
03-03-2014, 11:30
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Feb 2014
Mesajlar: 649
|
|
MRBEKTAS99´isimli üyeden Alıntı
Ve ne zaman mantikli dÜsÜnmeye baslayacagimi nasil anlİcam?
|
Sana tavsiyem:
Sence bir yaratıcı var mı? Bunun cevabını yine sen vereceksin...
Şu evrenin belirli kurallar çerçevesinde müthiş bir düzen içerisinde yürüdüğüne sanırım hiç kimse itiraz etmez.
Bu konuda bol bol inceleme yapmanı tavsiye derim. Otur incele...İnsanın anne karnında oluşmasını incele ne bileyim gezegenleri incele ya da atom altı parçacıkları incele...
"Âdemoğlunun bildiği her şeyin bilmek istediğinden ibaret oluşu yüzünden biz insanlar birbirimize yardım edemiyoruz."
|

03-03-2014, 13:02
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Mar 2014
Mesajlar: 10
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Sence evreni tanri yaratti ise, tanriyi kim yaratti?
|
Bu soru da çok sorulan sorulardan biridir.SONUNA KADAR OKUMAMA İHTİMALİN FAZLA,KABUL ETME İHTİMALİN SIFIR OLMAKLA BERABER YİNE DE ANLATALIM...
Ben bu soruyu,Muhammed'in (sav) Peygamberliğinin bir mucizesi olarak görüyor ve verdiği gaybî ihbarın gerçekleşmesi karşısında boynumu büküp "Eşhedü enne Muhammede'r-Resûlullah." diyerek şehâdet ediyorum ve sizi de buna davet ediyorum.Kıyâmete kadar olup bitecek her şeyi dosdoğru söylemiştir.Daha sonra meydana gelecek olaylar hakkında verdiği hükümler,söylediği şeyler o kadar isabetlidir ki;yeri geldiği zaman hepsi de aynı aynına doğru çıkmıştır.İşte,bu da onlardan bir tanesidir.Buyurur ki:"Bir gün gelecek ayağını ayağının üstüne atarak -gurur,kibir,enâniyet içinde ve her meseleyi halletmiş gibi- bunu Allah yarattı,şunu Allah yarattı,Allah'ı kimi yarattı?" diyecekler.(BUHARİ BED'UL HALK-11,MÜSLİM İMAN 2/4)Asıl meseleye gelince,bu da,inkarcıların ortaya attıkları sorulardan biridir.Çok defa,körpe beyinler bu türlü soruların altında kalır ve ezilirler.İnsan beyni ve algısı sonsuzluğu anlayamaz ve kavrayamaz;sebeplerin zincirleme uzayıp gitmesini ve böyle bir aldatmacanın bir şey ifade edip etmemesini kat'iyen değerlendiremezler.
