Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Multimedya

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 21-09-2007, 10:10
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

hiramusta";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben bir Anadolu çocuğuyum ve kendimi bildim bileli,bizim oralarda karayolunun etrafındakiler *hariç içkili,içkisiz bütün lokantalar ve kahvehaneler kapanır.
Anadolu'da saygı oruç tutanadır; tutmayana saygı duyulmaz!

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 21-09-2007, 10:30
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Vatan'dan Mustafa Mutlu'nun bugünkü yazısını okurken, dün sitede kendi kutsallarına saygı duyulmasını isteyen seyfullah isimli üyenin, yönetime ve site taraftarlarına ağıza alınmayacak küfür ve hakaretlere yer verdiği mesajı geldi aklıma...
***********************

İşte mahalle baskısı! *


Dünyaca ünlü sosyolog ve siyaset bilimci Prof. Dr. Şerif Mardin siyaset literatürüne yeni bir kavram kazandırdı: Mahalle baskısı...

Yahya Tetik isimli (takma isim olabilir) şahıstan dünkü yazımla ilgili aldığım elektronik posta iletisinin geniş bir özetini virgülüne dokunmadan, yazım hatalarını bile düzeltmeden, sadece küfürlü kısımları noktalayarak yayınlıyorum.

Rektörler başta olmak üzere yazıda adı ya da unvanı geçen herkesten özür diliyorum... Ama demokrasiye, laikliğe, cumhuriyete sahip çıkmak arzusundaki herkesin, ülkemizdeki “mahalle baskısı” nın ne kadar arttığını anlaması için bu mektubu sansürsüz olarak okuması gerekiyor:


***


“Acı var mı Mustafa? Biliyom 22 Temmuz seni bayağı üzmüş ama ne yapalım, böyle pe..venklikler dönemi bitiyor. evet türban girecek üniversiteye... Hemde bal gibi. sende burda saçmalamaya devam edecen. Rektörlerinin tümü şer..siz. iyi valla bırakalım rektörler ülkeyi yönetsin sende dahil olursun. Başbakan az bile dedi, artık darbe ürünü YÖK gidecek yerine demokrat bişi gelecek. trübanda girecek zorunamı giyor. Alışacan canım benim, alışacan ya se se, ya sii.. sii.. başka yolu yok. Bak Çankayaya nasıl alıştınız, buna da alışacan yavru kuş. Biz sabırlıyız üç beş gün böyle ötersiniz, sonra sesiniz kesilir. Başbakanın Allahına kurban, daha sertini bekliyoruz. Dün ben de rektörleri izleyince oruç oruç ana bacı küfrettim Allah affetsin. P.çler bide anayasa uzmanları. Hepsi piç o..... ç... (...) Başbakan bence daha sert olmalı hiç taviz vermemeli yoksa i...ler azıyor. AHİM’e nereye isterlerse gitsinler. Şe..fsiz insanlar. Bu ülke çok çekti onlardan yeter ya. (...) Artık seçkinci i..eleri hükümet yok etmeli. (...) Hadlerini bilecekler.Sende haddini bilecen gelecek seçim yüzde 60 oalacak

Saygılar kolay gelsin

Yahya TETIK [yahyatetik@hotmail.com]”


***


Sözüm ona saygı, yanında hakaret!

Bolca dindarlık ve demokratlık iması, yanında kendisi gibi düşünmeyenlere en ağır küfürler...

Ve “Sen de haddini bilecen” tehdidi!

Bu mektubu bütün tatlısu aydınlarına ve takkeli liboşlara ithaf ediyorum...

Çünkü mektubun geldiği mahalle, sizin mahalleniz beyler; yukarıdaki görüşler sizin görüşleriniz...

Eserinizle ne kadar övünseniz azdır!

***

GÜNÜN SORUSU

Ufukta ardı ardına bir sürü referandum görünüyor... Acaba sadece bir referandum yapsak ve “Başbakan ülkenin kaderiyle ilgili her konuda tek karar verici olsun”u oylasak daha pratik olmaz mı?

Madem ‘Kararı millet versin’ diyorsunuz; gelin bakalım!

Başbakan Erdoğan demagoji sanatında harikalar yaratmaya devam ediyor.

“Anayasa değişikliklerini millete götüreceğiz. Hem ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyeceksiniz, ondan sonra seçkinci takımı çıkacak, ‘Bizim istemediğimizi millete götüremezsiniz’diyecek. Demokrasilerde böyle bir şey olmaz” açıklaması bunun son örneği...

Peki; Sayın Erdoğan... Haydi her konuyu millete götürelim!

Örneğin millete, “İmralı’daki teröristbaşını asalım mı asmayalım mı” diye soralım; bakalım sonuç ne olacak?

Ya da sizin Avrupa Birliği politikanızı onaylayıp onaylamadığını soralım millete; “Avrupa Birliği’ne girelim mi, girmeyelim mi?”yi oylatalım...

Var mısınız?

Çıkacak sonuçlara razı mısınız?

Sakın bana, “Bizim istemediğimizi millete götüremezsiniz” demeyin Sayın Başbakan!

Yoksa “seçkinci” falan olursunuz; Allah korusun!

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 21-09-2007, 10:39
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: Köşe kapmaca..

