
22-04-2009, 13:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
sevgili azınlık
Benim düşünceme göre kim ne derse desin Türk kimligi etnik bir tanımlamadır ve uygulamanın da böyle oldugu görülmüştür. Şayet ortak ve birleştirici bir kimlik olsaydı alt kimliklerin de yaşamasına izin verilmesi gerekirdi. Türk kimligi bir birleştirici üst kimlikten ziyade assimilasyona yönelik bir kimlik halindedir ve bu tarihle de sabittir.
Türk, Kürt, Çerkez, Rum vs olmayı önemsemiyorsak şayet öncelikle insan kimliginde uzlaşmamız gerekiyor. Her birimizin insan olmanın dışında ortak noktamızın oldugunu pek de düşünmüyorum. Bu olgu elbette tüm dünya çapındadır. O halde kimlik yüzünden çatışmak da son derece anlamsız ve beyhudedir.
O halde madem ki sınırlar var ve şu an için kalkması mümkün degil ortak ve bizi birleştirici bir kimlikte birleşmek sorunu daha rahat çözecektir diye düşünüyorum. Bu da Türkiye Cumhuriyeti kimligidir. Cografi kimliktir. Bu kimlik altında yaşayan tüm alt kimlikler kendi kimlikleri ile ilgili her türlü kültürel hakka sahip olmalıdırlar. Şayet baskı ve assimilasyon olmazsa zaten su akacagı mecrayı bulur.
İnsanlar karınları doyuyorsa şayet isyan etmezler. İşsizlik açlık gibi sorunlarla karşılaşmıyorlarsa diger kimliklere de yabancı davranmazlar. Kaldı ki devletin tüm assimilasyon politikasına karşı Türk ve Kürt halkının yıllardır etle tırnak gibi birbirine geçmesi ve hala da çatışmamakta direnmesi bunun en iyi göstergesidir. Avrupa'daki ırkçı akımlara bakarsanız şayet bunların genellikle işsizlik ve çıkar temelinde geliştigini görürsünüz.
Peki bu kapitalizm şartlarında olası mıdır. Zannetmiyorum. Çünkü sistemin mantıgı ötekileştirmek ve düşman yaratmak üzerine kuruludur. Devlet etnik kimlikler, dini kimlikler arasında biz uzlaşmayı tercih etmez. O takdirde çatışan kesimler öfkelerini tek bir ortak düşmana karşı birleştireceklerdir. Bu da düzenin sonunun başlangıcıdır.
Düşünün ki Pkk ortadan kalkmış, ya da siyasileşmiş veya her ne şekilde olursa olsun silah bırakmış ve Kürt sorunu diye bir şey kalmamış. Şehit cenazeleri ve bunun üzerinde temellenen kin yok olmuş. O zaman kimi kime kışkırtacaksınız. Sokaklarda şehitler ölmez vatan bölünmez diye bagıran kitlelerin yoksulluktan, açlıktan dogan öfkesi nereye yönelecek. Ölen askerlerin arasında kaç tanesi varlıklı kesime aittir. Cenazelerin çogu gecekondulardan, varoşlardan, köylerden kalkmıyor mu. Hiç Nişantaşından, Bagdat Caddesinden kalkan bir cenaze biliyor musunuz. Çankaya'da, Gaziosmanpaşa'da kaç tane şehit ailesi ikamet ediyor. Bu listeyi tüm Batı kentlerindeki en zengin semtlere dogru genişletin, varacagınız sonuç hep aynı olacaktır.
Şayet ülkede İngilizce, Fransızca vb dillerde egitim verilebiliyorsa istek üzerine seçmeli olarak her dilden de egitim verilebilmelidir. Hele hele ana dili olanlar konusunda hepte. İnsanların birden fazla dil bilmesi bir zenginlik ve kültür ölçütüdür. Komünikasyonu kolaylaştırır. Ortak bir dile dogru ilk adımdır. Homo sapiens konuşmaya başladıgı zaman Türkçe ya da Kürtçe olarak konuşmuyordu. Tek bir lisanda anlaşabiliyordu. Maddeyi algıladıgı biçimde bir sesle tanımlamıştı. Bir gün tüm insanlık da ortak bir dilde konup anlaşacaktır. Buna hiç şüphem yok. Mesele bunun için acı çekmek gerekli midir, ya da bu çekilen acıları dindirmek gerek miyor mu.
Bunları bu devlet ya da sistem gerçekleştirebilir mi. Hiç zannetmiyorum, çünkü sömürünün temeli biraz da bu çatışma üzerine kurulu. Neden Tuzla tersanesinde en düşük ücretle çalışanlar genellikle hep dogulular. Bunların gerçekleşmesi ya da gerçekleşmeye yaklaşması zorla olacaga benzer. Ama gene de demokratik bir haktır ve talep edilmelidir.
Demokrasi üç şeydir. Feodalizmin tasfiyesi ve böylece insanların emeklerini serbestçe satabilmeleri, milliyetler sorununun çözümü ve laiklik. Dinin devletten elini çekmesi ve iancın kişisel olarak yaşanabilmesi. Bu üç ayaktan herhangi birini çözemezseniz burjuva demokrasisini de gerçekleştiremezsiniz. Ve bunların da gönüllülük esasına göre oluşması lazım.
Sizce biz bu üç ayagın hangisini gerçekleştirebildik.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

