
24-07-2009, 02:33
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
|
|
Şüphe ve Mümin
Kuranda,
Müminlerin inandığı dinden asla şüphe duymaması gerektiği ve bunun inancın gereği olduğu devamlı telkin edilmektedir :
Hak Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma! Bakara-147
Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma! Yunus-94
Not: Burada Ehli Kitabın Muhammedin vahyini doğruladığına dair bir iddia var. Oysa Ne Hristiyanlar ne de Yahudiler Kuranı bugüne kadar doğrulamamıştır. Varaka Bin Nevfel hariç
İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Hucurat-15
Buna karşın kafirler ise inanca karşı şüphe içinde olmakla eleştirilir :
Dini inkâr edenler ise, son saat ansızın gelip çatıncaya veya o kısır gün kendilerine gelinceye kadar, Kur'ân hakkında şüphe içinde kalır giderler. Hac-55
Hayır, onların bilgileri âhiret konusunda yetersiz kalmıştı. Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar. Neml-66
Dikkat edin, onlar Rablerine kavuşma konusunda bir şüphe içindedirler. Fussilet-54
Bilimsel yaklaşımda şüphe etmenin ve bilgiyi doğrulamanın yerini kimse inkar edemez herhalde...
Asıl soru şu :
Bir mümin inancına bilimsel bir yaklaşım gösterip ondan şüphe edebilir mi ?
|

24-07-2009, 02:43
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jun 2009
Mesajlar: 198
|
|
Sayın sinner;
''Oysa Ne Hristiyanlar ne de Yahudiler Kuranı bugüne kadar doğrulamamıştır.''
Zaten doğrulamış olsalar; Hristiyan ya da Yahudi değil; Müslüman olurlardı; nitekim son din olduğun iddia ediliyor üstüne basa basa..
''Bir mümin inancına bilimsel bir yaklaşım gösterip ondan şüphe edebilir mi ?''
Böyle düşünüp şüphe duyan ve akabinde dinlerini araştıran müminlerin çoğu zaten artık inanmıyorlardır herhalde.. Diğer azınlık ise; dinlerini bilim ile özdeşleştirip açıklamaya ve eşleştirmeye çalışırlar ve mucizeler ortaya koyarlar ki o en tehlikelisidir.. Yazılanları da bilime göre açıklayıp ''bakın Kuran bunları 1400 küsür yıl önce haber vermişti'' derler..
''Bir şahinin nasıl eğitildiğini bilir misin? Gözleri dikilir; geçici olarak körleştirilmiş bir halde "tanrı"sının gereksiz emirlerine sabırla boyun eğer, ta ki kendi iradesi bastırılana ve itaat etmeyi öğrenene kadar..''
|

24-07-2009, 09:59
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
Sayın sinner,
"Bir mümin inancına bilimsel bir yaklaşım gösterip ondan şüphe edebilir mi ?"
Bence sorunuz şüpheli duruyor. Daha açık sorabilir misiniz? Şüphe duymak bilimsel midir? Her şüphe duyan bilimsel düşünmüş mü olur? gibi sorular çıkıyor.
Saygılar
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|

24-07-2009, 10:17
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2008
Mesajlar: 567
|
|
|
kafasıkarışık Diyor ki
Evrimde bazı yan etkiler vardır. Mesela böceklerin ateşin etrafında sprial çizerek yanması gibi. Aslında bu ay ve güneşe bakarak yol bulmak için evrim tarafından geliştirilen bir sistemin etrafta yakın ışık kaynakları olunca oluşan yan etkisidir.
Bunun gibi diğer canlılarda çok az olan tecrübe aktarımının yan etkisi de inançtır. Küçük çocuklarda büyüklerinin her dediğine inanma eğilimi vardır. Yakınınızdaki çocuklarda bu eğilimi çok rahat test edebilirsiniz. Çocukların masal ve beyaz yalanlara kolayca inanma eğilimi aslında hayatta kalmanın koşuludur. Yakındaki dereye sakın gitme orda öcüler var telkini gidersen dereye düşüp boğulabilirsin telkininden daha etkilidir. Çocuk canavarları görmesine gerek kalmadan büyüklerinin bu söylediğine inanır. Bu inanma eğilimi hayal gücü ile birleşince derede yaşayan ejderhalar inanışına dönüşür. Bu mit belkide çocuğunu tehlikelerden korumak için bir anne veya babanın uydurduğu bir beyaz yalandı.
İlkel kabilelerde ve hatta bizim toplumumuzda bile yaşlı insanların söylediklerine inanma ve onlara saygı duyma eğilimi yaşlı insanların tecrübelerinin fazla oluşu ve bu tecrübelerin test etmeden uygulandığı takdirde hayatta kalma ve üreme şansının yüksek oluşudur.
İnançlarda ortaya bu şekilde çıktılar. Çocuk eğitiminde kullanılan tipik yöntem ödül ve korkutmadır. Uslu olursan (benin dediğim şekilde davranırsan) dondurma alırım (cennet), yaramazlık yaparsan öcülere veririm (cehennem). Bu şartlanmalarla yetişen çocuk zaten inanca eğilimlidir.
İlhamın için teşekkürler Dawkins.
|
Şüphe bilimsel yaklaşımın olmazsa olmazıdır. Her duyduğuna inanmak ise inançtır. Bu Sebeple deneysel anlatım bilimsel öğretimin en etkili yoludur.
insanlar yağmurdan kaçar
ama su dolu küvetlerde
otururlar. C.Bukowski
|

