
22-04-2008, 11:56
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: Köşe kapmaca..
Cumhuriyet 22.04.2008
MED CEZİR
MEHMET FARAÇ
Türksen Eğer Kâfirle Çatış!..
301 tartışmaları gündemi meşgul ederken dünkü Akşam ve Taraf gazetelerinde Türklükle ilgili kafa karıştıracak iki ilginç röportaj vardı. Solculuktan İslamcılığa dönen İsmet Özel, Akşam'dan Nagehan Alçı 'nın sorularını yanıtlarken konu inanç ve Türklüğe gelmiş. Özel, "Uzlaşmayı seçiyorsan Türklüğü reddediyorsun" başlıklı röportajda, "İnanmayan, ateist bir Türk, Türk olmaz mı" sorusuna şu yanıtı vermiş:
"Türklüğe ait olmak kolay mı? Ateist bir Türk 'Artık ben böyle bir yol seçtim' diyerek yaşar. Kayıtlarda ne olarak yer alacak? Kendini nasıl bir çerçeveye koyduğunu kendisinin düşünmesi lazım. Ancak ben şunu sorarım: Nereden belli Türk olduğun?" Alçı da bu soruyu merak etmiş. İşte Özel'in yanıtı: "Kâfirle çatışmayı göze almasından!"
Cumhuriyet karşıtı her şeyden Taraf olan gazetede ise Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Çiğdem, Neşe Düzel' in sorularını yanıtlamıştı. Taraf bu röportaja, "Türk kimliği diye bir şey yok" başlığını atmıştı. Bu başlık için, Çiğdem'in, "Türkler için Türk kimliği nedir" sorusuna verdiği şu yanıttan yola çıkılmıştı:
"Türk kimliği diye bir şey yoktur aslında. Türk kimliği denildiğinde, bu kimliğin içeriği boştur. İçeriksiz bir şeydir bu. Sadece Osmanlı'yı ve İslamiyet'i koyabilirsiniz bu kimliğin içine. Zaten biz İslami kimlik, Türk kimliği gibi kavramları bizim için işlevsel olduğunda benimseriz. Biz kavramlarla, sembollerle, hayallerle bir menfaat ilişkisi kurarız."
Röportajlara bakılırsa insanlar Türklüklerini belli etmek için ya tıpkı Malatya'da olduğu gibi Hıristiyanları kesmek zorunda kalacak ya da menfaat ilişkisine girecek! Çelişkilerle dolu iki röportajda anlatılanlara göre ülkemiz yıllardır "belirsiz" ve "boş" konularla uğraşıyor! Yani Türkiye 301'i boşuna tartışıyor?
Malum medya, AKP maziye karışacakken acaba peşine CHP'yi de takabilir miyiz hevesine kapılmış! Star gazetesi ile Zaman'ın, CHP'nin Anayasa Mahkemesi'nde dosyası olduğuna ilişkin haberi aynı gün manşetlerine çıkarması dikkat çekici bir rastlantıydı!.. AKP kalemşorleri milleti bir kilo pirince mahkûm eden zihniyeti bırakmış CHP'ye saldırıyor. Hele Vakit adlı birtanesi var ki, (altta) her zamanki saldırganlığıyla, Baykal ve Altı Oku Türkiye'nin üzerine çöreklenmiş bir böceğe benzetme gafletine düşebilmiş!.. Türkiye'de kim örümcek kafalı herkes biliyor!..
'Reziller, Hainler' ve İslam!
Bağnaz basındaki kaypaklığı İdris Arslan anlatmış. Peki ya İslamcı geçinen kesimde neler oluyor? Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi pazar günkü yazısına "Birtakım reziller ve hâinler İslâmî hareketi ve hizmetleri nasıl dejenere ettiler?" başlığını atmış ve "Müslüman burjuvazisi ne demektir?" sorusunu yöneltmişti. Eygi, "Ahlak, bilgi, kültür, karakter ve erdem" gibi yok edilen kavramları sıraladıktan sonra şunları yazmıştı:
"Son yirmi beş yılda Müslümanlar sıfatlarını saydığım bir İslâm burjuvazisi sınıfı meydana getiremedi. İslâmî kesimin içine birtakım bozuk tohumlar karıştı. Rantçılar, nemacılar, ahlâksızlar, hırsızlar, rüşvetçiler, haram yiyiciler, dolandırıcılar İslâm davasını kendi şahsî emelleri ve menfaatleri uğrunda istismar ettiler. İslâmî kesimde, 100 milyarlarca dolara varan haram, kara, kirli servetler oluştu. İslâmcı görünen birtakım habisler ihalelere fesat karıştırdı. Makamlar, ehil olmayanlara verildi. Oğullar, kızlar, damatlar askerlik arkadaşları ihya edildi. Basiretsizlikleri yüzünden ülkeyi, halkı, içi ateşle dolu bir uçurumun kenarına getirdiler."
Eygi'nin haykırışı ve isyanı Üsküdar'dan Ankara'ya, Eskişehir'den Atlantik ötesine ulaşmış mıdır acaba? Eminim kulak çınlaması ilahi bir koro oluşturmuştur!
