
05-09-2008, 16:01
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2008
Mesajlar: 22
|
|
Bu problemin askeri oparesyonlarla cozulmiyecegi ortada,o cografyaya atilan her bomba her yikim pkk yi daha cok guclendirdigi de apacik ortada,ve orgutun bolge halkina soylediklerinide hepimiz biliyoruz,eger o bolge insani pkk ya destek vermesse pkk nin degil 20 yil 20 gun bile barinamiyacagininda farkindayiz.Devletin o radaki asiretlere para karsiligi ve silah vererek dayatmis oldugu koruculuk sisteminin de artik cokme noktasina geldigininde farkindayiz,artik korucularin pkk ya karsi operasyonlara cikmak istemediklerinide biliyoruz.Son yapilan tsk nin sinir otesi harekatinin da hava ciwa ciktigini kendi komtanlarinin ses kaydindan dinledik.. Yasamini yitiren asker sayilarinin tv,gazate,radyo vs, az gosterildiginin de farkindayiz. Binlerce insanin KENDIMI IHBAR EDIYORUM VE BEN DE SAYIN OCALAN diyorum diyerek ya da yazili dilek ce olarak savciliklara akin ettiklerini haberimiz var. istendigi zaman milyonlari meydanlara dokup PKK HALKTIR,HALK BURADA dediginide iki gozumuzle gorduk... Her itilen ve horlanan kurt un pkk saflarina sempati duyudugunu vs....... kisaca bu sekil de yazmaya kalirsam bu foruma sigmaz NEDEN PKK dan daha ileri adimlar atip o insanlari kazanma yi denenmiyor bu bir soru isaretidir,aslinda cevabi icinde olan bir soru bu. Yoksa birileri bu iki halkin devamli savastirip iki kutupa ayirip pkk yi guclendirmekmi istiyor? Eger buysa bu isi iyi yapiyolar,kanimca bu ulkenin unuter devlet yapisi korunarak ileri adimlar atilirsa bolge insanina sahip cikilrsa pkk denen beladan kurtulur DEVLET... cunku o radaki sorun pkk yi yaratti, ona et ve tirnak verdi.. Bu ulkenin ne irak nede filistin yada yuugoslavya olmasina izin vermicez,birbirimize sarilmanin tam zamanidir. Bu ulkenin cocuklari karaca oglan,yunus emre,pirsultan ve bedrettin lerle buyudu... turkiyenin icinde barisik ve dunyada guclu bir devlet olmasi turkiyeli halklarin cikarinadir.. Bir kac gizli servisin ulkesini sirf buyuk bilmem ne yapacak diye(israil,amerika) birbirimizi bogazlatip bu ulkeyi boldurtmicez...Gerekirse turkuyle kurduyle ayaklarimizi mevzilere zincirle baglayarak dusmana son mermimiz kalana kadar carpismasini da iyi biliriz.....
|

05-09-2008, 16:27
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
kemal´isimli üyeden Alıntı
Bu problemin askeri oparesyonlarla cozulmiyecegi ortada,o cografyaya atilan her bomba her yikim pkk yi daha cok guclendirdigi de apacik ortada,ve orgutun bolge halkina soylediklerinide hepimiz biliyoruz,eger o bolge insani pkk ya destek vermesse pkk nin degil 20 yil 20 gun bile barinamiyacagininda farkindayiz.Devletin o radaki asiretlere para karsiligi ve silah vererek dayatmis oldugu koruculuk sisteminin de artik cokme noktasina geldigininde farkindayiz,artik korucularin pkk ya karsi operasyonlara cikmak istemediklerinide biliyoruz.Son yapilan tsk nin sinir otesi harekatinin da hava ciwa ciktigini kendi komtanlarinin ses kaydindan dinledik.. Yasamini yitiren asker sayilarinin tv,gazate,radyo vs, az gosterildiginin de farkindayiz. Binlerce insanin KENDIMI IHBAR EDIYORUM VE BEN DE SAYIN OCALAN diyorum diyerek ya da yazili dilek ce olarak savciliklara akin ettiklerini haberimiz var. istendigi zaman milyonlari meydanlara dokup PKK HALKTIR,HALK BURADA dediginide iki gozumuzle gorduk... Her itilen ve horlanan kurt un pkk saflarina sempati duyudugunu vs....... kisaca bu sekil de yazmaya kalirsam bu foruma sigmaz NEDEN PKK dan daha ileri adimlar atip o insanlari kazanma yi denenmiyor bu bir soru isaretidir,aslinda cevabi icinde olan bir soru bu. Yoksa birileri bu iki halkin devamli savastirip iki kutupa ayirip pkk yi guclendirmekmi istiyor? Eger buysa bu isi iyi yapiyolar,kanimca bu ulkenin unuter devlet yapisi korunarak ileri adimlar atilirsa bolge insanina sahip cikilrsa pkk denen beladan kurtulur DEVLET... cunku o radaki sorun pkk yi yaratti, ona et ve tirnak verdi.. Bu ulkenin ne irak nede filistin yada yuugoslavya olmasina izin vermicez,birbirimize sarilmanin tam zamanidir. Bu ulkenin cocuklari karaca oglan,yunus emre,pirsultan ve bedrettin lerle buyudu... turkiyenin icinde barisik ve dunyada guclu bir devlet olmasi turkiyeli halklarin cikarinadir.. Bir kac gizli servisin ulkesini sirf buyuk bilmem ne yapacak diye(israil,amerika) birbirimizi bogazlatip bu ulkeyi boldurtmicez...Gerekirse turkuyle kurduyle ayaklarimizi mevzilere zincirle baglayarak dusmana son mermimiz kalana kadar carpismasini da iyi biliriz.....
|
Budur.!!! Türkiye'lilerin kökü de kömeci de birdir.
Eline sağlık kemal.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

