Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #121  
Alt 12-01-2010, 17:22
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart

sangre´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Türkiye şartlarında, yeteri kadar insancıl değildir.. Ama linkini verdiğim yazıları ve grafikleri incelersen, yıllardır satın alma gücünün arttığını ve insancıl düzeye doğru yöneldiğini görebilirsin
Konuya gerçekten objektif bir şekilde yaklaşdığınız için size teşekkür ediyorum. Grafikleri ve yazıyı inceledim evet satın alma gücü grafiklere göre artıyor ama reel yaşamda bunun böyle değil de tam aksi olduğu yönünde izlenimim var.
Bunu siz de etrafınızdaki insanlara (elit kesim olmayan) sorarsanız ve nesnel bir gözlem yaparsanız her yıl insanların biraz daha alım gücünün düştüğünü göreceksiniz.

Saygılarımla...

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #122  
Alt 12-01-2010, 18:07
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Bu grafigin daha uzun vadeli olani var mi acaba? 1980'den baslayan degil de örnegin 1930'lardan falan baslayan bir grafik

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #123  
Alt 13-01-2010, 02:55
tyd13 tyd13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2009
Mesajlar: 311
Standart

Azizler, Azizeler ve Üstadlar
Satınalma Gücü Paritesi (PPP) uluslararası milli gelir düzeltmesinden ibaret bir kavramdır. Ayriyeten PPP'ye göre oluşturulan milli gelir verileri insani düzeyde gelişimi yansıtmaz. BM'nin hazırladığı İnsani Gelişim Endeks Raporları daha net cevap almamızı sağlar. BM'nin yaptığı araştırmaya göre 2008 yılı verilerine göre İnsani Gelişim Endeksi'ne göre Türkiye 79. sırada yer almaktadır. Fakat İnsani Gelişim Endeksleri de tam yansıtmadığından dolayı Yaşanabilir Ülke sıralamasına da bakabiliriz. Bu sıralamaya göre Türkiye 65. sıradadır. Bunun dışında göz önüne almamız gereken dünyadaki teknolojik gelişimin ve rekabetin yarattığı ucuzlatıcı etkidir. Eğer teknolojik gelişme/rekabet - fiyat karşılaştırması yaparsak malların fiyatlarının bugünkü bulunduğu düzeyden daha düşük olması gerektiğini görebiliriz. Çin'de ve diğer işgücü maliyetinin ucuz olduğu ülkelerde yapılan üretim ve gelişen teknolojiyi göz önüne alıp bireylerin gelir ve taleplerini incelersek insani düzeyde olmadığını görürüz. Yaratılan kalite düşüklüğü ve standart değişimleri ile yoksul kesimin daha da sömürülmesi için stratejik değişimlerin gerçekleştirildiğini görebiliriz. Temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeye gelen bireylerin çoğaldığını da görebiliriz. Türkiye'de - belli bir zaman aralığında hissedilse de - bu durumun derin bir şekilde hissedilmemesinin nedeni sosyolojik ve stratejiktir. Ücreti olmayan bireyler bile bir şekilde geçinmeyi başarabilmektedir. Fakat dünyada bu durumun daha da derinleşerek Türkiye'de de sorunların patlak vereceğini bilmeliyiz. Dünya Bankası'nın müdahaleleri de yetersiz düzeye gelebilir.

Konu tyd13 tarafından (13-01-2010 Saat 03:03 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #124  
Alt 13-01-2010, 03:10
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

sargon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu grafigin daha uzun vadeli olani var mi acaba? 1980'den baslayan degil de örnegin 1930'lardan falan baslayan bir grafik
Daha öncesine dair elimde her hangi bir kaynak yok.. Birisi bulursa, çok makbule geçer.

Dünyada yoksulluğun azaldığına dair de, şu grafiği öneririm.






Örneğin, aşağıda Hindistan'daki yoksulluğun azalmasına dair bir grafik; 1 $ dolar üzerinden.









