![]() |
İncil'deki çeviri hataları!!!
Alıntı:
|
Bu yazıyı dawkins amca yazmışsa zerre kadar bu konularda bilgili değil demekki.
|
Sayın uv9
Bakire dogum sadece Hıristiyanlık teolojisinde degil pek çok kültürde ortak mitolojik ögedir. Örnegin Remus/Romulus efsanesi şöyledir : Troya’dan Aenas ve oglu Procas, Latinium sahillerine gelirler. Aenas bu ülkelerin kralı Latinus ile anlaşır ve onun kızı Lavinia ile evlenir. Oglu Procas ise yukarılarda Alba kentini kurar. Procas ölünce taht onun oglu Numitor ve Amulius’a kalır. Amulis agabeyi Numitos’u tahttan atar, tek başına kalır. Agabeyinin kızı Rhea Slyvia’yı Vesta tapınagına rahibe yapar. Alınan tüm önlemlere ragmen bu kızın savaş tanrısı Mars’tan iki oglan çocugu olur. Remus ve Romulus. Amulius bunu anlar. Çocukları bir sepete koydurur ve Tiber nehrine attırır. Çocukları bir dişi kurt emzirir, besler. Sonra bir çoban büyütür. Delikanlı olunca bu çocuklar Alba kentine gidip Amulius’u öldürürler. Numitor’u yeniden krallıga getirirler. Numitor’dan Tiber nehrinde kıyıya sürüklendikleri yerde bir kent kurma izni alırlar. İşe başladıklarında anlaşmazlık çıkar. Romulus, Remus’u öldürür. Romulus savaşçıdır, şahinlerle savaşır. Sonra şahin kralı Tatius ile anlaşır. Şahin kavmi ve kendi kavmi üzerinde birlikte kral olurlar. Tatius ölünce Romulus tek başına kalır. Halkı tam hukuk sahipleri ve yarı hukuk sahipleri olarak ikiye ayırır. Daha sonra bir fırtınada kaybolur. Halk onu tanrı yapar. Adı da Quirinius olur. Türk, Mogol, Altay mitolojik ögelerinde de bunu buluruz. Aslında olayın temeli erkegin dogumdaki fizyolojik rolünün bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Eski kültürdr Ay dölleyen ögedir ve kadınları dölleyen Ay tanrıdır. Bu yüzden de bizim şimdi bakire dogum olarak adlandırdıgımız mit eski toplumun temel anlayış biçimiydir. Örnegin Malinowski'nin Trobriad adaları araştırmasında kadınlar suda hamile kalırlar. Erkegin burada dogumda rolü bilinmemektedir. Suda köpükler üzerinde gezen blomalar (ölülerin ruhu) kadın vajinasının içine girerler ve hamilelik gerçekleşir. Şİmdi dogumda erkegin rolünün bilinmedigi şartlarda bir kutsalın bir tanrıdan hamile kalması son derece anlaşılır bir şey olmalıdır. Dünya çapında hemen her kültürde yer alan bakire-dogum ögesini salt bir çeviri hatasına baglamanın dogru olamayacagını düşünüyorum. Asırlardı süre gelen bir kültürün yeni dönemlere bir uyarlanışıdır sadece. saygılarımla |
Alıntı:
Sevgilerimle.. |
Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.
