![]() |
Cern Deneyi
Cern Cenevre yakınlarında ileri düzeyde araştırmalar yapan bir bilim merkezi. Tüm Avrupa ülkeleri de bu kuruluşun üyesi. 2008 içinde bu merkezde çok önemli bir deney gerçekleştirilecek. Bu deneylerin sonucunda ise Higgs bozonunun varlıgı kanıtlanmaya çalışılacak.
Higgs bozonu varsayımsal bir parçacık, olması gerektigi düşünülüyor, ancak bugüne kadar Higgs bozonu ile ilgili hiç bir kanıta raslanamadı. Cern ise bunu gözlemlemenin bir yolu olacak, ya da Higgs kuramına ve parçacıgına veda edilecek. Çok yüksek hızlarda ( ışık hızına yakın ) çarpıştırılacak proton demetleri ile büyük patlama anındaki şartlar yaratılmaya çalışılacak. Bu çarpışmalar sonucu bilgisayar aglarında muazzam ölçekte bir bilgi birikimi oluşacak ve degişik ülkelerden 10 binin üzerinde bilim insanı bu birikimi çözmeye çalışarak elde edilen yeni verileri bulmaya, gözlemlemeye çalışacaklar. Higgs bozonu varsayımsal bir parçacık, kütlenin taşıyıcısı oldugu düşünülüyor, ancak şimdiye kadar kanıtlanamadı. Bir anlamda inanç demek bu. Bilim insanları buna inanıyorlar, ama inançlarını da test etmekten çekinmiyorlar. Cern deneyi sonucunda şayet Higgs boznunun varlıgı kanıtlanamazsa ve buna rastlanamazsa bu inanç terkedilecek ve bilim insanları yeni bir kuramın peşine düşerek kütlenin nereden geldigini bulmaya çalışacaklar. İşte bilim ile dinin de farkı burada yatıyor. Bilimde de varsayımlar olabiliyor. Bu varsayımlara dair kuramlar, hipotezler ortaya atılabiliyor. Ama bundan sonrası önemli. Din varsayımları dokunulmaz ve kutsal yaparken, bilim onların üzerine gidiyor ve test ve deneme alanlarıyla sınamaya çalışıyor. Ta ki dogrulugu ya da yanlışlıgı, gözlemlerle ortaya çıkana kadar. Cern deneyi en önemli bilimsel deneylerden biri olacak, bilim dünyası heyecanla bekliyor. Bu deney sırasında sadece Higgs bozonunun degil, minyatür karadeliklerin, süpersimetrik parçacıkların, gravitonların da ortaya çıkması bekleniyor. saygılarımla |
Sevgili dilaver,
laboratuar ortamında oluşturulacak çarpışmanın herhangi bir tehlikesi var mıdır acaba? sevgiler |
Bunu iddia edenler var, ama bilim çevreleri bu iddiaları ciddiye almıyor. Anlık oluşabilecek karadelikler gözlemlenmeyi bekliyor. Bu karadeliklerin ise dünyayı ve çevresini yutabilecegi iddia ediliyor, hatta bu konuda yanlış hatırlamıyorsam mahkemeye de başvuranlar olmuş. Ancak Hawking bu konuyu daha önce dile getirmiş ve çok mikro ölçüde ortaya çıkabilecek karadeliklerin görünüp kaybolacagını göstermişti.
Bilim insanları da hiç bir tehlikenin olmayacagı konusunda hemfikirler. saygılarımla |
Cern deneyinde mini karadeliklerin oluşacağını iddia eden grubun başını çeken Walter Wagener:
http://www.coasttocoastam.com/guests/1515.html Sitelerinde CERN deneyini mahkeme kararı ile durdurmak için bağış topluyorlar: http://www.lhcdefense.org/ Korkularının nedenleri kısaca: http://www.risk-evaluation-forum.org/ 1. LHC deneyinde oluşacak olan minik karadelikler (minisi. mikrosu, nanosu...) Dünyayı yutacak. ...mış. 2. LHC deneyinde ortaya çıkacak olan "strangelet" parcacıklarının huysuzluğu. Ne olduğu bilinmeyen bu garip Strangelets parcacıkları normal madde ile temas edince Dünya bir strangelet küresine çevrilecek. ... miş. Benzer argümanlarla 1990-lı yıllardaki deneyler için de karşı gruplar ortaya çıkmıştı. Deneyin yapılacağı gün rahat uyumam için en azında iki nedenim var. 1. Beklenenin aksine, eğer deneyde hakikaten mini kara delikler oluşursa... Karadeliklerdeki Hawkiıng Işınması dolayısıyla bu minikler ortaya çıktıklarından daha kısa bir sürede tekrar yok olacaklardır. Karadelik ne kadar küçükse, ışınma dolayısıyla küçülerek yok olması da o oranda çabuk olacak. 2. CERN'deki deneyde parçacıklar 7 tera eV (= 7.10^12 elektron volt) enerji ile ivmelendiriliyorlar. Dünyamızın atmosferine her an uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıklar çarpıp duruyorlar. Bu parçacıkların enerjisi ise 10^20 elektron voltu buluyor. Eğer yüksek enerjili parcacıkların çarpışması ile karadelikler oluşsaydı, şimdi sağımız-solumuz, önümüz-arkamız, bütün çevremiz kara deliklerle dolu olması gerekirdi. Kara deliklerle doğup, ilk nefesimizde yığınla karadelik solumuş olmamız, çocukluğumuzu kara deliklerle oynayarak geçirip, kara deliklerle büyümüş olmamız gerekirdi. :D Ortalıkda dolaşan bu kadar kara deliğe, bir kaç tane de CERN deneyi eklese ne oluuuur. Eklemese ne olur. Sevgiler |
sevgili dreilmali (yahu nerden bulursunuz böyle acayip isimleri:)). yahu ne zaman yapılcak bu deney ben ? mayıs ayında biliyordum.