"S iz, hedefi Müslümanları Hıristiyanlaştırmak olarak Papa tarafından açıklanan dinlerarası diyalog çetesine robot gibi hizmet ederken çoğu birbirini tanımayan, milli endişeleri aynı olan 20 Türk aydınının Atillâ İlhan' ın talebiyle 20 kitap yazması ve milli direnç psikolojisi geliştirmesinden niçin bu kadar rahatsız oldunuz?"
Arslan Bulut, Yeniçağ
"İ ktidara yağ yapıp, etliye sütlüye karışmayıp, uslu uslu otursaydı AKP'liler onu başlarında taşırlardı. O da elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan küpünü doldururdu. Türkiye'de onurlu yaşamak zordur. Ödenmesi gereken faturaları vardır. Kamer Genç de bunu ödüyor işte."
Tufan Türenç, Hürriyet
"Albaylar Cuntası'nın darbesinden kırk bir yıl sonra geçmişe şöyle bir bakmak Yunanistan'ın neden İnsani Kalkınma Endeksi'nde 24. sırada, bizim de neden 82. sırada bulunduğumuzu çok açık biçimde anlatmakta. Orada hukuk ve demokrasi var, bizde de yok çünkü."
Mehmet Altan, Star
"A nayasa Mahkemesi 367 kararını alırken tam bağımsız mı davrandı, yoksa dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Yener Karahanoğlu ' nun 'Darbe olur' tehdidi ile hizaya mı geldi? Orta yerde kocaman 27 Nisan e-bildirisi dururken bunu tartışmak abesle iştigal değil mi?"
Nazlı Ilıcak, Sabah
"K örfez ülkelerindeki fonların küresel ekonomideki ağırlığı arttıkça dünya onları yakından tanımaya çalışıyor; ancak bizdeki ulusalcı-laikçi cephe körfez sermayesine 'Arap aşkı' veya 'yeşil sermaye' falan diye çamur atmayı sürdürüyor."
Tamer Korkmaz, Yeni Şafak
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

22-04-2008, 12:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: Köşe kapmaca..
Cumhuriyet 22.04.2008 Deniz Som
Bahai
UZMANLARIN tartışması gereken Fethullah Müslüman mı başlıklı kitaptan söz etmiştik; ortalık birbirine girdi.
Fethullah Gülen adındaki emekli vaize yakınlığı ile bilinen bir kaynakta hazırlanarak malum yayın organlarına servis yapıldığı belli haberde, söz konusu kitabın yargılanıp, yazarının emekli vaize tazminat ödemeye mahkûm edildiği yazıldı. Malum çevrelerin haberinde şu ifade dikkat çekiciydi:
Mahkeme, iddiaların araştırılması için Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatına yazı yazarak, Fethullah Gülen’in gizli soruşturmalarda Bahai olup olmadığı, dinler arası diyalog adı altında Tevrat ittifakını yaratma çabası içinde olup olmadığı yönündeki bilgileri ve Bahai dini ve bu dine mensup kişilerle ilişkileri konusunda bilgi ve belgeleri istedi. Her üç kurum da Bahai inancıyla ya da dinler arası diyalog adı altında Tevrat ittifakını yaratma çabası içinde olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı yönünde cevap verdi.
Jandarma, Emniyet ve MİT ten sonra artık başka uzmana gerek kalmamış diyorduk ki, bu kez de Türkiye Bahailer Milli Ruhani Mahfili Dış İlişkiler Temsilciliği Direktörü Prof. Dr. Cüneyt Can dan açıklama geldi: Ankara Emniyet Müdürlüğü nün 1999 yılında yayınlanan bir raporu üzerine yazılı bir açıklama yapmış ve Bahai Toplumu nun Fethullah Gülen ve Nur Cemaati ile hiçbir ortak yanı, organik bağı, ortak bir eylem veya söylemi olmadığını açık bir biçimde belirtmiş bulunmaktayız. Daha sonraları da, yine bu kitabı kaynak gösteren değişik gazete ve internet yazılarına gerekli açıklama ve tekzipler gönderilmiştir. Bu yazılar ilgili makamlarla da ayrıca paylaşılmıştır. Kitaptaki en vahim ve asılsız iddia Fethullah Gülen in, Bahai Toplumu nun gizli lideri olduğudur. Bahai Toplumu nun kendine has ve ruhban sınıfı içermeyen yönetim yapısı artık herkes tarafından bilinmektedir. Bahai dininde gizli veya açık bir liderlik makamı bulunmamaktadır. Bahai Toplumu nun ruhani ve idari işleri, adaysız ve propagandasız seçimlerle belirlenen yerel, ulusal ve uluslararası kurumlar tarafından yönetilir. Dolayısıyla, Fethullah Gülen in, kendi çıkarları için ABD tarafından atanan Bahai Lideri olması kadar asılsız bir iddia olamaz.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * ********* * * * * * * * * * * * * * * * * **********
Kutlu Doğum Haftası üçkağıtçılığı
AKP iktidarı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı na denk getirilen Kutlu Doğum Haftası nı bu yıl lütfedip ulusal bayramdan üç gün önceye çektiler! Ortada yine de büyük bir üçkağıtçılık olduğunu Metin Tahir şöyle anlatıyor:
Biliyorsunuz, peygamberimizin doğum tarihi Mevlit Kandili olarak kutlanır. Son yıllarda bunu, Kutlu Doğum Haftası olarak kutlamaya başladılar. Arabi takvim her yıl 10 gün öne alındığından, Mevlit Kandili nin miladi takvim günü de her yıl değişir.
