Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #131  
Alt 22-05-2009, 21:55
eylemsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylemsel eylemsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 355
Standart

sayın cigi den alıntı

Sen ve senin gibi düsünenlerin hepsi hala emek/sermaye ekseninde dönüp durun... Nasilsa sizlerin konusmalari ve hayalleri hic bir düzeni degistirecek güce ve enerjiye sahip olamiyacak. Sizlerde düsünceleri ile yasanti tarzlari devamli celisecek bir sekilde yasayip duracaksiniz. Durmadan da ezilenler, kulübe edebiyati yapmayi biraksan iyi olur. Türkiye'de su anda öyle bir toplum varki; is begenmiyorlar ve herkes birilerinin sayesinde bir yere kapak atarak yan gelip yatarak, para kazanmayi düsünüyor. Bu mu ezilen ve isci sinifi? Dünya'nin hic bir ülkesinde ellerim ve kafam calistigi sürece asla ac kalmam ve esek gibi calisirim. Hangi is olursa olsun. Hic bir kimseden calisma konusunda yardim dahi dilenmem. Bak bu calisma isi icin dikkat edersen ayaklarimi dahi katmiyorum.

Sayın Cigi, tam anlamıyla liberal bir bakış açısıyla olayı degerlendirmişsiniz.
dilaver; marx'ın bu sözünde içinde bulunulan koşullar düşünme şeklimizi ve algılayışımızı etkiledigini ifade etmek kullanmıştır.


Türkiyede işçi sınıfının, gerçek anlamda işçi sınıfı özelligi taşımamasında en önemli etken sınıf bilincinin olmamasıdır. Bunun nedeni ise milliyetçiliktir. Sendikalar belli ideolojik görüşleri temel alarak ayrımlaşmışlardır. Milliyetçilik sınıfsal çıkarların önüne geçmiştir. Milliyetçilikle kimsenin karnı doymaz, sadece insanların beynini uyuşturursunuz. Şimdi yapıldıgı gibi.
Alıntı ile Cevapla
  #132  
Alt 22-05-2009, 23:03
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Türkiyede işçi sınıfının, gerçek anlamda işçi sınıfı özelligi taşımamasında en önemli etken sınıf bilincinin olmamasıdır. Bunun nedeni ise milliyetçiliktir. Sendikalar belli ideolojik görüşleri temel alarak ayrımlaşmışlardır. Milliyetçilik sınıfsal çıkarların önüne geçmiştir. Milliyetçilikle kimsenin karnı doymaz, sadece insanların beynini uyuşturursunuz. Şimdi yapıldıgı gibi.
Yıllarca işçi olarak sendikal mücadelenin içinde oldum.
Yıllarca da mühendis olarak işçilerle birlikte çalıştım.
Sınıf bilincinin olmamasında eğitimsizliği ve bu bilincin doğru ellerce verilmeyişini gördüm. Sınıf bilinci verilmeye çalışıldığı halde oluşmamasında ise öncelikle çıkarcılığın, daha sonra dinin ve yöreciliğin, daha sonra küçük burjuva özentilerinin ve umutlarının, daha sonra da milliyetçiliğin etkili olduğunu gördüm.
Yani milliyetçilik nedeniyle sınıf bilincinin oluşmaması en az etkenlerdendi.
Bu benim çalıştığım sektörlerde böyleydi ama başka sektörlerde de pek farklı olmadığını gözlemlerim neticesinde anladım.

Çıkarcılıkla, küçük burjuva özentileri ve sınıf değiştirme hayalleri aynı başlık altında toplandığı takdirde; sınıf bilinci oluşmamasındaki asıl etkeni lümpenlik olarak adlandırabiliriz. Bu karakteristik yapı, patron yalakalığı, yöneticilere sırnaşıp yaranma, hak arama hareketlerinden uzak durma olarak ortaya çıkıyor. Buna işini kaybetme korkusu da eklendiğinde sendikalaşmanın önünde en büyük engel olarak kendini gösteriyor.
Dini etkenler, siyasi karşıtlığa ve bu nedenle birlik oluşmamasına sebep oluyor. Yörecilik de çok etkili. Sivaslı, Giresunlu, Karslı gibi gruplar şovence duygularla ve feodal ilişkilerle birbirine bağlanıp birlikte hareket ediyorlar.
Bu saydıklarımın tümü milliyetçilikten çok daha etkili.

