Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Oruç Yahudi geleneği mi? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12007)

saroz 20-08-2009 17:39

Oruç Yahudi geleneği mi?
 
Oruç Yahudi geleneği mi?



İslam da ilk 13 ya da 14 yıl boyunca, oruç tutma geleneği diye bir şey yoktur.
Yahudileri de kendine inandırmak isteyen Muhammed, kendi günlük siyaseti­nin gereksinimlerine uygunluk nedeniyle onlardan orucu almış ve ba­zı değişikliklerle İslami bir gelenek haline sokmuştur.

Muhammed'in Yerleştirdiği Şekliyle Oruç, insan Sağlığına Yararlı Değil, Fakat Aksine Zararlıdır; Nefse Hakim Olmak ya da Nefsi Yola Getirmek Bakımından Kişiye Yararlı Olacak Nitelikten Yoksundur


Oruç Geleneğini Sırf Kendisini Yahudilere "Peygamber" Olarak Kabul Ettirmek Amacıyla Benimser

Muhammed'in Söylemesine Göre "Oruç", Her Ne Kadar Tanrı'ya Yönelik Bir ibadet Olmakla Beraber, Aynı Zamanda O'nun "Peygamberi"ne (Yani Kendisine) Edilen Bir ibadet Şeklidir ve Tanrı Bu Tür ibadette Bulunanların "Ecrini" Verecektir (Bakara Suresi, Ayet 1834)


"(Cennet'e) yalnız oruçlular girer; onlardan başka hiç kimse giremez. (Kıyamet gününde): 'Oruçlular nerede?' diye ilan edilir. Oruçlular kalkıp girerler... Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır, artık hiç kimse giremez."
Buhari'nin İbni Sa'd'ten rivayeti için bkz. Sahihi ... c.VI, s.250, Hadis No: 898.


Görülüyor ki, oruç tutan kişi bu işi esas itibariyle Tanrı'yı hoş­nut etmek, Tanrı'nın emirlerine boyun eğiyor olmak için yapmakta­dır. Ve Tanrı'yı hoşnut ederken, aynı zamanda Muhammed'i hoşnut etmiş olmaktadır, çünkü biraz yukarıda belirttiğimiz gibi Tanrı da­hi Muhammed'i hoşnut etmek için her şeyi yapmakta, hatta ona salavat getirmektedir (Ahzab Suresi, ayet 56). Muhammed'e salavat getiren bir Tanrı'yı, oruç tutarak hoşnut eden bir Müslüman kişi ay­nı zamanda Muhammed'i hoşnut etmiş sayılmaz mı?

Güncel bir konuyu tartışmaya açmak istedim:)

saroz 20-08-2009 17:49

Madem ki oruç, İslamın bir koşulu olarak daha önce başka üm­metlere de farz kılınmıştır, o halde neden dolayı Muhammed, Mek­ke döneminde yani 13 yıl boyunca bunu ortaya vurmamıştır?" diye sorulacak olursa, bu soruyu yanıtlamak kolay:

Çünkü bir kere Mek­ke'de yaşayan Yahudilerin sayısı pek azdı; onların geleneklerinden Muhammed'in pek haberi yoktu. Esasen Mekke döneminde kendi­sini onlara (ya da "bütün insanlara") "peygamber" olarak kabul et­tirme düşüncesine de yönelmiş değildi. Bu itibarla Yahudilerin ya­şam tarzıyla ilgilenmeyi gerekli görmemişti. Fakat Medine'ye geçip de kendisini Yahudilere "peygamber" olarak kabul ettirmek hevesi­ne kapıldığı andan itibaren onların uygulamakta oldukları oruç ge­leneğini "İslami gelenek" olarak göstermek istemiştir. Bundan do­layıdır ki, orucun daha önceki ümmetlere (Yahudilere ve Hıristiyan­lara) farz kılındığına dair yukarıdaki ayeti koymuştur. Fakat Yahu­dilerin kendisini peygamber olarak kabul etmemeleri üzerine, oruç tutmayı onlarınkinden farklı bir şekle sokmuştur. Sokarken de oru­cun esas itibariyle bu şekilde (yani bir aylık bir süre boyunca) tutulmak üzere öngörüldüğünü ve Tanrı tarafından Yahudilere de bu şekilde emrolunduğunu, fakat Yahudilerin Tanrı emrini dinlemeyip farklı bir yol tuttuklarını, orucu kendi kafalarına göre başka bir şek­le soktuklarını (yani bir aylık süre yerine bir geceden ertesi geceye kadar uzar şekilde uyguladıklarını) söylemiştir.

beelzbb 20-08-2009 22:21

Tüm inananların,müslüman arkadaşların ramazan-oruç ayını kutlarım...Güzelliklere vesile olsun...

