Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 24-03-2008, 11:27
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

Sayın shopenhaur,
Siz ahlak'ın temelinin din olduğunu mu düşünüyorsunuz?

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 24-03-2008, 14:36
lionking - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
lionking lionking isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Feb 2008
Bulunduğu yer: germany
Mesajlar: 95
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

sayin schopenhauer,,
1964 de istanbulda dogdum,bizim cocukluk yillarimizda banyolar küvetler pek yaygin deyildi,4,,5,,6 yaslari hatirlarimda *annem bizi kapi önünde leyenin icinde yikardi *gelen gecenden o kadar cok utanirdimki *pipimi saklardim..cocuk yasda bir dinimde yokdu veya bundan utanmam gerekdiyini biriside öretmemisdi..
peki sayin schopenhauer?neydi beni böyle utandiran ?nereden geliyordu bu duygu?

Kötüler Tanri,yi kullanir, *Tanri ise iyileri kullanir.
*Giordano Bruno
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 24-03-2008, 14:38
Anyon€ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anyon€ Anyon€ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Dec 2007
Bulunduğu yer: kaf dağı
Mesajlar: 231
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

Bütün söylediklerini yapmama engel olan şey:BEN... ensest ilişkiye gelince iyi de dinine göre zaten ensest ilişkiye çoğaldık bence senin Tanrı da bir sapkınlık var.Olaya oradan başla

*Ayrıca hayatta attığın her adımı Tanrı adına atmak riyakarlıktır,ikiyüzlülüktür,çıkarcılıktır.Bundan haz alan Tanrı egoisttir,megalomandır.Bu özellikler Tanrıyı kalıba sokar,insanlaştırır bu Tanrı sağlıklı kararlar alamaz kararlarında duygusal davranır,dünya yükünü kaldıramaz,aklını çelen insanlar olabilir...

*sevgilerle..

Dinlerden Özgür Olduğunu Sanan;bağımlı dinler üyesi.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 24-03-2008, 16:49
hysteria hysteria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Jan 2007
Mesajlar: 199
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

"Müslüman *niye *ensest *ilişki *yapmaz *çünkü *ayet *gayet *açıktır"

ıyı kı ayet var yoksa ayvayı yemıstık
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 24-03-2008, 17:33
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

Sayın Schopen,

Bu bakış açınızla beni de şok ettiniz.

İslam'ın tüm ahlak değerlerini reddetiğimizi söylemedik. Söylemeyiz de. İslam'da hırsızlık kötü ahlak olarak nitelendiriliyor, biz de öyle niteliyoruz. Bunlar evrensel etik değerlerdir. İslam bunu belirtiyor diye ona tepki koyacak değilim. Çünkü böyle davranarak hayatımı İslam'a göre şekillendirmiş olurum. Olmayan bir Tanrı'nın olmayan bir dinine göre kendimi neden şekillendireyim ? İnsan "hiç"e kin duyar mı ?

Bir insan neden ensest ilişkiye girmez biliyor musunuz ? İçgüdüleri buna engel olur çünkü. Oturup bilimsel açıklamasını yaptırmayın bana, sonra kendiniz sinir oluyorsunuz.

İnsan doğduğunda belirli bir çevresi vardır. Kişi bu toplumun kültürünü benimser. Toplumdan topluma değişen bu değerler ahlak değerleridir de aynı zamanda. Tanrı olsa da olmasa da ahlak vardır. Çünkü insanların birarada yaşamaya ihtiyacı vardır. İki kişinin olduğu yerde medeniyet başlar...

Ahlak ile Din arasında hiçbir ilişki bulunmaz. Sadece din, belirli ahlaki değerlere destek olur o kadar. Destek olduğu ahlaki değerler de sabit olduğu için zaman içinde değişen toplum ahlakına da ayak uyduramaz. Gün gelir bakarsınız toplumun ahlaksızlık saydığını sizin peygamberiniz 9 yaşındaki kız çocuğuna yapmış bulursunuz...

Esas, 7. yy Arap ahlakıyla yaşamaya çalışmak en büyük ahlaksızlıktır !

Saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 24-03-2008, 17:33
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

schopenhauer Diyor ki
Ateizm bir açmazdır, çünkü, adı inançsızlıkta olsa bir sistemi yoktur, bir kuramı, bir nazariyesi yoktur, o yüzden ateistler arasında bile ateizmin tam olarak ne olduğu konusunda bir fikir birliği yoktur.
Ateizm bir ideoloji değildir. İdeolojiler topluma siyasal, hukuksal, ekonomik ve ahlaksal bir sistem sunarlar. Bu bağlamda örneğin Marxiszm bir ideolojidir, Faşizm ideolojidir, Sosyal-demokrasi ideolojidir. İslamcılar itiraz etse de İslam da bir ideolojidir. Çünkü hukuksal, siyasal, ekonomik, ahlaki bir sistem önermektedir. Ancak İslamcılar inançlarını ideolojiüstü bir konuma sokmak ve ilahi bir hava vermek için ideoloji olduklarını kabul etmeye yanaşmazlar.

Ateizmin ise böyle bir derdi yoktur. O sadece bir tanrı-tanımazlıktır. Çeşitli alt dalları ve hemen her soyut kavramda olduğu gibi net tanımlama güçlüğü olsa da ateizm denince insanların aklına gelen tanımlama bellidir ve dinlere, doğa-üstü güçlere, metafiziğe inananmama demek olduğu bilinir. Pratik yaşamda bu tanım yeterlidir.

Ateizm, doğa üstü güçlere ve metafiziğe karşı bir duruştur sadece. Fazlasını zaten iddia etmez. Ancak dinlere karşı sağlam ve sarsıcı eleştirilerinin olması sanırım dindarların karşılarında da kendilerine benzer bir güç bulunduğu sanısını vermektedir. Koskoca bir dinsel, siyasal, hukuksal, ekonomik ve ahlaksal sisteme karşı nasıl olur da sadece bilime dayandığını iddia eden ve "ispat etmek bir şeyin varlığını iddia edenin mükelllefiyetidir" gibi kısıtlı söylemlerle sarsabilmek mümkün olabilmektedir? Ateizm bir sistem, bir ideoloji olmadığı halde dinleri kökünden sarsabilmektedir. Bu durum bir yönüyle bir karıncanın bir fili ısırıklarla yere serebilmesine benzer.

Giyinme meselesine gelirsek

Giyinmenin tarihsel olarak şu nedenleri olmalı:

1) Güneş, yağmur, rüzgar, kar gibi dış doğa etkenlerinden korunmak,

2) Güzel görünmek için çeşitli renkler ve desenlerle bezenmek. Veya vucutsal kusuru örtmek.

3) Cinsel organları örterek karşı cinste uyarılma oranını düşürmek ve böylece toplumsal yaşamdaki cinsellik dışındaki etkinliklerin devamını ve istikrarını sağlamak. Kıskançlıkları azaltmak.

Bizi burada ilgilendiren 3. madde. Tarihsel olarak dünyanın hemen her toplumunda (belki afrikadaki bazı kabileler istisna oluşturabilir) hayvansal bir dürtü olarak cinsellik kısıtlanmaya çalışılmıştır. Bu bazı toplumlarda yüksek bazılarından daha az olabilir ama hemen her toplumda vardır. Bunun en basit uygulama alanı olarak cinsel organlar örtülmüştür. Kızılderililerde de böyledir, Araplarda da böyledir, Çinlilerde ve avruplaılarda da böyledir. Çünkü insanoğlunun kültürel gelişmesinin bu ilk evrelerinde cinsel dürtülerin salt otokontrol ile sağlanabilmesi mümkün değildir. İnsanoğlunun cinsel dürtüleri üzerindeki hakimiyeti ancak çok yüksek bir eğitim ve kültüre sahip olduğu dönemde olabilirdi. Bu eğitim ve kültürün verilmesi çok zor olduğundan sorunu çözmek için giyinmek, örtünmek gerekmiştir.

Cinsel etkinliklerin giyinmek ve diğer bazı önlemlerle kısıtlanmasının pek çok tarihsel nedeni vardır. Bunlar psikolojik ve ekonomik nedenli olabilir. Kıskançlıktan korunmak psikolojik bir neden olabilir. Bunun dışında insanoğlunun tarlayı ekmek, odun kesmek, savaşmak gibi pek çok etkinliğine yeterli zaman ayırabilmesi için eşiyle olan ilişkilerinin belli bir rutine, sadakate dayanması sağlanmaya çalışılmıştır.

