kartopu´isimli üyeden Alıntı
Anladığı halde değiştirmek istemeyende vardır. Değiştirmekten korkanda.
|
Bende her ikiside var.
Değiştirmek istemem...
Bilirim ki devrimler kurbanlar ister, hemde hatırı sayılır biçimde insandan kurbanlar isterler, bu daha kuruluş aşaması oysa.
Devrim gerçekleşti...
Bu seferde bu gerçekleşen devrimin korunması gereklidir ki bunun içinde kurbanlar gereklidir, hemde kuruluştan kat be kat daha fazla binlerle, milyonlarla ifade edilen sayılarda.
Zira her şey mükemmel gitmez, arızalar çıkar, çatlak sesler kulaklara gelir, bunlarsa o devrim için tehdittir, bertarafı gereklidir.
Konfüçyus'a devlet başkanlığı teklif edilmiş, başımıza geç bizi idare et demişler, o da daha çiğim pişmedim, bana zaman verin demiş.
Hikayenin çok detayını bilmiyorum ama pişince kabul ettiği söyleniyor.
Konfüçyus, çiğim derken bir ihtimal çevresinde ki o insanların çiğliğini görüp, onların olgunlaşmasını da beklemiş olabilir.
Anlamak denen şey hakikaten çok farklı bir şeydir, Konfüçyus gibi biri hazır değilim derken, bunu nezaketen söyleyebilir, yani siz hazır değilsinize gelir mesele.
Korkmak meseleside, dediğim gibi korkarım, birilerini mazlumluktan kurtarayım derken, diğer taraftan zalimlik elbiseni giymektir ki bu, illaki bulaşır bir şeyler, zalim olmak korkutur beni, çünkü pek çokları da bu meselelerde yok yere ölecektir.
Sonrası vicdanı yastık yapıp, mışıl mışıl uyumak... Bu mümkün değil.
Böyle çok şey olmaktansa, şimdiki gibi hiç bir şey olmamak, bana daha sıcak geliyor.