Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-05-2009, 16:50
uv9 uv9 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Apr 2009
Mesajlar: 19
Standart İncil'deki çeviri hataları!!!

<<Tanrı Yanılgısı>> Sayfa 96 Dipnot.

A.N. Wilson, İsa biyografisinde, daha en başında Yusuf'un bir marangoz olduğu hikayesi üzerine şüphelerini aktarır.

Yunanca sözcük tekton sahidende marangoz demektir ancak aramca sözcük naggardan çevrilmiştir ki; bu sanatkar ya da bilge anlamına gelir. Bu bazı yapısal yanlış çevirilerden biridir, İncil'i bozan, en ünlü yanlış çeviri İsaiah'ın ibranicesi genç kadının (almah) Yunanca'ya bakire (parthenos) olarak çevrilmesidir. Basit bir hata! (nasıl olduğunu anlamak için İngilizce sözcükler 'maid' temizlikçi kadın, kız) ve 'maiden' ı [bakire el değmemiş] akla getirin.)

Bu çevirmen hatası çılgınca şişirilmiş ve İsa'nın annesinin bir bakire olduğunu söyleyen akıl almaz bir efsanenin doğmasına yol açmıştır. Tüm zamanların yanlış yapısal çeviri şampiyonu ünvanının tek sahibi ayrıca bakireleride etkilemiştir. Ibn Warraq şamatacı bir üslupla şu ünlü "Her müslüman şehide 72 bakire" sözünün "kristal kadar berrak beyaz üzümlerin yanlış bir çevirisi bildirmiştir. Şimdi eğer bu yanlış geniş ölçüde bilinseydi, intihar eden masum kurbanların kimbilir kaç tanesi bugün yaşıyor olurdu? (Ibn Warraq 'Bakireler? Hangi bakireler?', Free inquiry 26: 1, 2006, 45-6.
Buna bakarak başından beridir İsa'nın Tanrının oğlu olmadığını söyleyebilirmiyiz?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-05-2009, 16:53
Akhenaton
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Bu yazıyı dawkins amca yazmışsa zerre kadar bu konularda bilgili değil demekki.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-05-2009, 17:06
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Sayın uv9

Bakire dogum sadece Hıristiyanlık teolojisinde degil pek çok kültürde ortak mitolojik ögedir. Örnegin Remus/Romulus efsanesi şöyledir :

Troya’dan Aenas ve oglu Procas, Latinium sahillerine gelirler. Aenas bu ülkelerin kralı Latinus ile anlaşır ve onun kızı Lavinia ile evlenir. Oglu Procas ise yukarılarda Alba kentini kurar. Procas ölünce taht onun oglu Numitor ve Amulius’a kalır. Amulis agabeyi Numitos’u tahttan atar, tek başına kalır. Agabeyinin kızı Rhea Slyvia’yı Vesta tapınagına rahibe yapar. Alınan tüm önlemlere ragmen bu kızın savaş tanrısı Mars’tan iki oglan çocugu olur. Remus ve Romulus. Amulius bunu anlar. Çocukları bir sepete koydurur ve Tiber nehrine attırır. Çocukları bir dişi kurt emzirir, besler. Sonra bir çoban büyütür. Delikanlı olunca bu çocuklar Alba kentine gidip Amulius’u öldürürler. Numitor’u yeniden krallıga getirirler. Numitor’dan Tiber nehrinde kıyıya sürüklendikleri yerde bir kent kurma izni alırlar. İşe başladıklarında anlaşmazlık çıkar. Romulus, Remus’u öldürür. Romulus savaşçıdır, şahinlerle savaşır. Sonra şahin kralı Tatius ile anlaşır. Şahin kavmi ve kendi kavmi üzerinde birlikte kral olurlar. Tatius ölünce Romulus tek başına kalır. Halkı tam hukuk sahipleri ve yarı hukuk sahipleri olarak ikiye ayırır. Daha sonra bir fırtınada kaybolur. Halk onu tanrı yapar. Adı da Quirinius olur.

Türk, Mogol, Altay mitolojik ögelerinde de bunu buluruz. Aslında olayın temeli erkegin dogumdaki fizyolojik rolünün bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Eski kültürdr Ay dölleyen ögedir ve kadınları dölleyen Ay tanrıdır. Bu yüzden de bizim şimdi bakire dogum olarak adlandırdıgımız mit eski toplumun temel anlayış biçimiydir.

Örnegin Malinowski'nin Trobriad adaları araştırmasında kadınlar suda hamile kalırlar. Erkegin burada dogumda rolü bilinmemektedir. Suda köpükler üzerinde gezen blomalar (ölülerin ruhu) kadın vajinasının içine girerler ve hamilelik gerçekleşir.

Şİmdi dogumda erkegin rolünün bilinmedigi şartlarda bir kutsalın bir tanrıdan hamile kalması son derece anlaşılır bir şey olmalıdır.