|
Sene sonunda diye aklımda kalmış.
Dur bir araştırayım. Yav sevgili ozgur_beyin. (sank seninki kolay bir isim :D) nick name zor geliyorsa DMA diye kısaltabilrisin olur biter. Ya da 3xAli yazarsın. DreiMalAli = ÜçÇarpıAli (ÜçDefaAli) Sevgiler |
Mayıs ayı içerisinde yapılacagı yaazılmıştı, ama henüz başlamadı sanırsam. İlk verilerin de altı ay sonra degerlendirilebilecegi gene belirtilmişti.
saygılarımla |
LHC'nin devreye alınması 2008 diye geçiyor: http://lhc-milestones.web.cern.ch/lhc-milestones/
Beklenilen deney için tarih bulamadım. Sevgiler |
Fizik talebeler için:
CERN olsun DESY (Hamburg) olsun fizik talebelerine yaz aylarında çalışma imkanı veriyor. Talep çok olduğu için 1-2 sene önceden müracaat edilmesi gerekiyor. Sevgiler |
Denyin ne zaman yapılacağını mail ile de sormuştum.
Cevap olarak gelen mail aşağıda. Sevgiler __________________________________________________ _______________ Dear Xxxxxxxx, the LHC should start operation towards the end of July or in August. Stay tuned! Best wishes, **************************************** CERN Ask an Expert Service Experts at your service Check our website first and if you don't find the answer to your query, post it on line! Ask.Expert.Service@cern.ch **************************************** |
sevgili üç ali:) sen burayı oxford sanıyorsun galiba.
'' deneye ,temmuz veya ağustos içinde başlanacakmış'' |
Yav!
İngilizcem olsa çevirirdim. Olmadığı için buraya astım ya... Hayır severin birisi çevirirse ben de anlamış olurum ümidiyle... :D Sevgiler |
Selam ak bence bılım adamları bazı seylerı goz onune almıyor mesela herhangı bı karadelık olmıcak dıorlar ama ya olursa??gecen gun bı fılme baktım SONGÜN diye bi film BBC den yayınlanmıs sıze tavsıye edrım alın bakın ne demek ıstedıgımı anlarsınız!!!http://img370.imageshack.us/img370/5271/ediae6.png
|
bu arada film den bı kare aldım ama olmamıs sanırım ozur dılıyorum
|
Saygideger arkadaslar;
Metnin tercumesi: the LHC should start operation towards the end of July or in August. LHC DENEYE TEMMUZ SONUNA DOGRU, YA DA AGUSTOSTA BASLAYACAK. Bir ayiniz veya 2 daha var. Sabirla bekleyin. Saygilarimla; evrensel-insan |
Kara delikler kütlenin kendi içerisine çökmesidir. Madde o kadar yogunlaşmıştır ki artık ışık bile çekim kuvvetine karşı koyamaz ve çekim kuvveti etrafındaki tüm maddeyi kendinde toplar ve medde çöktükçe çöker. Böyle bir olgunun ortaya çıkabilmesi, yani karadekil oluşabilmesi için cismin güneşten kat kat fazla kütleye sahip olması gereklidir.
Cern de yapılacak deneylerse Büyük Hadron Çarpıştırıcısında şayet bir karadelik üretilecek olsa bile bu kara delik etrafındaki kütleyi kendisine çekemeyecek bir büyüklükte olacagından, buharlaşacak, büzülecek ve ortadan kalkacaktır. Kara delik ne denli küçükse ortadan kalkması o denli hızlı olacaktır. Bu yüzden Cern deneyi sırasında böyle bir risk yoktur. Sonuçta cern de proton demetleri çarpıştırılacaktır ve bunların da içerdigi madde miktarı dışarıya göre son derece sınırlıdır. Karadelikler göründügü gibi kaybolacaklardır. Bunların varlıkları ancak hassas ölçüm cihazları ile saptanabilecektir. saygılarımla |
Arkadaşlar ciddi terminoloji hataları gözlemledim lütfen, lütfen kara delik değil gara delük dür.
|
Evet katılıyorum Sevgili Vgm ancak bir sorum olcak, acep laboratuvar ortamlarında oluşturulacak bu gara delüklerin bizleri yutabilme olasılığı varmıdır :D
Bu arada az kaldı gibi deneye... |
Eger delüğü, delüğüne denk gelüğse yutabülüğ.
