Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 17-05-2011, 01:01
ulpian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ulpian ulpian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880

Başarı Ödülü 

Standart Kendime Verdiğim Bazı Sözler...

forumda olsun, gerçek hayatta olsun herhangi bir konuda farklı düşüncedeki insanlarla tartışırken genelde uymaya çalıştığım, fakat bunu her zaman başaramadığım, birkaç 'ilkeyi' alenen paylaşmak istiyorum ki, sizler de yeri geldiğinde lütfen ''ulpian, bak sözünde durmuyorsun'' deyin...



(1) muhatabımın niyetini, amacını veya motivasyonunu sorgulamamaya özen göstereceğim.

bir kimsenin, savunduğu şeyi savunmasının veya eleştirdiği şeyi eleştirmesinin 'altında', 'arkasında' ne gibi niyetler, amaçlar, bilinçli veya bilinç-altı motivasyonlar yattığının, tartışma için hiçbir önemi yok.

diyelim ki, astrolojiyi eleştiren bir başlık açtım. bunun farkında olduğum veya olmadığım birçok motivasyonu olabilir.

meselâ:
- kız arkadaşımın sürekli burçlardan bahsetmesine kıl olup, o gıcıklığımı böyle bir çalışmaya kanalize etmiş olabilirim,
- ''bakın, biz ateistler sadece dinleri değil, akıl dışı olan herşeyi eleştiririz'' gibi bir hava vermek istemiş olabilirim,
- kendimi çok bilgili, rasyonel filan göstererek egomu tatmin etmek istemiş olabilirim,
- forumda, bu gibi şeylere inanan birkaç arkadaşı dürtmek, onların bu inançlarını sorgulamak istemiş olabilirim,
- belki de sırf birşey yazmak için, onlarca konu içerisinden rastgele kura çekmişimdir...

tüm bunların ne önemi var ki? önemli olan, açtığım başlıktaki tezlerim ve bu tezleri desteklemek için sunmaya çalıştığım argümanlar, gerekçeler...

son derece bayağı, yüzeysel güdülerle yazılan bir yazı içerik olarak gayet sağlam olabilir. aynı şekilde çok 'ulvi' güdülerle yazılan bir yazı da içerik olarak çok zayıf kalabilir. tartışma için bu güdüler, motivasyonlar değil, sunulan gerekçeler önemli.

kişinin niyetinin, motivasyonunun, amacının tartışma için hiçbir önemi olmadığı gibi, aynı zamanda bunu diğer kişilerin bilmesi de mümkün değil, hattâ genelde kişinin kendisinin de tam olarak bilmesi pek kolay değil.

öyleyse, ben de hiçbir tartışmada, muhatablarımın amacı, niyeti, motivasyonu hakkında bir yorum yapmamaya çalışacağım. ha elbette, kafamda muhatabımın niyeti hakkında bir intıba oluşabilir, bunu önleyemem. ama bunu tartışmanın kendisine yansıtmamın bir anlamı olmaz...





(2) muhatabımın bilgi-birikimi, donanımı, zekâsı vs. hakkında yorum yapmamaya çalışacağım

herhangi bir tartışmada, karşımdaki muhatabıma ''senin donanımın yetmez'', ''bu konunun altında kalırsın'', ''seviyen yetersiz kalır'', ''bunu anlayacak zekân yok'' gibi şeyler söyleyerek kendi pozisyonumu daha güçlü kılmış olmam ki. neticede, somut bir konu tartışılıyor. o konu hakkındaki tez, argüman, gerekçe, analiz ve yorumlarımı sunmaya çalışayım, yeter... karşımdakini ikna etmek zorunda değilim neticede.