Milliyetçiliğin en az olduğu Van'lı, Muş'lu, Diyarbakır'lı işçilerden bir örnek verirsem; yemeklerin berbatlığından şikayet edip atıp tutanlar 100-150 kişiyken, işveren yetkilisi toplantıya çağırdığında sadece 4-5 kişiye düşmüştü. Halbuki sadece sorunlar dinlenecekti. Bir yemek probleminde biraraya gelemeyenlerin sendikalaşması mümkün mü?
Alıntı ile Cevapla
  #133  
Alt 22-05-2009, 23:42
eylemsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylemsel eylemsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 355
Standart

sayın pante

Bende egitim sektöründeyim. Egitimciler toplumda bilinç düzeyi olarak toplumun üst kesiminde yer alıyorlar. Almiş oldukları egitim, onları daha duyarlı hale getirmiyor. Zor koşullarda yaşadıkları halde sendikalaşma anlamında daha etkin olmuyorlar yada devlet babamızdır,herşeyin en iyisini bilir düşüncesi hakim. Biz herşeyde egitim faktörünü öne sürüyoruz ama önemli olan verilen egitimin niteligi. Emekçi sınıfından bahsediyoruz ama sınıf bilinci olmadıgı için farklı konumda çalışanlar sonuçta emeklerini sattıkları halde kendilerini emekçi yada işçi olarak görmüyorlar. Beden gücünü yada beyin gücünü satan işçiler arasında,kendilerini degerlendirmede farklılıklar var
Alıntı ile Cevapla
  #134  
Alt 23-05-2009, 00:20
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger arkadaslar;

Isci bilincinin olmamasinin ir nedeni de; isci olanin "isciyim" diyeme me; "utangacligidir. Sanki isci olmak, emekci olmak bir "sucmus" gibi algilanir. Hatta "asagilanir" Halbuki Avrupa'da; birey; "ben isciyim" diye, gogsunu gere gere soyler.

Bir kisi; eger, sinifinin bilincinde degilse, ki bu onun sucu degil; iscilik tecrubesinin tarihsel yasanamamisliginin bir sonucudur. Konu aslinda sadece isci degil; burjuvazinin de olmamasidir. Genelde; isci patron arasi iliskiler; feodal yapi temelindedir. Ya bir kole (kendi isi disindaki baska islere kosma)-efendi disiplini vardir. Ya da isciler, yakin ve akrabalardan olusur. Burjuva da; sadece eli para gormus, kisilerin; zenginlik anlayisidir. Ya bunu, ovunerek sunarlar, ya da bu zenginliklerini "acima harcamalarina" verdiklerini, ovunerek anlatirlar.

Dolayisiyle; Turkiye, ne burjuva devrimini tamamlamis; ne de ekonomik sekillenme kapitalist gozukse bile; ekonomik iliskiler, hic bir zaman kapitalist duzeye cikamamis ve isci sinifi bilinci yerlesmemistir.

Aslinda; koylu bile bir sinif oldugunun bilincinde degildir. Bunun ana nedeni de; vatandaslarin dusunceye onem vermemesi, sadece "vardir bir bildikleri" ve "baba takip etme" temelli dunyaya bakis acilaridir. Ortada birey bilincide olmadigindan; bir koyluden, herhangibir cikis beklenemez.

Dolayisiyle; eger SSCB gibi; "kapitalizmin ust yapi devrimi surecinde gelistirilmesi ve sosyalizme gecis" dusunuluyorsa; bu da tarih olarak uygun degildir. Sonucta, kitleler; bir ideoloji pesinden suruklenebilir, ama; o suruklenis; o kitlelerin bilinci yoksa; mutlaka geri tepecektir. Cunku surukluyeni denetleyecek olan ve bir kitle bilinci yoktur.

O nedenle de; kitleler bir ideolojisi pesinde cekilmektense; kitlelere birey bilinci vermek ve kitlelerin en azindan neyin pesinde suruklendiklerinin bilincinde olmasi gerekir.

Bu dusunce bilinci verilmeden; ust yapinin degistirilmesi ve kitleleri yonlendiren bir iktidar cikisinin; herhangibir iktidar cikisindan farki olmayacaktir. Kimse, kimse adina karar alamaz ve kimse kimse adina, birsey yapamaz.

