
30-10-2006, 12:45
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
VI. Sahne
“Velhasıl 1. Haçlı seferinde kralı, keşişi, kontu, şövalyesi ve bir sürü *serserisiyle 600.000 kişilik bir kuvvet halinde 1096 yılında Avrupa’dan hareket etmiş, 1097 yılı başında Anadolu’ya ayak basmışlar, 1. Kılıçarslan tarafından türlü nümüsait şartlara rağmen, gerilla harbi ile bu Haçlı sürüsünün 500.000 kişisi Anadolu’da öldürülmüş, ancak 100.000 kişi ile Kudüs istikametinde yola devam edebilmişlerdi.”
Kaynak (Yalan Söyleyen Tarih Utansın, Mustafa Müftüoğlu, 3. Cilt)
“Kudüs’e ulaşan Haçlılar ayırım gözetmeksizin Mescid-i Aksa’da 70.000 den fazla Müslümanın öldürdüler. Bunların arasında; savaşa hiç karışmamış olan çok sayıda din adamı, alim, abid ve zahid vardı.”
Kaynak (İslam Tarihi, İbnü’l Esir, 10. Cilt)
“Bu katliamın tarihte eşi benzeri olmamıştı, öyle ki; sokaklar her dinden insanların cesetleriyle tıkanmıştı. Bunu Batılı tarihçiler tarihlerinin en iğrenç sayfaları olarak kaydediyorlardı. Bu sayfalar öyle iğrençliklerle doluydu ki, Mescid-i Aksa camiini domuz ahırına çevirmeleri dahi bu sayfalarda yer alıyordu.”
Kaynak (Tarih Şuuru, Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA)
“Bu sayfalarda Yahudilerin toplanarak Kudüs’te diri diri yakılmaları da yer alıyordu.”
Kaynak (Urvetu’l Vuska, Cemaleddin AFGANİ, Muhammed ABDUH)
“1099 senesinde Haçlılar Kudüs’e girmeğe muvaffak oldular. Şehre girince, Müslüman ve Yahudi 70.000 kişiyi boğazladılar. Camilere sığınan Müslüman kadın ve çocukları bile, hiç acımadan öldürdüler. Sokaklardan sel gibi kan aktı. Ölüler yüzünden sokaklar tıkandı. Haçlılar o kadar vahşileşmişlerdi ki, daha Almanya Ren nehri sahilinde iken orada rastladıkları Yahudileri bile boğazlamışlardı.”
Kaynak (Cevap Veremedi, Diya-ül Kulüb, Harputlu İshak Efendi)
Yorum;
Aynüd gezegeninde ilk haçlı seferinde Gödofroi Dö Buyyon, Papa 2. Urban’a yazdığı mektupta şöyle diyordu;
“Kudüs’te bulunan bütün Müslümanları katlettik. Süleyman mabedinde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak yürüyoruz.”
Aynı Kudüs’ün Müslümanlarca ilk alınışında Hz. Ömer’e, Hıristiyanların;-İstediğiniz kiliseyi kendinize mabed olarak seçiniz. Demelerine rağmen, bu teklifi reddetmişti. İlk namazı kilise dışında kılarak uzunca bir zamandır çöplük olarak kullanılan bir mukaddes mahalli temizleterek buraya güzel bir camii yaptırmış, yerel halka verdiği eman ise şöyleydi;
Müslümanlar, onların kiliselerine zorla girmeyecek, kiliseleri yakıp yıkmayacak, kiliselerin herhangi bir yerini tahrip etmeyecek, mallarından bir habbe bile almayacak, dinlerini ve ibadet tarzlarını değiştirmeleri ve İslam dinine girmeleri için kendilerine karşı hiçbir zor kullanılmayacak. Hiçbir Müslüman’dan en ufak bir zarar bile görmeyecekler. Eğer kendiliklerinden memleketten çıkıp gitmek isterlerse, varacakları yere kadar canları, malları ve ırzları üzerine eman verilecektir. Eğer burada kalmak isterlerse, tamamen teminat altında olacaklar. Yalnız Kudüs ahalisinin verdiği cizyeyi vereceklerdir. Eğer Kudüs halkından bazıları, Rum halkıyla birlikte, aile ve mallarıyla beraber çıkıp gitmek isterlerse ve kiliseleri ve varacakları yere kadar, canları, yol masrafları ve malları üzerine eman verilecektir. Yerli olmayanlar, ister burada otursunlar, isterlerse gitsinler, ekin biçme zamanına kadar, onlardan hiçbir vergi alınmayacaktır.
Ama dedik ya tüm bunlar Aynüd gezegeni yerlileri. Dünyamızda hiçbir sakallı inanıyorum diyen kişi ve topluluğun hiçbir iyi tarafı yoktur. Her zaman tu kaka dır onlar. Ne bilimde, ne sanatta, ne edebiyatta ne de evrensel kültürde; ne bir katkıları vardır ne de bir değerleri. Varsa yoksa kötülük, cinayet, sahtekarlık ve terörizmdir müşterekleri.