Tuğçe Baran'ın köşe yazısı

Mahalle baskısı mı “haysiyetsizlik” mi? *

Ankara bir kebapçıdan söz ediyorlar. Üst katını içkili meyhaneye çevirecekken lokantaya dadanan AKP’li milletvekilleri o kadar çok “mescit yok mu?”diye sormuş ki adam üst katı meyhaneye çevirmekten vazgeçip bir bölümü kadınlara bir bölümü erkeklere olmak üzere mescide çevirmiş. Herkese de dert yanıyormuş. “Hiç istemiyordum ama mecbur kaldım vs vs” Bir e-mail yana yakıla dolaşıyor bütün posta kutularında: “İŞTE MAHALLE BASKISINI GÖRÜYOR MUSUNUZ? VAH VAH!”

Haber doğru mudur yanlış mıdır bilmiyorum. Ama ben burada mahalle baskısı değil düpedüz bir “haysiyetsizlik” görüyorum.

Çevirme baba dükkanını mescide, camiye! Gelmesinler! İlla gelmek istiyorlarsa gitsinler camide kılsınlar namazlarını öyle gelsinler.. O kadar yorulduysan “mescit yok” demekten yap bir tabela, as dükkanın girişine: “Dükkanımızda mescit yoktur agalar!”, olsun bitsin!

Bu kadar! Yani madem politik olsun kültürel olsun kendini “dincilere” yakın bulmuyorsun, kazanma o zaman onlardan üç kuruş, beş lira! Aç meyhaneni, yap mezeni, daya rakını, bizim laikçilerden kazan ne kazanacaksan. Ayrıca da daha çok kazanırsın. Sarhoş kazıklamak kadar zevkli başka bir şey var mıdır...

Ya da şikayet etmeyeceksin! Evet “ben bir haysiyetsiz dümbeleğim” diyeceksin oturacaksın yerine.

Gazetelerimiz de aynı şekil.

Benim gazetem de dahil olmak üzere bütün gazeteler Ramazan’da birden “dini bütün” oldular. Arka sayfa güzelleri zart! kapanıverdi. Bana yanlış geliyor bunlar.

Mahalle baskısına yenilmek tam da budur. İbadete saygı duymak ayrı bir şey komple tarzını değiştirmek veya tarzından taviz vermek ayrı bir şey.

***
Ertuğrul Özkök “Darbe mi geliyor?” yazısında şöyle demiş: “Şehirlerarası otobüslerde bazı kişiler “namaz molası” istemeye başlamış. Şimdi bazıları şunu söylüyor: “Birkaç kişi yapmış ne olur?” Sosyolog yanım, bu gerekçeye hiç ama hiç güvenmiyor. Bütün Türkiye’den bunu yapan tek kişi bile olsa, bütün toplumu din taassubuna sokacak bir tehlike mevcuttur demektir. Çünkü o “tek kişi” bunu “din adına” yapıyor. Öyle yapıca hepimizin itiraz gücü bir anda kırılıyor.. Çünkü korkuyoruz. Çıkıp bir iki kelime etsek, küçük bir itirazda bulunsak, hemen “dinsizlikle” suçlanmaktan korkuyoruz.”

Evet doğrudur. Korkuyoruz. Ama aynı zamanda haysiyetsiziz de!
Sadece din meselesi değil ki, aman tatsızlık çıkmasın diye hiçbir halta itiraz etmiyoruz. Orada adam karısını evire çevire döver kimse müdahale etmez.

Komşu köpeğine her tür ezayı yapar, kimse bir laf etmez.
Manzara için koca çınarı keser, itiraz eden tek sen olursun, polise gidersin, polis SANA suçlu muamelesi yapar.

“Vatan” der gider Hırant Dink’i vurur, 70 milyonluk ülkede on bin kişi itiraz eder, on bir kişi leş bir türkü yakar, gerisi aval aval bakar.

Yani problem baskıdan ziyade haysiyetsizlik..

Bunu nasıl aşacağız? Asıl mesele bu!

tugce.baranotti@gmail.com *

(Vatan)
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 21-09-2007, 10:42
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: Köşe kapmaca..

Taha AKYOL
Şeriatın 'mahalle' darbesi

SOKAKTAN veya mahalleden şeriatçı bir darbe gelebileceği korkusu yeni değil. Önce "Türkiye İran olacak" korkusu vardı. 28 Şubat'ın mimarlarından merhum Güven Erkaya şöyle konuşuyordu:
"Şeriat sokaktan gelecek! İran türü halk ayaklanmaları olacak!"
Hatta "Refah Partisi tabanı silahlanıyor" idi!
Bunun ne kadar bilim dışı bir hurafe, bir paranoya olduğunu gösteren "Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Devlet" diye kitap yazmıştım. Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı, kitap hakkında takdirlerini esirgemeyerek, Türkiye'nin İran olmayacağını görmek için bu kitabı okumanın yeterli olduğunu yazmıştı. (Cumhuriyet, 16 Temmuz 1999)
Zamanla yaşayarak daha iyi görüldü ki, Türkiye İran olmaz. Ama korku sürüyor, bugünlerde "Türkiye Malezya olacak" korkusu revaçtadır!