22-04-2009, 14:13
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
|
|
dilaver´isimli üyeden Alıntı
Her birimizin insan olmanın dışında ortak noktamızın oldugunu pek de düşünmüyorum. ... O halde kimlik yüzünden çatışmak da son derece anlamsız ve beyhudedir.
O halde madem ki sınırlar var ve şu an için kalkması mümkün degil ortak ve bizi birleştirici bir kimlikte birleşmek sorunu daha rahat çözecektir diye düşünüyorum. Bu da Türkiye Cumhuriyeti kimligidir. ... Şayet baskı ve assimilasyon olmazsa zaten su akacagı mecrayı bulur.
...
İnsanlar karınları doyuyorsa şayet isyan etmezler. İşsizlik açlık gibi sorunlarla karşılaşmıyorlarsa diger kimliklere de yabancı davranmazlar. Kaldı ki devletin tüm assimilasyon politikasına karşı Türk ve Kürt halkının yıllardır etle tırnak gibi birbirine geçmesi ve hala da çatışmamakta direnmesi bunun en iyi göstergesidir.
...
Demokrasi üç şeydir. Feodalizmin tasfiyesi ve böylece insanların emeklerini serbestçe satabilmeleri, milliyetler sorununun çözümü ve laiklik. Dinin devletten elini çekmesi ve iancın kişisel olarak yaşanabilmesi. Bu üç ayaktan herhangi birini çözemezseniz burjuva demokrasisini de gerçekleştiremezsiniz. Ve bunların da gönüllülük esasına göre oluşması lazım.
Sizce biz bu üç ayagın hangisini gerçekleştirebildik.
|
Selamlar,
Sizinle tamamen aynı paralelde düşünüyorum.
Daha önce yazmıştım; annemin anası-babası, babamın anası Rumeli göçmeni. Etnik kökenleri belli değil, ve bu önemli de değil. Eminim benim gibi etnik kökenini bilmeyen bir sürü kişi vardır. Bu durumda olan biri etnik temelde başka birilerini "teferruat" olarak görebilir, ayrımcılık yapabilir mi? Adama "dinime küfreden müslüman olsa" derler.
Kapitalist sistem içinde birçok sorunun çözümsüz kalacağı ortada. Ancak görünür gelecekte bunun yumuşatılmasından başka (örneğin karma ekonomi gibi birşey) bir değişiklik umudu yok. Sonuçta sorunlarımızı içinde bulunduğumuz sistemde çözmemiz şart.
Not: Gönül isterdi ki cumhuriyetin ilk yıllarındaki karma-ekonomik programlar akılcı şekillerde revize edilerek bugünlere gelebilseydi.
Bir minik tespit: O zamanlar Kürt kökenli milletvekilleri toprak reformuna destek verseydi 1970'lerin sonlarına doğru feodalite sorunu çözülme yoluna girmiş olurdu.
Evet, haklısın, henüz demokrasi yolunun başındayız.
A.
The meek shall inherit nothing! - FZ
|

22-04-2009, 14:31
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Bir minik tespit: O zamanlar Kürt kökenli milletvekilleri toprak reformuna destek verseydi 1970'lerin sonlarına doğru feodalite sorunu çözülme yoluna girmiş olurdu.
sevgili azınlık
Gözden kaçırdıgımız bir nokta var. Son dönemler haricinde Cumhuriyet tarihinin hiç bir döneminde bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürt olarak hiç bir yere gelememiştir. Ancak Kürt oldugunu reddederek ve Türk olarak milletvekili, başbakan, genelkurmay başkanı vs olabilmiştir. Geçmişte Kürt oldugunu iddia etmek bırakın milletvekili bakan vs olmayı cezaevine girmek için yeterli koşuldu. Bu assimilasyonun sonuçlarıydı.
Her assimilasyonda oldugu gibi en acımasız unsurlar da bu assimile edilmişlerden çıkar. Geçmişte ve belki de hala işkencecilerin, sorgucuların çogununun Kürt kimligini inkar eden Türk olanlardan çıkması sizce rastlantı mıdır.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