Silinmez ise devam edecek…
|

15-11-2006, 17:07
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
VII. Sahne *
“Avrupa’da altın yatakları, 14. asırdan bu yana tükenmişti. Oysa Afrika’daki Sudan’da sayısız altın madeni bulunduğu biliniyordu. Bu kıtaya yaptıkları keşif gezilerinde Portekiz’liler, 1445’te Senegal ırmağının ağzına kadar ulaşmış, böylece Tombuktu yolu açılmıştı. Öte yandan Avrupa dışından gelen baharat da Batı için gerekli ürünlerdi, çünkü av etlerini ancak baharatla korunabiliyordu. Baharat üretilen başlıca yöre, Uzakdoğuydu. Ne var ki Çin’e ulaşan baharat yolu Akka Limanı’nın 1291 de Müslümanlar tarafından alınmasıyla Batıya kapanmıştı. Bu nedenle Batılılar, Hindistan ve Çin’e ulaşmanın yolunu Afrika’nın güneyinden dolaşarak (bu yolu Portekiz’liler dememişti) ya da Atlas Okyanusunun aşarak bulmaya çalıştılar. (Bu yolu İspanyollar ve Fransızlar denedi.)”
Kaynak (Thema Larousse Tematik Ansiklopedi 1. Cilt)
“Batının keşiflerinde ellerindeki haritalar, yön tayiniyle ilgili aletler kısacası tüm dokumanlar Endülüs medeniyetinden ellerinde geçen Müslümanların eserleridir. Örneğin, Vasko Dö Gama Afrika kıyılarında Melinde’ye ulaşacağı zaman Hindistan yolu hakkındaki bilgiler Müslüman bir kılavuzdan alacaktı. Denizciliğin, himayecisi Portekiz Kralı Henri zamanında Portekiz denizciliğinin temelini teşkil eden kitap, Hint Okyanusunda Kızıl Denizde, Basra Körfezinde ve Çin denizinde dolaşmış ve bu seyruseferi yazmış olan Ahmet İbni Macid adındaki Müslümanın bu incelemesidir.”
Kaynak (Sosyalizm ve İslam, Prof. Dr. Roger Garaudy)
“10. Yüzyılla birlikte Müslüman denizciler okyanusu ve diğer kıyıları keşfe başlarlar. Yaklaşık iki buçuk yüzyıl sonra İspanyalı Müslüman gemici İbn Fatıma Afrika’nın Atlantik kıyısı boyunca dolaşır ve Afrika’nın iç kısımlarına dair gözlemlerini yazar. Müslümanların Atlantik Okyanusundaki serüvenlerine dair bu hikayeler kuşku bırakmayacak şeklide Afrika’nın batı kıyılarının Müslüman gemiciler tarafından bilindiğini ortaya koyar ve muhtemelen bu yolla Afrika’nın güney ve doğu kıyılarına gittiklerine ve Vasko Dö Gama’dan önce Hint Okyanusuna giden deniz yolunu biliyor olmaları ihtimaline işaret eder Arap ve Portekiz kaynaklarına göre Vasgo Dö Gama’ya Hint yolunu Araplar gösterirler ve kendisine Akdenizli gemicilerin bildiği deniz yolunu gösterir bir deniz haritası sağlarlar. Böylece, Müslümanlardaki yeni yerleri ve yeni denizleri keşif ruhu sonuçta Portekizlilerin Hint/Pakistan topraklarına çıkmalarını ve Amerika Kıtasını keşfetmelerini mümkün kılar.”
Kaynak (Endülüs Siyasi Tarihi, Prof. Dr. S. Muhammed İmamüddin)
“Hala Osmanlı’daki İngiliz ajanı mıydı? Ya da Abdülhamid’in kullandığı bir adam mıydı? Tartışması yapılan Macar asıllı Yahudi Vambery, sömürgecilik için şu sıralamayı yapar;
- Önce kaşifler, sonra misyonerler, daha sonra tüccarlar ve nihayet bayrak!”
Kaynak (Saraydaki Casus, Prof. Dr. Mim Kemal Öke)
“Balbao, Hernando, Cortez, Henry Hudson, James Cook, David Livingstone, Robert Peary, Roald Amundsen, Robert Scott ve daha niceleri, hep aynı niyetlerle keşfe çıkan Batılı adamlar oldular. Yolciliğin temel felsefesi hiç değişmedi. Keşfetmek hakim olmak ve sömürmek.”
Kaynak (Vahşi Batı, Dr. Sedat Cereci)
“Soylu efendilerim, kral ve kraliçe bana verdikleri donanmayla otuz üç günde Hint adalarına vardım. (Kolomb Amerika Kıtasına ayak bastığında Hindistan’a geldiğini sanıyordu.) Orada bulduğum birçok adayı prens ve prenseslerim adına ele geçirdim ve kraliyet bayrağı altında savaşırken hiçbir direnmeyle karşılaşmadım.”
Kaynak (Junior Larousse Temel Bilgi Ansiklopedisi, 3. Cilt)
Yorum;
Vahşi! batının Maya, Aztek, Toltek, Karaib, İnka uygarlıkları artık kökünden medenileştirilecek ve barış huzur, adalet gelecekti. Bu günkü; Irak'ın özgürleşmesi gibi!
Silinmez ise devam edecek…
|

15-11-2006, 17:42
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Re: aynüd gezegeni
Sevgili mhmmd,
Her ne kadar islam en fazla elestiriliyorsa da, digerlerine aferim diyen bir ateist yok bu forumda. Bir zamanlar muslumanlarin ne kadar ilerici olduklarini, hristiyanlarin ne gaddar ve gerici oldugunu biz bilmiyor degiliz.. ..Insanligin aci cekmesine neden olduklari icin BUTUN dinlerin karsisindayiz. Gercek olan, insanin zaaflarindan faydalanmasini bilen ve bu zayif tarafini sermaye edinerek kullanmasini bilenlere alet olmus ve olmaktadir din denilen insan yapisi kurgu. Daha masum bir tanri inanci olanlar bile kabul etmektedir bu gercegi.
