Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Kadın & İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #381  
Alt 20-05-2008, 14:29
BenDeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BenDeniz BenDeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 May 2008
Mesajlar: 190
Standart

Kadınların diri olarak gömüldüğü,şehvet simgesi olarak algılandığı,utanç vesilesi olarak görüldüğü,yok sayıldığı,hayvan mı..yoksa insan bezneri bir mahluk mu..? tartışmalarının olduğu ilgili arabistan sürecinde,Muhammed büyük bir devrim yapmış kadınlara gününün şartlarında harikulade haklar ve değerler vermiştir.

Kadını, ana yaparak değersizliğini gidermiş kutsamış,Camilere çağırarak sosyal yer vermiş,tesettüre sokarak şehvani simge olmaktan (o süreçte) kurtarmıştır.Dolayısıyla o süreçte bunlar muazzam haklardır,insaf edelim!

Elbette zaman akıyor,anlayışlar,yaşayışlar,,konumlar değişiyor.Kadının artık İslamın, arabistandaki Muhammed devrimi öncesiyle mukayesesi mümkün olmadığına göre bu devrimin tanıdıgı haklara görede yaşayışını şekillendirme gereği kalmıyor.Ortaçağda mükemmel olanlar bugün kifayetsiz kalıyor,çağımızın gereklerine göre kadınlar hak,hürriyet,eşitliklere kavuşmalıdırlar.

''Bir Topluluğa Olan Düşmanlığınız,Sizi Onlar Hakkında Adaletten Ayırmasın''
Alıntı ile Cevapla
  #382  
Alt 20-05-2008, 21:09
qw19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qw19 qw19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
Standart

Sayın Bendeniz;

Dünya o dönemde de Arabistan yarımadasından ibaret değildi. Türk'lerdeki kadın haklarına bakmanızı öneririm. Türklere İslamiyet akıl almayacak zalimliklerle kabul ettirildikten sonra Türk kadınları ne hale gelmiştir ona da bakalım.

Pante'nin bu konuda yazdıklarının bir kaçı:

İslamiyet öncesi Türkler:

Halk sınıflara ayrılmaz, toplumda eşitlik esastır.
Ekonomik ve dini özgürlük vardır. Kölelik ve soyluluk kavramları yoktur.
Din adamları ayrıcalıklı bir sınıf değildir.
Yazın yaşadıkları yerler yaylak, kışın ise kışlak olarak ifade edilmiştir.
Kadın erkek eşittir.
Kadınlar hükümdar olabilir. Hükümdar yokken vekil eşidir.
Kadın çarşafa, çuvala sokulmaz. Ama iffetlidir, güçlüdür, karar sahibidir.
Taht kavgalarına neden olsa da Hükümdar, alp, bilge, adil ve erdemli kişiler arasından seçilir.
Kararlar Kurultay denen mecliste alınır.
"Ayukı" denen hükümetle de ülke yönetilir.
Türkler dini bir toplum değil, siyasi karakterde bir toplumdur.
Ülke yönetiminde din etkisi yoktur.
Siyasi ve sosyal yaşam, töre kurallarına göre düzenlenir.
Adalet, iyilik, eşitlik değişmeyen hükümlerdir.
Sosyal düzeni sağlamak için mahkemeler vardır.
Mahkemelerin başında bulunan kişilere yargan denir.
Kağanın başkanlık ettiği mahkemeye yargu denmiştir.
Yüksek mahkemelerdir ve siyasi suçlara bakar.

Tek eşlilik vardır.
Tek tanrı inancı vardır. Gök Tanrıya inanılır.
İyi ve kötü ruhlar olduğuna, göğün kutsallığına inanılır.
Din adamlarına "Kam" denir.

Edebiyat, Resim, heykel, minyatür, müzik, orta oyunu vb. güzel sanatlar gelişmiştir.
Adi suçlara çok nadir rastlanır.
Taciz, tecavüz, sapıklık yoktur.
Dürüstlük, mertlik, adalet duygusu hâkim karakterdir.