ha bazen (bizce) saçma veya safsata olana, 'saçma' veya 'safsata' dememiz ve neden bunu dediğimizi gerekçelendirmemiz meşru olabilir belki. epey sert ve sivri bir eleştiri olsa da, neticede hâlâ yazılan görüşün kendisine bir eleştiri var. görüşü savunan kişinin şaysiyetine değil. ''bu yazdığın saçma olmuş'' derken muhatabımın o somut ifadesini veya düşüncesini sert ve sivri bir dille eleştirmiş olurum, ama ''sen genel olarak aptalsın'' veya ''donanımsızsın, zekân yetersiz, bilgi-birikimin sıfır'' gibi şeyler söyleyerek, herhangi bir eleştiri yapmış olmam, sadece deşarj olmuş ve gereksiz karşılıklı laf sokma sürecini başlatmış olurum... ne bana birşey kazandırır, ne muhatabıma, ne de yazdıklarımızı okuyacak olanlara...





(3) muhatabımın, savunduğu şeyi neden savunduğuna dair psikolojik tahliller yapmamaya çalışacağım

düşünün ki, bir ateist ile bir teist, tanrının varlığı/yokluğu üzerine tartışıyor. teist, muhatabına ''sen şeytana uyuyorsun, azgın nefsine yenik düşerek inkâra kalkışıyorsun'' gibi şeyler söylüyor, ateist de ''senin doğduğundan beri beynini yıkamışlar, uyduruk masallara inandırmışlar'' gibi şeylerle karşılık veriyor... bu iki kişi sadece karşılıklı psikolojik tahliller yapmış olur, ama tanrının varlığı/yokluğu üzerine tartışmış olmaz...

veya bir sosyalist ile bir liberal tartışırken, sosyalistin ''sen kendi sınıfının çıkarlarını savunuyorsun, sadece şahsi çıkarın için bunları diyorsun'' demesi, liberalin ise ''sen de sırf üniv'deki ortama ayak uydurmak için, komünist abilerinin dediklerine kanmışsın'' veya ''60'lardan kalma, betonlaşmış fikirlerini dogma olarak savunuyorsun, ideolojini artık kişilik haline getirmişsin, ideolojinin yanlış olduğunu gösterebilecek herşeye gözlerini kapatıyorsun'' filan gibi şeylerle karşılık vermesi... tüm bunların tartışılan konu için en ufacık bir argüman değeri yok ki...

tartışılan konu, meselâ ''daha yüksek standartlı ve daha özgür, daha eşit, daha mutlu bir yaşam için, serbest piyasanın sosyal düzenleme ve denetimlere tâbi tutulması mı daha makûl, yoksa topyekûn kaldırılması mı?''... şimdi bu tartışmada, sosyalist veya liberal tarafın, hayat hikayelerinin, geçtikleri evrelerin, hangi düşünceyle hangi vesileyle tanışmış olmalarının vs. hiçbir önemi yok ki. biyografi veya psikolojik analizler okumak değil, somut bir konuyu rasyonel argüman ve ampirik verilerle tartışmak, böylece daha makûl olanı bulmak istiyoruz neticede.


meselâ ben herhangi bir görüşümü, sırf lisede çok saydığım ve hayran olduğum bir öğretmenimin daha çok gözüne girmek için benimsemiş ve odur budur bu görüşte kalmış olabilirim... veya sadece aşık olduğum kızı etkilemek için... veya çevremdeki arkadaşlar da o görüşte diye... veya tam tersine, çevremdeki insanlar zıt görüşte diye, onlara tepki olarak... tüm bu ve bu gibi şeyler, ilgili görüşün doğru veya yanlış olmasına dair en ufacık bir argüman olarak kullanılamaz ki...

neticede kimse bir vakuumda yaşamıyor. herkes kendi görüşünü en nihayetinde, bazı sosyal ilişkiler, vesileler sonucunda savunmaya başladı... tartışmada önemli olan sadece, o görüş için sunulan argümanlar, gerekçeler, veriler, yorumlar vs...

öyleyse, ben de tartışmalarda muhatablarım hakkında psikolojik tahliller yapmamaya, sadece yazdıklarını karşı argümanlarla eleştirmekle yetinmeye çalışacağım.