Peki günümüz dünyasında konuya nasıl yaklaşmalı? Avrupa ve ABD'de çıplaklar kamplarının olduğunu biliyoruz. Hatta sadece çırılçıplak girilebilen cafe ve barların olduğunu da medyadan öğreniyoruz. Binlerce kişinin çırılçıplak ve erkekli-kadınlı fotoğraf çalışmalarına katıldığını görüyoruz okuyoruz. O halde giyinme eylemi yukarıda saydığım ilk iki maddeyi hariç tutarsak belli bir kültürel tutuma karşılık gelmektedir. Bir toplum kesimi cinsel dürtüleri otokontrole bırakabilecek düzeyde gelişmiş kültüre sahipse çıplaklık meşru olabilir. Bunun şartı o toplumun bireylerinin cinselliğe nasıl baktığıdır.

SONUÇ: Giyinmek ve cinsel bölgeleri örtmek tarihsel olarak tanrısal değil toplumsal ihtiyaçlardan doğmuştur. Bazı dinler sadece bu kuralı sahiplenmiş ve pekiştirmiştir.

Bir ateist için giyinmek, örtünmek her zaman her koşulda uygulanması gereken bir doğmatik kural olmayabilir. 30 yıl evvel bayanları bikinilerle görmek pek çok insanımız için sıradan bir durumdu, günümüzde üstsüzleri görmek en azından ege ve akdeniz sahillerimizde yaşayanlar için sıradan olmaya başladı. Bazı Los Angeles'lıların tam çıplaklığı sıradan bulmalarına da şaşmamak gerekir.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 24-03-2008, 22:26
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

Sözlerimin yerli yerince anlaşılamamasının bana verdiği huzursuzluk hali bana bir sigarayı yaklaşık bir dakika gibi kısa bir süre de içirdi. Bu sitedeki ateistlerin bazıları tam bir laf cambazı. Bakın tam da konuyla alakalı bir fıkra geldi aklıma, hep özgür beyin anlatacak değil ya bir de ben anlatayım.

Ünlü Fransız lider Napolyon bir gün baloda dünyalar güzeli bir kız görür. yanındaki yaverinden kız hakkında bilgi almasını ister. Biraz sonra dönen yaver, bu güzeller güzeli kızın bekar olduğu müjdesini verir çapkın Napolyon'a. Bu sevinçle kurt devlet adamı elinde iki kadeh şampanyayla kızın yanına sokulur ve ona iltifatlar düzmeye başlar. Kız, Napolyon'u ilk görüşte çarpacak kadar güzeldir.

Biraz ötede, yaver, Napolyon ve kızın dans etmelerini beklerken, napolyon'un asık bir yüzle geri döndüğünü görür. hemen sorar, ne oldu, yoksa kız sizi red mi etti. İmparator'un kendini beğenmişlikle büktüğü dudaklarından şu cümleler dökülür:

- Kız görkemli bir şato gibi ışıl ışıl... Ama içi bomboş...

Neyse, biz gelelim mesajlarınıza,

Mesajlar arasında en dikkatimi çeken birbirimizi tanımadığımız halde metafizik varlıkların varlığına kalıbımızı basacak kadar inandığımız, bunu görmek ve hissetmek düzeyinde (bilimsel yani) bildiğimiz sevgili Lionking. Aslında mesajı tezimi çürütmek için verilmiş ama hiç düşünmediğim halde bana güçlü bir koz verdi. Şöyle diyor: *

"1964 de istanbulda dogdum,bizim cocukluk yillarimizda banyolar küvetler pek yaygin deyildi,4,,5,,6 yaslari hatirlarimda *annem bizi kapi önünde leyenin icinde yikardi *gelen gecenden o kadar cok utanirdimki *pipimi saklardim..cocuk yasda bir dinimde yokdu veya bundan utanmam gerekdiyini biriside öretmemisdi.."

İddiamın felsefi temeli hazırdı, somut delil ise dostumdan geldi.

