![]() |
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Babam
“Göksel Baba var mı? Var.
Kim söylemiş ? İsa İsa’ya Göksel Baba’nın varlığını kim söylemiş ? Göksel Baba Göksel Baba’nın, varlığını İsa’ya bildirdiğini bize kim söylemiş ? İsa Göksel Baba bunları nasıl söylemiş? İsa aracılığı ile Göksel Baba’nın bunları İsa’ya direk söylediğini kim söylemiş? İsa Kutsal Kitap ayetlerinin kesinlikle Göksel Baba’nın sözleri olduğunu kim söylemiş ? İsa Kime söylemiş ? İsa’ya Ayetlerin sadece Göksel Baba’nın sözü olduğunu bize bildiren kim ? İsa İsa’yı kim oğul seçmiş ? Göksel Baba Göksel Baba’nın İsa’yı oğul seçtiğini söyleyen kim… İsa’nın kendisi…. İsa nerede…. İşte ikili ilişkiler ve sonra cennet. Kayıtsız kaldığım bir şeyle sorumlu tutulmak anlamsız değil mi ? Düşünen biri bunu anlamalı , bu dünyada düşünen yok mu ?” Yuhanna 8:18 Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor." |
en azından dürüst davranmış.Arkasından gelen havarilerde hep ona tanıklık etmişler nedense :) halbuki isa kendisinden ve hayali babasından başka tanığu olmadığını söylüyor.
paylaşım için teşekkürler Saygılarımla |
İsa kendisinin tanrı'nın oğlu olduğunu idda etmiş. Daha doğrusu bunu söyleyen , idda eden İncil yazarları. Sağa sola yazılmış mektuplar Allah sözü diye kabul ettirilmiş . İbraniler mektubunun yazarı kimdir ??? İbraniler kitabını kim ve nasıl yazmıştır ? Kime hitap etmektedir ??? Kocaman bir soru işareti.
Yani kimin yazdığı bile belli olmayan bir mektup. Bu anonim eser gibi diğer incil yazmalarından da şüphelenebiliriz. İçinde binbir çelişki bulunan İncil yazmaları İsa'yı Tanrının oğlu yapıyor. Kim inanır buna ? Saf kalpli ve fanteziden hoşlanan hristiyan arkadaşlarım. Hayal dünyasından çıkıp gerçek dünyaya gözlerini açabilme cesaretini gösteremedikleri müddetce bu böyle devam eder. "Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Babam." Bizimle hiç bir bağlantısı olmayan bir durum değil midir bu ? Babasına nasıl soracağız gerçekten doğru mudur bu diye ? Olanak dışı bir durum. saygılarımla |
Alıntı:
İnsan bilinç kazandıktan sonra benliğinin farkına varıyor. Farkındalik ve bilinç sinerjik olarak bir birini geliştirir ve hızlandırır. Ben olmanın farkına varan insan için bence ilk sorunun ölüm olduğunu düşünüyorum. Diğeri ise günah yada iyi kötü bilinci dediğimiz şey. Belki bu doğal etik ahlak ile başladı sonra kültürümüz geliştirdi fakat sonunda insan kendisini ne etti yaptı suçlu buluverdi. Suç bilinci içsel sorgulamamalar hatta nevrotik psikotik sorunlara bile yol açtı. Sonuçta günah, kötü ve ölüm insanda evrensel bir ümitsizliğe yol açtı. Hele ölüm yani hiç yokluk fikrini bir türlü kabul edememe bir yerlere koyamama şu anda belki en büyük sorunsalı insanın. Sonuçta, bizlerin günahları ve tüm kusurları için insan olan ve acı çekip bedelini kendisi ödeyen ve bize sonsuz yaşamı veren bir tanrı fikri bu evrensel umutsuzluğa güzel bir afyondur. Afyon alışkanlık yapar ve zor terkedilir. Dahası kötü bir alışkanlık olduğunu bile bile rahatlattığını bildiğin için devamda edebilirsin, kanım o ki bir çok kişi bu durumda. Zaten eski bir imanlı olarakta derimki, afyonun etkisi geçtiğinde ayık zamanlarda eğer yerine koyacağın sağlam bir şey yoksa kısa sürede geri dönersin. Yerine konabilecek şeyler konusunuda ayrı bir yerde tartışmaya açalım derim. |
Bu tesbiti yapabiliyoruz. Peki hristiyanlar neden yapmıyor ?
Düşünce temelinde günah korkusu var. Bu korkudan kurtulmak için bir çözüm de üretilmiş ; İsa'nın günah kuzusu faktörüne iman. Yani iman var. Sosyal sıkıntılar arasında sürekli gidip gelen imanlar. Bir de vazgeçemeyen, yada vaçgeçmeyi, fark etmeyi, bilinçlenmeyi akıllarına getirmeyen imanlılar. Vazgeçme ihtiyacını hisetmediği için körü körüne inanmaya devam ettiklerini söyleyebilir miyiz ? saygılarımla |
İşte tam konunun hassas noktasına dokundunuz Natan.
