Orta Asya’ya dört yol
Orta Asya’ya dört yol
45.000 – 40.000 yıl önce
Hem modern hem de ilkel insanlar açısından geçerli olduğu gibi coğrafik koşullar ve iklim, yeni gelen yerleşimcilerin daha sonra nereye gideceklerine karar vermelerinde etken oldu. Kurallar basit olmalıydı: Suyun ve güvenilir yağmurların yakınında kalmak, hareket ederken, çöllerden ve yüksek dağlardan uzak durmak, avları ve nehirleri takip etmek. Hint Okyanusu’nun etrafındaki kıyılardan geçerek Avustralya’ya uzanan yolun en eski ve en kolay seçenek olduğuna dair önemli sayılabilecek kanıtlar görüyoruz. Neden böyle olması gerekiyordu? O kadar kolay değildi: Öncelikle birkaç yüz kilometrede bir kâşiflerimiz büyük bir nehri ağız tarafından aşmak durumunda kalıyorlardı. Belli ki Avustralya’ya gitmek için yapmaları gereken buydu, dolayısıyla muhtemelen doğu Asya kıyısı boyunca aynı şeyi yapmışlardı. Her nehirde bazı insanların önünde sola dönmek ve iç bölgelere doğru nehir ürünleri ve avları takip ederek yol almak gibi bir seçenek vardı.
İlk Avrupalı kâşiflerden Marco Polo’nun bulduğu gibi, dağlar ve çöller Orta Asya’ya ulaşmayı deneyenler için müthiş engellerdi, birkaç patika dışında, yegâne giriş yolları nehir vadileriydi. Daha önce gördüğümüz gibi Afrika’dan ilk başarılı göç, bütün Afrikalı olmayanların atalarını, Hint Okyanusu kıyıları boyunca güneye, belki de 75.000 yıl gibi uzun bir süre önce taşıdı. Belki de bu kadar erken bir zamanda ayrıca doğu Çin ve Japonya gibi uzak bölgelere kadar gittiler. Böylece bütün Orta Asya bölgesini dolaşmış olmalılardı. Seyahatlerinin her noktasında nehirlerin yukarısına iç bölgelere gitmiş olmalılardı.
Himalayalar’dan dolayı Hindistan’ın kuzeyi dümdüz değildi. Hindistan’ın eskiden Asya ile tektonik çarpışması nedeniyle dağların yukarı kalkan kıvrımları, en yüksek Himalayalar’ın çok ötesinde Nepal ve Tibet’in her iki tarafında yayılıyor. Hepsi 3000 metreden yüksek olan geniş bir dağ grubu, Afganistan’dan doğuda Çin’deki Chengdu bölgesine kadar 6500 km’lik bir mesafe boyunca, Orta Asya’ya Hindistan kıyısından ulaşımı engelliyor. Bu grup kuzey Çin’de İpek Yolu’nun başlangıcından Tayland’a kadar yaklaşık 2500 km’lik bir mesafe boyunca, bir kuzey-güney bayır dizisi halinde dağ bariyerini güneye doğru yayarak, doğuda bir halı gibi buruşmuştur.
İlk defa Marco Polo’nun meşhur ettiği İpek Yolu, Himalayalar’ın kuzeyinde
onunla paralel giden, batıyla doğuyu birbirine bağlayan uzun bir ticaret yoludur. Dosdoğru Orta Asya’dan, mamut steplerinin en önemli yerinden geçer. İpek Yolu bugün olduğu gibi o zaman da Çin ile batı arasındaki birkaç bağlantıdan biriydi, şayet Singapur yoluyla güneyden kıyıları çevreleyen uzun yoldan kaçınılacaksa.
1) Himalayalar’dan İpek Yolu boyunca doğuya
Bugün İpek Yolu Singkiang’daki Taklamakan Çölü’nün hem kuzey hem de güney sınırlarından geçmektedir. Paleolitik Çağ boyunca, şu anda çöl olan bölge çoğunlukla sık çayırlardı ve kuzeye doğru bir suyolu dizisi, Tarim ve Dzungaria Nehirleri dahil, Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’daki Orta Asya bölgelerinden Singkiang ve Moğolistan’a doğru avcılar için kolay bir doğu-batı yolu oluşturuyordu. Bu su yollarını ilk insanlar Orta Asya’ya gitmek için kullanmış olmalılar.
Taş Çağı uygulama imkânlarına bakılırsa, Orta Asya’ya ilk giriş yolunu, Çin’in 8.000 km batısına, İpek Yolu’nun batı ucundaki İndus’a almamız gerekir.
İlk Hindistan kıyı yerleşimcilerinin bir yan dalından söz ettiğimizi kabul edersek, onların İndus’a taşındıktan sonra ilk görevleri Hindistan’ın kuzeyi ve Pakistan’daki dağ engellerini aşmak olmalıydı. Bu engeller batıya, ta Afganistan’a kadar uzanıyordu. Dağların etrafından geçmek ve Afganistan üzerinden ta batıya kadar ilerlemek zor olacaktı ama imkânsız değildi; ne de olsa orası çöl kenarıydı. Marco Polo bu çölleri aştı, körfez ağzında Hürmüz’den yola çıkıp Afganistan üzerinden Kaşmir’e geçerek, Çin’e ve Kaşgar Şehri’ne doğru yüksek bir geçidi çaprazlayarak İpek Yolu boyunca ilerledi ve direkt olarak eski mamut stepinin ana merkezine ulaştı.
