eder. Bu sebeple, bizim bütün hasenatımız Allah'ın (cc) lûtfu, bütün seyyiatımız ise kendi müktesebatımızdır (Nisa, 4/79). Fakat çok defa Allah (cc), seyiatımız ve günahlarımızla baş aşağı düşeceğimiz zaman, elimizden tutup bizi kurtarır. Lûtfudur bu; bu lûtufla belâ ve musibetlerin önünü aldığı gibi, küfre, küfrana ve günahlara dalma izni de vermez. Bunlar, hak etmedikleri ve liyakatleri olmadığı halde bir kısım kullarına onun atâyâ-yı Sultanî’sidir.

Allah (cc), atâsıyla kazasını bozmayıp, irâdemizi sarfetmek suretiyle yapmaya meylettiğimiz işi yaratsaydı, bu mahz-ı adâlet olurdu.. ve yine kimse bir şey diyemezdi. Yaratmaması ise, husûsî bir lütuf ve ihsandır. Kur’ân’da sık sık ifâde edildiği üzere, Allah (cc), çeşitli kavim ve milletlerin helâkını küfür, şirk, zulüm, tuğyan ve isyanda temerrüdlerine bağlamıştır. Ama Yunus Kavmi, tam hak ettikleri belâ ve helâk gelmeye başlayınca duaya durmuş, bunun neticesinde de Allah (cc) o belâyı kendilerinden def’ etmiştir; yani atâ, Yunus (as) kavmi hakkındaki kazâyı bozmuştur.

http://www.inancingolgesinde.net/ind...t/view/577/45/

itikat, iman, islam hakkındaki aklınıza gelen gelmeyen her türlü sorularınız ve sorunlarınız için;

http://www.asringetirdigitereddutler.com/

degisim 12-07-2007 16:58

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Sn Aliminyum anlattıklarınızın daha doğrusu sevgili hocanız Fettullah Gülen’in anlattıkları desem daha yerinde olur sanırım sadece çevir kazı yanmasından öteye gidebilecek şeyler olmadığının bilmem sizde farkında mısınız ? Yada ben mi yanlış düşünüyorum ? Nedenine gelince;

‘’Levh-i Mahfûz’dan ayrı olarak, Allah'ın (cc) bir de Levh-i Mahv ve İsbat’ı vardır.’’ Buraya kadar gayet açıklayıcı.Demek ki Levh-i Mahvuz’la bu kitapları ayrıştıralım öncelikle.Devam;

‘’’‘Levh-i Mahfûz’, daha önce sözünü ettiğimiz gibi ‘İmam-ı Mübin’ veya ‘Ümmü’l-Kitab’ olup, kendinde değişme ve silinme olmaz.’’ Buraya kadar da gayet anlaşılabilir bir anlatım.Devam;

‘’Levh-i Mahv ve İspat ise, “Allah dilediğini siler, mahveder; dilediğini de yerinde bırakır; Ana Kitap O’nun katındadır” (Ra’d, 13/39) âyetinde ifâde olunduğu üzere, Allah'ın (cc) ‘atâ’ kanunuyla takdiratından bazısını değiştirip, infaz buyurmadığı kitabının adıdır’’ Buradaki anlatımda vermiş olduğunuz tercümeye bakarsak ‘’Ana Kitap’’ diye çevrilmiş farklı çevirilere de bakalım

Yaşar Nuri Öztürk çevirisi; 013. Sure - RAD SURESİ 39. AYET ; ALLAH DILEDIĞINI SILIP YOK EDER, DILEDIĞINI SÂBIT TUTAR. KITAP'IN ANASI/ANA KITAP O'NUN KATINDADIR.

Elmalı Hamdi Yazır çevirisi; 013. Sure - RAD SURESİ 39. AYET; ALLAH DILEDIĞINI SILER. DILEDIĞINI OLDUĞU GIBI BIRAKIR; ANA KITAP O'NUN KATINDADIR.

Diyanet çevirisi; 013. Sure - RAD SURESİ 39. AYET; ALLAH DILEDIGINI SILER, (DILEDIGINI DE) SABIT BIRAKIR. BÜTÜN KITAPLARIN ASLI ONUN YANINDADIR.

