
14-03-2011, 08:06
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
HUNNE
Vâkı’a sûresi
36.Biz ONLARI (hurileri) yepyeni bir yaratılışla yarattık - İnna enşa'na HUNNE inşâ’
Diyanetin çevirisi bu. Şimdi Vâkı’a sûresini 36'ya kadar 27’den itibaren yazalım ve hunne zamiri gerçekten huriler isminin yerine mi geçiyor, görelim. Neden 27? Çünkü konumuzla ilgili ayetlerin öznesi olan sağın halkı o ayettedir; anlatı orada başlıyor.
27.Ve sağın halkı. Kimdir sağın halkı?
28.Dikensiz kiraz ağaçlarının içindeler
29.ve salkımlı muzların
30.ve uzamış gölgelerin
31.ve dökülen su
32.ve bol bol meyve
33.tükenmeyen, yasaklanmayan
34.ve yükseltilmiş DÖŞEKLER (ve FURUŞ in merfûa)
35.Öyle bir var ederiz ki ONLARI (İnna enşâ'na HUNNE inşâ’)
36.yepyeni yaparız ONLARI (ve ce'alna HUNNE ebkâra)
Şimdi 35'e bakar mısınız. Oradaki HUNNE 34'teki "yükseltilmiş DÖŞEKLER"in yerine geçmiş. Ve 35'teki HUNNE hangi ismin yerine kullanılmışsa 36'daki HUNNE de o ismin yerini almış. Yani HUNNE yükseltilmiş DÖŞEKLER demek. Döşekler cansız varlıklardır; dişil değil, KADINLAR değil.
Allah "döşekler"i inşa ederiz, diyor; Diyanet dahil birilerinin uyduruk "huriler"ini inşa ederiz, demiyor.
Sayın web, size ricada bulunmamın yararsız olduğunu gördüm. Sözünü ettiğiniz forumdaki Araplara sormanızı rica ederek size sorular verdim. Cevaplar ortaya konmadı ama oradaki Arapları tek otorite saydınız. Beni onlara havale ettiniz. Gidin meramınızı o forumdakilere anlatın, diyorsunuz. Hay hay. O forumun linkini verir misiniz. Lütfen.
Mısırlı bir Arap olan yaseen’in makalesini okumanızı rica ettim. Linkini verdim. Okudunuz mu bilmiyorum ama yaseen’in açıklamalarını kâle almadınız; sanki varsa yoksa andığınız forumdaki Araplar. Onlardan başkası yok; yaseen yok.
Canınız sağ olsun, kardeşim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7899&page=18. Yaseen'in Vâkı'a 36'daki HUNNE ve EBKÂRA ile ilgili açıklamasını daha önce bu linkte vermiştim. Ama o İngilzceydi; anlaşılmamış olabilir. Türkçe sunmaya çalışayım:
56:35-37 "kişilerin yanlış algılanması"na dair başka bir örnektir. 35-37'de eşler ya da huriler anlamına gelen hiçbir kelime yok. 35 ve 36'da HUNNE var yalnızca.
35.inşa'na HUNNE
36.fece'alna HUNNE
Bu HUNNE zamiri 34'teki ismin yerini almıştır yani yükseltilen DÖŞEKLER.
36'daki "ebkâra"ya gelince, bu kelimenin " bakire huriler" diye yapılan çevirisi son derece itici. "Bakire"nin Arap dilindeki karşılığı EBKÂRA değil "adra"dır ve Kuran'da geçmez.
Örneğin " Bakire Meryem"e Araplar "Meryem el adra" derler; bu da geçmez Kuran'da.
Siz eğer HUNNE zamirinin yükseltilmiş döşekler ya da yataklar olduğunu fark ederseniz "ebkâra"nın taze, yeni, temiz, arınmış anlamına geldiğini de fark edersiniz. Cennetin öteki nimetlerine ait niteliklerle uyumlu olan anlam işte budur; örneğin tertemiz pınarlar ve mesafesiz, leziz meyveler.
BEKERE erkek kalkmak demek.
BUKRATEN: yeni gün, sabah
BÂKÛR: turfanda meyve
URUBAN pürüzsüz, temiz, dolu dolu; dil bağlamında ise "açık ve net konuştu" demek.
A'RABA AN HÂCETİN: meramını açık ve net olarak anlattı.