Dünya çapında hemen her kültürde yer alan bakire-dogum ögesini salt bir çeviri hatasına baglamanın dogru olamayacagını düşünüyorum. Asırlardı süre gelen bir kültürün yeni dönemlere bir uyarlanışıdır sadece.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13-05-2009, 18:40
Felsefeci 87 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felsefeci 87 Felsefeci 87 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 09 May 2009
Mesajlar: 375
Standart

dilaver´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın uv9

Bakire dogum sadece Hıristiyanlık teolojisinde degil pek çok kültürde ortak mitolojik ögedir. Örnegin Remus/Romulus efsanesi şöyledir :

Troya’dan Aenas ve oglu Procas, Latinium sahillerine gelirler. Aenas bu ülkelerin kralı Latinus ile anlaşır ve onun kızı Lavinia ile evlenir. Oglu Procas ise yukarılarda Alba kentini kurar. Procas ölünce taht onun oglu Numitor ve Amulius’a kalır. Amulis agabeyi Numitos’u tahttan atar, tek başına kalır. Agabeyinin kızı Rhea Slyvia’yı Vesta tapınagına rahibe yapar. Alınan tüm önlemlere ragmen bu kızın savaş tanrısı Mars’tan iki oglan çocugu olur. Remus ve Romulus. Amulius bunu anlar. Çocukları bir sepete koydurur ve Tiber nehrine attırır. Çocukları bir dişi kurt emzirir, besler. Sonra bir çoban büyütür. Delikanlı olunca bu çocuklar Alba kentine gidip Amulius’u öldürürler. Numitor’u yeniden krallıga getirirler. Numitor’dan Tiber nehrinde kıyıya sürüklendikleri yerde bir kent kurma izni alırlar. İşe başladıklarında anlaşmazlık çıkar. Romulus, Remus’u öldürür. Romulus savaşçıdır, şahinlerle savaşır. Sonra şahin kralı Tatius ile anlaşır. Şahin kavmi ve kendi kavmi üzerinde birlikte kral olurlar. Tatius ölünce Romulus tek başına kalır. Halkı tam hukuk sahipleri ve yarı hukuk sahipleri olarak ikiye ayırır. Daha sonra bir fırtınada kaybolur. Halk onu tanrı yapar. Adı da Quirinius olur.

Türk, Mogol, Altay mitolojik ögelerinde de bunu buluruz. Aslında olayın temeli erkegin dogumdaki fizyolojik rolünün bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Eski kültürdr Ay dölleyen ögedir ve kadınları dölleyen Ay tanrıdır. Bu yüzden de bizim şimdi bakire dogum olarak adlandırdıgımız mit eski toplumun temel anlayış biçimiydir.

Örnegin Malinowski'nin Trobriad adaları araştırmasında kadınlar suda hamile kalırlar. Erkegin burada dogumda rolü bilinmemektedir. Suda köpükler üzerinde gezen blomalar (ölülerin ruhu) kadın vajinasının içine girerler ve hamilelik gerçekleşir.

Şİmdi dogumda erkegin rolünün bilinmedigi şartlarda bir kutsalın bir tanrıdan hamile kalması son derece anlaşılır bir şey olmalıdır.

Dünya çapında hemen her kültürde yer alan bakire-dogum ögesini salt bir çeviri hatasına baglamanın dogru olamayacagını düşünüyorum. Asırlardı süre gelen bir kültürün yeni dönemlere bir uyarlanışıdır sadece.

saygılarımla
Sevgili Dilaver abim.. Birçok hristiyan arkadaşım, İsa Mesih'in mitolojilerden değil de, mitolojilerin İsa Mesih'Den alıntı yaptığını söylemişlerdir. Ben de bir zamanlar onların arasındayken, bu mitolojik olayların sırıttığını görünce, kendilerine bu soruyu sormuş ve yukardaki yanıtı almıştım.. Artık bunlara hiçbir şekilde inanmıyorum.. Yani, Kutsal Kitap'ta yer alan, Adem Havva olayından, Nuh tufanına kadar, son olarak da İsa'nın doğumu, ölümü ve dirilişinin mitoloji olmadığını ve bu mitolojileri uyduranların da, Kutsal Kitap'ta gerçekten(!) yaşanmış olan bu olayları örnek aldıklarını söylemektedirler.. Bunun tam olarak, aslı nedir?

Sevgilerimle..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 13-05-2009, 20:13
Paolo Paolo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 05 Dec 2008
Mesajlar: 1.622
Paolo - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 13-05-2009, 22:58
Felsefeci 87 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felsefeci 87 Felsefeci 87 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 09 May 2009
Mesajlar: 375
Standart

Paolo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.

En iyi çeviri yapılıyor dediğin Kutsal Kitap'ta bir sürü hatalı yerler mevcuttur. Bu sadece benim değil, yıllarını kilise hizmetine adamış olan bir vaizin şu yazısı, gerçekçi bir şekilde herşeyi gözler önüne sermektedir. Şimdi bu yazıyı yazan insanın, imanlı biri olmadığını da düşünebilirsin. Ama şunu tüm samimiyetimle söylüyorum ki; bu yazının sahibi yıllarını Tanrı'ya hizmetle (kendisine göre) geçirmiş olan birisidir. Aranızdaki tek fark; bu insan olaylara sizin gibi at gözlüğüyle bakmamakta, gerçek acı da olsa bunu açıklamaktan esirgememiştir. Neyse, yazıyı aynen aktarıyorum.


