Artık Ben Bir ATEİSTİM
Sevgili arkadaşlar;
Uzun süredir siteye uğramıyorum. İşlerimin yoğunluğu, kendi maillerime bile bakmamı zorlaştırıyor. Yoksa, bu sitenin yeri her zaman kalbimde...
Her varlığın yaşamda evrim sürecinde ilerlediği gibi, benim düşüncelerimde de evrim sürecinin bir parçaları sonucu, Ateist bir düşünce sisteminin benim için evrim sürecimin son halkasına gelmiş olduğumu farkettim. Bu süreç, önce müslümanlık, daha sonra da deistlik, daha sonra da panteizm, agnostizm ve son olarak da Ateizm'de son buldu...Bundan sonra da (35 yaşına gelmiş bir insan için), değişeceğini pek zannetmiyorum.
Benim için bilimsel veriler ve bilimsel verilerde ilerlemek hayatımın bir parçası oldu. Bilimsel veriler, değişemez diye saçma sapan fikirleri savunmuyorum zaten. Yaşamın özü ve ilerleyişi olması gerektiği gibi (fizik (kuantum fiziği), kimya ve matematik gibi) bir çok bilimsel verilerden yola çıkarak nötr bir şekilde oldu. Bunun sebebi ve sonucu bilinmiyor. Nasıl, dünya içerisinde petrol ya da maden rezervleri her yerde değil de, sadece belirli noktalarda toplanmışken, kimi yerlerde ise çorak arazilerden geçilmezken, bunu sebebi sadece bizim ölçebildiğimiz bilimsel veriler ve ölçemediğimiz bilimsel verilerden başka hiçbirşey değil. Bir insanın doğuştan zeka özürlü ya da dahi olması da bu bilimsel verilerin etkisinden başka birşey değil.
Yaşamın özü olan mutlak hiçlik, bizim bildiğimiz bir yokluk kavramı değildir. Bu hiçlik özelliği itibariyle sürrealist bir özelliğe sahip; var olan kanunlar çerçevesinde içinde realistliği (yaşamı) barındırmıştır. Bu yaşam, dönüp dolaşıp (bütün herşeyin ilk konumuna dönme özelliğine sahip olduğu gibi) yine sürrealist özelliği ile bütünleşecektir. Kısacası, yaşam eninde sonunda varlıkla yokluk arasında olan hiçliğe geri dönecektir.
Peygamber denilen ve dinler denilen varlıklar ise; bu yaşamda bile bazı insanların (benim sezgim diğerlerinden kuvvetli) olduğu inancında olan falcılardan, büyücülerden hiç bir farkı olmayan insanlar. Onları ve peygamberleri yaratan da toplumdur. Çünkü, kendi varlığı, kendi benliğinden yabancılaşan insanoğlu, bu boşluğunu sadece bu tür insanların fikirleri ile doldurmayı daha kolaya bulmaktadır. İşin özü bütün filozofların da söylediği gibi "Kendini tanımak" tır. Bilim bilim bilmektir, bilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen yaşam nice okumaktır, da diyebiliz.
Bu kavramda, insan kendi kendine düşünüp; toplumun kendisine verdiği rollerden ve kaygılardan sıyrılarak kendi kendi ile yüzleşip, kendini tanımlayabilse, evrende bir yanlız olduğunu kabullense, bu hiçlik kavramı ile yüzleşebilse ve bu korkuları ile yüzleşerek, kendini bu konuda olgunlaştırsa işin özü çözülecektir. Ama, toplum bize bu olanağı ne kadar sağlamaktadır. Bilgi kirliliği ile büyüdüğümüz bir ortamda, sadece meta ve Tanrı peşinde koşmaya bizi itmektedirler. Toplum bizi şekillendirmektedir. Önceleri, ben de sezgilerimin kuvvetli olduğuna inanırdım. Rüyalarımda, bazı şeyleri çözümleyebildiğime inanırdım. Bu inanç annemden bana geçmişti ve annem hala aynı şeylere inanır. Mesela, dişimin kırıldığını görsem; o günlerde mutlaka ölüm haberi (yakınlarımın) alacağıma inanırdım ya da rüyamda köpek görsem çevremde düşmanlar aradım. Hangimiz bu safhalardan geçmedik. İşyerimde çalışan (çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, peyzaj yüksek mimarı (Almanya da eğitim görmüş)) arkadaşlarım hala, para ile kahve falı bakan insanlara gitmekte, ya da astrolog (öyle bir bilim yok) olduğunu iddia eden şarlatanlara gitmekte, yıldızların onların hayatını etkilediklerine inanmaktadırlar. (Bize en yakın Ay'ın sadece etkisinin çekim kuvveti boyutunda, o da okyanuslarda gelgit olaylarını yarttığı bilinmesine rağmen) Gelecekle ilgili bilgiler aldıklarına inanırlar. Her bir insanın geleceğini, yıldızların tayin ettiği inancının (Mısır mitinin devamıdır), ne kadar bilimden uzak olduğu görülmektedir.
Sonuç olarak; yaşamımı yönlendiren olaylar sadece ve sadece bilimsel verilerdir. Tanrı inancı ise, mitlerin oluşturduğu bir kavramdır. Bilimsel bir yeri yoktur.
NOT : Lütfen hemen ön yargılarla, eleştirisel boyuttaki fikir yazacak arkadaşlar yazmasın. Önce anlamaya, benim gözümle bakmaya çalışarak, kafalarına takılan soruları belirli bir seviyede yazarlarsa sevinirim. Çünkü, bilgi kirliliği ile uğraşacak yaşı çoktan geçtim.
|