Bundan ötürü tereddüde düşer de zanneder ki Allah da bir sebeptir;tıpkı herhangi bir sebep gibi...Ve Allah'ı meydana getiren bir sebep vardır ki,Allah,ona göre sonuçtur.Bu,bir yanlış kanaatin neticesidir.Ve temelinde de Yaratanın bilinmemesi vardır.Allah sebeplerin müsebbibi ve varlığının evveli yoktur.Bugüne kadar kelamcılar,sebeplerin,böyle zincirleme devam edip gidemeyeceğini belli yöntemlerle ortaya koyarak Allah'ın varlığını ispata çalışmışlardır.Onların,bu husustaki düşüncelerini bir iki misalle kısaca anlatmakta fayda var.Sebeplerin zincirleme (teselsül) devam edip gideceğini düşünmek,o sebeplerin mahiyetini bilmemenin ve Yaratıcı'dan gaflet etmenin ifadesidir.Eşyanın sonsuzdan beri süregelen bir kısım sebepler zincirinden ibaret olduğuna ihtimal vermek doğru değildir.Böyle bir şeyi mümkün görüp ihtimal vermek bile bile bir aldanmışlıktır.Mesela,yeryüzünün yeşermesi,hava,su ve güneşe bağlı olsun;hava,su güneş de bir kısım madde parçacıklarına;oksijen,hidrojen,karbon,azot...vs. gibi..bu madde parçaları da daha küçüklere ve onlar da kendilerinden küçüklere...Bunun böyle uzayıp gitmesine ihtimal vermek ve eşyanın bu yolla izah edileceğine inanmak bir aldanma ve mugalatadır.Hele,bir yerde,bunun karşısına anti-madde,anti-atomla çıkılıyor ve metafizik fiziğe galip geliyorsa...Ve hele,ilk ve son bütün sebepler müthiş bir ahenk içinde birer kanun,birer memur gibi hareket ediyorlarsa!..Evet, "Şu şundan,şu şundan,şu da şundan..." demek,herhangi bir meseleyi halletmesi şöyle dursun,bilakis,her şeyi içinden çıkılmaz hale getirmektedir.Zira,böyle bir meseleyi mümkün görmek,tıpkı "Yumurta tavuktan,tavuk yumurtadan..." düşüncesinin ilelebet sürüp gideceğine ihtimal verme gibi bir safsataya benzer ki;bunlardan tavuk veya yumurtayı,Kudreti Sonsuz,Ezeli bir Zat'a vereceğimiz ana kadar,iddialar hep mesnetsiz sayılır.Aksine,bunlar varlığı kendinden olan Yüce Yaratıcı'ya isnat edilince mesele birden aydınlığa kavuşur.Ondan sonra,tek bir hücre olarak yumurtanın yaratılmış olması veya kendi neslini devam ettirmek için tavuğun yaratılmış bulunması ve yumurtanın ondan çıkması arasında fark yoktur.Bunu böyle kabul etmeyip de "O ondan,o da ondan..." demekle hiçbir şeye aydınlık getirilemeyeceği gibi,cevaplandırılan her soruyla beraber birkaç tane de soru ve sorun ortaya çıkacaktır.Mesela,yağmur,buluta bağlı;bulut,+ ve - taneciklere,onlar buharlaşma olayına,o da suların mevcûdiyetine ve nihayet o da suyu meydana getiren unsurlara...Böylece sebepler zinciri,belki birkaç adım daha ilerleyerek devam eder durur;ama durduğu yerde yine "Şöyle de olabilir, böyle de" diyerek insan kendini varsayımların kucağında hisseder ve onlarla tatmin olmaya çalışır.Bu ise, fevkalâde bir nizam;bir âhenk ve birbiriyle münasebet içinde,bir hikmet eliyle meydana geldiği sezilen bütün eşyayı çocuk hezeyanlarıyla izah etmeye yeltenmekten başka,bir de ilimlerin ufkunu ve hedefini karartmak demektir.Oysaki,her sonuç için mutlaka makul bir sebebe ihtiyaç vardır.akıl ve mantık dışı sebeplerin uzayıp gitmesi,uzayıp gitmenin kerameti olarak makul hale geleceğini düşünmek,imkansızı mümkün görmek gibi bir hezeyandır.