Her kisi; kendi icin yapmasi gerekeni kendi adina yapacak bilince ulasmasi gerekir. Aksi; tarihte bugune kadar olanin tekrari; yani kitlelerin iktidar yanlisi bir ideolojik inancsal dogru onderliginde suruklenmesidir.

Bu da; kitleleri zora sokmak ve icinde bulunduklari durumla, cekilecek ideoloji arasinda caresiz birakmaktir. Kitlelerin; iki iktidar gucu arasinda tikanmasi; kitleleri geriye goturur. Cunku, konusacak olan guc ve otorite olacaktir. Bu acidan da; kitleler acisindan; kimin gucu yada iktidari ne fark eder?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #135  
Alt 23-05-2009, 10:59
cigi cigi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 28 Jun 2009
Bulunduğu yer: Rotterdam
Mesajlar: 1.714
Standart

eylemsel´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
.

Sayın Cigi, tam anlamıyla liberal bir bakış açısıyla olayı degerlendirmişsiniz.
dilaver; marx'ın bu sözünde içinde bulunulan koşullar düşünme şeklimizi ve algılayışımızı etkiledigini ifade etmek kullanmıştır.


Türkiyede işçi sınıfının, gerçek anlamda işçi sınıfı özelligi taşımamasında en önemli etken sınıf bilincinin olmamasıdır. Bunun nedeni ise milliyetçiliktir. Sendikalar belli ideolojik görüşleri temel alarak ayrımlaşmışlardır. Milliyetçilik sınıfsal çıkarların önüne geçmiştir. Milliyetçilikle kimsenin karnı doymaz, sadece insanların beynini uyuşturursunuz. Şimdi yapıldıgı gibi.
Sayin eylemsel;

Kesinlikle liberal bir bakis acisi degil benim yazdiklarim.Hangi is olursa olsun, onu layiki ile yapmanin adi ne zamandan beri liberal bakis acisi oldu?Türkiye'de genclik yillarimda calismis bir insanim. Bir yandan okurken, bir yandan da calisiyordum. Türkiye'deki calismanin, isciligin ve sendikalarin ne durumda oldugunu gayet iyi bilirim. Iscilerin haklari icin is veren müdürü ve sendikacilarla girtlak, girtlaga geldigimde, arkama dönüp baktigimda tek bir insani göremedigim zamanlar olmustur.

Yurdunu gercekten seven insan bos ve kuru laf üretmez. Gücünün el verdigi bir sekilde kanitlamak icin caba gösterir ve bu hic bir zaman bitmez. Yolda yürürken diger insanlara karsi saygi, sevgi ile toplum kurallarina düzgünce uymasi bile bu sevginin bir göstergesidir. Hatta bunlara uymayarak diger insanlari rahatsiz edenleride korkusuzca ve nazikce uyarmasi da bir yurtseverliktir. Bir musluktan suyun bosa akmamasina özen göstermek; hem yurdunu hemde bu Dünya'yi sevmektir. Bu örnekleri cogaltabiliriz. Türkiye'de böyle bilincli bir toplumun olmamasi icin yillardir cesitli sekillerde engelenmektedir.

Verilen isi layiki ile yapmadan, elinden dogru dürüst bir is gelmeyen ve kendini gelistirmeyen bir iscinin haklarini savunabilmesi ne kadar dogru olabilir?

Kokusmusluk, düzensizlik, hukuksuzluk, sorumsuzluk, sahtekarlik, riyakarlik ve lackaligin her konuda diz boyu oldugu bir ülkede; hangi isciden ve isverenden söz ediyorsunuz? Hangi insanlardan desek daha dogru olacak.

Ayrica Türkiye'deki insanlarin cogu her konuda takiye yapmaktadirlar. Insanin düsüncesi baska, agzindan cikan baska ve yasantisi bambaska olmaz. Dolayisi ile ben alinti yaptigim yazidaki düsünce icin ahkam kesme sözünü kullandim ve sözümün arkasinda da duruyorum.

Her düsüncenin ve inancin sahibi kisi bunu yasantisina yansitarak kanitlamakla yükümlüdür. Inancim ve düsüncelerim ile yasantim celiski yaratirsa; benim inandiriciligim ne kadar olabilir? Kocaman bir sifir. Fakat biribirine uygun bir sekilde iseler, kimse sizin elestirecek bir yaninizi bulamaz ve sayginliginiz artar.

