Burada ne anlatıyorum?
Bir özet gelim ve sondan başlayalım..
Öncelikle dinlerden özgürlüğün ya da dindarla uzlaşanın hatta onu kendi tarafına çekmenin diyelim yolunun (kendi irdelememde) ruh/tin (bilinç) vb .fikrine ya da maneviyat vb ne bir miktar açılma, geçit verme olanak tanıma ve ikincisi mutlaka ve mutlaka evrensel adalet tesisi yani ilahi adaletin evrenleştirilmesi olacağı sonucuna varıyorum.
Diğer durumda çatışan çarpışan iki karşıt yapı olmaya devam ederiz.
Yani tanrısız maneviyat ve tanrısız evrenel ilahi adalet .Arayış bu. Bu verilse kapıyı aralar.
Her defasında ölümü ve ölümden sonrayı soracaklar. Her defasında ilahi adaleti ve her defasında nasıl olupta varolduğumuzu soracaklar ve her defasında ahlak/erdem temelini soracaklar. Eldeki açıklama ve anlatılar onların bilinçleri ile uyumsuz ve edinmeyecekler. Yani neredeyse sonsuz biçimde aynı diyalog ve tartışmalar sürerdi. Yani sadece tartışmacıların isimleri değişirdi.
İlk bölümde ontolojiyle giriyoruz. Varolmamış varlık yani hep varolan ve maddenin bile başlangıç ilkesi ya da temel olmadığı bütünüyle olduğu gibi ezeli sonsuz varoluş fikri
Hepsi bu aslında.
Şu sorular yanıtlanmalıdır ya da bunlara cevap isteyecekler
- Ölüm ve ötesi sonrası ya da varlıkla varoluşla birbirimizle bağımız, bağlantımız
- Tanrı yoksa neden iyi olmamız gerektiği ve adaletin neden gerektiği ve nasıl olacağı
- Tek bir kerelik yaşamda istediğini elde edemediğinde fakir mutsuz olduğunda adaletsizliklere uğradığında neler olacağı
- Etik ve erdemin, ahlakın temeli ve dayanağı.
Bunlara yanıt isteniyor.
Mevcut tanımlı ateizm ve materyalizm kendi bu haliyle monoteizme hizmet ediyor gibi. Dindarların alamayacakları tek düşünce sistemi, en uzak formasyon. Kapıyı kapatmak gibi. Bu yüzden deizm ve arada oluş patlıyor.
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|