
23-07-2010, 17:06
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 16 Jul 2010
Mesajlar: 168
|
|
Sn Karınca;
Sn. Hackercesur'un verdiği ayet örneğinde (tekasur suresi) ben bilimsel hiçbir yön bulamıyorum. Lutfen bilimsel bir temellendirmeniz varsa siz bize acıklayınız.
Müslümanlarda zannedildigi gibi önüne her gelene inanan aptallar degiller. Siradan müslümanlar oldugu gibi alimlerde var. / Karınca
Sayın karınca, müslümanların her önüne gelene inanacak kadar aptal olduklarını söyleğimi hatırlamıyorum. Benim söylemek istediğim; kendilerini müslüman olarak tanımlayan kişilerinin bir çoğunun Kuran'da ne yazdığından ve ilgili dönemin ve öncesinin tarihi bilgilerinden yoksun olmalarıdır. Çünkü bu insanlar için ö dönemin ve öncesinin tarihi gelişmeleri önemli değildir. Bunlar merak da etmezler. Bu insanlar açıp da okumadıkları Kuran'da yazan bilgiler yeterlidir. Herşey onda vardır. Daha da önemlisi manevi huzur sağlanmıştır bir kere, kurcalamanın manası yoktur.
İslam bilginlerinden bahsediyorsunuz sayın Karınca ancak; en azından kendi yarattığı insanlardan inanmayanları, inanmaları/kendi varlığını ispatlamak için onların kalplerine, akıllarına girmek yerine inananlara öldürün emri veren bir Tanrı kavramını eleştirel akıl süzgecinden geçirememiş bir bilgin ne kadar bilgin/alimdir sizce.
Son olarak yinelemek istiyorum; bence bütün bu inançların kolay kolay sorgulanamamasının temelinde insanın manevi huzur açlığı yatar. Tanrı ve benzeri kavramlar hep bu açlığın sonucu olarak doğmuştur.
|

23-07-2010, 19:44
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
sayın karınca;
Sizin sevgi dolu olduğunuzdan kuşkum yok, ancak gördüğüm kadarı ile bu güne kadar iştirak ettiğiniz konularda konuya ilişkin açık bir sav ileri sunup kanıtlarıyla ortaya koyduğunuzu görmedik. Bir kaç kez teşebbüs ettiniz ama evrilen bir anlayışla iddianızın net olmamasından neyi kanıtlamaya çalıştığınızı yada hangi net fikre sahip olduğunuzu anlayamadık.
Ayrıca nedense her gelenin bize telkin etmeye çalıştığı, bilmiyorsunuz, bilene sorun dayatmalarınızda tuhaf. Bilmediğimizi kanıtladığınızı göremedik, bilen olarak iddia ettiğiniz alimler kim olaki. Aşağıda örneklediklerim olabilirmi.
Kalbin düşünme ve anlama organı olduğunu, spermin kaburga kemikleri ile omurga arasından çıktığını iddia edenler olabilir mi?Çünkü bu alimlerinizin referansı bilim değil , tanrı sözü olduğunu iddia ettiğiniz ve bilimsel kanıtlarıyla insanlarca yazıldığını ispat ettiğimiz insan ürünü olduğu kesinleşmiş kitabın içindeki ayetler.
Polemikle ve sevgi dolu olmak ile gerçekler örtpas edilmeye çalışılır birde siz bilmiyorsunuz demogojisine sarılırsanız bakın böyle tuhaf bir konuma düşersiniz. Sevgi insanı olarak ciddiye alınmaksa isteğiniz kendinizi anlatmayı bırakıp karşınızdaki insanlarında aynı sevgi ve saygıyı taşıdıklarını, düşünebildiklerini , araştırabildiğini ve gerçekçi her kanıta itibar edeceğini bilin.
Sayın thunder güzel bir tespit yapmış, onuda göz önüne alın ve önce kendinizi sorgulamayı ve inandıklarınızın doğru olup olmayacağını bunca kanıt ışığında düşünün derim.
Gelelim konuya, şu alimleriniz ne demiş bir bakalım.