Şimdi bir örnekle konuyu aydınlatmaya çalışalım.Mesela:Ben,arka ayakları olmayan bir sandalye üzerinde oturuyorum.Sandalye,düşmemesi için,kendisi gibi bir diğer sandalyeye dayandırılmış,o da bir başkasına...sonsuza kadar devam edip gidiyor.Bu hal,zaman ve mekânlara sığmayan rakamlarla sürüp gitse de,arka ayakları olan ve yere tam oturan bir mesnede dayandırılmadıktan sonra,işi zincirleme uzatıp durmak,sandalyeye arka ayak olamayacaktır.Bir başka numune,mesela:Önümüzde bir sıfır olduğunu düşünelim.Bu sıfır, solundaki bir rakamla omuz omuza gelmedikten sonra,soyut sıfırların çoğaltılması kesinlikle ona bir değer kazandırmayacaktır.Trilyon defa trilyon sıfırlar peşi peşine sıralansa dahi,kıymet yine sıfır olacaktır.Ne vakit soluna bir rakam konulacak,işte o zaman sıfır da solundaki rakama göre bir kıymet alacaktır. Bu,şunu ifade etmektedir:Bir şeyin tek başına varlığı yok ve kendi kendine kaim değilse,kendisi gibi muhtaçların ona varlık bahşetmelerine ve esas olmalarına imkân yoktur.Hep aynı şeye muhtaç ve aynı hususta aciz olanların bir araya gelmesi,ihtiyacı çoğaltma ve aczi arttırmadan başka bir işe yaramaz.Kaldı ki sebeplerin müdahalesi kabul edilse bile,fiziğin sarsılmaz kanunlarından etkenlerin uyumu prensibine göre,sebeple sonuç arasında makul bir münasebetin bulunması şarttır.Buna göre,mesela yer kürenin hayata müsait hale gelmesinden,insanın düşünür bir varlık olmasına kadar,her şeye bir sebep bulmak,hem de makul ve o neticeyi elde etmeye gücü yetebilecek bir sebep bulmak lazım.Oysaki,dünyanın şu andaki durumundan;yani hızı,Güneş'e olan mesafesi,atmosfer tabakası,periyodiği,hikmetli meyli,atmosferi teşkil eden gazların ihtiva ettiği maslahatlar..gibi hususlardan tutun da,onun toprak ve bitki örtüsüne;denizlere ve onlarda cereyan eden esrarlı kanunlara,rüzgarlar ve onların yüklendikleri vazifelere kadar binlerce,yüz binlerce olay öyle bir uyum içinde sürmektedir ki;bütün bunları kör-sağır sebeplere ve serseri tesadüflere havale etmek,aklın kendi kendini nakzetmesi ve çürütmesi demektir.Yüce Yaratıcı'nın her eserinde kendine ait işaret bulunması,O'nun varlığına bir değil,binlerce delildir.Evet,her şey sonradan var olmuştur.Var edense Allah'tır.Allah,Allah olduğu için,yaratılmamıştır.Yaratılan her şey mahlûk ve muhtaçtır.O ise,varlığı kendinden ve kimseye muhtaç olmayandır.Her şey gidip O'nda son bulmakta;bütün karanlıklar,izah edilemeyecek gibi görünen şeyler,O'nunla aydınlığa kavuşmaktadır.Var eden O,varlığı sürdüren O,çeken O,iten O ve bir hedefe götüren de O'dur.Artık,O'ndan öte bir şey yoktur ki,O'na da bir sebep aransın!..Bunu da yine bir-iki basit örnekle açıklamaya çalışalım:Meselâ,vücudumu ayaklarım taşıyor,ayaklarımı da zemin.Artık böyle mâkul bir taşıyıcı bulduktan sonra bunun ötesinde yeni sebepler aramaya hiç de gerek yoktur.meselâ  iyelim ki,trenin en arkadaki vagonunu onun önündeki hareket ettiriyor;onu da bir diğeri;onu da bir başkası;nihayet gelip lokomotife dayanınca;o,kendine has gücü,kuvveti,yapısı ve işleyişiyle "Kendi kendine hareket ediyor." deriz.Verilen bu misaller,Allah'ın yarattığı eşyadan ve aldanmış akılların yeni yeni sebeplerle lokomotif değiştirmeleri mümkün olacak cinsten misallerdir.Ne var ki,durmadan lokomotif değiştirseler bile,tıkanıp kaldıkları noktaya "İşte sebeplerin bitişi."deyip suratlarına çarpacağız.Burada zihinleri bulandıran diğer bir mesele de,sınırlı düşünen insanoğlunun,ezel mefhumunu kavrayamayarak,maddeyi ezelî görmesi,daha sonra da,rakamlarla izah edilmeyecek bir