Sevgili arkadaşlar,
Klasik Deizm ile ilgili genel tanımları
buradan okuyabilirsiniz. Bu tanımların hepsine katılmamakla, hatta bazılarını mantık dışı bulmakla birlikte kendimi "Deist" olarak tanımlarım.
Mühendis olduğumdan bilimle iç içe yaşadım. Haliyle her olayın bilimsel açıklaması olduğunu düşünürüm. Henüz açıklayamadığımız olaylar varsa bile hiç açıklanamayacağı anlamına gelmez, bilimimizin henüz yetersiz olduğu anlamına gelir bana göre. Açıklayamadığımız her olayı
boşlukların Tanrı'sına bağlamam.
Deizm hakkındaki düşüncelerim kısaca şöyledir :
- Deizm dogmalar içermemelidir.
- Deizm mistik, metafizik ögeler içermemelidir.
- Deizm görüşü bilimsel çizgiler içinde olmalıdır.
- Tanrı, bir varsayımdır, olasılıktır ve bence kuvvetli bir olasılıktır.
- Deist kişi Tanrı kurgularını "bilimsel olabilirliği mümkün olan" varsayımlar üzerine oluşturmalıdır.
Çoğu Teist, Deist, Panteist, Agnostik, Ateist arkadaşla Deizm görüşlerim örtüşmediğinden "Ateist" olduğum şeklinde eleştiri alırım. Bence bir mahzuru olmamakla birlikte (çünkü zaten Ateist gibi yaşarım) kendimi Ateist olarak tanımlamam. Çünkü Tanrı'nın var olma ihtimalini olmamasından daha yüksek olarak görürüm.
Kendimce bu şartlara uygun bir Deist Tanrı modeli oluşturdum. Bu modeli anlatmadan önce Tanrı'nın tanımı üzerinde biraz durmak istiyorum.
Wiki'de Tanrı'nın
İngilizce ve
Türkçe tanımlarına bakılırsa, bu tanımların insanlar tarafından yapılmış olduğu, yaşanılan coğrafyalara, çağa, geleneklere göre Tanrı'yı tanımlayan özelliklerin bölgeselleştiği hemen anlaşılır. İskandinav Tanrı'larının buzla, Ortadoğu Tanrı'larının ateşle ilişkisi buna iyi bir örnektir.
Dinlerin işaret ettiği Tanrı'ları bir kenara bırakacak olursak, Tanrı'yı "yokluğunda bizim de varolmayacağımız garanti olan", bir bilinç, bir güç olarak tanımlayabiliriz, ki; bu tanım bile eksiktir.
Örneğin, big-bang asla kendi kendine oluşamayan bir fenomen ise (
böyledir demiyorum) ve bir bilinç, bir güç bunu gerçekleştirdiyse big-bang sonucunda oluşan evren varoluşunu o güce borçludur. O güç, o evrenin var edicisidir. Yoktan var edicisi olmayabilir ama yine de var edicisidir.
Elbette kafamızdaki Tanrı kavramı dinlerin ve filozofların kurgularından ibarettir ve insanlığın toplam bilgi birikiminde böyle yer etmiştir.
Çoğu dine göre Tanrı kusursuzdur, kudreti sınırsızdır, yoktan var edicidir, ezelden beri vardır, ebediyen var olacaktır.
Gerçekten böyle bir Tanrı var olabilir mi ?
Vacibül-vücud iddiasına göre varlıkların var olması için bir var eden olmalıdır ve bu ilk varlık Tanrı'dır, kendinden başka her varlığı yaratandır, yoktan var edendir.
Vacibül-vücud iddiasının temel dayanağı maddenin yoktan var olamayacağı, böylece maddenin bir yaratanı olması gerektiği, bu yaratıcının da Tanrı olduğu varsayımı üzerine kurulmuştur. Peki, madde yoktan var olmuyorsa Tanrı nasıl yoktan (üstelik bilinçli ve kudretli olarak) var olmuştur ? Tanrı'nın bilinçli ve kudretli olarak yoktan var olma ihtimali ile maddenin bilinçsiz olarak yoktan var olma ihtimali karşılaştırıldığında ilk seçeneği tercih etmek mantık dışıdır.
Haliyle, bence böyle bir Tanrı yoktur. Çünkü Tanrı varken yokluk yoktur, haliyle yoktan yaratma diye birşey yoktur. Demekki madde hep vardı. Tanrı varsa bile maddenin bir ürünü olmalı.
--/--
Benim Deizm görüşüme göre Tanrı modelim, varsayımım kısaca şöyle :
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
- Süper, hiper varlıklar değillerdir, bizler gibi evren yasalarının ürünüdürler.
- İnsanlarla temas etmemişlerdir, etmişlerse bile bu insanın bunu algılayamayacağı bir çağda olmuştur.
- Din, peygamber göndermemişlerdir.
- İnsanları izlemezler, müdahale etmezler, muhtemelen buna güçleri de yetmez.
- Ödül, ceza, kader, cennet, cehennem yoktur.
- Melek, şeytan, cin, peri, huri, öcü yoktur.
Bence varoluş ve zamanın akışı kısaca şöyledir :
- Madde hep vardı.
- Big-bang'den önce de madde vardı.
- Maddenin tabi olduğu yasalarla evrenin yaşama imkan veren her köşesinde abiyogenez ve evrim mekanizmaları çalıştı. Bazılarında yaşam formları yaşama sıkı sıkıya tutundu.
- Bazılarında bilinç kazandı, serpildi, gelişti, aklını kullanmayı öğrendi.
Bizim şimdi yaptığımız, ilerde daha iyisini yapacağımız gibi
- Bunlardan bazıları evreni keşfe çıkacak kadar gelişti.
- Belki kaos halindeki evreni anlamaya, kendince düzen getirmeye çalıştı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerini oluşturmak için kullandı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerinde uyguladı.
- Belki kimi yerlere yaşam ekti (abiyogenez, bencil gen).
- Belki kimi yerlerde yaşama (akıl kazandıran) müdahaleler etti.
Sevgiler