
03-11-2006, 00:46
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Beyazıt'ın tutsak olduktan sonra Timurun esiri olarak kafasını kafese vura vura ölmesi üzerine Sırp ve Bulgar analarından doğan evlatları taht kavgasına tutuştular.
Yıldırım'ın Olga'dan doğan oğlu Çelebi Mehmet kendi öz kardeşleri ile ve üvey annesi Olivera'dan doğan öteki kardeşleri taht kavgasına tutuştular ve ülkenin değişik yörelerinde hükümdarlık tahtına oturdular.
Kardeşi Süleyman kendini Rumeli padişahı ilan etmiş ve hatta Macar ordularını bile yenmişti. Ama öte yandan saltanat benim hakkımdır diye saldırıya geçen Olga'nın oğlu Şehzade Musa Süleymana saldırıp onu yendikten sonra Süleyman'ın tahtına oturmuştu.
Musa'nın öz kardeşi İsa ise Balıkesir ve yöresinde hükümdarlığını ilan etmişti. Ülke dörde bölünmüştü ama diğer dört kardeşini de öldüren Çelebi Mehmet 12 yıl süren savaşlardan sonra kardelşerini öldürerek yeni Osmanlı padişahı olarak hükümdarlığını ilan etmişti.
Yıl 1413'de Simavna Kadısı Şeyh Bedrettin isyanı patlak verdi.
Şeyh Bedrettin: "Osmanoğulları ve Padişahları bize zulümden başka ne verdiler ? Ekmeğe ve özgürlüğe muhtacız" diyordu.
Daha da öteye giderek "Ne demek Osmalı, Türk, Rum, Sırp ? İnsanlar birbiriyle kardeştir. Ne ırk ne soy ne din ne mezhep...Bunların hepsi bir zulüm aracıdır" diyordu.
--Osmanlı zulmüne bir son vermek zamanı gelmiştir. Kadın, oğlan, içki, saz alemleri içinde saltanat süren Osmanoğulları hükümdalığını ortadan kaldırmak isteyenler ardıma düşsünler.
Aç, çıplak ve gerçekten de Osmanlı zulmü altında Osmanoğullarına tutsak olmuş ezilen Anadolu Türkleri "Tanrı-soy ve din" karşıtı şeyhin peşine düşmekte gecikmediler.
Osmanlı kuvvetleri isyancıların üzerine saldırdı. Kan döken, can veren yine Türkler idi. Padişah Çelebi Mehmet isyancı şeyhi yakalattı ve idam fermanı çıkarttı.
Ve asıldığını gözleri ile görmek için idam sehpasının kurulduğu yere kadar gitti. Elleri arkasından bağlı saçı sakalı birbirne karışmış bir halde sehpanın altına doğru itelenen Şeyh'e Çelebi Mehmet gülerek şöyle dedi :
--Hani sen hiç bir şeyden korkmazdın ? Oysa suratın korkudan sararmış.
--Durun hele bir yol, dedi şeyh Bedreddin "Hünkar'a bir sözümüz var !"
Cellatlar, şeyhin Osmanlı padişahından af dileyeceğini sanarak duraksadılar bir an için. Şeyh başını Çelebi Mehmete çevirerek :
--Ney'e şaştın bre Bulgar dölü ? dedi, "Güneş de batarken sararmaz mı ?"
Cellatlar Şeyhin ayakları altındaki desteği tekmelediler.
Çelebi Mehmet derin bir "Oh..." çekti Satlanatının başına bela olan Şeyh'den kurulmuştu ve şimdi bu isyancıya uyup da henüz sağ kalmışların kıyımına gelmişti sıra ve onların işi kolaydı.
Sarayına dönerken asıl zahmetli işin Karamanoğulları Türk birliğini ortadan kaldırmak olduğunu düşünüyordu. Babası ve dedesi bile bu beyliği onca saldırılara rağmen ortadan kaldıramamışlardı.
Germiyen, Candar, Teke, Menteşle, Aydın, Dülkadir gibi adlarla birer beyli olarak nitelendirilen ama gerçekte ise birer Türk devleti olan bu devletleri ve Sırbistanı, Romanya'yı Osmanlı egemenliğine boyun eğdirmişti ama bu Türk bilincine sıkı sıkıya ağlı olan güçlü ve büyük Karamanoğulları hala ezilememişti.
Babası Yıldırım Beyazıt Germiyen oğulları diye anılan ve Batı Anadolu'da 150 yıl hüküm sürmüş olan bu Türk devletini ortadan kaldırmıştı ve şimdi sıra Çelebi Mehmet'deydi. Dönme ve devşirmelerden oluşturduğu kuvvetlerle Çankırı, Tosya, Samsun'u ele geçirdi ve binlerce Türk'ü kılıçtan geçirdi.
Tabii gelecekte Cümhuriyet dönemi Osmanlı tarih yazarları onu şu sözlerle övecekti : Çelebi Mehmet son derece dirayetli bir şahsiyetti. Osmanlı devletinin ikinci kurucusu denilecek kadar büyük ve ileri görüşlü bir hükümdardı. 24 defa muharebeye girmek gibi bir cesareti azime sahipti..."
Bu yalanlar kuşaktan kuşağa aktarılacak ve beyinleri bu yalanlarla yıkayacaklardı..
Çelebi Mehmet'in üç güzel cariyesi Veronika, Anna ve Sofya'dan doğan çocukları ve 2. Murat'ın tahta çıkışı ile devam edecek..
|