Mahalle ve Bolşevizm!
Şerif Mardin Hoca'nın "mahalle" kavramı, bugünlerde Erkaya'nın "sokak" kavramının yerini aldı. Tehlikenin kaynağı artık "mahalle"dir.
Ertuğrul Özkök'ün zon zamanlarda Bolşevizmin proleterya darbesini hatırlatarak "sivil darbe"den bahsetmesi, Bolşeviklerin sosyal demokrat Kerenski'yi devirdiği gibi, "mahalle"den gelecek bir hareketin de AKP'yi aşarak 'sivil darbe' yapması tehlikesinden bahsetmesi gösteriyor ki, toplumun bir kesimindeki eski kaygı artmıştır.
Bu kaygıları bir komplo gibi görmek yanlıştır; 'okumak', anlamak lazımdır.
Ben katılmıyorum bu kaygılara. Bolşevik darbesi, Cihan Harbi'nde bütün sosyal ve siyasi kurumları çökmüş feodal bir Rusya'da, cepheden kaçan eli silahlı yüz binlerce askerin gidip Bolşeviklerin "demir disiplinli" yeraltı örgütünün emrine girmesiyle gerçekleşmişti.
Bugün öyle Bolşevikler gibi entelektüel kapasiteye sahip, Lenin'in deyimiyle "demir disiplinli" ve bütün ülkeyi kuşatmış bir şeriatçı ihtilal örgütü yoktur! Onun emrine giren yüz binlerce silahlı asker kaçağı, grevlerle ekonomiyi temelli çökerten 'şeriatçı proletarya' da yoktur.

Bilim ve korku
Tam tersine, Türkiye'de demokratik, hukuki, askeri, ekonomik ve sosyal bütün kurumlar yerli yerinde; bırakın çöküntüyü, Türkiye toplumsal olarak gelişiyor bile.
Şerif Hoca'nın "mahalle" kavramı ciddi bir teoridir, ama bugünkü Türkiye'de "mahalle" ne ölçüde yerinde duruyor, ne ölçüde çözülüp dağılıyor?! Şerif Hoca da bunun araştırılmasını istiyor.
Prof. Ali Çarkoğlu ve Prof. Binnaz Toprak'ın araştırması gösteriyor ki, şeriat isteyenlerin oranı, Türkiye'de ekonomik ve sosyal gelişmeye paralel olarak hızla azalıyor. En hızlı azalma da AKP iktidarı döneminde olmuş! Yüzde 16'dan 9'a inmiş! "Şeriat"tan neyi kastettiğinizi anlatınca yüzde 3-4'e kadar düşüyor!
Prof. Yılmaz Esmer'in araştırması da gösteriyor ki, aile ve çocuk konusu dışında, "Hayatın dine göre düzenlenmesini isteyenlerin sayısı her seçimde azalıyor!"
Bilimsel bulgular böyle "Azalıyor" diyor; korkular ise "Artıyor, geliyorlar" diyor!
Rasyonel izahlarla korkular giderilemez, bunu biliyorum.
Hükümet korkuları depreştirecek gerilimlerden sakınmalı, mesela anayasa değişikliği sürecini Meclis Başkanı'nın inisiyatifine bırakmalı... Hepimiz de biraz soğukkanlı olmalıyız.
Türkiye tabandan liberalleşiyor, modernleşiyor; gerilimler bu süreci kesip Türkiye'yi yirmi yıl geriye atmamalı.
Bu, hepimizin sorumluluğundadır.

t.akyol@milliyet.com.tr
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 22-09-2007, 12:04
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Hıncal Uluç, Sabah, 22.09.2007

Türkiye.. Malezya!..
"BU ülkede (Malezya'da) İslamiyet ayni zamanda bir milli kimlik olarak önemli. Başörtüsü ise, dinden ziyade etnik kimliğin sembolü." (Nazlı Ilıcak, 20 Eylül, Perşembe, Sabah'taki yazısından.)
"(Türkiye'de) Başörtülü kişi inancını dışa vurmamakta, sadece inandığı bir dini uygulamaktadır." (Nazlı Ilıcak, ertesi gün)
Yani..
Sıkmabaş (Baş örtüsü, türban falan değil, kimseyi kandırmayın, sıkmabaş) Malezya'da dini, milli, etnik sembol oluyor. Siyasal, toplumsal anlamı var. Bizde ise sadece kişisel inanç uygulaması.. Bireysel.. Başkaca anlamı yok, olamaz.
O zaman, Türkiye de asla Malezya olmaz. Boşuna korkmuşuz!..

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 22-09-2007, 12:22
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Köşe kapmaca..

Mahalle baskısı
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/73...d=180&sz=54307

Açıklanamayan olaylar
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/73...d=180&sz=54307
*************************************

Zülfü Livaneli, Vatan, 22.09.2007

Cini yeniden şişeye sokmak zordur *


Halk kitleleri, iki kutsal kavramdan zarar geleceğine inanmaz: Bunlardan birisi din, birisi de milliyetçilik.

Halkın mantığına göre; bir insanın dinine, kitabına sahip çıkmasından, ibadet etmesinden daha güzel ne olabilir?

Aynı şekilde insanın bayrağını, vatanını, milletini sevmesinden ne gibi bir kötülük gelebilir?

Aslında halk haklıdır, bu iki kavramdan da insanlara kötülük gelmez.

Ama ne zaman ki din ve milliyetçilik kavramları, siyaset bezirgânlarının eline düşer, korkulacak an gelmiş demektir.

