
10-07-2007, 20:07
|
|
|
Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
Levh-i mahfuz nedir ?
olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır.
muhammede göre, tanrısının kuralları önceden belirlenmiş işleyen bir kainat programı var.
bu program sayesinde olmuşlar ve olacaklar önceden tayin edilmiş, buraya kadar güzel.
şimdi ecel hakknda bir kaç ayet sunalım
Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. * (AL-İ İMRAN SURESİ / 145)
Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. * (EN'AM SURESİ / 2)
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) * (A'RAF SURESİ / 34)
bakınız ali imran 145 de ne diyor, allahın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölüm yoktur, yani
tüm kainat ve tüm canlılar Levh-i mahfuz programına dahil olduğu için allah istemedikçe
kimse ölmeyecektir.
şimdi gelelim çelişki kısmına, bakınız ne diyor ayetler
ali imran157 - Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
''öldürülür ve ölürsenir '' ee hani program, hani allah istemedikçe kimse ölmezdi, öldürülür ve
ölürseniz diyorsa allah demekki olacakları bilmiyor, demekki bir öngörü yok.
Süphesiz hicret edenlerin, yurtlarindan çikarilanlarin, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpisanlarin ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altindan irmaklar akan cennetlere sokacagim. Bu Allah katindan bir karsiliktir. Karsiligin en güzel olani Allah katindadir." (Ali Imran, 3/195)
ve bol ödüllü ayetimiz, şehitlik mertebesine ermek için kişi kendi özgür iradesi ile ölüme koşmalı
yani tanrının kulunu sınaması için, tanrının da kulunun kendini feda edip etmeyeceğini bilmemesi
lazım. ama kainat programına göre o insanlar o zaten öleceklerdir, o halde ortada bir adam kayırma var, zaten ölecek olan bir adam neden cennete herşey dahil tatil hakkı kazanıyor,
zaten ölecekse neden adamın iradesini kırmak için onca başdöndüren vaad, ortada *adam kayırma yokmu.
"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)
"Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onlari muhakkak güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah rizik verenlerin en hayirlisidir." (Hacc, 22/58)
eğer program işliyorsa, herşey önceden tayin edilmişse, * özgür irade yoktur, ve dolayisiyle şehid de yoktur.
|

10-07-2007, 20:34
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
sen klasik ya da modern mantığı hangi kitaplardan okudun?
Rengini belli et.
|

10-07-2007, 20:46
|
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
siz müslümanların klasik savunması, sıkıştığınızda cevap veremediğinizde hemen belden
aşağı vurursunuz
-sen kaç yaşındasın !
- sen ne mezunusun !
- sen klasik ya da modern mantığı hangi kitaplardan okudun?
- babandan şiddet gördünmü
eee başka, benim hakkımda başka neler merak ediyorsunuz
|

10-07-2007, 21:11
|
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
Degerli Gandalf
sanki "siz" ateistler cok farklisiniz 
bak sana bir örnek vereyim .....tikla kendin oku özgür beyin dostumuzu benim hakkinda neler ilgilendiriyormus
http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=6333
iste sorun da burada dostum....
bizler yani imanli imansiz olarak hepimiz
ne söylendigine degil....kimin söyledigine öncelikle bakiyoruz
sonra kendi cizdigmiz sablon icine bir yorum gelistirip
bu yorumu "tek gercek" diye ipotek altina aliyoruz.....
|

10-07-2007, 21:28
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
yok gözüm alınma, ciddi ciddi soruyorum. Herhangi bir mantık disiplini eğitimi gördün mü ya da buna dair kitaplar okudun mu?
Rengini belli et.
|

10-07-2007, 22:26
|
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
sn aliminyum kelime oyunlarını bırakın, mantık çelişkimi ortaya koyun, ben sizin
peygamberinizin çelişkilerini ortaya koydum, *tahsilimi imtihan etmek haddinize değil
başlığa cevap verin yada polemiği bırakın.
|