1.em: yoksa, veya 2.yekûlû: derler, diyorlar 3.ifterâ-hu: onu uydurdu 4.bel: hayır 5.huve: o 6.el hakku: haktır 7.min rabbi-ke: senin Rabbinden 8.li tunzire: uyarman için 9.kavmen: bir kavim 10.mâ etâ-hum: onlara gelmedi 11.min nezîrin: uyarıcı, nezir 12.min kablike: senden önce 13.lealle-hum: umulur ki, böylece onlar 14.yehtedûne: hidayete ererler
İmam İskender Ali Mihr :Yoksa "O'nu uydurdu" mu diyorlar? Hayır! O, Rabbinden bir haktır. Senden önce kendilerine nezir (peygamber) gelmemiş olan kavmi uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, hidayete ererler.
Diyanet İşleri:Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.
Abdulbaki Gölpınarlı:Yoksa, bunu o mu uyduruyor diyorlar? Hayır, o, gerçektir Rabbinden, senden önce, kendilerine bir korkutucu gelmemiş olan topluluğu, doğru yolu bulsunlar diye korkutman için indirilmiştir.
Adem Uğur:Onu Peygamber kendisi uydurdu diyorlar öyle mi? Hayır! O, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı (peygamber) gelmemiş bir kavmi uyarman için -doğru yolu bulalar diye- Rabbinden gönderilen hak
(kitap)tır.
(Başka meal eklemek isteyen ekleyebilir)
Şimdi bu ayetten ne anlıyorsunuz, alimlerin sözleri yanlış çevirmiş olma ihtimali mi?
Bir çok peygamberin geldiği bir coğrafyada muhammedin kavmi dediğiniz kavim araplar değil mi? Yoksa sadece mekke cıvarında yaşayan kabileler mi?
Birinci ihtimal; diyelim ki araplar bu kavim, araplara bir çok uyarıcı geldiği içlerinden bir çoğunun hıristiyanlık ve yahudiliği seçtiği biliniyor, yani mekke ve cıvarında bol miktarda mevcut bu inanışlardaki araplar.Ayrıca sayın karinca birde bilgi sundu onuda ekleyelim,
Arabistan bölgesine Muhammed(a.s)dan 2000 yil önce Suayb, ondan 500 yil önce ibrahim ve ondan da yüzyillar önce Hud ve Salih peygamberler gelmislerdir.
Şimdi bu peygamberler ve dinleri hak din ve peygamber yani uyarıcı değil miydi?Bu bölgede inanmayanlar dahil herkesin içiçe olduğu mekkedeki kabenin bir din merkezi olduğu ve o cıvarda tüm dinlerce (tek tanrılı çok tanrılı veya put) kutsal sayıldığı, hac yapıldığı gerçeğine bakınca hangi uyarıcı gönderilmemiş kavim oluyor bu kavim. Önceki dinler ve peygamberler sadece belli kavim ve kişileremi hitap etsin diye gönderilmiş ki bilinen dinler ve inanç , uyarılmamış kavimden bahsediyor.Bu kavim araplar ise ki kavimin ne demek olduğu açık araplara daha önce uyarıcı defalarca gelmiştir. Yani bu tez çöker.
Gelelim sadece kabileye has gönderilmiş uyarıcı kısmına,bu durumda her ne kadar yukardaki tarihsel gerçekler ışığında uyarıcı gelmemiş ve gelen her uyarıcı herkesi uyarmaya gelir ve tanrının dinlerinden habersizdiler savı imkansız olsada kabul edersek yine bir çelişki çıkar, Bu uyarıcı sadece o kavime özeldir, yani sadece onları uyarma görevi vardır.E niye diğer kabilelere vede eski ilahi denilen uyarıcı gelmiş dinlere dayatılıyor o zaman bu uyarıcı?
O kişilere uyarıcı gelmiş, aynı tanrı kavramı tarafından, bu ayettede uyarıcı denilen kişi sadece bu kavmi uyarmakla görevli, alimler bunu nasıl açıklar, buyrun bilimsel olarak tarihsel bilgiler ışığında ve dilbilgisi ile bu ayetin insan ürünü olmadığını iddia ediyorsanız kanıtlarınızı sunun.