Bizim halkımız “bayrak, vatan” diye ortaya çıkan Hitler’in, Mussolini’nin sebep olduğu yıkımı, milyonlarca kişinin öldürüldüğü, şehirlerde taş üstünde taş bırakmayan savaşı yaşamadığı için, bilmez.

Afganistan’da Kuran, peygamber diye ortaya çıkan Taliban’ın insanlık dışı zulümlerinden haberi yoktur.

İran devriminin ilk yıllarında, Evin Cezaevi’ndeki genç kızların, cennete bakire gitmesinler diye idam etmeden önce ırzlarına geçildiğini de duymamıştır.

Bu yüzden dinin ve milliyetçiliğin siyasallaşmasının yol açabileceği korkunç tehlikeleri göremez.

Ama dünyayı bilme iddiasında olan aydınların, gazetecilerin, siyasetçilerin bu örneklerini bilmediğini düşünmek safdillik olur.

Onlar bile bile alet oldular bu oyuna.

Ve bizim gibi “ne şeriat, ne darbe” ilkesini yürekten benimsemiş insanlara kötülük yaptılar.

Şimdi Türkiye, halk katına inen bir ayrışmanın, bir hesaplaşmanın arifesine geldiyse bunda aydınların çok günahı var.

1979 yılında İran aydınları, -hatta komünist partisi Tudeh- Humeyni’yi desteklemişti.

İlk kesilenler onlar oldu.

Bu arada Humeyni’nin Batı tarafından desteklendiğini, oralarda ikamet ettiğini, bir Fransız uçağıyla Tahran’a döndüğünü de unutmayalım.

Bugün şikâyet ettikleri İran molla rejimini hazırlayanlar da onlardır, Bin Ladin’i çıkaranlar da.

Ne yazık ki bizim başımıza da bu çorabı ördüler.

Din kutsaldır ama siyasete alet edildiği zaman şişeden çıkmış cini andırır; onu geri sokmak çok ama çok zordur.

Bu iş biraz daha ilerlerse, Tayyip Erdoğan’ları da altına alarak ilerleyeceğinden hiç kuşkunuz olmasın.


***

İki gün önce eski bir bakan arkadaşımla konuşuyordum. Memleketindeki durumu anlattı. “Öyle bir gençlik yetişiyor ki inanamazsın” diyerek şu örneği verdi:

Yeğeni, öz babasına “Senin kanın ve katlin helal!” diyormuş. Çünkü adam CHP’ye oy vermiş ve orucunu bir gün kaçırmış.


***

Osmanlı’dan beri bu belalarla uğraşmış ve dengelerini güçlükle tutturmuş olan Türkiye hızla dinsel ve milliyetçi fanatizme kayıyor.

Askeri hapishanelerde yatmış ve ömrü boyunca özgürlük istemiş bir insan olarak diyorum ki; demokratikleşme çabasının bedeli, demokrasiyi yok edecek kapıları açmak olmamalıydı.

Bu felaketi göremeyen aydınlar, bize bir ülke kaybettirmek üzere.

Her iki ihtimalde de!
*************************

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 22-09-2007, 15:48
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Köşe kapmaca..

Sevgili thunderpoint,

Sayın Livanellinin yazısına katılmamak elde değil. Ancak, bu duruma bu halk nasıl geldi sizce. Atasının mozolaseinin önünden sel gibi akan halka ne oldu sahi. Bu vatan için herşeyim feda olsun diyen analara ne oldu, sakarya meydan muhaberesinde ki kumanyası ile bugün kimsenin doymayacağı yemeklei yiyerek saldıran o mehmetcik ne oldu? Cumhuriyet bayramlarına neden 3 lig maçından daha az ilgi var sizce. *Bu halk sindirildi, uyutuldu, dini asimile edeceğiz diye, bütün duygularını hapsettiler. ZAten bu ülkede bir demokrasi birde eğitim avrupanın yazboz tahtasıdır.

Bütün bunlar ise demokrasi adı altında oynan oyundu. Evet ben bir demokrasi taraftarıyım. Ama gücünü halktan alan , halka tani bir yöentim teşekkülünün olduğu, eşit, adil ve paylaşımcı çoğulcu bir demokrasi aşığıyım. Bu ortamın sağlanması için ise herkesin dinci olması gerekmediği gibi ateist de olması gerekmez. bunlar toplumların dinemilkeridir ve gereklidir.

İşte bugün eğer şeriat geldi diye bağıranların asıl şeriatı getirmek için kullanılan maşalar olduğunu kabul etmezsek malesef havanda su döğeriz. Milyonlarca kez söylemekten usanmayacağım bir cümledir; Gücü tanımlamadan özgürlükten söz edilemez.

Halk şeriat falan değil, sadece adam yerine konmak ve aynı tondan devleti ile muhatap olmak istiyor o kadar. Bugün şeiratı getireceklerin içinde *erkeklerin hepsinin bir karısı olsa bir kere bu kendi eşleri izin vermez buna. Gerisi yeşillik sevgili invinin deyimi ile.


Buradan halkın seçimine her zaman saygı duyulmalı gibi kendi içinde çelişen bir düşüncem falan da yok. Diyorum ki Halka halkın dilinden çözümler üretmek ve konuşmak gerekiyor. *

Karar verilmesi gereken şu, bu ülkeye demokrasi mi getirilmek için uğraşıldı yoksa manevi bütün duyguları ve kökleri kazınarak pilot bir yeni halk mı icad edilmek istendi.

