Re: Cenaze Töre(n)leri
Cahiliye döneminde Araplar cenazelerini yıkayıp kefenlerler ve ölü için dua
ederlerdi. Ölünün velisi cenaze tabuta konduktan sonra ayağa kalkar “ Allah’ın rahmeti
senin üzerine olsun” der, yakın akrabasından en büyüğü onun iyiliklerini sayar ve onu
gömerdi. Bundan sonra ölenin mezarının yanına bir deve getirilir, devenin başını
sırtından arkasına veya göğsünden karnına doğru bağlarlar, boynuna bir halka takarlar
ve ölünceye kadar mezarın yanında bırakırlardı Araplar buna Beliyye derlerdi(Çağatay,
1982: 138 ; Günaltay, 1997: 13).
İbni İshak’ın belirttiğine göre; risaletin onuncu yılında Peygamber’in amcası Ebu Talip öldüğü zaman oğlu Ali’ye onu yıkayıp kefenlemesini ve defnetmesini emretmiştir. (İbn İshak, 1981: 223).
Bedir harbinden sonra ölen Ebu Leheb’de üzerine su serpilerek yıkanmış ve gömülmüştür.
(İbn Sa’d, 1989: IV, 74).
Cahiliye adetlerinde ölünün nasıl yıkandığıyla ilgili ayrıntılar bilinmemekle birlikte ölünün soğuk suyla yıkandığı Evfah el-Evdi’in şu şiirinde görülüyor; “Beni yıkayacakları soğuk bir su getirdiler” (İbn Habib, [t.y.] : 320)
Yine cahiliye döneminde bir kimse öldüğü zaman bunun özel bir ilan şekli vardı.
Bir kimse öldüğü zaman içlerinden biri halkın içinde “ filan kişi öldü, cenazesinde hazır
bulunulsun” diye bağırırdı. Buna “Na’y” denilirdi. (Ateş, 1996: 86)
Cahiliye devrinde kocası ölen kadın, bir yıl mağaramsı bir kulübeye kapatılır,
kimseyle temas etmez, yıkanmaz, saçlarını taramaz, tırnaklarını kesmezdi. Hatta bu
devrin Arapları arasında, ölümünden sonra kendisi için bağıra çağıra, iyiliklerinin
sayılarak ağlanmasını vasiyet edenler bile vardı. Böyle yas tutmayı Peygamber yasaklamış, sadece ölenin hatırasına hürmeten yakın akraba için üç gün, koca için de dört ay on gün bir nevi yas tutmayı meşru kılmıstır. Bu konuyla ilgili olarak bir hadiste şöyle yazar:
"Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının kocasından başka bir ölü için üç gün den fazla yas tutması helâl değildir. Ancak kadın, kocasının ölümü halinde dört ay on gün matemini sürdürür" (Zebidi, 1973: IV, 363).
Cahiliye döneminde ölü tabutla mezara götürülürdü. Cenazeye katılanlar normal
elbiselerini değiştirip matem elbisesi giyerlerdi. Cenaze giderken alaya katılanların bir
takım asırılıkları da olurdu. Bazen ridalarını atıp boyundan diz altına kadar uzanan
gömlekle yürürlerdi. Peygamber bu âdeti de yasaklamıstır. (İbni Mace, 1982: I,
476)
Cenaze geçerken alayda olmayanlar ayağa kalkarlar tabutu görünce “İki kere
(hayatta ve ölü iken) kendi ailen içinde olduğun gibi oldun” derlerdi. Böylece onlar
“hayatta nasılsan simdi de öylesin. O zaman iyiysen simdi (ikinci sefer) de iyisin.
Kötüysen kötüsün” demek isterlerdi. Yani burada ölümden sonra iyi olmanın, hayatta iyi
olmaya bağlı olduğu anlatılır. Burada ahiret inancının izleride görülmektedir.
|