
09-05-2008, 10:18
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Boyle bir etkinin de nasil bir bilgi oldugunu ve hangi bilim dalina-logy-girdigini de sen soyle
Buna bilim diyemeyiz. bu baslibasina uckagitciliktir, bunun bilimi varsa ben okumadim.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

09-05-2008, 10:45
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Oda bir bilim;
Saygideger walla;
Eskiden-simdi varmi bilmiyorum-sokak ortalarinda uckagitcilar vardi.Bul karoyu al parayi veya para hangi bardagin icinde v.s.
Eger o uckagitcilara sorsaydin, bu isin raconunu sana anlatirlardi.Bilim, bilginin belirli bir sistem temelinde orgutlenmesidir.Eger herhangi birseyin, bir sistemi var ve bu teorideki sistem pratikte uygulaniyorsa bu bilimdir.Degerli-degersiz, inanirsin-inanmazsin, vardir-yoktur,soyuttur-somuttur,mantiklidir-mantik disidir,positiftir,sosyaldir,siyasaldir,ekonomikti r,psikolojiktir,hurafedir,astrolojik iceriklidir...dir de dir.
Ama toplumda yer aliyorsa ve toplumun yasaminin bir bolumunu kapsiyorsa,ogretilebilip, ogrenilebiliniyorsa.. sa da sa.O ZAMAN- SEN NE IFADE VERIRSEN VER-,ISTER KABULLEN ISTER KABULLENME-BILIMDIR,BILGIYI ICERIR.
Not:Bu cevabim algilama temellidir,kisinin dusuncesinde yer aldigi gibi degil.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

10-05-2008, 02:17
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Bilim
Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”
“Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.”
“Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”
Bilim ile uğraşan bir kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak yerine, onu açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır.
İnsan doğaya egemen olmak ister!
Derler ki insanoğlu varoluşundan beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak istemiştir. Bu nedenle, insan varoluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde yaşama çabası içindedir. Bence bu iki görüş birbirlerine denktir. Bazı politikacıların dediği gibi, sürekli barış için, sürekli savaşa hazır olmak gerekir.
Gök gürlemesi, şimşek çakması, ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar, afetler, vb. doğa olayları bazan onun merakını çekmiş, bazan onu korkutmuştur.
Öte yandan, bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu yaratan doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek nedeni bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi yaratan güdü, insanoğlunun gereksinimleri midir?
Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın (toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği, üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.
Bilim neyle uğraşır?
Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel olguları değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına yönlendirmek için varoluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.
Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.
Bilimin gücü
Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört önemli niteliği oluşmuştur:
Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.
> Şimdi bunları kısaca açıklamaya çalışalım.
Çeşitlilik
Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil, din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz. Hatta, bu konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.
Süreklilik
Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Kırallar, imparatorlar ve hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da durmayacaktır.
Bir evrim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği en iyi imkanlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler eklenir.
Ayıklanma
Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen herkes tarafından denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

10-05-2008, 04:14
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Karsiti
Saygideger walla;
Senin aciklamalarini temel alarak, bir seyi ifade etmek istiyorum.
Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.-walla
Bu temelde konuya bakarsak, cesitsizlik,sureksizlik, eskilik, ve ayiklanmama terimlerinden meydana gelen, yeryuzunde herhangi bir kavram, terim,yapilanma ve olgu olusum varmi? Olmasi mumkun degildir.
Cunku kim ne yaparsa yapsin, nasil mucadele verirse versin ne cesitlilikten ne sureklilikten ne yenilikten ne de arinmadan kurtulamaz. Zaten aksi dunyanin ve uzerindekilerin yerinde saymasi olurdu.Ilk basta dogum- yasam-olum uclemi zaten buna uymaz.
Dunyadaki din temelli veya nakli temelli bakis acisina baktigimizda bu senin verdigin terimlerin dini de icerdigini goruruz.
Dunyada dinlerin cesitliligini kimse inkar edemez.Hele sureklilik, dinler ortaya ciktigindan bugune kadar gelmistir ve devam etmektedir.
Yenilik ise kendi icindedir.Mesela Isanin yahudiligi hristiyanliga tasimasi veya Muhammedin samanizme baska bir icerik getirmesi, bugun bile Fetullah Gulenin Islama katmak istedikleri.
Ayiklanma ise zaten yenilikle paraleldir.Cunku yeni eskiyi zamanla degistirir ve yerini alir.Boylece yeni eskinin yerine gectigi zaman eski tarihe karisir.
Din kokenli izmler tamamen nakli bakis acisina ve inanca dayanir.Ayni astrology gibi.
Zaten Ateist demekte daha once inanci inanma yonunde olan ve cesitliilik iceren ortaya ciktigindan beri de sureklilik kazanan kendi bunyesinde yenilenen ve inancin inanmasini ve nakli dusuncenin-yaratiscilik-ayiklanmasini yapmis olan bir izm degilmidir?Uygulayanlar da ist degilmidir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