Zannımca, hattızatında (bendenizi hatırladım) gara delükler güççük olmalarından kelli, şavkı kimin gayboluğlağ. En doğrusunu yüce rabbüm bilüğ. Selametle. |
Şaka bir yana dilaver çok güzel açıklamış zaten. Kara deliğin oluşabilmesi için zaten çok büyük kütle çekim kuvveti gerekmektedir.Bu da güneşin en az 3,5 katı kütle demektir.
Bilim adamlarınca böyle, yanılmışlarsa yanıldıklarını söyleyemeyeceğiz.:) |
bugun haber bulteninde gordum, kesin olarak eylül ayinda baslaniyomuş deneye ;)
|
ya abi bu daha ne kadar ertelenecek yaaa meraktan çatlıyacam arkadaş eylül diyor umarım yanlış duymuşsundur bu ay içersinde olsun ne olacak sa olsun kara delik beyaz delik birde geçen stargate sg1 sezon 2 yi izliyordum orda bir bölümde karadelik muhabbeti oldu zaman yavaşlıyordu kara delik yüzünden doğruluk payı varmı bileniniz varsa cevap yazarsa sevinirim kara delik zamanı yavaşlatıyor mu???
|
sevgili salih kara delik zamanı yavaşlatırmı bilmiyorum ama ışıkhızında giden bir araçta zaman yavaşlıyor bildiğim bu
|
ewet filimde de iki şekilde yavaşladığını söylemişti biri senin dediğin gibi ışık hızı biride bu kara delikden oluşan yerçekimi değişimi gibi birşeydi o da neyse bilgi paylaşımın için saol
|
Bilim Teknik 25.07.2008100 metre yeraltında Büyük Patlama zamanı
İnsanlık tarihinin en büyük deneyi için geri sayım başladı: Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) yer alan dünyanın en güçlü parçacık hızlandırıcısı, Ağustos ayının başında devreye girecek. Evrenin oluşum sürecini öğrenmek isteyen bilim insanları, bugüne kadar üretilen ve test edilmesi olanaksız olan “Higgs” veya “String” gibi iddialı teorilerin de kanıtlanmasını büyük bir heyecanla bekliyor... Elliyi aşkın Türk bilim insanı bu projede çalışıyor. Geçen yıl uçak kazasında yaşamını yitiren Boğaziçi Üniversitesi profesörü Engin Arık da yaşasaydı deneyleri takip edebilecekti. Evrenin çok kızgın dev bir ilk patlamayla oluştuğu, fizikçiler ve kozmologlar arasında genel kabul gören standart teori. Günümüzden 13,7 milyar yıl önce yaşanan bu olağanüstü kozmik olayın ardından, genç evren genleşmeye ve soğumaya başladı. Böylece madde olarak bildiğimiz yapıtaşları oluştu. Ve bugün artık bu maddeden gelişen yapıların atomlarda ve dev galaksi kümelerinde varolduğunu da biliyoruz. İlk patlamadan hemen sonra madde, bilim insanlarının “Quark-Gluon-Plazma” (QGP) olarak adlandırdıkları bir bulamaç halindeydi. Bu safhada, son derece kızgın ve yoğun bir karışım olan ve maddemizin temel parçacıklarını oluşturan quarklar ve quarklar arasındaki karşılıklı etkiyi sağlayan haberci parçacıklar olan gluonlar bulunur. Bu Quark-Gluon-Plazma ilk patlamadan on mikrosaniye kadar kısa bir süre içinde, günümüzde atom çekirdeğini oluşturan protonlar ve nötronlar şeklinde katılaşmıştır. Quarklar ve gluonlar işte o zamandan bu yana çekirdek yapıtaşlarında sıkışıp kaldılar. İlk patlamada oluşan Quark-Gluon Plazması’nın bir benzeri bugün olsa olsa, yoğunluğun inanılmaz boyutta olduğu bilinen nötron yıldızlarında bulunabilir. Bilim insanları bu yaz Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) ilk kez laboratuar ortamında ilk patlamayı ateşleyerek, Quark-Gluon-Plazma elde etmeye çalışacaklar.. Kısaca ALICE (A Large Ion Collider Experiment/ Ağır İyon Çarpıştırıcı Deney) olarak adlandırılan bu projede Boğaziçi, Ortadoğu Teknik ve Yıldız Teknik Üniversitesi ve diğer bazı üniversitelerden elliyi aşkın Türk bilim insanı çalışıyor. Eğer