10-07-2007, 22:39
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
sanki "siz" ateistler cok farklisiniz
"Siz" ateistler mantığına şiddetle karşı çıkıyorum, bu Bir !
Sevgili Aliminyum kardeşimizin yaptığı ayıp. O cümlelere yorum yapmak yerine kişisele başvurmuş burası yanlış..
Fakat benim sitede bir sürü "ateist" kullanıcıda gördüğüm aynı hareket var, Bel altı vurmak!
Örneğin bir müslüman arkadaşımız siteye geliyor, daha yeni giriyor, bir başlık açıyor merak ettiğini sormak için.
Bizim bazı kendini bilmez ateistler hemen kalkıyor;
- Bu sorulara cevap vermeye değmez.
- Ya böyle sorular sorup durmayın !
- İşte ancak böyle sorular sorarsınız.
vs vs..
Yani Ateist kesim de sütten çıkmış ak kaşık değildir. Hatta bir keresind eunutmuyorum ben bir müslüman arkadaşımız sorular sorupda, uzun uzun cevap verdiğimde ;
Ya Nedim kardeşim, bu gelen kişii kaale alıp cevap vermen çok büyük mütevazilik
yanıtını almıştım. Ne kadar üzücü bir durum.
İnsanlara soru soruluyorsa, cevap verilmelidir. Eğer veremiyorsa da çekip gitmelidir! İlla yorum yazmak için yazılmamalıdır. Cevabın yoksa susmak en erdemlisidir.
Bir söz vardır;
* Biliyorsan söyle alim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar
Bu eleştirim Hem müslüman hem ateist, hem deist, hem agnostik, hem panteist, hem pan-enteist kardeşlerimedir.
|

10-07-2007, 23:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
ya harbiden kötü niyetle sormadım, eğer belli bir mantık disiplinine tabi ise o mantık disiplininin ilkelerine göre yazacaktım, niyetim buydu.
bir defa çelişki nedir ona bakalım; tutarsızlıktır en basit ifadeyle, doğru mu? doğru.
neyin tutarsızlığı;
1) birşeyin kendisiyle
2) ilişkilendirildiği şey ile tutarsızlığı
ikincisinde önemli ilişkilendirilen şeyin hangisinin doğru kabul edildiğidir. a ile b'yi ilişkilendirdin ve a'yı doğru kabul ediyorsan b'de ona aykırı şeyler buluyorsan b a'ya uymuyor demektir, a b'ye uymuyor diyemezsin. çok basit, anlatmak istediğim bu.
gandalf'ın yaptığı ise ilkesiz bir akıl yürütmeden başka birşey değil.
ne yapıyor gandalf?
levh-i mahfuzun tarifini her şeyin önceden belirlendiği ya da yazıldığı ilahi bir levha bağlamında veriyor. güzel anladık. bir nebzeye kadar doğru bir tarif diyebiliriz.
peki sözde çelişkiyi örneklemeye çalıştığı ayetlerin levh-i mahfuz kavramının ortaya koyduğu yasa ile çeliştiği yönleri ne olarak ve nasıl göstermeye çalışıyor?
Sadece ve sadece kavramları görmek istediği şekilde görmesinden hareket ederek.
bu yöntem eğer senin temel yöntemin ise vay haline.
biraz daha açmaya çalışayım.
"öldürülür ve ölürseniz" ifadelerinden; "ben bilmem, hani haberim olmadan ölür mölürseniz" gibi gündelik sığ bir anlayışa ulaşmak hiçbir ilkeyle bağdaşmaz.
bol ödüllü ayet dediği Ali İmran 195'te müminlere salık verilen teşviki hangi yöntemle bahsettiğin şekilde algıladın, nasıl yaptın da o anlamı çıkardın bilmiyorum. yani anlayamadım açıkçası.
herşey önceden belirlenmişse özgür irade yoktur"
bu cümleyi bir önerme olarak değerlendirelim hadi.
önceden belirlenmişlik belirlenime uygunluğu gerektirir.
belirlenime uygunluk özgürlüğe aykırıdır.
hadi burada işin biçimselliği aşmaya çalışalım ve içeriksel doğruyu sorgulayalım. önceden belirlenmişlik dediğin levh-i mahfuz ise katiyen yanlış düşünüyorsun. neden? Belirlenmişlik, programlanmışlık ile özgür irade birbiriyle çelişen şeyler değildir. 50 sefer söyledik gene söylüyoruz ki ilim maluma tabidir, malum ilime tabi değildir. yani bilmek edimi bilinen şeye tabi olmak zorundadır, bilinen şey kendini bilene göre şekillendirmez, o, bizzat kendinde şekillenir ya da zaten şekillidir.
levh-i mahfuz tabiri caizse bir programlama aygıtı değildir, bir bilgi deposudur. olacakları belirleyen bir plan tahtası değil,
inşallah anlaşılmıştır.
|