Lionking, reşit olmayan bir çağda neden "pipisini" saklıyordu? Bu cinsel korunma hissinin (iffet) doğuştan geldiğinin en güçlü kanıtı değil midir? O halde doğuştan gelen şeyin sonradan revize edilmesi mümkün değildir. Utanma hissi doğuşumuzla birlikte bize verilmiştir. İster ateist olsun, ister Budist, ister Siyonist… herkeste (eğer sonradan köreltmemişse) bir cinsel utanma hissi vardır. O halde bazı arkadaşlarımızın iddia ettiği gibi olayın perde arkasında olan toplum baskısı, mahalle baskısı, ip baskısı, patates baskısı falan değildir. Olayın içinde bir “doğuştanlık” vardır.

Eğer olay doğuştansa, ve bunu kimse inkar edemiyorsa, o halde bir et yığını olan insan bedeninde, ki maddidir kendisi, manevi ve soyut bir his nasıl varolabilmiştir? Bu kendiliğinden-utanma hissinin kaynağı nedir? “Doğuştanlığın” kaynağı olan Tanrı, bunu Kutsal Kitab’ında belgelememiş midir?

Eğer dersen ki, evet bu doğuştandır, ya diyeceksin ki “evet olmalıymış” ama bir ateist olarak bana doğuştan nasıl oluyor da soyut bir hissin hiç kimse de şaşmamacasına var olduğunu açıklamakla mükellef olacaksın? Sonradan kazanılmış bir durum değil ki, bunu yaşantı ürünleriyle açıklayasın. Tecrübi olmayan bir durum, üstelik ateistlerin yaşamla ilgili biricik inceleme sahası olan maddeyle açıklanamıyorsa, bir ateist bunu neyle açıklar? Ya da “bu doğuştan değil” diyeceksin ama bu seferde herkesin inanıpta senin karşı geldiğin “nesnel” görünen bir gerçeğe karşı gelmek garabetine düşeceksin.

Lionking diyor ki, *pipimi saklardim..cocuk yasda bir dinimde yokdu veya bundan utanmam gerekdiyini biriside öretmemisdi.."

Çocuk yaşta utancından pipisini saklayan biri, üstelik hiçbir dini öğreti de kendisine öğretilmemişse, bunu nerden öğrenmiştir? Bunun tek cevabı insanın doğuştan getirdiği “iffet” hissidir. Çocuğa hiçbir dini/manevi telkinat yapılmadan pipisini saklaması gerektiğini bilmesi açık bir Allah icraatıdır. Çocuğun ruhuna iffet hissi yerleştiren Yaratıcı, arının içine de (materyalistler buna kesinlikle cevap veremezler, her bahsine girerim) hiçbir öğreti yapılmadan bal için gerekli malzemeyi hassas ölçülerde ve farklı çiçeklerden toplamayı da yerleştirmiştir. Aynı arılar, ateistleri çıldırtırcasına, farklı yerlerden başlamalarına rağmen mükemmel altıgenler yaparlar da bu altıgenler dünyanın her tarafında aynıdır. Daha da ilginç olanı, ateistler bu baldan sanki ortada hiç acayip bir durum yokmuşçasına, gafilane yerler. Yerler ama gözleri altıgenlere çarpınca hemen bakışlarını kaçırırlar. Bizim İmhotep’e soracak olursanız, içgüdü diyor. Aramızda kalsın, işbu İmhotep bir de kendiyle bilimsel olduğu için övünç duyar. Bilimselim diyen bir adam bilimle uzaktan-yakından, sağından-solundan, altından-üstünden hiçbir alakası olmayan bir sözcüğü sahiplenir, ve adına da, (harflerden çok ne var, kullan kullanabildiğin kadar) içgüdü der. Dışından bakılınca Napolyon’un dediği gibi “ışıl ışıl” bir sözcüktür, ama dışarıdan ışıl ışıl görünen bu sözcüğün içi yine Napolyon’un dediği gibi bomboştur. Bu sözcük bilime ihanettir. En ufak bilimsel bir temeli yoktur. İçgüdü sözcüğü sadece i -ç -g -ü -d- ü harflerinin yan yana yazılmasından başka bir şey değildir.

Ne dersiniz arkadaşlar çocuğun pipisini saklama ve arıların bal yapma “içgüdüsünü” kim “güdüyor?”