03-11-2006, 00:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Yav Padişahlar allah için cihad yapıyo güzel hatunu kapınca savaşa son veriyo, hep aynı hikaye...
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

03-11-2006, 02:58
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Oct 2006
Mesajlar: 35
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Valla bugun Yaşar Büyükanıt Paşada Türkiye'yi rum , çerkez , Türk vb karışımın kurduğunu söyledi ve Atatürk'ün ne mutlu Türk'üm diyene dediğini bu yüzden söylediğini kaydetti.
Yani ne mutlu Türk'üm olana değil , Ne Mutlu Türk'üm diyene. imiş.
Bende bugun öğrendim.
Yukarıda yazılanlardan sadece yıldırım beyazıtın esir düşünce parmağındaki yüzükte bulunan zehiri içerek kendini öldürdüğünü okudum. Yani kafasını duvara vura vura öldürmemiş. Zahten zor be..
Şimdi merak ettiğim madem osmanlıda Türk değildi. O zaman biz kendimizin , rum , ermeni ,kürt , zaza , kırmançi , çerkez , laz , Türk olduğumuzu nasıl anlıcaz ??
Varmı bu işin bir formulü ?
Mesela sodomo hoca sen nesin ? ve nerden biliyorsun ne olduğunu ?
Öğrenmek için soruyorum
|

03-11-2006, 09:17
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jul 2006
Mesajlar: 264
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Sevgili Oğuzhan!
İnsan olmamız yeterli değil mi?
Neden İnsanları kategorize etmeye çalışıyoruz ki.
Saygılarımla
Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine
|

03-11-2006, 09:45
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Sn. Kuvvaci,
Sorularınız, yanlış hedefe doğrultulmuş gibi duruyor.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
|

03-11-2006, 14:34
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Herşeyden önce şunu belirteyim ki, bir Atatürk milliyetçisinin milliyetçilik anlayışı kan, soy, sop, kafatası üzerine oluşmaz.
Atatürk milliyetçiliği "Ne Mutlu Türküm diyene diyebilen herkes Türktür"anlayışı üzerinedir. Yanlış anlamalara meydan vermemek için bu açıklamayı yapıyorum.
Günümüzde çağdaş anlamda Türklük "vatandaşlık hukuku" üzerine bina edilir. Yani bir Alman eğer Türk vatandaşlığına geçerse o Türktür. Türk olmaktan kaynaklanan her türlü hak ve sorumluluklar da o andan sonra oluşur. Mesela Aurelio Türk oldu ve şimdi milli takım forması giyebiliyor ve aslanlar gibi topun oynuyor ve kimse de onun milli formayı giymesini engelleyemez.
Ben bu yazıları Ali Kemal Merkem'in "Padişah Anaları" isimli kitabından derleme yaparak yazıyorum ve bu kitapta benim benimsemediğim bir "kan, soy, sop" üzerine kurulu bir Türklük anlayışı var ama mümkün olduğu kadar yorumlardan uzak durup verdiği bilgiler üzerine konuyu işliyorum. Tabii padişahların annelerinin neredeyse hepsinin devşirme cariyelerden oluştuğu da bir gerçektir ama asıl önemli olan Anadolu'daki Türk beyliklerine karşı girişilen savaşlar ve kıyımdan geçirilen Türkler gerçeğidir.
Bu anlamda Osmanlıyı bir Türk imparatorluğu zannedenler yanılırlar...
Osmanlı uygarlığı da bir Anadolu uygarlığı değil bir Balkan uygarlığıdır ve hiç bir zaman Anadolu ile barışık olmamıştır.
|