yaşasaydı Boğaziçi Üniversitesi profesörü Engin Arık da deneyleri takip edebilecekti. Geçen yıl uçak kazasında yaşamını yitiren Arık, Türkiye’nin CERN’e tam üye olarak katılmasını arzu ediyordu. ALICE araştırmacıları Quark-Gluon-Plazma elde edebilmek için CERN’ın en güçlü çarpıştırıcısıyla çalışacaklar. ALICE, 60m derinlikte sinyalleri yakalayan 10.000 tonluk dev bir aygıt. Yıllar süren çalışmalarla içine silisyum detektörleri, spektrometre ve hızlandırıcı bölmeler yerleştirilen ALICE’ın şimdi her yerinden veriler ve kablolar fışkırıyor. Ayrıca on farklı gaz için gerekli borular ve bir de uçuş hızı sayacı ilave edilmiş son olarak. Elde edilen sıcaklığın ölçülmesinde yardımcı olan kurşun-volfram kristalleri Rusya’da üretilmiş. ALICE’ın foton spektrometresinde neredeyse 18.000 kurşun-volfram kristali bulunuyor. Onlarca ekran üzerinden sıcaklık sensorlarını takip eden, gazın hangi bölmelerden, borulardan ve sayaçlardan sızdığını izleyen bilim insanlarının asıl ilgi odağı ALICE’ın içindeki donanımlar. KISA MI KISA AN Burada ölçüm elektroniği karmaşası içinde berilyumdan üretilmiş kol kalınlığında bir tüp yer almakta ve bütün iş burada dönüyor aslında. Çünkü bilim insanları ilk patlamanın ateşini yakında burada tutuşturacaklar. İlk patlamanın sıcaklığı burada saniyede 10.000 kez alevlenecek. Tüp, Cern’deki dev ivme halkası “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı”nın (LHC/Large Hadron Collider) bir parçası. İşte bilim insanları burada insanlık tarihinin en büyük deneyini başlatarak, evrenin nasıl ve nelerden oluştuğunu bulmaya çalışacaklar. Evrenin oluşumundan önceki koşullar, ağır atomların yoğun enerjiyle çarpıştırılmasıyla elde edilebilmekte. Her çarpışmada atom çekirdeği “patlarken”, açığa çıkan enerji de protonların ve nötronların içlerini eritmekte. Her proton, ilk patlamadan hemen sonra birbirine zincirlenen üç quarktan oluşur. Fakat bu zincir muazzam çarpışmanın etkisiyle kırılınca protonlar dağılıyor. Ve bunun yerine fizikçilerin Quark-Gluon Plazma dedikleri ilk kozmik bulamaç çıkıyor ortaya. Fakat bu aşamanın ömrü çok ama çok kısadır. Nitekim bu “büyü” milyarda bir saniyenin, milyarda bir parçası kadar kısa bir süre içinde bozuluyor. Fakat ölçülmesi neredeyse olanaksız olan bu kısacık an, yine de evrenin biçimlendiği koşulu görmek için yeterli. Çünkü evrenin ilk on milyonda bir saniyesi quark ve gluonlardan oluşan bir bulamaçtı. Bir atom çekirdeğindekinden beş misli yoğun olarak sıkıştırılmış bu parçacıklar uzayı dolduruyordu. Quark-Gluon Plazma on mikrosaniye sonra buharlaştığında minik düzensizlikler ve bunlardan ise daha sonra galaksiler gelişmiş olabilir diyor Alman nükleer fizikçi Peter Braun-Munzinger. YENİ BİLİM DALI İlk patlamada nelerin yaşandığını öğrenmek isteyen, maddenin neden oluştuğunu bilmek zorunda. Ve en küçük parçacıklarla ilgilenenler, her şeyin başlangıcını kavradıklarında yanıtları bulabilirler. Günümüzde dünyada bulunan parçacıklar ve güçler dünyayla birlikte ortaya çıkmamıştır. Bunların ilk patlamadan hemen sonra oluşan (ya da ALICE deneyindeki) koşullarda gelişmeleri gerekiyordu. Bilim insanlarının bu yeni ilgi alanıyla birlikte yeni bir bilim dalı doğdu. Evreni, quark ve nötrinoları aynı çatı altında inceleyen bilim dalına “Astroparçacık Fiziği” deniyor artık. Bu oluşumdan sonra bilim insanları olağanüstü bir araştırma hırsına kapıldılar. Şili’deki dev teleskop artık yetersiz bulunmakta, bunun yerine aynası bir futbol