(4) muhatabıma gizli bir art-niyet isnat etmemeye çok özen göstereceğim

tartışmada bir kişiye yapılabilecek en büyük hakaret, ''sen bunları aslında doğru bulduğundan değil, bir yerlerin uşağı olduğundan savunuyorsun'' şeklinde ithamlar olsa gerek... hani ana-avrat sövmek bundan daha ağır değildir...

karşımızdaki insan, bizce çok yanlış, çok saçma veya çok tehlikeli bir görüşü savunuyor olabilir. feci bir şekilde yanılıyor olabilir. ama çok büyük bir ihtimalle kendisinin haklı olduğuna, savunduğu görüşün doğru/geçerli olduğuna gerçekten inanıyordur, bir şekilde inandırmıştır kendisini...

tartışma esnasında örneğin bir müslümana ''ne o, bir cemaatten para mı alıyorsun'' demek veya meselâ bir kemaliste ''Atatürkçü Düşünce Derneği seni maaşa bağlamış olmalı'' gibi şeyler söylemek, veya liberale ''sermaye yalakası'', ''işbirlikçi'' gibi ihamlarda bulunmak, tartışma kategorisine girebilecek bir tarz değil.

tartışma dediğimiz şey, muhatabı veya dinleyicileri/okuyucuları nesnel argümanlarla savunduğun görüşün doğrulu veya eleştirdiğin görüşün yanlışlığı hakkında aklen ikna etmeye çalışmak... ama yukardakine benzer ifadelerle muhatabımıza ''sen o görüşü doğru bulduğundan değil, çıkarın için savunuyorsun'' demiş oluruz, öyleyse o kişiyle tartışmak da anlamsızdır, o artık forumdan atılması, gerçek hayatta da susturulması, yok edilmesi gereken bir kişi olur...

muhatabımızın düşüncelerini, yanlış, mesnetsiz, saçma bulabilir ve bunu da (gerekçelendirerek) söyleyebiliriz. ama tüm dinleri, ideolojileri, görüşleri benimseyen insanların (ezici çoğunluğunun) kendi görüşlerinin (tıpkı bizim gibi) gerçekten doğru olduğunu düşündüğünü hatırlayarak tartışırsak, belki makûl bir tartışma olur.

hem, muhatabımızın tezlerini, karşı tez ve argümanlarla eleştirmekle yetinmek yerine, ona bir de açıktan veya dolaylı olarak gizli art-niyetler, kirli emeller isnat edersek, dışardan bakan (aklı başında) biri için, aslında bizce de kendi argümanlarımızın yetersiz olduğunu göstermiş oluruz...

öyleyse ben de, kimseye açıktan veya dolaylı olarak , gizli art-niyetler isnat etmemeye çalışacağım.






(5) kimsenin eleştirisinin meşruiyetini sorgulamamaya özen göstereceğim

Söz gelimi Atatürk'ün veya Muhammed'in eleştirildiğini düşünün, veya Marx'ın ya da diyelim ki Popper'in, veya da islamın, komünizmin, liberalizmin vs.

şimdi bu eleştiriye iki tarz karşılık verilebilir:
(a) bu eleştirilerinde haksızsın, çünkü...
(b) sen ne hakla böyle bir eleştiride bulunursun, amacın ne, neyin peşindesin vs.

tartışmak (a)'daki gibi cevap vermek bence. (b)'deki tarz 'cevaplar' bir tartışma değil, susturma yöntemi olabilir ancak...

dileyen dilediğini eleştirebilir. ilgi duyar, yanıt vermek istersem, meselâ ben de, ''şu dediğine katılmıyorum, çünkü...'', ''bu tezin yanlış, zira...'' gibi karşılıklar vermeye, ve fakat eleştirinin meşruiyetini sorgulamaya kalkışmamaya özen göstereceğim.