24-07-2009, 10:19
|
 |
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Nov 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.440
|
|
şüphe duymak bilimselliğin doğal sonucudur derim ben
bilim adamları şüphe duymasalardı bugün hala yerimizde sayıyor olurduk .....
"Varsan,çarp!!!"
|

24-07-2009, 10:49
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Jun 2009
Mesajlar: 420
|
|
sinner´isimli üyeden Alıntı
Kuranda,
Müminlerin inandığı dinden asla şüphe duymaması gerektiği ve bunun inancın gereği olduğu devamlı telkin edilmektedir :
Hak Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma! Bakara-147
Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma! Yunus-94
Not: Burada Ehli Kitabın Muhammedin vahyini doğruladığına dair bir iddia var. Oysa Ne Hristiyanlar ne de Yahudiler Kuranı bugüne kadar doğrulamamıştır. Varaka Bin Nevfel hariç
İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Hucurat-15
Buna karşın kafirler ise inanca karşı şüphe içinde olmakla eleştirilir :
Dini inkâr edenler ise, son saat ansızın gelip çatıncaya veya o kısır gün kendilerine gelinceye kadar, Kur'ân hakkında şüphe içinde kalır giderler. Hac-55
Hayır, onların bilgileri âhiret konusunda yetersiz kalmıştı. Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar. Neml-66
Dikkat edin, onlar Rablerine kavuşma konusunda bir şüphe içindedirler. Fussilet-54
Bilimsel yaklaşımda şüphe etmenin ve bilgiyi doğrulamanın yerini kimse inkar edemez herhalde...
Asıl soru şu :
Bir mümin inancına bilimsel bir yaklaşım gösterip ondan şüphe edebilir mi ?
|
Sayın sinner
Hayır şüphe edemez yani ederse inancı hasar görür. Elbette bilimsel yaklaşımda şüphe etmenin ve bilgiyi doğrulamanın yerini kimse inkar edemez
ama bu inanç alanında inancı sorgulamak amacı için kullanılmaz, mü'min tarafından; inancın kendisi değil ama inanca giden yoldaki çakıllları temizlemek için kullanılır Bilim..
Yolu açmak, işaretlemek, görmeyenler için aydınlatmak vb. amaçları vardır.
Saygılarımla...
Oku kainatı, görmek istersen gerçeği. Birinci sayfa, birinci paragraf : Kendin..
|

24-07-2009, 15:13
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
|
|
Kuran,
müminlerin Allaha kesin bir bilgiyle inanmaları gerektiğini vurguluyor..
Demek ki inanç da başlangıçta bir bilgidir ki sonuçta müminler onun doğruluğundan şüphe duymayacak derecede ona inanmaktalar.
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler. (NEML SURESİ / 3
Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. (BAKARA SURESİ / 4)
İnanç bir bilgi ise ki öyledir onun doğrulamasını yapmak için neden bilimsel metotlar kullanılmasın ?
Müslümanlar inançlarının kesin bir bilgi olduğu gerçeğine (!) nasıl ulaşıyorlar ?
Yada müslümanlar inançlarını şüpheyle sorgulamadan onun kesinliğine nasıl varıyorlar ?
Benim tanıdığım müslümanlar, anadan babadan tevarüs ettikleri dinlerine önce safça ve çocukça sonra da topluluk psikolojisiyle inanır ve bağlanırlar. Yani önce inanırlar sonra da onun doğruluğunu kendilerine kanıtlama ihtiyacına düştükleri için sondan başa doğru bir delil mucize arayışına girerler. tıpkı sayın kecinin ifade ettiği gibi
keci´isimli üyeden Alıntı
(şüphe)inanca giden yoldaki çakıllları temizlemek için kullanılır.
|
Çünkü bu müminler için bir ihtiyaç...
|