05-09-2008, 16:34
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 06 May 2008
Mesajlar: 917
|
|
duygusal tavırlarla bir yerlere ulaşıldığını görmedim. üstünkörü durum tespitleriyle de işimiz yoktur.
saygılarımla.
|

05-09-2008, 19:56
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
İyi de Kürdüyle Türküyle nasıl bir olarak düşmana karşı duracağız? Yoksa yine Türklere "Halkların Kardeşliği", Kürtlere "Gerilla Kardeşliği" diyerek mi?
Saygılar
|

05-09-2008, 20:11
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 04 Jun 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 120
|
|
bu konuya girip okumayayım diyorum ama dayanamıyorum sanki pkk veya rojin sitesine girmiş gibi hissediyorum ayrı kürt devletini destekleyenler ve onları alkışlayıp önlerinde eğilenler!
bunları ince iğnelemelerle değilde ağız dolsu olarak kınamak gerekir çakırcalı ayrı devlet isteyen varsa ırakın kuzeyine newden gitmiyor anlamak mümkün değil
hatasız cool olmaz !!!
|

06-09-2008, 04:17
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Apr 2008
Mesajlar: 338
|
|
"Türk-kürt kardeştir ayrım yapan kalleştir" gibi çocuksu sloganlar atmaya daha ne kadar devam ediceksiniz bakalım??
|

06-09-2008, 13:09
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Aug 2007
Mesajlar: 29
|
|
aynen bu sloganlarla hiç bir yere gidilemediğini gördük bunlar sadece göz boyamak adına yapılan saçma şeyler
bu konun çözülmesi için artık daha bitirici darbeler vurulmalı öyle sadece vurup bombalayıp gelinmemeli ya da diplomatik yollarla bu olay çözülemez çünkü artık bu onlar için bi yaşam tarzı ve emperyalist güçlerde bunlara hem parasal hemde silahsal yardım yaptıkları ispat edilmiş bişey
acilen bitirici bi darbe şart(devrim şart)
|