A'RABA EL KELAM: o sözü açıkladı
Sevgi ile,
Hasan Akçay
Konu Hasan Akçay tarafından (14-03-2011 Saat 08:11 ) değiştirilmiştir.
|

14-03-2011, 08:21
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2010
Mesajlar: 295
|
|
Sevgili Hasan Hocam, biraz vaktim de var, dolayısıyla tek başına bu konu üzerinde durmaktan ziyade, genel olarak, son zamanlarda moda olmaya başlayan, Kur'an'ın yanlış çevrildiği veya çevirmenlerin yetersiz olduğu, Kur'an'ın kendine has dili olduğu, anlamak için ilim gerektiği vb. ile ilgili sizinle yazışmak istiyorum, siz de isterseniz. Aralarda bu huri konusuna da değiniriz tabii ki.
Siz, kendiniz gibi radikal olan ve islamı başka bir kalıba sokmaya çalışan, free-minds.org gibi bir iki siteden de destek alarak biraz kafa karıştırıyorsunuz gibime geliyor. Sanki tüm dünya, millet islamı anlamasın diye seferber olmuş, siz ve free-minds.org ise kurtarıcı kahraman. Kardeşim Kur'an kendisi apaçığım diyor, daha ne zorluyorsunuz, ne alimi, ne ilmi, anlamıyorum ki. Kur'an anlaşılmak için bu kadar büyük bir ilme ihtiyaç duymuyor, birileri onu anlaşılmaz gibi gösteriyor. Eğer iddia edildiği kadar karışıksa, zaten başka çelişki aramaya gerek kalmaz, yalan dolan olduğunun en büyük ispatı bu olur. Varsa sizin çoluk çocuğunuz, onlar da imtihanda kendi başınadırlar, bu kadar karmaşık bir kitapla nasıl imtihan edilebilir bu çocuklar? Kur'an Allah'tan da gelmiş olsa, uydurma da olsa karışık olamaz. Allah'tan gelmişse, apaçıklık iddiası vardır, yok uydurma ise, 1400 sene önceki uydurmaları bugünün insanları rahatlıkla anlayabilir (kendilerine dışardan müdahale edilmez ise). Şimdi buraya kadar dediğimi anladıysanız, büyük çoğunluğun bu ayetleri doğru çevirmiş olma ihtimallerinin yüksek olması gerektiğini de anlarsınız. Araya 3-5 art niyetli kişi girse de, geniş kitleler tarafından mutlaka bertaraf edilmiş olmalılar. Yüzyıllardır millet yanlış çevirmişse, Arapça bilen bir Allah'ın kulu niye çıkıp bu meallere itiraz etmemiş olsun? Mesela, bu huri meselesini bana dedem de anlatırdı, o da muhtemelen dedesinden öğrendi. Kaç asırdır millet yanlış çeviriyor bu ayeti? Hadis ya da rivayetten bahsetmiyoruz. Bu Kur'an ayetinin yanlış çevrildiğine asırlarca nasıl müdahale gelmez? Sizin dünyaya gelmeniz mi beklendi?
Size ne kadar kaynak gösterirsek gösterelim, hepsi lağım suyu diyorsunuz, gidip fikrinizi destekleyecek zar zor 2 kaynak buluyor ve onlara itibar etmemizi istiyorsunuz. Sizin verdiğiniz örnekler hem az hem de radikal örnekler, belli ki islamın anlaşıldığı şeklinden rahatsızlar ve düzeltmeye çalışıyorlar. Kur'an'ı değiştirmek mümkün olmadığı için, mealleri zorluyorlar, o da olmuyor, düpedüz Arapça olan Kur'an'ın, aslında kendine has bir dili olduğunu iddia edip, burda gördüğüz "A" harfi aslında "K" harfidir diyerek kafa karıştırıyorlar. Peki size biz ne sunuyoruz? Google'dan bulabildiğimiz tüm çevirileri (Biri Amerikadan, biri Pakistandan, Biri Norveçten vs. birbiriyle hiçbir bağlantısı olmayan siteler), hem de sansürlemeden, olduğu gibi. Başka? Tonla Türkçe meal. Başka? Birazdan size profil linklerini atacağım, rastgele bulduğum iki Mısırlı vatandaş.
