Sevgili Sangre,
Öncelikle şunu belirtmemde fayda var, sözüne ettiğim kuram, bir özet niteliğinde başlığa yansıdı. Henüz giriş aşamasında, ilk iki cümle üzerinde durmanı ve sadece bu cümleler üzerinde genellemeler yaparak bu kuramı eleştirmeni, açıkçası anlayamadım. Ve bu bana nedense, bu yazının sadece giriş kısmına takılı kalıp, devamını okumadığın hissini uyandırttı.
Bu kuramda üzerinde durduğun nokta benim için de eleştirilebilecek en açık yer.. Nitekim son kısımda tam da bu noktada ki görüşlerimi dile getirdim. Ancak sadece buna dayanarak, psikolojide bahsi geçen “kendini gerçekleştirme” durumunu dogmayla ilişkilendiremek çok alakasız olur. Kuram bununla ilgili hiçbir açılım getirmiyor, aksine varoluşçuluk felsefesine dayanan bir temeli var. Bunun devamında kuramı (sanıyorum kişilik gelişimden yola çıkarak) günümüzdeki popülist yaklaşımlardan olan kişisel gelişime maletmeni de yersiz buldum. Ferrarisini satan bilge kıvamındaki öğreti (?) pazarlayıcılarıyla bahsettiğimiz kuramı bu şekilde ilişkilendirmenin doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Carl Rogers’ın bu çıkarımları okuma şansı olsaydı, sanıyorum kendi kuramını tanıyamazdı.
Non Serviam!
|