24-07-2009, 16:11
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Jun 2009
Mesajlar: 420
|
|
sinner´isimli üyeden Alıntı
Kuran,
müminlerin Allaha kesin bir bilgiyle inanmaları gerektiğini vurguluyor..
Demek ki inanç da başlangıçta bir bilgidir ki sonuçta müminler onun doğruluğundan şüphe duymayacak derecede ona inanmaktalar.
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler. (NEML SURESİ / 3
Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. (BAKARA SURESİ / 4)
İnanç bir bilgi ise ki öyledir onun doğrulamasını yapmak için neden bilimsel metotlar kullanılmasın ?
Müslümanlar inançlarının kesin bir bilgi olduğu gerçeğine (!) nasıl ulaşıyorlar ?
Yada müslümanlar inançlarını şüpheyle sorgulamadan onun kesinliğine nasıl varıyorlar ?
Benim tanıdığım müslümanlar, anadan babadan tevarüs ettikleri dinlerine önce safça ve çocukça sonra da topluluk psikolojisiyle inanır ve bağlanırlar. Yani önce inanırlar sonra da onun doğruluğunu kendilerine kanıtlama ihtiyacına düştükleri için sondan başa doğru bir delil mucize arayışına girerler. tıpkı sayın kecinin ifade ettiği gibi
Çünkü bu müminler için bir ihtiyaç...
|
Sayın sinner
Bu soruların cevabı şöyle...
|
İnanç bir bilgi ise ki öyledir onun doğrulamasını yapmak için neden bilimsel metotlar kullanılmasın ?
Müslümanlar inançlarının kesin bir bilgi olduğu gerçeğine (!) nasıl ulaşıyorlar ?
Yada müslümanlar inançlarını şüpheyle sorgulamadan onun kesinliğine nasıl varıyorlar ?
|
Gökyüzüne bakın rengini söyleyin ? Mavi diyeceksiniz öyle değil mi ?
Bende sizden bunu ispatlamanızı istersem (bilimsel metotlarla)
ne yaparsınız ?
Eğer ben görmüyorsam bunu anlatmak için tayf ölçerler, kameralar ve optik aletler kullanırsınız işte mesela mavi rengin dalga boyunu söylersiniz. İşte falanca elementin iyonlaşması sonucu bu dalga boyunda ışık yaydığını ispatlarsınız
Bende bütün söylediklerinize inanırım ve kabul ederim
Ama bir şey var; hala bana Mavi rengi ispatlayamadınız...Ve gökyüzünün bu renk olduğunu ve benden bu konuda sizin sözünüze güvenmemi istiyorsunuz.
Eğer sizin sözünüze güvenir ve kabul edersem size İNANMIŞ olurum...Bu sizin açınızdan (zaten gökyüzünü gördüğünüz için) bilmek olur .Size benzediğim (inandığım) için bende bilmiş olurum. Sizin için bu bilgi KESİN dir. size inandığım için benim içinde ... Siz onca şeyi yapmadan sadece sözle bana bu BİLGİ 'yi verdiniz.
Hoş ispatı yapsaydınızda zaten inanmayacaktım çünkü son söylediğimi ispatlayamayacaktınız...Siz sizin için kesin olan bu bilgiyi doğrulamak için sadece gökyüzüne bakarsınız başka yollarla bunu doğrulama ihtiyacı duymazsınız..
Bu bilgiden şüphede duymazsınız (N.Ş.A 'da)
|
Yani önce inanırlar sonra da onun doğruluğunu kendilerine kanıtlama ihtiyacına düştükleri için sondan başa doğru bir delil mucize arayışına girerler.
|
Hayır böyle bir kanıta ihtiyaç yoktur inanan için bu kanıt inancında zayıflık olanlar için veya güneşi kapatmaya çalışan engeller olduğu zaman gerekir.
Eğer güneş kapanırsa İNANÇ olmaz. GÖZ karanlıkta görmez. Kapalı isede görmez.. Bu yüzden İslam dininde "Örtmek" yani "Küfür" yasaktır.
Ve cezaya tabi 'dir.
Saygılarımla...
Oku kainatı, görmek istersen gerçeği. Birinci sayfa, birinci paragraf : Kendin..
|