Kur'an'ın apaçıktır, karışık ve anlaşılmaz olması imkansızdır. O zaman? Büyük çoğunluk nasıl anlamışsa, o haliyle doğru olmak zorundadır. Sadece siz, makalesinden bahsettiğiniz Mısırlı şahıs ve free-minds.org sahibi anlayabiliyor ise, bu kitap anlaşılmaz bir kitap demektir. Bu kitapla imtihan olunamaz demektir. Sadece 3-5 kişinin sağlamalar yaparak, uzun vakit ayırıp tezler hazırlayarak anlayabildiği bir kitap, imtihan amaçlı gönderilmiş olabilir mi? Herkes sizden farklı düşünüyorsa, belki dönüp kendinize bakma zamanı gelmiştir? Ama ben sizi anlıyorum, sizin başka yolunuz yok. Siz aklı başında bir insansınız, belli ki kendinizi yetiştirmişsiniz. Benim gördüğümden bile daha fazla çelişki görmüşsünüz. Bu çelişkileri kafanızda aklamak için, Kur'an'ı tüm dünyanın yanlış anladığını iddia edip, böyle sağlamalar, denklemler kurmaktan başka yapabileceğiniz hiçbir şey yok. İslam düşmanları sarmış bütün dünya tersanelerini. Siz doğru şekilde çevirip/anlayıp en başta kendi imanınızı sonra da başkalarını kurtaracaksınız. Başarılı olabilirseniz, sizden ricam mutlaka beni de haberdar etmenizdir. Çünkü ben son bir yıldır hiçbir şüphemi aklayamadım. Ama işiniz zor, çünkü Araplar bile yanlış anlamış, onların da tersanelerine girmiş olmalı elleri kuruyasıcalar. (Kesinlikle dalga geçmiyorum, siz Kur'anı neredeyse tüm dünyanın yanlış anladığını ima ediyorsunuz, bu durumda islam düşmanları bir hayli ilerleme katetmiş olmalı)
Neyse, şimdi ben size bir forumdan, rastgele bulduğum iki Mısırlı'nın iletişim bilgilerini göndereceğim. Bu adamlar dindar mı değil mi bilemem ama ana dilleri Arapça. Bana gönderdikleri cevapları burada paylaştım. Onlara siz bir arkadaşa Rahman suresinde huriler geçiyor demişsiniz diyerek başlarsınız. Adamlar bilgisayarcı, size ne kadar vakit ayırırlar bilemem. Muhtemelen onlarla da Kur'an'da sağlamalar filan yaparak tartışacaksınız. Adamlarında kafasını karıştıracaksınız ama önemli değil. Dediğim gibi, ben sizi anlıyorum, Kur'anın yanlış çevrildiği/anlaşıldığı tezinden başka birşey yok elde, çünkü şu haliyle tonla çelişki var değil mi hocam? Aslında sizin teziniz, benim de sarılabileceğim bir tez ama ben Kur'an'ın bu kadar karmaşık olmaması gerektiğine inanmaktayım. Dolayısıyla herkesin yanlış çevirdiğine inanmak kolay gelmiyor bana. Bu durumda daha baştan kaybeder Kur'an.
|

14-03-2011, 10:15
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
web´isimli üyeden Alıntı
Siz, kendiniz gibi radikal olan ve islamı başka bir kalıba sokmaya çalışan, free-minds.org gibi bir iki siteden de destek alarak biraz kafa karıştırıyorsunuz gibime geliyor.
|
Merhaba sayın web.
Siz "Ben ateist değilim," diyorsunuz ya, başkalarının sizi nasıl gördüğü değil siz kendinizi nasıl görüyorsunuz önemli olan o ya, benim için önemli olan da benim kendimi nasıl gördüğüm.
Kısacası, radikal eğilim.
Beni başka forumlarda dinde tutucu olmakla suçlayanlar olur. Çünkü onlar "Kuran'da namaz yok!" derler; ben var derim ve namaz kılarım. "Hac yok!" derler, ben var derim ve hacca, umreye gittim. Onlar "Oruç yok!" derler; ben var derim ve oruç tutarım...
Etkilendiğim kimseler olduğu gibi etklediklerim de olmuştur. Örneğin Edip Yüksel, Dücane Cundioğlu'na cevaben yazdığı BAŞDÜRTÜSÜ adlı makalesinde Nûr 30-31'de geçen "ferc"in apış arası anlamına geldiğini benden öğrendiğini anlatıyor. Okuyunca şaşırdım çünkü konuyu benimle tartışırken ikna olduğunu belli etmemişti.