03-11-2006, 15:32
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Tarihe bakmak zor ve ciddi bir iştir.Tarihi rahatça okunur bir romana dönüştürmek,bu nedenle araya magazinsel ögeler serpiştirmek ve giderekte tarihi böyle sunmak bizi dün olanlardan uzaklaştırır.
Osmanlı padişahları bu magazinsel özelliklere fazlası ile sahiptir.Ama padişahların yatak odalarından bakmak Osmanlı gerçeğini anlamamıza yeter mi?
Erken Osmanlı döneminde Anadolu’da siyasal olarak beyliklerde bulunan iktidar savaşları ve bu savaşın Osmanlı lehine sonuçlanması onu Türk düşmanı mı yapar?
Ahi örgütlenmelerinin niteliğini tam bilmeden onu hain Osmanlının ortadan kaldırdığı Türk devleti olarak anlamak ne kadar doğrudur?A.Gölpınarlı Osman’ın üvey babası Ede Bali’nin ve yeğeni Hasan’ın da ahi olduğunu belirtir.Bu ne anlama gelir?Dahası Ankara I.Murat tarafından alındıktan sonra Murat’ın ahi kemeri takması ve 1366 yılında *Ahi Musa’ya verilen vakıf sözleşmesi ne demektir?
Osmanlı beyliği ve beylerinin en büyük düşü Bizans İmparatorluğunu kendi egemenliğinde yeniden kurmaktır.Bu amaca ulaşmak için de gereken her şey onlar tarafından eksiksiz yerine getirilmiştir.Hatta bizansa karşı sürdürülen savaşlarda Osmanlı ile hareket eden imparatorluk senyörlerini anlayabilmemiz için örneğin Köse Mihal kimdir sorusuna verilecek cevap ilginç olabilir.(veya Malkoç Eveneros gibi önemli soylara verilecek cevaplar)Henüz ortaya çıkmamış ‘Ulusçuluk’ temelinde Osmanlıyı eleştirmek popüler olabilir ama doğru değildir.Çünkü bu bakış açısı Türklerin Anadolu’ya ilk girişlerinde (örgütlü olarak) hangi Türk boylarının bizans birlikleri ile birlikte hareket ettiğini sayıp dökmemizi zorunlu kılar ve bizi asla sonuca ulaştırmaz.Çünkü İmparator 1.Alexios’un (1081-1118) ordusunun büyük kısmını Türkler,Avarlar,Alanlar ve peçenekler oluşturur.
Gürkhan (Timur) Küçük Asya’ya yürümeden önce Beyazıd’a yazdığı mektupta “Öteki hükümdarlardan çaldığın eyaletleri Allah’ın inayetini diliyorsan geri *ver,yoksa Allah’ın inayeti ile gelir,onların intikamını alırım.” diyordu.Burdan çıkan sonuç ,Beyazıt tarafından yok edilen beyliklerin beyleri,kardeşleri veya oğulları iktidarlarını Timur yolu ile geri almak istemektedirler.İki Türk düşmanı hakan değildir karşı karşıya gelen.Küçük Asya’da iktidar mücadelesi veren Türk beyliklerinin mücadelesine bir başka Türk Hakan müdahale etmektedir.
Son olarak,Osmanlı döneminde Türkmenlerin konumunu ve Osmanlının onlara karşı kıyıcı tarzına dikkat etmemiz gerekir.Sorun basit bir Türk düşmanlığı mıdır?Yoksa Osmanlının askeri-feodal yapıya zorladığı,ancak yaşam biçimleri nedeniyle göçer bir halk olarak toprağın Osmanlı lehine mülkleştirilmesine karşı çıkan Türkmen boylarının bitmeyen direnişlerine mi dikkat edilmelidir?Ki bu göçerler kökeni şamanizme dayanan ve islami geleneğini, batıni-babai *inanç sisteminde bulan Anadolu alevileridir.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

