
25-05-2008, 09:10
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 225
|
|
Adapa Mitosu-Miraç'ın kökeni
Sevgili arkadaşlar, bu mitos büyük dinlerin bile kendini kurtaramadığı bir "miraç'ın (göğe çıkışın) hikayesidir.Buna değinmemin sebebi, halen insanlarımız miraç hadisesini hiçbir somut delile dayanmadan kanıtlamaya çalışmaları ve hatta yadsınamaz bir gerçekmiş gibi bu hadiseyi bize sunmalarıdır.Umarım, kaynağı sümerlere dayanan bu hadisenin ortaya konulması, inanan arkadaşları bu gibi konuları sorgulamaya itecektir.
"" Adapa, Mezopotamya mitolojisinde yaratılmış ilk insan. Adapa antik bir Sümer kralıdır, Sümer'in krallar listesinde ulusun ilk lideri olarak geçer. Farklı biçimlerinde Oanes ve Alulim olarak da anıldığı olmuştur. Akadca'da ismi adam, erkek insan anlamına gelir. Âdem ile ilişkilendirilebilir.
Antik Eidug (Eridu) şehrinin kralıydı. Enki (Ea) tarafından yaratıldığına inanılırdı, bir bakıma Enki'nin oğlu olarak düşünülmüştür. Yarı faniydi ama ölümsüzlerin kuvvetine sahipti. Evrenin tüm bilgisinin üçte birine sahip olduğu, bu bilginin ona Enki tarafından öğretildiğine inanılırdı. İnsanlığa dili öğretenin Adapa olduğuna inanılır. "" (wikipedia.org dan alınmıştır.)
""ADAPA MİTOSU
Adapa ilk insanın adıdır. Ea’nın oğlu olan Adapa, Babil’in en eski kenti Eridu’nun rahip kralıdır. Ea onu ilk insan olarak yarattı ve ona akıl verdi, fakat sonsuz yaşamı vermedi.
Adapa’nın en önemli görevi balık tutup, tanrıların sofrasına koymaktı.
Bir gün Adapa balık tutarken güney yeli kayığını devirir. Çok sinirlenen Adapa güney yelinin kanadını kırar. Güney yelinin neden esmediğini merak eden tanrı Anu, sorunu öğrenmesi için elçisi İlabrad’ı gönderir. İlabrad’ın, güney yelinin kanadını Adapa’nın kırdığını iletmesi üzerine Anu, Adapa’nın tahtının önüne getirilmesini ister.
Anu’nun Adapa’yı çağırması üzerine Ea Adapa’ya bir takım öğütlerde bulunur. Ea Adapa’ya, gökyüzüne çıktığında bekçilere iyi davranmasını, sunulan ekmek ile suyu kabul etmemesini, sadece sunulan gömlek ve koku yağını almasını salık verir.
Adapa gökyüzüne çıktığında, alini çok perişan gören gökyüzü bekçileri Tammuz ve Ningizzide halinin nedenini sorduğunda, yeryüzünden yok olan iki tanrının yasını tuttuğunu söyler. Bu iki tanrı kendileri olduğu için bundan çok hoşlanan Tammuz ve Ningizzide onu içeri alırlar. Adapa’nın iyi davranışlarını gören Anu, onu- yaşam ekmeği ve yaşam suyunu vererek- sonsuz yaşama kavuşturmayı kararlaştırır. Fakat Adapa Ea’nın sözünün dinleyerek, yaşam suyu ve ekmeğini rededer diğer hediyeleri kabul eder. Anu Adapa’ya neden kabul etmediğini sorunca, Ea’nın öyle yapmasını tembihlediğini söyler. Bunun üzerine Adapa’ya bazı ünvanlar vererek yeryüzüne geri gönderir.
Böylece kışkançlık sebebiyle Ea oğlu Adapa’nın ölümsüzlüğe ulaşmasına engel olmuş olur.
Adapa aldığı ünvanla yeryüzünün en büyük rahip kralı olarak hüküm sürdüğü kentini en üst düzeye taşımayı başarır."" (anarsist.org dan alınmıştır.)
İnsanın göğe yükselmesi fikri zaten, islamın tanrıya atfettiği mekansızlık teziyle çelişmektedir.Çünkü hem tanrının, herhangi bir mekandan münezzeh olduğunu söyleyeceksiniz, hem de peygamberin tanrı nın yanına çıkarak, onunla mekanında konuşulduğunu iddia edeceksiniz.Bence bu önemle sorgulanılması gereken bir konu.
sevgiler...
Tanrı, bilinmeyenlerin üstüne örtülmüş bir gölgeden ibarettir.
|