Sizin radikal dediğiniz "free-minds.org"da yazılarını dikkatle okuduğum birisi Ayman'dır. Evet köktencidir ama onun "şehr"in dolunay olduğu hakkındaki görüşüne katılırım; o kadar.
Bunları yazmamın nedeni: kişileri yaftalamada ben yokum; sizinle yazışmak istemiyorum.
Sevgi ile,
Hasan Akçay
|

14-03-2011, 10:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2010
Mesajlar: 295
|
|
Hasan Akçay´isimli üyeden Alıntı
Merhaba sayın web.
Siz "Ben ateist değilim," diyorsunuz ya, başkalarının sizi nasıl gördüğü değil siz kendinizi nasıl görüyorsunuz önemli olan o ya, benim için önemli olan da benim kendimi nasıl gördüğüm.
Kısacası, radikal eğilim.
Beni başka forumlarda dinde tutucu olmakla suçlayanlar olur. Çünkü onlar "Kuran'da namaz yok!" derler; ben var derim ve namaz kılarım. "Hac yok!" derler, ben var derim ve hacca, umreye gittim. Onlar "Oruç yok!" derler; ben var derim ve oruç tutarım...
Etkilendiğim kimseler olduğu gibi etklediklerim de olmuştur. Örneğin Edip Yüksel, Dücane Cundioğlu'na cevaben yazdığı BAŞDÜRTÜSÜ adlı makalesinde Nûr 30-31'de geçen "ferc"in apış arası anlamına geldiğini benden öğrendiğini anlatıyor. Okuyunca şaşırdım çünkü konuyu benimle tartışırken ikna olduğunu belli etmemişti.
Sizin radikal dediğiniz "free-minds.org"da yazılarını dikkatle okuduğum birisi Ayman'dır. Evet köktencidir ama onun "şehr"in dolunay olduğu hakkındaki görüşüne katılırım; o kadar.
Bunları yazmamın nedeni: kişileri yaftalamada ben yokum; sizinle yazışmak istemiyorum.
Sevgi ile,
Hasan Akçay
|
Kur'an'ın yanlış çevirildiğini/anlaşıldığını söylüyor ve çelişki iddialarını geniş kitlelerden çok farklı (bana göre zorlama) bir yolla kanıtlamaya çalışıyorsunuz. Sizi genel olarak kötülemek için yazdığım bir kelime değildi. Ben sizin islamı nasıl yaşadığınızı nereden bilebilirim? Belki başka bir kelime seçmeliydim, kusura bakmayın. O anda o kelime geldi aklıma. Radikal derken, geniş kitlelerden farklı düşünen, farklı yöntemleri olan anlamında yazmıştım. Bunu da sadece çeviri yönteminize atfen söylemiştim.
Yazışma meselesine gelince, canınız sağolsun. Zaten karşılıklı yazışabileceğimiz bir mevzu kalmadı. İmtihan için yaratılmış bir dünyaya kılavuz olarak gönderilmiş olan Kur'anı, asırlardır kimsenin doğru anlamadığını iddia eden bir arkadaşla ben ne yazışabilirim. Asırlardır insanlar cehenneme gitti demek ki. Siz ve free-minds bir an önce baştan sonra Kur'an'ı acilen yeniden yorumlayıp yaymaz iseniz, gelecek nesiller de topyekun cehenneme gidecek. Çünkü şu anki haliyle içinde çelişkiler olduğu düşünülüyor ve kimisi dinden çıkıyor, kimisi anlayamadığından doğru düzgün dini yaşamıyor.
Ben zaten Arapça bilmediğimden sizin kelimelerin sağlamasını yapmak yöntemiyle çeviri yapmanızdan birşey anlamıyorum. Ne doğrulayabilirim ne de yanlışlayabilirim. aliyarasfal gibi arkadaşlarla bu alanda daha kaliteli yazışmalarınız olacaktır. Ben ise bu surede olduğu gibi, aklıma takılan diğer sureleri de bizzat bulabildiğim Arap kökenli vatandaşlara sorarak sağlamasını yapmaya/doğrulamaya karar verdim. Onlar da yanlış anlıyorsa, yapacak birşey yok. Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur  Size karşı sürçü lisan ettiysem affola, vakit ayırıp, bazı yazılarıma cevaplar verdiğiniz için teşekkür ederim.
|

14-03-2011, 14:54
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Hoca yine desteksiz devam ediyorsun. Vakıa 36 -37-38 de ekle bakalım.