03-11-2006, 17:18
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Osmanlı padişahları bu magazinsel özelliklere fazlası ile sahiptir.Ama padişahların yatak odalarından bakmak Osmanlı gerçeğini anlamamıza yeter mi?
Yatak odalarına bakmıyoruz burada. Osmanlıda bir "Harem" gerçeği vardır ve "Harem" tek başına Osmanlı tarihinde belirleyci bir rolu olan yapılanmadır. Bu haremlerde yetiştirilen kadınları Osmanlı tarihinde ne derece rol aldığı konusuna henüz gelmedik. Tabii birde Afrika'dan getirilen hadım edilmiş "Haram Ağaları" var ki, tahtan padişah bile indirip başkasını bir padişah olarak tahta çıkarıyorlardı.
"Mahpeyker Kösem (Anastasia) nın buyruğu ile başta zenci Kızlarağası ve ardından Şeyhülislam ve en arkada Yeniçeri ağası ansızın Sultan İbrahimin karşısına dikildilier.
Arkasında bir sürü baldırı çıplak Saray bostancısı cellatla dikilmişti.
--Kısmet bu kadarmış, devletlü ! dedi Yeniçeri ağası Bulgar devşirmesi, korkusuz ve saygısızca :
--Seni tahttan indirmeye geldik ! Millet seni istemezmüş ! Hakkında fetva var! dedi.
İbrahim Kızlarağasına döndü:
--Ulan kara derili kara yürekli pe...nk ! Seni Kızlar ağası eyleyen, bunca nimeti sana ihsan eden ben değil miyim ?
--Sudanlı zenci Harem ağası incecik sesiyle karşılık verdi:
--Ben ne diyeyim ? Fetva var Hünkarım !
--İbrahim bir ayağını yere vura vura haykırdı :
--Ulan kansız godoşlar! Devlet size mi kaldı ! Ben padişah değil miyim ? Siz mi çıkardınız beni Al-i Osman'ın tahtına ! Beni nasıl indrmişsiz ? Daha 6 yaşında var yok sübyan oğlumu nasıl Padişah eylersiz ? Bildiğiniz gibi at oynatmaya mı ? Nerede o anam olacak karı ? Ya oğlum Mehmet'in anası ne der bu işe ?
Zenci Harem ağası cırlak sesiyle karşılık verir:
--Büyük küçük valide sultanlar da böyle münasip görürler Hünkarım...
İbrahimin rengi uçtu sapsarı kesildi.
--Demek o kahpe dölleri de böyle ister ha ?
Ak kavuklu Şeyhülislam'a döndü Sultan İbrahim :
--A sarığı boynuna dolanası koca deyyus ! diye haykırdı. Bre Arnavut Abdürrahim ! Seni ben Şeyhülislam eylemedim mi? Nasıl fetva vermeye yeltenürsün, bre zındık ?
Şeyhülislam Abdürrahim başını iki yana salladı:
--Beni, dedi. Cenab-ı Mevla getirdi bu makama !
İbrahim buz gibi sırıttı.
--Bre deyyuslar ! dedi. Gelip geçen Osmanoğulları'nın ne bk yediklerini bilmezliği değil midir, Cenab-ı Mevla'nın bu belaları yağdırmasına sebep ? Sen gibi Arnavutları, şu kara derili gibi soysuzları ve şu Yeniçeri ağası gibi Bulgar tohumlarını âdemden sayıp ellerine devleti ve de kellelerimizi varip hayır beklemek gafletine karşı Cenab-ı Mevla elbet gazaba gelip bize layık olduğmuz cezayı verecekti ! Karı diye evlat peydahladığımız, anadır diye bağrımıza bastığımız diyar-ı Rum yosmalrı sizlerle bir olup fitne fesat kaynatırsa neye şaşmalı ?
Üçyüz elli yıl sonra bir Osmalı padişahı en acı gerçeği kavramıştı ve bunu apaçık bir şekilde dile getirmişti.
Afrikalı Harem ağaları, Sırp-Bulgar Yeniçeri ağaları ve Arnavut silahtar
ağaları ve dahi Şeyhülislamlar padişahların devşirme anaları ve hanımları ile birlikte Osmanlı tahtını kendi oyun alanlarına çevirmişlerdi.
Kendi oğluna ve kocasına karşı komplo düzenleyen bu devşirme padişah anaları ve hanımları Anadolu kadınının oğlu ve eşi için saçını süpürge eden ve gerektiğinde canını feda eden Türk kadınının özelliklerinden hiç birisini yansıtmıyorlardı.
|