Titan 20-08-2009 22:44

Alıntı:

saroz´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 217992)
Muhammed'in Yerleştirdiği Şekliyle Oruç, insan Sağlığına Yararlı Değil, Fakat Aksine Zararlıdır; Nefse Hakim Olmak ya da Nefsi Yola Getirmek Bakımından Kişiye Yararlı Olacak Nitelikten Yoksundur

Günümüzde hiç uygulanmıyor, hatta diyebilirim ki tam tersi bir durum söz konusu, şöyle ki;
oruç ayında nefsine hakim olmak için az ve öz yemek yemeli, insan, bir nevi çile çekerek hırslarından arındırmalı kendisini. Halbuki ramazan ayı gelir gelmez, en çok gıda harcaması bu aylarda yapılıyor. Bu yazdıklarıma yanıtta günümüzde ramazanın "bereketiyle" geldiği oluyor, esnafın bu aylarda yaptığı zammı görmezden gelerek. Bu "ramazan bereketi" söyleminin nedeni de özendirmek.

Deist Bedo 20-08-2009 23:25

Budhha'da toplumdan uzaklaşıp kendini günlerce aç bırakmıştır. Oruç nefse hakim olmak açısından iyidir diye düşünüyorum. Lakin amacından sapmış diye düşünüyorum. Çünkü insanları aç, fakir yaşatmak için uydurulan bahaneler arasındadır. Nede olsa savaş anında, ekonomik krizlerde, sermaye sahiplerinin alt sınıfı ezdiği süre içerisinde işleri kolaylaştırır.

cruyf111 20-08-2009 23:57

Alıntı:

saroz´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 217992)

"(Cennet'e) yalnız oruçlular girer; onlardan başka hiç kimse giremez. (Kıyamet gününde): 'Oruçlular nerede?' diye ilan edilir. Oruçlular kalkıp girerler... Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır, artık hiç kimse giremez."
Buhari'nin İbni Sa'd'ten rivayeti için bkz. Sahihi ... c.VI, s.250, Hadis No: 898.

Merak ettim allah cennet ve cehenneme girmek için kur'an'da bir sürü zorunluluklar getiriyor.Ancak bu hadiste Muhammed cennete yanlızca oruçluların giriceğini söylüyor.
Acaba allah niye böyle önemli bi ayrıntıya Kur'an'da yer vermemiş?

ugurce82 21-08-2009 00:03

Sevgili saroz;

Oruç tutma geleneğinin yahudilerden islama geçtiği doğrudur. Fakat ilk çıkışı yahudilik değildir. Yani ondan öncede semavi olmayan dinlerde de oruç tutma geleneği vardı. Tahsin mayapetek Raporunu inceledi iseniz Güneş kültünde ay kültünde de oruç tutma ve bunun gibi su an islamda olan bir çok gereksiz uygulamanın en ilkel toplumlardan gunuumuz<e geldiğini ve 21. yüzyılda hala bunları uyguulayan insanlar olduğunu görürüz.

saroz 21-08-2009 10:48

Alıntı:

ugurce82´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 218255)
Sevgili saroz;

Oruç tutma geleneğinin yahudilerden islama geçtiği doğrudur. Fakat ilk çıkışı yahudilik değildir. Yani ondan öncede semavi olmayan dinlerde de oruç tutma geleneği vardı. Tahsin mayapetek Raporunu inceledi iseniz Güneş kültünde ay kültünde de oruç tutma ve bunun gibi su an islamda olan bir çok gereksiz uygulamanın en ilkel toplumlardan gunuumuz<e geldiğini ve 21. yüzyılda hala bunları uyguulayan insanlar olduğunu görürüz.