*Kendimize soracagimiz soru, nasil mani olabiliriz dinin bir somuru aleti haline gelmesini olmalidir. Bunun cevabi benim icin, tamaen ortadan kalkmasidir. Var oldukca, bundan faydalananlar elbette olacaktir.
* * *Saygilarimla.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

16-11-2006, 10:31
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
Sn. Vartor,
Tabidir ki; sizinki de bir yöntemdir. Doğrudur ya da yanlıştır demek en azından benim haddim değildir.
Siz bir eksiklik ve suistimal gördüğünüzde külliyen reddiye ile sonuca varmayı düşünüyorsunuz. Ben öyle düşünmem.
Kanımca hiçbir şey tamamen yanlış değildir. Bunun tersi de doğrudur. *
Zaten maksadım, sizin gibi; bilen ve vicdan sahibi olanlara bir şeyler aktarmak değil. Siz zaten güzeli yakalama peşindesiniz. Ve; kullanılan inançlar, suistimal edilen duygular konusunda da hemfikirim. Lakin çözüm yöntemimiz farklı.
Yazı dizimin amacı; tarihsel fotoğrafı net çekmektir. Bir taraf bir fotoğraf çekiyor sadece mavi renkleri kullanarak. Ben ise aynı fotografı çekerken maviyi değil sadece kırmızı ve sarı kullanmam gerekiyor. Amaç fotoğrafın tüm renkleri haddince yerine otursun ve bakanlar yanılmasın.
Bir de örnek vereyim alakasız bir konu ile.
Geçen gün ders konusunda bir yer gözüme takıldı şaşırdım.
Türkiye’de muhasebe standartları kurulu 2002 yılında kurulmuş.
Şimdi sadece bu bilgiyi bilen ben hayıflanmakta ve ülkemizin ne kadar geri olduğu kanısı bir kez daha gördüğümü düşünmekte iken.
Dünyada özel sektör yardımı ile başlatılan bu uygulamaya İngiltere’de bile 1989 yılında başlanmış. Bu uygulamaların temelleri bile ABD’de ancak 1972 yıllarında ortaya çıktığını da öğreniyorum. Toplam 194 ülkenin ancak yarısında bu kurulun olduğunu da.
Aldığım ikinci bilgiler, birinci bilgiyi ortadan kaldırmıyor. Lakin gerçekleri biraz daha doğru yansıtması bakımından oldukça yerindedir.
Verdiğim bilgiler ikinci bilgilerdir.
Size, bilenlere, vicdanlılara değildir.
Fotoğrafı net görmek isteyenler bakmalı
Maviden başka renkleri de almalı
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
|

17-11-2006, 09:20
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
VIII. Sahne
“Kolomb’u yola çıkaran bir tek şey vardır, o da altındır. Kolomb Tevrat kültürüyle büyümüştü ve Yahudiydi. Daha önce bahsetmiştik, Tevrat’ta tam 428 kez altın kelimesi geçiyor diye. Kolomb’un gemi günlüğünde de bu büyülü kelime ilk iki haftada 75 tamamında 100 kezden fazla geçiyor diye. Yerlilerden Tainolar’ın burunlarında ve kulaklarında birkaç takıdan başka bir şey göremeyince hayal kırıklığına uğramıştı. Veragva olarak adlandırdığı bölgede ise çok daha fazlasını buldu. Gerçekten de bu günkü Panama ve Kosta Rika’nın yerlileri göz kamaştırıcı altın takılarla süsleniyorlardı. Ne yazık ki bu sanat eserlerinin çoğu Kraliyet hazinesi için eritilmiştir.”
Kaynak (Junior Larousse Temel Bilgi Ansiklopedisi 3. Cilt)
“Kristof Kolomb’un (1493-1496) ikinci seyahatinden itibaren, sefere katılan ve askerlerden, zanaatçılardan ve köylülerden oluşan bir topluluk Hispaniola yani İspanyol Adası’nı (günümüzdeki Haiti) uygarlaştırmakla görevlendirildi. Bunlar adada, İspanya’da kilere benzeyen ve İspanyol adları verdikleri şehirler kurdular… Açlığa, salgın hastalıklara ve kötü muamelelere maruz kalan yerliler kısa süre içinde Hispaniola’da hemen hemen tümüyle yok olup gittiler. Yeni işçiler bulmak isteyen sömürgeciler, Antilerdeki diğer adalarda da talan ve yağmaya giriştiler.”
Kaynak (Yunior Larousse Temel Bilgi Ansiklopedisi 3. Cilt)
“Kolomb’un hayatını kaleme alan Samuel Ellot Morison, 1492’de bir yeryüzü cenneti olan Hispaniola Adasının bütün insanlarının yok edilmesi siyasetinin Kolomb tarafından başlatıldığını yazar. Çağdaş bir etnoloğa göre, 1492 de 300.000 olması gereken ada nüfusunun üçte biri, 1492-1496 yılları arasında öldürülmüştür. 1548’de ise Oviedo (İspanyolların resmi tarih yazarı) adada yaşayan Kızılderililerin sayısını 500 ü bulduğundan kuşkulu olduğunu söyler.”