22-04-2009, 14:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Ayrıca
Gözümden kaçtıgı için tekrar belirtmek durumundayım. Cumhuriyet Kürt toprak agaları ile ittifak içinde gelişti. Daha dogrusu tüm toprak agaları ile ittifak içinde gelişti. Bu yüzden de kapitalizmi geliştiremedi. Kürt meselesi yüzünden Kürt toprak agaları hala feodal yapıyı korur, direnir ve devletçe desteklenirken batıda toprak agaları kapitalist çiftçiler haline geldiler. Ancak cumhuriyetin hiç bir aşamasında toprak agalarını tasfiye programı olmadı, hayata geçirilemedi.
Günümüzde bile Sedat Bucak'ın gücü ve derin devlet ilişkileri buna örnek degil midir.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

22-04-2009, 14:37
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
|
|
dilaver´isimli üyeden Alıntı
Gözden kaçırdıgımız bir nokta var. Son dönemler haricinde Cumhuriyet tarihinin hiç bir döneminde bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürt olarak hiç bir yere gelememiştir. Ancak Kürt oldugunu reddederek ...
|
Ne olarak gelirse gelsinler, sonuçta kendi doğup büyüdükleri toprakların insanına faydalı olacak girişimlere destek vermekten imtina etmişlerdir.
A.
The meek shall inherit nothing! - FZ
|

22-04-2009, 14:42
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
|
|
dilaver´isimli üyeden Alıntı
Cumhuriyet Kürt toprak agaları ile ittifak içinde gelişti. Daha dogrusu tüm toprak agaları ile ittifak içinde gelişti.
...
Ancak cumhuriyetin hiç bir aşamasında toprak agalarını tasfiye programı olmadı, hayata geçirilemedi.
|
İlk noktada haklısın.
İkinci noktada: 1970'lerde CHP çok kapsamlı ve çok ilerici bir toprak reformu projesi hazırladı. Bu projeyi çok iyi biliyorum çünkü projenin başındakilerin bir kısmı çok yakın akrabalarımdı*; proje için yıllarca (sanıyorum) Mardin'de kaldılar. Ancak mecliste rağbet görmedi. Yani "geçirilemedi" demekte haklısın.
A.
* aynı kişiler yöredeki eko-turizm projesini geliştiren ve uygulamasına başlayan gruptaydılar.
The meek shall inherit nothing! - FZ
|

22-04-2009, 14:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Ne olarak gelirse gelsinler, sonuçta kendi doğup büyüdükleri toprakların insanına faydalı olacak girişimlere destek vermekten imtina etmişlerdir.
Sevgili azınlık
Parlamento burjuvazinin ahırıdır der Lenin ve de dogru söyler. Bugünkü temsili demokraside milletvekili olmak bir yatırımdır. Bir meta üretimidir. Düşünün ki bir vekil olabilmek için asgari harcamanız gereken para 250 bin liradır. Bu ciddi bir sermayedir ve sermaye yatırımıdır. Bunu da ancak sermayeye sahip olanlar yapabilir. Sermaye ise dogası geregi kar etmek ve kendini genişleyerek yeniden üretmek ister. O halde bir yatırımın öncelikle getirisi, yatırım sahibine olmalıdır. Bu yüzden ciddi bir halk muhalefeti olmadan, sivil toplum örgütlerinin baskısı olmadan seçilmişten bir şeyler beklemek ham hayaldir.
Kaldı ki Kürt toprak agaları ve burjuvazisinin bu günkü sistemden ve Kürt assimilasyonundan bir sıkıntısı yoktur. Onlar sistemden nemalanmışlardır ve sistemin onlara verdiklerini paylaşmaktan memnundurlar bu yüzden de Türk olmak onların bilinçli bir tercihidir. Emegin de sermayenin de vatanı ve milliyeti olmaz, olamaz. Zaten Kürt burjuvazisinin bu tercihinden dolayı da bir parçalanma ve ayrı devlet olasılıgı şimdilik görünmemektedir. Bunlar sadece milliyetçi duyguları deşarj etmekte kullanılan söylemlerdir.
Milliyet sorununun çözümü demokraside atılan bir adımdır ve bu tüm kesimlere sermaye önünde kendi emegini serbestçe satmanın önün açar. Ayrıca bu temelde yapılan baskılara da yer vermeyeceginden tüm çalışanların önündeki engelleri de kaldırır.
Şimdi bir düşünelim. Ülkede pek çok hak ve özgürlük terör bahanesiyle, ayrılıkçılık bahanesiyle engellenmeye çalışılıyor. Yasaklar için bahane hazırdır. Bölücülük. Bu yasaklar da bu milliyetçi temelde taraftar bulmaktadır. Kürt Meselesinin çözümü aslında biz Türk emekçileri için de bir özgürlük adımıdır. Söyleyin bana o zaman hak arama talepleri hangi temelde engellenmeye çalışılacaktır. Onun için aslında biz kendi özgürlügümüz talep ediyoruz, Kürtlerin degil.
Başka bir ulusu ezen bir ulus özgür olamaz. Ezilen ulusa yönelik her baskı edimi dolaylı ya da fiili olarak kendisine yönelecektir çünkü.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