Sevgili uğurce82,

Yahudilikten önce orucun çeşitli versiyonları vardı ve çok eskilere dayanırdı, bu doğru.
Ancak, Muhammedin orucu dinine sokması yahudi cemaatini kazanmak amaçlı başlamış. ve orucu yahudilerle tanımış olması belirleyici oluyor. Bu nedenle yahudi inancından islama aktarılmış olması gerekiyor.

saroz 21-08-2009 10:50

Alıntı:

cruyf111´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 218247)
Merak ettim allah cennet ve cehenneme girmek için kur'an'da bir sürü zorunluluklar getiriyor.Ancak bu hadiste Muhammed cennete yanlızca oruçluların giriceğini söylüyor.
Acaba allah niye böyle önemli bi ayrıntıya Kur'an'da yer vermemiş?


Güzel bir ayrıntı yakalamışsın sevgili cruyf, sanırım müslüman arkadaşlar aydınlatacaklardır bizleri bu konuda:)

dogruluk 21-08-2009 13:25

<H1>Oruç Yahudi geleneği mi?

Oruç Muhammed'in buluşu olarak orta­ya çıkmış bir şey olmamaktan gayrı, insan yararına olmak üzere İs­lam'a alınmış da değildir. 13 ya da 14 yıl boyunca, İslam'da oruç tutma geleneği diye bir şey yoktur.Yahudileri de kendine inandırmak isteyen Muhammed, kendi günlük siyaseti­nin gereksinimlerine uygunluk nedeniyle onlardan orucu almış ve ba­zı değişikliklerle İslami bir gelenek haline sokmuştur. </H1>A) Orucun Farz Kılınmasının Muhammed Lehine Yönelik Yönleri: Muhammed'in Söylemesine Göre "Oruç", "Doğrudan Doğruya Tanrı'ya Edilen Bir İbadettir" ve Bu İbadet Kişinin Çıkarları Adına Değil, Fakat Tanrı'nın Rızasına Olmak İçin Edilir (Bakara Suresi, Ayet 1834)</B>

İslamcılar, oruç tutmanın gerek bedeni ve gerek ruhi bakımdan yararlı olduğunu söylerler. Derler ki, oruç tutmak, yemekten, iç­mekten, yürümekten, cinsi münasebetten, söylemekten ya da bunla­ra benzer şeylerden el çekmek, yani perhiz etmek demektir. Başka bir deyimle oruçta "nefse hakim olmak" ve "nefsi yola getirmek" gibi gü­zel hassalar olduğunu belirtirler ve kanıt olarak Muhammed'in şöyle dediğini söylerler:


"Oruç bir kalkandır (oruçluyu beşeri ihtiraslardan hıfz eder korur)."
Sahihi..., c.Vl, s.2478, Hadis No: 897.


Hemen belirtelim ki, "oruç", Muhammed'in buluşu olarak orta­ya çıkmış bir şey olmamaktan gayrı, insan yararına olmak üzere İs­lama alınmış da değildir. Muhammed bunu, kendi günlük siyaseti­nin gereksinimlerine uygunluk nedeniyle Yahudilerden almış ve ba­zı değişikliklerle İslami bir gelenek haline sokmuştur; şöyle ki:

İslamın gelişinden çok önceki dönemlerde, çeşitli dinler, örne­ğin Yahudilik ve Hıristiyanlık, çeşitli şekillerde oruç türünden uy­gulamalara yer vermişlerdir. Mekke'de ve Medine'de yaşayan Yahu­diler ve Hıristiyanlar, farklı şekillerde olmak üzere oruç tutarlardı. Fakat Mekke dönemi boyunca Muhammed'in bu uygulamaları önemli saymadığı ya da ilgili bulmadığı anlaşılıyor. Çünkü kendisi­ni "Peygamber" olarak ilan ettikten Medine'ye hicret edeceği tarihe gelinceye kadar, yani 13 ya da 14 yıl boyunca, İslama oruç tutma geleneği diye bir şey sokmamıştır. Bu geleneği Medine'ye hicret et­tikten ve Yahudileri Müslüman yapma hevesine kapıldıktan sonra ve onlardan esinlenerek benimsemiş ve İslamın "farz'ı" olarak yer leştirmiştir. Yerleştirirken de insanların sağlığına yararlı olur diye değil, fakat biraz ileride belirteceğimiz gibi, orucu Tanrı'ya ve do­layısıyla kendisine ibadet şekline sokup her şeyden önce günlük si­yasetini sürdürmek düşüncesiyle hareket etmiştir. Eğer oruç denen şeyi insan sağlığına yararlı olarak görmüş olsaydı, Medine'ye hicret edeceği zamana kadar beklemez, bu işi ilk başlarda, yani Mekke'de bulunduğu zamanlar yapardı. Öte yandan Medine'ye geçtikten son­ra yerleştirdiği oruç sisteminin insan sağlığı ile ilgisi de yoktur; ak­sine insan sağlığına zararlı yönleri vardır.

