Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim > Psikoloji

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 08-05-2011, 22:33
Corpse Bride Corpse Bride isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Jul 2008
Mesajlar: 745
Standart

Astur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu saydığın hastalıklardan hepsi hakkında bilgim yok, ama bazılarının ciddi hastalıklar olduğunu, doktorların önerdiği tedavilerin de sonuç verdiğini çevremdeki pek çok örnekten biliyorum. Kitapta anlatılanlar tam olarak senin dediğin gibi mi bilemiyorum, ama öyleyse hiç de iyi bir ilk izlenim almadım.

yazarların kitapta verdiği tüm bilgiler belgelendirilmiş, kaynaklarıda kitabın sonunda belirtilmiştir.

kolestrol de bayer in baycom'u, astraZeneca üretimi Crestor'u ve piyasada payı kimseye kaptırmayan pfizer'in Lipitor'u

depresyon, bipolar bozukluk, anksiyete bozukluk, annelik depresyonu olarak uydurulan hastalıklar için seroxat, prozac, lustral, paxil
dikkat eksikliğinde ritalin, adderal

ve kitapta diğer uydurma hastalıklar ve bunları tedavi eden ilaçların, piyasaya sürülürken geçtiği aşamaları golf merkezinde beş yıldızlı otellerde doktorlara verilen seminerleri, ilaç şirketi sözculerinin özellikle alanında ün yapmış doktorlardan seçilen (ama satılık doktorlar) maaşlı danışmanların FDA içinde ilaç şirketleriyle işbirliği yapanları, tv şov proğramlarında hastalık hakında insanları korkutan tanımlamaları ilaç reklamı için ünlüleri kullanmaları, fda ya bildirilen ölüm raporlarının hasır altı edilmesini, toplatılması gerekekn ilaçların reçetede değişiklik yapılarak piyasada kalmasını sağlamalarını, yine internette basında tvlerde hastalık tanımı yapan makaleler yayınlayıp hastalık belirtilerini ve sizde de bu belirtilerden en az iki tanesi varsa hemen doktora başvurun şartlandırmalarını, alınan para miktarlarını ve daha bir sürü dümeni belgeli olarak okuyabilirsiniz.

bu kitabı bana öneren de bu dümenlerin içinde olan ve doktorasını farmokoloji alanında yapan bir kimyager.
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 08-05-2011, 22:44
Astur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Astur Astur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
Standart

Kolesterol uydurma falan diyorsun da benim babam o nedenle kalp krizi falan geçirdi, o saydığın ilaçlardan biriyle de sağlığına kavuştu. Bu ilaçların milyonlarca insanın hayatını kurtarıp gelişmiş ülkelerde kalp damar hastalıklarının ölüm sebebi olarak sıralamada düşmesine sebep olduğunu anlatan eden doktorlar da tanıyorum. Aynı şekilde çevremde ağır depresyon geçirip ilaç kullanarak durumu iyiye giden insanlar var.

Hani ilaç firmaları ilaçlarının gerekenden fazla kullanılması vs. için bir şeyler yapmış olabilirler. Ama hastalıklar uydurma demek? Bana düpedüz komplo teorisi gibi geldi.

A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 08-05-2011, 22:57
Corpse Bride Corpse Bride isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Jul 2008
Mesajlar: 745
Standart

ben demiyorum. kalp krizi geçirenler için faydası görülse dahi yan etkilerini ölümleri ve sağlıklı insanları da bu hastalıklardan korunmak için ilaç kullanmaya davet eden ve bundan milyonlar kazanan ilaç firmalarının pazarda nasıl çalıştığını anlatıyor kitap belgelerle. beslenme ve yaşam şeklını değiştirerek te sağlıklı olunacağını unutmadan ilacı kullanıp kullanmamak kişiye kalmış. size düpedüz komlo teorisi geldiyse devam edin kullanmaya.
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 08-05-2011, 23:30
Astur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Astur Astur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
Standart

İddian bu son mesajında ifade ettiğin şekliyle sorunlu değil bence. Ama bu hastalıklar aslında yok, bunlar uydurulmuştur vs. dediğimizde apayrı bir iddia oluyor ortadaki.

Domuz gribi konusunda yaşanan paniği ilaç firmaları kâr için istismar etti, körükledi falan demek başka mesela, ilaç firmaları para kazanmak için böyle bir virüs yarattı demek başka.