Şimdi burada kelime çevirilerine takılıp kalmak istemem ancak yapılan çevirilerdeki Kitap’ın ‘’Ana Kitap’’ olup olmadığını nasıl anlıyoruz *? Yani *şu Allah’ın kendi söyleminde olmayan (yada ben bilmediğim içindir belki de)’’ ANA KITAP O'NUN KATINDADIR’’ söylemiyle ilgili bahsi geçen tüm kitaplarla nasıl bir ayrışım yapabiliyoruz ? Burada sanırım diyanet olayın farkındadır ki yaptığı çeviride *bence öyle çevir kazı yanmasın yapmaktadır *
‘’ BÜTÜN KITAPLARIN ASLI ONUN YANINDADIR’’ şeklinde çoğul bir kelime kullanmış.Aynı şekilde Yaşar Nuri’de böyle bir yaklaşım yapmış çevirisinde,Fettullah Gülenin ’Levh-i Mahv *ayrımını nasıl yaptığını neye dayanarak yaptığını merak etmekteyim.Ayette sözü geçen Kitap , ‘’Ana Kitap’’ değilse Fettullah Gülen’in Allah’la bizim bilmediğimiz bir diyalogu mu vardır ki bu açıklamaları yapmaktadır.Yada Allah niçin belirtmemektedir kendi katında olan *kitabın hangi kategoriye girdiğini ? *Allah ille de kullarının mı düşünüp bu işin içinden çıkmasını istemiştir ? Bize bir bulmaca topluluğunu gönderip, siz çıkın işin içinden mi demektedir ? Hal böyle olunca da istediğiniz kelimelerle oynar ve istediğiniz Kitap’ı istediğiniz Kitap’lar kategorisine koyabilirsiniz gibi geliyor bana.Sizin düşüncelerinizi merak etmekteyim *bu konuda ? *Gerçi bir daha yazmayacağım demişsiniz ancak ben sizin yazacağınızı umuyorum.


* * * *Fethullah Gülen efendiniz çok güzel laf *kalabalığı yapıyor,eviriyor çeviriyor sanki her şeyi Allah’la oturmuşta hesap kitap yapmış veya Allah *O’na her şeyi nasıl yazıp,nasıl çizdiğini ,nasıl yorumlanması gerektiğini anlatmış gibi cümleler kurmuş.

http://www.inancingolgesinde.net/ind...t/view/576/45/


‘’004. Sure - NISA *SURESİ 79. AYET; SANA GÜZELLIKTEN HER NE ULAŞIRSA, BIL KI ALLAH'TANDIR; KÖTÜLÜKTEN DE BAŞINA HER NE GELIRSE ANLA KI SENDENDIR! BIZ SENI INSANLARA BIR ELÇI OLARAK GÖNDERDIK, ŞAHIT OLARAK DA ALLAH YETER!’’

Bu ayette *anlatılanlar açık ve net ama Fettullah Gülen hazretlerinin anlatımına bakın;

‘’Bu sebeple, bizim bütün hasenatımız Allah'ın (cc) lûtfu, bütün seyyiatımız ise kendi müktesebatımızdır (Nisa, 4/79). Fakat çok defa Allah (cc), seyiatımız ve günahlarımızla baş aşağı düşeceğimiz zaman, elimizden tutup bizi kurtarır. Lûtfudur bu; bu lûtufla belâ ve musibetlerin önünü aldığı gibi, küfre, küfrana ve günahlara dalma izni de vermez. Bunlar, hak etmedikleri ve liyakatleri olmadığı halde bir kısım kullarına onun atâyâ-yı Sultanî’sidir.’’

NISA *SURESİ 79. AYET ne diyor Fettullah Gülen ne diyor.Süsleyip durmuş ayeti kendince yani çeviriyor da çeviriyor.Neyse fazla uzatmamın bir anlamı yok cevap vermek zorunda değilsiniz,sadece kendi düşüncelerimi aktarmak istedim.Yalnız benim merak ettiğim *şu sorunun muhatabı sizde olmayabilirsiniz isterseniz,şu Şeytanın Gayb’ı bilmesi konusundaki düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.Çünkü Gayb * konusu da bu irdelemeye çalıştığımız konu içersinde sanırım.Şimdiden teşekkürler.