1) Muhammed'in Yerleştirdiği Şekliyle Oruç, insan Sağlığına Yararlı Değil, Fakat Aksine Zararlıdır; Nefse Hakim Olmak ya da Nefsi Yola Getirmek Bakımından Kişiye Yararlı Olacak Nitelikten Yoksundur

Oruç geleneğini Yahudi geleneklerinden esinlenmiş olarak be­nimserken Muhammed, onlardan farklı bir usul yerleştirmek iste­miş ve bu nedenle pek olumsuz nitelikteki koşullara yer vermiştir. Bundan dolayıdır ki, oruç, onun getirdiği şekliyle insan sağlığına yararlı değil fakat aksine zararlı nitelikte olmuştur; şöyle ki:

Medine'nin eskiden beri yerleşik halkından olan Yahudiler oruç tutarlardı. Fakat orucu, bir geceden ertesi geceye kadar olmak üze­re, yani bir iki gün gibi makul denebilecek bir zamanla sınırlamış­lardı. Muhammed, Medine'ye hicret ettikten sonra, kendisini Yahu­dilere "peygamber" olarak kabul ettirme hevesine kapılınca, onların çeşitli geleneklerini benimsedi; örneğin onların kıblesi olan Ku­düs'ü İslam için kıble yaptı. Namaz kılarken Kudüs'e yönelik olarak kılar oldu. Bunun gibi onların tuttuğu şekilde (yani bir geceden er­tesi geceye kadar olmak üzere) oruç tutma geleneğini kabul etti. Ne yar ki, bütün bu gayretlerine rağmen onları kazanamayacağını an­ladı; anlayınca taktik değiştirdi ve benimsemiş olduğu Yahudi gele­neklerinden birçoğunu terk etti, bir çoğunu da (sırf onlardan farklı olmak için) değişikliğe sokma yolunu seçti. Örneğin oruç tutmayı, ilk başlarda Yahudiler gibi bir geceden diğer geceye olmak üzere uygulamaktayken, Yahudilerle arası açılınca, bu usulü değiştirip, oruç tutmayı bir aylık süreyle kayıtlı kıldı. Daha doğrusu bir ay bo­yunca, güneşin doğmasından batmasına kadar olan zaman içerisin­de yemek yemeyi ve içmeyi yasakladı. Söylemeye gerek yoktur ki, 30 gün gibi uzun bir süre boyunca yemeden/içmeden kalmak, son derece sakıncalı bir şeydir. Güneşin doğacağı andan ("Tului fecir"den), batacağı zamana ("gurubi şems"e) kadar aç durmak zo­runda bırakılan bir kimsenin, iftar ile birlikte bir anda tıka basa ye­mek yemesi ve gece yarılarında (güneş doğmadan önce) sahura kal­karak tekrar midesini doldurması kadar sakıncalı ve hatta tehlikeli ne vardır ki? Bunun insan sağlığı bakımından olumsuz bir şey ol­duğunu söylemek için keramet sahibi olmaya gerek yoktur: Özel­likle ağır işlerde çalışanlar ya da yaşlılar bakımından!

Öte yandan, Muhammed'in değişikliğe sokarak getirdiği şekliy­le oruç, kişiyi nefsine hakim kılar nitelikte bir şey de değildir; nite­kim 1400 yıllık İslam tarihi göstermektedir ki, oruç sistemi, kişinin nefsini yola getirecek doğrultuda iş görmüş değildir. Şu bakımdan ki, nefislerine hakim olsunlar diye Muhammed'in bir ay boyunca sağlık dışı bir oruç rejimine sokmuş bulunduğu Müslüman toplum­lar, o tarihten bu yana yeryüzünde nefis aşırılıklarına en fazla kapı­lan halkların başında gelmiştir.