Buyrun dalın mevzuya….


Saygılar

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 24-03-2008, 23:13
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun ilk sahiplendigi kurum ailedir.Tabiki ailenin genislemesi sulaleyi ve giderek,toplumu,milleti -basarabilen icin-dunyayi ve insanligi kapsar.

Bunun hangi duzeye kadar korunacagi ve sahiplenilecegi,insanoglunun bu sahiplige verdigi degerle gelismis ve bilinc kazanmistir.Bugun ailenin temeli bize,dinin temeli ben e dayanir.

Aile anlayisi ve algisi insanlara ben disindaki biz duygusunu insanlar arasi saygi ve sevgiyi ve herturlu yasamin getirdigi sosyal iliskileri gecinim ve uyum temelinde yasatan bir olgudur.

Eger dinlerin kokenleri,aileye onem verselerdi;en azindan ortaya atacagi teoriler ve mistik yanasim ailesel olurdu.Yani-ornek-Tum dinlerin kokenini anlatan ve erkegi ve onun erkeksel ustunlugunu one koyan Adem-Havva acilimina bir esitlik getirirlerdi.

Yani Adem,havva ve iki erkek cocuguyla baslayan insanoglu tarihi ureyebilmesi icinde -yine ornek veriyorum-Mehmet-Ayse ve iki kiz cocuguyla baska bir aileyle tanisir.Iki ailenin iki erkek ve kiz cocuklari evlenir.Boylece insan turetilirdi.

Eger din erkek yapiya ve erkeksel dusunceye sahip olmasaydi ve kadini kendinden ayirmasaydi.O zaman en azindan daha tutarli olur,her yonuyle gercege ve mantiga da uygun olurdu.Neden oyle olmadi dersiniz?

Bugun ateizmin cikisinin ana nedeni,bu erkeksel temelli dini mistik ortaya koyuslarin insan yapi ve dusuncesiyle bagdasmayan yonlerini sorgulamak ve nedenlemek temelinde ve ustelik evrim teorisi karsitliginda bir kokene sahip olmasidir.

Yaptigida dogal olarak tarihsel ve ozel-kendine verilen din acisindan,ki bu bizim acimizdan islamdir-butun bu verileri sorgulamak ve bu verileri aliya sunmaktir.En azindan inananlar"korukorune degil,neye neden inandiklarini bilsinler,algilasinlar,bilinclensinler ve en azindan inanmaya devam edeceklerse,bilincli devam etsinler"diye.

Ateizmin bunu ne kadar basardigi,kendi tabulariyla olaya nasil yanastigi,dinin ben temelini curutup curutemedigi,doga ustu olgulara,soru,cevaplara din temelinde degilde-ki genelde bilimsel,evrimsel-temelde bakip,kendilerine gore cevap verip veremedikleri v.s.ayri bir tartisma konusudur.

Ama en azindan artik insani yonlendiren dogmalarin tutarsizligini ortaya koyma,gozler onune serme amaclidir.

Ateizm,inananlari-birer kisi ve insan olarak-karsiya almak ve kisisel tartismaya inanani inanmamaya ikna etmeyi degil;tamamen din ve dini verilere yonelik dusunce ve davranislari,onlarin koken ve gelisimini ogrenim ve bilme temelinde insanlara sunmak ve onlari dusunceye sevketmek ve inanmanin sorgulanip nedenlenmesini saglamak amaclidir.

Ateizm dusunce ve davranisi,theist dusunce ve davranisini tum ciplakligiyla aciklar,en azindan theizmin verilenler temelinde degil,olmus sekliyle sunumunu saglar.Hem evrimci hemde bilimsel temele olan celiskilerini ortaya koyar.

MESELE ATEIST-THEIST SAVASI VE IKNA TEMELI DEGIL,ATEIZM-THEIZM DUSUNCE VE DAVRANIS FARKLILIGI VE THEIZMIN DESIFRE EDILISIDIR.

BURADA KISILER VE KISISELLIK YOKTUR.


BIRIBIRINE ZIT IKI AYRI DUNYA GORUSU,BAKIS ACISI,YASAM STANDARTI VE HERTURLU YASAMIN GETIRDIGI ILISKILER FARKI VARDIR.

