Deist_tr´isimli üyeden Alıntı
İlginç olanı, mehdi iddiasında olan kişilerin akıl sağlığına şüphe ile yaklaşan inançlı kişilerin kendi peygamberlerinin akıl sağlığından son derece emin olmalarıdır.
|
Bu aslında oldukça güzel bir konudur, yıllardır bu mesele üzerinde de kendimce kafa patlatmışımdır, hatta bu konuyla ilgili olarak
Suçlu kim? diye bir şiirde yazmışımdır.
Bu konunun iyice anlaşılması için kişinin kendi "öz eleştiri" kanallarınıda sonuna kadar açması lazımdır.
Zira bu durum sadece dindarlarla veya belli bir kesimlerle, gruplarla sınırlı değil, tüm insanlarla sınırlıdır, yani ortada insani bir durum vardır.
Bizler bir kural/ölçü koyduğumuzda bu evvela bizi bağlar.
Doğru/yanlış yalan/gerçek iyi/kötü vs.ler zaten içimizdedir.
Bunlar daha önceki deneyimlerimiz sonucu bilinç altımıza yerleşmiştir.
Yalanı biliriz, zira önceden çok yalan söylemişizdir.
Suçu biliriz, önceden çeşitli suçlar işlemişizdir. vs.
Bilgi dediğimiz şeyde yaşam ve yaşantı ile alakalıdır, bizler yaşamadığımız şeyide aslında bilemeyiz.
Daha net söyleyeyim, biz (evvelimizde) sahtekarlık yapmadıysak, karşımızdakinin sahtekar olup olmadığını bilemeyiz..
O zamanda ortaya şu çıkıyor.
Birini sahtekarlıkla suçlayanın kendi ne kadar doğrudur?
Neyse daha fazla ileri gitmeyeyim, zira bu mesele dediğim gibi "Öz eleştiri" meselesidir, kendini öz eleştirmeyen için, adeta kapalı bir kutudur.
İp çekilip tuzağın kapanması gibi, kişinin kendi kendini tuzağa yakalatmasıdır.
İsa zamanında bir kadın ve erkek zina suçundan meydanda toplanmış ve tam taşlanacağı sırada.
İsa durun demiş.
İçinizden zina etmeyenler taşı atsın deyince,
Teker teker herkes çekilmiş, çünkü herkes geçmişinde bir şekilde zina etmiş.
Aynen bunun gibi birini sahtekarlıkla suçlamak, ancak kişinin kendinide suçlaması olur ki Mehdi yalancıysa, bu peygamberde yalancı demek olur.
veya birini kafirlikle suçlamak, kendininde kafirlik pençesinde olduğunu gösterir.
Hasılı bizler birbirimizin AYNA 'sıyızdır...
Karşımızda ki aslında bizden yansıyanı yansıtandır.
Bu yüzden tasavvufta "her gördüğünü Hızır bil" veya "Deme şu şöyle böyle, yerindedir o öyle" gibi ölçüler vardır ki AYNA meselesiyse kişi kendini daha iyi tanıya.
Yoksa AYNA ları kırmaya çalışmakla kimse kendini tanıyamaz.
Konuya dönersem Hasan mezarcıyı zamanında milletvekili iken bir kaç kez Hacıbayramda sohbetini biraz dinlemiştim, o zamanlar öyle Mesih filan davaları yoktu, aklı başında görünüyordu ama sonradan tozuttu tabii.
İnsanın gerçeklik algısını kaybetmesi kötü bir şey elbette, fakat zamanında kafalarıda çok karıştırdı.
Mehdi/Mesih bakımından Hacıbayram oldukça bereketli bir yerdir, bende onlarcasıyla konuşmuşumdur.
Bunlara eski deyimle meczup denir, yeni deyimle psikolojik sorunlu densede, ben onlara sahtekar veya yalancı demeyi çok uygun bulmuyorum.
Onlarda bir şekilde kendi doğrularını yaşıyorlar, belki rüyada gibi yaşasalar da bu açıdan peygamberlerden çok farklı değiller.