priapos´isimli üyeden Alıntı
Vs. vs peki hiç açıp baktın mı psikiyatrisler bu konuda neler diyor? Hem de bilimsel makalelerinde neler diyorlar hiç açıp baktın mı? Elinin altında internet var ara yüce googledan bakalım neler bulacaksın ve hatta daha bilimsel olsun diye scholar.google dan ara.
Ha bi ara evrimsel psikiyatri ne iştir ne diyolar onlara da bi ara bak istersen.
|
Kendi fikrini yazmak yerine kendince kaynak tavsiyesi mi yapıyorsun? Fikrin varsa yaz; kaynak ihtiyacım olursa haberdar ederim.
|
zira beyinde dopamin aktivitesindeki fazlalığa bağlı olarak ortaya çıkan şizofreni hastalığını dopamin antagonistleriyle tedavi etmeye çalışmanın kapitalizmle bir alakasının olmadığı açıktır. bunun gibi pek çok örnek verilebilir. psikiyatri bilmi insanların davranışsal bozukluklarının biyolojik nedenlerini bulup buna yönelik tedavi yöntemleri geliştirir
|
Birincisi, psikolojik hastalıkların biyolojik bir kökeni de olduğunu reddetmediğimi, işi salt biyolojik bakımdan ele alan anlayışı eleştirdiğimi defalarca belirttim. Dolayısıyla senin eleştirilerin beni bağlamıyor. İkincisi, psikiyatri salt ilaçla tedaviye yönelmez, terapi v.s. de uygular ve psikiyatrik hastalıklardan en yaygınları içerisinde hiç de salt biyolojik kökenli olmayan aksiyete, depresyon, sosyopati v.s. de vardır.
|
psikiyatri'nin topyekun bilim değil, yeni bir din filan olduğunu iddia ettin ama ilk mesajında...
|
Sevgili Ulpian, bak ne yazmışım ilk mesajımda;
''Psikiyatri, kapitalizmin yeni dinidir. Artık suçluluk hissi, korku ve kaygıyı psikiyatri vermekte, düzeni temize çekmek üzere düzenin mağdurlarını suçlama misyonunu o üstlenmekte, eskinin günahkarlık kavramına benzer biçimde bireye kendini anormal ve hastalıklı hissettirmektedir. Üstelik psikolog ve psikiyatristler, tıpkı din adamları gibi, bu işi paraya da dökmüşlerdir! İktidarlar, kendine karşı çıkan ya da bir biçimde mağdur ettikleri herkesi sindirmek için ille de asker-polis gücünü kullanmaz. Ya da tutuklayıp hapse atmaz. Bundan daha öncelikli ve etkili bir yol benimser. En başta başkaldıran bireyin ve etrafındaki insanların bu başkaldırıyı ezmesi ve dışlaması için bunu bir hastalık, bir anormallik olarak tarifler ve topluma benimsetir. Psikiyatri denen 'bilimsel faşizm', iktidara bu yolda büyük destek sunar.''
Bu ifadelerden çıkan sonuç nedir? Psikiyatri 'biliminin' egemen ideolojinin etkisinde kalarak onun işine yarar bir fanksiyon üstlenmesi ve bu yolda bir araca dönüşmesi, bu noktada dine benzer bir hal alması. Anlatılan budur sadece. ''Psikiyatri bilim değildir'' gibi bir iddiam yok. ''Psikiyatrinin her türü iğrençtir'' ya da ''Objektif ve daha doğru düzgün bir psikiyatri olamaz'' türü bir iddiam da yok. Psikiyatri üzerinden sistem eleştirisi yapıyorum. Her ne olursa olsun, esas soruna dokunmayıp sorundan mağdur olanı avutmaya hizmet ediyorsa bir afyon konumuna düşüyor demektir. Bu devrim kavramı için bile geçerlidir.
|
Son mesajlarında konuyu getirip dayattığın yer ise çok farklı:
Örneğin çok ağır şartlar altında çalışan maden işçilerinde beliren bedensel rahatsızlıkları inceleyip tedavi yöntemleri geliştiren tıp disiplinlerine, ''tüm bu hastalıkların kaynağında yatan sınıf sömürüsü gerçeğini görmezden geliyorlar'' gibi bir gerekçeyle ''bu bilim değil, dindir'' denilir mi hiç?
|
Esas kaynağı göz ardı ettikleri için birer afyon görevi görürler. Fakat din denemez. Ancak psikiyatri farklıdır. Adı üstünde, ''ruh bilim''. Kişinin ruh sağlığıyla, iç huzuruyla ilgileniyor. Eskiden exorcism sanılıp papaza götürülen insanlar şimdi psikiyatristlere götürülüyor. Eskiden hacı-hocanın bakıp dine bağladığı vakalara şimdi bunlar bakıyor. Bir bakıma dinin yerine oynayan bir bilim dalı. Ve tıpkı din gibi insanları afyonlamaya hizmet ediyor. Senin örneğin üzerinden konuşursak; maden işçisinin sorunlarını belki çözüyor, ama sorunu çözerken sadece işçiye odaklanıyor, kusuru da sadece onda arıyor. Asıl sorun kaynağının üzerini örterek temize çıkarıyor. Herşeyden önemlisi, ''tedavi ettiği'' işçiyi gene aynı sorun kaynağına yönlendiriyor; zaten tedavinin amacı da işçinin tekrar esas sorun kaynağına(yani sağlıksız çalışma ortamına) uyum kazanabilmesini hedefliyor. Bu noktada, sistemin sakatlığının üzerini örtmekle kalmıyor; sistemin yaraladığı insanları yine sistemin kucağına atmak için tedavi etmiş oluyor. O insanları ''hasta'' diye tanımlıyor. Hasta tanımına sistemi katmıyor. Hal böyle olunca tedavi sürecine de katmıyor. Bütüncül bir perspektif geliştirmiyor.
|
Günümüz psikiyatrisinin genel olarak böyle bir bakış açısı mı var? Eleştirdiğin bu şeyi iddia eden kim? Somut isim, kaynak vs. vermen gerekir. Oysa sen ilgili disiplinin topyekun bilimsel değil, ideolojik olduğunu iddia ettin.
|
İlgili disiplinin topyekün öyle olduğunu değil, bugünkü egemen uygulanışının öyle olduğunu, yani bir psikiyatriste gittiğinde karşılaştığın muamelenin bu olduğunu anlatıyorum. Şahsen psikiyatristlere çok gittim. Hiçbirinde de isteyerek gitmedim, etrafımın zoru ve ısrarıyla oldu. Pek çok tanı da koydular bana. ''Tedavi'' süreçleri de yaşadım, hem de yıllarca. Ama hiçbir zaman ne tanı ne de tedavinin kapsamı benim dışıma yönelmedi. Ben kültürden, toplumdan, sistemden v.s. yalıtık biçimde ele alındım; kültür, toplum, sistem, çoğunluk ''normal'' olarak önüme kondu ve benden de ''normalleşip'' uyacak hale gelmem istendi. ''Tedavilerde'' hep bu hedeflendi. Bir gün bir psikiyatriste git, sen de böyle olduğunu görürsün zaten. Konuşuyorsak bir bildiğimiz var.