03-11-2006, 17:48
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Kimin Türk olduğu konusuna gelince:
Hiç bir zaman için kan, soy, sop, kafatası üzerine Türklük anlayışımı kurmadım. Benim açımdan önemli olan her daim Türkler'in kendi öz kültür ve değerlerini ayrıca dilini benimseyen ve bu kültürün, değerlerin, dilin, geleneklerin yüceltilmesi için gayret gösteren herkes Türktür.
Bunun tersi Türk kültürü yerine Arap (veya başka bir millet) kültürünü ve kafa yapısını ve dahi dilini bu ülke insanına giydirmeye kalkan ve bunu yapmak için de Türk kültürünü ve dilini yıkmaya çalışan her kim ise O Türk değildir. Daha doğrusu ve kısacası "Ne Mutlu Türküm diyene" diyebilen herkes Türktür ama "keşke Arap olaydımda daha da bi mübarek adam olaydım" diyen bir kimse ise Türk değildir.
Özellikle Atatürk'ü yani koskoca bir Osmanlı tarihi boyunca ezilmiş, kıyımdan geçirilmiş ve dahi her türlü cefaya maruz kalmış bir milletin yeniden doğuşuna önderlik eden ve onun bağımsızlığı için bütün hayatını ortaya koyarak mücadele eden büyük bir Türk önderini sevmeyen insanları da Türk olarak kabul etmiyorum.
|

03-11-2006, 18:21
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
“Ali Kemal MERAM;
Ali Kemal, 25 Ekim 1868'te İstanbul'da doğmuştur. Mektebi Mülkiye'nin dördüncü sınıfındayken Paris ve Cenevre'ye gider. İstanbul'a dönüşünde, "siyasi bir meseleden dolayı" Halep' e sürülür. Beş sene sonra İstanbul'a gelir ancak yeniden sürüleceğini öğrenince Paris' e kaçar. Oradan İkdam Gazetesi'ne yazılar yollar. Meşrutiyetin ilanına yakın İstanbul'a dönerek İkdam'ın başmakalelerini yazar. 31 Mart hareketinin doğmasına biraz da onun yazdıkları sebep olur. Hareket Ordusu İstanbul'a girerken Paris'e kaçar. Ömrünün yarısını sürgünde, yarısını sürgünden kaçmak için ülke dışında geçiren Ali Kemal Winifred Brun, ile evlidir. Ali Kemal'in oğlunun adı Wilfred kızınınki Selma'dır.”
Kaynak ( http://arsiv.hurriyetim.com.tr/agora.../18/fetret.htm)
“Eski kitapçı raflarına aşina olanlar, bol renkli ve dikkat çekici kapaklarıyla sıklıkla karşılaşmışlardır "İngiliz Kemal" kitaplarıyla. Nebioğlu yayınevinin 1950'lerin ikinci yarısında başladığı seriyi 1970'lerden sonra Kültür Kitapevi sürdürmüş, Esat Tomruk'un hatıratları biçiminde takdim edilen serinin ilk beş kitabını Recai Sanay, İsrail Macerası"nı Ali Kemal Meram kaleme almış “
Kaynak ( http://www.pandora.com.tr/sahaf/eski.asp?pid=99)
“Ali Kemal Meram'ın Hüm Hatun'un oğlu olan Fatih'in annesi zannettiği Rum veya Sırp hanım, hükümdarın annesi değil, babası İkinci Murad'ın kadınlarındandır ve yazar, padişahların babalarının bütün hanımlarından nezaketen "valide" yahut "anne" diye bahsetmelerindeki inceliği bile anlamamıştır.
Bu kitabı okuyacaksanız bunları bilerek okuyun ama eğer okuduysanız, içerisinde yazılanlara inanmayın!"
Kaynak (Murat BARDAKÇI, Hürriyet Gazetesi 25.08.2002'den alıntı.)
-timur, bayezit'in karısı olivera'nın üzerine atladı ve göğüslerini dişledi. akan kanı emmeye başladı...
-orhan, horofira'yı yatağa sürükledi. soluk soluğa seviştiler. ardından bir testi soğuk nar şerbeti içtiler
-kanuni, hürrem'i kollarının arasına aldı, alev alev yanan vücudunu kızınkinin üzerine yerleştirdi...
Kaynak (Padişah anaları, kitabının bizzat kendisi)
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:35 .
|