Arabi takvim, miladi takvime nazaran devamlı değiştiğine göre, peygamberimizin doğum haftasını ya değişken olarak Mevlit Kandili ile beraber kutlamak veya sabitleştirmek isteniyorsa, o zaman da doğum yılındaki gerçek miladi tarihinde kutlamak gerekir.
Peygamberimizin gerçek doğum tarihini, miladi olarak, ulama nın bilmemesi mümkün değildir. Ama onlar bunu ilan edemiyorlarsa ben peygamberimizin doğum ve vefat tarihlerini miladi olarak biliyorum ve bilmeyenlere de bildiriyorum: Peygamberimiz miladi takvime göre 28 Mart 571 de doğmuş ve 8 Haziran 632 de vefat etmişlerdir. Kutlu Doğum Haftası, Mevlit Kandili ile birlikte değişken olarak kutlanmayacaksa, her yıl düzenli olarak 28 Mart ta kutlanmalıdır.
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

22-04-2008, 14:23
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
|
|
Re: Köşe kapmaca..
''Türkler sopa zoruyla Müslüman oldu''
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...&Newsid=174458
Defile mi, ibadet mi
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...7&Categoryid=1
''Allah'ın istediği standartlarda'' yönetim istiyor
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...&Newsid=174430
'Kutlu Doğum Haftasına yakışan bir derbi olsun'
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...&Newsid=174406
Nihat Hoca izdihamı
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...9&Categoryid=1
Sapık tarikatın Türkiye bağlantısı
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...&Categoryid=30
Olay film Konya’da da öğrencilere gösterildi
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...9&Categoryid=1
********************************
Mine Kırıkkanat, Vatan, 22.04.2008..
Sex and the society *
İyi ki Türk basını var da, Fransa’daki “toplum” haberlerinin üstü kapalı geçilen kök gerçeğini öğrenebiliyoruz!
Fransız basını, olayı “Kültür Bakanlığı’nın üst düzey bir memuru, özel televizyon kanalı TF1’in uluslararası müdürü Patrick Binet’nin evinde ölü bulundu. Maktulün tecavüz hapı olarak bilinen sentetik uyuşturucu GHB aldığı belirlendi,” diye vermişti.
Arif olan anlardı, tabii. Ama bizdeki ariflere mi, tariflere mi pek güvenmeyen Türk basını, cinsel içeriğini bastıra bastıra olayın adını koydu: Medya patronunun gay seks partisi ölümle bitmişti...
Ben Türk basınındaki şeffaflıktan yanayım.
Dört ağbi bir evde buluşmuş ve biri aşırı dozda tecavüz hapı almaktan cızlamı çektiyse, olay mahalli elbette gay seks partisidir.
Ancak Vatan’da da yer alan habere gösterilen okur ilgisine ve yorumlarına çok şaşırdım: Biri, “İnsanda Allah korkusu olmazsa,” diye köpürtüyor, diğeri “Bütün sapıklar dünyaya bunlardan yayılıyor,” diye çitiliyor, öteki “İşte Batı’nın bize ithal etmek istediği, AB’ye girmek için çabaladığımız kültür,” diye duruluyor, beriki, “Pompei ve Lut kavimleri de bu ahlaksızlıklardan batmıştı,” diye kuruluyordu.
Sanırsınız ki Türkiye’de gay yok, olanlar herhalde Batı’dan ithal, Allah korkusu varsa seks yok, uyuşturucu yok, seks âleminde ölen yok... Seks ya da uyuşturucudan ölen varsa, onlarda da Allah korkusu yok, sanki.
Oysa gerçek bu değil. Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de eşcinseller, aralarında da benim çok sevdiğim arkadaşlarım var. Ne en zararlı, ne de en ahlaksız nüfusu oluşturuyorlar. Tam tersine; çoğu, heteroseksüel çoğunluktan daha düzgün, daha mert insanlar, bu bir.
İkincisi, Türkiye’de uyuşturucu ve seks içerikli suçlardan gazete sayfalarına düşen ünlü ünsüz kişiler arasında, ister homoseksüel olsun ister heteroseksüel, tek bir örnek yoktur ki ateist olsun...
Tam tersine, halen hapishaneleri dolduranların istisnasız hepsi Allah’a sığınır, mahkemede bile suçsuzluklarına Allah’ı şahit gösterir, kendilerini “haksız” yere mahkûm edenleri Allah’a havale ederler vb...
***
Eğer tarih ibret olacaksa, Pompei ve Lut kavimlerinin ahlaksızlıktan battığından önce bilinmesi gerekir ki, Türkiye tarihinde Allah korkusu olmayan ateistler, ancak ve yalnız siyasal suçlardan mahkûm olmuşlardır.
85 yıllık Cumhuriyet döneminde, seks, uyuşturucu gibi suçlardan hüküm giymiş tek bir ateiste rastlayamazsınız. Hatta “adi suç” tan mahkûm bir ateist bulamazsınız.
Çünkü ateizm, çok ciddi bir kültür disiplinidir. Okumak, düşünmek ve ne cennet ödülü ne cehennem cezası, kısaca Allah korkusundan bağımsız var olmayı gerektirir. Bu varoluşu da dinsel değil, hümanist ahlaka, yani insan saygısına dayandırır.