geçmiş içinde,hiç olmayacak bazı şeylere olabilir ihtimalini vermesidir.Bir kere ezel gelmiş zamanın sonu değil,o bir zamansızlıktır.Zamanlar,kentrilyon defa "kentrilyon" seneleriyle,ezel karşısında bir saniyenin yüzde biri bile olamazlar.Oysaki,sebeplerin teselsülünde bir esas olan maddenin bir başlangıcının bulunması bugün hemen herkes tarafından bilinip kabul edilen bir mevzudur.Elektronların hareketi,çekirdek fiziğindeki sır,devamlı radyasyon yayan Güneş'teki esrarlı işleyiş ve termodinamik kanununun kâinat çapındaki geçerliliği,her şeyin bir sonu olacağına dair yıldızlar büyüklüğünde ve güneşler parlaklığında binbir mesajdır.Sonu olan her şeyin bir başlangıcının bulunması ise,üzerinde münakaşa yapılmayacak kadar açıktır.Onun içindir ki bizler madde ve maddeden meydana gelen her şeye, bugün var olsa dahi, yarın yok olacağı nazarıyla bakmaktayız. Ancak, kâinatların derece derece eriyip gitmesi, maddenin yavaş yavaş tükenmesi, çoklarını aldatabilecek mahiyette ve oldukça yavaştır. Ne var ki, yavaş da olsa, uzun bir geçmişten bu yana gelişip genişleyen dünyalar, bir gün büzüle-çekile mutlaka silinip gideceklerdir. Evet madde bugün var ise de, bir kısım pozitif neticelerin ışığı altında, başkalaşmaya doğru gittiğinden kimsenin kuşkusu yoktur. Şimdi bunu size, yine bir tren misaliyle anlatmaya çalışalım ama lütfen trene bakan başka varlıklar gibi bakmayalım olaya:
Farz ediniz ki, İzmir'den kalkan bir tren, "50-55" km ötede bulunan Turgutlu istikametine hareket etti. Hareket esnasında trenin hızı saatte "55" kilometredir. Buna göre, trenimiz bu mesafeyi ancak bir saatte alabilecektir. Bu hızla yarım saat kadar yürüyen tren, yolun geriye kalan kısmında hızını tam yarıya düşürür. Buna göre, yolun henüz kat edilmedik 27.5 kilometrelik mesafesi kalmıştır ki, hızını yarıya düşüren tren bu 27.5 kilometrenin ancak yarısını, yarım saatte alabilecektir. Bu tempoyla hareket eden tren yarım saat gittikten sonra yine hızını yarıya indirdiğini düşünelim; geriye kalan kısmın yarısını da yarım saatte kat edebilecektir. Böylece her yarım saatte bir hızını yarıya düşüren tren, âdeta hiçbir zaman Turgutlu'ya ulaşamayacaktır: 'Aslında mesafeler bitecek ve varılması gerekli olan yere mutlaka varılacaktır. Ancak, bu tempo ile hareket edildiği sürece, insan hiçbir zaman oraya varamayacağını zannedecektir.Bunun gibi, madde de bir çözülme ve inhilâle doğru gitmektedir.Bu birkaç milyon sene sonra dahi olsa mutlaka tahakkuk edecektir.Ve,Varlığı Kendinden olanın dışında her şey yok ollup gidecek,sadece O kalacaktır.Netice,Allah bizzat var ve her şeyin yaratıcısıdır.O'na yaratılmışlık isnadı,Yaratıcı'yı yaratılandan ayıramama gibi bir düşünce sefaletidir.Bu türlü ürpertici bir tasavvuru ortaya atan zavallı inkarcılar,akıllı görüneyim derken,akılla nasıl zıt düştüklerinin farkında bile değillerdir.Evet bugün artık,birinin kalkıp maddeye,ezeliyet kesip biçmesi ve Allah'ı inkâr etmesi oldukça garip ve garip olduğu kadar da bağnazca bir iddiadır.Ne var ki,eşya ve olayları gerektiği gibi algılayamayan bir kısım materyalistler,maddenin ense köküne inen çözülüp dağılmayı,atomun karşısına dikilen tükenişi,mânâ ve neticeleriyle sezip idrak edecekleri güne kadar düşüncelerinde hakikatsiz,beyanlarında yalancı olmalarına rağmen,bir kısım safderûn kimseleri aldatmaya devam edeceklerdir.