Hindistan'da satın alma paritesi, yeşil devrim ve ekonomik liberizasyon için sırayla şu linklere bakabilirsiniz;

http://www.indexmundi.com/india/gdp_...%28ppp%29.html

http://en.wikipedia.org/wiki/Green_Revolution_in_India

http://en.wikipedia.org/wiki/Economi...ation_in_India


Bu da Çin'de özelleştirmeler ve çeşitli reformlarla birlikte, satın alma paritesinin nasıl değiştiğine dair bir grafik;

Alıntı ile Cevapla
  #125  
Alt 13-01-2010, 14:23
tyd13 tyd13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2009
Mesajlar: 311
Standart

1950 - 2003 Dönemi GSYİH verileri ve Milli Gelir - Üretim verileri.

http://ekutup.dpt.gov.tr/ekonomi/gos.../1950-01/1.zip

İnsani Gelişme Endeksi (HDI) ve Türkiye Değerlendirmesi

http://ekutup.dpt.gov.tr/ekonomi/gos...s/insanige.pdf
Alıntı ile Cevapla
  #126  
Alt 14-01-2010, 13:24
saroz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
saroz saroz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
Standart

Sayın Papillon,

Sosyalizm, sınıflardan oluşan toplumların sınıfsız topluma geçiş aşamasıdır. Nasılmı?

Daha iyi anlamak için sınıflı toplum tarihine en kaba haliyle kısaca bakalım.

İlkel komünal toplumda özel mülkiyet yoktu. Üretim de yoktu. Doğa ne veriyorsa onunla beslenme, barınma vs. ihtiyaçlar karşılanıyordu. Avcılık ve toplayıcılık ana gelir kaynakları idi. Bu gelir toplulukta ihtiyaca göre paylaşılıyordu.

Köleci Toplum

İnsan, toprağı işleyip bitki üretmeyi öğrendiğinde ilk üretim aracı ortaya çıktı. Bu araç topraktı. Bir süre sonra toprağı topluluğun güçlü kişileri sahiplenmeye başladı. Güçlü olanlar üretim alanlarını ele geçirip topluluğun diğer üyelerini de karın tokluğu ve koruma karşılığında işgücü haline getirdiler.

Böylece köleci topluluk oluştu.

Köleci toplum sistemi zamanla üretimin önünde engel oluşturmaya başladı ve bu sistem yıkıldı.

Nasıl yıkıldı?

Sadece beslenme ve korunma karşılığında sınırsız emek harcayan köleler, ürettikleri ile ilgilenmez oldular. Çünkü üretimin miktarı ve kalitesi onların yaşam biçimini değiştirmiyordu. Ürettiklerine yabancılaştılar. Üretim azalınca ağır baskı ve şiddet arttı ve köle isyanları başladı.

Feodal Toplum

Bu isyanlar kısmen kölelerin özgürleşmesine ve küçük de olsa toprak sahibi olmalarını sağladı. bu toprak sahipleri zamanla artan köle isyanlarına önderlik ederek köleci düzeni yıkıp feodal düzeni kurdular.

Feodal düzen, köleci topluma oranla üretimi arttırdı. İnsan bilinci doğa ile mücadele içinde gelişerek yeni üretim teknikleri buldu.

Kapitalist Toplum

Bu teknikler tarımsal ürünlerin işlenmesine bu işleme zaman kazancına ve üretim artışına yol açtı.

Üretim araçlarındaki bu gelişme yeni bir sınıf yarattı, bu sınıf makinalara sahip olan burjuvazi idi. Burjuvazi tarıma oranla daha hızlı üretim yapan makineler sayesinde daha fazla ekonomik güç elde etti. Feodalist sistemden rahatsız topraksız ve yoksul köylü isyanlarına önderlik edip kapitalist sistemi kurdu.

Kapitalist sistem üretimi arttırdı. Ancak kar amaçlı bu üretim, ürün maliyetinde en büyük kalem olan emek gücünü sefalete sürükledi. Ancak aynı kapitalistin yaşamsal sayıdaki en büyük müşteriside sefalete sürüklediği bu emekçilerdi.

Kapitalizm bu nedenle periyodik bunalım ve ekonomik krizlere girdi. Geniş emekçi yığınlarını sefalete sürükledi.

Yine isyanlar başladı. Ancak kapitalist sistem içinden yeni bir sömürü sistemi çıkmadı. İnsan doğa ile savaşında galip gelmiş, artık üretim biçimi ve üretim araçları temel olarak şekillenmişti.
Yeni bir üretici sınıf doğuracak üretim ilişkileri gelişmiyordu.

Sınıflar açısından bunun anlamı, kapitalist burjuva ile proletaraya (emeğinden başka geliri olmayan insan) arasında sınıflı toplum açısından nihayi hesaplaşma yaşanacağıdır.