İslamiyet'in kabulünden sonra Türk karakteri Arap-Müslüman karakterine dönüşmeye, töreleri değişmeye başlar. Göçler sonucu farklı toplumlarla kaynaşmanın ve çağların değişmesiyle de farklı bir toplum yapısı ortaya çıkar. Pante



Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #383  
Alt 21-05-2008, 11:48
BenDeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BenDeniz BenDeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 May 2008
Mesajlar: 190
Standart

Sn.vgm;
Üstteki yazımda gereken cevapları yazmıştım.'İlgili Arabistan süreci'yazarak,sadece İslam devrimi öncesinden söz ettiğimi belirtmiş,Arabistanın ilgili sürecindeki kadınların ,zavallılıklarından misaller vererek İslam devrimiyle bunu mukayese etmiş ve büyük bir değişim olduğunu izaha gayret etmiştim.

Yine günümüz kadınlarının,ilgili Arabistan sürecindeki gibi bir konumlarının olmadığını bu sebebten ötürü İslam devriminin tanımış olduğu (o şart ve sürece göre değil) kısıtlı imkanlara maruz bırakılamayacağını belirttim.

Türk'lerin o süreçtede kadınlara mükemmeler haklar tanımış olması başka bir durumdur,sevindirici onurlandırıcıdır.Ama ben sadece ilgili Arabistan sürecinden bahsettiğim için oraya değinmedim.Yine Arabistanın İslam devrimi öncesiyle o günün Türk uygarlığını mukayese etmek yanlış olabilir.Muhammed o sürece göre yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışmıştır.

''Bir Topluluğa Olan Düşmanlığınız,Sizi Onlar Hakkında Adaletten Ayırmasın''
Alıntı ile Cevapla
  #384  
Alt 21-05-2008, 12:03
iceman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
iceman iceman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 299
Standart

İsLamda kadının yeriiii...hımmmmm...

bi tane sarıkLı-cüppeLi adamın arkasındaki 4 !! tane kadından biridir(islamiyete göre kadın)
ayrıca şeriat kanunLarı kadınLarın mirastan pay aLmamaLarını söyLEr (emreder) nerde kaLdı aLLahın adaLeti-eşitLiği ????

...İki gözüm kadar eminim sen yoksun..
Alıntı ile Cevapla
  #385  
Alt 21-05-2008, 12:05
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Daha önce başka bir başlıkta bu konuyu tartıştıgımızı hatırlıyorum, ancak buraya da yazmak farz oldu herhalde.

İslamiyetten evvel Arap yarımadasında kadınların zavallı oldugu büyük bir aldatmacadır, gerçegi yoktur ve tamamen İslami bir uydurma olup temeli kadının ikinci sınıflaştırılmasında yatmaktadır. İslamiyet öncesi evlilik biçimlerini uzun uzun yazmaya gerek yok ama araştıran herhangi biri görebilir ki kadının daha fazla cinsel özgürlügü var. Kadının durumuna ise en basit bir örnek bizzat Hatice nin durumudur. Kadının aşşagılandıgı bir toplumda hiç bir kadın kendi aykları üzerinde Hatice konumunda dikilemez. Dikkat edilirse Muhammed Hatice nin işçisi konumundadır.

Gene başka bir örnek Ebu Süfyan ın karısı Hind dir. Ondan sonra bir daha İslam tarihinde bu tarz kadınları göremiyoruz. Memluk devleti,nde bir ara kısa bir kadın egemenligi vardır, o da bizzat halife tarafından eleştirilerek koskoca Memluk ülkesinde iktidara geçecek erkek yoksa biz gönderelim denilmiştir. Bir iki örnek dışında da tüm İslam aleminde bir kadın egemenden bahsedilemez devlet erki açısından. O örnekler de son derece kısa olmuş ve genellikle gene bir erkekle gölgelenmiştir.

Öncelikle İslam öncesi Arap toplumu komünal ilişkileri kırılmaya başlamış, sınıf ilişkilerinin derinleşmeye başladıgı bir toplumdur. Bunu en güzel bir biçimde eski Arap şiirinde görürüz. Eski Arap şiirinde kadın hayatın her alanındadır, erkekle beraberdir ve aşka deger verilir. Muhammedin eylemini de bu komünal kırılmanın erken devlete geçiş süreci olarak görebilirsek ayaklarımız yere basabilir.

Sıgırtmaç ekonomisi ataerkil görünümdedir, çünkü sıgırtmaçlık erkek işidir, ayrıca talancı kabileler de savaşçıya önem verirler, besleyemeyecekleri kız çocukları ekonomik olarak verimsizdir, çünkü savaşamazlar. Bu yüzden bakamayacak olanlar kız çocuklarını öldürmüş ya da terk etmiş olabilirler, ancak bu yoksullukla alakalıdır. Yanlış hatırlamıyorsam Kenya da da bunun tam tersi bir mitos vardı ve erkek çocukları öldürülürlerdi.