İşin doğrusunu,ilmi bütün eşyayı kuşatan Allah bilir.
Konu babageldi tarafından (03-03-2014 Saat 13:04 ) değiştirilmiştir.
Sebep: düzeltme -düzenleme
|

03-03-2014, 14:34
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jan 2013
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 51
|
|
MRBEKTAS99´isimli üyeden Alıntı
ArkadaŞlar cİdden Çok soru soruyorum, neredeyse herbİrİnİze mesaj gÖnderİyorum ama ben hala budİzm, ateİzm, deİzm ve agnostİsİzİm de kaldim ya
sİzce hangİsİnİ seÇeyİm? Fİkİrlerİnİz nelerdİr? LÜtfen yardim edİn.
Agnostİsİzm bİraz daha yakin gelİyo ama onun da İkİ kolu var: Tanri varmiŞ gİbİ yaŞayanlr, tanri yokmuŞ gİbİ yaŞayanlar. Sİzce hangİsİ daha dogru?
|
"Sen ateist ol" , "sen deist ol" dediğimizde gerçekten ciddiye alacak mısınız söylediklerimizi ? O halde sizin düşünceleriniz neden var ?
Sizin kendinizi ateist , deist yada agnostik olarak tanımlamanıza ihtiyacınız yok . Tanrının olup olmaması çok önemli olmamalı artık sizin için . Siz bildiğiniz gibi yaşayın . Hayatınıza değer katmaya çalışın . Mutlu olmaya çalışın . Kendiniz olmaya çalışın. Diğerleri ikinci planda .
Ama illa da kendinizi bunlardan birisiyle tanımlamak istiyorsanız cevabı yine sizde gizli . Tartışmalara katılın . Kendi fikirlerinizi savunmaya çalışın . İlk başlarda fikirleriniz sürekli olarak değişebilir . Bu gayet normal . Sabir fikirli olmak iyi bir şey değil zaten . Fikirlerin değişkenlik göstermesi düşündüğünüz anlamına gelir.
Sevgiler , saygılar
|

03-03-2014, 16:07
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.557
|
|
Sevgili babageldi,
babageldi´isimli üyeden Alıntı
DÜŞÜN EY İNSAN SENİ ALLAH NEDEN YARATTI
ibret al ki mahlukata üstün bir beden yaptı
EMRETTİ ATEŞ BİLE İBRAHİMİ YAKMADI
MUHAMMEDLE MÜJDELEDİ NURUNU TAMAMLADI
|
Çok düşündüm.
Allah, Arapların yerel putlarından biridir, İslamdan önce de vardı, başka çoğrafyalarda da bir çok Tanrı uyduruldu. İnsanlık tarihinde 4000 civarında din, 3000 civarında Tanrı gelip geçmiş. Bu dinleri, Tanrıları bir kenara atıp Allah ve İslam demem için bir tek mantıklı, geçerli kanıt, somut sebep söyleyebilir misiniz?
Örneğin,
|
ibret al ki mahlukata üstün bir beden yaptı
|
Neden leoparı ceylandan güçlü yarattı? Leoparın ayrıcalığı neydi, ceylanın suçu neydi? Biz neden leoparların ve ceylanların yaşama alanlarını işgal ediyor, neslini tüketiyoruz?