A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 09-05-2011, 08:40
Corpse Bride Corpse Bride isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Jul 2008
Mesajlar: 745
Standart

iddiam diye birşey yok ortada. araştırmalar yapılarak yazılmış kitap ve içeriğinden bahsettim. okumadan yok komplo yok bilmem ne. kalp kirizinin bir sürü nedenlerinden yalnızca bir tanesi kolestrol ama yuksek kolestrol hakkında sadece bu kitap ve yazarlar diil daha farklı kaynaklarda şehir efsanesi olarak bahsediyor. ne yani sigara içen şişman harketsiz birisi yalnızca kolestrol ilacı alarak sağlıklı yaşamamı kavuşacak. yuksek kolestrol adına firmaların verdiği mesaj bu. ve evt bazı hastalıklar son otuz yıl içersinde uydurulmuş resmen kiaba göre. kitaptan bazı alıntılar ekleyip kendi adıma konuyu kapatıyorum.

kolestrol ilaçlarının satışları son on yıl içinde fırladı çünk kolestrolu yuksek olduğu söylenen insan sayısı korkunç biçimde arttı. diğer hastalık tanımlarında olduğu gibi "yüksek kolestrol " tanımı abd kurumları tarafından düzenli olarak yenileniyor. diğer hastalıklarda olduğu gibi tanım daha fazla sayıda sağlıklı insanı hasta sınıfına sokmak üzere genişletiliyor.zaman içinde hastalıkları tanımlayan sınırlar yavaş yavaş genişletilip potansiyel hasta havuzu sebatla büyütüldü. sınırlardaki genişletme bazen aniden ve şaşırtıcı oldu. bir kaç sene önce abd de kolestrol uzmanlarından bir kurul tanımları yeniden yazarken diğer değişikliklerin yanı sıra, tedavi gerektiren kolestrol seviyesinide aşağı çekti. hatta o kadar aşağı çekti ki milyonlarca sağlıklı insanı hasta olarak ntelendirmiş ve ilaç tedavisi için hedeflenecek insan sayısını bir gecede neredeyse üçe katlamış oldu.(7)
abd ulusal sağlık enstitüsü (NIH) hazırladığı 1990 yılına ait kolestrol ile ilgili klinik uygulama klavuzuna göre 13 milyon abd li statinlerle tedavi edilebilirdi. 2001 yılında yeni bir uzman grubu bu klavuzu yeniden yazdı ve henry gadsden in herkese ilaç satma düşünü anımsatırcasına bu sayıyı 36 milyona çıkardı(8)
genişletilmiş yeni tanımın ondört yazarından beş tanesi-kurulun başkanıda dahil- statin üreticileri ile mali bağlantılara sahipti(9)2004 yılında bambaşka bir uzman grubu bu klavuzu yeniden yazdı. bu uzamanlar 40 milyon amerikalının yaşam biçimlerind eyapacakları değişikliklerin yanı sıra bu ilaçları kullanmaktan fayda göreceğini bildirdiler(10)bu sefer çıkar çatışmalarının boyutu daha büyüktü.
en son kolestrol klavuzunu yazan dokuz uzamandan sekiz tanesi maaşlı sözcü, danışman veya araştırmacı olarak pfizer, merck, bristol-myers squibb, novartis, bayer, abbot, astrazeneca ve glaxoSmithKline gibi dünyanın en büyük ilaç şirketlerine hizmet veriyor.(11)
uzamanların çoğunluğu bu şirketlerden en az dördü ile olmak üzere muhtelif bağlara sahipti. bir "uzman" ise bu şirketlerdenon tanesinden para almıştı kolestrol klavuzu bu bağlantılara yer verilemden yayınlandı. gazeteciler ortaya çıkarana kadarçıkar ilişkilerinin çapı bilinmiyordu.(12)
..........
kolestrol alanındaki fikir babalarından biri Washington d.c. nin hemen dışında bethesda merkezli kamu kuruluşu ulusal sağlık enstitüleri nin üst düzey memurlarından dr. bryan brewer'dir. AstraZeneca Crestor isimli en yeni statini piyasaya sürmeden önce hazırlık safhalarındayken, amerikan kalp vakfı'nda bir seminer düzenledi. bu seminerde bir sunum yapan dr. brewer tartışmalı ilacı guvenilir ve etkin olarak tanımladı ve çok olumlu yönleriyle tasvir etti.(23) sunumu önemli ve etkileyici bulunarak- reçete yazan hekimlerin okuduğu - amerikan kardiyoloji dergisinin özel bir ekinde yayınlandı.(24) astrazeneca açısından zamanlama daha iyi olamazdı. çünkü dergideki yazı Crestor un devasa abd piyasasına sürülmesiyle aynı ana denk geldi.
