placebo´isimli üyeden Alıntı
Statiği doğru manasında kullanmamışsınız..Mesela sizin dininiz Evrim teorisini kabul ediyor mu?Yoksa adem ile Havva yeterlimidir??.Eğer cevap,- evet yeter -olursa bu;Evet,din statik demektir..Sorgulamayan,vahyi olduğu gibi alan,tembel ve durağan demektir statik..
Mezhepler ise Kuran'ın içerisindeki çelişkili ayetlerden dolayı ortaya çıkmıştır..Bir kitaptan,bin mana çıkarılabiliyor..Yüce diye adlandırılan Allahın,kafaları karıştırmak değil insanları aydınlatmak üzere;açık,aleni,manası konusunda çelişkiye,ikileme,şüpheye düşürmeyecek ayetler yollaması hiç te zor olmamalıydı..İnsanları mezheplere bölerek aralarında husumet başlatmak ne derece tanrıca bir harekettir??..Ve hatta dinlere ve hatta v.s. v.s....Bölücülük sever Tanrı olur mu? 
|
Tanrı'nın neleri sevip sevmediğini gerçekten merak ediyorsanız açın kutsal kitapları okuyun.
Statiği doğru manada kullandığımdan eminim. Mezhepler, ekoller vahyi olduğu gibi almadığının, sorguladığının bir göstergesidir. Benim dinim Evrim teorisini sizin kabul ettiğiniz gibi herşeyi tesadüflere bağlayarak elbette kabul etmez ama bir Yaratıcının kontrolünde olmak şartıyla kabul eder. Buna ''yaratılışçı evrim teorisi'' diyoruz. Adem'in veya ilk insanın yaratılmasıyla ilgili ayetlerden yola çıkarak ortaya konmuş güzel ve değişik fikirlerdir bunlar. Herşeyin sudan yaratıldığı belirtildikten sonra insanın yaratılmasıyla ilgili ayetler birleştirilip yorumlanarak değişik teoriler üretilmiştir ve bunlar Darwin'den yüzyıllar öncedir.
Ama dinamik dinin statik dindarları olmuştur her çağda. Bu da gayet doğaldır. Bir din içindeki statükocu dindarlar bahane edilerek özünde enerjik ve dinamik olan bir dini yargılamak ne kadar adildir? Onlar yüzünden ilerici dindarları yobaz olarak yargılamak ne kadar doğrudur?
Ayetlerin dediğiniz gibi açık ve net olması halinde, işte o zaman din statik olurdu. Çok boyutlu değil tek boyutlu, zengin değil fakir olurdu. Ve bütün zamanlara ait olamazdı. Bizim yararımıza olan bu durum, bizler tarfından bir düşmanlık vesilesi yapılıyorsa, bu bizim dar görüşlülüğümüzden ve tutuculuğumuzdan kaynaklanıyor demektir, yoksa Allah'ın yanlış yapmasından değil.