sevgili azınlık
Benim düşünceme göre kim ne derse desin Türk kimligi etnik bir tanımlamadır ve uygulamanın da böyle oldugu görülmüştür. Şayet ortak ve birleştirici bir kimlik olsaydı alt kimliklerin de yaşamasına izin verilmesi gerekirdi. Türk kimligi bir birleştirici üst kimlikten ziyade assimilasyona yönelik bir kimlik halindedir ve bu tarihle de sabittir.
Türk, Kürt, Çerkez, Rum vs olmayı önemsemiyorsak şayet öncelikle insan kimliginde uzlaşmamız gerekiyor. Her birimizin insan olmanın dışında ortak noktamızın oldugunu pek de düşünmüyorum. Bu olgu elbette tüm dünya çapındadır. O halde kimlik yüzünden çatışmak da son derece anlamsız ve beyhudedir.
O halde madem ki sınırlar var ve şu an için kalkması mümkün degil ortak ve bizi birleştirici bir kimlikte birleşmek sorunu daha rahat çözecektir diye düşünüyorum. Bu da Türkiye Cumhuriyeti kimligidir. Cografi kimliktir. Bu kimlik altında yaşayan tüm alt kimlikler kendi kimlikleri ile ilgili her türlü kültürel hakka sahip olmalıdırlar. Şayet baskı ve assimilasyon olmazsa zaten su akacagı mecrayı bulur.
İnsanlar karınları doyuyorsa şayet isyan etmezler. İşsizlik açlık gibi sorunlarla karşılaşmıyorlarsa diger kimliklere de yabancı davranmazlar. Kaldı ki devletin tüm assimilasyon politikasına karşı Türk ve Kürt halkının yıllardır etle tırnak gibi birbirine geçmesi ve hala da çatışmamakta direnmesi bunun en iyi göstergesidir. Avrupa'daki ırkçı akımlara bakarsanız şayet bunların genellikle işsizlik ve çıkar temelinde geliştigini görürsünüz.
Peki bu kapitalizm şartlarında olası mıdır. Zannetmiyorum. Çünkü sistemin mantıgı ötekileştirmek ve düşman yaratmak üzerine kuruludur. Devlet etnik kimlikler, dini kimlikler arasında biz uzlaşmayı tercih etmez. O takdirde çatışan kesimler öfkelerini tek bir ortak düşmana karşı birleştireceklerdir. Bu da düzenin sonunun başlangıcıdır.
Düşünün ki Pkk ortadan kalkmış, ya da siyasileşmiş veya her ne şekilde olursa olsun silah bırakmış ve Kürt sorunu diye bir şey kalmamış. Şehit cenazeleri ve bunun üzerinde temellenen kin yok olmuş. O zaman kimi kime kışkırtacaksınız. Sokaklarda şehitler ölmez vatan bölünmez diye bagıran kitlelerin yoksulluktan, açlıktan dogan öfkesi nereye yönelecek. Ölen askerlerin arasında kaç tanesi varlıklı kesime aittir. Cenazelerin çogu gecekondulardan, varoşlardan, köylerden kalkmıyor mu. Hiç Nişantaşından, Bagdat Caddesinden kalkan bir cenaze biliyor musunuz. Çankaya'da, Gaziosmanpaşa'da kaç tane şehit ailesi ikamet ediyor. Bu listeyi tüm Batı kentlerindeki en zengin semtlere dogru genişletin, varacagınız sonuç hep aynı olacaktır.
Şayet ülkede İngilizce, Fransızca vb dillerde egitim verilebiliyorsa istek üzerine seçmeli olarak her dilden de egitim verilebilmelidir. Hele hele ana dili olanlar konusunda hepte. İnsanların birden fazla dil bilmesi bir zenginlik ve kültür ölçütüdür. Komünikasyonu kolaylaştırır. Ortak bir dile dogru ilk adımdır. Homo sapiens konuşmaya başladıgı zaman Türkçe ya da Kürtçe olarak konuşmuyordu. Tek bir lisanda anlaşabiliyordu. Maddeyi algıladıgı biçimde bir sesle tanımlamıştı. Bir gün tüm insanlık da ortak bir dilde konup anlaşacaktır. Buna hiç şüphem yok. Mesele bunun için acı çekmek gerekli midir, ya da bu çekilen acıları dindirmek gerek miyor mu.
Bunları bu devlet ya da sistem gerçekleştirebilir mi. Hiç zannetmiyorum, çünkü sömürünün temeli biraz da bu çatışma üzerine kurulu. Neden Tuzla tersanesinde en düşük ücretle çalışanlar genellikle hep dogulular. Bunların gerçekleşmesi ya da gerçekleşmeye yaklaşması zorla olacaga benzer. Ama gene de demokratik bir haktır ve talep edilmelidir.
Demokrasi üç şeydir. Feodalizmin tasfiyesi ve böylece insanların emeklerini serbestçe satabilmeleri, milliyetler sorununun çözümü ve laiklik. Dinin devletten elini çekmesi ve iancın kişisel olarak yaşanabilmesi. Bu üç ayaktan herhangi birini çözemezseniz burjuva demokrasisini de gerçekleştiremezsiniz. Ve bunların da gönüllülük esasına göre oluşması lazım.
Sizce biz bu üç ayagın hangisini gerçekleştirebildik.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|