Kapitalist üretim tarzı, emekçileri daha büyük organizasyonlarla kollektif üretim ve kollektif yaşam formuna sokmuştur.
Kentlerde topladığı insanları atölyelerden fabrikalara kadar kollektif üretim tarzında yeniden örgütlemiştir.

Marks'ın dediği gibi bu toplama ve örgütleme işlemi kapitalistlerin kuyusunu kazacak işçi sınıfını doğurmuştur.

Sonuç olarak insan artık, kollektif üretip ihtiyaca göre kollektif tüketmeyi gerçekleştirecek, teknolojik ve sosyal örgütlenme anlamında gelişimini tamamlamıştır.

Artık yapılması gereken planlı üretmek ve yaşamsal ihtiyaçları kollektif emekle karşılayacak düzeni inşaa etmek.

Nasıl bir düzen?

Doğa ile mücadelesini kazanmış insan için artık, barınma, beslenme, sağlık, eğitim vb ihtiyaçlarını haketmek için bedel ödemesine gerek yok. Mülkiyet sorununu çözdükten sonra yemek, temizlik, üretim, nakliye vs. günlük angaryaları çok az saat zaman ayırarak kollektif emek ve gelişmiş robot teknolojisi ile çözmek mümkün.

Kalan zamanıda, insanın zihinsel gelişiminde kullanılacaktır. Önce eğitim ve öğrenim ile tercih edilen bilim dallarında edinilmiş bilgileri aldıktan sonra daha fazla geliştirecek olanaklara herkez sahip olacaktır. Sanat, spor, felsefe, bilimdallarından 1 veya birden fazlası üzerinde gelişmek ve bu kulvarlarda rekabet etmek için kullanacaktır.

Bu sistemde devlet ve yönetenler, sınırlar, silahlı güçler kafa ve kol emeği farkı olmayacaktır.

Binyılların geleneksel alışkanlıkları bir çırpıda bu geçişe olanak vermediğinden, Sosyalizm bu geçiş sürecinde hazırlık evresi olacaktır.

Bu gelişim ve değişimin ayrıntıları farklı bir yazının konusu olacaktır.

Saygılar.

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Alıntı ile Cevapla
  #127  
Alt 16-01-2010, 01:17
breymin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
breymin breymin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 912
Standart

saroz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Papillon,

Sosyalizm, sınıflardan oluşan toplumların sınıfsız topluma geçiş aşamasıdır. Nasılmı?

Daha iyi anlamak için sınıflı toplum tarihine en kaba haliyle kısaca bakalım.

İlkel komünal toplumda özel mülkiyet yoktu. Üretim de yoktu. Doğa ne veriyorsa onunla beslenme, barınma vs. ihtiyaçlar karşılanıyordu. Avcılık ve toplayıcılık ana gelir kaynakları idi. Bu gelir toplulukta ihtiyaca göre paylaşılıyordu.

Köleci Toplum

İnsan, toprağı işleyip bitki üretmeyi öğrendiğinde ilk üretim aracı ortaya çıktı. Bu araç topraktı. Bir süre sonra toprağı topluluğun güçlü kişileri sahiplenmeye başladı. Güçlü olanlar üretim alanlarını ele geçirip topluluğun diğer üyelerini de karın tokluğu ve koruma karşılığında işgücü haline getirdiler.

Böylece köleci topluluk oluştu.

Köleci toplum sistemi zamanla üretimin önünde engel oluşturmaya başladı ve bu sistem yıkıldı.

Nasıl yıkıldı?

Sadece beslenme ve korunma karşılığında sınırsız emek harcayan köleler, ürettikleri ile ilgilenmez oldular. Çünkü üretimin miktarı ve kalitesi onların yaşam biçimini değiştirmiyordu. Ürettiklerine yabancılaştılar. Üretim azalınca ağır baskı ve şiddet arttı ve köle isyanları başladı.

Feodal Toplum

Bu isyanlar kısmen kölelerin özgürleşmesine ve küçük de olsa toprak sahibi olmalarını sağladı. bu toprak sahipleri zamanla artan köle isyanlarına önderlik ederek köleci düzeni yıkıp feodal düzeni kurdular.

Feodal düzen, köleci topluma oranla üretimi arttırdı. İnsan bilinci doğa ile mücadele içinde gelişerek yeni üretim teknikleri buldu.

Kapitalist Toplum

Bu teknikler tarımsal ürünlerin işlenmesine bu işleme zaman kazancına ve üretim artışına yol açtı.