Şunu tekrarlamak gerekir ki, Muhammed için önemli olan şey insan sağlığı değildir; önemli olan şey, kendi günlük siyasetinin ge­reksinimleridir. Nitekim oruçla ilgili geleneği Yahudilerden alırken iki amaç gütmüştür ki, bunlardan biri biraz önce değindiğimiz gibi kendisini Yahudilere "peygamber" olarak kabul ettirmek ve ikinci­si de orucu bir tür ibadet niteliğine sokup taraftarlarını Tanrı'ya bo­yun eğdirtirken kendisine eğdirtmektir.

2) Oruç Geleneğini Sırf Kendisini Yahudilere "Peygamber" Olarak Kabul Ettirmek Amacıyla Benimser

Biraz yukarıda değindiğimiz gibi Muhammed, Yahudilerin uygu­ladıkları oruç geleneğini benimserken, onları kendisine inandırıp ka­zanacağını sanmıştır. Ve şunu öne sürmüştür ki, oruç aslında İslamın bir koşulu olmak üzere daha önce Yahudilere ve Hıristiyanlara Tanrı tarafından bildirilmiştir ve işte şimdi kendisi, hem onlara ve hem de "bütün insanlara" gönderilmiş "peygamber" olarak bu geleneğin sürdürücüsüdür. Kur'an'a koyduğu şu hüküm bunun kanıtıdır:


"Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı... Sayılı günlerde oruç size farz kılındı..." (K. 2, Bakara Suresi, ayet 1834.)


Madem ki oruç, İslamın bir koşulu olarak daha önce başka üm­metlere de farz kılınmıştır, o halde neden dolayı Muhammed, Mek­ke döneminde yani 13 yıl boyunca bunu ortaya vurmamıştır?" diye sorulacak olursa, bu soruyu yanıtlamak kolay:

Çünkü bir kere Mek­ke'de yaşayan Yahudilerin sayısı pek azdı; onların geleneklerinden Muhammed'in pek haberi yoktu. Esasen Mekke döneminde kendi­sini onlara (ya da "bütün insanlara") "peygamber" olarak kabul et­tirme düşüncesine de yönelmiş değildi. Bu itibarla Yahudilerin ya­şam tarzıyla ilgilenmeyi gerekli görmemişti. Fakat Medine'ye geçip de kendisini Yahudilere "peygamber" olarak kabul ettirmek hevesi­ne kapıldığı andan itibaren onların uygulamakta oldukları oruç ge­leneğini "İslami gelenek" olarak göstermek istemiştir. Bundan do­layıdır ki, orucun daha önceki ümmetlere (Yahudilere ve Hıristiyan­lara) farz kılındığına dair yukarıdaki ayeti koymuştur. Fakat Yahu­dilerin kendisini peygamber olarak kabul etmemeleri üzerine, oruç tutmayı onlarınkinden farklı bir şekle sokmuştur. Sokarken de oru­cun esas itibariyle bu şekilde (yani bir aylık bir süre boyunca) tutulmak üzere öngörüldüğünü ve Tanrı tarafından Yahudilere de bu şekilde emrolunduğunu, fakat Yahudilerin Tanrı emrini dinlemeyip farklı bir yol tuttuklarını, orucu kendi kafalarına göre başka bir şek­le soktuklarını (yani bir aylık süre yerine bir geceden ertesi geceye kadar uzar şekilde uyguladıklarını) söylemiştir.

3) Muhammed'in Söylemesine Göre "Oruç", Her Ne Kadar Tanrı'ya Yönelik Bir ibadet Olmakla Beraber, Aynı Zamanda O'nun "Peygamberi"ne (Yani Kendisine) Edilen Bir ibadet Şeklidir ve Tanrı Bu Tür ibadette Bulunanların "Ecrini" Verecektir (Bakara Suresi, Ayet 1834)

Oruçla ilgili olarak Muhammed'in Kur'an'a koyduğu ayetlerden biri şöyle:


"Oruç, Allah'a karşı gelmekten sokmasınız diye size sayılı günlerde farz kılındı..." (Bakara Suresi, ayet 1834.)


