|
Birincisi bilginin, zihinsel/dusunsel ve ruhsal/manevi farkini ben degil; felsefe, bilim ve teknik ortaya koyuyor. Yani iki turlu knowledge var, biri intellectual, dusunsel; digeri spiritual, ruhsal. Material knowledge, yani maddesel bilgi bile yok.
|
sevgili e.i... zaman zaman sana öğretilerin etkisinde kaldığını yani hala zihinde yaşadığından bahsediyorum.. işte bahsettiğim durum bu.. ben bu duruma felsefe okuyarak gelmedim, dediğim gibi felsefenin bir çok temel tanımlamısından hala anlamam, bilmem.. ve felsefe okumayı sevmem sıkılırım.. benim benden önceki insan olan atalarımdan aldığım tek zihin meditasyon yapmayı öğrenmek kaldı.. meditasyon yapmayı öğrendikten sonra varolan tüm zihnin köleliğinden kurtulup algı sezgi dünyasına girmeyi başarabildim diyelim.. yani burda yazdığım görüşlerim bir yerden öğreti değil kendi özbenliğim/safbilincimle varlığı bir ayna gibi gözlemleyip birebir yansıttığım şeylerdir.. algı/sezgi sayesinde ulaştığım sonuçlardır.. o yüzden bilgi kelimesine yüklenmesi gereken mana şimdiye kadar varolan tüm öğretilerin dışında bir yaklaşımdır.. yani dünya insanlığının neye bilgi dediği umurumda değil, gördüğüm algıladığım bir şey varsa insanlık yanlış yolda, zihin denen hastalığın pençelerinde can çekişiyor, çünkü henüz neyin bilgi neyin inanç olduğunun farkındalığına erişilmemiş..
bilgi denen şey öyle değerli öyle pahalı bir şey ki; insanlığı düze çıkaracak tek olgu diyebilirim.. o yüzden ısrarla bilginin ne olduğunu, bilimin tekelinde olması gerektiğini üzerinde duruyorum..
artık insanlık bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığına erişip bir sonraki nesile sadece bilgiyi aktarmalıdır, bildiğini zannettiği şeyleri(inançlar) değil... yani tüm dünyadaki okullarda din dersleri kalkmalıdır..
o taze beyinlere dünyanın her yerinde
hakikat nedir? in cevabı farklı aktarılıyor çünkü.. o taze savunmasız gelişim çağındaki bilinçler öyle bir programlanıyor ki; tüm dünya insanlığı
benim dinim/inancım hakikat, diğerleri batıl/aldanma tarzında çok büyük bir farkındalıksızlıkla, koma düzeyinde bir bilinç düzeyinde yaşıyor..
bu bir hastalıktır, aktarılan bir zihin hastalığıdır..
yahudisi de aynı, budisti de müslümanın da, hindusu da, ateisti de, deisti de aynı.. herkes kafasını sokmuş bir çukura ve diğer çukurları göremiyor ve reddediyor, yani kimse yoğurdum ekşi demiyor, diyemez zaten... çünkü bilmediği/inandığını şeyi bildiğini zannetme yanılgısında yaşıyor ve herkes kendi inancını varoluşa/ insanlığa dayatmaya çalışıyor.... herkes inancından adı gibi emindir, müslümanı da ateisti de budisti de yahudisi de..
emin olmak, bilmek değildir.. emin olmak, inanmak dediğimiz çok ama çok derin bilinç yanılgısıdır, aldanmadır..
ve bu dünya insanlığı arasında empati kuramayan, kutsallaştırılıp tanrı ölüm sonrası gibi bir takım soyut kavramlarla için insanlık, insanlıkdışı çok düşük düzeyde bir bilinç seviyesinde ilkel bir yaşam sürüyor.. insanlık şu haliyle hayvan denen canlıdan sadece bir kademe yukarıda bilinç açısından..