(6) kitleyi, insanları değil, düşünceyi/ideolojiyi eleştirmeye çalışacağım

örneğin ben ''din karşıtıyım'', dolayısıyla İslam karşıtıyım da... fakat müslüman karşıtı değilim. hattâ şu hayatta en çok sevdiğim, güvendiğim, sığındığım insanların çoğu müslüman...

aynı şekilde şahsen komünizm/sosyalizm karşıtıyım da, çünkü serbest piyasanın ve özel mülkiyetin topyekûn kaldırılması, tüm üretim araçlarının kamulaştırılması ile, insanların daha mutlu, daha özgür, daha eşit, daha yüksek standartlı bir yaşama kavuşacaklarını düşünmüyorum... sosyalizm karşıtıyım, fakat sosyalist düşmanı değilim...

neticede herkes kendi dininin veya dinsizliğinin, kendi siyasi görüşünün tüm toplum için en iyisi olduğuna inanıyor... bence bu düşüncelerinin yanlış olması, onlara yönelik şahsen de düşmanca hissetmemi gerektirmemeli... bu tarz önyargılarımızı, haklı veya haksız öfke ve kinimizi tartışmaya yansıtmakla, o tartışmaya herhangi bir katkı veya argüman sunmuş olmayız...

öyleyse, eleştirilerimde, eleştirmek istediğim görüşü, dini, ideolojiyi hedef almaya çalışacağım, o görüşe sahip insanları değil...





(7) tartışmanın kısırdöngüye girdiği yerde, noktalamak için azami gayret göstereceğim

hepimiz çok iyi biliyoruz ki, herhangi bir konuda iki zıt görüşlü insanın tartışmaya başlayıp da, birinin görüşünü değiştirmiş olarak tartışmanın bitmesi, yani meselâ bir tartışmanın neticesinde ateistin müslüman, müslümanın ateist ya da kemalistin liberal, liberalin komünist olarak tartışmadan kalkması neredeyse imkânsız.

özellikle bu gibi ideolojik ağırlığı fazla tartışmalarda, daha başlarken karşı tarafı o tartışma neticesinde ikna edemeyeceğimizi kendimize hatırlatırsak, daha bir rahat olabiliriz diye düşünüyorum.

eğer herhangi bir tartışmada, iki taraf da kendi tezlerini, argümanlarını, karşı argümanlarını, eleştirilerini vs. artık yeterince sundu, açıkladı ve örneklediyse ve artık tartışma her iki taraf için de tekrardan ibaret olmaya başladıysa, bu durumda ''ok, birbirimizi ikna edemedik, yine de güzel bir tartışmaydı, teşekkür ederim'' ya da sadece ''tamam, diyeceğimizi dedik, tekrarlamaktansa noktalayalım'' gibi birşey söyleyip, tartışmayı bitirmek daha hayırlıdır bence... çünkü kısır döngüye girilmesine rağmen devam ettirilen tartışmalarda genelde tansiyonların yükseldiğini ve artık karşılıklı laf sokmalara geçildiğini görüyoruz hep... bunun da kimseye bir katkısı filan olmuyor ki hani...

öyleyse, ben de bundan sonra, herhangi bir tartışma kısır döngüye ve daha önce yazılanların tekrarına dönüştüğünde, kaba kuvvetle devam etmek yerine, muhatabımla en azından uzlaşamadığımız üzerine uzlaşıp bir nokta koymaya daha fazla gayret göstereceğim...

gönül ister ki, bu durumda karşı taraf da ''ok, bence de bitirebiliriz'' gibi birşey söylesin ve gerçekten noktalayalım... ama meselâ ben, ''ikimiz de kendi argümanlarımızı sunduk ve birbirimizi ikna edemedik, o halde tekrar etmektense noktalayabiliriz'' dedikten sonra, muhatabım, yine konuya girip, yine daha önce yirmi defa yazdığını yazıp, yine bir laf sokarak tartışmanın son mesajını yazmak istesede de, buna cevap vermemeye çalışacağım...

Konu ulpian tarafından (17-05-2011 Saat 03:22 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Özlü Sözler ! n4n0_s3c0nD Edebiyat 7 26-02-2011 14:10
Ate-sÖzler placebo Konu-dışı 84 23-11-2010 02:40

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:39 .