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

23-07-2010, 20:18
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Yergin´isimli üyeden Alıntı
Kayıp Gül adlı bir kitaptaki şu sözler çok hoşuma gitmiştir, yeri gibi geldi paylaşmak istedim.
Kitaptaki kişilerden birisi soruyor bir başka birine.
Ruh eşi kimdir?
Karşısındaki doğru düzgün cevap veremeyince, kendisi cevap veriyor.
Tüm dünya yalan söylediğimi düşündüğünde bana inanan kimsedir.
Saygılar
|
Sayın Yergin bu bölüm benimde çok hoşuma gitti. Kitabı yazan bir insan değil mi? Özellikle son kısmı can alıcı nokta,
Tüm dünya yalan söylediğimi düşündüğünde bana inanan kimsedir.
Burda sadakatten ve sevgiden bahsedilir,kayıtsız şartsız inanmaktır bu,Karşılıklı olması önemlidir, ancak gelelim karşılıklı veya karşılıksız sonuçları kısmına;O kişinin yalan söylese dahi yalan söylemediğini düşünmek, o diyorsa doğrudur, kanıtlarla gözüne dahi sokulsa görmezden gelip inanmasıdır ona. Ne güzel örnek inanmanın ne olduğuna dair.
O kişi yaptıkları ile söyledikleri ile tüm insanlığı ayrışmaya götürse dahi olanları yok saymaktır inanmak. Tüm gerçekleri bir yana itip bir tek onun sözlerine güvenerek tek gerçek budur demektir inanmak.Mükemmel olduğunu kabul etmektir inanmak. Ne yaparsa yapsın haklı bir sebebi olduğunu düşünmektir, egoizmin önde gidenidir inanmak.Sanırım siz bu sömürülmek ve karşısındakinin egoizmine sahip çıkmak kısmını inanmaktaki görmüyorsunuz.Siz kendinizi ve karşınızdakini mükemmel insanlar olarak algılıyorsunuz bu durumda.Bunun adı inanmaktır, hatalar bile hata değildir sizce, başkası yapar ise kıyamet kopar, o yaparsa kılıf bulunur.
Yanılıyor isem diler iseniz bunu ayrı bir konu olarak tartışabiliriz.
Şimdilik saygımla gittim.
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

23-07-2010, 21:25
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
aliyarasfal´isimli üyeden Alıntı
Sayın Yergin bu bölüm benimde çok hoşuma gitti. Kitabı yazan bir insan değil mi? Özellikle son kısmı can alıcı nokta,
Tüm dünya yalan söylediğimi düşündüğünde bana inanan kimsedir.
Burda sadakatten ve sevgiden bahsedilir,kayıtsız şartsız inanmaktır bu,Karşılıklı olması önemlidir, ancak gelelim karşılıklı veya karşılıksız sonuçları kısmına;O kişinin yalan söylese dahi yalan söylemediğini düşünmek, o diyorsa doğrudur, kanıtlarla gözüne dahi sokulsa görmezden gelip inanmasıdır ona. Ne güzel örnek inanmanın ne olduğuna dair.
O kişi yaptıkları ile söyledikleri ile tüm insanlığı ayrışmaya götürse dahi olanları yok saymaktır inanmak. Tüm gerçekleri bir yana itip bir tek onun sözlerine güvenerek tek gerçek budur demektir inanmak.Mükemmel olduğunu kabul etmektir inanmak. Ne yaparsa yapsın haklı bir sebebi olduğunu düşünmektir, egoizmin önde gidenidir inanmak.Sanırım siz bu sömürülmek ve karşısındakinin egoizmine sahip çıkmak kısmını inanmaktaki görmüyorsunuz.Siz kendinizi ve karşınızdakini mükemmel insanlar olarak algılıyorsunuz bu durumda.Bunun adı inanmaktır, hatalar bile hata değildir sizce, başkası yapar ise kıyamet kopar, o yaparsa kılıf bulunur.