Hunne tıpkı ingilizcedeki she kelimesi gibi kadını temsil eden O kelimesi gibi işlev gören zamirdir.
hunne (Hünne Onlar -Kadınlar)Hüm (Hüm onlar -Erkekler) zamiri değil mi? İnsanda biraz utanma olur.
Ayrıca Rahman 56 yı gözden kaçırma gayretinide görüyorum. Ordaki hunneye bir şey uymuyor mu?
Rahman 56
1.fî hinne: orada2.kâsirâtu: bakışlarını yalnız eşlerine hasreten 3.et tarfi: bakışlar 4.lem yatmis-hunne: onlara, kendilerine temas etmemiştir, dokunmamıştır 5.insun: insan(lar) 6.kable-hum: onlardan önce 7.ve lâ: ve olmaz 8.cânnun: cinler
Burda döşekler dişi ,pınarlar dişi, meyveler, şaraplar dişi ve erkeklere vaad ediliyor değil mi? Hangisine uyduracaksınız merak içindeyim. Çarpıtmalarınız abartıyı bile aştı.
Vakıa 35;
1.fe: böylece 2.cealnâ: biz kıldık 3.hunne: onlar 4.ebkâren: bakireler
vakıa 37
1.uruben: eşlerine düşkün, asık 2.etrâben: aynı yaşta, yaşıt
Vakıa 38;
1.li: için 2.ashâbi el yemîni: yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler
Şimdi birleştir bakalım üç ayeti, kimin içinmiş eşlerine düşkün, yaşıt, kadınlar.
yemin sahipleri için eşlerine sadık- düşkün, bağlı birbirine yaşıt bakireler yarattık. Hunneden kaçamıyorsunuz hocam.
Kelimelerin yazımını değiştirmeye cesaret edemiyorsunuz, bu durumda aynen anlamlara saldırıyorsunuz. Ancak onuda beceremiyorsunuz.
Siz sadece arapça bilmeyenleri ve türkleri kandırabilirsiniz, ancak bilinki
araplara bunu yutturamazsınız. Zaten gerçekten sizde bende biliyoruzki gerçekten şeriata bağlı bir araba bu çarpıtmalarınızı sunarsanız kuranı bozmaya çalışıyorsunuz diye canınızı alır.
Evet burası türkiye, hunneyi kurtaracak adam göremiyorum.
Kuran kompile erkeğe hitap eder. Kadın sadece inanır sınıfındadır ve erkeğe tabidir.Bunun net kanıtıda cennette vaadlere gelince bunların erkeklere yönelik olduğu daha açık görülür.
Erkeğe bakire kızlar vaad edilir. Kadına hiç bir şey.Hocada bunu kurtarmak için epey ter döküyor. Kurtarması imkansız.Ama nedeni de merakım konusu doğrusu.
Neyse konu açık arkadaşlar.Hunne (onlar-kadınlar) zamirini gördüğünüz her yerde bilinki kadınlardan bahsediliyordur tıpkı ingilizcede she (o) gibi. İngilizcede she zamirini gören herkes kadından bahsedildiğini nasıl anlıyorsa, arapçadada hunne aynı şekilde zamirdir ve onu gördüğünüz her cümlede kadınlar sözkonusudur..
Hoca yorgan, döşek, pınar, şelale, sebze meyve katıp türlü yapmaya kalkışsada gerçek budur.
Nokta...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

14-03-2011, 15:42
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2009
Mesajlar: 378
|
|
Tefsirlerdede bakire kızlar olarak geçiyor. Hiç bir tefsirci döşek demiyor, bunlarda bilmiyor demekki. ( Elmalılı ve Ömer Nasuhi )
Ne enteresan dimi, tefsirciler, mısırlılar, arabistanlılar hep bakire kızlar diyor ama bizim Hasan Akçay arkadaşımız döşek diyor. Ne apaçık kitapmış ki bu, kimse hemfikir değil.
|

14-03-2011, 15:56
|
|
|
flipper´isimli üyeden Alıntı
Tefsirlerdede bakire kızlar olarak geçiyor. Hiç bir tefsirci döşek demiyor, bunlarda bilmiyor demekki. ( Elmalılı ve Ömer Nasuhi )
Ne enteresan dimi, tefsirciler, mısırlılar, arabistanlılar hep bakire kızlar diyor ama bizim Hasan Akçay arkadaşımız döşek diyor. Ne apaçık kitapmış ki bu, kimse hemfikir değil.
|
Tefsirlerde öyle geçmesinin nedeni halkın daha iyi anlamasını sağlamaktır. Tefsirciler kelimeleri ve cümleleri halkın anlayacağı ve en yakın manaya tahvil ederler.