Kaynak (Vahşi Batı, Dr. Sedat CERECİ)
Yorum;
Aynüd gezegeninde; Aynapsi, 15. yüzyılın sonuna kadar kendi Haçlı seferini sürdürüyordu. 1492 Atanrıg ın düştüğü ve Aynapsi de son Para krallığının yıkıldığı yıldır. Bu, aynı zamanda, Fotsirk BMOLOK un Akirema ya ayak bastığı yıldır. Akirema nın fethi, daha o zaman, Haçlı seferinin sürdürülmesi olarak görülüyordu. Sadece sınır değiştirmişti. Bundan böyle bu sınır Piyarak lerden geçiyordu. 718 yılında Aynapsi de başlamış olan o savaş, Tna dağlarında Errazid, Akiskem da da Setroc gibi fatihler, Akni ve Ketza ipraratorlukllarını yerle bir edinceye kadar hiçbir an durmadan sürüp gitti. Nihayet, bir yok etme savaşı niteliğinde olmuş olan ve bin yıl süren bir savaştan sonra, 1620 yılında silahları bıraktılar. Atanrıg ın Armahle sından Uhccipuhcam harabelerine kadar yer yer görülen birkaç kalıntı, onların göz kamaştırıcı güzelliğine hala tanıklık etmektedir.
1492 den 1551 yılına kadar, Akni ve Ketza İmparatorluklarının yıkılmasından sonra, bütün bir uygarlık Loynapsi ler tarafından yok edilir. İliredlızık ler ya ölüp gidiyor veya istilacıların mülkiyetine geçmek çzere kendilerden gasp edilmiş olan topraklarda meçburi çalışmaya zorlanıyor. Devleti ayakta tutan bütün yapılar yok ediliyor, büyük bir bilgi ve ustalıkla yapılmış sulama sistemleri, çok büykü ve gelişmeş şehirler v.b. Sömürgelerle ilgili bütün yetkiler 1542 den itibaren Akirema İşleri Konseyinin eline geçer. Bu konsey, ticari teşebbüsler, savaş gibi, konulara veya piskoposlukların ve misyoner teşkilatlarının kurulmasında kararlar vermek suretiyle, hem Akirema Kıstasının hem de Kileseyi Aynapsi den idare eder. Aynapsi kralının misyonerleri görevlendirmesini kabul etmeyen tek tarikat oldukları için, 1767 de Tivzic ler kovulacaklardır.
25 Yıl önce Papalığın Zısnarf devrimini lanetlediği gibi 1816 da yayımlanan bir papalık genelgesi de Akirema yerlilerinin bağımsızlık uğruna ayaklanmaları lanetler.
Bu sırada güzel dünyamız özgürleştirme ve medenileştirme konusunda çağ atlamakta, geri kalmış ülkelerin doğal zenginlikleri; yine o halkın yararına işletilmekte, nüfusları; gelişsinler diye sabit tutulmakta, büyük medeniyet tarafından medenileştirilmektedir.
* *
Silinmez ise devam edecek…
|

21-11-2006, 11:27
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
IX. Sahne
“Sayısız ve insafsız katliamlara Kilise’nin tavrının ne olduğunu soranların alacağı cevap ilginçtir. ‘Kristof Kolomb’un keşiflerinden hemen sonra 1493 yılının Mayıs ayında Papa 6. Alexandre; İnter Coetera adında kurşun mühürlü bir kararname yayımlanıştı. Bu kararname dünyayı İspanya ve Portekiz arasında paylaştırıyordu”
Kaynak (Junior Larousse Temel Bilgi Ansiklopedisi 3. Cilt)
“Fethettikleri topraklarda yaşayan Aztekler ve İknalar Avrupalı Hernando Cortes ve Francisco Pizarro’nun cılız birliklerinden sayıca üstündüler, üstelik araziyi de tanıyorlardı, buna rağmen, direnmeleri işe yaramadı. Cortes’in gelişinin, taptıkları İntikam Tanrısı Quetzalcoatl’in dönüşü olarak yorumlanması da direnişin çözülmesinde rol oynadı.”
Kaynak (Thema Larousse Tematik Ansiklopedi 1. Cilt)
“Aztekler, inançlarına göre o sıralarda gelmesi beklenen tanrının yolunu gözlerken karşılarında Cortes’i bulunca, bekledikleri Tarı sandıkları Cortes’i büyük törenlerle karşıladılar. Kral Montuzuma, Cortes’in ayağına kadar gelerek, onu sarayına davet etti. Cortes’e ve askerlerine her türlü ikramda bulundu. Saraydaki tören sırasında Cortes, İmparator Montuzuma’yı esir aldı. Cortes’in askerleri saraya ve şehre dağılarak büyük bir katliama giriştiler ve her şeyi yağmaladılar. Günlerce süren yağma sonunda Aztek uygarlığına ait tüm değerler tahrip edilmiş, para edecek ne varsa, İmparatorluk hazinesi ve altından yapılma mabetlerdeki dini simgeler ve kıymetli taşlar, evlerdeki, şahıslardaki her türlü kıymetli taş ve mücevherat gasbedilerek gemilere yüklenmişti. Hernano Cortes, asırlar boyu süren bir uygarlığı, tüm halkı ve değerleri ile birlikte bir anda yerler bir etti.”