Liberal düsüncede olan bir insan, yöneticilik konumunda iken üzerine isci tulumlarini cekerek, yönettigi isciler ile birlikte asla calismaz sayin eylemsel. Her insanla nerde olursa olsun aninda iletisime gecebilmek ona cekinmeden sicakliginizi hissettirerek bir cok zorluklarin üstesinden gelmeyi basarabilmek bambaska bir yasam cesidir.

Süper lüks dairelerin icinde oturacaklar, göz kamastiracak bir yasantinin pesinde kosacaklar; Mao'dan, Lenin'den, sosyalizmden ya da inanclardan dem vurarak emek/sermaye/calisma/kardeslik/insan haklari gibi konulari savunarak onlarin hakkinda tartisacaklar. Yok öyle bir sey. Bir gün gecer karsina benim gibi lafini sözünü esirgemeyen tirlak birisi; adamin havasini da alir, gazini da...

Fakat bunu yapabilmem icin ayaklarimin üzerinde saglam durmam gerekir. Yani savundugum ilkeler ile yasantimin celiski icinde olmamasi gerekir. Bu harmoniyi basarabilmek aslinda hic zor degildir. Önce insanin kendine karsi dürüst ve adaletli olmasi yeterlidir.

Ben yurdumu sevdigim icin kimseden ne bir beklentim var nede bir cikarim. Fakat ülkemin ne bir basbakani, ne bir milletvekili, ne de bir partisi bu sorumluluk duygusu anlayisinda degillerdir. Yukaridan asagiya dogru yansiyan bu yasam tarzi, kacinilmaz kokusmuslugu ve lackaligi getirmistir.Gün gectikcede artmaktadir ve bu gidisatin artmasi gelecek günlerin aydinligina gölge düsürmektedir. Hic emek sarfetmeden köse dönmek, baskalarinin haklarina tecavüz etmek cipsi beyinlerin iclerinden atilmadigi ve temizlenmedigi sürece; karanlik gölgeleri yok edemeyiz.

Saygilar.
Alıntı ile Cevapla
  #136  
Alt 23-05-2009, 11:54
cigi cigi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 28 Jun 2009
Bulunduğu yer: Rotterdam
Mesajlar: 1.714
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Saygideger cigi;

Yurdu ve insanlari icin yanip tutusmayan bir kafa yapisi icinde olmasam, zaten benim bu sitede veya bunun gibi diger aktivitilerde olmamam gerekirdi. Kimse ile bu konulari tartisarak zamanimi da harcamazdim. Cok baska ugrasacagim ve yapmam gereken islerim bulunmakta.

''Hadi be ne haliniz varsa görün'' demeden sabirla yurdum icin bir seyler yapmaya calisiyorum. Bunu dahi idrak edemiyorsunuz. Senin devamli sözünü ettigin sircali kösklerde oturanlarin ise hic birisi bu tip konular ile kafasindaki saclarin bir tane telini bile agritmaz.-cigi-

Yurt disinda yasayan "bizlerin" durumunu ve ne hissettiklerini; guzel aciklamissin.

Ben bir birey olarak; tum bilgi, birikim, tecrube, gozlem ve deneyimimi; burada gonullu olarak, Turkce konusan topluma; herturlu; sorunlari ile, yol gosterme, bilgi verme, yazili veya konusma dilinde yardimci olma ve her turlu, etnisite ve bireysel hak ve ozgurluklerini aramak icin gereken hukuksal yollari gosterme, resmi muracaat v.s. konularinda 30 kusur senedir, yardimci oluyorum. Eminim sende, ayni durumdasindir.

Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideger evrensel-insan;

Sevgili pante'de bir iletisinde '' Türkiye'nin de Hollanda gibi olmasını arzu etmek bir yurtseverlik duygusudur. '' yazarak bizler gibi olanlarin duygularina, bir cümle ile tercüman olmus.

Bu bir gönül ve sevda isidir. Sen de cok iyi bilirsin ki; buralar da yasanmadan, bazi acilari ve zorluklari cekmeden bizleri anlayamazlar. Zaten genelide anlayamiyor. Kimsenin anlamasini da beklemiyorum. Bu topraklarda yabanci, yurdumuzda Alamanci olmamizi hic bir zaman degistiremiyecek bir irkin temsilcileriyiz bizler.

