
01-05-2006, 12:34
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
Bilmezler ki Bu Kabirle Yoktur Alakam
Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.
Cahit Sıtkı Tarancı
Eflâtun ölüme "nimetlerin en büyüğü" derken, hiç de haksız olmayan bir hükmü dile getiriyor olmalı.
Aslında ölümü kendimize biz düşman yapıyoruz. Zamana ve mekâna sığmayan arzularımızı, duygu ve düşüncelerimizi 60-70 yıllık dar bir şeride sığdırma gayretimiz, bizim için ölümü tatsız kılıyor. Sonsuzluğu isteyen akıl ve kalbimizi, birgün işlemez olacak vücudumuzun emrine verdiğimiz; kabirden öteye geçemeyecek sevdaların, ancak kabre kadar sürecek dostlukların ağına kendimizi hapsettiğimiz an, iç dünyamızda bir bocalamadır başlıyor. Herşeye endişeyle baktıran, hayatın tadını kaçıran bir bocalama.
Ebediyet arzusu; yaratılış toprağımıza ekilen en kudretli tohum bu olsa gerek. Gelip geçici şeyler bize huzur vermiyor. Her ayrılık bizi acıya boğuyor. Asırlardır ebedî bir hayatın formülünü arıyoruz.
Antropoloji, arkeoloji gibi disiplinlerle desteklenen insanlık tarihi, insandaki ebediyet arzusunu açıkça ortaya koyuyor. Tarihçi ve sosyal ilimci Richard Cavendish, insanların eskiden beri bazı tabiî olaylardan hareket ederek âhiretin varlığına dair bazı işaretler çıkardıklarını anlatıyor. Kışla bahar, med ve cezir, geceyle gündüz, güneşin batışı ve yeniden doğuşu, ayın büyüyüp küçülmesi, ipekböceğinin kelebeğe dönüşmesi, çağlar boyu insanlığa öldükten sonrasının da var olduğunu ihtar ederek, ebediyet arzusunu tatmin edegeldi. İlkçağda Mısırlılar güneşi, Yunanlılar da kelebeği âhiretin sembolü olarak kullanıyorlardı. Aztekler de âhiret hayatını sembolize etmek için güneşi kullandılar. Hindular ise, solan çiçekleri dirilişin sembolü olarak görüyorlar. Ölüm sonrasına dair araştırmalarıyla tanınan Elizabeth Kübler-Ross, ölmesi kesin hastaların ekseriyetle kelebeği kendileri için yeni bir hayatın müjdecisi olarak gördüklerini belirtiyorlar.
İnsan ruhu sonsuzluğa meftun olduğu içindir ki, bütün semavî dinler ebedî bir hayat müjdesiyle, ölümün dehşet veren yüzünü aydınlığa çeviriyorlar. Ölümden 190 yerde söz edilen Kur'ân-ı Kerim'de, bütün âyetlerin üçte biri öldükten sonra dirilmeyle ilgili.
pozitivizmin kurucusu Auguste Comte, "Ruhu ve ebediyeti aramak, insanlığın tekâmülü içindeki çocuksu bir merhalenin ürünüdür" diyordu.
Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!
Ömer Hayyam
|

01-05-2006, 12:48
|
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
[b]
Re-cycle ediyorsun Abdozt!! Zehirli varillere, denize dökülen petrole, Zeki Müren'e, kürkü için diri diri yüzülen tilkiye olan sana da oluyor. Bir bacağından tutup çukura atıyorlar, sonra re-cycle edip toprağa, dünyaya karışıyorsun. Gezegen seni absorbe ediyor. Sen gezegenin bir parçası oluyorsun, gezegendeki herşeyde senden bir parça oluyor. Atomların dağılıyor.
Henüz yakılmayı vasiyet edemediğimiz için (krematoryum yok, dinleri islamiyete aykırıymış) 'çukura atıyorlar' dedim.
Kıymet Nadir Bindebir
|

01-05-2006, 13:03
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
Bakın ünlü yazar Jorge Luis Borges şiirinde bunu ne güzel anlatmış.
Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama.
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı, asla. Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim, daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu. Hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten: Anlar sadece anlar
Sizde anı yaşayın.
Eğer yeniden başlayabilseydim.
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır.
Çocuklarla oynardım. Bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama işte seksen beşindeyim ve biliyorum...
Ölüyorum.
Bu şiirde katılmadığım tek taraf, bezelyenin daha az yenmesi.
Biliyoruz ve ölüyoruz, peki ne bekliyorduk hayattan ve neler aldık? Bu soruyu sorma cesaretini insan sanırım aslında ölüm karşısında ne kadar aciz olduğunu gördüğü an sormaya başlıyor. İşte bu nedenledir ki onunla çok yakınlaşan insanların hayata bakış açıları değişmektedir, hatta kişilikleri. Hayata daha sıkı sarılıp daha az kırıcı, daha çok paylaşımcı ve daha barışçı olmaktadırlar. Sonu hatırlamak, ölüm anını düşünmek burada bırakacaklarımızın neler olması gerektiği sorusunun yanıtını bize verecektir.
Dikkat edilecek olursa neleri bırakacaklarımız dışında birşeyden de bahsedemiyoruz, çünkü götüreceğimiz hiçbir fiziksel madde olmayacaktır. Bırakacağımız eserler maddi veya manevi uzunca bir süre yaşama şansına sahiptir. Hatta o kadar değerli bir eser bırakabilirsiniz ki on yıllar değil, bin yıllar boyunca değerini kaybetmeden kalabilir.
Bunun yanında duyacağınız manevi tatmin ve alınan derslerin de ruhsal gelişime katkıda bulunacağını ve tekamül yolunda atılan adımlar olduğunu söyleyebiliriz.
|