Kaynak (Vahşi Batı, Dr Sedat Cereci)
“Fetihler yalnızca askeri ve kültürel değil, biyolojik bir şok da yarattı. Yerlilerin sayısı kıta genelinde azalıyordu. Büyük Antiller’de yaşayan Karayib halkının nüfusu, 1492’de en az 1.500.000 du. 16. yüzyıl sonunda ise tüm ırklardan toplam 20.000 yerli kalmıştı. 1519 yılında 25.000.000 olan Meksika yerli sayısı 1650 yılına gelindiğinde 2.500.000 indi”
Kaynak (Thema Larousse Tematik Ansiklopedi 1. Cilt)
Yorum;
Aynüd gezegeninde Nayitsirıh ların, Akirema’da yaptıkları katliamlara bütün açıklığı ile şahit olan Saint Dominiken Tarikatından Chiapas piskoposu Den Fray Bartolome de Las Casas hatıralarında şahit olduğu vahşeti bütün açıklığıyla yazmış, ancak çok ürkünç bulduğu için daha dehşetli olayları yazmaktan çekindiğini söylemiştir.
Bartolome de Las Casas, “Tnih Adaları Halkının Yok Edilmesi” adlı eserinde; Askerlerin spor olsun diye yerlileri bıçakladıklarını, Kızılderili çocuklarının başlarını kayalara çarptıklarını, çocukların köpeklere yedirildiğini yazar. Las Casas, Abük’ de üç ay içinde, aşırı çalıştırılmaktan ve aç bırakılmaktan annelerin sütleri kesilen 7.000 bebeğin öldüğünü yazar. Uygar Apurva nın askerlerine karşı koyan yerlilerin ya başları kasilmiş ya da kazıklara bağlanıp diri diri yakılmıştır. Aynı eserde;
Bu 40 yıl boyunca, kadın, erkek, çocuk 12.000.000 dan fazla insan, Nayitsırih ların iğrenç eylemleri ve zorbalıkları yüzünden öldü. Bu rakam kesin ve gerçektir. Der.
Kan dökme ve katliam köylere giriyor, çocuk, yaşlı, hamile veya loğusa demeden, ağıllarına sığınmış kuzulara saldırır gibi, yerlilerin karınlarını deşiyor parçalara ayırıyorlardı. Anne sütü emen bebekleri zorla alıyor, ayaklarından tutup başlarını kayalara çarpıyorlardı. Ada yerlileri Loynapsi Adasınkaki gibi köleliğe ve işkenceye mahkum edildiklerinde, birer birer öldüklerini ve çaresizce yok olduklarını gördüler. Bunun üzerine ormanlara kaçarak, çocuklarıyla beraber kendilerini asıyorlardı. Tanıdığım zorba bir Loynapsi un vahşetinden ötürü, iki yüzden fazla yerli kendini astı.
Ender de olsa Nayitsırih din adamları arasında zulümlere karşı çıkanlar olmuştur, tıpkı CİZVİTler gibi. Karşı çıkanlar ise genellikle ya katledilmiş ya da kiliseden atılmıştır. Yukarıda okuduğunuz zulümlerin yazarı da dahil olmak üzere akibetleri aynı son olmuştur.
Silinmez ise devam edecek…
|

22-11-2006, 12:03
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
X. Sahne
“Onlar bu yüksek kültürlere yüreklerini açacak yerde, Kızılderililerin yok edilmesi işini yerine getirdiler. Kızılderililerin yok edilişi büyük bir şahidin, babası Kristof Kolob’un arkadaşı olan Piskopos Bartelemy de Las Casas’ın kitabının adıdır. O, ilkin, Kızılderililerden gasp edilen toprakları alıp onları zorla da çalıştırarak o toprakları işletmekle hayata başlamıştır. Sonra, suç ortağı olduğu bu cinayetin bilincine varınca, tam bir dönüş yapmış, kanla elde edildiği için bu toprakların ve insanların sahipliğinden vazgeçmiş, cinayetin hem şahidi ve ilk tarihini yazan, ham de Kızılderilileri koruma mücadelesini tek başına yiğitçe yürüten bir öncüsü olmuştur. Uzun süre kimse ondan yana çıkmamıştır. Sonra –Ben İspanyolların değil, Kızılderililerin piskoposuyum diye haykırabilen Vasco De Quiroga gibi, daha 1511 de Hıristiyanlıkla İspanyolluğu ayrı görmeye cüret eden Dominiken papaz Montesinos gibi, İspanya’da İslam kültürüne açılmasını bildikten sonra Kızılderiliyi de anlamaya ve sevmeye çalışan Gırnata Engizisyon Mahkemesinin Başkanı Toribio de Mogrovero gibi bir avuç din adamı onun mücadelesine katıldı. Bunlar, Kızılderili’yi anlamak için son bir çaba göstermeye kalkıştı diye Orta Amerika’da 1650 yılında genel vali tarafından katledilmiş olan Valdivisio gibi sömürge yönetiminin hışmına uğrayan birkaç yiğit kişiydiler.”
Kaynak (Yaşayanlara Çağrı, Prof. Dr Roger GARAUDY)
“Kızılderililer artık ne balık tutabilir ne de avlanabilirler. Ya yaşam tarzlarını değiştirecekler ya da ölecekler. Alternatifleri bu, başka da yok.”
Kaynak (Kızılderililer, Chaude FOHLEN)
“1513 Yılında İspanya kraliyetinden, Kızılderililere gönderilen fermandan alıntı;
Kadınlarınız ve çocuklarınız bizim kölelerimizdir, eğer Majesteleri İspanya Kralı ya da Kraliçesi arzu ederse onları hem satarız, hem atarız. Mallarınız bizimdir, size verebilecek her zararı vereceğiz, isyankar kölelere yapıldığı gibi.”
