Ne olacak bu CHP'nin hali?
Dün akşam Kanal D'de Mehmet Ali Birand'ın yönetiği bir açık oturum vardı. Konu "Ne olacak bu CHP'nin hali?" idi. Toplantıya katılanlar CHP'nin kurmayları idi. Mustafa Özyürek, Onur Öymen, Mehmet Sevigen parti MKYK'sından, ayrıca Berhan Şimşek, Altan Öymen ve Tufan Türenç vardı. CHP kurmayları CHP'nin nerde hata yaptığını tartışacaklar gibi bir manşeti görünce ben de merakla TV'nin karşısına geçip sonuna kadar seyrettim.
Aslında hiç içimde bir özeleştiri, bir nesnel değerlendirme yapılacağına dair his yoktu ama yine de belli mi olur, belki bu sonuç birilerinin aklını başına getirir umuduyla sonuna kadar seyrettim. Daha ilk turda sonuç ortaya çıktı. Kurmayların hiç de öyle bir özeleştiri falan yapmaya niyeti yoktu. Lafı sürekli CHP neden tahminlerin bu kadar altında kaldı sorusundan kaydırıp, neden AKP çok oy aldıya getiriyorlardı. MKYK üyeleri bilindiği gibi seçim sonrasında Baykal'la beraber toplanıp bir değerlendirme yapmışlardı. Bir de bütün MKYK üyeleri topluca istifalarını Baykal'a vermişler, o da geri çevirmişti.
MKYK üyelerinin değerlendirmesinden neden CHP başarısız oldunun cevaplarını sıralayacak olursam şunlardı:
1. AKP, halka rüşvet dağıtmıştı.
2. Medya AKP'yi desteklemişti.
3. AB ve ABD de AKP'yi desteklemişti.
CHP'nin seçim başarısızlığı yoktu aslında ama oylarını artıramamasının nedeni bu yukardaki nedenlerdi, yani dışsal nedenlerdi. Burdan şu sonuç çıkıyordu ki, CHP'nin aslında bir özeleştiri yapmasına pek gerek yoktu. Nedenler kendilerinden kaynaklı değildi.
Tufan Türenç'in CHP'nin programatik ve yapısal değişikliğe ihtiyacı olduğunu söylemesinin ve eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen'in Baykalcıların aslında nasıl bir diktatörlük sistemi kurmuş olduklarını anlatmaya başlaması ile birlikte tablo daha net ortaya çıktı. Mehmet Sevigen ve Mustafa Özyürek tabii böyle bir eleştiriye dayanamazlardı ve Baykalcıların gerçek yüzünü sergilemeye başladılar. Eleştirenler CHP'li değildi yada atılmışlardı, bunlar AKP'nin oyunlarıydı, özellikle Altan Öymen'i nerdeyse konuşturmamaya çalıştılar. Berhan Şimşek ise öyle bir bürokrasi içinde daralmış durumdaydı ki, eleştirmek istiyor ama eleştirirse parti diktatörlüğünün kılıcını ensesine yiyeceğini biliyormuş gibi evirip çeviriyordu. İnsanın içinde acıma duygusu uyandıran bir tabloydu.
Daha önce de yazmıştım. Erdal İnönü döneminde 4 yıl SHP'de çalıştım. Baykalcılar her altı 6 ayda bir olağanüstü kurultay toplarlar ama hep İnönü kazanırdı. Bir kurultay biter bitmez yenisi için imza toplamaya başlarlardı. Kurultaylarda da kavga çıkarır, her şeye itiraz eder, sandalyeleri kırar, mutlaka polisiye sorunlara yol açarlardı. O zamanlar başka partiler SHP'ye kurultay yapmaktan politika yapmaya zaman bulamıyorlar derlerdi. Haksız da değillerdi. CHP açılınca Baykal hırçın ekibiyle CHP'ye çöreklendi. SHP de ona katılınca diktatörlüğünü sağlamlaştırdı. Parti içindeki bütün muhaliflerini bir şekilde temziledi. Şu anda CHP'deki lider diktatörlüğü ancak MHP, SP ve İP ile karşılaştırılabilecek düzeydedir.
Baykalcıların konuşmalarından anladığım kadarıyla benim İttihatçılar dediğim birtakım Kemalist derneklerin militarist ve saldırgan tutumunu benimsemişler. Gerçekte tamamıyla milliyetçi ve militarist olan bu anlayışı biraz sosyal demokrasi baharatıyla süslüyorlar ama kimse bunları ciddiye almayacaktır. Benim önerim Baykal'ın hemen yeni bir ön seçim için çalışmaya başlaması (SHP'de yaptığı gibi) ve MHP, SP ve İP ile birleşip tek parti olarak seçimlere girerek bu ülkeyi AKP'den *kurtarmalarıdır.
Saygılarımla..
|