Yanılıyor isem diler iseniz bunu ayrı bir konu olarak tartışabiliriz.
Şimdilik saygımla gittim.
|
Kitabı yazan bir insan değil mi diye soru sormanızı anlamadım. Benim yazdığım sözler ile kitabı bir insanın yazmasının anlamı nedir?
Son kısmı can alıcı nokta demişsiniz ama başını kaçırmışsınız. İşte, Kur'an ayetlerinde de hep bunu yapıyorsunuz.
Lütfen birlikte değerlendirin.
Ruh eşim kimdir?
Tüm dünya yalan söylediğimi düşündüğünde bana inanan kimsedir.
Bu yazdıklarınızdan apayrı birşey. Biraz detaylı düşünün tekrar tartışırız isterseniz.
Saygılar
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|

23-07-2010, 21:43
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Yergin´isimli üyeden Alıntı
Kitabı yazan bir insan değil mi diye soru sormanızı anlamadım. Benim yazdığım sözler ile kitabı bir insanın yazmasının anlamı nedir?
Son kısmı can alıcı nokta demişsiniz ama başını kaçırmışsınız. İşte, Kur'an ayetlerinde de hep bunu yapıyorsunuz.
Lütfen birlikte değerlendirin.
Ruh eşim kimdir?
Tüm dünya yalan söylediğimi düşündüğünde bana inanan kimsedir.
Bu yazdıklarınızdan apayrı birşey. Biraz detaylı düşünün tekrar tartışırız isterseniz.
Saygılar
|
Sayın Yergin
bu örneği konu ile ilgili verdiğinizi düşünmüştüm, yanlış mı düşünmüşüm?
Ayetlerde ne yazıyorsa onu koyup tartışıyoruz, başını sonunu kendimizce çevirip meal çarpıtmıyoruz, suçlamanız gereksiz olmuş, isterseniz bunuda açın konu olarak tartışalım.
Zaten mesajınızı olduğu gibi alıntıladım ve orda inancın vurgulandığını gayet net anlıyorum.Bu nedenlede ana fikir olan son cümleyi özellikle yazdım, bütün olarak farklı bir anlamı olduğunumu iddia ediyorsunuz bu cümlelerde. Kitabı insanın yazdığını özellikle belirttim ki sunduğunuz kısım kişinin kişisel görüşleridir ve kişiden kişiye çok farklı yorumlanabilir değil mi?Konuya baktığımızda ise asla farklı yorumlanmaması gerekli, tanrının sözü iddiası olan ayetler söz konusu. Karşılaştırmayı kime göre yapacağız ve bu durumda bu koyduğunuzun ne anlamı kalıyor konuya dahil etmez isek.
Şimdi eğer tartışmak ister iseniz tüm alıntı yaptığınız bölümü ekleyerek konuyu açın ve bu cümlelerle neyi amaçladı iseniz savınızı yazın, görüşlerinizi sunun bende ona göre cevap vereyim. Bu konuda yazar iseniz bu şekilde algılanır ve cevaplanır. Yanlışsa düzeltirsiniz yanlış anladığım kısmı.Lütfen kişiselliğe kaymadan bekliyorum...
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

23-07-2010, 22:23
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
aliyarasfal´isimli üyeden Alıntı
Sayın Yergin
bu örneği konu ile ilgili verdiğinizi düşünmüştüm, yanlış mı düşünmüşüm?
Ayetlerde ne yazıyorsa onu koyup tartışıyoruz, başını sonunu kendimizce çevirip meal çarpıtmıyoruz, suçlamanız gereksiz olmuş, isterseniz bunuda açın konu olarak tartışalım.
Zaten mesajınızı olduğu gibi alıntıladım ve orda inancın vurgulandığını gayet net anlıyorum.Bu nedenlede ana fikir olan son cümleyi özellikle yazdım, bütün olarak farklı bir anlamı olduğunumu iddia ediyorsunuz bu cümlelerde. Kitabı insanın yazdığını özellikle belirttim ki sunduğunuz kısım kişinin kişisel görüşleridir ve kişiden kişiye çok farklı yorumlanabilir değil mi?Konuya baktığımızda ise asla farklı yorumlanmaması gerekli, tanrının sözü iddiası olan ayetler söz konusu. Karşılaştırmayı kime göre yapacağız ve bu durumda bu koyduğunuzun ne anlamı kalıyor konuya dahil etmez isek.