Ödül vaadine ve ceza korkusuna değil.
Ateist ahlakı ateist olarak övdüğümü sananlara hemen açıklayayım: Ben ateist değilim. Sadece dinsizim. Dinlerden bağımsız evrensel bir Tanrı’ya inanıyor ve kendimi de, sizi de, her şeyi de onun parçası olarak algılıyorum. Başka bir deyişle, “En’el hak!” diyenlerdenim.
Ama tanrı inancım, ateizmin ahlak sağlamlığına saygı duymamı engellemiyor. Üstelik, Allah korkusu yokluğunun suç ve suçlu oranlarını artırdığı görüşü sadece yanlış değil, koca bir yalan.
Türk toplumu, Osmanlı’nın son dönemleri dahil hiç bugünkü kadar dindar olmamış, Allah korkusuyla hiç bu kadar tehdit edilmemiş, tarikatlar, tekkeler hiç böylesine yayılmamış, bunca bol camisi ve imamı olmamıştı.
Ama Türk toplumunda suç ve suçlu oranında da böylesine bir patlama yaşanmadı; ahlaksızlık, namussuzluk, hırsızlık, gasp ve cinayet bugün olduğunca yaygınlaşmadı.
Türkiye, Allah Allah naralarıyla soyuluyor, deşiliyor ve oyuluyor.
Ama daha fazla Allah korkusu salmayı, bu sefahat, ahlaksızlık ve cürme hâlâ daha çare olarak gören varsa, Sünni şeriatın başkenti Riyad’taki hastanelerin çok özel servislerine bir göz atmalarını öneririm: Suudilerin, Sri Lanka, Endonezya, Bangladeş gibi yoksul ülkelerden getirttikleri, işkence ve tecavüz kurbanı çocuk yaşta köleler o servislerde “dikiliyor.” 2003 yılı istatistiklerinde Suudi Arabistan’da işkence gören ve tecavüze uğrayan yabancı işçi sayısı 7000’in üstündeydi.
Bilmem ahlakın ne ve kimde olmadığını anlatabildim mi?
********************
Can Ataklı, Vatan, 22.04.2008..
Kadıköy vapurunda provokasyon *
Her gün AKP ve yanlılarının çeşitli yerlerde sergiledikleri garip davranışları anlatan mesajlar alıyorum. Ama bugüne kadar hiçbirini yazmadım çünkü (lütfen gönderenler alınmasın) bunların doğruluğunu bilmek mümkün değil. Bu tür mesajlarla kolaylıkla oyuna da getirilebilirsiniz.
Ancak bugün ilk kez bu tür bir olayı size de anlatmak istiyorum. Çünkü bu kez neredeyse 40 yıldır tanıdığım okul arkadaşım bir iş kadınından dinledim olayı. İsterseniz onun ağzından okuyalım;
Pazartesi günü Eminönü’nden kalkan Kadıköy vapuruna bindim. Üst salonda oturuyorum. Karşımda simsiyah çarşaf içinde bir kadın oturuyor. Yanında da 7-8 yaşlarında bir oğlan çocuk var.
Çocuk bayağı haşarı. Bir aşağı bir yukarı koşturup duruyor. Ara sıra da benim yanıma geliyor. Dirseğini dizime dayıyor. Çocuktur, yapar. Benim kızım da küçükken otobüste vapurda tanımadığı kişilerin yanında durur, hatta yaslanırdı bile, çocukların genel davranışıdır bu.
Ancak biraz sonra garip bir şey olmaya başladı. Çocuk önce dirseğini dayarken daha sonra bacağımı tutmaya başladı. Daha sonra elini etiğimin altına sokmaya çalıştı. Bir iki sefer kızıp “Haydi git bakayım annenin yanına” diye seslendim. Oralı olmayınca çarşaflı kadına dönüp “Hanım şu çocuğuna biraz sahip çık, bak ne yapıyor” dedim.
Dememle birlikte kadın ayağa kalkıp bana ne söylesin? “Kadın kadın çocuk diye kızıyorsun değil mi, büyük biri okşasa çok hoşuna giderdi ama.”
O an kendimi kaybetmişim. Yerimden fırladığım gibi kadının üzerine atladım. Boğuşmaya başladık. Kadının çarşafı açıldı, altından 20-22 yaşlarında bir kız çıktı. Tam bu sırada cüppeli, beline kadar siyah sakallı bir adam peydah oldu. Kalabalığa dönüp “Ey ümmeti Müslüman, görüyorsunuz değil mi bu dinsizleri, Müslüman kızlara nasıl saldırıyorlar?” diye bağırmaz mı?
Çok şükür ki vapurdakiler hem olayı görmüşlerdi hem de aralarında fanatik dinci yoktu herhalde adamın etrafını çevirip “Her şeyi gördük, milleti tahrik etme, burayı İran’a çevirmeyin” diye çıkıştılar. Adam, kız ve çocuk hemen alt kata indiler, bu sırada iskeleye yanaşıyorduk, yok olup gittiler.
Eğer çok güvendiğim biri başına geleni anlatmasa dünyada inanmazdım.
*************************
Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
|

22-04-2008, 16:38
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Re: Köşe kapmaca..