01-05-2006, 13:35
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
Ölüm anında yaşanılacağını düşündüğünüz acılardan mı korkuyorsunuz en çok?
Yoksa öldükten sonra yok olmaktan mı?
"Ölüm anı bir kaç dakika, ya da bir kaç saniye. Geçer gider ama sonsuz yokoluş kabullenilir bir şey değil" mi diyorsunuz?
Ne bekliyordunuz? Sefil hayatınızın sonsuza kadar sürmesini mi?
Ne umuyordunuz? 100 nesil, 1000 nesil önce yaşayanlarla birlikte bir yaşam sürmeyi mi?
Küçücük dünyayı yüzmilyarlarla paylaşmayı mı?
Ölmemek ve sonsuz yaşamak için ne değeriniz, ne üstünlüğünüz var?
Neyi kaybedeceksiniz? Ya da siz ölünce dünya ne kaybedecek?
Öleceksiniz ki yeni yaşamlar yer bulsun dünyada?
Öncekiler ölmeseydi eğer siz yaşam armağanına kavuşabilecek miydiniz?
Baktığınız bir hayvanı, kuşu, kediyi ya da köpeği düşünün..
O'nun sizinle olması, öncekilerin ölmesi sayesindedir. Bu diriliği, canlılığı, neşesi, hayat sevinci
ölüm sayesindedir. O da ölecek ve gelecek nesillerdeki yaşamlar için yenileri gelecek.
Ölümü kabullenemeyiş, sonsuz hayat arzusu egonuzdandır sadece, yaşama isteğinden değil.
Bilseniz ki öldükten sonra, başka bir kişilik olarak dünyaya geleceksiniz. Tatmin olmazsınız. İstersiniz ki "ben" olarak devam edeyim. Ruhunuz aynı ruh olarak sürdürsün yaşamı, ya bu dünya da ilelebet, ya reankarnasyonla tekrar, ya da cennette..
Oh ne ala.. Bunu hak edecek ne yaptınız dünyada? Bu neyin mükafatı?
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
Ömer Hayyam
|

01-05-2006, 15:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
Ölenler nereye mi giderler, hiç doğmayanların olduğu yere. Seneca (MÖ 5- MS 65)
|

01-05-2006, 16:25
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.
Cahit Sıtkı Tarancı
pante bu harikaydı. Teşekkürler.
|

01-05-2006, 20:12
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2005
Mesajlar: 2
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
İlk olarak herese vakit ayırıp cevap yazdıgı için teşekkür ediyorum.Azda olsa düşüncelerinizi öğrenmiş oldum.Ben diğer dünya inancına sahibim onuda belirteyim ayrıca.
Gerçekten güzel cevaplar vardı.Fakat tek takıldığım nokta(herkesin inancına saygım sonsuz)bi arkadasın Ahmet Mekki efendi(tanımam etmem) denen adama cehennem ağızlı gibi bir ibare kullanması kanımca yanlış.Birde forumlarda dikkatimi çeken tanımadıgınız insanlara bile(mesela ben.Saygı ifadesi kullanırken dünyanın 3te birinin peygamber olarak kabul ettiği Hz Muhammed'e en azından başına bi saygı ifadesi konulması gerektiğini düşünüyorum -ki bugune kadar hiç bir papazın ismini biyerde yazarken yada kullanırken saint ifadesini eksik bırakmamışımdır)
Herkese çok teşekkür ediyorum.
|

01-05-2006, 20:36
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Apr 2006
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 286
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
ölümden sonra bişey olmaz, ölürsün.
neden kendini bu kadar değerli sayıyorsun ki, bişey olsun.
ölür gidersin hepsi bu.
bi karıncayı ezdiğinde ne oluyorsa,
ben de kalp krizi geçirdikten sonra aynısı olacak.
ya da bi hücrenin içindeki parçacıklar yırtıldığında.
ölümden korkuyor muym_? korkuyorum tabi!
ama ne demiş x (bu sözün sahibini bilmiyorum, sofinin dünyasında geçiyordu)
ölümden korkmak gereksizdir, çünkü biz varken ölüm yoktur, ölüm olduğunda da biz olmayacağız!
|