Şimdi eğer tartışmak ister iseniz tüm alıntı yaptığınız bölümü ekleyerek konuyu açın ve bu cümlelerle neyi amaçladı iseniz savınızı yazın, görüşlerinizi sunun bende ona göre cevap vereyim. Bu konuda yazar iseniz bu şekilde algılanır ve cevaplanır. Yanlışsa düzeltirsiniz yanlış anladığım kısmı.Lütfen kişiselliğe kaymadan bekliyorum...
Şimdilik saygımla gittim...
|
Bakın, ben evet bu konu ile ilgili verdim o yazıyı. Yanlış düşünmemişsiniz ama verdiğim yazı sonrası kitap yazarı bir insan dimi diye sormanız yanlış. Çünkü, tartışmanın sağlıklı olması açısından parça parça tartışılır, bölük pörçük olarak değil.
Belirttiğim yazıda, yani örneğini verdiğim cümle inanç tabanlı yazılmış bir yazı değil. Bilmiyorum kitabı okudunuz mu ama söylenen söz, kitaptaki erkeğin aşk kavramını taşıyor. Bende bu yüzden o örneği yazdım.
Hiç kimse, yanlış olduğunu bile bile bir yanlışa doğru diyerek peşinden gitmez. Gidenleri yok mudur? Vardır elbette. Burada da inanç devreye giriyor. İnanç devreye girdiği için, herkes inanmakta özgürdür, inanmamakta özgür olduğu gibi.
Ben mesela orada şunu söylemiyorum. Gerçek anne baba kimdir? Çocukları yanlışta yapsa, kötüde olsa arkasında duran, sahip çıkandır. Çocukları kötüde olsa, bunu bilen ama göstermemeye çalışandır...
Yukarıda söylediğim gibi, o cümlelerde aşkın tarifi var.
Müslüman kimdir?
Tüm inanmayanlar, Tanrının var olmadığını söylediği halde Allah'a inanan kimsedir.
Bu söylediğimde ne vardır? İnanç. Allah'a duyulan aşk.
Saygılar
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|

23-07-2010, 23:04
|
 |
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 05 Feb 2010
Bulunduğu yer: -.. ..- -. -.-- .-
Mesajlar: 2.391
|
|
Yergin´isimli üyeden Alıntı
... Yanlış düşünmemişsiniz ama verdiğim yazı sonrası kitap yazarı bir insan dimi diye sormanız yanlış. ....
|
Sanırım, sn. Aliyarafsal kutsal kitaplardan bir cümlemi bu diye sordu.
Sn. Aliyarafsal, yanlış algılamış isem belirtiniz, eksen değişmesin.
İddia ediyorum ki ikimiz de "Tanrıtanımaz" larız. Sadece benim inandığım tanrı sayısı seninkinden bir eksik. Diğer olası tanrıları neden reddettiğini anladığın zaman, benim de seninkini neden reddetiğimi anlayacaksın.
Zihin paraşüt gibidir, sadece "açıkken" çalışır.
Benim manevi mirasın akıl ve bilimdir. Atatürk.
|

24-07-2010, 01:08
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Sayın nova,
Tanrı sözü olduğu iddia edilen kitaptan alıntı ayete cevap olarak insan ürünü ve bilimsel değil kişiyi bağlayıcı bir kitaptan alıntı ile cevap yazıldığını belirtmek için özellikle sordum...
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

24-07-2010, 01:10
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Sayın Yergin;
İlk yazdığım mesajdaki tarifi koyuyorum ;
Sizden alıntı;
Kitaptaki kişilerden birisi soruyor bir başka birine.
Ruh eşi kimdir?
Karşısındaki doğru düzgün cevap veremeyince, kendisi cevap veriyor.
