sparta olaya nasil bakilmasi gerektiginde bir aciklik yaratmis gibi gorundu bana. Demek ki, birinci olarak bulundugumuz yerden bakarak bir partiye sagci solca demek dogru olmaz. Partileri kendi subjektif kistaslarimiza gore sag-sol diye siniflandirmak dogru olmaz. Objektif bir kistasimizin olmasi gerekiyor. Bu statuko olabilir. Fransiz parlamentosunda bu statuko monarsi yanlisi yada karsisi olma biciminde ortaya cikmisti.
Peki Turkiye'deki statuko uzerinden baktigimizda nasil degerlendirecegiz? Soyle denebilir. CHP, cumhuriyet kuruldugu donemde sol idi, cunku monarsiyi-saltanati yikti. Simdi ise statukoyu savundugu icin sag demek gerekir. Sanirim simdiki CHP'nin statukoculugu konusunda bir farklilik yoktur aramizda. Hala saltanata karsi mucadele verdigini soyleyerek statukoyu savunma islevini ustleniyor. CHP bugun sag partidir.
Peki CHP, cumhuriyetin kuruldugu donemde sol bir parti miydi? Soruyu biraz daha geriye goturelim. Ittihat Terakki sag bir parti miydi, sol bir parti mi? Monarsiye karsi mucadele eden bir parti dogal olarak statukoyu yikmaya calisiyordu ve sol olarak nitelendirilmesi gerekir. 1908 devriminden sonra Ittihat Terakki iktidara geldi. Bence 1908 devrimi 1923'den cok daha kapsamli bir degisikliktir. Cunku 700 yillik monarsi 1908 ile yikildi. Cumhuriyet dusuncesi daha 1908 devriminde vardi. 1923'de bir darbe ile kurtulus savasinin meclisi feshedildi ve yeni bir hukumet, beraberinde de cumhuriyet ilan edildi. Bir tur darbenin 1908 ile karsilastirilmasi dogru olmaz. Demek ki Ittihat Terakki'yi sol olarak kabul etmek gerekiyor.
700 yillik monarsi 1908'de devrildikten sonra iktidar gucu artik Ittihat Terakki'nin eline gecmisti. Tam da sparta'nin dedigi gibi Ittihat Terakki hizla gericilesti ve yeni kurdugu statukoyu koruyan bir partiye donustu. Daha monarsi doneminde olusmus olan Osmanli burokrasisini tamamen egemenligine aldi.
Peki Kemalist kadrolar nerden cikti? Ittihat Terakki burokrasisinin icinden. Milli mucadele tümüyle bu bürokrasinin önder kadrolari eliyle yönetildi. Icerik acisindan Kemalist bürokrasi gercekten Ittihat Terakki yada eski osmanli bürokrasisi ile ne kadar catismalidir. Ben icerik acisindan anlamli farkliliklar oldugu konusunda oldukca süpheliyim. Bir egemenlik kavgasi oldugu dogru. Ittihatcilar, Kemalistler tarafindan safdisi edilmis, kimileri idam cezalarina carptirilmistir. Ancak burda icerik farkliligindan cok taht kavgasi verildigini dusunuyorum. Aslinda Kemalizm ile Ittihatcilik arasindaki farkliliklari ben de one cikarmaya calistim.
Yeni Enver Pasacilik uzerine uzun bir arastirma yazisi da yazdim. Bundan sonraki surecte de Turkiye'deki Kemalist akimlari surekli izlemeye calistim. Vardigim sonuc Ittihatcilik ile Kemalizm arasindaki icerik farkliliginin aslinda cok onemsiz oldugu oldu. Elbette bazi farkliliklar var. Bunlari 8 ana baslikta toplamaya calistim. Ancak nasyonalizm ve bürokratik sistem sahipligi o kadar onemli bir payda ki, bahsettigim 8 nokta ana eksen karsisinda onemsiz kaliyor. Dolayisiyla Kemalist devrimin gercekte Osmanli burokrasisinden bir kopus olmadigi, daha cok Ittihatciligin fazlaca irrasyonel olan yanlarini rotuslayip, daha saglam hale getiren bir anlayis oldugu dusuncesine vardim.
Bu acidan bakildiginda Kemalist kadronun firkasi CHP, sol mu sayilmali idi? Bildigim kadariyla bu tartisma "Ortanin solu" kavrami ortaya atilana kadar yapilmadi. Zaten ortada birden cok parti olmadigi, tek parti olan CHP'nin devletle ozdes oldugu bir durumda bu pek anlamli bir tartisma olmazdi. Peki devletle ozdes olan bu CHP 1920-1946 arasinda sol bir parti miydi? Yada "ortanin solu" mu idi? Eger CHP'nin gecmisini Ittihat Terakki'nin 1908 oncesine kadar uzatirsak diyebiliriz ki, bu akim en azindan 1911'e kadar statuko karsiti idi. Bu yuzden sol saymak makul olur.
Ama bu dusuncenin karsisina da yeni bir arguman getirme sansimiz var. Bu argumani soyle aciklayayim. Aslinda Osmanli monarsisi yenilikler gelistirmeye egilimli idi. Imparatorlugun giderek gucten dusmesine karsi padisahlar ve aydin burokrat kadrolar onlemler dusunuyordu. Abdulhamit'e kadar olan surecte devletin tepesindeki kadro yapisi zaten icinden Ittihat Terakki gibi bir yapiyi uretmeye elverisli idi. II. Abdulhamit bu suregelen batici yenilikcilik gelenegini birdenbire durduran bir darbe indirdi. Yani Ittihatci akim aslinda zaten Tanzimat'tan ve hatta daha oncesinden, taa Lale devrinden beri gelen bürokratik bir akimin uzantisi idi. Abdülhamit'in padisahligi bu akimi iktidardan uzakta tuttugu icin Ittihatcilik monarsiye karsit gibi gorunuyor ve sol sayiliyordu.
Idris Kucukomer, CHP gelenegini Lale devrine kadar uzatir. Bilindigi gibi Osmanli devletinde ilk yenilik hareketleri Lale devrinde baslar. Aslinda Lale devri osmanli burokrasisinin zevk ve sefaya daldigi bir devir olaraka gosterilir, ama bu tam olarak gercegi ifade etmez. Belki de devri sona erdiren Patrona Halil isyaninin yarattigi bir etkidir. Gercekte Lale devrinde ilk matbaa kurulmus, Avrupa ulkelerinde elcilikler acilmis, egitim icin Avrupa ulkelerine ogrenciler gonderilmis, ilk olarak bati usulu egitim sistemi gozde olmaya baslamis, kultur, sanat ve edebiyat alaninda onemli gelismeler yasanmis, ilk olarak kumas, kagit, cini fabrikalari acilmis, yenicerilerin isyani yuzunden kapansa da ilk olarak avrupa usulu askeri egitim veren Hendesane acilmisti. Eger bu yenilik hareketlerini Osmanli burokrasisinin hareketinin icerigi olarak kabul edersek, Ittihat Terakki icerik olarak bu burokrasinin hareket ozelliklerinin hepsini tasir.
Araya giren II. Abdulhamit sureci Osmanli monarsisini yeniliklere karsi ayak direyen, bunlari engelleyen, gerici bir guc olarak gostermeye yol acmistir. Halbuki Osmanli devleti 1700'lerin baslarindan beri yenilikci girisimlere sahne oluyordu. Bu acidan Ittihatcilik da sonrasindaki Kemalizm de bir kopus degil, bu burokratik gelenegin bir devami durumundadir.