Üretim araçlarındaki bu gelişme yeni bir sınıf yarattı, bu sınıf makinalara sahip olan burjuvazi idi. Burjuvazi tarıma oranla daha hızlı üretim yapan makineler sayesinde daha fazla ekonomik güç elde etti. Feodalist sistemden rahatsız topraksız ve yoksul köylü isyanlarına önderlik edip kapitalist sistemi kurdu.

Kapitalist sistem üretimi arttırdı. Ancak kar amaçlı bu üretim, ürün maliyetinde en büyük kalem olan emek gücünü sefalete sürükledi. Ancak aynı kapitalistin yaşamsal sayıdaki en büyük müşteriside sefalete sürüklediği bu emekçilerdi.

Kapitalizm bu nedenle periyodik bunalım ve ekonomik krizlere girdi. Geniş emekçi yığınlarını sefalete sürükledi.

Yine isyanlar başladı. Ancak kapitalist sistem içinden yeni bir sömürü sistemi çıkmadı. İnsan doğa ile savaşında galip gelmiş, artık üretim biçimi ve üretim araçları temel olarak şekillenmişti.
Yeni bir üretici sınıf doğuracak üretim ilişkileri gelişmiyordu.

Sınıflar açısından bunun anlamı, kapitalist burjuva ile proletaraya (emeğinden başka geliri olmayan insan) arasında sınıflı toplum açısından nihayi hesaplaşma yaşanacağıdır.

Kapitalist üretim tarzı, emekçileri daha büyük organizasyonlarla kollektif üretim ve kollektif yaşam formuna sokmuştur.
Kentlerde topladığı insanları atölyelerden fabrikalara kadar kollektif üretim tarzında yeniden örgütlemiştir.

Marks'ın dediği gibi bu toplama ve örgütleme işlemi kapitalistlerin kuyusunu kazacak işçi sınıfını doğurmuştur.

Sonuç olarak insan artık, kollektif üretip ihtiyaca göre kollektif tüketmeyi gerçekleştirecek, teknolojik ve sosyal örgütlenme anlamında gelişimini tamamlamıştır.

Artık yapılması gereken planlı üretmek ve yaşamsal ihtiyaçları kollektif emekle karşılayacak düzeni inşaa etmek.

Nasıl bir düzen?

Doğa ile mücadelesini kazanmış insan için artık, barınma, beslenme, sağlık, eğitim vb ihtiyaçlarını haketmek için bedel ödemesine gerek yok. Mülkiyet sorununu çözdükten sonra yemek, temizlik, üretim, nakliye vs. günlük angaryaları çok az saat zaman ayırarak kollektif emek ve gelişmiş robot teknolojisi ile çözmek mümkün.

Kalan zamanıda, insanın zihinsel gelişiminde kullanılacaktır. Önce eğitim ve öğrenim ile tercih edilen bilim dallarında edinilmiş bilgileri aldıktan sonra daha fazla geliştirecek olanaklara herkez sahip olacaktır. Sanat, spor, felsefe, bilimdallarından 1 veya birden fazlası üzerinde gelişmek ve bu kulvarlarda rekabet etmek için kullanacaktır.

Bu sistemde devlet ve yönetenler, sınırlar, silahlı güçler kafa ve kol emeği farkı olmayacaktır.

Binyılların geleneksel alışkanlıkları bir çırpıda bu geçişe olanak vermediğinden, Sosyalizm bu geçiş sürecinde hazırlık evresi olacaktır.

Bu gelişim ve değişimin ayrıntıları farklı bir yazının konusu olacaktır.

Saygılar.

Sayin saroz bu yazdiklariniz icin size sonsuz tesekkür ederim,tabiiki bu bilgileri baska yerden sizi yormadanda alabilirdim, ama benim net e ayirdigim cok az vaktim var, ve bunuda bu sitede gecirmeyi seviyorum ,anliyacaginiz bu sitede ne hikmetse cok mutluyum, birde bilmeyen baskalari okurda bilgi sahibi olur diye sordum ,yani emeyiniz bosa gitmedi,ben bilgiyle bu sitede tanisdim ve bilginin ne kadar kiymetli oldugunu simdi cok iyi biliyorum,insanin hayata bilincli bakmasiyla uykuda bakmasi arasindaki farki burada ögrendim,fark gercekden cok büyük.
Gelelim bizim sosyalizm e yukarida yazdiklarinizi ben bu siteyle tanismadanda savunuyordum,yani nedir bu kosusturmaca?üretim araclari insanligin hizmetine sunulsa herkesin günlük birkac saat calismasiyla bütün insanlar mutlu yasar diye düsünüyordum ama gelisen teknoloji ayri bir sinif daha yaratdi bütün bu insanlar neden sosyalizm istesinki?mesela teknik bir elemanin arabasi var kirasini cok rahat ödüyor,mesela almanya veya avrupada bir iscinin bile arabasi var senede bir ay dis ülkede tatil yapiyor,bunlar neden sosyalizm istesinki?konu cok güzel,üzerinde durmaya deger.saygilar