Sevgili dilaver, benim icin genelde '' oturduklari yerden ahkam kesiyorlar'' cümlesini kullaniyor diye yaziyor. Evet bunu bilerek yapiyorum ve inadina yaziyorum. Cünkü bu tiplerin buralara geldiklerinde gercekte ne olduklarini cok iyi görüyorum.

Yurt disina cikarak oralarda ki yasam standartlarini, demokrasiyi, hukuku, insan, izleyici ve okur haklarini gördükten sonra; yurdunda insanlarin gözlerinin iclerine baka, baka yalan söyleyerek onlari bazi güclerin oyuncagi yapiyorlar. Kendi cikarlari ve koltuklari ugruna bunlari yapanlardan yurdunu ve insanlarini seven insan olamaz. Dogal olarak da bu insandan görmedigi bir sehiri sevmesini ve hoslanmasini bekleyemezsiniz. Bunlar egolarini asamamis beyinleri tam olarak gelismemis varliklardir.

Yurt disinda olup da, yurdunun refahi ve huzuru icin cirpinan insanlarin tertemiz duygularini dahi anlayamayacak ve onlara fasist, milliyetci damgasini aninda vuracak kadar saygisiz ve dangalak bir kafa yapilarina sahipdirler bu lakirdi ulemalari.

Birisi yillarca Mao ve onun düsüncelerinin pesinden kosar, bir bakmissin ülkeyi parcalamaya calisan sapik birisinin inine giderek ona gül verir, bir bakmisin M.H.P. genclik kollari ile is birligi yapar, bir bakarsin C.I.A. dan gizli bilgiler aktarir, bir bakarsin Isvicre'de, Ermeni soykirimi yoktur diyerek reklam amacli gösterilere kalkisir, bir bakmisin aninda koyu Atatürkcü olarak onun rozetini yakasina takar.

Simdi nedir bu? Yamyam corbasi !!!! Adama gülerler be... Sonra kalkip bu tip adamlar onun bunun yurtseverligi, fasistligi veya milliyetciligi konusunda söz sahibi olurlar ve ortaliga ölcü teskil edecek yazilar yazarlar. Bizleri biraz zor kandirirlar onlar ve havalarini alirlar.

Bir insanin yüreginde ahde vefa olmasa, ne bunlar ile ugrasir, ne de bu isler icin kafasini agritirak zamanini harcar.

Bos ver be saygideger evrensel-insan, kimsenin kafasinin icine bizlerin duygularini bir teneke ile bosaltarak anlatma olanagimiz olmadigina göre, böyle cekecegiz. Hepsi bizler icin yasamlarini hice sayanlarin cocuklari, onlari ve bulunduklari topraklari hic bir zaman yüregimizden silip atamayiz.

Saygilar.
Alıntı ile Cevapla
  #137  
Alt 23-05-2009, 20:59
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger cigi;

Bence 5. sıra iyidir. Aydoe ile bir tutamazdım seni ama az duyarlılık ifadesini geri alıyorum. Böyle yazmamın nedeni İngiltere'yi de işin içine katmandı.-pante-

Sevgili pante'de bir iletisinde '' Türkiye'nin de Hollanda gibi olmasını arzu etmek bir yurtseverlik duygusudur. '' yazarak bizler gibi olanlarin duygularina, bir cümle ile tercüman olmus.-cigi-

Pante'den cok iyi politikaci olur. Bak ikimize de; farkli yanasmis.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #138  
Alt 26-05-2009, 04:09
AzinliginFeryadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AzinliginFeryadi AzinliginFeryadi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 66
Standart