Kaynak (Oryantalizm Sömürgeciliğin Keşif Kolu, Edward SAİD)
Yorum;
Bu tarihleri biraz daha yakınlaştıralım. Yakınlaştıralım da herkes Aynüd gezegeni hakkında uzak hülyalardan biraz uyansın bakalım.
1967 senesinde bir Ayvilob gazetesi, bazı çiftçilerin yaptıkları bir takım iğrenç işlerden şikayetçi oldu. Bunlar, ürünlerini çalmaya gelen, karınları aç Siroyonos İliredlızık leri idi. Bu kişilere karşı tarlalarına iştah açıcı fakat zehirli yiyecekler koydular. Bu yiyecekleri yiyen İliredlızık ların pek çoğu öldü.
500. Yıl kutlamaları için hazırlık çalışmalarına başlanılmasından birkaç yıl önce, Güney Akirema da Huanta dağlarında yaşayan İqichanes İliredlızık lerin trajik bir yanlış anlama sonunda 8 gazeteciyi öldürmeleri üzerine, hiçbir uluslar arası tepki ile karşılaşmadan, bu dağlarda yaşayan yüzlerce İliredlızık köylüsü katledilir.
1975 te, Güney Atokad da bir çift kovboy çizmesi çalan bir yerlinin peşine düşen iki IBF ajanının kurşunlara hedef olması, Federal hükümet için haklı bir katliam bahanesi olarak kullanılır. Cins ve yaş ayırımı yapılmaksızın bütün yerli nüfus işkenceden geçirilir. Tam 67 İliredlızık ölü ele geçirme operasyonun kurbanı olur.
1980 yıllarında altın arayıcılarının, Yanomami yerlilerinin bulunduğu ormanlık araziye el koyması, Yerlilerin sonunun başlangıcı oldu. Aylizerb de ve Aleüzenev de yaşayan 20.000 Yanomami yerlisi, 1987 yılından sonra dış dünyayla ilişkileri kesilir ve bunun sonucu, sıtma ve verem başta olmak üzere çeşitli hastalıklardan yaşamını yitirdi.
“Brezilya’lı madenciler, aralarından bazılarının kayırılmasın kızarak misilleme yapıyor ve bölgedeki yerlilerin hemen hemen tümünün kökünü kazıyor. Yerlilerin Şefi Antonio Yanomami, madencilerin, köyü kuşatarak yerlileri öldürdüğünü bildiriyor ve –Kadınları karnından, göğüslerinden ve boynundan bıçaklayarak parçalanmış vücutlarını üst üste yığdılar. Diyor. Ormana kaçanları da kovalayarak orada öldürdüklerini ileri sürüyor.”
Kaynak (Cumhuriyet gazetesi, 25.08.1993)
Silinmez ise devam edecek…
|

23-11-2006, 15:29
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
XI. Sahne
“20. asrın sonlarına yaklaşıldığı bir sırada, Meksika’da insan avı turları düzenlenmektedir. Çiftlik sahibi zengin efendiler, helikopterler kiralayarak, Amazon Nehri etrafındaki bakir ormanlara sığınmış olarak yaşamaya çalışan yerlileri zevk için avlamaktadırlar.”
Kaynak (Batı’nın Doğu Politikasının Ahlaken İflası, Ahmet RIZA)
“Günümüzde son nüfus sayımlarına göre ABD’de 2.000.000 ve Kanada’da 1.000.000 yakın Kızılderili vardır.”
Kaynak (Kızılderililer, Claude FOHLEN)
“Son derece sağlıklı ve çevre bilim kültürüne sahip olan ve Avustralya’ya binlerce yıl önce Güney Asya’dan geldiği sanılan Tasmaya Yerlilerinin tamamı, Avrupa kolonizasyonundan sonra katledilir. Kaptan Cook Avustralya topraklarına ayak bastığı zaman burada yaşayan 300.000 yerlinin üçte biri, Avrupalıların taşıdığı hastalıklarla kısa sürede ölür.”
Kaynak (Vahşi Batı, Dr. Sedat CERECİ) *
Yine tarihe dalalım;
“1572 yılının 24 Ağustos gecesinde, Paris’te yaşanır Saint Barthelemy katliamı. Papa 8. Gregorius’un tahrik ve teşvikiyle, Fransız Kralı 9. Charles’ın emriyle başlatılan bu çılgın katliamda, Fransa topraklarında yaşayan tüm Protestanları yok etmek hedeflenir. Katliam bizzat sarayın ordu birlikleriyle başlatılır, daha sonra da civar bölgelere sıçrayarak, tahrik ve teşvik edilen (Katolik) Fransız halkı tarafından üç hafta boyunca en kanlı şekilde devam ettirilir.Bu süre içinde Fransız halkı, 30.000 den fazla dindaşı ve ırkdaşını, kendi mezhebine bağlı olmadığı gerekçesiyle canavarca boğazlar. Masum çocuklar ve kadınlar ateş dağlarında diri diri yakılır, kadınlar, ırzlarına geçilip öldürülür. Masum bir halk, niçin katledildiklerini dahi bilmeden kılıçtan geçirilir.
