İslamiyet Öncesi Kadın Erkek İlişkileri ve Evlilik Biçimleri :
1) Kadının savaş ganimeti olarak alınması : Bu, kabileler arası savaşlarda galip gelen tarafa mensup erkeklerin diğer taraftan ele geçirdiği kadın ve kızlarla birlikte yaşaması şeklinde olmuştur.
2) Cariye olarak satın alınması
3) Geçici evlilik : Mut’a adı verilen ve geçici bir süreyle sınırlı tutulan bu birliktelik, ehl-i sünnete göre, İslamî dönemde de belli bir süre meşru sayıldıktan sonra yasaklanmıştır.
4) Anlaşmaya bağlı olarak kadının aynı anda en fazla dokuz erkekle birlikte olabilmesi Bu birliktelikte kadının rızası şart olduğu gibi, doğacak çocuğun hangi erkeğe ait olduğuna da kadın karar verir.
5) Karı değişim :Bu, iki evli erkeğin, kendi rızalarıyla karılarını karşılıklı olarak
değiştirmeleri demektir.
6) Kız değişimi : Bu durum, iki erkekten her birinin, karşılıklı değiş tokuş yaparak diğerinin kızını almasıyla gerçekleşir.
7) Dost hayatı
8) Evli bir erkeğin, karısından liderlik, kahramanlık ve cömertlik gibi vasıflardan birine sahip bir erkekle birlikte olup kendisinden çocuk doğurmasını istemesiyle gerçekleşen birliktelik
9) Ölen bir kimsenin erkek çocuklarının üvey anneleriyle kurdukları birliktelik
10) Hayat kadınlarıyla yaşanan birliktelik
Şimdi bu ilişkiler bakıldıgında buların tümüne yakınının eski toplumun ortaklaşmacı evlilik anlayışının bir yansıması ve çok eşli evlilikten tek eşli evlilige geçiş sürecinin degişik alt biçimleri oldugu görülebilir. Birden fazla erkekle cinsel ilişki yaşayan bir kadının hangi hakkının kısıtlandıgından bahsedilebilir. Tam tersine burada seçici kadındır ve tüm bu tür ilişkilerde oldugu gibi çocugun babası belli olmaz.
Kadın istedigi tür ilişkiyi yaşıyabiliyor ve kimse de bu kadını recm etmiyor, bunlar zina sayılmıyor. Kaldı ki zina hukuki bir kavramdır ve oluşması için öncelikle hukukun oluşması gerekmektedir. Bunu için de ciddi sınıf ayrımları ile devlet örgütünün en azından erken biçimi ve bir yasa ve hukuk koyucu gereklidir.
Aslında yukarıdaki ilişki biçimlerinin tümünün de miras hukuku ile bir ilgisi vardır ve mülkiyetin evrilmesinin degişik ve iç içe geçmiş aşamalarını teşkil ederler. Her bir şık tek tek incelendiginde hiç de kadının rolünün tali oldugu görülmemektedir. Kadın bir erkegin tapulu malı haline İslamiyet ile birlikte, özellikle de onun devleti ile birlikte gelir.
İslam öncesi kadında İslamiyetten sonra görülmeyen sosyal sorumluluklar da verilmiştir. Cahiliye kadının önemli sosyal işlevlerinden biri de, savaşlara katılarak erkekleri sabırlı olmaya teşvik etmesi, kaçmalarını engellemesi, yaralıları tedavi etmesi, su taşıması, ve atların bakımını yapmasıdır. Eski Arap şiirinde bu konuda örnekler var, daha sonra bunları yazmaya çalışırım. Ancak şuna işaret edeyim ki Eski Arap şiirinde geçtigine göre Kadın meclislerde içki dagıtıyordu. İslamiyet ile birlikte bırakın içki dagıtan kadını içkiyi de görmek mümkün olmuyor.
saygılarımla