Bir dinin tabii olmasi icin akla,fenne,bilime ve mantiga uygun olmasi lazimdir.
M.K.ATATÜRK
Yalan ne kadar büyükse inanani o kadar cok olur.
adolf hitler
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razi deyil.Fuzuli
Alıntı ile Cevapla
  #128  
Alt 16-01-2010, 03:33
cenker cenker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Mar 2009
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 307
Standart

papillon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayin saroz bu yazdiklariniz icin size sonsuz tesekkür ederim,tabiiki bu bilgileri baska yerden sizi yormadanda alabilirdim, ama benim net e ayirdigim cok az vaktim var, ve bunuda bu sitede gecirmeyi seviyorum ,anliyacaginiz bu sitede ne hikmetse cok mutluyum, birde bilmeyen baskalari okurda bilgi sahibi olur diye sordum ,yani emeyiniz bosa gitmedi,ben bilgiyle bu sitede tanisdim ve bilginin ne kadar kiymetli oldugunu simdi cok iyi biliyorum,insanin hayata bilincli bakmasiyla uykuda bakmasi arasindaki farki burada ögrendim,fark gercekden cok büyük.
Gelelim bizim sosyalizm e yukarida yazdiklarinizi ben bu siteyle tanismadanda savunuyordum,yani nedir bu kosusturmaca?üretim araclari insanligin hizmetine sunulsa herkesin günlük birkac saat calismasiyla bütün insanlar mutlu yasar diye düsünüyordum ama gelisen teknoloji ayri bir sinif daha yaratdi bütün bu insanlar neden sosyalizm istesinki?mesela teknik bir elemanin arabasi var kirasini cok rahat ödüyor,mesela almanya veya avrupada bir iscinin bile arabasi var senede bir ay dis ülkede tatil yapiyor,bunlar neden sosyalizm istesinki?konu cok güzel,üzerinde durmaya deger.saygilar
benim bilgilerim biraz kulaktan dolma ama sovyetlerin ilk zamanlarında böyle tartışmalar yaşanmış.troçki ve lenin sanayi ülkelerine sosyalizmi yayalım demişler.stalin tek ülkede sosyalizmi savunmuş.galiyev ise mazlum milletlere yani doğuya yayalım demiş sosyalizmi.
marksa göre işçiler iyce güçlenecekler ve yaşadıkları kötü koşullara isyan edip kendi devletlerini kuracaklar.ama dediğin gibi önce sömürgelerden gelen paralar sonra verimlilik ve kapitalistlerin karlarının bir kısmından vaz geçmesi sonucu batıda çalışanların durumu düzeldi ve sosyalizme sırt çevirir oldular.
Alıntı ile Cevapla
  #129  
Alt 16-01-2010, 13:44
tyd13 tyd13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2009
Mesajlar: 311
Standart

cenker´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ama dediğin gibi önce sömürgelerden gelen paralar sonra verimlilik ve kapitalistlerin karlarının bir kısmından vaz geçmesi sonucu batıda çalışanların durumu düzeldi ve sosyalizme sırt çevirir oldular.
Azizim Bu durum devresel dalgalanmalardan ve sosyolojik-psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Kapitalistler bir dönem ve/veya toplumda kârlarının bir kısmından vazgeçerken bir diğer dönemde aşırı kâr etme eğiliminde davranırlar. Vahşi kapitalizm ile kapitalizm arasında seyreden bu devresel dalgalanmalar kapitalistlerin stratejik olarak yürüttükleri kapitalizmin doğası denilebilecek bir dalgalanma sürecidir. Bu dalgalanma sürecinde krizlerin önemli rolü vardır. Bireylerin kapitalizmin onlara bugün verdiklerini yarın alacağını anlaması ve eylemsel tavır göstermesi gerekmektedir. Bireyler örgütlü hareketlerle kapitalislerin kârının bir kısmından vazgeçişini yapısallaştırmak için veya Proleterya Diktatörlüğü'ne/Komünizm'e yönelik eylemler gerçekleştirmesi gerekir. Ayriyeten eklenmesi gereken bir ifade olduğunu düşünüyorum. İşçiler ve İşsiz Ordusu'nun ortak hareketi Komünizm'i getirir. İşsiz Ordusu'nun büyüklüğü işçilerden sayıca daha fazla olacaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #130  
Alt 16-01-2010, 16:01
saroz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
saroz saroz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
Standart