çarpıcı olan nokta şu ki, hem amerkan kalp vakfındaki semineri hemde derginin özel ekini AstraZeneca finanse etmişti. dr brewer da astrazeneca bordrosundaydı fakat makalesinde mali bağlantıları ile ilgili bilgi vermemişti. o zamanlar bu şirket için danışman ve sözcü ordusunun bir parçası olarak çalışmaktaydı. daha sonra abd kongresinde yapılan halka açık bir soruşturmaya göre dr. brewer kamuya ait NIH kurumunda bölüm başkanlığı görevini sürdürürken ilaç şirketlerinin de dahil olduğu özel kuruluşlardan ikiyüzbin dolar almıştı(25)
Crestor'un zayıf düşüren kas erimesi ve böbrek yetmezliği gibi yan etkileri nedeniyle piyasadan çekilmesi talep ediliyor(5)
---
yeni anti depresanlar örneğine bakarsak, ticari mesajlarla bilimsel görüş arasındaki boşluk korkutucu derecede açılmıştır. 10 yıllık promosyon atağında söylenenin tersine, bu ilaçların faydalarının çok daha az, risklerinin çok daha yuksek olduğu görülmüştür(13) hemen hepsi ilaç üreticileri tarafından finanse edilen klinik deneylerin sonradan yapılan bağımsız analizlerine göre bu antidepresanların placebo ya da sahte ilaca oranla ortalama faydası vasat seviyelerdedir. oysa riskleri ve yan etkileri, cinsel problemlerden ilaç bağımlılığına, reaksiyonlardan ve gençler arasında intihar eğilimi riskinde artışa kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor(14)
... bir çok doktor ve araştırmacı bazı insanlar için ilaçların intiharı engellediğine inanırken eldeki kanıtlar bu ilaçları alan çocuk ve ergenlerin intihar düşüncesini ve davranışlarını artırmaya meyilli olduklarını gösteriyor(16)
--------
1995 yılında yeni nesil osteoporoz ilaçları içinde ilk büyük kar getiren Fosamax adlı ilacı piyasaya suren merck, osteoporozdan büyük çıkarı olan şirketlerden biriydi ilaç amerkan piyasasına çıkmadan önce merc, kadınlara ilacının reçetelenmesi için gerekli teşhisin konulmasını sağlayacak kemik yoğunluğu test makinelerinin dağıtımını üstlendi. bu şirketin iş zekasını coşkuyla övmesini sağlayan parlak stratejiydi(6) bir analistin belirttiği gibi "güvenilir ostreopoz teşhisi koyabilecek doktorların sayısı arttıkça, fosamax için reçete yazılması ihtimalide artacaktı"(7)
tesadüfen Fosamax ın lansmanından yaklaşık bir sene önce dünya sağlık örgütü'nün bir çalışma grubu tarafından ostreopoz adı verilen durumun yeni tanımı yazıldı.(8) grup "normal" kemik yoğunluğunun otuz yaşındaki genç bir kadının kemik yoğunluğu olduğuna karar verdi.- bu tanım otomatik biçimde yaşı daha yüksek bir çok kadının kemiklerini "anormal" ilan etti. samimi bir anlarında, tanımın yazarları ostreopozu tanımlarken sınırın nerede çizileceği kararının "bir bakıma keyfi" verildiini itiraf ettiler. daha sonr ayazdıkları tanım yüzünden menopoz sonrası kadınların yüzde 30 u ostreopoz hastası olarak tanımlandı. bu gruba göre kemık yoğunluğunu taramak için röntgen kullanılabilirdi. eğer bir kadında genç bir kadına kıyasla çok az da olsa kemik kaybı varsa , bu bir "ön osreopoz" ya da ostreopeni vakası olarak kabul edildi. kemik kaybı fazla ise o kadına ostreopoz denilen hastalığın teşhisi konuldu.
... Vancouver'deki brtish colombia ofisinin 1997 yılında yayınladığı dönüm noktası niteliğindeki rapor, bilimsel verilerin neyi gösterdiğini ortaya çıkarmak için kemik yoğunluğu testi ile ilgili tüm bulguları incelemiştir. raporu yazan british colombia üniversitesindeki bağımsız araştırmacıların vardıkları sonuç şuydu: "araştırma bulguları ne bütün toplumun, ne de menopozda veya menopozu yakınlaşmış sağlıklı kadınların kemik mineral yoğunluğu ölçümlerinin gelecekteki kırılmaları tahmin etme aracı olarak kullanılmasını desteklememektedir."(16)