Kız çocugun yararsız sayılması pek çok göçebe, talancı, savaşçı kabilenin ortak özelligidir ve Arabistana özgü degildir. Ancak bunu belirleyen de ekonomi ve yoksulluk seviyesidir. Bu anlamda da İslamiyetin kadına yönelik getrirdigi yeni ve devrimci bir şey yoktur. Kadın konusunda tek yaptıgı, erkegin kadın üzerindeki ataerkil sömürüsünü perçinlemek olmuştur. Kadın İslamiyet ile birlikte girilecek tarlalaer olmuştur, ama bu tarlalar hitabını da İslam Sümer İnanna efsanesinden almıştır.

Türklerin durumunu da bu temelde almak lazımdır, ilişki biçimleri zorunlu olarak kadına bu yeri vermek durumundaydı ve bu pek çok aynı ekonomik seviyedeki kabilenin ortak özelligi idi.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #386  
Alt 21-05-2008, 12:25
qw19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qw19 qw19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
Standart

Sevgili dilaver;

İslamiyet öncesi kadınların durumu ile ilgili başka bilgilerde varsa yayınlamanı rica ederim, gerçekten merak ediyorum.

Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #387  
Alt 21-05-2008, 12:46
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

İslamiyet Öncesi Kadın Erkek İlişkileri ve Evlilik Biçimleri :

1) Kadının savaş ganimeti olarak alınması : Bu, kabileler arası savaşlarda galip gelen tarafa mensup erkeklerin diğer taraftan ele geçirdiği kadın ve kızlarla birlikte yaşaması şeklinde olmuştur.

2) Cariye olarak satın alınması

3) Geçici evlilik : Mut’a adı verilen ve geçici bir süreyle sınırlı tutulan bu birliktelik, ehl-i sünnete göre, İslamî dönemde de belli bir süre meşru sayıldıktan sonra yasaklanmıştır.

4) Anlaşmaya bağlı olarak kadının aynı anda en fazla dokuz erkekle birlikte olabilmesi Bu birliktelikte kadının rızası şart olduğu gibi, doğacak çocuğun hangi erkeğe ait olduğuna da kadın karar verir.

5) Karı değişim :Bu, iki evli erkeğin, kendi rızalarıyla karılarını karşılıklı olarak
değiştirmeleri demektir.

6) Kız değişimi : Bu durum, iki erkekten her birinin, karşılıklı değiş tokuş yaparak diğerinin kızını almasıyla gerçekleşir.

7) Dost hayatı

8) Evli bir erkeğin, karısından liderlik, kahramanlık ve cömertlik gibi vasıflardan birine sahip bir erkekle birlikte olup kendisinden çocuk doğurmasını istemesiyle gerçekleşen birliktelik

9) Ölen bir kimsenin erkek çocuklarının üvey anneleriyle kurdukları birliktelik

10) Hayat kadınlarıyla yaşanan birliktelik


Şimdi bu ilişkiler bakıldıgında buların tümüne yakınının eski toplumun ortaklaşmacı evlilik anlayışının bir yansıması ve çok eşli evlilikten tek eşli evlilige geçiş sürecinin degişik alt biçimleri oldugu görülebilir. Birden fazla erkekle cinsel ilişki yaşayan bir kadının hangi hakkının kısıtlandıgından bahsedilebilir. Tam tersine burada seçici kadındır ve tüm bu tür ilişkilerde oldugu gibi çocugun babası belli olmaz.

Kadın istedigi tür ilişkiyi yaşıyabiliyor ve kimse de bu kadını recm etmiyor, bunlar zina sayılmıyor. Kaldı ki zina hukuki bir kavramdır ve oluşması için öncelikle hukukun oluşması gerekmektedir. Bunu için de ciddi sınıf ayrımları ile devlet örgütünün en azından erken biçimi ve bir yasa ve hukuk koyucu gereklidir.

Aslında yukarıdaki ilişki biçimlerinin tümünün de miras hukuku ile bir ilgisi vardır ve mülkiyetin evrilmesinin degişik ve iç içe geçmiş aşamalarını teşkil ederler. Her bir şık tek tek incelendiginde hiç de kadının rolünün tali oldugu görülmemektedir. Kadın bir erkegin tapulu malı haline İslamiyet ile birlikte, özellikle de onun devleti ile birlikte gelir.