sahası büyüklüğünde olması istenen “Overwhelmingly Large “ teleskopu planlanıyor. İlk patlamanın sesi bir araya getirilen binlerce radyo alıcısıyla dinlenmeye çalışılacak. Uzaya beş milyon kilometre aralıklara yerleştirilecek üç uyduyla, ilk patlama yankısının hala Uzay ve Zamanı titrettirip, titrettirmediği kontrol edilecek. Fakat en ilginç alet kısa bir süre sonra çalışmaya başlayacak: Büyük Hadron Çarpıştırıcısı. Yerin yüz metre derinliğindeki, 27km uzunluğundaki iki çelik ivme halkasına büyük bir ihtimalle Ağustos ayının başında ilk proton paketi bırakılacak. Halkanın girişi şimdi bir grafit blokla kapatılmış durumda ve halka halen ön hızlandırıcının, Büyüt Hadron Çarpıştırıcısı’na doğu savurduğu protonları yakalamaya devam ediyor. Fakat beklenen gün geldiğinde, grafit blok kenara çekilecek ve parçacık ışını bir enjeksiyon fırlatıcısıyla yakalandıktan sonra kuvvetli bir elektrik darbesiyle yönlendirecek. Bundan sonra iş mıknatıslara düşüyor. İki ivme halkasının çevresine yerleştirilen toplam on bin mıknatısın görevi, parçacık ışınını dizginlemek, toplamak ve yörüngesinde tutmak. Protonlar saniyede 11.200 kez Fransa ve İsviçre arasında gidip gelirken, radyo dalgaları her seferde biraz daha fazla enerji pompalayacaklar proton paketlerine. Fakat mıknatısların hepsi işleyebilecek sıcaklığa ulaşmış değil henüz. TÜNELDE PROTON VINLAMALARI İki kamyon her gün sıvı hava taşıyor Cern’e. Hedef sıcaklığı eksi 271 dereceye kadar düşürebilmek. Çünkü akım ancak bu sıcaklıkta mıknatıs bobinlerinden engelsiz olarak geçebilmekte. Soğutma işlemi pek de kolay değil. Nitekim soğutma için en uygunu supra sıvı helyumdur. Bu eşsiz sıvı teknikçiler tarafından ancak yüksüğü dolduracak miktarda kullanılırdı bugüne değin. Fakat bu deneyde yaklaşık yüz ton helyum gerekiyor. Nitekim mıknatıs bobinlerinin minik bir kısmı bile sadece birkaç derece ısınacak olursa, metali anında eritebilecek akımlar oluşabilmekte. Birkaç salise içinde 11700 amperlik manyetik akımı dizginlemek teknikçiler için elbette ki çok zor. Halkanın enerjisi çok dikkatli bir şekilde, adım adım arttırılacak. Ve fizikçiler tek bir proton paketini güvenirli bir şekilde fırlatabilirlerse, diğer paketleri gönderecekler. Herhangi bir zaman sonra ise Cern’deki tünelde aynı zamanda 2808 proton demeti vınlayacak. Demetlerden her biri saç inceliğinde ve kibrit çöpünden biraz uzun iğneler şeklini alacak. Bu iğne biçimindeki proton demetleri iç içe çarpıştırılacaklar. Bu işlem sırasında her parçacık yedi milyar elektron volt (TeV) taşıyacak ki bu aşağı yukarı bir karasineğinin hareket enerjisine eşittir. Sıradan insanlar için pek bir şey ifade etmese de parçacık dünyasında bu miktar oldukça fazladır. Şimdilik dünyanın en hızlı proton hızlandırıcısı olan “Tevatron” (ABD) bu oranın ancak yedide birine ulaşabilmekte. Kaldı ki protonlar tek tek değil sürüler halinde üste üste fırlıyorlar ve her birinde milyarlarca parçacık var. SADECE 20 ÇARPIŞMA İki ışın karmakarışık bir şekilde vınlarken, birbirlerinden habersizmiş gibi görünürler. Ancak bu protonların % 99,999 999 99’u için geçerlidir. Çarpışma sırasında topu topu 20 parçacık parçalanmakta. İsabet olasılığı, mesela bir futbol sahası büyüklüğündeki bir alanda milimetre büyüklüğünde gemileri batırabilme şansı kadardır ancak. Fakat fizikçiler için önemli olan bu yirmi çarpışma. Nitekim bu çarpışmalar, ilk patlamayla ilgili gizleri çözmeye yarıyor. Ancak parçacık çarpışmasında