25-05-2008, 11:45
|
|
|
Hımm, bu öyküyü bilmiyordum. Teşekkürler.
Ama Miraç konusunun sanıldığı gibi islamda inancı etkileyen bir faktör olmadığını düşünüyorum. Mevlid kandillerindeki riyakarlığın da din ile uzaktan yakından alakası yoktur.
Selamlar
|

25-05-2008, 15:28
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Sep 2007
Bulunduğu yer: türkiye
Mesajlar: 7
|
|
Evet Miraç Kuran da yok yaw konu bu değil mi?
|

25-05-2008, 20:04
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
|
Ama Miraç konusunun sanıldığı gibi islamda inancı etkileyen bir faktör olmadığını düşünüyorum.
|
|
Evet Miraç Kuran da yok yaw konu bu değil mi?
|
Miraç, İslam inancında vardır.
Herhangi bir cami imamına, bir hocaya, müftüye vs. gidin ve sorun.
Size Kur'an'dan ve hadislerden kanıtlar gösterecektir.
Hem de miraç'ın tarihini yılına, ayına, gününe, saatine varana kadar verecektir.
Müslüman halk da miraç'ı hocalardan, imamlardan dinler ve gerçek olarak inanır. Daha önce dinlediği efsane ve masallardan dolayı bilimdışılığa, akıldışılığa beyni alışmıştır ve sorgulama yeteneği körelmiştir. O nedenle bir gariplik aklına gelmez.
Tersine siz, miraç'ın Kur'an'da olmadığını ve gerçek olamayacağını öne sürdüğünüzde zayıf inançlı hatta inançsız olarak görülebilirsiniz.
Zaten sıradan bir müslüman "Kur'an'da var" diyecek daha öte gitmeyecektir. Sizin "yok" demenizi inkar olarak niteleyecektir. Çünkü daha önce hadisler ve süslü laflar eşliğinde İsra suresi 1. ayetini dinlemiş ve bu ayeti Miraç ayeti olarak beynine yerleştirmiştir.
Miraç, İslam inancını etkileyen bir faktör müdür?
Hem de fazlasıyla.
Öncelikle müslümanlarda, Allah'ın göğün en üst katında bir makama sahip olduğu inancı yerleşir. O nedenle dua ederken de ellerini yukarı kaldırır, hatta başını da. Hatta tavuğun su içerken yukarı bakmasını dahi örnek verir.
Bunun yanında peygamberleri büyük-küçük olarak gök katlarındaki yerlerine göre tasnif eder. Yüksek katlarda olanlar, Allah'a daha yakın ve daha büyük peygamberdir.
Ayrıca namazın nasıl ve neden 5 vakit olduğunun izahını miraç'ta bulur.
İslam'da olanın Kur'an'da olmaması, konunun ele alınamayacağı anlamı taşımaz. Kur'an'da olmayana inanmayan bir müslüman konuya katıldığını, görüşleri doğru bulduğunu, zaten Kur'an'da yer almadığı için kendisinin de inanmadığını ifade edebilir ama bu konu Kur'an'da yok diye sitem etmemelidir.
Dinlerdeki masalların çoğu Sümer kökenlidir. Bunun güzel bir örneğini sevgili Aparain sayesinde görmüş olduk. Teşekkürler Aparain.
|

25-05-2008, 21:42
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Sep 2007
Bulunduğu yer: türkiye
Mesajlar: 7
|
|
Pante miraç olayının kanıtlayacak tek bir ayet İslam kitabı olan Kuran da yer almıyor.Kuran a inanan bir insan neden bu olaya itiraz edemez.Bana göre etmelidir.Din dondurulacak bir tabu değildir.Her araştırmacının yorum yapmaya yenilik getirmeye hakkı vardır.Daha iyi ve güzelini bulma açısından.Miraç olayı mesela bana göre Muhammedin yaşadığı ruhsal bir durumdur.Ama sokuşturulmuş olan Muhammed-Musa hikayesi tamamen yahudi uydurmasıdır.Bu da çok açık zaten.Muhammed bilmiyor ,Musa açıklıyor.
|