01-05-2006, 20:39
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
Abdozt kardeş;
Hz. kısaltmasını genellikle kullanmaya gayret ederim. Bu konuda hassasiyet olduğunu düşündüğüm için.
Ancak bunun istenmesini çok anormal buluyorum.
Buna neden ihtiyaç duyduğunu anlamak mümkün değil. Sadece isim, sende nasıl bir rahatsızlık yaratıyor açıklar mısın? Ruh halinin anlaşılması açısından.
Peygamberliği kutsal gördüğünden mi?
Yoksa büyük insan oldukları için mi?
Attila, Alparslan, Mevlana, Fatih, kanuni, Atatürk için gerekmez ama değil mi?
Onları peygamberlerle kıyasladığımdan değil.
Sade bir vatandaşa göre onlar da büyük insan.
Ama arkadaşın gibi isminle hitap ediyorsun onlara.
Seni cennete kavuşturacağını hesaplayarak dini etiketi olanlara ise saygı müthiş.
Bediüzzaman Said-i Nursi hazretleri radiallahü anh 
Allah bile aynı saygıyı göremiyor bunlardan.
Arada bir (c.c) koyarlar anlamını bilmeden.
Hz. Muhammed denince eller kalpte. İsa, Musa dedin mi onlar ikinci sınıf öyle mi?
Bunun adına halk dilinde ne denir biliyorsun değil mi?
|

01-05-2006, 20:43
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Ölümden sonra ne oluyor?
Ahmet Mekki efendi(tanımam etmem) denen adama cehennem ağızlı gibi bir ibare kullanması kanımca yanlış
bak abdozt kardeşim bi şuna;
Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.
Cahit Sıtkı Tarancı ve cennet ağızlı bir insan
bir de bak şuna ;
Ahmet Mekkî Efendi”, bir günki vaazında,
Konuşurken, “Ölüm”den açılmıştı mevzû da.
Biri ona sordu ki: (Efendim, bu insanlar,
Acaba can verirken, ne kadar acı duyar?)
Cevaben buyurdu ki: (“Ölüm”ün en hafifi,
Öyle şiddetlidir ki, mümkün olmaz târifi.
Ne zaman ki bir kişi, gelse ölüm hâline,
Sanki konur “İki dağ” omuzu üzerine.
İğnenin deliğinden çıkacak rûhu sanır,
Yerle gök birleşir de, o arasında kalır.
Sanki onun içinde, bir “Dikenli çalı” var,
Onu tutup, ağzından, kuvvetle çekiyorlar.
Bütün hücrelerine, takılmış dikenleri,
Çektikçe parçalıyor, takıldığı yerleri.
“Can verme”nin acısı, fazladır hattâ şundan,
İnsana “Yetmiş” defa kılıç vuruluşundan.
Fakat “Mü’min”, görerek hûri ve melekleri,
Onların zevki ile, duymaz bu elemleri.
Daha da şiddetlidir lâkin “Kabir azabı”,
Hiç kalır buna göre, can verme ıstırabı.
Çünki kabir, yakındır âhiret hayatına,
Benzer azabları da, âhiret azabına.
Bu kabir azabı da, böyle çok şiddetliyken,
Hiç kalır “Mahşer”deki azablara nisbeten.
Bir damlanın, deryaya nisbeti nasıl ise,
Bunlar da birbiriyle, edilmez mukayese.
O meydanda “Bin sene” bekleşirken insanlar,
Güneş, bir mızrak boyu yaklaşıp halkı yakar.
Bir ayağın üstünde bulunur binbir ayak,
Günahlarına göre, tere batar cümle halk.
Öyle çok sıkışır ki, kâfirler izdihamdan,
Temennî ederler ki, kurulsa hemen “Mîzan”.
Derler ki: “Hesabımız görülse de hemence,
Şu sıkıntılı hâlden, kurtulsak bir an önce.”
Halbuki bilmezler ki, bitince sual hesap,
Başlıyacak bu sefer, daha elîm bir azap.
Çünki girecekleri “Cehennem”in ateşi,
Öyle şiddetlidir ki, bulunmaz aslâ eşi.
“Mahşer” meydanındaki acı ve sıkıntılar,
“Cehennem azabı”nın yanında hiç kalırlar.
Bir kum taneciğinin, kâinata nisbeti,
Ne ise, öyle çoktur Cehennemin şiddeti.
Oradan bir kıvılcım, dünyaya düşse eğer,
Onun hararetinden, bu dünya erir, biter.
Hem kalmaz bir kararda, azablar Cehennemde,
Gün geçtikçe şiddeti, durmadan artar hem de.
Kalbinde zerre kadar “Doğru îmân”ı olan,
Cehenneme girse de, çıkarılır sonradan.
Yahu bu adama cehennem ağızlı demişim ama az söylemişim adam cehennemin ta kendisiymiş.
İbretlik bu adamlar. İşte bakında bir şeriatçının ruh haliyatını görün. Bunların yaşamıda ölümü de bir korku filmi seyreder gibi algılarlar ama suç onlarda da değil Kuran da ve Kuranı yazan Muhammed de. Üstelik Muhammedi kim peygamber olarak görüyorsa o ona Hz. li ifade kullansın ben neden Hz. diyecekmişim ki ? Yani üvey evladına eşini boşattırıp kendisi alan ve bütün müslümanlara da üvey evladının eşi ile evlenmeyi helal kılan birisinin hazretlik nesi var.
Benden O na saygı da yok sevgide kimse kusura bakmasın kardeşim.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:42 .
|