Sevgili schopenhauer
Eğer yazına o giriş paragrafı ile girmemiş olsa idin bu haliyle daha ciddi olurdu. Neden çünkü giriş paragrafındaki ciddiyet ile sonuç bölümünde ulaşmak istediğin sonuç arasında ciddiyetten ciddiyetsizliğe doğru bir süreç var. O halde ilk paragrafını ciddiye almamak gerekiyor diye düşünüyorum.
Gelişme bölümünü ise ele aldım ve söylediğim çok basit, insan yer içer ve sıçar. Sen bunu yapıyorsan bilki ateist olanda başka dine mensup olanda yapar. O halde sende bir ateist olmalısın yada en azından bunları yapabilmen için ayete ihtiyacın vardır, eğer bu ayet islamiyetde yok ise o halde sen bunları yapamıyor olmalısın ama yapıyorsan demek ki müslüman değilsin(bu senin yöntemindir, gördüğün gibi her türlü kullanılabilir ve bu yönteme demagojik yöntem denir, politik bir yöntemdir herkes başvurabilir yinede her başvurduğumuzda bu yönde karşı cevapda tamamen doğal bir hal alır, bu bir silahtır ve biliyorsunki savaşlar silahlarla yapılır(buda politiktir))... Buradaki ironiyi anlayamadı isen gelişme bölümünüde ciddiye almak yersiz ve bir o kadar anlamsız olurdu.
Gelelim alevilik-ateistlik meselesine. Bilmediğin temel şey, alevilik gibi mezhepsel yada toplumsal aidiyetlerin POLİTİK oldukları ve yine bununla birlikte çağdaş yada değil, geri yada ileri, iyi yada kötü her ne olusa olsun sosyal kurumlar olduğudur. Kime göre iyi yada kötü böyle bir durum dahi sözkonusu iken temelde asıl biçim sosyal kurum olmasıdır. Bunu bilmiyor isen ne diyebilirim ki? Düşün hele bir, çok basit bir örnek vereceğim *adam müslüman ama ne işse fenerbahçeli olabiliyor? Allah fenerbahçeli olun diye bir ayet gönderdi mi? Olmayın diye bir ayet gönderdi mi ? E Allah olun yada olmayın demediği halde bunu dese dese kim demiş olabilir, yada kimin vesvesesi olabilir ? Neyse;
Aleviliği salt dini bir temsil! değil toplumsal bir kurum ve ayrıca politik bir kurum olarakda görmen gerekir. En doğrusu ise alevilik gibi sünnilik, mezhepler vs bunların tümü feodal toplumsal, sosyal,politik kurumlardır. Günümüz dünyasının değil geçmiş dünya toplum yapısının sosyal kurumlarıdır(politik örgüsüdür). Ancak bu kurumlar toplumsal anlamda üstyapı kurumlarıdır ve feodal bir dünya kalmamış ise bile, üstyapısal kurumlar uzun yüzyıllar varlığını sürdürürler. Toplumsal bir kategori olarak kurumsallığını devam ettirirken gelenek halinede gelirler. Bu bahisle bir kişi alevi toplumunun içinde ve kendsini o toplumsal-sosyal-politik yapı dahilinde yada oradan gelme olarak ifade ederken diğer taraftanda ateist olabilir. Birisi toplumsal olarak mensubiyet bildirimi diğeri ise dinsel(kişi görüşü) kategordiye göre bir ifadedir. *Ateizm dini bir kategori değildir, toplumsal bir kategori yada kurum da değildir, bu bir düşünce biçimidir, bir düşünüş bir dünya görüşü, bir bakış açısıdır hatta özünde felsefe gözlemde bilimseldir... Doğrusu ben bana sorana insan diyorum ancak kişi kimlerdensin diye dayatınca, SOSYAL bir aidiyetlik hisseder yada zorlanırsam ailevi(toplumsal) gelenek ve sosyal kurum açısından oradan geliyorum ancak ben insanım diyorum. Herkes bunu demek zorunda mı değil elbette ne ben böyle söyleyerek senin söylediklerini çürütmüş olurum nede sen aksini söyleyerek bir görüşü çürütmüş olabilirsin. Bunlar elma ile armuttur...
Ateist tanrıyı RET etmez schopenhauer. Sen uyanık bir şekilde giriş yapıyorsun, yazsana şunun doğrusunu ateist tanrıyı inkar eder diye ?! Nede olsa aynı kapının malları bunlar değil mi?
Ateist tanrıyı ne ret eder nede inkar eder ancak teist görüş karşıt görüşü ifade ederken kendi tanrısının ret edildiği noktasından bir tanım getirebilir. Bu durumda tanrının retti özünde ateist görüşte yoktur ve aslında olmasıda anlamsızdır, buradaki ret ediş, teistin tanrısının, karşıt tarafca kabul edilmediği yönündeki tanımlayışında ortaya çıkar. Buradaki tanrı teist savdan başka bir şey olmadığı gibi karşıtlık tanrıya değil teiste yani onun görüş ve savlarına doğru şekillenir. Bu karşıtlık ne kişisel, nede bir grup çıkarı olarak değil, öz itibariyle bir fikir, görüş, doğal olarak ele alınmalıdır.
Her iddia ancak karşıt iddiası ile var olabilir. Bu durumda tanrıya var demek bir iddia iken bu iddanın çerçevesinde(öznelitede) yok demek de bir karşı iddia-savdır. Burada muhatap TANRI değil teist görüştür, ret edilende teist görüştür-ki kabul edilmak zorunda değildir, o yücelerden yüce bir tanrı YAPTIRIMININ arkasına sığınıyor olsa bile- ve ancak ret ediş bir
karşıt iddia(yok) ile mümkün olabilir. *Burada önemli olan neyin var yada yok olduğu değil iddia edilenin ne olduğu, karşı çıkılanın yada en doğrusu KABUL edilmeyenin ne olduğudur.