Hasan Akçay'ın yorumu daha isabetlidir, çünkü günceldir. Kavramların soyut kavramlar olduğu ve güncel kelimelere çevirildiğinde hangi karşılığa geleceği düşünülürse, buna bugün döşek denileceği gibi, ileride kendisine daha yakın manalara da gelebilir. Bu biraz da gelişmişlikle alakalı.
İleride daha yakın manalara tahvil edilmeyeceği manasına gelmez.
Kuran'ın tüm zamanlara hitap etmesi gereğinin sonucudur ki kelimeler bulundukları zamana göre yeni anlamlar kazanır ve kazandıkları anlam eskisine kıyasla daha doğrudur.
"yükseltilmiş döşekler" tabirinin boşta kalmaması için ve insanların kafasında soru işareti oluşmaması için, bu anlamların hurilere tahvil edilmesi, o zamana göre doğru bir davranıştır.
Bugün ise hurilerin bulunmasının anlamsızlığı ve bir üst düşünce düzeyine erişmiş insan felsefesine göre bakıldığında, ortada huri denilebilecek bir ikramın bulunmadığını görürüz.
Tüm bu olanlar, Kuran'ın kendisini zamana göre yenileyip güzelleştirdiğinin delilidir, ama çoğu bunu göremez. Görenlerden Allah razı olsun, sayelerinde bizler de yeni şeyler öğreniyoruz. İlim Turandursun forumda bile olsa, alıcaksın, ama yararlı olanı tabiyki, öteki lazım değil.
|

14-03-2011, 16:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2010
Mesajlar: 295
|
|
Önce Kuranca diye dil çıktı, şimdi Kuran'daki kelimeler evrim geçiriyor. Pes! Sizinle tartışılmaz ya. Atış alanı bu kadar geniş bir saha daha görmemiştim ömrü hayatımda. Hayal gücünü çalıştır, atış serbest!!!
Kardeşim siz dalga mı geçiyorsunuz, yukarda tonla yazı yazdım. Kur'an'dan bahsediyoruz. Siz yap boz filan sandınız herhalde. Canınız sıkıldıkça oynayacaksınız. Kardeş, insanlar imtihan için geldi ya dünyaya, hah işte Kur'an da imtihana girenlerin kılavuzu. İnsanların ömürlerinin yarısını onu anlamakla geçirmemesi lazım. Okuyacak, ne yapması gerektiğini hemen anlayıp, ömrünü sakınması gerekenlerden sakınarak, yapması emredilenleri yaparak geçirecek. Hikaye bundan ibaret.
Bu huri kelimesinin ne zaman huri, ne zaman döşek olacağının zamanını kim belirleyecek? Tam hangi gün huri evrimleşip döşek olacak? Bunun kararını kim veriyor? ( Haydin artık hurinin döşek olma zamanı geldi )
Madem kelimeler evrimleşip, zamana ayak uyduruyor, peygamberin kimlerle evlenebileceğini, kalbin düşünme organı olduğunu anlatan sureler filan da bir evrimleşseydi de, milletin kafası karışmasaydı.
P.S. Ya o değil de, siz hiç hata yapıyor olabileceğinizi düşünmüyorsunuz değil mi? Ya huri işi gerçekse (ki bizim bulduğumuz veriler bu yönde)? Siz Allah'ın kullarına ödül olarak vereceği şeyi bozuyorsunuz. Dikkat edin de Allah ile aranızda bu konuda bir problem çıkmasın  Neyse bunları ben allame adlı arkadaşa söyledim. Hasan Hoca ile yazışmıyoruz, üstüne alınmasın
Konu Estiva tarafından (14-03-2011 Saat 16:53 ) değiştirilmiştir.
|

14-03-2011, 17:13
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2009
Mesajlar: 378
|
|
Y o r u m s u z.........
allame´isimli üyeden Alıntı
Tefsirlerde öyle geçmesinin nedeni halkın daha iyi anlamasını sağlamaktır. Tefsirciler kelimeleri ve cümleleri halkın anlayacağı ve en yakın manaya tahvil ederler.