Marco Polo Kaşmir’e doğru çok daha kolay bir yolu deneyebilirdi. Pakistan kıyısından biraz uzakta doğuda, büyük İndus Vadisi kuzeye bir noktaya doğru yılan gibi kıvrılıyor, o noktada Kaşmir’e giden bir su bağlantısı var. Orta Asya’ya deniz seviyesinden fazla yukarıda olmayan bir başka yol, gene İndus’un başlıca ana suyolları yoluyla, Khyber Geçidi’ni kabule doğru çaprazlamak olmalıydı ve oradan Özbekistan’a, Kazakistan’a ve sonra Singkiang üzerinden doğuya gidilebilirdi.
2) Burma’dan Tibet’e doğru kuzeye
Mamut steplerine bugünkü tüccarlar tarafından pek fazla kullanılmayan ikinci giriş yolu, Himalayalar’ın doğusunda bulunur. Himalayalar’ın doğu kenarı, Hindistan platosunun kenarının Asya kıtasıyla çarpışması sonucu buruştuğu yerde birçok kıvrımdan oluşur. Bu buruşukluklar güney ve güneydoğu Asya’nın büyük ırmaklarının birçoğu için kanal oluşturmuştur. Batıdan doğuya doğru bu nehirler, Bangladeş’e akan Brahmaputra, Burma’ya akan Salween, Vietnam’a akan Mekong ve güney Çin’e akan Yangtzi’dir. Güneydoğu Tibet’den dışarı aktıkları için, bu dört büyük nehir 150 km boyunca paralel akmaktadır, birbirlerinden sadece birkaç kilometre uzaklıktadırlar. Bu dört nehirden sonuncusu olan Yangtzi’nin kaynağı, platonun kuzey kenarının yakınında kuzeydoğu Tibet ve mamut steplerinin başladığı yerdir. Bu nehir yolları önemlidir, sadece bugün birçok tüccar bunları kullandığı için değil; bunlar güneydoğu ve doğu Asya’da birbirlerine uzakta bulunan ve Hint-Pasifik kıyılarında denize boşalan dört nehir ağzından Tibet, Moğolistan ve Orta Asya’ya direk geçiş imkânı sağlarlar. Bu nedenle Tibet’in genetik açıdan Çinhindi ve güneydoğu Asya ile birçok ortak noktası vardır.
3) Çin’den İpek Yolu boyunca batıya
Bütün insanlık tarihi boyunca İpek Yolu, Çin’den batıya Orta Asya’ya giden tek yol olmuştur. Dolayısıyla, mamut steplerine giden alternatif bir yol doğu Asya Pasifik kıyıları olmalıdır. Kıyılara ilk yerleşenlerin öncü grupları Çin’e doğru bütün yolu kat etmiş ve İpek Yolu boyunca kuzey Çin’den batıya Moğolistan, Singkiang ve güney Sibirya’ya hareket etmiş olmalıdır.
4) Rusya’dan doğuya
Nihayet, batıdan doğu Asya’ya göç için daha kuzeyde dikkate alınacak bir başka yol vardır: Rusya Altay’ı olarak bilinen Asya Rusya’sı. Rusya Altay’ından Orta Asya’ya Son Buzul Çağı’nın ılık dönemleri boyunca 30-50.000 yıl önce en kolay direkt giriş yolu, stepleri doğrudan geçmekti. Güney Sibirya üzerinden doğuya doğru bir dizi göl ve su yolunu geçerek yolculuk yapan eski kâşiflerimiz, Baykal Gölü’ne Singkiang’ın kuzeyi ve Moğolistan’dan geçen bir yoldan ulaşmış olmalıdırlar. O devirde stepler, çimenler ve sık olmayan ormanlarla dolu olarak bütün bölgeyi kaplamışlardı. Belli ki bu yoldan geçen modern insanlar ilk önce Rusya Altay’ına gitmiş, yaklaşık 40.000 yıl önce hem Rusya Altay’ına hem de güney Sibirya’daki Baykal Gölü’ne ulaşmış olmalılardı.
Özetle, Orta Asya’ya dört muhtemel geçiş yolu olduğunu gördük: Üç tanesi Hint-Pasifik kıyılarından (batı, güney, doğu) ve bir tanesi Rusya’dan (kuzeybatı). Orta Asya’ya gelindiğinde, batı ve doğu Asya arasında su yolları boyunca öncü grupların izledikleri üç paralel yol vardı: İki tane güneyde Singkiang ve Moğolistan üzerinden ve bir tane kuzeyde güney Sibirya üzerinden. kuzeydeki yol, sadece interstadiallar (Bir Buzul Çağı’ndaki buzun geçici olarak çekildiği ılıman ara dönemler) süresince, 30-50.000 yıl önce Paleolitik Çağ’ın ılımlı dönemleri boyunca kullanılabilir durumdaydı.
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|