Benim dedem CHP den başka partyiye oy atmadı. Kendsi gaziydi. saçlarını şaramplel jilet gibi derisi ile yüzmüştü. Babayiğitti. 96 yaşında öldü. Vatan deyince gözleri çakmak çakmak olurdu. İşte bu dedem ki herkezden fazla konuşmaya hakkı olan bir gazi, eski tekel memuru iken kaçakçı 5 kişiyi dağdan indirmiş ve üstün hizmet ile madalyalandırılmış bir devlet memuru.

Aynı dedem ne yapmış biliyormusunuz, *tarihini şimdi hatırlayamadım , Cumhuriyetin ilk yıllarından hemen sonra çıkan, Devlet memurlarını karısı mecburen manto giyecek kanunua itiraz ederek. Ben karıma manto giydirmem arkadaş diyerek topluca istifa etmişler.

İşte bu örnek dahi halkın ne istediğini ve dinde ki öngörüsünün ne olduğunu anlamak için yeterlidir.

Ayrıca şunu da unutmayın lütfen. Rockfeller bu ülkede olduğu sürece, asla ve asla ne darbe olur ne şeirat gelir.

Sadece o parçalanma sürecinin sancılarında halk birbirini kırar o kadar.
Göreceksiniz karşı taraf hiç bir şey yapmasın yeter, bu halk AKP yi ve bu heveslileri bünyesinden izmir marşı ile yollar. Yeter ki karşı taraf halka rağmen söylemleri bıraksın.

yoksa 5 yıl boyunca manevi saydığı değerlerin aşağılanmasına bilenen ve dokunmadan neredeyse şimdiden kesecek kadar keskinleşen *olan oy silahı her dem demokrasinin bir kanadını acıtacak, sonra da ortada ne halk ne vatan ne de demokrasi kalmayacak.

Hani söylerya bu vatanın en derin en eski en özgün seslerinden biri,

"Ey Allah'ın sersem kulu, şeytan bunun neresinde. " Bu cümleyi dşünmek için halka sessizlik süresinin verilmesi yeterli olacaktır.


Selamlar
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 22-09-2007, 16:30
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Köşe kapmaca..

Satın Livaneli 2.dünya savaşını bizzat yaşamış Hitleri yakınen tanıyan birisidir. Uzun yıllar Afganistan'da Taliban yönetimiyle yaşamıştır. İran'daki tecavüz esnsında orada gözlemcilerden biriydi. (Herhalde). Neden derseniz o zaman şu sonuçlara geliyoruz biz Müslüman-Türk milletiyiz kurduğumuz devletler Osmanlı-Selçuklu tarihe altın harflerle geçmiş. Müslüman devleti Emeviler-Abbasiler tarihte altın harflerle ama ne zaman islamdan ellerini gevşettiler o zaman tarihten silindiler.Bunlarıda bilmiyr (herhalde)



iranda hapishanelerde bakire kızların ırzına geçip öldürmüşler(bunun insanlık dışı bir davranış olduğundan herhangi bir şüphem yok ). türkiye sırf şapka takmıyor diyede iskilipli atıf hocayı astılar. yada daha ünlü birinden bahsedeyim. sırf statüko gibi düşünmüyor diye bir başbakanı adnan menderesi astılar. bak zülfü efendi hadi bir oyun oynayalım. sen bir örnek ver ben iki örnek vereyim. bakalım kim kazanacak.



livanelinin aklı geliyormu bilmem 12 eylülden sonra ırzına geçilen kominist kızlar geliyormu bilmiyorum doğuda ırzına geçilen kadınlarıda bilmiyordu o şimdi tabi pislik yedirilen insanlar işkencelerde ölen insanlar bilmiyorum dink gibi nice insan örgüt görüntüsü altında derinlerin karıştırdığı işler uğur mumcu buna bir örnek daha neler neler faşist bir ayrımcılıkla özgürlükleri yemeği hiçbir şey haklı gösteremez ilk mecliste yaptığınız baskılar kendinize bir bakın aynada amerkada hergün bir kadın idam oluyo

600 sene 3 kıtada imparatorluk kuran osmanlı ne zaman siyasal islama dönmüş?

cahillik olur da bu kadar mı olur?

toktamış ateş te kıvırıyor. diyor ki osmanlıda tamam mahalle baskısı yoktu ama demokrasi de yoktu. kardeşim, osmanlı zaten imparatorluk. ÖNEMLİ OLAN ZORLAMA OLMUŞ MU OSMANLIDA? ASLA OLMAMIŞ.
cahilce, bilinçli bir şekilde islama karşı faaliyet yürütmekten vazgeçin artık.
LİVANELİ ACİL BİR ŞEKİLDE OSMANLI TARİHİNİ OKUSUN. FATİH SULTAN MEHMETİ ÖRNEK ALSIN.