enerji ne kadar yüksekse, dağılan parçacıkları yakalamak o kadar zorlaşır. Bilim insanları bu amaçlarına ulaşabilmek için hep daha büyük detektörler geliştiriyorlar. Bu detektörlerden dört tanesi şu anda hazır. Ve LHC nihayet büyülü TeV sınırını aşarak, teorikçilerin sorularına da yanıt verecek. Sonuçta onların hesapları standart modele dayanıyor. Bu model her ne kadar çok başarılı olsa da yine de bazı pürüzleri var. Ve bunlar LHC ile nihayet açığa çıkacak. Büyük sürprizler bekleyen fizikçiler, LHC’deki çarpışmada oluşabilecek sayısız parçacık tahmin ederek, karanlık madde, gizli uzay boyutlarından ve karadeliklerden söz etmeye başladılar. Ama bilim insanlarının asıl hedefi parçacık fiziğindeki standart modelde varsayılan temel parçacıkları yakalamak. Higgs olarak adandırılan bu parçacıklar diğerleri gibi değil, standart model sadece iki tür parçacığı tanıyor. Birincisi maddeyi oluşturmakta, diğerleri ise bu tür parçacıklar arasındaki kuvvetleri iletiyor. Bunlar gibi bir araya gelen toplam 24 parçacık, Cern’deki büyük hızlandırıcıda, Amerika’da Fermilab’da ve Hamburg’daki Desy’de bulunduysa da Higgs hiçbir yerde görülemedi henüz. STANDART MODELİN KALBİ Hiç kuşku yok ki Higgs, parçacık dünyasında farklı bir yeri var ama öte yandan da standart modelin kalbi. 24 parçacık gerçi Higgs olmadan da karşılıklı etki dansını yapabilir. Hem bu durumda denklemler de daha açık ve simetrik olurdu. Buraya kadar her şey basitmiş gibi görünüyor ama durum sanıldığından daha karmaşık. Nitekim Higgs olmasaydı diğer parçacıkların kütlesi olmaz, uzayda çekimsiz olarak asılı kalırlardı. İşte kimi fizikçiler bu yüzden parçacıklardaki maddeyi ancak Higgs ile açıklayabiliyorlar. Bilim insanlarının Higgs’in birçoğu varlığına inansalar da on yıllarca süren deneyler hep başarısız oldu. Ve seksenli yıllarda nihayet bir grup araştırmacı iddialı bir teori attı ortaya. Teze göre yaşam, Strings olarak adlandırılan çok minik iplerden meydana gelmekte ve parçacıklar String’lerin titreşimlerinden başka bir şey değil. Yani buna göre dünya, karşılıklı etki içindeki tellerin kozmik senfonisiyle varlığını ortaya koymakta. Büyük Patlama Evrenin doğuşu ve aşama aşama gelişimi http://www.cumhuriyet.com.tr/cubilim/i/b120800.jpg |
Büyük patlama deneyinde önemli adım
Evrenin sırlarının açığa çıkarılması için planlanan büyük patlama deneyi için önemli bir adım daha atılıyor.
İsviçre'deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'ne ait tünele indirilen dev mıknatıslardan yarın ilk kez proton akışı sağlanacak. Büyük hadron çarpıştırıcıs adlı parçacık hızlandırıcında protonlar, tünelin çevresine yerleştirilen süper iletken mıknatıs parçaları tarafından yönlendirilecek. Böylece zıt yönlerde dönen iki proton ışını üretilecek. Senkronizasyon testi adı verilen test iki gün sürecek. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin yürüttüğü gelmiş geçmiş en büyük fizik deneyi 10 Eylül'de start alacak. Deneyde, büyük patlama sonrası evrende oluşan koşullar yeniden yaratılacak. Bir sonrkai aşamada ise, proton ışınlarının belli noktalardan geçerek büyük bir kuvvetle birbiriyle çarpıştırılması planlanıyor. Bilim dünyası, çarpışmalar sonunda şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni parçacıkların açığa çıkmasını bekliyor |
Benim anlamadigim olay burada karadelik olusacak deniyor ve arkasindan kimisi zararsiz, kücük ne yapabilir kimiside buharlaşacak, büzülecek ve ortadan kalkacaktır diyor.