ISTE ATEISM-ATEIST ELIYLE-,THEISTIN VE ONUN THEISMININ ORTAYA KOYAMADIGI BU FARKI ORTAYA KOYMAKTA VE THEIZME BIR ALTERNATIF OLARAK YER ALMAKTADIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 24-03-2008, 23:24
mutluluk35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mutluluk35 mutluluk35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2008
Mesajlar: 208
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

Özdeşimlerle * cinsiyetini fark eden erkek çocuk,, sosyal rol gereği kendisine bir partner arayışına girmiştir. En yakinen bilinen, en yanında olan oral ve anal dönemin haz kaynağı hemen yanı başındadır. Bu annedir. Problem çözülmüştür. Kendisi erkek ve koca, annesi kadın ve eştir. Bu duygusunu ve düşüncesini dile getirdiğinde veya hissettirdiğinde şiddetli bir tepki ile karşılaşır; anne ona yasaktır ve eş olamaz. Bu yasak medeniyetin oluşması için gerekli olan ensest *yasağıdır. Anne, babanındır, eş olarak baba ona sahiptir. Anne de babanın kontrolündedir. Anne çocuğa eş olamaz, bu hem baba tarafından hem anne tarafından hem de toplum tarafından ağır cezalandırılması gereken büyük bir yasaktır. Çocuk bu yasağı kabullenmez ve isyan eder. Anneye sahip olmak ister. Anneye sahip olmanın yolu ya babayı ortadan kaldırmak ya da baba kadar veya ondan daha güçlü olmaktır. Babayı ortadan kaldırmak kolaydır, babanın ölümünü istemek onun ortadan kaldırılması için yeterlidir. Çünkü zihni seviye henüz bu düzeyde olup düşünme ile eylem, hayal ile gerçek henüz ayrışmamış olup eş değerdedir. Babayı düşüncede yok eden çocuk ihtiyaç duyduğunda da babayı her an çağırabilir. Bu da id'den gelen mantıksızlıktan oluşmaktadır. Çocuk babayı zihnen öldürmesine rağmen her an babanın varoluşunu anlamlandıramamakta, onun varlığını yok edememektedir. Babayı reel olarak alt etmenin yolu baba kadar güçlü olmaktır. Babayı özdeşim ve introjeksiyon yoluyla içselleştiren ve taklit eden çocuk, baba kadar güçlü ve saygın olduğuna inanır. Zaman zaman da baba ile test yaparak bu gücünü sınar. Babanın boyuyla kendi boyunu ölçer, baba ile güreş tutar. Ne zaman ki babasının boyuna ulaşacağını hep sorar olur, işte o an hesaplaşma günüdür. Baba ile güreşen çocuk babanın zaman zaman yenilmesi karşısında mağrur bir komutan edasındadır. Artık anneye giden engeller bu güç sayesinde yok edilebilir. Tam bu esnada süperegonun ağır baskısı, bu düşünceyi eyleme vurmanın sıkıntısını çocuğun ruhuna yükler. Çocuk babayı taklit ederken, babanın ayakkabısını giyerek ceketini takarak kravatını boynuna geçirerek, fötr şapkasını takarak babalaşır ve sanki anneye şöyle mesaj verir: "Anne bak beğendiğin baba benim, ben babamla aynıyım beni tercih edebilirsin." Ama anneden beklediği cevabı alamaz. Çocuğa göre anne, babanın baskısı karşısında gerçekleri itiraf edemeyen ve kurtarılmayı bekleyen bir melektir. Hele ilk sahne bir şekilde yakalanmışsa, babanın anneyi boğduğu ve yok ettiği düşüncesi dahi çocukta yer edebilir. Bu duygu babanın ne kadar zalim ve gaddar olduğu çağrışımlarını güçlendirirken, annenin de bu zalimden kurtarılması için bekleyen mağdur ve mazlum bir yapıyı temsil *ettiği duygusunu çocuğun ruhunda şekillendirir.
Bu dönemin düşünce yapısına şöyle bir göz atacak olursak üç dört yaşlarında ki bir çocukta; a- Düşündüğüm herkes tarafından fark ediliyor ve biliniyor, b- Düşünce ile eylem birbirinin aynıdır, c- Düşündüysem bunu yapmışım demektir, d- Yaptıysam sorumluyum demektir ve kötü bir şey yaptıysam mutlaka cezalandırılacağım, şeklinde bir dizi akıl yürütme devrededir.
Tüm bunların yanında ego tamamen olaylara hâkim olup, mantıksal zinciri kuramadığı için primer düşünce süreci dediğimiz süreç çocukta yer yer hâkimiyetini sürdürmektedir. Zıtlar aynı anda bulunabilmektedir. Ölüm ve canlılık yan yana durabilmektedir. Sevgi ve öfke birlikte var olabilmektedir. Hayal ile gerçek iç içedir. Tasarımlar ile dış dünya, zaman zaman karışmaktadır. Beklentiler ile gerçeklik birbirine girebilmektedir. Tüm bunların cereyan ettiği bir ortamda, erkek çocuk babayla özdeşim yapıp, babanın kendisine sağlıklı bir model olması yoluyla bu süreci tamamlarken annesinden vazgeçmeyi kabul eder. Partner arayışını başka alanlara kaydırır. Bu sağlıklı gelişimin belirtisidir. Burada baba ile rekabet duygusu ve bir sevgi objesine ulaşma gerçeği vardır. Burada üçlü bir ilişki kurulmuştur. Bir sevgi objesine ulaşmak için onu engelleyen faktörlerle mücadele etmek gibi bir zorunluluk vardır. Bundan sonra hayat hep bu şekilde devam edecektir.
Ayrıca *burada baba *hem korkulan hem hayranlık uyandıran; hem de onun gibi olmak için özlem çekilen bir odaktır. (Tıpkı *Tanrı *gibi).Anne ise her zaman olduğu gibi hazzın, sevginin, ilginin ilk prototipi ve süregelen temel nesnesidir. Cennetin kaynağıdır. Çocuk otoriteyi aşarak sevgi kaynağı olan anneye ulaşmak durumundadır. Ruhu iki kutuplu çalışacaktır. Bir taraftan güç ve otoriteyi aşma mecburiyeti, diğer taraftan sevgi objesine ulaşma özlemi. Haz veren bütün kaynaklar sevgi temel objesi olan annenin türevi olarak karşımıza çıkarken, güç ve otorite olarak bildiğimiz tüm odaklar da babanın türevleri olacaktır.Saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 24-03-2008, 23:29
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ateistik Çıkmaz...

