Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 08-11-2016, 14:08
Vefik Sami Vefik Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
Standart "Tanrı sizi seviyor" mu?

Dünyada gıpta ettiğim birkaç şeyden birisi; birikimli, entellektüel insanlar. Buna en azından bir yabancı dil -İngilizce veya Arapça - ekleyip, medeni dünyanın insanını tanımayı da ilâve edersem, 'Ballı börek' olurdu. Yaklaşık 2009 yılından bu tarafa, Hristiyan site ve forumları, Türkçe yayın yapan tv kanallarını - Kanalhayat, Sat7 Türk - takip ediyor, Hristiyan inancının kişilerde pratik'e dönüşen yönünü incelemeye çabalıyorum. Gördüğüm bir hayli olumsuzluk var. Misâl; çoğu Pastör-Rahip dürüst değil. Bu güne kadar sorduğum sorulara cevap verip kitap yolayan bir kişi çıktı.

Carlos Madrigal.

Son zamanda o da cevap vermeyi kesti. Bilmiyorum; yoğun işleri nedeniyle mi, yoksa benden 'adam' olmayacağına kanâ'at getirdiği için mi ? Türkçe yayın yapan her iki tv kanalında kamera karşısına çıkan zât-ı muhteremler; ısrarlı biçimde 'Bize yazın' deseler de yazdıklarıma lütfedip de iki satır cevap veren yok. Kanal Hayat'a bir makâle gönderdim; altı aydır cevap verecekler. Aynısından Pastör Turgay Üçal'a da gönderdim; bu vatandaştan da ses-sedâ çıkmadı. Ne var ki; ekranlara çıktıklarında ağızlarındaki iki lâfın biri "Tanrı sizi seviyor" İyi de muhteremler İncil şöyle demiyor mu ?

"«Tanrıyı seviyorum» deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrıyı sevemez." (I.Yuhanna: 1/20)

Eğer sen, Kilisene gelen insanlar dışında kimse ile ilgilenmiyor, birisine iki satır yazı yazmaya eriniyorsan, zâten uhdene verilen sorumluluğu üstlenmiyor, işini yapmıyorsun demektir. Ben ısmarlama sevgiye inanmam. İnsan kardeşi, din kardeşi, komşusu, akrabası vs, meşreb uymuyor ise kimse kimseyi sevmez. Ama; insan işini sevmeli. Sevmeli ki; yapılan o iş nedeniyle diğer insanlara örnek teşkil edilebilsin.

" Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!" (Matta: 5/16)

Bu ilke, MESİH inanırı her insanın boynuna borçtur. Kendilerine "Ruhsal önder" diyen Pastör, Râhip vs için bu emir, eski tâbir ile "şeddeli"dir. Ama; bunlar, "Tanrı sizi seviyor" demekle sorumluluğu üzerlerinden attıklarını zannediyorlar. İşte bu nedenle, yazımın girizgâh kısmında gıpta ettiğim şeylere dikkat çektim. Misâl; ABD'de, İngilterede, Fransada yaşayan Pastör ve Rahipler de bizdekiler gibi idâre-i maslahatçı mı; görüp anlamak isterdim. Birisi çıkıp da hitap ettiği kalabalığa "Tanrı sizi seviyor" dediğinde iki büyük sorun çıkıyor.

1 - Tanrı, tüm mükevvenâtı yaratıp-yönetiyor, her işi mükemmel biçimde çekip çeviriyorken, insana sevgisini hissettirmekte/göstermekte "problem"mi yaşıyor ?

2 - Gerzek miyim ulan ben ? Tanrı inancı noktasında bir ömür harcayıp öğrenmeye çabalarken, bu "sevgi"nin idrâkinde olamamışsam; bir başkası sadece üç kelimeden oluşan kısa bir sözcük ile bunu bana nasıl anlatacak ? Üstelik; Tanrısal ahlak ve ilkeselliğin davranışa dönüşmüş biçimi demek olan iman, objektif biçimde ölçülemezken, henüz bir "imanometre" icad edilememişken, bu zevât "Tanrı sizi seviyor" hitâbına dâir selâhiyeti nereden ve kimden alıyor ?

Kişideki inanç gelişmemiş ve imana dönüşmemişse, Tanrısal ahlak ve ilkesellik yetkisiz ve sorumsuz ağızlarda "Geyik muhabbeti"ne dönüşüyor. Ekonomide "Kötü para iyi parayı kovar" kuralı vardır. İnsanlar değerli parayı harcamaz, yatırım aracı gibi kullanırlar. Piyasada dolaşan ve hep harcanmaya çalışılan "Kötü" paradır. Tanrıya ait değerler de ehil olmayan kişlerin ağzında "servis" edilirken ma'atteessüf; bayağılaşıyor, inanırlığını kaybediyor, kudsiyeti lekeleniyor.

2009 yılından bu tarafa İncil çalışmaktayım. Kendi çapımda tabii. İddialı değilim. Öğrenmeye gayret ediyorum. Beni en çok hayrete düşüren husus ise ikibin küsur yıldır kendilerini Hristiyan olarak tanımlayanların hem MESİH'in öğretisini, hem de Pavlus'un stratejilerini kabul etmiş görünmeleri. Aslında MESİH ile Pavlus Uzay'ın bir ucu ile diğer ucu kadar birbirine uzak. Tamâmen farklı karakterler.

MESİH insanlara şu ilkeyi hatırlatır:

"Dünyanın aldatıcı serveti konusunda güvenilir değilseniz, gerçek serveti size kim emanet eder?" (Luka: 16/11)

Pavlus'un "kurtuluş" nazariyesi ise tamâmen başka havalarda, mecrâlarda...

" İsa'nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın." (Romalılar: 10/9)

MESİH, öğretişlerinin bütününde Tevrat/Yaratılış; 1-27 de vurgulandığı üzere, insanı ilkesel ve ahlâki açıdan "Tanrı benzerliği"ne götürecek yol ve yöntemleri vurgular. İnsanları ahlâklı ve erdemli olmaya özendirir. Her "Rab'bim Mesih'tir" diyenin kürtulamayacağını önemle belirtir ve bunu da "tohum" benzetmesiyle açıklar. Ne var ki; Pavlus'çu "Hristiyan"lara göre "Mesih benim için öldü" demek kâfi...

Halbuki O, ne için dünyada olduğunu hiç bir şüpheye mahâl bırakmayacak ölçüde ve çok net biçimde belirtir.

"Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi." (Luka: 19/10)
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:14 .