Mine Kirikkanat, forumlarda yaptigimiz tartismalara benzer bir tarifde bulunmus ateist ahlaki hakkinda. Tanrisizligi ahlaksizlikla suclama ahlaksizligini gosteren yine tanrililar degil midir?
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

22-04-2008, 16:46
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2006
Bulunduğu yer: eskişehir
Mesajlar: 49
|
|
Re: Köşe kapmaca..
tanrı insanı yaratmamıştır,insan tanrıyı yaratmıştır.
|

23-04-2008, 13:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: Köşe kapmaca..
Cumhuriyet 23.04.2008
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA
Ulusal Egemenlik...
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı...
Erdal Atabek'in "23 Nisan 2008" başlıklı yazısını okuyunca düşünceler ormanında dolaşmaya başladım yine...
Çocukluğumu anımsadım!..
Oysa bugünün çocukları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kültürden, eğitimden yoksun, bağnazlığın çukurunda "Kutlu Doğum Haftalarıyla" karşılıyorlar...
Laiklik ilkesi çiğneniyor mu çiğnenmiyor mu?
AKP iktidarı IMF güdümünde ekonomi politikası uygularken laikliğin sınırlarını "sıkmabaş" la, "Kuran kursları" yla, "Kutlu Doğum Haftası" yla zorluyor...
Cumhuriyete sahip çıkanlar, Tekirdağ'da Ulusal Egemenlik Mitingi düzenleyen yurtsever solcular darbecilikle suçlanıyor...
Bir yıl önce başlayan Cumhuriyet mitinglerine "darbecilerin işi" diyenler benim ülkemde "solcu" kimliğiyle dolaşıp, AKP'ye "demokrasi" adına kayıtsız, koşulsuz destek veriyor...
İşçi sınıfı olmadan sol olur mu?
Kendilerini günün modasına uydurup "Marksist liberal" olarak tanımlayan dönekler sıkıştıklarında da şöyle diyorlar:
"AB reformları Kemalizmin devamıdır..."
Ne yaman bir çelişkidir bu, anlayan beri gelsin...
"Tarikat-siyaset-ticaret" üçgeninde bir siyasi iktidar, Türkiye'yi demokrasi ve özgürlükler ülkesi mi yapacak yoksa laikliğin sınırlarını zorlayıp "İslam devleti" ne mi dönüştürecek?
Kemalizm aydınlanmanın simgesidir...
Eğer Kemalizm bir ideolojiye dönüştürülebilseydi ; Türkiye bugün din eksenli siyasetin egemenliği altına girmez , uygar ve çağdaş bir toplum olurdu...
Bugün 23 Nisan 2008 ...
İçimde bir burukluk ve biraz da hüzün var...
Bizim Soros'un Çocukları ; yurtseverleri, demokratları, Kemalistleri, solcuları, "şoven milliyetçi-çatışmacı darbeci" diye suçlamayı sürdürüyorlar...
Yandaşları "malum" çevreler...
Fethullahçılar, dinciler, AKP yandaşı tosuncuklar...
***
Bunların "ulusal egemenlik" in ne anlama geldiğini, Aydınlanma Devrimi'nin ne demek olduğunu bilmeleri gerekir...
Aydınlanma Devrimi ve Egemenlik!..
Tam bağımsızlık!
Egemenlik bu kavramlarla, dinsel içeriğinden soyutlanmış, Hıristiyanlık kapsamından çıkarılmış, insana özgü bir anlam, içerik kazanmıştır.
"Ulus devleti" ortadan kaldırmak için son yıllarda ABD ve AB destekli siyasal, IMF kıskacında ise ekonomik politikalar izleniyor...
Sandıktan çoğunlukla çıkıp iktidar olmak, siyasal güç ; egemenlik ise sürekli erk anlamına gelir.
Bazı aymazlara ders verme zamanı gelip geçti...
Aydınlanma ya da Cumhuriyet devriminin süreci çağdaş ve bilimsel düşünceden geçer...
Mustafa Kemal Atatürk, Fransız devrimini, kültürünü, düşünce yaşamını çok iyi irdelemiş bir askerdi...
Mustafa Kemal ve Ali Fethi Bey birlikte Voltaire 'i, Auguste Comte' u, Rousseau' yu, Montesqieu' yu okumuş ve tartışmışlardır...
Mustafa Kemal, çocuklara matematiği sevdirmek için çok çaba harcamıştır...
Atatürk der ki:
"Ben okuldayken matematiğe çok önem verdim. Yaşamımın değişik dönemlerinde matematikten çok yararlandım."
Atatürk eğitime çok önem vermişti...
5 Kasım 1925 'te Ankara Hukuk, 1926' da Konya Orta Öğretmen Okulu, 1 Ocak 1929 "Millet Okulları" , 1930' da Kız Enstitüleri, Bölge Tarım Okulları, 1931 Türk Tarih Kurumu, 1932 Halkevleri, köylerde "Halk Odaları" , 1932' de Türk Dil Kurumu, Ankara Konservatuvarı açıldı...
Liste uzayıp gider...
Atatürk laiklik anlayışını egemen kıldıktan sonra tüm ağırlığını eğitime vermiştir.
Uygarlığın zaferi Medeni Yasa' nın çıkması ve laikliğin yaşama geçmesiyle gerçekleşmiştir . Taş kafalı dönekler bunları bir kenara yazsınlar...
