![]() |
Şüphe ve Mümin
Kuranda,
Müminlerin inandığı dinden asla şüphe duymaması gerektiği ve bunun inancın gereği olduğu devamlı telkin edilmektedir : Hak Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma! Bakara-147 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma! Yunus-94 Not: Burada Ehli Kitabın Muhammedin vahyini doğruladığına dair bir iddia var. Oysa Ne Hristiyanlar ne de Yahudiler Kuranı bugüne kadar doğrulamamıştır. Varaka Bin Nevfel hariç :) İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Hucurat-15 Buna karşın kafirler ise inanca karşı şüphe içinde olmakla eleştirilir : Dini inkâr edenler ise, son saat ansızın gelip çatıncaya veya o kısır gün kendilerine gelinceye kadar, Kur'ân hakkında şüphe içinde kalır giderler. Hac-55 Hayır, onların bilgileri âhiret konusunda yetersiz kalmıştı. Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar. Neml-66 Dikkat edin, onlar Rablerine kavuşma konusunda bir şüphe içindedirler. Fussilet-54 Bilimsel yaklaşımda şüphe etmenin ve bilgiyi doğrulamanın yerini kimse inkar edemez herhalde... Asıl soru şu : Bir mümin inancına bilimsel bir yaklaşım gösterip ondan şüphe edebilir mi ? |
Sayın sinner;
''Oysa Ne Hristiyanlar ne de Yahudiler Kuranı bugüne kadar doğrulamamıştır.'' Zaten doğrulamış olsalar; Hristiyan ya da Yahudi değil; Müslüman olurlardı; nitekim son din olduğun iddia ediliyor üstüne basa basa.. ''Bir mümin inancına bilimsel bir yaklaşım gösterip ondan şüphe edebilir mi ?'' Böyle düşünüp şüphe duyan ve akabinde dinlerini araştıran müminlerin çoğu zaten artık inanmıyorlardır herhalde.. Diğer azınlık ise; dinlerini bilim ile özdeşleştirip açıklamaya ve eşleştirmeye çalışırlar ve mucizeler ortaya koyarlar ki o en tehlikelisidir.. Yazılanları da bilime göre açıklayıp ''bakın Kuran bunları 1400 küsür yıl önce haber vermişti'' derler.. |
Sayın sinner,
"Bir mümin inancına bilimsel bir yaklaşım gösterip ondan şüphe edebilir mi ?" Bence sorunuz şüpheli duruyor. Daha açık sorabilir misiniz? Şüphe duymak bilimsel midir? Her şüphe duyan bilimsel düşünmüş mü olur? gibi sorular çıkıyor. Saygılar |
Alıntı:
|
şüphe duymak bilimselliğin doğal sonucudur derim ben
bilim adamları şüphe duymasalardı bugün hala yerimizde sayıyor olurduk ..... |
Alıntı:
Hayır şüphe edemez yani ederse inancı hasar görür. Elbette bilimsel yaklaşımda şüphe etmenin ve bilgiyi doğrulamanın yerini kimse inkar edemez ama bu inanç alanında inancı sorgulamak amacı için kullanılmaz, mü'min tarafından; inancın kendisi değil ama inanca giden yoldaki çakıllları temizlemek için kullanılır Bilim.. Yolu açmak, işaretlemek, görmeyenler için aydınlatmak vb. amaçları vardır. Saygılarımla... |
Kuran,
müminlerin Allaha kesin bir bilgiyle inanmaları gerektiğini vurguluyor.. Demek ki inanç da başlangıçta bir bilgidir ki sonuçta müminler onun doğruluğundan şüphe duymayacak derecede ona inanmaktalar. Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler. (NEML SURESİ / 3 Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. (BAKARA SURESİ / 4) İnanç bir bilgi ise ki öyledir onun doğrulamasını yapmak için neden bilimsel metotlar kullanılmasın ? Müslümanlar inançlarının kesin bir bilgi olduğu gerçeğine (!) nasıl ulaşıyorlar ? Yada müslümanlar inançlarını şüpheyle sorgulamadan onun kesinliğine nasıl varıyorlar ? Benim tanıdığım müslümanlar, anadan babadan tevarüs ettikleri dinlerine önce safça ve çocukça sonra da topluluk psikolojisiyle inanır ve bağlanırlar. Yani önce inanırlar sonra da onun doğruluğunu kendilerine kanıtlama ihtiyacına düştükleri için sondan başa doğru bir delil mucize arayışına girerler. tıpkı sayın kecinin ifade ettiği gibi Alıntı:
|
Alıntı:
Bu soruların cevabı şöyle... Alıntı:
Bende sizden bunu ispatlamanızı istersem (bilimsel metotlarla) ne yaparsınız ? Eğer ben görmüyorsam bunu anlatmak için tayf ölçerler, kameralar ve optik aletler kullanırsınız işte mesela mavi rengin dalga boyunu söylersiniz. İşte falanca elementin iyonlaşması sonucu bu dalga boyunda ışık yaydığını ispatlarsınız Bende bütün söylediklerinize inanırım ve kabul ederim Ama bir şey var; hala bana Mavi rengi ispatlayamadınız...Ve gökyüzünün bu renk olduğunu ve benden bu konuda sizin sözünüze güvenmemi istiyorsunuz. Eğer sizin sözünüze güvenir ve kabul edersem size İNANMIŞ olurum...Bu sizin açınızdan (zaten gökyüzünü gördüğünüz için) bilmek olur .Size benzediğim (inandığım) için bende bilmiş olurum. Sizin için bu bilgi KESİN dir. size inandığım için benim içinde ... Siz onca şeyi yapmadan sadece sözle bana bu BİLGİ 'yi verdiniz. Hoş ispatı yapsaydınızda zaten inanmayacaktım çünkü son söylediğimi ispatlayamayacaktınız...Siz sizin için kesin olan bu bilgiyi doğrulamak için sadece gökyüzüne bakarsınız başka yollarla bunu doğrulama ihtiyacı duymazsınız.. Bu bilgiden şüphede duymazsınız (N.Ş.A 'da) Alıntı:
Eğer güneş kapanırsa İNANÇ olmaz. GÖZ karanlıkta görmez. Kapalı isede görmez.. Bu yüzden İslam dininde "Örtmek" yani "Küfür" yasaktır. Ve cezaya tabi 'dir. Saygılarımla... |
Gökyüzüne bakın rengini söyleyin ? Mavi diyeceksiniz öyle değil mi ?