Konu Corpse Bride tarafından (09-05-2011 Saat 08:54 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 09-05-2011, 09:16
Corpse Bride Corpse Bride isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Jul 2008
Mesajlar: 745
Standart

ek:
bayerin statini baycol la ilişkilendirilen bazı vakalarda öldürücü olabilen kas erimesi bildirimiyle bir kaç yıl önce ilacın şirket tarafından gönüllü olarak piyasadan çekilmesine yol açtı. şirket ve sigortacıları bu yan etki nedeniyle açılan binlerce davayla savaşmak veya uzlaşmak için bir milyon dolardan fazla para harcamak zorunda kaldı.(56) şirket statinleri sorumlu bir şekilde pazarlamış olduğunu düşünüyor. ve her dava ile vaka bazında savaşıyor. hata yaptığını kabul etmeksizin bayer şu ana kadar üçbin vakada uzlaştı bekleyen 8 bin vaka daha var(57)

en yeni statin crestor üreticisi ise public citizen isimli tüketici örgütünün ilacın piyasadan çekilmesi talebi ile savaşmak zorunda kaldı.ilacı alan çok küçük sayıda insanın kas erimesi ve bazı vakalarda böbrek yetmezliği yaşadıklarına dair bildirimler oldu(58) astrazeneca bazı nadir kas erimesi ve öbrek yetmezliği vakalarının crestor ile balantılı olduğunu itiraf ederken ,ilacın diğer statinle kadar güvenli olduğunda ısrar etti ve public citizen örgütünü yersiz endişeye sebep vermekle suçladı. 2005 başlarında ise şirket bir hastanın muhtemelen ilaçla ilişkili ölümünün raporlandığını kamu kuruluşlarına bildirdi(59)
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 09-05-2011, 11:41
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart



Usame Bin Ladin operasyonunu az çok takip ettiniz mi?

1 Günde kaç yalan ve kaç takla atıldı? Ve bu taklaları kim attı? ABD'nin üst düzeyde yetkilileri...

Komplo teorisi ile komplo teorisi olmayan nasıl ayırt edilmeli? Mesela size çok uç noktalarda geldiği için, kendi düşüncenizle kıyas yaparsanız, örneğin bir şey komplo teorisi mi değil mi anlamlı bir yargıya varamazsınız. Sonuçda bir yargınız olur lakin anlamsız olur. Komplo teorisini bir şeyin size garip gelip gelmediği belirlemez, örneğin o kadar yumuşak komplo teorileri vardır ki, bir çok insan ister tarih olsun ister güncel politika dünya üzerindeki bu sıcak, ılıman, uçuk olmayan komplo teorileri ile yaşamakda biat geliştirmektedir...

Örneğin Irak'da Nükleer Silah iddialarına karşı yazılan tüm itirazlarda komplo teorisi olarak görülüyordu. (aslında komplo teorisi, Irak'da nükleer silahın varlığı iddiasıydı ve savaş gerekçeside kolaylıkla benimsenmiş bu komplo teorisine dayalıydı!)

Uzun bir dönem dünya petrol devlerinin bölge üst düzey yetkilileri ile arasıra görüşmelerim oldu. (bir çok komplo denebilecek konular, sektör için vazgeçilmez uygulamalar halini almıştır. Örneğin ülkelerin üst düzey yönetiminde dahi söz sahibi konumuna gelmişlerdir.)