*****
Erdal Atabek'in yazısı oldukça duygulandırdı beni...
Türkiye ne hale geldi?
Kuran kursu öğrencilerine "Kırk Hadis Ezberleme Yarışması", "Cennet cehennem CD'leri" , mezarlıkta uygulamalı zorunlu din dersleri...
AKP iktidarı yüzde 47 oyla sandıktan çıkabilir . AKP'nin sandıktan çıkması egemenlik değil iktidardır.
Egemenlikle siyasal iktidar arasında eşitlik yoktur . Alt-üst ilişkisi geçerlidir.
Çünkü ulusal egemenlik millet varlığının bir iradesidir . Siyasal iktidarın malı değildir. Siyasal iktidarlar anayasal koşullara uyarak görev yaparlar.
Öğrenmek isteyenler Fransız bilim insanı Georges Burdeau' nun yapıtlarını okuyabilir...
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

23-04-2008, 13:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: Köşe kapmaca..
Cumhuriyet 23.04.2008
Şeriat propagandası yaptığı belirlenen Kumbaracı için müfettişler inceleme başlattı
Öğretmene soruşturma
* İzmir'de Yüzbaşı Şerafettin İlköğretim Okulu'nda dördüncü sınıfların dersine giren öğretmenin, son 4 yılda 5 okul değiştirdiği, öğrencileri türban takmaya zorladığı ve Adnan Oktar'ın "Harun Yahya" takma adıyla yazdığı şeriat yanlısı kitapları okuttuğu belirtilmişti.
HİCRAN ÖZDAMAR
İZMİR - İzmir'de Yüzbaşı Şerafettin İlköğretim Okulu'nda öğrencilerine şeriat propagandası yaptığı belirtilen öğretmen Zehra Kumbaracı hakkında soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Okulda öğrencisi bulunan birçok velinin geçen ay ilçe milli eğitim müdürlüğüne şikâyette bulunduğu, bunun üzerine müfettişlerin okulda inceleme yaptığı öğrenildi.
Okulda dördüncü sınıfların dersine giren öğretmenin, son 4 yılda 5 okul değiştirdiği, öğrencileri türban takmaya zorladığı ve Adnan Oktar 'ın "Harun Yahya" takma adıyla yazdığı şeriat yanlısı kitapları okuttuğu belirtilmişti.
Öğretmenin son görev aldığı Yüzbaşı Şerafettin İlköğretim Okulu'nda da okul yöneticilerine "kâfirler", "cehennemde yanacaksınız" , bazı öğrenci velilerine de "şeytan" dediği öğrenilmişti.
Veliler, psikolojisi bozulan çocuklarını başka sınıflara aldırdıklarını, öğretmen hakkında da gerekenin yapılmasını beklediklerini söylediler. 33 mevcutlu sınıftan 9 öğrencinin kaydının başka sınıfa alındığı, bir öğrencinin de okulunu değiştirdiği vurgulandı.
'Psikolojileri bozuldu'
Öğrenci velisi ve Okul Aile Koruma Birliği Başkanı Gülten Ordudu , "Okul aile birliğinde yer aldığım için okulda bulunuyorum. Çocuklar hiç teneffüse çıkmıyor. Sınıfın kapısı içeriden kilitli tutuluyor. Sınıfta müfredata yönelik ders işlenmiyor" dedi.
Öğrenci velisi Mehtap Öztürk de çocuğunun psikolojisinin bozulduğunu bildirerek "Çocuğum, gece sabaha kadar uyuyamamaya başladı. Gece sesler duyduğunu söylüyordu. Çocuğumun psikolojisi bozuldu. Kaydını başka sınıfa aldırdım" diye konuştu.
Çocuklarının kaydını başka okula aldıran Sebahattin-Özlem Tülek çifti de, öğretmenin, çocukları için diğer öğrencilere "Arkadaşınız için dua edin, cehennemde yanmasın" dediğini söyledi. Özlem Tülek, çocuklarının kaydını başka okula aldıklarını belirterek öğretmenin sınıf içinde dini ve etnik ayrım yapmasını kabul etmediklerini kaydetti.
Sebahattin Tülek de "Çocuğumuza karşı öğretmen tarafından yalnızlaştırma yaşatıldı. Öğretmen, çocuğumuzu hedef gösterdi. Bu durumda çocuğumuzun sağlığını düşünerek okulunu değiştirdik. Şimdi soruşturmanın neticelenmesini bekliyoruz" diye konuştu.
* ***** * * * * * * * * * * * * * *********** * * * * * * * * * * ********
Cumhuriyet 23.04.2008
'Gözyaşı Geceleri' gösterisinde minikler ağladı
Küçük çocuklar dehşete kapıldı
RUJHAT AVŞAR
BOLU - Kutlu Doğum Haftası kapsamında Bolu'da düzenlenen "Gözyaşı Geceleri" adlı etkinlikte izletilen sinevizyon gösteriminde bir kız çocuğunun babası tarafından diri diri gömülerek öldürülmesi birçok kişiyi ağlattı. Küçük çocuklar ise bu görüntüyü şaşkın bakışlarla izledi.
