|
Özetinizin tekrarı için teşekkür ederim yanlız şu konuda sizinle ayrı düşünüyorum. O da şu ki; vernmiş oldugum örnekleri münferit vakkalar diye değerlendirmişsiniz ve genellleme yapmamam gerektigini ön görnmüşsünüz. Peki sizce devletin onaması olmadan bu insanlar bu açıklamaları yapabilirlermiydi, nitekim alıntıladıgım yazılarda "gerici unsurlar" ibaresi özne kılınmaz. Bütün bir Kült ve Ermeni halkları genellenir ve de bu politikalr uygulanır. Devlet böyle bir genellemeyi bilinçli oluşturmuş ise ki aksini idda etmek mümkün değil o zaman biz neden Topal Osman, Nurettin Paşa ve İsmet İnönü gibi o devrin üst düzey yöneticileri varlıgında, T.c nin milliyetçi politikalr izlediginin genellemesini yapamıyoruz? Devlet birimleri içinde her türden insana rastlayabilmek söyleminiz dogru fakat bahsettiğimiz politikalar yıllar boyunca uygulanmış gerçekler ve de devlet bu yıllar içerisinde hepsini kendi talep etmiştir. Aksi halde bir paşa kalkıp da bahsettiğim Şark Projesini faal kılamazdı.
Eğer ortada bir göz yumma söz konusu ise, suçlanması gereken asıl taraf devletmidir yoksa bu paşalarmıdır ? Yoksa gerici unsurlar dye tabir edilen ayaklanmalara milliyetçi ve de iki halkı kökten temizleme planları ile yanıt vermek yerindemidir ?
|
Sn. Meaculpa;
Sakallı Nurettin Paşa, Türkiye Cumhuriyetini temsil etmez. Örneğin Hasan ığsız'ı tanır mısınız? Iğsız, bugünün devletini temsil eder mi? Hasan Iğsız neyse Sakallı Nurettin Paşa da odur. (Hasan Paşa'dan özür dileyerek)
Cumhuriyetten yüzlerce paşa gelip geçmiştir. İçlerinde sağcısı da vardır, solcusu da. Milliyetçisi de vardır, ırkçısı da, Türk'ü de vardır Kürt'ü de.
Ayrıca hiç birinin sözleri devlet tarafından onaylanarak söylenmez. Mantıklı konuşanı da olabilir, saçmalayanı da.
Örneğin Sakallı Nurettin Paşa, Kazım Karabekir Paşa'ya ya da Fevzi Çakmak paşa'ya göre çok daha önemsizdir. Karabekir ve Çakmak'ı herkes tanır. Ama Sakallı'yı kimse tanımaz. Karabekir ve Çakmak, devlet içinde çok etkili iken, devletin 1. ve 2. adamı Atatürk ve İnönü ile zıt yapıdadır. Devrimler konusunda ters düşmüşlerdir. Bunlardan birinin ettiği söz, Atatürk ve İnönü'yü ya da devleti bağlar mı? Bağlamaz. Sakallı Nurettin Paşa'nın ki hiç bağlamaz.
Ayrıca Sakallı Nurettin Paşa tüm Kürtleri ve Ermenileri genelleyen sözleri nerede ve ne zaman söylemiştir? Kaynağı nedir? ki bu derece devletle örtüştürüyor, devlet politikasıymış gibi sunuyorsunuz?
Türkiye'nin hiç bir dönemde ırkçı, soykırımcı bir politikası ve uygulaması olmamıştır. Olması da mümkün değildir. Asker ya da hükümet içinde bireysel olarak ırkçılar ise her dönem olmuştur. 90-100 sene önceki ırkçılığa bakış ile bugünkü ırkçılığa bakışı da dikkate almak zorundayız.
Bunun yanında Kuvayi Milliye'nin içinde İttihat ve Terakki'ciler de yer almıştır. Bunlar içinde Talat Paşa, Cemal Paşa, Enver Paşa hayranı olanlar da vardır. Bu paşaların öldürülmesinin üzerlerinde bıraktığı psikolojiyi de göz önüne almak gerekir.
Kuvayi Milliye Kurtuluş Savaşı verirken birkaç aşiret İngiliz işbirlikçilerinin kışkırtmasıyla ayaklanıyor ve Koçgiri isyanı başlıyor. İsyancılar Sevr yanlıları.
Kürtlerin önemli bir bölümü ise birlikte Kurtuluş savaşı verme kararı almışken bu isyana sıcak bakılması mümkün mü? Kaldı ki isyancılar hakkında idam kararı alınmışken Atatürk idamları durdurmuştur.
Devlet milliyetçi politika uygulamıştır. Ama sivilde milliyetçilerin, ırkçıların politikasına müsaade etmemiştir. Neden?
Çünkü devletin amacı ümmetçi olan halka ulusal bilinç kazandırmaktır. Milliyetçi söylemlerin amacı ulus bilinci yaratmak içindir. Ama ulus bilincine sahip olanların örgütlenerek ırkçı siyaset izlemeleri doğru görülmemiştir. Çünkü geçmişte bunun deneyimi Enver Paşa ile yaşanmıştır. Kurtuluş Savaşına destek veren, Cumhuriyeti kuran, aynı bayrak altında birleşen, Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan hangi etnik kökenden gelirse gelsin tümünün Türk vatandaşı olarak adlandırılarak sınıfsız-imtiyazsız bir toplum amaçlanmıştır. Başarılamamıştır ama bu kötü niyetli bir ideal değildir. Türklükten Atatürk'ün kastı Orta Asya'dan göçen Oğuzlar da değildir. Bir bilinmeyendir ve bunun arayışına yönelmiştir.
Dönem dünyada milliyetçiliğin zirve yaptığı, Almanya'da Nazizmin, İtalya'da faşizmin yükseldiği dönemdir. Buna rağmen Türkiye, Atatürk ve İnönü sayesinde bu ırkçı faşizmden etkilenmemiş, "Yurtta barış dünyada barış" ı şiar edinmiştir.
Şu zamanda dahi çokları milliyetçilikle övünürken Atatürk'ün şu sözleri anlamlıdır:
"Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız."
Bu sözün derininde milliyetçiliğe soğuk bir duruş ve zorunlu - geçici olarak milliyetçi olma iması vardır.
Bu milliyetçiliği eleştirenlerin kendileri milliyetçilik yapmıyorlar mı?
Bugün Kürt sorununu sürekli gündemde sıcak tutmak isteyenlerin yaptıkları milliyetçilik değil midir?
Bir Kürt devleti kurulabilseydi başına başkan dedikleri Apo geçmeyecek miydi?
Bu terör örgütü ve lideri katliamcı değil midir? Yakalanmadan önce masum insanları işçileri, mühendisleri, öğretmenleri Türk diye öldürtmüyor muydu?
Hala "Kürt sorununa demokratik çözüm" diye yapılan mitinglerde bu katliamcının resimleri taşınmıyor mu? Adı haykırılmıyor mu?
Türkiye Cumhuriyeti şanlı-onurlu bir mücadeleyle ve savaşarak kurulmuştur. Kadınları-çocukları, masum insanları öldürerek değil. Kürtler önce bu lekeyi temizlesinler.
Başkalarının gözündeki çöpten önce kendi gözündeki merteği görmek gerek.