Tüm dünya yalan söylediğimi düşündüğünde bana inanan kimsedir.
bu kısımda ilk mesajımda cevap olarak yazdığım kısım;
Burda sadakatten ve sevgiden bahsedilir,kayıtsız şartsız inanmaktır bu,Karşılıklı olması önemlidir, ancak gelelim karşılıklı veya karşılıksız sonuçları kısmına;O kişinin yalan söylese dahi yalan söylemediğini düşünmek, o diyorsa doğrudur, kanıtlarla gözüne dahi sokulsa görmezden gelip inanmasıdır ona. Ne güzel örnek inanmanın ne olduğuna dair.
O kişi yaptıkları ile söyledikleri ile tüm insanlığı ayrışmaya götürse dahi olanları yok saymaktır inanmak. Tüm gerçekleri bir yana itip bir tek onun sözlerine güvenerek tek gerçek budur demektir inanmak.Mükemmel olduğunu kabul etmektir inanmak. Ne yaparsa yapsın haklı bir sebebi olduğunu düşünmektir, egoizmin önde gidenidir inanmak.Sanırım siz bu sömürülmek ve karşısındakinin egoizmine sahip çıkmak kısmını inanmaktaki görmüyorsunuz.Siz kendinizi ve karşınızdakini mükemmel insanlar olarak algılıyorsunuz bu durumda.Bunun adı inanmaktır, hatalar bile hata değildir sizce, başkası yapar ise kıyamet kopar, o yaparsa kılıf bulunur.
Şimdi verdiğiniz örnekteki kitabı bir insan yazıyor ve konuşmalarda insanlar arası karşılıklı konuşmalar, doğru mu? Yani insanın insana karşı duyguları, sadakat ve sevgiyle kayıtsız şartsız kabulle her şeyini hoş görüp ona inanmayı anlatmıyor mu?
Buradan devamla siz bu sözleri alıp kutsal aşka bağlamıyor musunuz?İşte burada özellikle kitabın yazarı insan değilmidir sorum önem kazanıyor ve içindeki düşünce ve duygular kişiye ait duygu ve düşünceler olmuyor mu yani insana ait?
Mesajınızdaki şu kısmı alıp izninizle
Yukarıda söylediğim gibi, o cümlelerde aşkın tarifi var.
Müslüman kimdir?
Tüm inanmayanlar, Tanrının var olmadığını söylediği halde Allah'a inanan kimsedir.
Bu söylediğimde ne vardır? İnanç. Allah'a duyulan aşk.
Şimdi sözlerinizi tekrar yazıyorum, ama değiştirmeler yaparak. Sunuyorum ve soruyorum
Yukarıda söylediğim gibi, o cümlelerde aşkın tarifi var.
İnanan kimdir?
Tüm inanmayanlar, Muhammedin peygamber olmadığını ve kuranı onun yazdığını söylediği halde muhammede inanan kimsedir.
Bu söylediğimde ne vardır? İnanç. muhammede duyulan aşk.
Peki neden böyle yazdım? Şimdi bakın size tanrı kavramınız tarafından yada geçmişten bu güne, birilerine, muhammed benim elçimdir denilmiş midir?Hayır değil mi?Ama muhammede tanrının peygamberlik verdiğine inanıyorsunuz, neye dayanarak, hadisler ve rivayetlere dayanamayacağınız kesin. Ne kalıyor geriye, tanrı size direk söylemediği halde muhammedin sözlerine dayanarak tanrı tarafından gönderdiğine inandığınız kitap kalıyor. (onun yaşadığı dönemde de yine onun iddiasına göre ondan başkasına teyit edilmiş değil tanrı kavramının muhammedi peygamber olarak seçtiğine dair bir bilgi)
Bu güne kadar bize de yada kimseye tanrı denilen kavram gelip vahiy yolu ile veya başka kanıtlarla ;hayır bu dini ben göndermedim demediğine göre, kanıt sunun dediğinizde, elimizde kanıt olarak bize sunduğunuz, sizce tanrısal kitaptaki bilimsel yanlışlıkları ve çelişkileri sunarak, tanrısal değil insansal olduğunu kanıtlama yolumuz kalıyor. Siz çünkü tanrı kavramını ve din kavramını aynı konuma koyunca, ne bu kanıtlarla ortaya koyduğumuzun (evrensel tartışılan tanrı kavramını değil) dinsel inancınızdaki el-ilah kavramını ve kutsal saydığınız kitabınızın emri gereği peygamber saydığınız kişiyi yanlışladığını kabul edemiyorsunuz. Tanrı kavramı =Allah = peygamber =din yanlış eşleştirmenizden , tanrı kavramına duyulan aşk gibi yine insan olan muhammede ve onun ürünü kitaba inanma = aşk yanılgınızdan asla kabul edemediğiniz insanlarca üretilmiş bir kitabın tanrı sözü sanmanızdan ibarettir.
