Sözde Ergenekon Terör Örgütü Davası (Kısa adı ETÖ imiş miş miş, ETA'ya benzetmeye çalışmışlar. Vay be! Ne zeka ama! Akıyor, akıyor, kova getirin boşa gitmesin.) bölücü kürtçü faşistlerin işbirlikçi-islamcı yobazlar ile el ele verip arkalarına emperyalizmin tam desteğini alarak Kemalist Aydınlık Türkiye'ye karşı açmış olduğu bir yargısız infaz davasıdır. ''Hem dava hem de yargısız infaz nasıl oluyor?'' diye sorarsanız eğer aynen şöyle oluyor derim:
Yıllar oldu, evet yıllar. İçeride iddianameyi bekledi insanlar. Ne ile suçlandıklarını bilmeden. Suçları vatanlarını sevmek, halkını sevmek, haine ve düşmana boyun eğmemekti. Ezilenin yanında olmak, zalime eyvallah etmemekti en büyük suçları. Atalarının açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürümeye çalışıyorlardı.
Bu son dalga, başka yok diye diye sayısını artık takip edemez olduk içeri alınan insanların. Ülkemin namusu hapse tıkılıyordu. 3-5 Susurluk artığı ve 1-2 kabadayı ile aynı iddianamede bulamaç oluyorlardı sonunda. Bekleye bekleye karşılarına bu binlece sayfalık arapsaçı çıkmıştı. Delil sıfır. Kanıtsız binlerce sayfa. Mışmışlarla dolu, özel telefon görüşmeleriyle dolu bir iddianame. Hukuk sıfırdı ve teslim olmuştu. İddianameyi hazırlayanlar tedirgindi. Çünkü bu insanların suçsuz olduğunu onlar da biliyordu. Çoğunun bir hatalı park cezası bile yoktu. Kalemleri silahlarıydı. Bir çoğunun bir sapanı bile yoktu. Ama her ne hikmetse bunlar darbe yapacaklardı. Herhalde ormandan kızılcık sopası toplayacaklardı. Öyle ya kızılcık sopası vurduğun zaman çok can yakar. Neden darbe yapılamasın? Ellerinde koca koca kol ordular olan paşalar barsaklarını üşüttükleri için darbe yapamadılar görevdeyken. Ama emekli olunca kızılcık sopası kullanma hürriyetleri var. Neden olmasın yani? Çok mu zor kızılcık sopasıyla bir hükümeti devirmek?
Bir şeyler bulunmalıydı. Ve sonunda zeka küpleri çözümü geliştirdi. Çözümün adı gizli tanık. Gizli! Ne demekse!? Biri benim hakkımda saydıracak, saydıracak, onun dedikleri baz alınarak hakkımda hükümler verilecek ve ben o kişinin görüntüsünü görmeyi bırakın sesini bile duyamayacağım. Bu ne saçmalıktır? Nerede var bu uygulama? Ve sonradan öğrenilir ki gizli sanık dedikleri pkk itirafçıları ve müebbet hapisliklerden oluşuyor. Bu mahkumlara sıradan bir Türk vatandaşının hayal bile edemeyeceği imkanlar sunuluyor ve ''gelin size ezberleteceğimiz yalanları mahkemede anlatın, inanın kılınıza dokunulmayacak'' deniliyor. İşte oluyor sana mahkeme. Uydur babam uydur. Roma'yı Perinçek yaktı, Saddam'ı Selçuk astı, Düzce Depremi'ni Balbay yaptı. Salla babam salla. Bu medya bendeyken nineme sakal takar dedem diye yuttururum ''çok ta umurumdaydı''cı millete.
Hoş, son günlerde bende bir kanaat oluştu; hani derler ya bu millet saftır falan filan. Bence işine geldiği gibi hareket eden bir millet oldu milletimiz. Bu kadar zırvalığı hala yutuyor numarası yapıyorsa, bunda bir samimiyetsizlik vardır kanımca. Hani yine bu milletin içinden çıkmış ''salağa yatmak'' gibi çok veciz bir deyim vardır ya, o hesap işte.
Birileri de İstiklal Mahkemeleri'ne gönderme yapmış aklınca, komik olduğunu sanarak.İstiklal Mahkemeleri ne kadar vicdanlı mahkemelermiş ki senin gibilerinin nesilleri hala tam gaz ve rahat rahat düşmana, ülkesinin karanlığa gömülmesi için atılan hain adımlara pervasızca destek verebiliyor.
Rahat olun Mustafa Kemal'in meşalesini söndürmemek için hayatlarını hiçe sayan yiğitler. Bizler belki sayıca azız ama yüreğimiz ve beynimiz sağlıklı. Hala dimdik ayaktayız. Boşuna bedel ödemiyorsunuz. Sizler geceyi karanlığa kavuşturan Güneş ışığısınız. Faşistlerin boynumuza taktığı zincir bizim için onur madalyasıdır. Bu madalyaya taşımak ta her yiğidin harcı değildir. Yüreklerinizden öpüyorum.
1)A, A'dır. 2)A, B değildir. 3)A, aynı zamanda hem A, hem de B olamaz.
|