Nesinden ibret alayım bu -güçlü olanın hayata kaldığı- adaletsiz dünyanın? Hayvanları kesip yemek için gün yüzü göremedikleri ahırlara dolduracak, etini, sütünü, yumurtasını çalacak zekaya sahip olduğum için şükür mü edeyim?
Veya sakat doğmadığım, zulme uğramadığım için şükür mü edeyim?
Örneğin,
|
EMRETTİ ATEŞ BİLE İBRAHİMİ YAKMADI
MUHAMMEDLE MÜJDELEDİ NURUNU TAMAMLADI
|
Kim demiş ateş İbrahim'i yakmadı diye? Kanıt?
Kim demiş Muhammed peygamber ile nurunu müjdelediğini? Yoksa Muhammed peygamber mi?
Binlerce kanıtsız iddia içinden neden Allah ve İslam?
Binlerce kanıtsız iddia içinden neden Rab ve Hıristiyanlık?
Binlerce kanıtsız iddia içinden neden Yahve ve Musevilik?
Kanıt?
Uydurma, çıkarım, boş laf, dedikodu, masal, felsefe değil, kanıt...
Bir tek somut kanıt, fazla değil, sadece bir tane yeterli.
Felsefe açısından bakacaksak Muhammed peygamberin felsefesiyle Konfüçyüs'ün felsefesini karşılaştırın. Konfüçyüs, Muhammed peygamberden yaklaşık 1000 önce yaşamış.
Sevgiler
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

03-03-2014, 17:10
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Feb 2014
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 92
|
|
Anliyorum artik
teŞekkÜr ederİm hepİnİze
|

03-03-2014, 17:50
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Feb 2014
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 92
|
|
Ben Şu an cİdden budİst olmak İstİyorum ama bİ yandan da "ya buda dİye bİrİ yaŞamadiysa" ve ''ya kİtaplari fİlan deĞİŞtİrİldİyse'' dİye bİ ŞÜphem var.
|

03-03-2014, 19:16
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Feb 2014
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 92
|
|
Ama bÜyÜynce dÜŞÜnceler bence deĞİŞmİyo. ÇÜnkÜ kendİmİ bu yaŞtan ne aliŞtirdiysam Öyle gİdİyor.
|

03-03-2014, 19:58
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Bana kalirsa sen bir din mensubu olmaya calisacagina, derslerine calis. Su anda daha cok yarayacaktir isine. Inanc, veya inancsizlik, senin kendini yetistirmenle, kendiliginden gelecektir.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

03-03-2014, 20:12
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Feb 2014
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 92
|
|
Zaten derslerİmde baŞariliyim
|

03-03-2014, 21:06
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
babageldi´isimli üyeden Alıntı
Bu soru da çok sorulan sorulardan biridir.SONUNA KADAR OKUMAMA İHTİMALİN FAZLA,KABUL ETME İHTİMALİN SIFIR OLMAKLA BERABER YİNE DE ANLATALIM...
|
Yazmis oldugun yazida, ben sorunun yanitini alamadim.
Eger sorunun yanitini verdigini dusunuyorsan, o yazinin neresinde verdigini alintila ki; onun uzerinden gidelim.
Soru su; Tanriyi kim yaratti?
Ayrica su cumledeki "la ilahe illallah" Allahtan baska ilah yoktur, tapacak"
Demekki Allah bir ilah ve ondan baska da ilahlar var.
Nedir diger olan ilahlar?
Onlarin icinde neden "tapilacak olan sadece Allah"
Ozel olarak ta, Allah'ini kim yaratti?
Cunku Allah, insanoglunca Tanri vasfi verilen fizik otesi yaratimlardan biridir, digerlerinden farki nedir?
Genel soruda da, "tanriyi kim yaratti?" sorusunda da Tanri tum bu fizik otesi yaratimlarin semboludur, yani sadece Allah degildir.
O yuzden yanitin sadece Allah ozeli uzerinde degil, Tanri geneli uzerinde de olmasi gerekir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:34 .
|