CHP dini ortadan kaldırmak için 1938 den sonra polisiyle, jandarmasiyle hapis ve sürgünleriyle hatta idamları ile bu halka yaptıkları zulümleri bu halk unutmadı. Başörtüsü kimin emri diye Diyanete inanmıyorsanız Tüm İslam devletlerine sorun ama sizin için başörtüsü demek islamı yaşamak demektirki buda sizin için çok bükük suçtur derhal asılması vede kesilmesi lazım ama o devirler geçti kadınların başlarını örtmesi veya açması konusunda İranın dışında hiçbir sorun yaratmıyorda bizde niçin yaratsın



Zülfü bey bu ASIL MİLLETİN ilk önceliği Dinini,Vatanını,Bayrağını sevmesi gelir bu kutsalları sever ve bu uğurda canını ,evladını,malını feda eder bu Kutsallara her yerde ve her zaman sahip çıkmak bizim "Damarlarımızda mevcut olan asıl kanda saklıdır"Sizlerin hayal etiği dinsiz insan ve devlettir,o hayallerinizi fikirlerini savunduğunuz geçmişte ve bugün BOSNA,ÇECENİSTAN ve İRAK da savaşlarla insanları canice katledip,milyonlarca kadın ve genç kızların ırzına geçen,Ateist ve kafir katillerle paylaşın


Haber 7 deki yorumlardan)
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 22-09-2007, 17:55
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart Re: Köşe kapmaca..

Tarihe tek bir perspektifle bakmak bu günü anlamamızı güçleştirir. Hep bu İskilipli hocanın şapka
takmaması nedeniyle katledildiğine inanmak, belli çevrelerden servis edilen bilgilerle şartlanmak
iyi değidir sayın okur.

Şimdi size bir soru İslam Teali cemiyeti hakkında ne biliyorsunuz ? Bildiklerinize aşağıdaki
belgeyi de ekleyin.





Ey Anadolu’nun Masum ve Mazlum Ahalisi!
On iki sene evvel “İttihat ve Terakki” namıyla memleketimizde bir bid’at (batıl *ve temelsiz düşünce) çıktı. Selânik dönmeleriyle aslü nesli ve mezhep ve meşrebi belirsiz ecnası muhtelife türedilerden mürekkep (etnik kökeni, şeceresi, inancı belirsiz *cinsleri ve cinsiyetleri başka başka yaratıklardan ibaret) olan bu cemiyet; istipdadı kaldıracağız, meşrutiyet ve hürriyet getireceğiz, hükümet ahaliye zulmetmeyecek, halk rahat edecek, devletlerin yanında kadrimiz, itibarımız yükselecek diye bizi aldattılar...
*
Biçâre millet! Bu yan kesicilerin hilelerini, desiselerini hala anlayamamıştır yazık, bin kere yazık ki, gerek harp içinde ve gerek mütarekeden sonra memleket bunların fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor da Talat, Enver, Cemal, Mustafa Kemal ve saire gibi beş on şâkinin (haydut ve eşkıyanın) vücudunu ortadan kaldırmak için icabeden küçük fedakarlığı göze aldıramayarak memleketi ve kendilerini ebedi tehlikeden kurtarmak ve selamete çıkarmak tarikini (yolunu) idrak edemedi ve hala da edemiyor!

Halbuki millet hala aldanıyor, aldatılıyor, lüzumsuz yere girdiği ve mağlubiyetle çıktığı bir muharebenin ferdasında (sonrasında) da aklını başına toplayamıyor! Kendisini hala aldatmaya çalışan heriflere niçin diyemiyor ki; “Ey hainler, Ey Allah’tan korkmayan ve *peygamberden haya etmeyen mahluklar, muharebe ettiniz, başımızı bin türlü belalara soktunuz, mağlup oldunuz, bizi de o yolda mahv-u perişan Ettiniz, devletlere karşı “mağlup olduk” dediniz mütareke imzaladınız, silahlarımızı, boğazlarımızı, payitahtımızı (başkentimizi) teslim ettiniz. Şimdi neye tekrar, gücünüz yetmediğini ikrar ve imza ettiğiniz devletleri yeniden kızdırarak üzerimize husumet (düşmanlık) ve gazaplarını (öfkelerini) davet etmekten ve istila olunmayan (işgal edilmemiş) bakiye-i memleketimizi (memleketin kalan parçalarını) de istila ettirmekten başka bir faydası olmayacak surette mecnûnâne (delice) hareketlere kalkışıyor ve bizi de eskisi gibi boşu boşuna kırdırıyorsunuz?!

İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Harbde mağlup olduktan sonra uslu oturmak ve mağlubiyetin netayicine (sonuçlarına) katlanarak telafisini sabrı sükûn ve aklı tedbir dairesinde izale etmekten (savuşturmaktan) başka çare var mıdır? Yunanlılarla harbe tutuşuyor, sonra da bir taraftan kaçıyor ve bir taraftan şöyle mukavemet ettik, böyle zayiat verdirdik gibi yalanlarla halkı iğfale (aldatmaya, ayartmaya) çalışıyorsunuz! Düşünmüyorsunuz ki, Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz. Hudanegerde (Allah göstermesin) sizin yalanlarınızı şahit tutarak işgal ettiği memleketimizde “Bu kadar kan döktüm ve şöyle fedakarlık ettim, böyle emek çektim” diyerek halkı feth davasına kalkar! Hem sizler ey yalancı ve denî şâkiler (alçak haydutlar)! Kendi milletimize karşı ecnebi milletlerden hiçbirinin yapmadığı şekâvet ve şenaetleri (haydutluk ve alçaklıkları) irtikap edip (işleyip) dururken milleti, eşrafı memleketi, ulemayı asıp keserek mallarını yağma ederken kendinize ne hakla, ne yüzle, ne utanmazlıkla Kuvay-ı Milliye (Milli Kuvvetler) namını veriyorsunuz? Milleti öldürerek, mahvederek hukuk-ı milleti müdafaa edeceksiniz öyle mi? Utanmaz hainler, artık yetişir, yakamızı bırakın: Cenab-ı Hakkın gazap ve laneti sizin üzerinize olsun!