Dünyada 3 dönem geçildi, geçiliyor. 1. Dönem diyebileceğimiz 13-18 Yüzyıl arası yağmaya dayalı toprak sanayisi dönemi, 2. dönem mekanik sanayiye dayalı yerleşik sanayi dönemi 3. dönem ise sanayi-teknoloji, sektörel ve marka-hizmet dönemidir. Yani 1 ve 2. dönemde ulusallık, ülke, devlet, yerleşim egemenliği önemsenirken, 3. dönemde belirleyici olan sadece pazardır ve bu anlamda hiç bir ülke, sınır, devlet önem taşımaz hale gelmektedir. Dünya tümüyle sınırsız bir pazardır ve pazar politikasını belirleyen artık markalardır. Herhangi bir marka piyasaya bir ürün sunduğunda aynı anda bir çok ülkede satışa çıakrtılmaktadır ve artık belirleyici olan markanın kendisi haline gelmektedir. Bu durumda hem reklama hem de abuk subuk komlo teorsi diyebileceğimiz uygulamalara yönelmektedirler.

3.Dönem açısından öne çıkan bir diğer önemli faktör taleplendirmedir. Örneğin Reklamın amacı ağırlıklı olarak duyuru değil, ürünü pazarlamak en önemlisi taleplendirmektir. Yani reklamlar pazarlama konusunda daha ileri bir düzey kazanmış durumda. Örneğin 1 cep telefonu ne işe yarar? Sektör ve markalara baktığımızda telefon artık telefon değil, "farklı olmanın" aracıdır. A'yı kullan farkını hissettir. A kullan farklı ol. A kullan farkını göster gibi insan ve toplum sağlığını olumsuz etkileyen, farklı olmayı başkalarını ezmek, üste çıkmak vb gösteren, algı oluşturan hastalıklı, arızalı bir toplum (alıcı, artık toplumda ticaret malı olmuştur)yaratılmaktadır.(kaba ve anlaşılır geçiyorum, aslında hiç biriside kaba geçilemeyecek kadar önemli konulardır.) Yani kısacası ve özü, markalara göre insanlar ahmaktırlar... (ki genelde toplumsal üretim fabrikası artık bu biçimde insnalar yaratıyor, yani sektör artık alıcıyıda kendi yaratıyor.)

Sağlık, Eğitim, Enerji vb alanlarda malesef artık sektördür. Haliyle hem taleplendirmek hemde alıcısını yaratmak zorunda kalmaktadır. Örneğin eğitim, basın-yayın alanını düşünün, bir gazete kitlenin duymak istediği şeyleri yazdığı sürece(isterse yalan olsun) etkili olmaktadır. Artık varın gerisini siz düşünün(politika dahi aynı kurallarla işlemektedir.)...

Sağlık sektörüde artık insan temelli olmaktan çıkmış, sektör ve markaya dönüşmüştür. İnsan sağlığınında aynen eğitim gibi ticari bir mal haline dönüştürülmesinin sonucunda, taleplendirme diğer sektörlerde nasıl işliyorsa(telefon örneğini düşünün) bunlarda da aynı biçimde işlemektedir. Üstelik ranta dönüştürülmüşlerdir. Zaten hasta, artık hasta değil, müşteridir, doktor da; esnaf ya da pazarlamacı-satıcı. (her gün, hasta(o artık PARA) elden gitmesin düşüncesiyle, erken doğum yaptıran, tedavi süreci işletilmeden ameliyat yapan özel hastaneleri duyma şansına sahipsiniz.)

Yan etkisi olmayan, ama aslında hastayada pek bir faydası olmayacak ilaçlar, sırf ilaç MARKASININ hastaneleri çeşitli maddi yol ve yöntemlerle bağlamış olmasından dolayı satılabiliyor.. Devlet hastanesinde, 2 sokak ötedeki özel bir ultrasyon merkezi ile anlaşan doktor, hastasını hemen yan odasındaki ultrason cihazına sokmak yerine 2 sokak ötedeki firmaya gönderebiliyor. Hastanın parası yok ise, gidemezse doktor ultrasyon için gün vermektedir, ne zamana? 3-6 Ay sonraya... (tabi maddi durumu çok iyi olan birisi bu fiili sorunları ne kavrayabilir ne de anlayabilir, gidip görnesi, hiç olmazsa bilgi toplaması gerekir.)