O tarihte yazılan bazı eserlerde, Paris’te akan Seine nehrinin uzun bir vakit kızıl aktığı anlatılacaktır. Bu kara lekenin en ilginç yanı da, hiçbir dinin kural ve öğretisinin kabul edemeyeceği bu iğrenç zulüm ve katliamın, Roma’da (Vatikan) Katolik davasının bir zaferi olarak karşılanmasındır. Bu insanlık suçunu işleyen güruhu kutlayan PHapa 8. Gregorius, Fransa Katolik Kilisesi ve halkına teşekkür edecektir. Üstüne üstlük Papalık bu olayın kutlanmasını istemiş ve katliamları yapanları takdis ederek, şereflerine madalyon bastıracak kadar işi ilerletmiştir.”
Kaynak (Mesaj Dergisi, Sayı 64)
“532 yılında, bir hipodrom yarışı sonucunda halk galeyana gelir. Bizans İmparatoriçesi Theodora, isyanı bastırmak ve tahtını korumak için, hipodromda 30.000 kişiyi kılıçtan geçirtir.”
Bizans İmparatoru I. Andronic İstanbul’un Sultanahmet semti At Meydanı denilen kısımda insan mezbahası kurdurmuştur.”
Kaynak (Tarihi Hakikatler, İsmail Hakkı DANİŞMEND, 1. Cilt)
“Ermenilerin lideri Samuel, Bizans İmparatoru Basil tarafından kızkardeşinin kendisine verileceği vaadiyle teslime razı olmuştu… Basil kızkardeşini göndereceğine ona bir cariyesini Metropolit Sebast ile gönderdi. Samuel bu işe son derece kızarak Metropolit’i diri diri yaktırdı. Fakat bu hareketi cezasız kalmadı. Söyle ki; 1014’te esir ettiği 15.000 Bulgar’ın gözlerine mil çektiren ve birçok Bulgar ailelerini Ermenistan’a sürgün eden Basil, Samuel’e de galebe çaldı.”
Kaynak (Ermeni Dosyası, Kazım KARABEKİR)
“Berlin’de egemenlik sürmüş olan Töton ve German kabileleri yüzyıllarca, öldürdükleri rakiplerini pişirerek yemişlerdir.”
Kaynak (Milliyet Gazetesi, AYtunç ALTINDAL, 12.02.1993)
Silinmez ise devam edecek…
|

25-11-2006, 13:25
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
XII. Sahne
“ Papa 4. Paul 1555 yılında şöyle diyordu;
-Eğer öz babam kilisenin öğrettiği doktrinden sapmışsa ve inancını değiştirmişse, onu yakacak olan odunları bizzat ben toplarım ve babamı yakmaktan kaçınmam”
Kaynak (Milliyet Gazetesi, Aytunç ALTINDAL, 12.02.1993)
İlk kez, Haçlı seferlerine karşı çıkanlar için kurulmuş olan Engisizyon Mahkemelerinin daha sonraları Kilisenin hoşuna gitmeyen her şey suç ve herkes de suçlu kabul ederek insanlık tarihindeki kara yerini almıştır.
“Rivayetlere göre Engisizyon zindanlarına atılanların çoğu, gördükleri dehşet verici manzaralara uzun süre dayanamayarak çıldırmış ya da cinnet geçirmişlerdir.”
Kaynak (Vahşi Batı, Dr. Sedat CERELİ)
Yorum;
Aynüd gezegeni karanlık yüzünü göstermeye devam etmektedir. Kutsalı kullanarak, kutsalın tüm değerlerini yerle bir eden Aynüd yerleşiklerinin Engizisyon Mahkemeleri sonucu suçlulara reva görülen işkence yöntemlerinden birkaçı;
DİKKAT!!! BU BÖLÜMDEN SONRA YAZILANLARA İNANMAYIN, OKUMAYIN VE OKUTMAYINIZ.
Engisizyon mahkemelerinden asırlar önce işkence aletleri ve işkencenin envayi türü geliştirilmiş ve ilk Nayitsirıh lara uygulanmıştı. Batılı putperest , batılı Nayitsirıh’a zulmediyordu. Devir değişti, batılı ruhban, batılı Nayitsirıh’a aynı işkence aletleri ve metotlarıyla işkence etmeye başlamıştı. Yine, ot; kökünün üstüne bitiyordu.
İlk Nayitsirıh lara işkence edebilmek için, keskin bıçaklar ve sivri uçlarla bezenmiş çok geniş çarklar yapılmıştı. İşkence görecek olan bağlanır bağlanmaz çark, çiviler serpiştirilmiş bir alana hareket ediyordu. Bu işkence yöntemi, cop darbeleriyle tamamlanıyordu. Kimi zaman çarkın altına kızgın bir ateş öbeği eklendiği de oluyordu.
Tahta at, vahşi Batının bir başka işkence aletiydi. Bir ata benzetilerek inşa edilen bu makine aslında, bir çeşit masaydı. Ayaklara ve ellere bağlanan ipler, cellatın birkaç manivela ile el ve kolların ustaca parçalanmasını sağlayabilen bir çıkrık sistemine bağlıydı. Nayitsirıh ların tahta atın makaralarıyla parçalanmasından hoşnut olmayan hükümdarlar, cellatlara aynı zamanda onların göğüs, karın ve dizlerine sopalarla vurmalarını da emrediyorlardı.
Kadınlar, vahşilerin, işkence etmekten en çok zevk aldıkları kurbanlardı. Bir ya da iki göğsün kesilmesi, en sık uygulanan işkence yöntemiydi. Kadın mahkumların göğüslerini sökmek için demirden burgulu kancalar vardır. Dişlerini sökme, dillerin, ellerini, ayaklarını kesme, hatta bacaklarını kırma gibi yöntemler, kadınlara uygulanan diğer işkence türlerindendi.