10-05-2008, 08:46
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Bilim pozitifdir. Gozleme dayanir, elde edilen sonuclar laboratuar ortamlarinda yenilenebilir, eger bir gozlemden elde edilen sonuc baska bir ortamda deneysel olarak yenilenemiyorsa bu sonuc bilimsel degildir. buna inancda diyebiliriz. Dini varsayimlari, laboratuar ortaminda tekrarlayabiliyormuyuz. Birak deneysel olarak tekrar etmeyi, allahi bile gozlemliyemiyoruz ki bilim olsun. gozlen ve deney yapamiyorsan bu bilim degil FILIM dir. Allahi ve dinin ortaya koydugu melek, seytan, cennet, cehennem gibi kavramlari gozlemliyebilirmisin. Hayir. Oyleyse bu bilim degildir. Ve 5 milyar insanin 4 milyar dokuzyuz milyonu allaha inaniyor diye allah var olamaz ve allahin varligi deneysel ortamda ispat edilemez.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

10-05-2008, 09:14
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger walla;
Soylediklerini positif bilim icin kabul etsek bile; soyut ve sosyal bilimleri nasil aciklayacagiz?
Bir ornek verecek olursak, butun her kisinin pesinde kostugu dogru, iyi, guzel, v.s. kavramlarini senin positif bilimle nasil kanitliyorsun?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

10-05-2008, 09:55
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
her kisinin pesinde kostugu dogru, iyi, guzel, v.s. kavramlarini senin positif bilimle nasil kanitliyorsun?
Dogru, iyi, guzel... Bunlar sifattir. Varlik degildir. Bir seyin bilimini yapmak icin onun once var olmasi gerekir. Herkez kor olsaydi GUZEL, kotuluk olmasaydi, IYI, egri olmasaydi DOGRU diye bir sifat olamayacakti. Yada Insan olmasaydi iyi guzel gogru diye birsey olamayacakti ama evrenin fizik kimya gibi yasalari calismaya devam edecekti.
Tekrar ediyorum bilim diyebilmek icin deneysel ortamda ayni sonucu elde edebilmek lazim.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

10-05-2008, 10:12
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Sifat
Saygideger walla;
Sifatlar, isimleri nitelerler.Isim olmadan sifatin olmasi zaten mumkun degildir.Ama maalesef biliminde bir sifati vardir.Bu sifatin ne oldugu-olmadigi bugun bilinmedigi gibi bu sifatin bir evrensel ortak noktasi da yoktur.Bilimin karakteri, sifati, tabiati nedir?Yani niteligi nedir?
Bilim nasil bir nitelige sahiptir? Burada ben benim x ve y ye girmiyecegim, ama sonucta herhalde seninle bu yazismamiz oraya varacak.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