Ağustos 2001 tarihli Kutsal Kitabın sözüm ona “modern” tercümesinde, Teolojik bir çok bozukluklar olduğu halde; bunu doruk noktasına ulaştıran Sül. Özdeyişleri 8:22 ayetinin tercümesi olmuştur. Bu ayetin tercümesi, korkusuzca cüret ederek hem Tanrıyı aşağılamakta, hem de Kutsal Kitaba saldırmaktadır. Ayet şöyle çevrilmiştir: “Rab yaratmaya başladığında İLK BENİ YARATTI.” İşte Kutsal Kitaba saldırmanın ve Tanrıya hakaret etmenin veya aşağılamanın GÜNÜMÜZDEKİ KANITI!

Bildiğiniz gibi Sül. Özdeyişleri tüm 8. bölümünde, “Tanrının BİLGELİĞİ” konuşmaktadır. Bu tercümeye göre, Tanrı hiçbir şeyi yaratmadan, İLK YARATTIĞI ŞEY, “BİLGELİĞİ” olmaktadır. Bu tercümeye göre, bilgeliğini yaratmadan önceki zamanlarda, Tanrı BİLGELİKTEN YOKSUN, BİR ZOMBİ gibi bulunmaktadır!!! Bilgeliksiz “zombi” gibi bir tanrı nasıl kendine bilgelik yaratabilir? Bu da ayrı bir sorun! Diğer bir sorun, bu ayet aynı zamanda Rab İsa Mesih’e işaret (referans) ettiğinden, Rab İsa Mesih’i de bir “yaratık” durumuna indirgeyerek, kutsal üçlüğü de yıkmaktadır.

Oysa bendeki iki yüz, yüz elli, seksen, elli... yıl önceki eski Kutsal Kitap tercümeleri, bu ayetin GERÇEĞİNİ şöyle verirler:
“Rab yaratmağa başladığında, BANA MALİK İDİ” VEYA, “Rab yaratmaya başladığında BANA SAHİP İDİ.” Doğru olan da bu değil mi? Tanrının BİLGELİĞİ, Tanrısal bir özellik olarak, başlangıçsız vakitlerden önce, yani ezelden Tanrıda olması gerekmez mi? Tanrının bir özelliği, hele “bilgeliği” hiç yok olabilir ve yoktan yaratılabilir mi? Bu ne korkunç bir hakaret ve bu ne dehşet bir saldırı!

Bu uydurma tercümeye asla karşı çıkmadınız! Buradaki Kutsal Kitaba saldıranları ve Tanrıyı (haşa) bir zombiye benzetip aşağılayanları hiçbir zaman kınamadınız! Ama bu gibi kirli çamaşırları ortaya döken beni suçladınız! Bu yüzden yukarıda dedim ki, “öküzün yerine gıcırdayan tekerlekli kağnı arabasını ağlattınız! Şimdi sorarım size, sizin tanrınız, kendine bilgelik yaratmadan önce bir zombi gibi miydi? Kendine bilgelik yarattı mı?

Bu Kanıtla Da, Maalesef, Kutsal Kitap Tercümelerinin, Tanrısal Koruma Altında Olmadığının Canlı Örneğinin Kanıtını Görmüş Oldunuz!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14-05-2009, 01:13
Paolo Paolo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 05 Dec 2008
Mesajlar: 1.622
Paolo - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Haberin asparagas olmadığı ne malum?Kaynak istiyorum.Vaizin ismini istiyorum.Nereli?Nerde yapılmış bu konuşma?Asparagas haber o kadar çok var ki.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 14-05-2009, 01:16
Akhenaton
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Paolo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ufak atında civcivler yesin.En iyi çeviri yapılıyor yapılırken uzman kişiler yapıyor.Tipik bir ateist düşüncesi. işte.

Sen bırak ateistleride Eski ve yeni ahite hakimmisin onu söyle. Hakimsen sıfırdan karşılıklı tartışalım.Fakat tamamen hakimsen, yoksa yoruluyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-05-2009, 02:06
Paolo Paolo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 05 Dec 2008
Mesajlar: 1.622
Paolo - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Yeni Ahit için diyebilirim.Ama Eski Ahit için tam o seviyede sayılmam.Orta sayılır.Sizde önce iftira atmamayı öğrenin.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-05-2009, 02:17
Akhenaton
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Paolo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yeni Ahit için diyebilirim.Ama Eski Ahit için tam o seviyede sayılmam.Orta sayılır.Sizde önce iftira atmamayı öğrenin.
Ben iftira atmam.
Yenisi eskisi benim için fark etmez.
İsterseniz başlarız tartışmaya.
Yenisinide eskisinide tarihin tozlu raflarına gönderirim
.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:38 .