Bende sizden bunu ispatlamanızı istersem (bilimsel metotlarla) ne yaparsınız ? Eğer ben görmüyorsam bunu anlatmak için tayf ölçerler, kameralar ve optik aletler kullanırsınız işte mesela mavi rengin dalga boyunu söylersiniz. İşte falanca elementin iyonlaşması sonucu bu dalga boyunda ışık yaydığını ispatlarsınız Bende bütün söylediklerinize inanırım ve kabul ederim Ama bir şey var; hala bana Mavi rengi ispatlayamadınız...Ve gökyüzünün bu renk olduğunu ve benden bu konuda sizin sözünüze güvenmemi istiyorsunuz. Eğer sizin sözünüze güvenir ve kabul edersem size İNANMIŞ olurum...Bu sizin açınızdan (zaten gökyüzünü gördüğünüz için) bilmek olur .Size benzediğim (inandığım) için bende bilmiş olurum. Sizin için bu bilgi KESİN dir. size inandığım için benim içinde ... Siz onca şeyi yapmadan sadece sözle bana bu BİLGİ 'yi verdiniz. Hoş ispatı yapsaydınızda zaten inanmayacaktım çünkü son söylediğimi ispatlayamayacaktınız...Siz sizin için kesin olan bu bilgiyi doğrulamak için sadece gökyüzüne bakarsınız başka yollarla bunu doğrulama ihtiyacı duymazsınız.. Bu bilgiden şüphede duymazsınız (N.Ş.A 'da) saygıdeğer keçi Felsefe,bilim ve din farklı yöntemleri kullanarak düşüncelerini temellendirir. Felsefe ve bilimin en temel özelligi ve ortaya çıkış nedeni şüpheyi yöntem olarak kullanmasıdır. Din ise dogmatiktir. dinsel biginin temelinde inanç vardır. Din nesneyle ilişki kurarken inanç akt ını kullanır. İnanan birinin tanrıyı ve evreni kuşkucu bir bakış açısıyla ele alması,tanrının varlıgından şüphe duymasına yol açar yada gazali de oldugu gibi mistisizme götürür. Çünkü artık sorularımıza aldıgımız yanıtlar yeterli olmamaktadır. Dinin temelinde inanç(inanmak)vardır.'İnanmak için bilmek' daha uç boyuta götürülerek farklı düşüncelere kadar vardırılır. Tanrının varlıgıyla ilgili şüphe duyuyorsanız ve ispat istiyorsanız eger,aslında inanmıyorsunuz gibi... Gökyüzünün renginin mavi oldugunu tabiki ispatlayamayız. Gökyüzü somut ve nesnel olarak vardır.Ama mavi,gökyüzü nesnesine verilen bir addır. Bu adlar degişebilir,gökyüzü ise varlıgını sürdürür(nominalizm) |
Ben inanan birisiyim vede şükür müslümanım. dinimin gereği olan eşhedü ye inanırım yani elle tutup gözle görmüş gibi inanıncaya kadar araştırmaya çalışırım. ondan sonra inanırım.Müslümanlığın eşhedü ile başlamasının sebebi budur. Ben islamada bilimede eşit mesafede durmaya çalışırım. Ön yargım yoktur. Haa bazı şeyleri bu aklımla cevaplayamayabilirim bu benim beynimin %12 sinin çlışmasından kaynaklanıyor olabilir. açıklayamadığım konuda dahi kendime şıh,mürşit aramam yani kuranı hiçe sayarcasına bunu yapmam. allah ile aramda kimse olmadığını ve olamayacağını bilirim. ömründe taş taş üzerine koymamış kişileri ABD lerde lüks içinde yaşatmam. Ben bir çok kez ben her şeyi dinide inancımıda bilimsel gerçekleride sorgularım diye yazdım ama hala herkes aynı bağnaz şekilde inanırmış gibi genelleme yapılmakta. benim inanıyor olmam bilimsel olarak Hz. muhammedin yaşamamış olduğunun kanıtlanmasına asla ters değildir.Bunu kanıtlayabilecek bir bilim varsa tabii. Bu gün Hz.muhammet ölmüştür Atatürk ölmüştür. Artık onların cenazeleri yerine getirdikleri ve ürettikleri değerlere bakılmalıdır.Bence o kutsal kişilerin misyonları bitmiştir. Bu gün bakarsak hala anarşist kılların yüzünden fışkırdığı insanlar dolaşmakatadır ve insanlar bu kişilere iliklerine kadar sömürülmektedir veya Atatürk adını kullanıp toplumu sömürenler vardır. sorgulayan bilimsel düşünen inançlı kişler her zaman daha mantıklı gelir bana.saygılar sunuyorum.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:07 . |