06-09-2008, 14:58
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2008
Mesajlar: 22
|
|
Simdi sormak isterdim birilerine,kardesligin slogan olduguna inananlara yada askeri operasyonlara devam edilmesi gerektigini inanalara yada daha otesini dusunenlere... Mesela hic ailelerinde ya da cevrelerin de pkk yla catismalar da hayatini kaybendenler olmusmu diye? Ya da oglunu kaybeden bir annenin,ogluna yaktigi agitlari dinlemislermi,ya da olum haberini duyar duymaz evladi nin o an da (akli dengesi) ni kaybedip kahkalar attan bir anne gormuslermi,mesela karadenizde bir annenin UY DURSUNUM olmemistir diye kendini karadenizin hircin dalgalarina atanini,kendini balkondan atan abiler,kardeslerden haberleri varmiydi?PEKI ya BABALAR !oglunu kaybeden babalara hic taziye ziyzretinde bulunmuslarmi,ya da konusurken o baba nin gozlerinin icine bakmislarmi? Peki GAZI leri olmusmu bu arkadaslarin,ayni mahaledeki cocukluk arkadasinin iki ayagini kaybedip geri geldigini,yilarca kendi apartman merdivenlerini kosar adim cikan ama ayaklari olmadigi icin kimseyede yuk olmamak icin hafta da bir kez sokaga cikmak isteyen GAZI arkadaslari oldumu hic? yada nisanlisinin ayak lari ya da kolarinin olmadigini goren bir kizin feryadina taniklik etmislermi?Ve sirf o gencin gazi oldugun dan dolayi kizin baska biriysiyle istemeden de olsa evlenmesine taniklik etmislermi? Ve kendini, eski nisanlisinin dugun gecesin de asanlari duymuslarmi?
CAMI onun de CAKMAK GAZI VE TESPIH satanlardan GAZILERDEN bir sey almislarmi? PEKI askerden sonra VIETNEM SENDROMU yasayanlarla kahve de oturup cay icmislermi? VE hala soskata yururken ARKASINA bakmaktan yorulan insanlara taniklik etmislermi (ki askerligini yillarca once bitirmis biri bu) ve bu topraklarda yasanan daha nice acilar,ben bunun sadece taniklik ettigim kadariyla anlatmaya calistim. benim bilmedigim daha niceleri... BU anlatilanlar sadece madalyonun on tarafiydi,peki karsi taraf daki INFAAL ve TRAMVA duygusu ne olacak,yani madolyonun oteki tarafi yani kurt ler acisindan yonu...Savastan yana fikir one surenlere hala askeri operasyonlarla sonuc alanibilecegine inanlara bunlari sormak isterdim. VE ulke olarak keybettiklerimiz ne olacak peki? EGER BU YAZDIKLARIM DUYGUSALLIKSA VE SLOGANSA diyecek bir kelimem yok benim artik.. (BIR SAIRIN DEDIGI GIBI yuregime kalbimden baska muska takmadan yazdim.......
SAYGILARIMLA.....
|

06-09-2008, 15:03
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Aug 2007
Mesajlar: 29
|
|
peki kemal sence bu sorun nasıl çözülür yazarsan sevinirim
|

