Derin Uçurumlar -Evrim Kuramı Bunlara köprü Olabilir mi ?
Derin Uçurumlar -Evrim Kuramı Bunlara Köprü Olabilir mi ?
Evrim kuramı ,balıkların amfibyumlara,bazı amfibyumların sürüngenlere dönüştüğünü ,sürüngenlerden de hem memelilerin hem de kuşların oluştuğunu ve sonunda memelilerden insanın geliştiğini varsaymaktadır.
Bu çalışmamda odak noktam ise ,varsayılan geçiş basamaklarının genişliğidir.Okurken bu tür değişikliklerin kendiliğinden ve bilinçsiz bir rastlantı sonucu olma olasılığını göz önünde bulundurun.
Balıklar ve Amfibyumlar Arasındaki Uçurum
Balıkları omurgasızlardan ayıran temel özellik omurgadır. Balığın hem suda hem de karada yaşayabilen bir yaratık olan amfibyuma dönüşebilmesi için,omurganın önemli değişimlerden geçmesi gerekiyordu. Bir leğen kemiği eklenmeliydi ; fakat amfibyumların leğen kemiğinin gelişimini gösteren hiçbir balık fosili yoktur.Kara ve su kurbağaları gibi bazı amfibyumlarda ise omurganın tamamının tanınmayacak şekilde değişmesi gerekliydi.Aynı zamanda dikkat edilmelidir ki kafatası kemikleri de farklıdır. Ayrıca evrim kuramına göre amfibyumların oluşumu sırasında ,balık yüzgeçleri,kas ve sinirlerdeki temel değişikliklerle beraber bilek ve ayak parmakları gibi eklemli uzantılara dönüşmeliydi.Solungaçların akciğerlere dönüşmesi gerekiyordu.Balıklarda kan iki odacıklı bir kalp tarafından pompalanırken ,bu iş amfibyumlarda üç odacıklı bir kalp aracılığıyla yapılır.
Balıklarla amfibyum arasındaki boşluğun kapanması için ,işitme duyusunun da köklü değişikliklerden geçmesi gerekliydi. Genel olarak balıklar sesleri vücutları aracılığıyla algılar;fakat kara ve su kurbağalarının çoğunun kulak zarları vardır. Bu nokta da diğerleri kadar oldukça şaırtıcıdır. Bunun yanında dil de değişmeliydi. Balıkların uzayabilen dilleri yoktur fakat örneğin kara kurbağaları gibi bazı amfibyumların vardır.
Amfibyumlar gözlerini kırpma yeteneğine sahiptir ve bu sayede gözbebeklerini temiz tutmak için gözlerinin üzerinden bir zar geçirirler.
Amfibyumları birtakım balık atalarına bağlamak için büyük çaba gösterilmiş ,fakat hiçbir başarı sağlanamamıştır. Evrimci bilim insanlarının gösterebildiği tek örnek akciğerli balıktır çünkü su dışına çıktığında solungaçlarının yanında ek olarak soluk alabileceği bir hava kesesi vardır.
Akciğerli balıkların karada yaşayan omurgalılra dönüşen amfibyumlara doğrudan bağlantılı olableceğini düşünmek çekici gelebilir ancak böyle bir bağlantı yine yoktur bunun nedeni ise onların tamamen farklı bir grup oluşturması. Bunu daha iyi anlamak için açarsak , gerek akciğerli balık gerekse kolelakant bu nitelikleri karşılamıyor ; çünkü bunların kafatası kemikleri ,ilk fosil amfibyumlarınkinden o kadar farklıdır ki,birinin diğerinden türemesi mümkün değildir.
Kaynaklar :The Neck of the giraffe,s.20 ;
The Origin of Vertebrates,N.J.Berrill,s.10 ;
The Fishes,F.D.Ommanney,s.65
not: çalışmanın devamı geilecek ,
Konu Natan tarafından (14-11-2009 Saat 21:27 ) değiştirilmiştir.
