Usame Bin Ladin operasyonunu az çok takip ettiniz mi?
1 Günde kaç yalan ve kaç takla atıldı? Ve bu taklaları kim attı? ABD'nin üst düzeyde yetkilileri...
Komplo teorisi ile komplo teorisi olmayan nasıl ayırt edilmeli? Mesela size çok uç noktalarda geldiği için, kendi düşüncenizle kıyas yaparsanız, örneğin bir şey komplo teorisi mi değil mi anlamlı bir yargıya varamazsınız. Sonuçda bir yargınız olur lakin anlamsız olur. Komplo teorisini bir şeyin size garip gelip gelmediği belirlemez, örneğin o kadar yumuşak komplo teorileri vardır ki, bir çok insan ister tarih olsun ister güncel politika dünya üzerindeki bu sıcak, ılıman, uçuk olmayan komplo teorileri ile yaşamakda biat geliştirmektedir...
Örneğin Irak'da Nükleer Silah iddialarına karşı yazılan tüm itirazlarda komplo teorisi olarak görülüyordu. (aslında komplo teorisi, Irak'da nükleer silahın varlığı iddiasıydı ve savaş gerekçeside kolaylıkla benimsenmiş bu komplo teorisine dayalıydı!)
Uzun bir dönem dünya petrol devlerinin bölge üst düzey yetkilileri ile arasıra görüşmelerim oldu. (bir çok komplo denebilecek konular, sektör için vazgeçilmez uygulamalar halini almıştır. Örneğin ülkelerin üst düzey yönetiminde dahi söz sahibi konumuna gelmişlerdir.)
Dünyada 3 dönem geçildi, geçiliyor. 1. Dönem diyebileceğimiz 13-18 Yüzyıl arası yağmaya dayalı toprak sanayisi dönemi, 2. dönem mekanik sanayiye dayalı yerleşik sanayi dönemi 3. dönem ise sanayi-teknoloji, sektörel ve marka-hizmet dönemidir. Yani 1 ve 2. dönemde ulusallık, ülke, devlet, yerleşim egemenliği önemsenirken, 3. dönemde belirleyici olan sadece pazardır ve bu anlamda hiç bir ülke, sınır, devlet önem taşımaz hale gelmektedir. Dünya tümüyle sınırsız bir pazardır ve pazar politikasını belirleyen artık markalardır. Herhangi bir marka piyasaya bir ürün sunduğunda aynı anda bir çok ülkede satışa çıakrtılmaktadır ve artık belirleyici olan markanın kendisi haline gelmektedir. Bu durumda hem reklama hem de abuk subuk komlo teorsi diyebileceğimiz uygulamalara yönelmektedirler.
3.Dönem açısından öne çıkan bir diğer önemli faktör taleplendirmedir. Örneğin Reklamın amacı ağırlıklı olarak duyuru değil, ürünü pazarlamak en önemlisi taleplendirmektir. Yani reklamlar pazarlama konusunda daha ileri bir düzey kazanmış durumda. Örneğin 1 cep telefonu ne işe yarar? Sektör ve markalara baktığımızda telefon artık telefon değil, "farklı olmanın" aracıdır. A'yı kullan farkını hissettir. A kullan farklı ol. A kullan farkını göster gibi insan ve toplum sağlığını olumsuz etkileyen, farklı olmayı başkalarını ezmek, üste çıkmak vb gösteren, algı oluşturan hastalıklı, arızalı bir toplum (alıcı, artık toplumda ticaret malı olmuştur)yaratılmaktadır.(kaba ve anlaşılır geçiyorum, aslında hiç biriside kaba geçilemeyecek kadar önemli konulardır.) Yani kısacası ve özü, markalara göre insanlar ahmaktırlar... (ki genelde toplumsal üretim fabrikası artık bu biçimde insnalar yaratıyor, yani sektör artık alıcıyıda kendi yaratıyor.)
Sağlık, Eğitim, Enerji vb alanlarda malesef artık sektördür. Haliyle hem taleplendirmek hemde alıcısını yaratmak zorunda kalmaktadır. Örneğin eğitim, basın-yayın alanını düşünün, bir gazete kitlenin duymak istediği şeyleri yazdığı sürece(isterse yalan olsun) etkili olmaktadır. Artık varın gerisini siz düşünün(politika dahi aynı kurallarla işlemektedir.)...
Sağlık sektörüde artık insan temelli olmaktan çıkmış, sektör ve markaya dönüşmüştür. İnsan sağlığınında aynen eğitim gibi ticari bir mal haline dönüştürülmesinin sonucunda, taleplendirme diğer sektörlerde nasıl işliyorsa(telefon örneğini düşünün) bunlarda da aynı biçimde işlemektedir. Üstelik ranta dönüştürülmüşlerdir. Zaten hasta, artık hasta değil, müşteridir, doktor da;
esnaf ya da pazarlamacı-satıcı. (her gün, hasta(o artık PARA) elden gitmesin düşüncesiyle, erken doğum yaptıran, tedavi süreci işletilmeden ameliyat yapan özel hastaneleri duyma şansına sahipsiniz.)
Yan etkisi olmayan, ama aslında hastayada pek bir faydası olmayacak ilaçlar, sırf ilaç MARKASININ hastaneleri çeşitli maddi yol ve yöntemlerle bağlamış olmasından dolayı satılabiliyor.. Devlet hastanesinde, 2 sokak ötedeki özel bir ultrasyon merkezi ile anlaşan doktor, hastasını hemen yan odasındaki ultrason cihazına sokmak yerine 2 sokak ötedeki firmaya gönderebiliyor. Hastanın parası yok ise, gidemezse doktor ultrasyon için gün vermektedir, ne zamana? 3-6 Ay sonraya... (tabi maddi durumu çok iyi olan birisi bu fiili sorunları ne kavrayabilir ne de anlayabilir, gidip görnesi, hiç olmazsa bilgi toplaması gerekir.)
Başımdan geçen bir olay, hastanede bir kadın kıvranıyordu. Ağlıyor, sızlıyor.. Muayeneye girdi tekrar ağlaya, ağlaya çıktı, ama söyleniyorduda, 3 ay sonraya ultrason mu olur diye? -Afedersiniz 3 ay sonraya ultrason mu? Diye sordum. Evet, 3 ay sonraya ultrason verdi demez mi??
Bekleyin dedim, daldım odaya, Doktor hanım merak ettim, 3 ay sonraya Ultrason nasıl oluyor? Siz ultrason olmadan muayene edemeyecekseniz ve hasta şimdi muayeneye geldi ise, bu durumda siz ya işinizi yapmıyorsunuz ya da hastanede ultrason yoktur? Ultrason odası yan oda olduğuna göre neden muayeneyi yapmıyorsunuz diye sordum...
Bana verdiği cevap, devlet o ultrason cihazına para ödüyor!!!
Orada koptum, bağırmaya başladım, ultrasonunun da, seninde paranı ben ödüyorum, o ağlayan kadın ödüyor, derhal odayı açacaksın ve muayeneni adam gibi yapacaksın dedim. Güvenlik görevlisi vs geldi ama hakkınızda tutanak tutturacağım dediğim anda, doktor söylene söylene odayı açtı muayeneyi yaptı. Sonuç? Kadın hamile ama sorun bebek dışarda(dış gebelik).
Bu en basit belkide bayağı bir örnek, bence daha geniş düşünmek gerekiyor... Bildiğiniz bir çok doğru yanlış, bir çok yanlışda doğru olabilir.