Atatürk bu ulusun ismini Türk Milleti olarak koymuştur. Çünkü ''Türkiyelilik'' değil ''Türklük'' kapsayıcı bir kavramdır. Dilerseniz binlerce yıl öncesine gidelim ve sorgulayalım tarihi. Sn. Yusuf Halaçoğlu'nun dediği gibi, bugün Kürt dediğimiz, Laz dediğimiz bir çok etnik kökenin zamanında ayrılmış olduğu kaynağın ismi Türk'tür.Türklük bir etnik kökeni tarif etmez. Türklük Orta Asya'dan kaynağını alır. İçinden zamanla pek çok kol doğmuş ve farklı coğrafyalara göç etmiştir. Daha eskilere giderseniz Türklerin de o coğrafyaya Afrika kıtasından gelmiş olduğunu görürsünüz. Ve şunu da belirteyim; bilmeden Türklüğe itiraz edenler aslında bilmelidir ki Oğuzluğa itiraz etmektedir. Çünkü etnik köken bağlamında itiraz ettikleri konu Kürtlüğe, Lazlığa vs denk gelen Oğuzluktur. Türklük ise bunların tamamını kapsayan bir kaynaktır. Ve bu ülkede kimse ben Oğuzum ve devletin-milletin adı da Oğuz olacak dememektedir. Orta Asya'da kökenler o kadar çok karışmıştır ve o kadar çok kız alıp vermeler olmuştur ki bugün kimse ari kürdüm ari lazım vs diyemez. O nedenle memleketin şu zor günlerini böyle anlamsız tartışmalarla daha da zora sokmaktan vazgeçelim lütfen. Bu millet Türk'tür. Öyle anılmasında da hiçbir sakınca yoktur. Çünkü esasında Türklük, içinde kafatasçılığı barındırmaz. Yani damarımı kessem içinden T-Ü-R-K harfleri çıkmaz. Veya kafatasımın ölçüleri şudur budur demem, diyemem. İşte bunun adı ırkçılıktır. Böyle aptalca şeylere inanarak milliyetçilik yaptığını düşünenler yok mudur peki? Evet var. Hem de azımsanamayacak kadar fazlalar. Hep te oldular. Şimdi onlar da kendilerine Türk diyor diye Türklüğümüzden mi vazgeçeceğiz yani? Onlarla mücadelemiz dün vardı, bugün de var. Yarın da sürecek...

Tartışılacak hiçbir şey yoktur. Bu tartışmaları ısıtıp ısıtıp önümüze getirenler emperyalizmin uşakları ve o uşakları ağızları açık dinleyen saf insanlarımızdır. Kurtuluş Savaşı'nda karşımıza dikilen düşman bugün, işte böyle aptalca konuları milletin önüne atarak oyalanmasını-parçalanmasını sağlıyor ve tek kurşun atmadan ülkeyi işgal etmek üzere! Bizlere düşen olan bitenin bilincine varmak, Mustafa Kemal'in belirttiği gibi tarihte hiç olmadığımız kadar uyanık olmak ve gerekeni yapmaktır.

Mustafa Kemal Atatürk elbette Bir Türk Millyetçisiydi. Ancak o Türklüğün kaşına gözüne hayran olduğundan Türkçü değildi. Yani damarını kessen T-Ü-R-K harfleri çıkacak zannedenlerden asla olmadı.
Peki O Türklüğü neden ön plana çıkardı?
Atatürk'ü biraz can kulağıyla dinler ve anlamaya çalışırsak bunun cevabını çok rahat bulabiliriz. O bu milletin tarihten beri benimsediği 2 değer olduğunu düşünmekteydi. Yani toplumu ayakta ve bir arada tutan 2 direk.
Nedir bunlar?
Türklük ve islamiyet. Atatürk B şıkkı yani İslamiyetin bu milleti nasıl ümmetleştirdiğini gördü. Bu dinin insanları nasıl cehalete sevk ettiğini anladı. O nedenle islamiyete bir alternatif olarak uhrevi dünyadan çok bu dünyanın gerçekleri ile örtüşen milliyetçilik fikrini yani Türklüğü ön plana çıkardı. ''Ne mutlu Türküm diyene'' dedi. ''Ne mutlu Müslümanım'' diyene deseydi kısa zamanda araplaşacağımızı ve koskoca bir imparatorluğun çöküşüne zemin hazırlayan bu hurafelerle dolu fikriyatın egemen güç haline geleceğini biliyordu. İşte bu nedenle Atatürk Türklüğü ön plana çıkarmış ve dini de elinden geldiği kadar dizginlemiştir. Ancak görüldüğü üzere yeterli olmamıştır. Türklüğü dilinden düşürmeyen ve bence Türklük ile ilgisi kalmamış bazı odakların nasıl da önlerine türban yasası ve dindar cumhurbaşkanı seçme fasafisosu gelince Türklüğü bırakıp, elin arabının dinine sarılma yarışı yaptıklarını da ibretle izledik!