Şimdi sulh imzalandı Kuvay-ı Milliye belasının tevlit ettiği (doğurduğu) mecburiyetle galip devletlere karşı yeniden taahhüt (yükümlülük) altına girdik. Devletler şimdi bize: “Eğer Anadolu’da Kuvay-ı Milliye isyanını devam ettirir ve bastırmazsanız İstanbul’u da elinizden alacağız” diyorlar. Kuvay-ı Milliye eşkıyası ise İstanbul’u da elimizden çıkarmak ve memlekete son hizmet şeklinde son ihanetlerini de yapmak için çalışıyorlar .

Ey Anadolu’un Mazlum ve Muhterem Ahalisi!
İyi biliniz ve emin olunuz ki; bu hal böyle devam edemez. Ve memleketin her sancağına ve her bucağına sarmış olan bu ateş-i vahşet ve şekâvet (haydutluk) böyle sürüp gidemez. Vaktimiz pek daraldı; ve bu asilerin, bâğîlerin (isyankarların- hainlerin), şekâvetlerinden (haydutluklarından), cinayetlerinden halk bunaldı kaldı. Eğer bu ateşi kendi kendimize söndüremeyecek ve Anadolu’da asayişi temin ile biçare vatandaşlarımıza refah ve huzur veremiyecek isek galip devletler tarafından bildirildiği vechile (gibi) payitahtımızdan sevgili İstanbul’umuzdan mahrum olunacağı şüphesizdir. Binaenaleyh bu bâğîleri (hainleri), bu âsileri mümkün olduğu kadar az zaman zarfında tedip ve tenkil etmek (tutuklayıp ortadan kaldırmak) cümlemiz için bir fârizedir (vazgeçilmez görevdir). Balâda münderiç (yüksek seviyede yazılmış) resmi ve kat’i vesikalardan anlayacağınız vechile İstanbul ahalisi ve hükümet-i Merkeziye nasıl vahim ve elim dakikalar yaşamakta olduğumuzu dikkate alarak kemal-i azmü ciddiyetle (son derece kararlı bir şekilde) lazım gelen tedabire (tedbirlere) tevessül etmiş (yönelmiş) olduğunu size bildiririz; ve haber aldığımıza göre Halife-i Zîşanımız (şanlı halifemiz) ve sevgili hakanımız Efendimiz Hazretlerinin de âsileri tedip etmek ve sizin rahatınızı temin eylemek için cem edilecek (toplanacak) kuvvetin başında olarak bizzat geleceklerini sizlere tebşir ederiz(müjdeleriz). Hazır olunuz! Ve bu hainlerden, bu canilerden vatanı kurtarmak için size düşen vazifeyi ifada kusur etmeyiniz.

Ey kahraman askerler!
Harp senelerinde sizi cephe cephe sürükleyen ve aç susuz süründüren ve din kardeşlerinizin, hemşehrilerinizin beyhûde yere ölmelerine sebebiyet veren birkaç kişi arasında Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi zalimler de vardı! İşte hainlerin harp cephesi haricinde kalmış olan efradı ailenize (aile fertlerinize) kanlı elleriyle ne kadar fecayii irtikap etmiş olduklarını (fâcialara sebep olduklarını) harpten avdetinizi (dönmenizi) müteakip gördünüz! Bugün yine o şâkiler (haydutlar-eşkıyalar), bâğîler (hainler) dir ki; elleri bir takım yetimlerin, dul kadınların kanlarına mülemma (bulaşmış) olduğu halde kalpkâhınıza (Kalpkâh:Ana kıta, heartland) sokularak sizi mahvetmek ve evlat ve eyalinizi (ailenizi) yetim ve dul bırakmak ve servet ve saadetinizi külliyen (tamamıyla, toptan) çalmak için şeytanın dahi hatırına gelmeyen hile ve desaisi (hileleri) irtikap ediyorlar (kullanıyorlar). Siz bu zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız fetvay-ı şerif (şerefli emir) ki; *Allah’ın emridir, okuduğunuz Hatt-ı Münif (yüksek dereceli yazı, ferman) ki; Halifemizin, Padişahımızın bir fermanıdır .(*) Siz Allah’ın emrine, Halifenin fermanına ittibaen (tâbi olarak, uyarak) bu canileri, bu katil canavarları daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefsiniz. Şu alçaklar ve hempaları (yardakçıları) bu cinayetleri hep sizin sayenizde yapıyor; bunların vücutlarını külliyen (toptan) dünyadan kaldırmak beşeriyet (insanlık) için, Müslümanlık için bir farz olmuştur.

Memleketin başına bu kadar felaket getirmiş olan bu hainler daha yaşatılacak mı? Siz daha ne kadar böyle gafletle bunların gayri meşru emirlerine ittiba edeceksiniz (uyacaksınız)? Korkuyoruz ki; sizin bu aklınız, bu gafletiniz körü körüne hainlere itaatiniz daha pek çok mescitlerimizi ve mabetlerimizi harap eyleyecektir!