Dikkat edileceği gibi burada "oruç", kişilerin Allah'a karşı gel­melerini önleyici tedbirlerden biri olarak farz kılınmış olmaktadır. Bu tür hükümleri Kur'an'a koymak suretiyle Muhammed, "oruç" niteliğindeki ibadet yolu ile kişileri Tanrı'ya baş eğdirtmek istemiş­tir. Tanrı'ya baş eğmek demek, bir bakıma kendisine baş eğmek ol­duğuna göre (bkz. Nisa 8, Fetih 10, vs.) oruç tutmak suretiyle kişi­ler, hem Tanrı'ya ve hem de Muhammed'e karşı bağlılık ifade etmiş olacaklardır. Başka bir deyimle oruç, esas itibariyle Tanrı'nın (ve dolayısıyla Muhammed'in) rızası için yapılan bir ibadettir. Bunun böyle olduğunu anlatmak üzere Muhammed, Tanrı'nın şu şekilde konuştuğunu söylemiştir:


"Ademoğlunun işlediği her hayrü ibadet(te) kendisi için (bir haz ve menfaat endişesi var)dır. Fakat oruç böyle değildi''Oruç, halis benim (rızam) için edilen bir ibadettir. Onun mü­kafatını da ben veririm."
Buhari'nin Ebu Hüreyre'den rivayetine dayalı bu hadis için bkz. Sahihi... s.254, Hadis No: 903.


Dikkat edileceği gibi burada orucun bir ibadet şekli olduğu fa­kat diğer ibadetlerden farklı nitelikte bulunduğu anlatılmakta. Gü­ya Müslüman kişi, genel olarak ibadet ederken, genellikle Tan­rı'dan kendisi için bir şeyler edinmek düşüncesine saplıdır. Fakat oruç şeklindeki ibadette bulunurken böyle bir düşünceden uzak olup bunu sırf Tanrı'yı hoşnut etmek için yapar. Bunun böyle ol­duğunu açıklığa kavuşturmak için Muhammed, Tanrı'nın şöyle eklediğini söyler:


"Oruçlu kimse benim (rızam) için yemesini, içmesini, cinsi arzu­sunu bırakmıştır. Oruç, doğrudan doğruya bana edilen bir iba­dettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir. "
Sahihi..., c.VI, s.2478, Hadis No: 897.


İslam kaynaklarının bildirmesine göre bu hadisler, "Hadisi Kudsi" niteliğinde olup Tanrı'nın, Cibril aracılığı olmadan Muham­med'in ağzına koyduğu sözlerdir. Fakat Muhammed, bu yukarıdaki verilerle de yetinmemiştir; Müslüman kişinin Tanrı'ya (ve kendisi­ne) karşı "ubudiyetini" (boyun eğmişliğini) biraz daha sağlama bağ­lamak maksadıyla, cennete giriş işini de oruç tutma şartına dayat­mıştır; şöyle demiştir:


"(Cennet'e) yalnız oruçlular girer; onlardan başka hiç kimse giremez. (Kıyamet gününde): 'Oruçlular nerede?' diye ilan edilir. Oruçlular kalkıp girerler... Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır, artık hiç kimse giremez."
Buhari'nin İbni Sa'd'ten rivayeti için bkz. Sahihi ... c.VI, s.250, Hadis No: 898.


Görülüyor ki, oruç tutan kişi bu işi esas itibariyle Tanrı'yı hoş­nut etmek, Tanrı'nın emirlerine boyun eğiyor olmak için yapmakta­dır. Ve Tanrı'yı hoşnut ederken, aynı zamanda Muhammed'i hoşnut etmiş olmaktadır, çünkü biraz yukarıda belirttiğimiz gibi Tanrı da­hi Muhammed'i hoşnut etmek için her şeyi yapmakta, hatta ona salavat getirmektedir (Ahzab Suresi, ayet 56). Muhammed'e salavat getiren bir Tanrı'yı, oruç tutarak hoşnut eden bir Müslüman kişi ay­nı zamanda Muhammed'i hoşnut etmiş sayılmaz mı?


Kaynak


Kur'an'ın Eleştirisi III
İlhan Arsel

saygılarımla


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:48 .