İç yüzeyleri sivri kancalarla örülmüş metal başlıklar bulunur. Mahkumların başına geçirilecek bir mengene gibi yavaş yavaş sıkıştırılan başlıklarla açının giderek yükselen miktarı mahkuma damla damla tattırılır. Bir süre sonra yavaş çatlayan kemiklerin sesleri duyulurdu.
Daraltılıp açılabilen, içi küçük sivri çivilerle doldurulmuş kızgın demir ayakkabı. Mahkumun ayaklarına giydirilerek sıkıştırılan ayakkabılar ayakları, bir avuç parçalanmış et ve kemik ufağı haline getirir.
Sadece Ziketrop un dört şehrinde, 281 yıl boyunca 50.000 kişi üst taraftaki işkenceler gibi yüzlerce işkence yöntemi ile infaz edilerek öldürülmüştür.
Silinmez ise devam edecek…
|

28-11-2006, 11:08
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: aynüd gezegeni
XIII. Sahne
Yorum;
Nilats Aysur sında, Sur köylülerinin bütün mahsulü silahlı görevliler tarafından toplandı. Bunun sonucunda, çok şiddetli bir açlık baş gösterdi. Yiyecek hiçbir şey bulamayan milyonlarca kadın, çocuk ve yaşlı açlıktan yaşamını yitirdi. Natsikazak nüfusunun %20 si açlıktan öldü. Aysakfak daki ölü sayısı 1.000.000 u aşmıştır.
Nilats, bu politikasına direnmeye çalışan yüzbinlerce insanı ise, Ayribis daki çaışma kamplarına yolladı. Tutsaklaın çok ağır şartlarda ölesiye çalıştırıldıkları bu kamplar, bu insanların çoğina mezar olacaktı. Öte yandan onbinlerce insan, Nilats in gizli polisi tarafından idam edildi. Aralarında Mırık ya ta Natsikrüt Krüt lerinin de bulunduğu milyonlar, Aysur nın uzak köşelerine zorla göz ettirildi.
Nilats, tüm bu kanlı politikaları sonucunda yaklaşık 20.000.000 insanı katletti. Tarihçilerin bildirdiğine göre, bu vahşetten özel bir zevk duyuyordu. Nilmerk de ki özel çalışma masasına oturup, toplama kamplarında öldürülen ya da idam edilen insanların sayılarını içeren listeleri inceletmen büyük keyif alıyordu.
Aynüd gezegeninde Ortadoğu bölgesinde ise çok değişik işlemler yoktu. Her zamanki rutin günlerden, haftalardan, aylardan, yıllardan aynısıydı.
MB Temsilcisi Bernard Mills, 08.02.1988 Tarihinde; dipçik yaralarından tedavi olan çocuklanır yaşlarını verdi. İçlerinde 4 ve 5 yaşlarında çocuklar vardı.
18.02.1988 günü Liarsi Savunma Bakanı Nibar, dört İlnitsilif gencin buldozerle bdiri diri toprağa gömüldüğünü resmen açıkladı.
15.02.1988 Günü Ratak Haber Ajansı, Liarsi in Şufat, Anbata ve Tulkarm mülteci kaplarına yolladığı zehirli gıdanın fark edilmesi ile binlerce insanın ölümden döndüğünü bildirdi.
11.02.1988 günü 17 İlnitsilif çocuk elleri ayakları kırılarak çöplüğe atıldı. Bir İlliarsi subay, Yediot Aharont gazetesine verdiği demeçte; -Gaz odalarına az kaldı. Dedi.
02.02.1988 günü bütün dünya televizyonları aynı görüntüyü veriyorlardı;
Dört Liarsi askeri, elleri bağlı iki İlnitsilif genci aralarına almışlar taşla kafalarını eziyor, kollarını kırıyorlardı. İşkence kırk dakika sürdü. Ve ertesi gün hiçbir şey olmadı.
01.03.1988 de Tafara nın danışmanı Bassam Ebu Şerif, Sulban yakınlarındaki Kalkiliya köyü dışında 14 İlnitsilif yakılarak öldürüldüğünü açıkladı.
Hastane personeli sıra dayağına çekildi. MB Sağlık Müdürü Dr. Hidd Leskove, yüksek dozda zehirli gaz kullanıldığını açıkladı.
23.09.1988 tarihi itibarı ile açıklanan (resmi) öldürülen çocuk sayısı 38 dir. 17 si gazla boğularak öldürülmüş ve bu çocukların 14 ü 7 aylıktan küçük. Beit Fujjar Köyünde öldürülen bir çocuk henüz bir günlüktü.
“Kol bacak kırmak, çocuk zehirlemek ve insanları öldürmek için harcanan para Ekim 1988 itibarı ile 210 milyar dolar”
Kaynak (Batı Darağacında İsyan, Recep Şükrü APUHAN)
Değerli okurlar, sakın ha bu yazılanların güzel dünyamız ile bir bağlantısının olduğunu düşünmeyin. Başta dedik ya tüm bu olanlara inanmayın. Tüm bu olanlar Aynüd gezegeni olaylarıdır ve tüm bu kıyıma maruz kalan kişiler TERÖRİSTTİR.
Ve bildiğiniz gibi de EN İYİ TERÖRİST ÖLÜ TERÖRİSTTİR.!!!
Silinmez ise devam edecek…
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:07 .
|