Benim bildigidim karadelik (affedersiniz gara delüg :) ) asiri fazla maddenin kücük bir hacme yogunlasmasidir. Yani günesin tüm kütlesiyle asagi yukari 30km capinda bir merkeze yogunlasmasindan olusur. Zaten bizim günesin kütlesi de karadelik olusmak icin yetmiyormus. En kücük karadelik olan Hawkins'in "primordial" karadeligi icin bile Ay'in kütlesi kadar kütle gerekiyormus. O zaman o deneyde kardelik olusacak madde nereden gelecek? Diyelim karadelik olustu. 30km capinda bir karadeligin gezegenleri ve yildizlari hatta isigi dahi yuttuguna göre CERN'de olusan bilmem kac 0,00000 nm boyundaki karadeligin bir sorun yaratmayacagi düsüncesi nereden geliyor? Bence paradoks bir düsünce. Edit: Kücük karadelikler olusabiliyormus. (Bilgisizligimin sonu bu :) ) Burada bilgi var: http://en.wikipedia.org/wiki/Micro_black_hole Burada da deneyle ilgili bilgi var: (ingilizce veya almanca bölümünde daha fazla bilgi var) http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BC...c%C4%B1s%C4%B1 |
Bora
Şimdi sorun şurada. Öncelikle tam rakamı hatırlamamakla beraber oluşabilecek en ufak karadeligin çapının ve kütlesinin güneşten çok fazla olması lazım. En az 2-3 misli olabilir. Böyle bir kütleyi barındırmalı ki kendi içine çökebilsin. 30 km den az bir çpa sahip olabilir ama burada önemli olan bu çap altında milyarlarca ton kütle ihtiva etmesi. Zten karadeligi karadelik yapan da bu kütle çekim kuvveti ve aşırı bir yogunlaşma. Kara deliklerin en ideal gösterimi ise teoriye göre büyük patlama. Şimdi cern denyi dahilinde oluşabilecek karadelikler çok az kütle çekim kuvveti taşıyacaklarından, daha dogrusu barındırdıkları kütle çok az olacagından saniyenin çok az bir biriminde yaşama şansı var. Yok olacaklar. Karadeligin özelligi maddenin kendi üzerine çökmesi. Bir demet protonun bir demet protonla çarpışması sonucu bne ortaya böyle bir madde çıkabiliyor ne de böyle bir maddenin olmadıgı yerde bu tarz bir kütle çekim kuvveti oluşabiliyor. saygılarımla |
Alıntı:
Zaten bu CERN de yapilan deneylerle ilgili yazilari ve o fizik daliyla (nano fizikmi diyorlar) ilgili yazilari okuyunca insan cok sasiriyor. Kafanin almasi zor. 90 yillarin ortasinda yapilan anti-madde (anti-materi?) deneyide cok yanki yapmisti. Adamlar evrende olmasi mümkün olmayan maddeyi yaratmisti. |
Adamlar evrende olmasi mümkün olmayan maddeyi yaratmisti.
yok o öyle degil. Evrende olması gerektigini matematik hesaplar yolu ile buluyorlar, ancak Allah daha henüz böyle bir anti madde yaratmamış. Yani henüz tanrıya ait bir anti madde yok. Bunu labaratuvar ortamında oluşturmayı düşünüyorlar. Ve diyorlar ki bu anti madde evrenin ilk aşamalarında yok olmuş olmalı. Madde ile anti madde birbirini yok etmiş olmalı. O zaman da o enerji durumuna geçmek lazım diye düşünüyorlar. Çünkü o enerji düzeyinde var olan kararlı maddeler de bozunabiliyor. Ve bu sayede evrenin başlangıcına yakın koşullara dogru yürüyorlar. Anti madde böyle ortaya çıkıyor. Cern in de amacı bu. Varsayılan enerji 20 trilyon GEV, ama yanlış hatırlamıyorsam 14 trilyon GEV ile protonlar çarpıştırılacak ve bu düzeyde parçacıkların durumu gözlenebilecek. saygılarımla |
Genelde yazdigin dogru ama anti maddenin evrende tabii kosullarda olmasi imkansizmis. Cünkü anti madde maddenin "antisi", yani elektron eksi yüklüklen positron(anti elektron) arti yüklü. Anti atomun elektrik yükü normal atomun elektrik yükünün tam tersi. Bu iki madde birbiryle temas saglayinca yok oluyormus ve ortaya olaganüstü fazla enerji cikiyormus. Bilim kurgu filmlerinin anti madde motorlu gemileri de zaten ondan esinlenmis. 1995 yilinda yapilan deneyden haberin olmamasi sasirtti, bütünda dünya basininda yer almisti. Adamlar hemde anti-hirojen yaratmis.
Buradan senin icin ekstra buldum: http://tr.wikipedia.org/wiki/Antimadde / |
Cern'de "çok az miktarda" anti-madde üretildiğini sanırım Bilim Ve Gelecek dergisinde okumuştum. Anti Madde'nin ortaya çıkarabileceği enerji inanılmaz büyüklükteymiş. Yanlış
hatırlamıyor isem 1 gram anti-maddeden elde edilecek enerji bir otomobili 100 bin yıl hareket ettirmeye yeterli imiş.. |
Ekim 1955'de büyük haber New York Times'ın ön sayfasından duyuruluyordu: "Yeni Atom Parçacığı Bulundu, Negatif Proton!". Karşıt protonun keşfiyle Segre ve takımı (O. Chamberlain, C. Wiengand ve T. Ypsilantis) doğanın temel simetrilerinden birinin kanıtında başarılı olmuş oldular: madde ve karşıt madde... Verilen kaynaktaki bir paragraf...