|
Alıntı:
En iyi çeviri yapılıyor dediğin Kutsal Kitap'ta bir sürü hatalı yerler mevcuttur. Bu sadece benim değil, yıllarını kilise hizmetine adamış olan bir vaizin şu yazısı, gerçekçi bir şekilde herşeyi gözler önüne sermektedir. Şimdi bu yazıyı yazan insanın, imanlı biri olmadığını da düşünebilirsin.:) Ama şunu tüm samimiyetimle söylüyorum ki; bu yazının sahibi yıllarını Tanrı'ya hizmetle (kendisine göre) geçirmiş olan birisidir. Aranızdaki tek fark; bu insan olaylara sizin gibi at gözlüğüyle bakmamakta, gerçek acı da olsa bunu açıklamaktan esirgememiştir. Neyse, yazıyı aynen aktarıyorum. Ağustos 2001 tarihli Kutsal Kitabın sözüm ona “modern” tercümesinde, Teolojik bir çok bozukluklar olduğu halde; bunu doruk noktasına ulaştıran Sül. Özdeyişleri 8:22 ayetinin tercümesi olmuştur. Bu ayetin tercümesi, korkusuzca cüret ederek hem Tanrıyı aşağılamakta, hem de Kutsal Kitaba saldırmaktadır. Ayet şöyle çevrilmiştir: “Rab yaratmaya başladığında İLK BENİ YARATTI.” İşte Kutsal Kitaba saldırmanın ve Tanrıya hakaret etmenin veya aşağılamanın GÜNÜMÜZDEKİ KANITI! Bildiğiniz gibi Sül. Özdeyişleri tüm 8. bölümünde, “Tanrının BİLGELİĞİ” konuşmaktadır. Bu tercümeye göre, Tanrı hiçbir şeyi yaratmadan, İLK YARATTIĞI ŞEY, “BİLGELİĞİ” olmaktadır. Bu tercümeye göre, bilgeliğini yaratmadan önceki zamanlarda, Tanrı BİLGELİKTEN YOKSUN, BİR ZOMBİ gibi bulunmaktadır!!! Bilgeliksiz “zombi” gibi bir tanrı nasıl kendine bilgelik yaratabilir? Bu da ayrı bir sorun! Diğer bir sorun, bu ayet aynı zamanda Rab İsa Mesih’e işaret (referans) ettiğinden, Rab İsa Mesih’i de bir “yaratık” durumuna indirgeyerek, kutsal üçlüğü de yıkmaktadır. Oysa bendeki iki yüz, yüz elli, seksen, elli... yıl önceki eski Kutsal Kitap tercümeleri, bu ayetin GERÇEĞİNİ şöyle verirler: “Rab yaratmağa başladığında, BANA MALİK İDİ” VEYA, “Rab yaratmaya başladığında BANA SAHİP İDİ.” Doğru olan da bu değil mi? Tanrının BİLGELİĞİ, Tanrısal bir özellik olarak, başlangıçsız vakitlerden önce, yani ezelden Tanrıda olması gerekmez mi? Tanrının bir özelliği, hele “bilgeliği” hiç yok olabilir ve yoktan yaratılabilir mi? Bu ne korkunç bir hakaret ve bu ne dehşet bir saldırı! Bu uydurma tercümeye asla karşı çıkmadınız! Buradaki Kutsal Kitaba saldıranları ve Tanrıyı (haşa) bir zombiye benzetip aşağılayanları hiçbir zaman kınamadınız! Ama bu gibi kirli çamaşırları ortaya döken beni suçladınız! Bu yüzden yukarıda dedim ki, “öküzün yerine gıcırdayan tekerlekli kağnı arabasını ağlattınız! Şimdi sorarım size, sizin tanrınız, kendine bilgelik yaratmadan önce bir zombi gibi miydi? Kendine bilgelik yarattı mı? Bu Kanıtla Da, Maalesef, Kutsal Kitap Tercümelerinin, Tanrısal Koruma Altında Olmadığının Canlı Örneğinin Kanıtını Görmüş Oldunuz! |
Haberin asparagas olmadığı ne malum?Kaynak istiyorum.Vaizin ismini istiyorum.Nereli?Nerde yapılmış bu konuşma?Asparagas haber o kadar çok var ki.
|
Alıntı:
Sen bırak ateistleride Eski ve yeni ahite hakimmisin onu söyle. Hakimsen sıfırdan karşılıklı tartışalım.Fakat tamamen hakimsen, yoksa yoruluyorum.:) |
Yeni Ahit için diyebilirim.Ama Eski Ahit için tam o seviyede sayılmam.Orta sayılır.Sizde önce iftira atmamayı öğrenin.
|
Alıntı:
Yenisi eskisi benim için fark etmez. İsterseniz başlarız tartışmaya. Yenisinide eskisinide tarihin tozlu raflarına gönderirim.:) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:51 . |