Bu kitap bir insan ürünüdür, bunun kanıtlanması tanrı kavramının değil bu dinin tanrı anlayışının ve beraberinde bilimsel yanlışlar taşıyan, çelişkilerle dolu kitabının ve peygamberlik vasfı verdiğiniz kişinin yanlışlandığı anlamına gelir.
Hala tanrıya olan aşk kavramını insana duyulan aşk ile karıştırmanızın sizi inancınızı sorgulamaktan alıkoyuyor diye düşünüyorum.
Tekrar en net kanıt olarak görülen kalp ve beyin konusunu , sperm konusunu ve bu konuda yazdığım ayetteki çelişkiyi gözden geçirip lütfen tanrı eşittir din demeden önce ne dediğinizin farkına varın. Tüm inançlar tanrısal olduğunu iddia eder, ama incelediğinizde tanrısal olamayacak kadar insan ürünü olduklarını kanıtları ile görürsünüz. Sunulan kanıtlarıda kitaplarından bulduğunuz halde sanki o kitapta yokmuş gibi bunlar davranmanın bedelini tüm insanlık binlerce yıldır çekiyor. Lütfen bunuda düşünürseniz sevinirim.
Aşk evet, ortak değerimiz,tanrı kavramı veya tanrısal aşk, tartışabiliriz, ama tanrı eşittir din demeden düşünün, bu dinlerdeki bunca insan ürünü olduğunu kanıtlayan ancak bir insanın ağzından çıkacak yanlış bilgiler, çelişkiler ve kutsal bir gücün sözü olamayacak kadar basit cümle yapıları ve içerik ile yazılmış kitaplar.
Şimdilik saygımla gittim…
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
Konu aliyarasfal tarafından (24-07-2010 Saat 01:23 ) değiştirilmiştir.
|

24-07-2010, 02:02
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 18 Jul 2010
Mesajlar: 10
|
|
Allahü teâlâ, her asırda en az bir kişiyi Peygamber olarak göndermiş, ona çeşitli mucizeler vermiştir. Mesela, Hazret-i Musa zamanında sihir, büyücülük çok ilerlemişti. Hazret-i Musa asasını yere koyup büyük bir ejderha olmuş, sihirbazların ellerindeki aletleri, ipleri yutmuştur.
Hazret-i İsa zamanında tıp çok ileri idi. Hazret-i İsa mucize olarak, körleri iyi etmiş, ölüleri diriltmiştir.
Bizim Peygamberimizin zamanında ise edebi söz ve yazı sanatı çok ileri idi. Yarışmada birinci olan şiir, yazı ve konuşmalar Kâbe duvarına asılırdı. Kur'an-ı kerim gelince bunlar indirilip yerine, gelen âyetler kondu.
Sözün kısası, arapça dil bilgisi olmayanlara ayetler anlamsız geliyor, hattâ alay ediliyor.( Sizin yaptığınız gibi. Tekâsür.) Anlayabilmek için arap dili ve edebiyâtına hâkim olmak lâzımdır.
Nasıl ki yabancı dildeki, örneğin ingilizce bir şarkı orjinaline dokunulmadan Türkçe'ye çevirilince bize anlamsız geliyor öyle. O yüzden âyetlerin anlamını öğrenmek için tefsir okunmalıdır. Böyle dalga geçmekle olmuyor.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:56 .
|