Saygılarımla

12-07-2007 17:37

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 

Sevgili değişim ;
Konu ile alakalı olur mu bilmiyorum ama Mevlana Fih-i Mafih isimli eserinde :
"Bu mukri(okuyucu), Kur'ân'ı doğru okuyor. Evet! Kur'an'ın sûretini doğru okuyor. Fakat mânâsından haberi yok. Esasen onun gerçek mânâsı kendisine anlatılmış olsa, kabul etmez ve yine körükörüne okur. Bunun benzeri; meselâ, bir adamın elinde kunduz olsa, ona elindekinden daha iyi bir kunduz getirdikleri zaman almak istemezse, kunduzu tanımadığı, kunduzdan anlamadığı ortaya çıkar. Çünkü biri bunun kunduz olduğunu ona söylemiş, o da bunu taklit ile eline almıştır. Meselâ cevizlerle oynayan çocuklara ceviz içi veya ceviz yağı verdiğiniz zaman almazlar. Çünkü onlara göre ceviz, elinize aldığınız zaman hışır hışır ses çıkarır; halbuki bunların ne sesi, ne de hışırtısı vardır. Allah'ın hazineleri ve ilimleri çoktur. Mukri, Kur'an'ı bilerek okuyorsa Allah'ın diğer kitabını, Kur'an'ını niçin kabul etmiyor? Kur' an okuyan birine anlattım ki: Kur'an, «Allah'ın sözleri için deniz mürekkep olsa, bir misli de ona ilâve edilse sözler bitmeden denizler tükenirdi. » buyuruyor. ( Kur'an , Sûre:18, Âyet:109). Kur'an elli dirhem mürekkeple yazılabilir. Bu Allah'ın ilminden bir işaret, bir parçadır ve onun bütün bilgisi bundan ibaret değildir. Bir attar bir kâğıt parçasına ilâç sarsa, sen "Bütün dükkan bunun içinde" der misin? Bu aptallık olur. Nihayet Musa, İsa ve daha başkaları zamanında da Kur'an vardı; Hak kelâmı mevcuttu. Fakat Arapça değildi. İşte bunu anlatıyordum. Baktım o okuyucuya tesir etmiyor, ben de yakasını bıraktım."
http://www.kononline.com/mevlanafihimafih.asp

"Bir attar bir kâğıt parçasına ilâç sarsa, sen "Bütün dükkan bunun içinde" der misin ?"
İfadesinin Rad 39 la irtibatı var mıdır yok mudur bir değerlendirmek lazım.

Bu arada bende merak ettim Araf 34 deki "Ümmet eceli" ile "Ümmetin içinden herhangi bir ferdin eceli" ni aynı kefeye nasıl koyabiliyoruz ?
Siyak,sibak denilen o ilişki burada da yok mu acaba ?

12-07-2007 21:52

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
sn aliminyum

kendinizi zorlayıp makalenize osmalı dilinden *kelimeler serpiştirmek sizi önemli kılmaz.
bu önemli sayılma komleksini bir sizde gördüm birde bülent ersoyda, kısaca allah dilediğini
kerhaneye dilediğini mehhaneye götürür deseydiniz de kendinizi bu kadar zorlamasaydınız.

yuzyıllar önce yaşamış, kıl çadırla kakası ike mamasının kokuları birbirine karışan, pipisine
teyze hala amca kızlarını ayarlayan, kimi nasıl becereceği hakkında kafa yoran birini ciddiyetle
yaklaşıp, ilim irfanımız olmadan kurcalamamızı öneriyorsunuz. sn aliminyum basit şeyler
basit dille anlatılır, kimya ile uğraşmıyoruz, ayı ikiye yarmaktan bahseden cahil bir kabile büyücüsünden bahsediyoruz.

InVitatio 13-07-2007 01:22

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
sevgili gandalf
o ayin ikiye bölündü mü yoksa bölüncek mi ....bu konu hakkindaki genis bilgileri benimle paylasirsan cidden sevinirim....
kurani kerimdeki fiilerin zamani hakkindaki düsüncelerin nedir ?
o bahsi gecen ayet fiili gecmis zaman midir yani olmusmudur ?
yoksa olacakmidir ? kurani kerimde buna dair kesin bir dil kullanilmaktamidir ?
yoksa amatörce yazilan meallerin- *herseyi tartismaya acan biri olarak- tartisilmaz tek yorum diye mi *kabul ediyorsun ?!

birde elin degimisken cevap vermeye
peygamberin kac cocugu vardi ve bunlar hangi eslerinden di ?
yani o kadar esi *olan bir adamin *sürüsü ile bir cok cesitli kadin ile *cocugu olmaliydi degilmi ;-)?

