Şehzade´isimli üyeden Alıntı
Allahü teâlâ, her asırda en az bir kişiyi Peygamber olarak göndermiş, ona çeşitli mucizeler vermiştir. Mesela, Hazret-i Musa zamanında sihir, büyücülük çok ilerlemişti. Hazret-i Musa asasını yere koyup büyük bir ejderha olmuş, sihirbazların ellerindeki aletleri, ipleri yutmuştur.
Hazret-i İsa zamanında tıp çok ileri idi. Hazret-i İsa mucize olarak, körleri iyi etmiş, ölüleri diriltmiştir.
Bizim Peygamberimizin zamanında ise edebi söz ve yazı sanatı çok ileri idi. Yarışmada birinci olan şiir, yazı ve konuşmalar Kâbe duvarına asılırdı. Kur'an-ı kerim gelince bunlar indirilip yerine, gelen âyetler kondu.
Sözün kısası, arapça dil bilgisi olmayanlara ayetler anlamsız geliyor, hattâ alay ediliyor.( Sizin yaptığınız gibi. Tekâsür.) Anlayabilmek için arap dili ve edebiyâtına hâkim olmak lâzımdır.
Nasıl ki yabancı dildeki, örneğin ingilizce bir şarkı orjinaline dokunulmadan Türkçe'ye çevirilince bize anlamsız geliyor öyle. O yüzden âyetlerin anlamını öğrenmek için tefsir okunmalıdır. Böyle dalga geçmekle olmuyor.
|
Mutlaka!
Ancak sihirbazlık ilminin esas merkezi Mısır değil Hindistan'dır.Mısır'da sihirden çok mumyacılık gelişmiştir.O nedenle Musa'nın Mısır'da hiç yaşamadığı dillendirilir.
Tıp bilimin geliştiği yer ise Anadolu'dur.Özellikle şifacılığın merkezidir Anadolu.O nedenle İsa'nın Anadolulu bir kişi olduğu ileri sürülür.
Arapların şiirde çok ileri oldukları söylemi kesinlikle doğru değildir.Zira eğer Araplar şiirde çok çok ileri olsalardı bugün o şiirler hiç olmazsa müslümanlar tarafından bilinirdi.Kimse bilmiyor.Yok böyle bir şey.
Varsa,o şiirlerin ne kadar mükemmel olduğunu bilmek isterdim.
En azından ne farkı vardı başka dille yazılmış şiirlerden?