Eğer Tanrı Oğlu günahlarımız için öldüyse ve buna iman bizi günahlarımızdan dolayısıyla yargıdan özgür kılıyorsa üzülmek neden. Aslında İsa İncilde "sevinin" der durur. İncil zaten bildiğin gibi Müjde demektir. E tamam Müjde işte sevinin ve atın bu karamsarlığı hadi Hristiyanlar. Ben kilise yaşamında daha çok ağlayan zırlayan günahları için dua edip duran yine suçluluk ve umutsuzluk bilinci ile kıvranan imanlılar gördüm. Kendimde aynı durumdaydım. O zaman şu sonuç çıkıyordu . Gerçekten inanmıyor ve güvenmiyoruz okuduklarımıza. "O zaman aklımın onaylamadığı bu acayip sistem içinde daha fazla kalmama gerek yok" diyemiyor bir çoğu. Fakat sistem dışına çıktığı zamanda beynini rahatlatacak başka bir şeyler bulamamak korkusuda var. Diğer taraftan insan sosyal bir varlık ve kilise yada diğer inançlardaki cemaat yaşamı sosyal bir yaşam ve tatmin edici yanları var. Yani kişi gruptan ayrılıp tek kalma korkusuda yaşıyor. (Psikologlara göre bu korku ölüm korkusunu bile yenebilir) Kısaca hepsi birleşince zayıf ve korkak birey için terkedilmesi zor bir durum alabiliyor. Kanımca tüm sorun, korkularla cesaretle yüzleşme ve akılsal cevaplar arayıp en önemlisi de kabullenme. Beni Dawkins'in "gen bencildir" eseri çok etkilemişti ve resmen çözülmemi sağlamıştı zaten gerisi geldi. Fakat önemli olan farklı cevaplar aramaya istekli ve cevaplara hazırlıklı olmak. Sevgiler saygılar |
İncil'den bir Tutarsızlık daha !
İsa'nın kendisi için yaptığı tanıklık geçerli DEĞİLDİR ! ( Yhn.5:31; "Eğer kendim için ben tanıklık edersem, tanıklığım geçerli olmaz." Buna karşılık başka bir ayete göre ,İsa'nın kendisi için yaptığı tanıklık nasıl oluyorsa GEÇERLİDİR ! "Kendim için tanıklık etsem bile tanıklığım geçerlidir." (Yuhn .8:14 ) Sormak lazım ; İncil'e göre İsa'nın kendisi için yaptığı tanıklık GEÇERLİ midir yoksa GEÇERLİ DEĞİL midir? Sizce de İncil'de bir tuhaflık ve çarpıklık yok mu ? Hangisi doğrudur. Anlaşıldığı gibi İncil kendi içerisinde TUTARSIZ bir kitaptır. saygılarımla |
Neden hiç bir zaman olayıon bütününe bakamıyorsunuz? Neden sadece bir yeri cımbızlayıp oradan akıl yürütmeye çalışıyorsunuz. İlk örnekte GEÇERLİ DEĞİLDİR demesinin amacı farklı. Bunu o ayetten önce ve sonra devamında gelen ayetleri okuyarak anlayabilirsin. Zira İsa "Ben sıradan bir insan olsa idim eğer, tek olarak tanıklığım gewçerli olmazdı" diyor. Bu ayetleri anlamamanız gayet normal. Tanrı'nın "olana daha çok verilecek" demesi de bu yüzden zaten. "Kendim için ben tanıklık edersem, geçerli olmaz" diyor. Zira o zamnlarda yasalara göre iki tanık şarttı. Bu bvir kişinin, "ben cinayeti gördum" demesi fakat başka görgü tanığının olmaması gibi bir şey. İkincisinde ise zaten olay açıklığa kavuşuyor ve İsa2nın Tanrıdan geldiğini ve Tanrı ruhundan olduğu için geçerli olduğunu açıklıyor. Biraz olsun cımbızlamaya yapacağınıza, bölümleri iyice okuyun düşünün. Tez - antitez ve sentez hadisesinden yola çıkın. Ama sizler bilim diyorsunuz ama bu bilimin temeli olan üç olgudan mahrumsunuz, uygulamıyorsunuz.
|
Alıntı:
Anlatılmak istenen şu kısaca, İsa ve Babası, ikisinin bir birinden başka tanıkları yok. (ilahi varlıkları anlamında) Buda kocaman bir "acaba" dır. Bu garip ama İsa'nın lafına benzer kör köre klavuzluk edemez. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:29 . |