22-04-2009, 15:47
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
|
|
dilaver,
Söylemleriniz doğrultusunda başka bir ulusu ezen diğer bir ulus değil onu temsil ettiği söylenen kurumlardır ... ve doğrudur.
|
Kaldı ki Kürt toprak agaları ve burjuvazisinin bu günkü sistemden ve Kürt assimilasyonundan bir sıkıntısı yoktur. Onlar sistemden nemalanmışlardır ve sistemin onlara verdiklerini paylaşmaktan memnundurlar bu yüzden de Türk olmak onların bilinçli bir tercihidir.
|
... ve işte yine geldik "halk olarak edilgen olmamak, sesimizi yükseltmek" konusuna. Tabi ki çözüm buradadır.
Tüm yurttaşların, vekillerini toplum çıkarları için çalışmak konusunda gütmek görevi vardır.
Bu noktaya ulaştıktan sonra çözüm kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
A.
The meek shall inherit nothing! - FZ
|

22-04-2009, 18:11
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
terörist başıyla oturulup konuşulsun
adam yerine konulsun yani
zaten DTPlilerde ev hapsi istediler bildiğiniz üzere
Sevgili unbelieving
Çözüm konuşmaktan geçiyorsa şayet konuşmak her zaman için kan dökmekten iyidir. Ölümlerden iyidir. Sizin de bir oglunuz var. Askerlik çagına geldiginde ve size iki seçenek sunuldugunda ne cevap vereceginizi duymak isterdim. Oglunuzu bu kirli savaşta ölüme mi göndermeyi tercih ederdiniz, yoksa terörist başı ile konuşmayı mı.
Aslında bu savaşı analar durdurabilir ve sonunda da hiç bir seçenek kalmazsa bu olacaktır.
Unutmayın Nelson Mandela 27 sene hapis yattı ve o da o zaman terörist idi. Tamam terörist Apo'yu lanetleyelim. Eyvallah. Fakat terörist devlet için ne yapıyoruz. Bunu da duymak isterdim. Bir teröristi lanetlerken daha tehlikeli olan başka bir teröristi yani devleti aklıyoruz ve terör safında yer alıyoruz.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

22-04-2009, 22:12
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2009
Bulunduğu yer: Sakarya
Mesajlar: 717
|
|
Bir ülkedeki insanlar açsa, yarın çocuklarına ne yedireceklerini düşünüyorlarsa, ağaların patronların, şeyhlerin, siyasilerin oyuncaklarıysalar bu insanların sorunlarını özgürlük adı altında silahla çözmenin ne anlamı var. Ben sadece kürt tarafı için demiyorum. İki taraf içinde bu dediklerim geçerlidir. Kürt liderleride özgürlük için mücadele veriyoruz diyorlar Tsk da sizin için mücadele veriyoruz diyorlar. Ama kimse halkın açlığına, geri kalmışlığına çözüm üretmiyor.
Bir ülkede insanların hangi etnik kökenden olduğunun ne önemi var. Hele ki Türkiye gibi bir ülkede, kimsenin %100 belli bir etnik kökene ait olduğunu söylemenin mümkün olmadığı bir ülkede. Ayrımcılığın kimseye faydası yok. İnsanlar bir arada yaşamanın yollarını bakmaya çalışmalıdır. İlk önce toplum olarak belli bir seviyeye gelmeliyiz ki ondan sorunlar daha kolay çözülür.
Kim olursa olsun sorunu kan dökerek çözmeye çalışırsa ben onları haklı göremem. Silahla sorunlarını çözebilirsin fakat çözdüğün sorunlardan daha büyüklerini yaratırsın.
...sonuç olarak, şu ya da bu, bir zamanlar yoktan varolmuş zorundaydı...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:37 .
|