26-07-2009, 10:36
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Apr 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 355
|
|
Gökyüzüne bakın rengini söyleyin ? Mavi diyeceksiniz öyle değil mi ?
Bende sizden bunu ispatlamanızı istersem (bilimsel metotlarla)
ne yaparsınız ?
Eğer ben görmüyorsam bunu anlatmak için tayf ölçerler, kameralar ve optik aletler kullanırsınız işte mesela mavi rengin dalga boyunu söylersiniz. İşte falanca elementin iyonlaşması sonucu bu dalga boyunda ışık yaydığını ispatlarsınız
Bende bütün söylediklerinize inanırım ve kabul ederim
Ama bir şey var; hala bana Mavi rengi ispatlayamadınız...Ve gökyüzünün bu renk olduğunu ve benden bu konuda sizin sözünüze güvenmemi istiyorsunuz.
Eğer sizin sözünüze güvenir ve kabul edersem size İNANMIŞ olurum...Bu sizin açınızdan (zaten gökyüzünü gördüğünüz için) bilmek olur .Size benzediğim (inandığım) için bende bilmiş olurum. Sizin için bu bilgi KESİN dir. size inandığım için benim içinde ... Siz onca şeyi yapmadan sadece sözle bana bu BİLGİ 'yi verdiniz.
Hoş ispatı yapsaydınızda zaten inanmayacaktım çünkü son söylediğimi ispatlayamayacaktınız...Siz sizin için kesin olan bu bilgiyi doğrulamak için sadece gökyüzüne bakarsınız başka yollarla bunu doğrulama ihtiyacı duymazsınız..
Bu bilgiden şüphede duymazsınız (N.Ş.A 'da)
saygıdeğer keçi
Felsefe,bilim ve din farklı yöntemleri kullanarak düşüncelerini temellendirir. Felsefe ve bilimin en temel özelligi ve ortaya çıkış nedeni şüpheyi yöntem olarak kullanmasıdır. Din ise dogmatiktir. dinsel biginin temelinde inanç vardır. Din nesneyle ilişki kurarken inanç akt ını kullanır.
İnanan birinin tanrıyı ve evreni kuşkucu bir bakış açısıyla ele alması,tanrının varlıgından şüphe duymasına yol açar yada gazali de oldugu gibi mistisizme götürür. Çünkü artık sorularımıza aldıgımız yanıtlar yeterli olmamaktadır.
Dinin temelinde inanç(inanmak)vardır.'İnanmak için bilmek' daha uç boyuta götürülerek farklı düşüncelere kadar vardırılır. Tanrının varlıgıyla ilgili şüphe duyuyorsanız ve ispat istiyorsanız eger,aslında inanmıyorsunuz gibi...
Gökyüzünün renginin mavi oldugunu tabiki ispatlayamayız. Gökyüzü somut ve nesnel olarak vardır.Ama mavi,gökyüzü nesnesine verilen bir addır. Bu adlar degişebilir,gökyüzü ise varlıgını sürdürür(nominalizm)
|

26-07-2009, 17:17
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 May 2009
Mesajlar: 206
|
|
Ben inanan birisiyim vede şükür müslümanım. dinimin gereği olan eşhedü ye inanırım yani elle tutup gözle görmüş gibi inanıncaya kadar araştırmaya çalışırım. ondan sonra inanırım.Müslümanlığın eşhedü ile başlamasının sebebi budur. Ben islamada bilimede eşit mesafede durmaya çalışırım. Ön yargım yoktur. Haa bazı şeyleri bu aklımla cevaplayamayabilirim bu benim beynimin %12 sinin çlışmasından kaynaklanıyor olabilir. açıklayamadığım konuda dahi kendime şıh,mürşit aramam yani kuranı hiçe sayarcasına bunu yapmam. allah ile aramda kimse olmadığını ve olamayacağını bilirim. ömründe taş taş üzerine koymamış kişileri ABD lerde lüks içinde yaşatmam. Ben bir çok kez ben her şeyi dinide inancımıda bilimsel gerçekleride sorgularım diye yazdım ama hala herkes aynı bağnaz şekilde inanırmış gibi genelleme yapılmakta. benim inanıyor olmam bilimsel olarak Hz. muhammedin yaşamamış olduğunun kanıtlanmasına asla ters değildir.Bunu kanıtlayabilecek bir bilim varsa tabii. Bu gün Hz.muhammet ölmüştür Atatürk ölmüştür. Artık onların cenazeleri yerine getirdikleri ve ürettikleri değerlere bakılmalıdır.Bence o kutsal kişilerin misyonları bitmiştir. Bu gün bakarsak hala anarşist kılların yüzünden fışkırdığı insanlar dolaşmakatadır ve insanlar bu kişilere iliklerine kadar sömürülmektedir veya Atatürk adını kullanıp toplumu sömürenler vardır. sorgulayan bilimsel düşünen inançlı kişler her zaman daha mantıklı gelir bana.saygılar sunuyorum.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:47 .
|