Askerler! Bu kadar uyuduğunuz artık yeter, bu zalimlere alet olduğunuz artık kifâyet eyler!

Padişahımız Halifemiz Efendimiz Hazretlerinin merhamet ve şefkat kucağı size açılmıştır. Hepiniz koşunuz, geliniz dünya ve ahiret saadetini ihraz ediniz (elde ediniz): İşte size ihtar eyliyoruz (sizi uyarıyoruz), Allah’ını, Peygamberini ve Padişahını seven bu tarafa gelsin


(Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd (ATASE) Arşivinde, 525 nolu Klasörde 129 Dosya numarası ile kayıtlı bulunan belgeye göre İslam Teali cemiyeti tarafından
yazılan ve Yunan Uçakları tarafından Anadolu’ya dağıtılan bildiri)




(*) Burada bahsedilen *fetva, Şeyhülislam Dürrizâde Abdullah Efendi’nin vermiş olduğu idam fetvasıdır. İslam Teali Cemiyeti’nin işbu beyannamesinde söz konusu fetvaya atıf yapılmaktadır. Nitekim İskilipli Atıf Hoca *Dürrizâde Abdullah’ın yayınladığı M..Kemal ve arkadaşlarının katli vaciptir diyen beyannamesini imzalamadığını,hatta tekzip ettiğini söyleyerek kendini savunacaktır.

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 22-09-2007, 18:47
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Köşe kapmaca..

Satın Livaneli 2.dünya savaşını bizzat yaşamış Hitleri yakınen tanıyan birisidir. Uzun yıllar Afganistan'da Taliban yönetimiyle yaşamıştır. İran'daki tecavüz esnsında orada gözlemcilerden biriydi. (Herhalde). Neden derseniz o zaman şu sonuçlara geliyoruz biz Müslüman-Türk milletiyiz kurduğumuz devletler Osmanlı-Selçuklu tarihe altın harflerle geçmiş. Müslüman devleti Emeviler-Abbasiler tarihte altın harflerle ama ne zaman islamdan ellerini gevşettiler o zaman tarihten silindiler.Bunlarıda bilmiyr (herhalde)
...................
600 sene 3 kıtada imparatorluk kuran osmanlı ne zaman siyasal islama dönmüş?

cahillik olur da bu kadar mı olur?
Okur, yazmaya meraklısın ama pek okumadığın belli.
Hitler'in, Taliban'ın, Humeyni mollalarının yaptıklarını bilmek için aralarında, yanlarında olmak mı gerekiyor?
sen yazının sonunda Bosna, Çeçenistan ve Irak'taki zulümden bahsederken yanlarında mıydın? Yanlarında olman mı gerekiyor ki Livaneli'ye de gereksin?
Yazının başında karşı tarafa böyle yazıp ta, yazının sonunda benzer davranış içinde olman ne kadar manidar değil mi?

Saydığın devletlerin hiçbiri İslam'dan gevşediği için silinmedi. Örneğin Osmanlı gericiler-yobazlar, *nedeniyle dünyadaki endüstriyel gelişmeye ayak uyduramadığı için geri kaldı.
Osmanlı'nın fetva ile yönetildiğini unutma. Hiçbir padişahın neden hacca gitmediğini de bir araştır.

Bir müslüman olarak da Fatih Sultan'la pek fazla övünme. Tahtı için kardeş öldürmek var mı İslam'da? Yoksa bu Fatih Hristiyan olmasın sakın?

CHP dini ortadan kaldırmak için 1938 den sonra polisiyle, jandarmasiyle hapis ve sürgünleriyle hatta idamları ile bu halka yaptıkları zulümleri bu halk unutmadı. Başörtüsü kimin emri diye Diyanete inanmıyorsanız Tüm İslam devletlerine sorun ama sizin için başörtüsü demek islamı yaşamak demektirki buda sizin için çok bükük suçtur derhal asılması vede kesilmesi lazım ama o devirler geçti kadınların başlarını örtmesi veya açması konusunda İranın dışında hiçbir sorun yaratmıyorda bizde niçin yaratsın
Kulaktan dolma laflara, yalanlara kanma. Otur, aç tarihi oku, çamur atma.
Başörtüsüne gelince;
Kur'an'ın her çeşitten meali internette mevcut.. Arapçasından da okuruz gerekirse. Buyur, başörtüsünü göster Kur'an'da. "Saçını göstermeyeceksin" diye bir ayet varsa onu da göster. Burası
sokak değil, öyle yüksekten uçma. Daima ölçülü yaz. Yoksa üzülürsün.

Livaneli değil cahil olan sensin. Livaneli'ye meydan okumak sana mı kaldı? Hadi buyur farzet ki Livaneli karşında. Oyna oyununu bakalım.
Mesela Said Kürdi'den başlayalım ne dersin?
Bu adam Kürt Teali cemiyetinin yönetiminde miydi?
İngilizlerle işbirliği, ajanlığı kanıtlanan Şeyh Sait'le omuz omuza mıydı?
Yoksa Osmanlı'yı, Fatih'i mi konuşmak istersin? *:wink:
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:32 .