Bolu Belediyesi, İl Müftülüğü ve Mimar Sinan Vakfı'nca Gençlik Spor İl Müdürlüğü'ne ait spor salonunda düzenlenen etkinliğe yaklaşık 4 bin kişi katıldı. Birçok kişi de salona dizilen sandalyelerde ve kilimlere oturarak etkinliği izledi.
"Gözyaşı Geceleri" adlı etkinlikte ilk olarak sahneye oyunun yönetmeni Haşim Aktan çıktı. Sisler ardından sarıklı, cüppeli ve sakallı bir şekilde sahneye gelen Aktan, sinevizyon eşliğinde yaşamın bir oyundan ibaret olduğunu anlatan gösteriyi sahneye koydu.
İlköğretim yaşındaki çocukların çoğunlukta olduğu gösteride sinevizyon anlatımında bir kız çocuğunun babası tarafından diri diri gömülerek öldürülmesi birçok kişiyi ağlattı. Küçük çocuklar ise bu görüntüyü dehşet içinde izledi. Bu sırada salondan görüntü almak isteyen gazetecilere oyun yönetmeni Haşim Aktan izin vermedi. Gösterinin ardından semazenler sema döndü. Gece yaklaşık 3 saat sürdü.
******** * * * * * * * * *
Cumhuriyet 23.04.2008
EĞİTİM-İŞ'TEN ÇARPICI TESPİTLER
Okullar türbana teslim edildi
ZEYNEP ŞAHİN
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB), okulları tamamen "türbana teslim ettiği" yurdun dört bir yanından örneklerle ortaya konuyor. Amasya'da bir okulda türbanlılar için özel kabin kurulması, Tokat Öğretmenevi'ne erkek ve kadınlar için ayrı ayrı mescit yapılması, Burdur'da bizzat okul müdürü talimatıyla türbanlıların açık lise sınavına alınması, pek çok ilde öğretmenlerin öğretmen odasında türbanla oturması, öğrencilerin teneffüse türban takıp çıkması örneklerden sadece birkaçı...
Yurt genelinde okul gezilerine çıkan Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli , bazı illerde türban yasağının uygulanmadığını ortaya koyan manzaralarla karşılaştı. Ortaya çıkan tabloyu Cumhuriyet 'e değerlendiren Adıbelli, şu bilgileri verdi: "Amasya'da ziyaret ettiğimiz bir ilköğretim okulunda, tıpkı mağazalardaki soyunma kabinleri gibi türban takanlar için kabinler kurulduğunu gördük. Tokat Öğretmenevi'nde kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı mescitler yapılmış. Pek çok okulda öğretmenler, okulun içinde, öğretmenler odasında bile türbanıyla bulunuyor. Öğrenciler teneffüslere çıkarken türbanlarını takıyor, okul bahçesinde öyle dolaşıyor. Hatta türbana izin veren öğretmenlerinin dersine giriyorsa derste bile çıkarmıyor."
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

23-04-2008, 13:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: Köşe kapmaca..
Cumhuriyet 23.04.2008
Eğitimden kamu sektörüne, modadan spora, toplumsal yaşam yeniden şekillendiriliyor
Dinci yaşam dayatılıyor
İstanbul Haber Servisi - Emperyalist güçlere karşı bayrak açan Türk ulusunun yönetim yerinin Millet Meclisi olduğunun tüm dünyaya duyurulmasının üzerinden 88 yıl geçti. 23 Nisan 1920, cumhuriyetin ilanına giden en büyük adımlardan biriydi. 88 yıl sonra laiklik ilkesi siyasal çıkarlar uğruna adım adım zedelenirken yaşamın her alanı İslamcı bir modelle yeniden inşa ediliyor.
Sporcular, futbolun bütün kimliklere uzak duruşunu unutuyor, moda İslami giyime yönlendiriliyor, okullarda korku yaratılarak çocuklar İslam ilkelerine uymaya zorlanıyor. AKP, çeşitli kaynaklardan beslediği İslamcı basınla, progandasını yapıp dini duyguları istismar ediyor. Türbanla ilgili düzenleme ile üniversitelerde kargaşa yaratan hükümet, özellikle belediye ve sağlık kurumlarında türbana göz yumuyor. Ortaöğretim kurumlarında türbanla örtünen kız çocukları ılımlı İslam projesine adım adım gidişin habercisi oluyor.
Spor Servisimizin haberine göre Fethullah Gülen' e olan sempatisini her fırsatta dile getiren ve tarikat bağlantısı iddiaları nedeniyle rahatsızlık uyandıran Galatasaraylı futbolcu Hakan Şükür , 27 Nisan'da Fenerbahçe ile oynayacakları derbi maçı öncesi sporu dini inançlarını duyurmak için kullandı. Futbolun tüm inançlara mesafeli duruşunu unutan Şükür şu açıklamayı yaptı: " Futbolda alınan sonuçlar, kimilerine göre hayati önem taşıyabilir. Fakat biz öyle güzel bir haftanın içinde bulunuyoruz ki, kıymetini bilmek durumundayız. 'Kutlu Doğum Haftası' içindeyiz. Peygamberimize layık olmalıyız. Çocuklarımızı peygamberimizin hoşgörüsü etrafında hayata hazırlamalı, yaşantımızı ona göre şekillendirmeliyiz. " Şükür'ü eleştiren Spor Yazarı Doğan Koloğlu ise şunları söyledi: "...Bunlar G.Saray'a yakışmayan hareketler. Artık G.Saray fatura öder durumda. Herhangi bir karar almadan önce Amerika'ya başvuruldu diye tekzip edilmeyen yazılar var. Neden susuluyor?"