24 saatten fazla oldu sanırım bu başlığı açalı ancak şu ana kadar hiç bir evrimci cevap vermedi. bir kelime dahi yazmadı. başlığa "evrimin cevap vermekte zorlanacağı" diye yazmıştım sonra bir yargı koymayalım başlıkta dedim ve "Evrim Kuramı Bunlara Köprü Olabilir mi ?" olarak değiştirmek istedimm sanırm yapamadım , hala link yazısı değişmedi. Bu kadar mı zorlandınız gerçekten, mübala yapmıştım.
herzaman evrim şöyle böyle diye yazan arkadaşlar neden yukarda saydığım noktaların değişimiyle ilgili herhangi bir fosil yada değiim izlerini getirmediler merak ettim ?
Buyrun çalışmanın ikinci yarısını sunayım size, bakalım kaç gün sonra analiz yapabileceksiniz.pardon paylaşım diyecektim .
Amfibyumlar ve Sürüngenler Arasındaki Uçurum
Amfibyumlar ve sürüngenlenler arasındaki boşluğu kapatmaya çalışmak bizi başka ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakır.Bunlardan en zorlarından biri kabuklu yumurtanın kökenidir.Sürüngenlerden önce yaşamış yaratıklar,yumuşak peltemsi yumurtalarını ,dış döllenme için suya bırakıyorlardı.Sürüngenler ise kara canlılarıdır ve yumurtalarını karaya bırakırlar; fakat yinede yumurtalarının içindeki embriyonun gelişmesi sulu bir ortamda olmalıdır.Çözüm, kabuklu yumurtaydı .
Fakat bu aynı zamanda da döllenme sürecinde de büyük bir değişiklik gerektiriyordu: Bunun için ,yumurta bir kabukla kuşatılmadan önce ,bir iç döllenme olması gerekiyordu.Bunun olabilmesi için de yeni cinsel organlar ,yeni çiftleşme yöntemleri ve yeni içgüdüler gerekeceki ki, bunların hepsi de sürüngenlerle amfibyumlar arasında büyük bir uçurum yaratmaktadır.
Yumurtanın bir kabuğun içine kapatılması ,bir sürüngenin gelişimini ve sonunda kabuktan çıkmasını mümkün kılmak için daha fazla göze çarpar değişikliklerin olması gerekiyordu .Örneğin ,kabuğun içinde çeşitli zarlara ve amniyon gibi keselere gereksinim vardı. Bu kesenin içinde embriynun geliştiği bir sıvı vardır. Ayrıca ‘allantoyis’ olarak adlandırılan aşka bir zar da söz konusudur. Allantoyis bir kese görevi görerek ,embriyonun atıkları alıp depolar.Ayrıca bu zarda ,kabuğun içine geçen oksijeni cenin ileten kan damarları da vardır. Bunu daha iyi anlamak ve görmek için bir kabuklu yumurtanın kesitine bakmak yarlı olacaktır.
Evrim kuramı ,bu konuyla ilgili diğer karmaşık farklılıkları açıklamamıştır.Balık ve amfibyum yumurtasındaki embriyonlar atıkların ,bulundukları su ortamına çözünebilir üre olarak bırakırlar.Fakat kabuklu sürüngen ,yumurtasının içindeki üre embriyonunu öldürür.Bu nedenle kabuklu yumurtada önemli bir kimyasal değişiklik yapılmıştır; Çözünemez ürik asitten oluşan atıklar allantoyis zarının içine saklanırlar.Şunuda düşünün : yumurta sarsı ,büyümekte olan sürüngen embriyonu için gıda oluşurur ve kabuktan çıkmadan önce embriyonun tamamıyla gelişmesini mümkün kılar. Oysa yumurtadan erişkin olarak çıkmayan amfibyumlarda durum böyle değildir .Ayrıca kabuğun dışına çıkmalarını ve hapsedilmiş durumdan kurtulmalarını sağlayan yumurta dişi, bu embriyonun ayırt edici özelliğidir.