Aliminyum 13-07-2007 03:40

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
gandalf üslubunu sevsinler senin. az kalsın anlık bir sinirle senin dilinden konuşacaktım. neyse, merd-i kıptî şecaat arzederken sirkatin söylermiş. okuduklarından hiçbir halt anlamayıp da sonunda "hmmm, olsa olsa şunu demek istemiş olabilir" saçmalığının kabiliyetine sahip olmak da bir erdem değil. Onlarca kendi yazdığım satırı okumayıp kopyaladığımız bir sayfa yazıyı bana neredeyse narsisizm isnat edecek şekilde çevirmeye çalışman da humaka işi. neyse ya takılın siz, 1400 yıldır diliniz değişmedi, Allah sonunuzu, sonumuzu hayretsin.

InVitatio 13-07-2007 04:08

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Forumdasim *Aliminyum
birde bu arkadaslarin müslümanlarin "neeee kadar takkiyeci" oldugunu söylemezler mi :)
halbuki sinirler gerilince tatli su ateizimi gidiyor
ve "gercek" niyet , uslup önce cikiyor....
takmis peygamberin uckurnu kafaya varsa yoksa sermaye bu ;)

Aliminyum 13-07-2007 04:20

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
ve böyle olunca da invitatio kardeşim inanmamanın asıl sebebinin bilimsellik, akılcılık gibi bahaneler olmadığı, inanmamanın en büyük sebeplerinin benlik sorunları, heves ve disiplinsizliği özgürlük zannetme rahatlığı gibi tamamen içsel şeyler olduğu ortaya çıkıyor.

degisim 13-07-2007 17:58

Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
 
Sn *Psikokemoterapi ;

Verdiğiniz siteyi inceledim, Mevlana'nın yazmış olduğu eserler inanan insanlar için takdire şayandır.Buna canı gönülden inanmaktayım.Ancak kısa bölümler halinde de olsa okumuş olduğum söylemlerin içersinde bana göre Mevlana’ nın da okuyup *anlamaya çalıştığı ve başarılı olamadığını düşündüğüm *Kuran konusunda, içinde yaşattığı Allah inancını sürdürdüğü içindir belki de, ayetlere *söylemler, yorumlar,farklı noktalarda tanrıyı yakalama *çabalarının olma ihtimali sizce ne olabilir ? Geçmişten günümüze, insanların Tanrıya ulaşmak için her şeye bir anlam yüklemeye çalışması söz konusu değil midir ?

Her yazılı iyi bir kitaba *farklı farklı yorumlar getirmek onun içinden birçok anlamlar,söylemler çıkarmak mümkündür. «Allah'ın sözleri için deniz mürekkep olsa, bir misli de ona ilâve edilse sözler bitmeden denizler tükenirdi. » bu söylem her *iyi *bir yazar için söylenebilir midir ?

Tanrı sınırlı yarattığını söylediği kullarına niçin kendine ulaşılırken zor anlatımlı bir yol seçmiş olabilir ?
Veya başka türlü sorarsak;

*046. Sure - AHKAF *SURESİ 7. AYET

KARŞILARINDA AYETLERIMIZ AÇIK AÇIK PARTAK PARTAK OKUNURKEN DE O INKAR EDENLER GERÇEK KENDILERINE GELDIĞI ZAMAN ONA: "BU PARLAK BIR BÜYÜDÜR." DEDILER.

Yeri gelince AÇIK AÇIK her şeyin anlatıldığını iddaa eden *bir kitap,
.
029. Sure - ANKEBUT *SURESİ 49. AYET

FAKAT O (KUR'AN) KENDILERINE ILIM VERILMIŞ KIMSELERIN SINELERINDE PARILDAYAN PARLAK AYETLERDIR. BIZIM AYETLERIMIZI ANCAK ZALIMLER INKAR EDER.

Yeri gelince kapalı ve anlaşılması için irdelenmesi gereken,sadece ilim sahiplerinin anlayabileceği *bir kitap.Çelişki burada değildir de nerededir ?

Saygılarımla


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:37 .