26-05-2008, 03:11
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
|
|
Sevgili aparin ilgi çekici bir konu olmuş ve de benim ilkkez duydugum bir mit idi. Teşekkür ederim bu anlamda.
Ve hemen akabinde islam itikadince miracın cok da önem arz etmediğini ifade eden arkadaşlara isra süresini ve ilk ayetini hatırlatmak istiyorum.
Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) Yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
Tefsiri için de bütün islam dünyasının kabulunde ortaklık buyurduğu elmalılı hamdiden bu ayetin tefsirini vermek istiyorum ki ne kadar önem arz ettiği tam anlamıyla anlaşılsın diye. Tefsirin mirac ile olan kısmını ekliyor, devamında sitenin linkini veriyorum.
Görülüyor ki âyetin bu bölümünde üçüncü şahıstan birinci şahısa geçme sanatı meydana gelmiş ve bu iltifat (hitabın yönünü değiştirme sanatı) ile İsrâ hikmeti şöyle açıklanmıştır:
Gece yolculuğuna çıkarttık ki, ona bazı âyetlerimizi göstermek için, yani büyük acaib şeylerimizden göstereceğimizi göstermek; Mirac'a çıkarmak için. "Gerçekten Rabbinin varlığının en büyük âyetlerini görmüştür." (Necm, 53/18). Buharî ve diğer hadis kitaplarında sahih rivayetlerle rivayet edildiği üzere, Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beytü'l Makdis'e vardıktan sonra oradaki büyük ve sert kayadan göğe çıkarıldı. Her bir gökte peygamberlerden biriyle görüştü, nice nice melekler gördü. Cennet ve cehennemin durumlarını gördü, Sidre-i Müntehâ'ya geçti, Allah'ın melekût âleminden bir çok acaib şeyler gördü. (Necm Sûresi'nin baştarafındaki âyetlerin tefsirine bkz.). Nihayet beş vakit namazın farz kılınması emri ile aynı gecede geri döndü. Sabahleyin Mescid-i Haram'a çıkıp Kureyş'e haber verdi. Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. İman etmiş olanlardan bazıları dönüp irtidâd etti (dinden çıktı). Birtakım erkekler Ebû Bekir'e koştular. Ebu Bekir; "Eğer o, bunu söylediyse şüphesiz doğrudur" dedi. Onlar: "Onu bu konuda da mı tasdik ediyorsun?" dediler. O da: "Ben onu bundan daha ötesinde tasdik ediyorum, sabah akşam gökten getirdiği haberleri yani peygamberliğini tasdik ediyorum" dedi. Bunun üzerine kendisine Sıddık unvanı verildi. Kureyşliler içinde Beytü'l-Makdis'i o zamanki haliyle bilenler vardı. Bunlar, onun vasıfları ve durumuyla ilgili sorular sordular, tanımlamasını istediler. Derhal Hz. Peygambere Beytü'l-Makdis gösterildi. Bunun üzerine ona bakıp anlatıyordu. "Gerçi Beytül-Makdis'i tanımlamada isabet etti." dediler. Sonra: "Haydi bakalım bizim kervandan haber ver, o bizce daha önemlidir, onlardan bir şeyle karşılaştın mı?" dediler. Peygamber (s.a.v) "Evet, falancanın kervanlarıyla karşılaştım, Revhâ'da idi. Bir deve kaybetmişler arıyorlardı. Yüklerinde bir su kadehi vardı. Susadım onu alıp su içtim ve yine eskiden olduğu gibi yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım kadehte suyu bulmuşlar mı?" buyurdu. "Bu da diğer bir alâmettir" dediler. Sonra sayıların, yüklerini ve görünüşlerini sordular. Bu defa da kervan olduğu gibi Hz. Peygambere gösterildi ve sorduklarının hepsine cevap verdi ve buyurdu ki: "İçlerinde falan ve falan önde, boz renkte bir deve üzerinde dikilmiş iki harar olduğu halde falan gün güneşin doğması ile beraber gelirler". Bunun üzerine: "Bu da diğer bir âyettir" dediler ve o gün hızla Seniyye'ye doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da onu yalancı çıkaracağız diye bakıyorlardı. Derken içlerinden birisi: "Güneş doğdu!" diye haykırdı. Diğer birisi de: "İşte kervan geliyor, önünde boz bir deve ve içlerinde falan ve falan da var, tıpkı (Hz. Muhammed'in) dediği gibi" dedi. Böyle olduğu halde yine iman etmediler de: "Bu apaçık bir büyüdür." (Neml, 27/13; Saff, 61/6) dediler. (Miracın etraflıca açıklaması için hadis kitaplarına müracaat edilmelidir.)
Şu kısmıda kaynak acısından önemli;
Kütüb-i sitte (Alt hadis kitabı) ve diğer hadis kitaplarında Mirac hadislerinin birçok rivayetleri vardır. Bu naklettiğimiz hadisin senedleri de İbnü Cerir tefsirinde zikredilmiştir. Görülüyor ki, bunda dünya göğüne kadar yükselmenin Mirac ile ilgili olduğu açıkça belirtilmiş, daha ilerisinde ise muhtemeldir. Fakat Alâî Tefsiri'nden Âlûsî'nin naklettiğine göre, Resulullah'ın İsra gecesi biniti beş tane idi. Birincisi Beytü'l-Makdis'e kadar Burak. İkincisi dünya göğüne kadar Mi'rac; üçüncüsü yedinci göğe kadar meleklerin kanatları; dördüncüsü Sidre-i Münteha'ya kadar Cibril'in kanadı; beşincisi Kâbe Kavseyn'e (Mirac gecesi iki yay arası kadar Allah'a yaklaşmasına) kadar Refref (manevî bir binek)
Tefsirin tamamı için;
http://biriz.biz/kuran/isra/isra.htm#1
|