Ben fizikten hiç ama hiç anlamam. Kafama takılan iki husus var. 1. vikipedia dan aldığım bu pasajda doğanın temel simetrilerindne birinin kanıtında başarılı olmak deyimi , yok olanı yapmayı mı yoksa var olanı kanıtlamayı anlatıyor. 2. Yine yukarıdaki pasaja bakarak, maddenin aynı zamanda bizim algılayamadığımız simetrisimi var kainatta. Yoksa insan var olanın simetrisini mi yaratmış oluyor. Selamlar |
sevgili oki
Protonun bozunma süresi 10*10^30 sene(yani 10 dan sonra 30 tane sıfır) büyük patlamanın yaşı ise 13,7*10^9. Yani evrenin yaşından 3 misli daha fazla süre geçecek ki bir proton bozunabilsin. Ancak yüksek enerji koşullarına 20*10^12 GEV düzeyinde protonun kararlı yapısı bozunabiliyor. Cern deneyinde de bunu uyguluyorlar ve bu derece yüksek enerjilerde maddenin karşıtı ile birlikte var oldugunu fakat daha sonra karşıtların birbirini yok ettigini ve bunun sonucunda çok az madde kaldıgını ve evrenin de bu ömaddeden oluştugu düşünülüyor. Çok yüksek enerji altında proton demetleri çarpıştırılarak maddenin kararlı yapısının kararlılıgı yok ediliyor, o zaman da farklı parçacıklar ortaya çıkıyor. Bu simetrinin başlangıç koşullarında var oldugu düşünülüyor. Madde ve anti madde olarak, ama evrenin oluşabilmesi için de simetri madde lehine bozuluyor ve anti madde yok oluyor. Ancak çok yüksek enerji düzeyinde enerji maddeye dönüşerek bu zıt çiftleri ortaya çıkarabiliyor. saygılarımla not : umarım dogru anlamışımdır ve izah edebilmişimdir. Ne de olsa artık aramızda fizikçiler var ve dikkatli olmak lazım. :) |
umarım dogru anlamışımdır ve izah edebilmişimdir. Ne de olsa artık aramızda fizikçiler var ve dikkatli olmak lazım. :)
Sevgili Dilaver, Açıklamaların için teşekkür ederim. En azından neyi sorduğumu anladım. :) Aramızdaki fiziçiklerden birisi bu konuyu etraflıca anlatsa cidden iyi olacak. Benim gibi fizikten bi haber adam sayısı o kadar çok ki.. Selamlar |
Madem tehlikeli değil neden küçük karadelik yapıyorlar?
Büyük yapsınlar herkes görsün:) |
Evrenin oluşumundaki sırları ortaya çıkarmayı hedefleyen CERN’de, kurulumu yıllar süren "atomaltı parçacık çarpıştırma cihazı" çalıştırılma aşamasına geldi. 10 Eylül’de, ilk proton demetinin 27 kilometrelik halkada devri sağlanacak
http://www.radikal.com.tr/Default.as...&CategoryID=79 |
Saygideger arkadaslar;
Bu cern deneyi, iyi guzelde. Zaten, hem dusuncenin, hemde kavramin, ifade edilisinde; zaten kendi karsitlari icinde. Maddede de bu kanitlanirsa, o zaman ne olacak; materyalistler, realistler; nasil yeni bir ideoloji uretecek? Ikilem ve karsitlik temelinde, kalmis tum ideolojiler zaten hep biribiriyle tartismakta. O zaman da, herhalde anti maddeciler, tureyecek. Iyide, dusunceyi kendine rakip secen, materyalistler, anti maddecilerlemi, yoksa; eski rakipleri, idealistlerlemi ugrasmaya devam edecek? Yoksa bu deneyler, pozitivistleri mi "hakli cikaracak"? Bu sorularin cevaplari, ve takibeden soru-cevap dialogu, pek yakinda, sitemizde.:rolleyes: Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger arkadaslar;
Bu cern deneyi, iyi guzelde. Zaten, hem dusuncenin, hemde kavramin, ifade edilisinde; zaten kendi karsitlari icinde. Maddede de bu kanitlanirsa, o zaman ne olacak; materyalistler, realistler; nasil yeni bir ideoloji uretecek? Ikilem ve karsitlik temelinde, kalmis tum ideolojiler zaten hep biribiriyle tartismakta. O zaman da, herhalde anti maddeciler, tureyecek. Iyide, dusunceyi kendine rakip secen, materyalistler, anti maddecilerlemi, yoksa; eski rakipleri, idealistlerlemi ugrasmaya devam edecek? Yoksa bu deneyler, pozitivistleri mi "hakli cikaracak"? Bu sorularin cevaplari, ve takibeden soru-cevap dialogu, pek yakinda, sitemizde. evrensel yine tercümeyemuhtaç bir parağraf döktürmüşsün keşke yaşasaydıda saidi nursiye katip olsaydın |
Saygideger ozgur_beyin;
Ben sana, ne diyeyim bilmemki. Bak, bir onerim var. Tercume, edilecek bolumleri, ya siteye ve tum yazarlara acik, ya bana sahsima, ya da Erol Mutercimler'e sor. Belki, bu sayede biraz da olsa ilerleme kaydedebiliriz. Yazdigim, paragrafi basite indigemem demek; butun bu insanoglunu, ta basindan beri tartismaktan kurtaramayan, ideolojileri, oturup detayli anlatmam demek. Ki bunu ben zaten zaman zaman, yazilarimda, isliyorum. Saygilarimla; evrensel-insan |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:34 . |