Öznel söylemde Var bir
iddiadır ve doğal olarak her iddia KABUL GÖRME kaygısı taşır. Bu sebeple iddia edilir, görüşe dönüşür. Bu kaygı kendisini kabul ettirmek yada en azından içeriğe ve kurguya göre dayatmak olarak şekil aldığında
kendi karşıtınıda yaratır.(demek ki tanrıyı ret konusundaki yaklaşımımda anlamsal bir taraf varmış) Hatta ve aslında aynı anda ve birlikte var olabilirler. Tanrı(iddia) yokluktan ve yine varlıktan, her ikisinin birlikte ele alınıp cevaplar aranmasından varedilmiştir. Bu bir cevap biçimidir ancak kurgudaki kahraman(tanrı) öznel iken, gerekçelendirmeler nesnel üzerinden yapılmıştır. Bu tanrıyı nesnel yapmadığı gibi onu varda kılamaz. Öznel yargı bu biçimdedir. Yokluğun düşünülüşü ve varlığın sorgulanışı ? Buna verilen yanıtlar kısaca savlar ve savlar ardınca bir yığın kurgu, dayatım, insanın insanı gütmesinin en temel gereksinimi olarak en iyi işlev gören bir araç(din)... Mesala diyebilirsin ki hayır siz ateistler gökyüzünü incelerken nasılını, niçinini anlayabilmek için yine yağmur olgusunu inceliyorsunuz oysa bu boş bir uğraştır çünkü o yağmuru sadece Zeus yağdırmaktadır. Bunun bir çok nedeni olabilir doğrusu en iyisini Zeus bilir belki bize ödül yada rızk dağıtmaktadır! Ateist ise sırf teist öyle söyledi diye değil, YÖNTEMİ doğal olduğu ve ardınca herhangi metafizik bir keyfiyet(irade) var deyip, nedeni yine bir keyfiyet(rızk dağıtmak) olarak ifade edemez, sırf buna karşı olmak içinde yola çıkmaz, aksine ardında metafizik bir şey olamaz bu doğal bir süreç ve yine doğada, gözlemleyerek nedenine erişebiliriz der. Ama bu metodudur amacı değil! Sonra teist olarak HAYIR yıldırımlarıda Zeus gönderir dersin, insanları bununla korkutmaya çalışılırsın hatta bire yığın doğal afetle, bu afetleri tehdit olarak işlerken karşılığında kendi görüşüne biat etmlerini yada inanmlarını dayatırsın(silahları kuşanır, aletlerini kullanırsın, işte politiklik bu). Ateist ise doğal olarak gördüğü için yine doğal olanı gözlemlemek amacındadır bunu öğrenmek ve anlamak için yapar, sırf teist öyle söylüyor gideyimde karşı olayım diye değil. İnanmıyormusun Yılıdırımları Zeus'un gönderdiğine o halde RAD suresini okumalısın(örnekti tartışmak gayesi yok, mecazla mücazla uğraşmayalım şimdi, politik bir aracı oturup aylarca tartışmayalım : )
Var bir iddiadır dolayısıyla yok ile birlikte varolabilir. Burada var söylemi özneldir ve dolayısıyla kendi karşıtınıda öznel alanda yaratır, buna MUHTAÇTIR!.
Neyse aslında çok basit bir iki kelime ile ifade edilebilirdi yinede bana göre salt sloganik olmaktan öteye gidmeyen şeyler bir ifade biçimi olmak yerine, tarafını belli etmekden daha derin anlam taşımazlar. Daha geniş ve etraflıca konu buradan ilerleyebilir, dahada detaya girilebilir, dahada sıkıcı olmadan -ki vaktimde yok- burada kesiyorum. *ateist için tanrı hiç bir zaman referans değildir. Bu referans
teist bir referanstır ve özünde ateist için tanrının yokluğu kadar varlığınında bağlayıcılığı yoktur, onu bağlayan teist görüş ve iddiaları ve buradan hareketle sunduğu dayatım yada bilinçtir. Bunun dışında a-tesit yöntem yağmuru incelerken tanrıyı bu işe katmamıştır o gözlemlerinde gözlemlenen şey ile ilgilenmiştir.
Referans demişken Ateist görüşün tanımı dahi bu gün ülkemizde TEİST tanımdır. Bir çok kişi varolanın ve aşılanan teist tanımlar olması nedeniyle tanrıya inanmasa bile ateizmi tanrıyı ret ediyor olmak olarak görebilir. Hatta kimileride tanrıya kafa tutarlar

Ancak dediğim gibi tanımlarda önemli olan
referans noktalarıdır ve ateizmin tanımı bu gün teist tanımdır ve insanlar bu teist tanımlar ve şırınga edilen bilincin dışına çıktıkça hem evrenseli yakalamaya olan yakınlaşma ama hemde daha geniş açıdan bakışın hazzına ulaşırlar. Bu bir süreçtir... Ateist tanrı tanımaz, tanrı ret eder olarak tanımlanır. Oysa bu tanım doğru değildir. Bu tanım teist tarafından hareketle yapılmış bir tanımdır, buna göre teist as, ateist ötekidir ve referans teiste göre ve onun tanrısına! göre alınmıştır. Seninle aramızda tam orta yerde bir rakı

kadehi durmaktadır. Benim sırtım güneye bakıyor, senin sırtın ise kuzeye. Bu durumda bana göre kadeh kuzeydedir. Sana göre nerededir bay schopen?! Daha detaya evrensele varmak istersen cevap vereyim kadeh ne kuzeyde nede güneyde değildir, o halde neden salt seni referans alayım ?