Hasan Akçay'ın yorumu daha isabetlidir, çünkü günceldir. Kavramların soyut kavramlar olduğu ve güncel kelimelere çevirildiğinde hangi karşılığa geleceği düşünülürse, buna bugün döşek denileceği gibi, ileride kendisine daha yakın manalara da gelebilir. Bu biraz da gelişmişlikle alakalı.
İleride daha yakın manalara tahvil edilmeyeceği manasına gelmez.
Kuran'ın tüm zamanlara hitap etmesi gereğinin sonucudur ki kelimeler bulundukları zamana göre yeni anlamlar kazanır ve kazandıkları anlam eskisine kıyasla daha doğrudur.
"yükseltilmiş döşekler" tabirinin boşta kalmaması için ve insanların kafasında soru işareti oluşmaması için, bu anlamların hurilere tahvil edilmesi, o zamana göre doğru bir davranıştır.
Bugün ise hurilerin bulunmasının anlamsızlığı ve bir üst düşünce düzeyine erişmiş insan felsefesine göre bakıldığında, ortada huri denilebilecek bir ikramın bulunmadığını görürüz.
Tüm bu olanlar, Kuran'ın kendisini zamana göre yenileyip güzelleştirdiğinin delilidir, ama çoğu bunu göremez. Görenlerden Allah razı olsun, sayelerinde bizler de yeni şeyler öğreniyoruz. İlim Turandursun forumda bile olsa, alıcaksın, ama yararlı olanı tabiyki, öteki lazım değil.
|
|

14-03-2011, 17:18
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Sayın web;
Bakın tüm sır şu iki kelimede(zamir) hunne(onlar-kadınlar ) hum(erkekler-onlar)
Dikkat edin şimdi ayete.
Rahman 56
1.fî hinne: orada2.kâsirâtu: bakışlarını yalnız eşlerine hasreten 3.et tarfi: bakışlar 4.lem yatmis-hunne: onlara, kendilerine temas etmemiştir, dokunmamıştır 5.insun: insan(lar) 6.kable-hum: onlardan önce 7.ve lâ: ve olmaz 8.cânnun: cinler
Hum ile cennette kime ödül vaad edildiği belirtiliyor. Kadın varmı bu cennetlikler içinde. Direk erkeğe vaad ediliyor. Erkeğe sesleniliyor. Bu bir.
Rahman 56
1.fî hinne: orada2.kâsirâtu: bakışlarını yalnız eşlerine hasreten 3.et tarfi: bakışlar 4.lem yatmis-hunne: onlara, kendilerine temas etmemiştir, dokunmamıştır 5.insun: insan(lar) 6.kable-hum: onlardan önce 7.ve lâ: ve olmaz 8.cânnun: cinler
Şimdi vaad edilen ne?Eldeğmemiş (bakire kadınlar) .Kime vaad ediliyor üstte kırmızı ,erkeklere, ne vaad (kadın)ediliyor altta mavi. işte bu kadar basit.
gidin diğer ayetlerede bakın, hurin direk isim(bakire kız) olduğu için hunne kullanılmaz, ancak hum zamiri ile vaad edilen her şeyin erkeğe vaad edildiğini görürsünüz.
Tur 20
1.muttekiîne: yaslanmış olanlar 2.alâ sururin: tahtlar üzerine 3.masfûfetin: sıralanmış (özenle dizilmiş) 4.ve zevvecnâ-hum: biz onları evlendirdik 5.bi hûrin: hurilerle 6.înin: güzel gözlü
Yine burdada bak vaad kime ediliyor eşler olarak, erkeklere ne vaad ediliyor, bakire kız anlamına gelen huri.
Bir. Cennette her şey erkeklere vaad edilir.İki cennette erkeklere kadın vaad edilir.
İki kurandaki tüm seslenmeler genel sanılsada kadın sadece erkek vasiyetinde mümine sıfatından öteye taşmamış, cinsel objelikten kurtulamamış, köle, erkekten bir derece altta mal konumundadır.
Bu nedenle cennet erkeğe vaadlerle ve özellikle kadın vaadiyle kuranda yazar.
Kuran insan ürünü, erkek egemen bakışın yansıması bir kültürün ürünüdür.
O hum ve hunne zamirleri var oldukça ve silinmedikçe hiç kimse bu ayetlerin anlamını bile değiştirse bu gerçeği kurtaramaz.
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:54 .
|