26-05-2008, 03:21
|
|
|
Merhaba Meaculpa,
İsra suresindeki mescid konusu ile ilgili forumda bir başlık vaardı diye hatırlıyorum. Bakmanızda yarar var.
Ayrıca, Tefsirlerin neden ve hangi dönemlerde yazıldığı konusunda da bilgi sahibi olmalısnız. Dini nakli olarak aktararak manayı ismi ile anlatma çabalarının bir soncudur ki DİNCİ denilen kavram çıkmıştır.
Bu tıpkı Pisagor'un kök2 çıkmazı gibi birşeydir.
Bu nedenle, İnanmanın birinci şartı, doğruyu göünce almak, yanlışı anında terk etmektir. Bu sayede din de tıpkı insanlık ile eş olarak gelişmektedir.
Neyse konu uzun. Ben yorgunum. Abbas kaçar.
Selamlar
|

26-05-2008, 03:41
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 225
|
|
yorumlarıyla katkıda bulunan tüm arkadaşlara içten teşekkürlerimi sunarım.
Ancak, oki' nin söylediğinin tam tersine, ben islamdaki miraç hadisesinin inancı oldukça önemli ölçüde etkileyen bir unsur olduğunu düşünüyorum.Bu konuda, sevgili meaculpa nın verdiği kaynaklara göz atılması da faydalı olacaktır.
Asıl değinmek istediğim sorun şu: Miraç' ın kökeni nin Adapa mitosu na kadar ulaştığı gerçeğinden hareketle, neler elde edilebilir?
Bu Mitosun varlığı;
* tevrat ve incilin büyük bölümünün sümer efsanelerinden oluştuğu dikkate alınırsa, kuran da geçen bu hadisenin de sümer e dayandığı,
*Bu hadisenin, Muhammed' in öğretmeni olarak adlandırılan kişilerle birlikte islam a dahil edilmiş olabileceği,
*konu hakkındaki hadislerin olayı pekiştirmek ve kabul edilmesini sağlamak için ortaya atılmış asılsız iddialarla dolu olduğunu,
*islamın en önemli ibadetlerinden sayılan namaz olgusunun, miraç ile ortaya çıkmadığını, islamdan önce de araplar arasında var olduğu
gibi sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
""Bu nedenle, İnanmanın birinci şartı, doğruyu göünce almak, yanlışı anında terk etmektir. Bu sayede din de tıpkı insanlık ile eş olarak gelişmektedir."" (okinono)
sevgili oki, sen mutezile ekolünü mü takip ediyorsun, yoksa ben mi yanlış anlıyorum?
sevgiler...
Tanrı, bilinmeyenlerin üstüne örtülmüş bir gölgeden ibarettir.
|

26-05-2008, 04:33
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
|
|
Merhaba Okinono;
Bahsettiklerinden ben itikadin konusunda aparin ile aynı soruyu yoneltmek istiyorum. Nedir akaidlerin?
Bu konuda eklediğim, isra/1 ayeti ni nasıl yorumluyorsun?
Hadis ilmine bakış açın nedir?
Not; bahsettigin konu adına link verirsen sevinirim.
Konu meaculpa tarafından (26-05-2008 Saat 04:36 ) değiştirilmiştir.
|

26-05-2008, 06:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
|
Not; bahsettigin konu adına link verirsen sevinirim.
|
http://www.turandursun.com/forumlar/...highlight=aksa
İsra suresinin ilk ayetlerinin Muhammed'le değil Musa ile ilgili olduğunu öne sürenler vardır. Dolayısıyla ayette geçen Mescid-i Aksa'nın da Süleyman Tapınağı olduğu ileri sürülür.
Böylece 2 çelişki birden yanıtlanmış olur, tabi "sadece Kur'an" diyenler açısından.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:44 .
|