Özetle, önce ben bir insanım ve daha sonra Türküm ve Türk Milliyetçisiyim.Ulusumuzun adı da Türk'tür.Evrensel insan olma fikri elbette bilimsen düşünen insanlar için vazgeçilmez bir kabuldür. Bu fikri herkesten çok ben savunurum. Ancak bu küresel şartlarda ben dünya vatandaşıyım diyerek milletinizin ortak değerini bir kenara bırakırsanız, vatansız bir dünya vatandaşı olursunuz. Türküm demezseniz Ilımlı İslam adı altında sizleri birleştirir elin emperyalisti. Milletinizi koyunlaştırır ve paramparça eder. Sonra da onlar başınıza ağa olur, siz de onların marabası. Belki de onu bile çok görürler.Fransız ben dünya vatandaşıyım, Fransız değilim, İngiliz ben evrensel bir insanım İngiliz değilim, Arap ben Arap değilim dediği gün inanın ben de ''Türk değilim'' diyeceğim. İşte sırf bu son cümlemden bile Türklüğe hangi gözle baktığımı görebilirsiniz. Yani benim için insan insandır. Ancak emperyalist niyetlerle kapımıza dayanarak bizleri bir arada tutan en önemli değerimizi yok etmeye çalışanlara ve bu ülke hüviyetini taşıdığı halde sınır tanımaz emperyalizme uşaklık eden vatan hainlerine inat ''Ne Mutlu Türküm Diyene!'' diyorum. Sevgiler...

1)A, A'dır. 2)A, B değildir. 3)A, aynı zamanda hem A, hem de B olamaz.
Alıntı ile Cevapla
  #139  
Alt 26-05-2009, 19:31
KızıL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
KızıL KızıL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
Standart

yıllardır sınıf bilincini yoketmek işçi sınıfı ahlakının oluşmaması için ve bir işçi hareketi oluşmaması için birleşme olmaması için bütün düzen güçleri ellerinden geleni yaptılar..

iç ve dış dinamikler her yolu denediler.. 1 mayıslar kurşunlandı sendika önderleri süikastlere uğradı, öldürüldü.. abd emir verdi bu ülkenin faşistleri yaptı..

milliyetçilik ve din işçi sınıfının sınıf bilincini yok eden önüne ta koyan birlikteliği bozan en büyük eykenlerdir.. başta din olarak insanların afyonlanması.. daha kaderci daha gerici toplum yaratılması birinci aşama oldu milliyetçilikse bu uyuşturulmuş kitlenin sevk edileceği kanal oldu ırkçılaştırıldılar hemde sendikalarla ülkücü işçi ocaklarıyla..

işçi sınıfı sınıf bilinci değil, anti empetyalizm değil, işyeri evindir bilinci değil milliyetçilik aldı ırkçılık aldı türk iş gibi bir sendika kuruldu işçileri böldü..

sonra sendikaların hali çok açık onlarda koltukları için başladı mücadeleye, sendikalı olmak isteyen işçiyi patrona şikayet etti bazı sendikalar...

durum bu kadar vahimken kapitalizmin hertürlü baskıi yıldırma politikası sürerken çarklar istenildiği gibi dönerken halada sınıf olmak için emek veren sendikacıları ve işçi sınıfını emek verenleri bir kez daha kutluyorum...

yolumuz uzun ve zorlu.. tıpkı hayat gibi onurlu yaşam gibi...

ÖRGÜTLENİN!!!
Alıntı ile Cevapla
  #140  
Alt 02-06-2009, 20:09
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Avni'nin Atları


Bu atlar Avni’nin atları

Kuvayi Milliye atları

Kara yaması altında ak sağrı dolgun

Titrer burun kanatları

Bu atlar Avni’nin atları



Kuvayi Milliye gelecek yine

Şahin atlar aşarak yeli

Çiğneyecek gavuru da aznavuru da

Kuvayı Milliye geleeck yine

Hem bu sefer ayyıldızlı bayrağı da ışık içinde



Bu atlar Avni’nin atları

Kuvayi Milliye atları

Titrer burun kanatları

Bana Avni’nin atlarına binmek nasip olmasa gerek

Ama Mehmet binecek



Gelecek düşmanla topuz topuza

Gülüm Kuvayi Milliye atları

Gözüm kuvayi Milliye atları

Memleketi satanları bağlasınlar kuyruğuna


Nazım Hikmet
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:50 .