Sevgili Papillon, Ülkemizde ve dünyada eğitimli çalışan, kafa işçisi vb. emekçiler yeni oluşmadı. İlk makinanın kullanılmasından itibaren var bu emek türü. makinayı tasarlayandan başlar kafa emekçiliği. Daha sonra teknolojinin gelişmesi ile doğru orantılı olarak çeşitlenmiştir bu emek türü. Ancak özü itibariyle emek sermaye çelişkisi değişmedi.

Karl marks bile 1800 lü yıllarda kafa ve kol emeğinden bahseder.

Kafa emekçisi neden sosyalizmi istesin? Bu güzel bir soru.

Doktor, mühendis, avukat vs. eğitimli emekçiler toplumda ortalamanın üzerinde gelir düzeyine sahipler. Bu doğrudur.

Ancak bu avantajlarını her geçen gün kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyalar. Kapitalizm tekelci karakterini aldıktan sonra daha saldırgan bir hal aldı almak da zorunda.

Haberlerden izliyorsundur bu hafta doktorlar için tam gün yasası komisyondan geçti. 6 ay sonra hiçbir doktor (askeri doktorlar dışarıda bırakıldı) özle hastanede çalışamayacak ve özel muayenehane açamayacak. Maaşlarına zam yapıldı ama maddi kayıpları çok fazla.

Yine ülkemizde işsiz mühendislerden, diplomalı işsizlerden yıllardır bahsedilir.

Peki neden vardır diplomalı işsizler?

Çünkü kapitalistin üretim maliyetindeki en büyük kalem emektir. Diplomalı işsiz olmazsa diplomalı çalışan daha ucuza çalışırmı?

İşsizler kapitalistlerin yedek sanayi ordusudur. İşsizlik olursa maaşlar ve sosyal haklar yükselir. Kapitalist bir düzende mutlaka işsiz olmak zorundadır. İşsizliği kaldıracağım diyen her kapitalist yalan söylüyordur.

Planlı üretim ve ihtiyaca göre yatırım ve eğitim sayesinde işsizliği çözecek yegane sistem sosyalizm'dir.

Avrupaya gelince, Sovyetlerbirliğinin 1989-90 da dağılması ile kazanılmış hak gaspları başladı ve tümhızıyla devam ediyor. Yakında Avrupalı eğitimlilerin de bu rahatı kalmayacak.

Ancak, konunun bir diğer yanı da, şu anki yaşam koşulları değişmese bile her eğitimli iş gücü sosyalist bir sistemde şu anki durumdan daha avantajlı olacağı gerçeğidir.

Barınma, beslenme, eğitim, sağlık, ulaşım ihtiyaçlarını ödeyebilmek için çok fazla işgünü çalışmak zorundalar.

Oysa sosyalist sistemde bu olanaklar zaten doğan her vatandaş için kazanılmış haktır. İnsanca yaşamak için kollektif toplum faydasına günde bir kaç saat çalışarak kalan zamanda kendisini fiziksel ve zihinsel olarak geliştirme olanağını rahatça bulacaktır.

Spor, felsefe, fen bilimleri, sosyal bilimler vb. alanlarda kendini geliştirmek varken, sağlık, eğitim, barınma vb. en temel insanca haklar için bir ömür tüketmeyi neden tercih etsinler?

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
“Evrim Çalışkanları” gönüllü arıyor KızıL Evrim 2 01-09-2009 22:59
“At izinin, it izine karıştığı tartışma” dilaver Evrim 15 19-08-2009 18:12
“Özgür kız”ın “feci” sonu! abdulKADİR Kadın & İslam 71 06-08-2009 22:54
AB’li öğrencilere “Nataşa” yakıştırması sinner Kadın & İslam 1 16-09-2008 00:28
İngilizlerin “İslamı Nasıl Yıkabiliriz?” İslam 1 17-12-2005 02:14

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:34 .