Birleşik Amerika’da bir üniversitede görevli iki jeofizikçi, Atlantis’in dünyanın tek kayıp kıtası olmadığını, bir benzerinin de Pasifik okyanusunda bunduğunu bildirerek, bu kıtaya “Pasifika” adını verdiklerini açıklamışlardır.
Jeofizikçilere göre Pasifika, Avustralya Kıtasından biraz daha küçüktür. Kıtanın günümüzden 300 milyon yıl önce parçalanmaya başladığı ve bazı küçük kara parçaları ile birleştiği için kıtanın yok olduğu belirtilmiştir.
Jeofizikçileri bu konudaki açıklamalarında ayrıca, Pasifika kıtasının Güney Amerika kıtası ile çarpışması sonucu Güney Amerika’nın Pasifik kıyılarındaki dağlık bölgelerin ve özellikle yüksek And Dağlarının oluştuğu iddia edilmekte ve Pasifika ile günümüzdeki Avusturalya ve Antartika kıtalarının milyonlarca yıl önce tek bir süper kıta olarak görüldüğü, bu kıtanın parçalanması sonucunda üç kıtanın ortaya çıktığı öne sürülmektedir.
Mu Kıtasının Varlığının İlk Kanıtları Olan Temel Buluntular
Bugün elimizde MU’nun var olduğunu bildiren ve MU’yu anlatan pek çok bekge bulunmaktadır. Bu belgelerin başlıcaları şunlardır:
1- Meksika’da Bulunan Tabletler: Amerikalı jeolog William Niven tarafında 1921- 1923 yılları arasında bulunmuştur. Tabletlerin sayısı 2600’ü aşmaktadır. James Churchward tarafından çözülmüştür. Tabletler bugün Mexico Müzesinde bulunmaktadır.
2- Manuscrit Troano: bu el yazması Yukatan’da hazırlanmış eski bir maya kitabıdır. 1.500- 5… yıl önce yazıldığı sanılmaktadır. Bu gün British Museum’da bulunmaktadır.
3- Codex Cortesianus : troano elyazmasıyla aynı yaşta olan diğer bir Maya kitabıdır. Bugün Madrit’te Ulusal Müzede bulunmaktadır.
4- Lhassa Belgesi: Arkeolog Schliemann tarafından Tibet’te bir Budist tapınağında bulunmuştur.
5- Uxmal Tapınağı Yazıtları : Yukatan’daki bu yapının batan MU kıtasının anısına inşa edilmiş olduğu, yine bu tapınak yazıtlarından öğrenilmiştir. Churchward, eldeki verilere göre tapınağın 11.500- 12.000 yıl önce inşa edilmiş olması gerektiğini bildiriyor.
6- Xochicalo Piramiti Yazıtları: piramit Mexico şehrinin 60 mil güneybatısında bulunmaktadır.
Perezianus ve Dresden kodeksleri de MU’ya ilişkin belgeler arasında yer almaktadır.
Ünlü İngiliz Arkeologu Sir Aurel Stein 1907 de Türkistan’daki Tun-Huang mağaralarına indiğinde ipek üzerine yazılmış çeşitli elyazmalrı ve resimler buldu. Ancak bunlar zamanla parça parça olmuşlardı. Ertesi yıl Fransız Palu Pelliot da daha başkalarını buldu ve az çok yenilenebilen bazılarını bugün Paris’te Ulusal Kitaplıkta ve Louvre müzesinde ya da Londra’da British Museum’da görmek mümkündür. Ama gene de kimi resimler kurtarılamadı. Bunlar arasında bazı gök ve soğrafya haritaları da vardır. Bunlardan biri Pasifikteki geniş bir kara parçasını göstermektedir