İddiamın felsefi temeli hazırdı, somut delil ise dostumdan geldi.

Lionking, reşit olmayan bir çağda neden "pipisini" saklıyordu?
Özelden yola çıkarak genelleme yapabilmek için başka bir deyimle tümevarım uygulayabilmek için özel tecrübelerin istatistiksel olarak anlamlı olması gerekir. Sizin tümevarımınız için kullandığınız sadece lionking örneğiniz mevcut. Siz eğer lionking'in anlattığı (üstelik kendinizin gözlemleyemediği) bir öyküden yola çıkıp böyle bir sonuca varan çalışmanızı her hangi bir üniversitedeki profesörünüze *işte bu benim tezim diyerek verseydiniz emin olunuz ki hoca sizi kovardı.

Tek bir örnekten yola çıkmanız bir handikap olmakla birlikte o tek örnekte öyküyü size anlatanın eksiksiz anlattığına emin olabilmeniz bile mümkün olamaz. Lionking yaklaşık 40 yıl önesini anlatmaya çalışmaktadır ve doğru hatırladığına nasıl emin olabiliriz?

Üniversite yıllarımda arkadaşlarımla bir hafta süreyle Gümüldür taraflarında çadır kampı yapmaya karar vermiştik. Kamp yerimizde başka çadırlar vardı ve birisinde avrupalı bir aile kalıyordu. 6-7 yaş civarlarında bir erkek bir de kız çocukları vardı ve zaman zaman bizlerinde görebileceği şekilde ve çırılçıplak biribirilerini koşturuyor ve oynuyorlardı. Bu durumlarından utanma duygusu hissetttiklerine dair hiç bir emare de yoktu. Benim bu örneğim de sizin çıkış noktasına tezat oluşturacak bir örnek. Sağlam bir iddia için buna benzer çok sayıda gözlemi ele almamız gerekir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:52 .