10-05-2008, 10:30
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
|
|
""Bir kişinin etik davranışı etkin olarak sempati, eğitim, sosyal bağları ve ihtiyaçları üzerine kurulmalıdır; bunun için hiçbir dinsel temele gerek yoktur. İnsan ölümden sonra cezalandırılma veya ödüllendirilme korkusu ile sınırlandırıldığı taktirde gerçekten fakir bir yolda ilerliyor olacaktır.""
Güzel bir yazı olmuş ama özellikle yukarıdaki paragraf dikkat çekici nitelikde güzel.
Din ve bilim arasındaki savaş, yıllardır bir barışa gebe kılındırılmaya çalışılır. Kozmik dinsellikler tabirleri ile arabuluculuklar yapılmaya çalışılmışsada yüzyıllardır bilimin en barbar düşmanı dinler olmuştur.
Bilgiyi edinmeye çaılşan ve bu ugurda bir çok şeyi göze alan insanoğlu, dinsel kötü figürlerin hışmından kurtulamabilmek için asırlar boyunca türlü taktiklerle takiyyeler yapmış ve bu metodlarla var olmaya bilgiyi korumaya çalışmışlarıdr. Albert, her ne kadar eski ahitin korku dininin, yeni ahitle yani incille yumuşadıgını vurgulasada kilisenin saldıgı korku dini şablonları görmezden gelinemez boyutlarda yaşamları karartmıştır. Ortaçag karanlıgının hakim oldugu skolastik zincirler, bir çok aydının yaşamına ve çalışmalarının son bulmasına neden olmuştur. Hemen akabinde islamiyetle bir dönem nefes alınmış olsa bile nihai hesaplaşma yine bilimi, dinlerin zelil takipçisi kılmıştır. Çünkü dinler bilimi bir çok alanda etik olmamakla suçlayıp var olan halıhazırdaki bütün şirkleride ona atfetmişlerdir.
Oysa etik nedir? Yada etik olabilecek davranışların hepsinin kaynagı yanlız ve yanlız dinlerden mi peyda olur? İşte bu soruların yanıtları yukarıdaki paragrafın içinde mevcuttur. Etiksel degerler bir dinin yol göstericiligi ön koşulu ile sağlanmaz ve "sağlanmalıdır" dayatması da reddedilmelidir.
Bilimsel bir çalışmanın içinde bulundugu sürec yöntemler olarak ateist olmalıdır. Burda özne bilim adamı degil yöntem ve süreclerdir dikkat buyurunuz. Bilim adamın neye inanıp inanmadıgı , cennete gidip gitmeyecegi, buluşu karşısında şükür eda edip etmeyecegininde hiçbir önemi yoktur. Önem arzeden tek gercek; bir tanrı varlıgının NEDENSELLİKLE olan ilişkisidr. İnceledigi olgunun nedenini kafadan! tanrıya atfeden bir zihniyet, bilimsel anlamda objektiflik ilkesini ihlal edip ortaya metafiziksel ya da mistik bilimsel kavramlar çıkarır. Olay ise tam bir saçmalıga dönüşür. Bal peteklerinde, dagların zirvelerinde, göçmen kuş sürülerinde yada bir tsunumanının dalgalarının aralarında ALLAH sözcügünü arayan zihniyetler tam da bahsettigim zümreden insanları işaret eder.
Bu bahsettigizim çatışkılar, günlük yaşamdaki tanrı kavramını söküp atın mantalitesine riayet etmez. İnanclarımızda, dinimizde, felsefede, sanatta ve daha dahil etmek istedigimiz bir cok alanda bir tanrıyı var edebiliriz ama din ile tanrıyı bir araya getirmek çok da akıllıca işler sonuçlandırmaz.
Bilimin derdi bir tanrıyı bulmak değildir, dinin derdide bilimin destegiyle tanrıyı kanıtlamak olmamalıdır. Ha illa bilimsel verilerle ben tanrıyı tefekkür etmek istiyorum dersek; tamam buyur tefekkür et( bende öyle yapıyorum bir boşluk buldukça  )ama bu çaba bilimsel bilgiye ulamsmada yöneteme hiçbirşey katmaz yani bu yöntem herhangi bir dinsel sembole bürünmez sırf biz öyle düşündük diye. Çünkü tanrının var olabildiği alan, çoğu zaman sadece duygusal dizgelerde saklıdır.
|

10-05-2008, 10:36
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Saygideger Evrensel Insan
Bilim konusunu Bilim adamlarina birakalim, onlar nasil tarif ettilerse bilimi, bunu kabul edelim.
Bilimin temelinde gozlem vardir. Gozlem ise olcmeye dayanir. Allahin, melegin, seytanin, cennetin, cehennemin, ahiretin, arshin nesini olceceksin, ne agirligi var ne eni boyu, ne sicakligi, ne hareketi, ne amperi var ne voltu, ne joulu var ne wati. Bu dinsel kavramlari nasil olceklendireceksin. Eger walladan bahsediyorsak, 155 cm uzunlugunda 97 kilo agirlinginda diye deger verebilirsin, dunyanin capi 40.000 km dir yuzeyi falan metre karedir, evdeki firin 200 santigrat derecedir diyebilirsin, cehennem kac metrekare yada cehennemin sicakligi kac derece. seytanin eni boyu kilosu kac. Allahin gucu kac watt. Eger yaratmaya gucu varsa gucunun de bir olcusu olmali. Allah kac beygir gucunde. Ne dersin.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Konu walla tarafından (10-05-2008 Saat 10:40 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:04 .
|