Amfibyumlarla sürüngenler arasındaki boşluğu doldurmak için daha çok fazlası gereklidir ; fakat bu örnekler bilinçsiz bir rastlantının ,bu derin uçurumu kapatmak için gereken birçok karmaşık değişikliğin tümüne bir açıklama olamayacağını göstermektedir.
Son söz olarak,Evrimci Archie Car’ın şöyle yakınmasına şaşmamak gerekir:
“omurgalılar tarihiyle ilgili fosil kaydının düş kırıklığı yaratan özelliklerinden biri,kabuklu yumurtanın geliştiği sıralard ,sürüngen evriminin ilk dönemleri hakkında çok az bilgi vermesidir “.
Öncelikle yazacağım yazılarda kaynak belirtemeyeceğim. Sizin gibi en azından kaynak gösterebilen birine karşı bu benim bir eksikliğim olacak.
Burdaki örneklerden birisi hakkında ben bir örnek vereyim. Deniz üzümü denilen canlıda tek odacıklı kalp var. Labaratuarda bunun embriyosuna elektrik şuku vererek bu canlının iki odacıklı kalbe sahip bir türünü ortaya çıkardılar.
İyi memlekete dönün , bize daha detaylı bilgiler aktarın , okuyalım bakalım .
Ama ben zaten evrimci kitapları okuyorum . Sürüngenlerle kuşlar arasındaki uçurum konusyla devam edicem. Hazırlanıyor , bir iki güne kadar umarım asarım buraya.Yorumlarınızı da beklerim kardeşim
Bir diyalektik kurabilmek amacım . Evrim yoktur diyemeyiz anacak bunu tartışarak görücez,
sevgiler
Yer çekimi "teorisi"ni de çürütmenizi dört gözle bekliyoruz! Abesle iştigal ettiğiniz kadar fizikle iştigal etmiyorsanız; o zaman biyoloji üzere müştemil, hücre "teorisi"ni[1] de çürütmenizi nefeslerimizi tutmuş bekliyoruz. Öyle tek bir "teori"ye dogmatik yaklaşmamak lazım. Zaten buluşunuzla aşağıda gösterdiğim dünyanın en saygın üniversitelerinin evrimsel biyoloji departmanları da kalmayacağından. Nobel ödülünü almanız içten bile değil. O durumda bize de alkışlamak düşer tabi. Tabi o zamana kadar, beyni çamura saplanmış haddini bilmez biri olarak kalacaksınız rasyonel insanların gözünde. Ama Nobel için değer doğrusu...
Yer çekimi "teorisi"ni de çürütmenizi dört gözle bekliyoruz! Abesle iştigal ettiğiniz kadar fizikle iştigal etmiyorsanız; o zaman biyoloji üzere müştemil, hücre "teorisi"ni[1] de çürütmenizi nefeslerimizi tutmuş bekliyoruz. Öyle tek bir "teori"ye dogmatik yaklaşmamak lazım. Zaten buluşunuzla aşağıda gösterdiğim dünyanın en saygın üniversitelerinin evrimsel biyoloji departmanları da kalmayacağından. Nobel ödülünü almanız içten bile değil. O durumda bize de alkışlamak düşer tabi. Tabi o zamana kadar, beyni çamura saplanmış haddini bilmez biri olarak kalacaksınız rasyonel insanların gözünde. Ama Nobel için değer doğrusu...
Bu yazınıza bir şey demek istemiyorum , Benim bir şeyi çürüttüğüm de yok. Detaylı bir bilgi paylaşımı ,anlaşılır dilde yazarsak neyin ne olduğunu araştırmalarımız sonucunda görürüz. Daha öğrenciyiz , dediğiniz şeyler bize düşmez
Gerildiniz mi bilmiyorum ama sevdiğim bir şarkıyı paylaşmak isterim , umarım dinlersiniz The Beatles -Yesterday şarkısı