Geçen pazar günü Kuşadası'nda Belediye Düğün Salonu'nda gerçekleştirilen "Ey İnsanoğlu Düşün? Mutluluğumuz İçin" konferansında konuşan , Mihr adlı tarikata yakın olduğu iddia edilen "Medeniyet İrfan Hayır ve Ref Derneği" Başkanı Fazıl Emre , Osmanlı dönemine övgüler yağdırdı. Emre'nin şu sözleri 2008 Türkiyesi'nde dehşet uyandırıcı boyutlardaydı: "Osmanlı devleti 600 yıl Kuranıkerim´e göre karar verdi. Ve hep kazanan oldu. Biz de inşallah, kısa süre sonra Allah´ın istediği standartlara gelirsek tekrar Osmanlı devleti olacağız.''
Gaziantep'te Hasan Ali Yücel Lisesi öğrencilerinde davranış bozuklukları görülmesi üzerine çocuklara Azrail temalı filmin gösterildiğinin ortaya çıkması AKP döneminde dinsel baskının boyutlarını ortaya koydu.
Tesettür giyim üretimi yapan Tekbir Giyim'in Yeşilköy WOW Convention Center'daki İlkbahar-Yaz defilesinde İslami yaşam tarzının bir başka boyutu sergilendi. Defileyi izleyenler arasındaki çok sayıda kişi salonun girişinde ayrılan bir bölümde yatsı namazı kıldığını gördüler.
Adana'da Hizbullah'a yakın olduğu iddia edilen Mustazaflar ile Dayanışma Derneği'nin Adana Büyükşehir Belediyesi'ne ait Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlediği etkinlikte tehdit dolu mesajlar verildi.
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

23-04-2008, 14:00
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: Köşe kapmaca..
Cumhuriyet 23.04.2008
TALİBAN KARMA OKULLARI YAKIYOR
Dış Haberler Servisi - Afganistan'ın başkenti Kâbil'de Taliban'a bağlı olduğu sanılan militanlar, erkeklerle kızların eğitim aldığı iki okulu yaktı ve iki öğretmenle bir müdürü kaçırdı. Polis, Logar yakınlarındaki okullardan birinde, saldırganların okul müdürünü döverek bağladığını ve binayı ateşe verdiğini belirterek çatısı çöken binanın büyük zarar gördüğünü duyurdu.
Aynı sıralarda saldırganların yakındaki bir başka okulu daha ateşe verdiği, yangının söndürüldüğü bildirildi. Yetkiller, ikisi de karma eğitim veren okullarda kız öğrencilerin sabah, erkek öğrencilerin ise akşam saatlerinde derslere katıldığını belirttiler.
Afganistan'da eğitim kurumlarına düzenlenen saldırılardan, 1996-2001 yılları arasında iktidarda olduğu dönemde kızların okula gitmesine izin vermeyen Taliban sorumlu tutuluyor. Eğitim Bakanlığı, geçen yıl okulları hedef alan saldırılarda aralarında öğretmenlerin de bulunduğu 220 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu da (UNICEF), geçen yıl eğitim kurumlarına düzenlenen saldırıların sayısının 236'ya ulaştığını, bu yılki rakamın ise 23 olduğunu açıkladı.
*** * * * * * * * * * * * * * * **** * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *********
Cumhuriyet 23.04.2008
'KADIN DOKTOR' İÇİN ISRAR EDEMEYECEKLER
Dış Haberler Servisi - Belçika'da Müslüman kadınların "sadece kadın doktorlara muayene olma" taleplerinin artması üzerine, Flaman Jinekologlar ve Kadın Doğum Uzmanları Birliği, bu taleplerin kabul edilemeyeceğini ve bazı "akıl almaz" taleplerin geri çevrileceğini duyurdu. Birlik tarafından alınan "ilke kararlarına" göre özellikle acil servislerde ve nöbetçi hizmetlerinde hastaların doktor seçimi özgürlüğünün kısıtlı olduğu belirtildi. Yetkililer, bazı Müslüman ailelerin, kadınları sadece kadın doktorlara emanet etmek istediklerini, aksi halde tedaviyi reddettiklerini belirtiyor. Alınan karara göre, bu durumda hastaya doktoru reddetme hakkı tanınacak ve "tedaviyi reddettiğine" dair belge imzalatılarak sorumluluk kendisine bırakılacak. Bu hak hastanın kendisine tanınacak.
İlke kararları, federal savcılık, Uzman Doktorlar Birliği, Irkçılıkla Mücadele Merkezi ve Kadın Erkek Eşitliği Enstitüsü tarafından onaylandı.
Belçika'da geçen yıl Pakistanlı bir baba adayı, doğurmak üzere olan eşinin ameliyatına erkek doktorun girmesine izin vermemiş, doktor da olaya "Bu tıbbın mantığına da aykırı" diyerek tepki göstermişti.
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

23-04-2008, 17:17
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2006
Bulunduğu yer: eskişehir
Mesajlar: 49
|
|
Re: Köşe kapmaca..
tanrı insanı yaratmamıştır,insan tanrıyı yaratmıştır.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:01 .
|