06-09-2008, 15:12
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Sep 2008
Mesajlar: 18
|
|
Hiç tanımadığınız bir insan hakkında haliyle yorum yapmamanız beklenir. Çünkü bilmek ile tanımak arasındaki önemli farkın gözardı edilmesi her şeyden evvel ahlaka dair bir zaafiyettir. Tanımadığınız insan hakkında üçüncü şahıslardan size bilgi aktarıldığında ise ortaya "önyargı" çıkacaktır. Bu durumda siz, üçüncü şahısın "tanıdığı" adamı tanıyorsunuz. Yani sizin kendinize ait bir tanınız gerçekleşmiş değildir.
Anlama sorunları açısından bu önemli bir sorundur. İnsanın kendisine, doğaya, metafizik sorunlarına ve toplumsal hayata ilişkin yargılarının "geçerliliği" problemi gündeme geliyor. Yargıların gerçekle sınavıdır bu.
Hermönetik sorununun temelinde "aynı konuda bir çok gerçeğin" bulunduğu iddiası ile hesaplaşma yatar. Nesnel dünyaya dair en yetkin bilgileri devşirdiğine inandığımız bilimin, yirminci yüzyılda sistemleşen hümaniter disipliner tarafından iki(yüz)yüzlüğünün ifşa edilmesi ile sorun daha da "matrak" hale geldi.
İnsanlığın tarihi bu boyutuyla insanların bilgileri ile yargılarının dialektiğinin tarihidir. Anlama denilen vakıa yargının(daha çok önyargının) bilgi ile sınanması ile nitelik kazanır..
İnsanlığın tarihsel tecrübesi açısından insanların doğaya ve de sosyal çevrelerine ilişkin tutumlarında bu daha somuttur. Doğadaki pek çok olayın "bilgisi"nden mahrum olduğu halde, bilinemeyene ilişkin her daim önyargılar üretebilmiş olan insan böylece bildiğini varsaymıştır. Gökgürültüsünü Tanrıların öfkesi olarak varsayması gibi.
Demek ki insanlığın kadim zaaflarından biri de "bilmediğini bilememek"tir. Algı dünyamızın algıladıklarımız ile problemini bütün bir felsefi deneyimimiz yeterince ortaya koymaktadır.
Şu halde anlam sorunu, konumuz olan Kürt sorunu dahil bütün sorunlarımızda "bilgi" ile orantılandırılmalıdır.
Önyargı olgunun künhüne ilişkin bir bilişsizlik beyanıdır. Bir nesne(ne-ise-ne)'nin varlığını idrak ile onu anlamak arasındaki süreci sözkonusu nesneye ilişkin bilişsel donanımımız belirleyecektir..
Olayı Kürt sorunun üzerinden somutlarsak, sorunu görmek ile anlamak ve bilmek arasındaki büyük mesafenin her şeyden önce farkında olmamız gerekiyor.
Bu öncülü neden ısrarla ortaya koymaya çalışıyoruz?
Çünkü sorunun yaşandığı bu coğrafyada sorunun bir karesinden önemli bir mevki teşkil edenlerin Kürt sorununa ilişkin bilişlenme sorunu vardır. Türkiye'nin batı vilayetlerinde yaşayan geniş halk kitlelerinin neredeyse tamamı Kürt sorunu hakkında üç beş cümle ile özetlenebilecek malumattan öteye bir biliş sahibi değildirler. Bu gerçek, sorunun zamansal sürüncemini sağlıyor bir, insanların güvenlik sorunlarını yaşamalarını daimi kılıyor iki, sorunun anlaşılması yönünde ortaya çıkabilecek iyi niyetleri bertaraf ediyor üç ve sonucuna göre şekil alan karşılıklı bir kitlesel antipati ve dışlamanın ortaya çıkmasını sağlıyor dört..
Soruna "çözümleme" getirmenin ilk şartı bu devasa epistemik, bilişsel "gedik"in ortadan kaldırılmasıdır. Bu boşluğu görebilmek eleştirel bir kültürün tesisine yönelikte ciddi bir atılımı ifade ediyor olacaktır.
Kürt sorununa "içeriden" bakanlar ile "dışarıdan" bakanlar arasındaki farkın bu bilişsizlik durumunun yarattığı sorunlar üzerinden anlaşılması gerekiyor. Bu durumda kasdedilen geniş halk yığınları ile Kürt gerçekliği arasındaki mesafenin "duruş" farklılığından kaynaklanmadığını ama daha çok sözkonusu "biliş" yetersizliğinin yarattığı "duruş" farklılığından kaynaklandığını iddia etmek mümkün..
Her tanımın arkasında bir "duruş" var, bu doğru. Peki ya duruşun arakasında ne olabilir?.
Evet bilgi yoksa önyargı vardır dedik. Bu önyargının kendisi ile hesaplaşabileceği olanaklar oluşturulmadan bir şeylerin değişebileceğini iddia etmek de zor gibi Şu halde;.
1. Sorunun belirlenmesinde, tecessüm etmesinde etken olan politik manevraların, sosyolojik temellerinin ve bu temeller üzerinden "şahsiyet" kazanabilmiş aktörlerin anlaşılması, anlaşılmaya çalışılması gerekiyor. Bu yaklaşım soruna "içeriden" bakma ve haliyle anlamanın en nesnel yöntemidir..
Kürt sorununa yakıştırdıkları sembolik blokajlar ile tanıtlayanların, neden işlerin -gün be gün- öngördükleri doğrultuda gitmediğini anlamak istemeleri gerekiyor..
2. Egemen paradigmanın öngördüğü okuma biçimleri ile okunan sorunun kendini sunma biçimi arasındaki devasa uçurumun bir "anlam" ifade ediyor olması gerekir. Bu algılama biçimlerindeki farklılığın önemli ölçüde bilişlenme farklılığından kaynaklandığını daha önce söylemiştik. Bu doğrultuda Kürt sorununun anlaşılıp tartışılması amacıyla, ilgili yasal yaptırımların esnetilmesi gerekiyor. Bu durum Kürtlerin kendilerini nasıl algıladıklarına ilişkin bir avantaj da sağlamış olacaktır..
Bu haliyle sistem, sorunun; soruna gerçeklik kazandıran biçimleri ile anlaşılmasını ve ortaya konmasını engelleyici bir işleve sahiptir..
3. Kürt sorunun yalnızca Türkiye eksenli bir sorun olmadığı, ortadoğuda yaşayan otuz milyona yakın Kürt ile beraber bütün ortadoğunun ve hatta buralara ilişkin hesap-kitap içerisinde olan dünyanın bilinen güçlü siyasal sistemlerinin de sorunu olduğunu ortaya koymak gerek. Bu nitelik Kürt sorunun önümüzdeki dönemler boyunca ortadoğunun, dünyanın ve en başta da Türkiye'nin sıcak gündem maddelerinden biri olacağını anlamak için çok şey bilmiş olmak gerekmiyor sanırım. Bu geniş yayılım alanı belki de soruna ilişkin anlam dünyamızda önemli bir kırılganlığı sağlar..
4. Sorunda "taraflar"ı teşkil edenlerin çözüme dair iyi niyet gösterisi olarak mevcut militer, çatışmacı ortamın bertaraf edilmesi için asgari adımları atmaları gerekiyor. Söylemin militarize edildiği yerde epistemik şiddet vardır. Şiddet biçimlerinin ihya edildiği yerde ise "söz" askıya alınmış demektir.
Sözün askıya alınabilmesi için ise söylenebilecek herşeyin söylenmiş olması gerekir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:26 .
|