11-07-2007, 03:09
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Nov 2006
Mesajlar: 439
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
gandalf";p="´isimli üyeden Alıntı
Levh-i mahfuz nedir ?
olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır.
muhammede göre, tanrısının kuralları önceden belirlenmiş işleyen bir kainat programı var.
bu program sayesinde olmuşlar ve olacaklar önceden tayin edilmiş, buraya kadar güzel.
şimdi ecel hakknda bir kaç ayet sunalım
Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. * (AL-İ İMRAN SURESİ / 145)
Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. * (EN'AM SURESİ / 2)
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) * (A'RAF SURESİ / 34)
bakınız ali imran 145 de ne diyor, allahın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölüm yoktur, yani
tüm kainat ve tüm canlılar Levh-i mahfuz programına dahil olduğu için allah istemedikçe
kimse ölmeyecektir.
şimdi gelelim çelişki kısmına, bakınız ne diyor ayetler
ali imran157 - Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
''öldürülür ve ölürsenir '' ee hani program, hani allah istemedikçe kimse ölmezdi, öldürülür ve
ölürseniz diyorsa allah demekki olacakları bilmiyor, demekki bir öngörü yok.
Süphesiz hicret edenlerin, yurtlarindan çikarilanlarin, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpisanlarin ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altindan irmaklar akan cennetlere sokacagim. Bu Allah katindan bir karsiliktir. Karsiligin en güzel olani Allah katindadir." (Ali Imran, 3/195)
ve bol ödüllü ayetimiz, şehitlik mertebesine ermek için kişi kendi özgür iradesi ile ölüme koşmalı
yani tanrının kulunu sınaması için, tanrının da kulunun kendini feda edip etmeyeceğini bilmemesi
lazım. ama kainat programına göre o insanlar o zaten öleceklerdir, o halde ortada bir adam kayırma var, zaten ölecek olan bir adam neden cennete herşey dahil tatil hakkı kazanıyor,
zaten ölecekse neden adamın iradesini kırmak için onca başdöndüren vaad, ortada *adam kayırma yokmu.
"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)
"Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onlari muhakkak güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah rizik verenlerin en hayirlisidir." (Hacc, 22/58)
eğer program işliyorsa, herşey önceden tayin edilmişse, * özgür irade yoktur, ve dolayisiyle şehid de yoktur.
|
gandalf ne tesadüftür ki 12 yaşında bir yeğenim var yazınızı o da okumuş aynen şunu dedi ''yaw ne saçmalık adama bak heşeyi önceden bilen yaratan bizim de bilmemizi istiyor ve yaşatarak bildiriyor kimini ödüllendirecek kimini de cezalandıracak bukadar basit.ben bu yaşımda kavrayabiliyorum ne salak adammış bu yaw'' dedi. aynen böyle...
SAYGILAR
|

11-07-2007, 12:17
|
|
|
Re: Levh-i mahfuz - ecel ve şehit çelişkisi
belzb terbiye sınırlarını aşıyorsun, ortlama bir müslüman zekasının sınırları ölçüleri
bellidir, bu inanış biçimi daha çocukken beyinlerinizi çürütmüş, o yüzden anlamanızı
hoş karşılıyorum.
sn aliminyum *levh i mahvuz *hakkında bu link i inceleyin lütfen
http://www.allahvesistemi.org/ahmedh...vramlar/L1.htm
ortaya koyduğum çelşkiyi site yazarlarının yorumuna bırakıyorum, haklımıym, haksızmıyım
baknınız ecel hakkında ayet ne diyor
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) * (A'RAF SURESİ / 34)
ayete göre her insan için ölüm zamanı tanrı tarafından belirlenmiş, ne bir saat öne alınabilir ne geriye, yani tanrının önceden belirlenmiş bir sistemi var, inanlar buna levh i mahfuz *diyorlar.
demek istediğim talha nın uhud da kimin kılıcı ile ne zaman ne şekilde öleceği zaten belliyse
zaten önceden tayin edilmişse, eceli o gün o satte ise, talha nasıl olurda şehit olur, demekki
talha nın şehit olacağı da önceden belli, o zaman talha nın iradesini kırmak için verilen vaad lerin
gereği ne, üstelik bu vaad ler bizzat sistemin sahibi tanrı tarafından veriliyor.
bir adam düşünün, açıyor kuranı şehitlik ile ilgili ayetleri okuyor, ve şehit olmak için beline
bağlıyor dinamitleri giriyor yahudi askerlerin içine ve ölüyor. bu adamın kendi özgür iradesidir.
ancak olacakların hepsi tanrı tarfından önceden belirlenmiş bir sisteme göre işliyorsa o adam
özgür iradesiyle değil tanrının işleyen sistemine göre o gün oraya gitmesi gerektiği için gitmiştir
o halde diyorumki şehitlik nerde kaldı, bu adam işleyen sisteme göre, kaderinde beline dimamit
bağlayıp yahudi askerlerin içine girip ölmesi önceden tayin edilmişse bu adam şehit olmamıştır.
mantık çelişkim nerde, lütfen yazınız.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:53 .
|