İslam öncesi kadında İslamiyetten sonra görülmeyen sosyal sorumluluklar da verilmiştir. Cahiliye kadının önemli sosyal işlevlerinden biri de, savaşlara katılarak erkekleri sabırlı olmaya teşvik etmesi, kaçmalarını engellemesi, yaralıları tedavi etmesi, su taşıması, ve atların bakımını yapmasıdır. Eski Arap şiirinde bu konuda örnekler var, daha sonra bunları yazmaya çalışırım. Ancak şuna işaret edeyim ki Eski Arap şiirinde geçtigine göre Kadın meclislerde içki dagıtıyordu. İslamiyet ile birlikte bırakın içki dagıtan kadını içkiyi de görmek mümkün olmuyor.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #388  
Alt 22-05-2008, 03:31
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Eski Arap yazını gelişmemiş, ama bize geniş bir sözlü gelenek kalmış. Bu gelenekler de şiirle aktarılmış. Her sene Arap şairleri içerisinde en güzel şiir söyleyenlerin şiirleri Kabeye asılırmış. Bunlara yedi askı denmiş ve bunlar İslamiyet ile birlikte yasaklanmış ve şairlere kötü gözle bakılmıştır.

Yedi askı şairlerinin eserlerine baktıgımız zaman orada kadın haklarının İslamiyet ile kıyaslanmayacak derecede daha özgür oldugunu görürüz. Kadın erkekler ile meclise katılabiliyor hatta sakilik bile yapabiliyor. 600 senesinde ölen ünlü ozan Amr bir şiirinde şöyle yazıyor :

Liyan ey kadın sun doluyu
Bitsin Ender'in şarabı kalmasın

Ey Ümmü Amr atlatıyorsun bizi
Sagdan verirken soldan başladın
Ey Ümmü Amr üç kişinin en kötüsü degil
Şarap sunmadıgın arkadaşım burada.

Gene Kadınlar savaşa iştirak ediyorlar ve erkekler savaş konusunda onlara söz veriyorlardı :

Güzel, beyaz kadınlarımız arkamızda,
Koruruz onları düşman ılgarlarından.
Söz vermiş onlara erkekleri yigitçe
Savaşmak için düşman karşısında

Kadınlar harplere iştirak eder erkekleri ile birlikte savaşların geri hizmetlerine yardımcı olurlardı. İslamiyet ile birlikte kadın savaşa ancak erkeginin cinsel ihtiyacını tatmin için iştirak eder oldu. Bu da üst düzey egemenler için geçerliydi.

İki yana salınır kadınlarımız
Yemlerler soylu kısraklarımız
Kocamız degilsiniz derler, korumazsanız bizi.

Aşk ve sevda şiirleri ise daha sonraki İslamiyet yazınında görülmeyecek bir gerçekçilik taşır :

Uzun boy, iki dolgun yanı srtının
Agırlık verir beline sanırsın.
Sıgmaz kalçaları çadır kapısından
Deliye döndürür beni beli
Baldırlar ya fildişi ya mermer sütun
Yürürken ses çıkarır süstakıları

ya da

Ne kızlar, kadınlar, gebeler, emzikliler görmüşüm
Yaşına basmış boncuklu bebelerden ayrılmışım.
Emzirirken aglayan bebegini yarısıyla
Gövdesinin altımda oynardı öbür yarısı.

Ayrıca tüm bu yaşam tarzı içerisinde, meclislerde içki sunan kadının kapalı olmadıgının da bir kez daha altını çizmek gerekmektedir.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #389  
Alt 22-05-2008, 04:36
Lestat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Lestat Lestat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Mar 2008
Mesajlar: 520
Standart

kadının islamdaki yeri: geçen gün fatihte metroda ineceğim yere gelmeden inmek zorunda kaldım.nedeni bnden 20 yaş büyük hacıların korkunç bakışlarıydı..
Alıntı ile Cevapla
  #390  
Alt 14-07-2008, 17:15
oncugenc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
oncugenc oncugenc isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2008
Mesajlar: 76
Standart

kadının kuranda hiç bir değeri yokki!!!!
kadınlarla ilgili ayetler hep ' ey insanlar kadınlarınıza.....' şeklinde başlar. kadın insan yerine bile konmuyor. insanlar derken hep erkeklerden bahsediliyor..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:57 .