Başımdan geçen bir olay, hastanede bir kadın kıvranıyordu. Ağlıyor, sızlıyor.. Muayeneye girdi tekrar ağlaya, ağlaya çıktı, ama söyleniyorduda, 3 ay sonraya ultrason mu olur diye? -Afedersiniz 3 ay sonraya ultrason mu? Diye sordum. Evet, 3 ay sonraya ultrason verdi demez mi??

Bekleyin dedim, daldım odaya, Doktor hanım merak ettim, 3 ay sonraya Ultrason nasıl oluyor? Siz ultrason olmadan muayene edemeyecekseniz ve hasta şimdi muayeneye geldi ise, bu durumda siz ya işinizi yapmıyorsunuz ya da hastanede ultrason yoktur? Ultrason odası yan oda olduğuna göre neden muayeneyi yapmıyorsunuz diye sordum...

Bana verdiği cevap, devlet o ultrason cihazına para ödüyor!!!

Orada koptum, bağırmaya başladım, ultrasonunun da, seninde paranı ben ödüyorum, o ağlayan kadın ödüyor, derhal odayı açacaksın ve muayeneni adam gibi yapacaksın dedim. Güvenlik görevlisi vs geldi ama hakkınızda tutanak tutturacağım dediğim anda, doktor söylene söylene odayı açtı muayeneyi yaptı. Sonuç? Kadın hamile ama sorun bebek dışarda(dış gebelik).

Bu en basit belkide bayağı bir örnek, bence daha geniş düşünmek gerekiyor... Bildiğiniz bir çok doğru yanlış, bir çok yanlışda doğru olabilir.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (09-05-2011 Saat 12:08 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 09-05-2011, 13:08
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

İngiliz Dr. David Kelly’nin ölümü.
Soruşturmayı yürüten Thames Valley polis teşkilatından yapılan açıklamada, Irak operasyonu öncesinde Tony Blair’in hatalı ve yer yer abartılı bilgiler içeren istihbarat raporlarını kullanarak kamuoyunu yanılttığı yönünde ciddi şüpheler oluşmasına yol açan Savunma Bakanlığı Danışmanı Dr. David Kelly’nin ölümü...
bilim adamının intiharı bir günah olarak değerlendirmeyen bunun aksine “yoğun baskı altında keder ve ıstıraptan kurtulma adına böyle bir eyleme başvurmayı mazur gören Bahâî inancının bir mensubu olduğu belirtiliyordu.
Her ne kadar Türk medyasında magazinel tarzda birkaç cümle ile geçiştirildiyse de bu ayrıntının Kelly’nin ölümüne dinsel inanışları açısından da intihar seçeneğini olumlayan bir tarzda yorumlamanın öncelikle genel olarak din intihar ilişkisinin, özelde de Bahâî inancının intihara bakışının göz önünde bulundurulmasının gerektirdiği kanaatindeyiz.
Bahâîlikte bahsi geçen yazıda iddia edildiği gibi intiharı meşru gören bir yaklaşım söz konusu değildir.
Nitekim Lights of Guidance adlı çalışmada Şevki Efendi, “Ancak tüm yaşamın yaratıcısı olan Tanrı’nın insanın canını alabileceğini, intihara başvuran kişinin ruhunu tehlikeye atacağı ve öte dünyalarda ruhsal olarak acı çekeceğini, bu yüzden intiharın yasaklandığını” ifade etmektedir.
http://ademinnesli.blogcu.com/dr-dav...-bir-o/9216174

İster Amerikan ister İngiliz hükümetlerin başbelası olarak telakki edilen Dr.David Kelly bir Bahai idi.
Onun intihar ettiği ve bu intihar eyleminin Bahai dininin mazur gördüğü bir durum olduğunun ifadesi tam bir komplo teorisi idi.

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 22-07-2012, 16:06
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

guncelleme
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Anti-teizm ve ateizm farki evrensel-insan Ateizm 9 27-09-2013 20:40
Fitna Anti trepxe Multimedya 1 22-12-2010 12:44
Anti Hidrojen Atomu evrensel-insan Kuantum Mekaniği 4 05-12-2010 18:45
Anti-Negri Grubu Kurulsun : ) negri Konu-dışı 1 27-09-2009 15:36

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:22 .